• Türkçe
  • English

FMGTEK 2019 - Kongre Kitapçığı





Identification Of Science Teacher Candidates’ Logical Thinking (reasoning) Skills Through Timss Items: Mersin University Sample


Rabia Çimen1, Feride Ercan Yalman2
1yok
2Mersin Üniversitesi


Abstract No: 46 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

This study aimed to determine science teacher candidates’ logical thinking (reasoning) skills with the help of reasoning skills items included in TIMSS released for access. In this respect, the educational year-based cognitive level of science teacher candidates who answered the reasoning questions in TIMSS achievement test was examined in terms of logical thinking sub-dimensions. Science education aims to contribute to the development of students' logical reasoning, critical thinking and problem-solving skills. In terms of cognitive areas included in TIMSS achievement test, it is seen that most students in Turkey can answer the questions that test knowledge whereas they have difficulty in questions that relate to application and reasoning. Identification of science teacher candidates’ reasoning skill levels with the help of TIMSS questions by also taking into account the long-term education of science teachers gives the study a unique character. A research model was designed in this study in accordance with the quantitative research approach. The research was designed based on descriptive study model. Descriptive studies aim to determine the views or characteristics of more than one participant. The study was carried out in the spring semester of 2016-2017 academic year at Mersin University, Faculty of Education Science Department with 69 volunteer students attending Year 1, Year 2, Year 3 and Year 4. Research questions consisted of a total of 43 items that were released for access in which the relevant cognitive domain was reasoning. 13 of these items were multiple-choice while 30 were open-ended items. The data collection tool developed by taking expert opinions and applied to teacher candidates as pilot implementation followed by the actual implementation. During data analysis, the rubrics prepared by the researcher and the expert were used in assessing the answers and statistical calculations were completed. Dimensions of logical thinking were examined in five sub-dimensions in accordance with the criteria presented in literature. These sub-dimensions can be listed as controlling the variables, integrative thinking, proportional thinking, probabilistic thinking and relational thinking. Since controlling the variables and integrative thinking sub dimensions had normal distribution, one-way analysis of variance (ANOVA) was applied. While there were no significant differences between controlling the variables sub dimension of logical thinking and educational year, a meaningful difference was detected for integrative thinking sub dimension. This difference was not in favor of Year 1. Kruskal Wallis test for proportional thinking, probabilistic thinking and relational thinking sub dimensions presented no significant differences across t-years.  It was found that while there were no differences for science teacher candidates’ controlling the variables sub dimension of logical thinking skills across years, integrative thinking sub dimension generated meaningful differences. It can be argued that integrative thinking increased along with years at the university. It was also found that proportional thinking, probabilistic thinking and relational thinking sub dimensions did not generate differences across years. Hence, it is expected that they have similar logical thinking (reasoning) skills. This may be the reason that there were no differences in their reasoning levels.

Timss Sorulari İle Fen Bi̇li̇mleri̇ Öğretmen Adaylarinin Mantiksal Düşünme (Akil Yürütme) Beceri̇leri̇ni̇n Beli̇rlenmesi̇: Mersi̇n Üni̇versi̇tesi̇ Örneği̇


Rabia Çimen1, Feride Ercan Yalman2
1yok
2Mersin Üniversitesi


Bildiri No: 46 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu çalışmanın amacı TIMSS başarı testinde yer alan erişime açık akıl yürütme soruları ile Fen bilimleri öğretmen adaylarının mantıksal düşünme (akıl yürütme) becerilerini belirlemektir. Bu doğrultuda TIMSS başarı testinde yer alan akıl yürütme sorularını yanıtlayan Fen bilimleri öğretmen adaylarının mantıksal düşünme alt boyutlarının sınıf bazında bilişsel düzeyleri nasıldır? sorusuna yanıt amaçlanmıştır. Fen bilimi eğitiminin amaçları arasında öğrencilerin mantıklı yargılamalarına, kritik düşünebilmelerine ve problem çözme yeteneklerinin gelişmesine katkı sağlama yer almaktadır. Uluslararası sınavlardan biri olan TIMSS’in ise bu amaçlara uygun olduğu söylenebilir. TIMSS başarı testinde yer alan bilişsel alanlar düşünüldüğünde Türkiye’deki öğrencilerin çoğu bilgi düzeyindeki soruları yanıtlayabiliyorken, uygulama ve muhakeme sorularında zorlanmaktadır. Öğrencilerin çoğunun problem çözme ve sonuç çıkarma gibi üst düzey becerilere sahip olmadıkları bilinmektedir. Bu nedenle öğretmenlerin yetiştirecekleri nesillerin daha kaliteli olması için öğretmen adaylarının üst düzey yeterliliğe sahip olması göz ardı edilemeyecek bir durumdur. Bu bilgiler ışığı altında uzun süreli öğrenimleri dikkate alınarak Fen bilimleri öğretmen adaylarının akıl yürütme becerilerine ne ölçüde sahip olduklarını, uluslararası bir sınav olan TIMSS soruları ile ortaya koymak çalışmayı özgün kılmaktadır. Bu çalışma, nicel araştırma yaklaşımına uygun şekilde bir araştırma modeli tasarlanmıştır. Araştırma betimsel tarama çalışma modeline göre dizayn edilmiştir. Betimsel tarama çalışmasını ifade etmek gerekirse; birden fazla katılımcının görüşlerinin veya özelliklerinin belirlenmeye çalışıldığı araştırmalardır. Araştırma, 2016-2017 akademik yılı bahar döneminde Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen bilimleri öğretmen adayları 1.sınıf, 2. sınıf, 3.sınıf ve 4.sınıf gönüllü 69 bireyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma soruları ulaşıma açık TIMSS uygulamasında yer alan bilişsel alanı akıl yürütme olan toplam 43 sorudan oluşmaktadır. 13soru çoktan seçmeli ve 30 soru ise açık uçlu soru modelidir. Belirlenmiş olan veri toplama aracı uzman görüşü alındıktan sonra pilot ve asıl olmak üzere öğretmen adaylarına uygulanmıştır. Veri analizi aşamasında ise uzman ve araştırmacının hazırladığı rubrikler dikkate alınarak cevap kağıtları yanıtlanmış olup istatistiksel hesaplamaları yapılmıştır. Mantıksal düşünmenin boyutları literatürdeki kriterler doğrultusunda beş alt boyutta incelenmiştir. Bu alt boyutlar; değişkenleri kontrol etme, birleştirici düşünme, orantısal düşünme, olasılıklı düşünme ve ilişkisel düşünmedir. Söz konusu alt boyutlardan değişkenleri kontrol etme ve birleştirici düşünme boyutlarının normal dağılım göstermesinden dolayı tek faktörlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Fen bilimleri öğretmen adaylarının mantıksal düşünme alt boyutlarından biri olan değişkenleri kontrol etme alt boyutu sınıflar arasında anlamlı farklılık göstermezken birleştirici düşünme boyutunda anlamlı farklılık olduğu görülmektedir. Bu fark ise 1. sınıfların lehine olmayan bir sonucu ifade etmektedir. Orantısal düşünme, olasılıklı düşünme ve ilişkisel düşünme boyutlarına uygulanan Kruskal Wallis testi sonucunda sınıflar arasında anlamlı farklılık olmadığı görülmektedir. Fen bilimleri öğretmen adaylarının mantıksal düşünme beceri alt boyutlarından değişkenleri kontrol etme boyutunda sınıflar arasında fark yokken birleştirici düşünme boyutunda fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Birleştirici düşünmenin sınıf düzeyi arttıkça artış göstermekte olduğu söylenebilir. Orantısal düşünme, olasılıklı düşünme ve ilişkisel düşünme alt boyutlarında da sınıflar arası farklılık olmadığı sonucu mevcuttur. Katılımcıların yaşlarının birbirine yakın olması bilişsel gelişim aşamalarından soyut işlemler döneminde olduklarını yansıtmaktadır. Bu sebeple mantıksal düşünme(akıl yürütme) becerilerinin benzer olması beklenmektedir. Bu durum akıl yürütme seviyelerinde farklılık olmamasına sebep olarak gösterilebilir.


Examination Of The Relations Between Achievement Goal Orientation And School-contexual Variables Among Science Teachers


Meltem Men1, Muhammet Mustafa Alpaslan2
1MEB
2MSKÜ


Abstract No: 85 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

One of the key elements of success in education is motivation. In recent years, the 3x2 Achievement Goal Theory (AGT) discusses the importance of what individuals aim for in education outcomes. The studies on this model have focused on students’ goal orientation, few studies have been conducted with teachers. In addition, AGT states that the individual's goal orientations are affected by socio-contextual variables. However, it is rare that studies examining the relationship between the teachers' achievement goals and school context variables in the literature. Therefore, a need emerges to examine the teachers’ achievement goal orientation and its relations with socio-contextual variables. The aim of the study is to examine the relationship between teachers' goal orientation and school-context variables.  A total of 83 in-service science teachers participated in the study in Turkey. 3x2 Achievement Orientations Scale and School Context Scale were used as data collection tools. The School Context Scale includes teachers' job satisfaction, school discipline problems, principal support, relationships with colleagues and parents, sense of belonging and time pressure. Relational model was used in the study. Data were collected through via online platform that teachers submitted the link prepared on Google form. Data were analyzed by utilizing Pearson r and regression techniques in SPSS package program. Findings indicated a high correlation between other-approach and other-avoidance, a medium correlation between task-approach and self-approach, self-approach and self-avoidance, and self-avoidance and other-avoidance, and low but statistical significant correlations between task avoidance and self-approach, and task avoidance and self-avoidance. Regression results showed that relationship of colleagues was negatively associated with task- approach, task-avoidance, self-approach and self-avoidance. This indicated that the more teachers communicated with their colleagues, the less they had task approach, task avoidance, self-approach and self-avoidance goals. There was a positive relationship between self-approach and job satisfaction, and self-approach and belonging. This indicated that when they were satisfied and felt belong to school, teachers intended to improve themselves.  Additionally, positive relationships between self-avoidance and job satisfaction, self-avoidance and belonging were found. That showed that teachers avoid teaching worse than before, because of teachers were satisfied with their jobs and belonging to school. A positive relationship was found between other-approach and parent communication. Yet, the relationship between other-approach and belonging was negative. These findings indicated that teachers wanted to provide a better teaching than other teachers when they had good communication with parents; but, they did not want to, when they felt as belonging to school. A positive relationship between other-avoidance and job satisfaction indicated that teachers aimed to avoid being worse and less effective than other teachers as their job satisfaction increased.
 

Fen Öğretmenlerinin Başarı Yönelim Motivasyonları Ile Okul Ortamı Arasındaki İlişkisinin İncelenmesi


Meltem Men1, Muhammet Mustafa Alpaslan2
1MEB
2MSKÜ


Bildiri No: 85 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Başarı Yönelimleri Teorisi (BYT) bireylerin neyi amaçladıklarının eğitim çıktıları için önemini tartışmaktadır. Bu model ile ilgili yapılan çalışmalar genellikle öğrenciler ile yapılmıştır ve öğretmenlerle yapılan çalışma sayısı azdır. Ayrıca BYT, bir motivasyon kuramı olarak, bireyin amaçlarının okul bağlamsal değişkenlerden etkilendiğini belirtmektedir. Fakat, BYT’ni kullanarak öğretmenlerin başarı hedefleri ile okul bağlamsal değişkenler arasında ilişkiyi inceleyen çalışmalara alanyazında az yer verilmiştir. Bu yüzden bu çalışma alan yazında bu boşluğu hedef alarak öğretmenler ve sosyal değişkenlere odaklanılmıştır. Çalışmanın amacı öğretmenlerin başarı yönelim motivasyonları ile okul bağlamsal değişkenler arasındaki ilişkisini incelemektir.  Çalışmaya Türkiye genelinde görev yapan 83 fen bilimleri öğretmen katılmıştır. Veri toplama aracı olarak 3x2 Başarı Yönelimleri Ölçeği ile Okul Ortamı Ölçeği kullanılmıştır. Okul Ortamı Ölçeği öğretmenlerin, iş memnuniyeti, okuldaki disiplin sorunları, yönetici desteği, meslektaş ve veliler ile ilişkiler, aidiyet hissi ve zaman baskısı alt-boyutlarını kapsamaktadır. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin toplanması Google form üzerinden hazırlanan link sayesinde öğretmenlere uzaktan erişim ile yapılmıştır. Verilerin analizi, Pearson r ve regresyon teknikleri kullanılarak SPSS paket programı ile yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, diğerleri yaklaşım- diğerleri kaçınma arasında yüksek düzeyde, görev yaklaşım - öz yaklaşım, öz yaklaşım –öz kaçınma ve öz kaçınma- diğerleri kaçınma arasında orta düzeyde ve görev kaçınma – öz yaklaşım ve görev kaçınma-öz kaçınma arasında zayıf ama istatiksel anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Regresyon sonuçlarına göre, meslektaşlarla iletişimin sırasıyla görev yaklaşımı, görev kaçınma, öz yaklaşım ve öz kaçınma ile arasında negatif yönlü bir ilişki bulunduğu görülmüştür. Bu bulgu öğretmenler meslektaşlarıyla iletişiminin, görev yaklaşım, görev kaçınma, öz yaklaşım ve öz kaçınma gibi amaçları olumsuz etkilediğini göstermektedir. Öz yaklaşım- iş memnuniyeti ve öz yaklaşım- aidiyet arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır.  Buna göre, öğretmenlerin işlerinden memnun olmaları ve okullarına ait hissetmeleri kendilerini geliştirmeye istekli olduğunu göstermektedir. Öz kaçınma- iş memnuniyeti ve öz kaçınma- aidiyet arasında pozitif yönlü bir ilişki, öğretmenlerin işlerinden memnun olmaları ve okullarına ait hissetmeleri eskisinden daha kötü eğitim vermekten kaçındıklarını göstermektedir. Diğerleri yaklaşım ve veli iletişim arasında pozitif ilişki bulunmuştur. Ancak, diğerleri yaklaşma ve aidiyet arasında zıt yönlü bir ilişki bulunmaktadır.  Bu bulgular öğretmenlerin velilerle iletişimi arttıkça veya okula ait hissetmedikleri zaman diğer öğretmenlerden daha iyi bir eğitim vermeyi, onlardan daha iyi ve daha etkili bir öğretmen olmayı hedeflediklerini göstermektedir. Diğerleri kaçınma ile iş memnuniyeti arasında pozitif yönlü bir ilişki, öğretmenlerin iş memnuniyeti arttıkça diğer öğretmenlerden daha kötü bir eğitim vermekten, onlardan daha kötü ve daha az etkili bir öğretmen olmaktan kaçınmayı hedeflediklerini göstermektir.
 


Comparison Of Example Types Used In 9th Grade Physics Textbooks


Özgül Kaya1, Sevilay Alkan2
1TED Mersin Koleji
2Milli Eğitim Bakanlığı


Abstract No: 135 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Textbooks have an important place in terms of being a concrete picture of the goals of the curriculum, an important teaching tool that influences classroom teaching (Yılmaz, Seçken and Morgil, 1998) and serving as a bridge between teachers and students in all kinds of school systems (Alkan and Güven, 2018). It is important that information given at textbooks which provides students learning subjects in a correct and sequential way (Duman et. 2001) should be in accord with the mental development of the students and present subjects from concrete to abstract, simple to complex and easy to difficult (Esirgemez, 1995; Dayak, 1998; Gün, 2009; Sadoski, 2001).
 
In physics education, textbooks’ being suitable in terms of educational and visual design, language and expression are among the factors that affect success (Adıbelli, 2007). When literature was examined; it was determined that physics textbooks were evaluated in terms of the types of experiments, scientific process skills, activities and their suitability to the achievements in the curriculum (Aktamis et., 2010; Çepni et., 2014; Eke, 2013; Senem and Eryilmaz, 2015) but example types in the 9th grade physics textbooks were not examined. The Ministry of National Education (MoNE) textbook regulation (5/b4) emphasizes that the behaviors, knowledge and skills that are intended to be given to the students should be given by using concepts and examples according to their class levels.
 
In this study, it is aimed to determine and compare the example types used in work-power-energy unit in two different 9th grade physics textbooks that are taught in schools in 2018-2019 academic year. It was considered appropriate to examine the examples of this unit in terms of the fact that the concepts of work and energy are one of the subjects in which students experience complexity (Aydın and Balım, 2005; Aydoğmuş, 2008; Ayvacı and Devecioğlu, 2009; Ergin, 2011; Erduran Avcı, Kara and Karaca, 2012; Kurnaz, 2012) and these concepts have also a prior knowledge of the units for upper-class levels. (Madanoğlu, 2015).
 
In order to determine the types of examples used in the textbooks within work-power-energy unit, classification developed by Alkan (2016) was taken into consideration. 65 examples were examined in one of the textbooks; 35 start up, 21 standard, 24 improving, 3 non-example and 5 counter examples were determined. In the other textbook, 62 examples were examined; 26 start up, 12 standard, 30 improving, 4 non-example and 4 counter examples were determined. No extreme examples were found in both textbooks. Considering that the 9th grade level is the basic level in terms of physics education, it is ordinary for the number of start up and standard examples to be high. Other units included in the textbooks can be compared in terms of the classification of the examples.

 

9. Sınıf Fizik Ders Kitaplarında Kullanılan Örnek Türlerinin Karşılaştırılması


Özgül Kaya1, Sevilay Alkan2
1TED Mersin Koleji
2Milli Eğitim Bakanlığı


Bildiri No: 135 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Ders kitapları öğretim programlarının hedeflerinin somut birer resmi, sınıf içi öğretimi etkileyen önemli bir öğretim aracı olması (Yılmaz, Seçken ve Morgil, 1998) ve her çeşit okul sisteminde öğretmen ve öğrenciler arasında köprü görevi görmesi bakımından önemli bir yere sahiptir (Alkan ve Güven, 2018). Ders kitapları özellikle öğretmenlerin öğretim programını takip etmelerine ve öğretme sürecinde; neyi, nasıl ve ne zaman yapacaklarına karar vermelerinde yardımcı olmaktadır (Başer, 2012). Öğrencilerin derste işlenen konulara ait bilgileri, doğru ve sıralı bir şekilde, kendi kendilerine öğrenmelerini sağlayan (Duman ve ark. 2001) ders kitaplarında, verilen bilgilerin öğrencilerin zihinsel gelişimiyle uyum içerisinde olması ve konuların somuttan soyuttan, basitten karmaşığa, kolaydan zora doğru sunulması önemlidir (Esirgemez, 1995; Dayak, 1998; Gün, 2009; Sadoski, 2001).
Birçok dersin eğitiminde olduğu gibi fizik eğitiminde de öğretmen, öğrenci ve eğitim teknolojileri üçlüsünün uyumunun yanında ders kitaplarının eğitsel, görsel tasarımı, dil ve anlatımı bakımından uygun olması başarıyı etkileyen faktörler arasında yer almaktadır (Adıbelli, 2007). Literatür incelendiğinde; fizik ders kitaplarının deney türleri, bilimsel süreç becerileri, etkinlikler, öğretim programında yer alan kazanımlara uygunluğu açısından değerlendirildiği (Aktamış vd., 2010; Çepni vd., 2014; Eke, 2013; Senem ve Eryılmaz, 2015) ancak 9. sınıf fizik ders kitaplarında yer alan örneklerin ve örnek türlerinin incelenmediği belirlenmiştir. Öğrencilerin derslerindeki başarısızlık sebepleri arasında ders kitaplarında kullanılan ifadelerin anlaşılmaz olmasının yanı sıra kullanılan örneklerin karmaşıklığı, günlük hayatla ilişkilendirilmemesi yer almaktadır (Göze, 1999; Işık, 2003; Özgen, 1993). Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ders kitapları yönetmeliği (5/b4) öğrencilere kazandırılması düşünülen davranış, bilgi ve becerilerin onların sınıf seviyelerine göre kavram ve örneklerden yararlanılarak verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda ders kitaplarında kullanılan örnek türlerini ve bu örnek türleri açısından ders kitaplarının değerlendirilmesi önemli görülmektedir.
Bu araştırmada 2018-2019 eğitim-öğretim yılında okullarda okutulan iki farklı 9. sınıf fizik ders kitabında iş-güç-enerji ünitesinde kullanılan örnek türlerinin belirlenmesi ve karşılaştırılması amaçlanmıştır. İş ve enerji kavramlarının, öğrencilerin kavram karmaşası yaşadıkları konulardan (Aydın ve Balım, 2005; Aydoğmuş, 2008; Ayvacı ve Devecioğlu, 2009; Ergin, 2011; Erduran Avcı, Kara ve Karaca, 2012; Kurnaz, 2012) biri olması ve üst sınıf düzeylerinde yer alan üniteler için ön bilgi niteliği taşıması (Madanoğlu, 2015) bakımından bu ünitedeki örneklerin incelenmesi uygun görülmüştür.
İş-güç-enerji konusunda 9. sınıf fizik ders kitaplarında kullanılan örnek türlerini tespit etmek için Alkan (2016) tarafından geliştirilen örnek türlerine ait sınıflandırma (başlangıç, standart, geliştirici, örnek dışı, uç ve karşıt örnekler) dikkate alınmıştır. Ders kitaplarının birinde 65 örnek olduğu tespit edilmiş; bu örnekler içerisinde 35 başlangıç, 21 standart, 24 geliştirici, 3 örnek dışı ve 5 karşıt örnek yer aldığı belirlenmiştir. Diğer ders kitabında 62 örnek olduğu tespit edilmiş; bu örnekler içerisinde 26 başlangıç, 12 standart, 30 geliştirici, 4 örnek dışı ve 4 karşıt örnek yer aldığı belirlenmiştir. Her iki kitapta da uç örneklere rastlanılmamıştır. 9. sınıf düzeyinin fizik eğitimi açısında temel düzey olduğu düşünüldüğünde başlangıç ve standart örneklerin sayısının fazla olması olağan bir durumdur. Ders kitaplarında yer alan diğer üniteler de örneklerin sınıflandırılması bakımından karşılaştırılabilir. 
 


Enhancing Seventh Grade Students' Critical Thinking Skills


Bahar Candaş1, Haluk Özmen1
1TRABZON ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 110 - Abstract Presentation Type: Round Table

In order to train individuals adapting to the innovations brought by social and technological changes, revisions are made based on the behaviours expected from individuals in education programs. The 21st century skills used to express the knowledge and skills expected to be used by 21st century individuals in their working and social lives and as citizens, are expressed as learning skills in teaching activities. Critical thinking skills is one of the important skills that must be possessed for good thinking and good learning.
It has been determined that most of the educational programs in our country aim to educate individuals who think critically. In this respect, it is possible to concluded that "immersion approach" which is the teaching approaches of critical thinking to upskill students has been adopted. In this approach, critical thinking skills are tried to be implicitly acquired besides the concepts. The teacher performs the teaching by integrating the critical thinking skills with the subject. In this context, it is seen that teachers have great responsibility for enhancing students' critical thinking skills. The teacher who supports his / her students; enrich the learning environment and process with course contents and materials that will contribute to critical thinking skills, ensure that students interact with their peers and with him / her and s/he should give the students enough time to think, support them to express their thoughts and encourage them to ask questions. In addition, the teacher, who adopts critical thinking education, should be able to communicate easily with colleagues, design a teaching plan and contribute to the creation of a school environment which focuses critical thinking. It is doubtful that teachers who have an important role in the development of critical thinking skills are what extent aware of how to plan their teaching process, learning environment and course content.
In terms of discipline, critical thinking is one of the basic cognitive skills and trends in science education. One of the main aims of science education is to support the students with high-level thinking skills in the context of subject area, related discipline and social, economic, scientific, technological and environmental issues and to provide the transfer of skills between disciplines and fields by developing critical thinking. Because, students who think critically are capable of understanding the scientific process and asking better questions about different aspects of science. It is believed that the introduction of daily life problems into the science teaching environment will contribute to the interdisciplinary transfer of critical thinking skills of students and also contribute to the process of solving the problems they will encounter in their future lives. For effective science teaching, process should be organized in a way that students enable them to carry their knowledge and experiences to real life; otherwise, it is considered inevitable to raise students who cannot think critically and have poor conceptual depth.
Although the importance of critical thinking in science teaching and its contribution to the solution of daily problems are known by researchers, a limited number of studies are available in the literature regarding the adaptation and transfer of critical thinking skills to daily context. It is observed that the studies on this subject aims mostly to determine some cases. However, although the development of critical thinking skills is one of the main aims of science education, it is seen that there is not enough emphasis in science curriculum. In addition, the implicit emphasis on critical thinking skills does not give teachers any clue as to how they will perform this teaching in their classrooms. Similarly, when critical thinking is considered to be a transferable skill, it is believed that the students have these skills out of school is important in the in-depth structuring of science concepts. In this context, within the scope of this study, it is planned to develop lesson plans and materials in order to develop critical thinking skills and to enable them to transfer these skills to different fields and to solve the problems they face in daily life.
The study will be conducted from mixed method research in line with the nested method design. The study group is planned to be seventh grade students in secondary school. In 2016, the Ministry of Education published a curriculum titled "Thinking Education" in accordance with the seventh and eighth grade elective courses. When the curriculum is examined, it is seen that it is designed to gain high level thinking skills based on critical thinking and creative thinking. Within the scope of this study, the learning outcomes in the selective course of thinking education were examined by 2 researchers and those who targeted critical thinking skills were selected and nineteen outcomes were determined. In order to determine critical thinking skills which, upskill and enhance students' critical thinking skills, by utilizing critical thinking strategies determined by Paul et al. (1990) which are mostly accepted in the literature, have been examined, indicative behaviours are written from the literature on these strategies. Critical thinking strategies compatible with the learning outcomes chosen from the curriculum of Thinking Education will be determined. In this way, students' critical thinking skills appropriate to their cognitive level of development will be specified. The critical thinking test to be prepared in accordance with the seventh-grade curriculum will be used as a pre-test and post-test in order to determine what extent students transfer of critical thinking skills from context of science to real life problems. Lesson plans developed by the practitioner teacher will be redesigned to critical thinking skills with the support of researchers, practitioners and experts. During the pilot and actual implementation of the study, observation, video recordings, audio recordings of the participants to keep the process under control will be taken and it is planned to keep the process under control and to analyse the thoughts expressed by both students and teachers. After the intervention, content and descriptive analysis of the responses of the students to the materials used in the process will be done.

Ortaokul Yedinci Sınıf Öğrencilerinin Eleştirel Düşünme Becerilerinin Geliştirilmesi


Bahar Candaş1, Haluk Özmen1
1TRABZON ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 110 - Bildiri Sunum Şekli: Yuvarlak Masa

Toplumsal ve teknolojik değişimlerin getirdiği yeniliklere uyum sağlayan bireyler yetiştirmek için öğretim programlarında bireylerden beklenen davranışları temel alan revizeler yapılmaktadır. Yirmi birinci yüzyıl bireylerinin çalışma yaşantılarında, sosyal hayatlarında ve vatandaş olarak sahip olmaları ve etkili bir şekilde kullanmaları beklenen bilgi ve becerileri ifade etmek için kullanılan 21. yüzyıl becerileri, öğretim faaliyetlerine öğrenme becerileri olarak girmiştir. Bu becerilerden biri olan eleştirel düşünme becerisi, iyi düşünme ve iyi öğrenme için sahip olunması gereken önemli becerilerden birisi olarak ifade edilmektedir.
2018 yılından itibaren ülkemizde uygulanmaya başlanan öğretim programlarının çoğunun eleştirel düşünen bireyler yetiştirilmesini hedeflediği belirlenmiştir. Bu doğrultuda, öğrencilere bu becerilerin kazandırılmasında eleştirel düşünme yaklaşımlarından konuya entegre yaklaşımının benimsendiği sonucuna ulaşılabilir. Bu yaklaşımda, eleştirel düşünme becerileri öğrencilere öğretilmesi hedeflenen kavramların yanında örtük şekilde kazandırılmaya çalışılır. Öğretmen konu ile eleştirel düşünme becerilerini bütünleştirerek öğretimini gerçekleştirir. Bu bağlamda, öğretmenlere, öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesi için büyük sorumluluk düştüğü görülmektedir. Öğrencilerini bu konuda destekleyen öğretmen; öğrenme ortamını ve sürecini eleştirel düşünme becerilerine katkı sağlayacak ders içerikleri ve materyaller ile zenginleştirmeli, öğrencilerin akranlarıyla ve kendisiyle etkileşime geçmesini sağlamalı, öğrencilere düşünmeleri için yeterli süre vermeli, onları düşüncelerini ifade etmeleri için desteklemeli ve soru sormaya teşvik etmelidir. Öğrencilerin farklı bakış açılarına sahip oldukları ve düşüncelerini çekinmeden söyleyebildikleri öğrenme ortamında öğretmen, açık fikirli olarak kendi düşüncelerini de paylaşmalıdır. Ayrıca, eleştirel düşünme eğitimini benimseyen öğretmen, meslektaşlarıyla rahatlıkla iletişim kurabilmeli, beraber öğretim planı tasarlayabilmeli ve eleştirel düşünme odaklı okul ortamının oluşturulmasına katkı sağlayabilmelidir. Eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesinde önemli payı olan öğretmenlerin öğretim sürecini, öğrenme ortamını ve ders içeriklerini nasıl planlayacaklarının ne ölçüde farkında oldukları şüphelidir.
Disiplin bağlamında incelendiğinde eleştirel düşünme, fen eğitiminde temel bilişsel beceriler ve eğilimlerden birisidir. Fen eğitiminin temel amaçlarından birisi de, konu alanı, ilgili disiplin ve aynı zamanda toplumsal, ekonomik, bilimsel, teknolojik ve çevresel konular bağlamında öğrencilere üst düzey düşünme becerilerin kazandırılması ve eleştirel düşünme geliştirilerek disiplinler ve alanlar arasında becerilerin aktarımının sağlanmasıdır. Çünkü, eleştirel düşünen öğrenciler bilimsel süreci anlama ve bilimin farklı yönlerine yönelik daha iyi soru sorma konusunda yetenekli olurlar. Fen öğretim ortamına günlük hayat problemleri getirilmesinin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini disiplinler arası transfer etmesine ve onların gelecekteki yaşantılarında karşılaşacakları problemleri çözme sürecine katkı sağlayacağına inanılmaktadır. Fen öğretiminde genellikle bilimsel kavramların anlaşılmasına önem verilmekte olup, bu kavramların günlük yaşamla olan ilişkisine sınav odaklı öğretim, öğrencilerin ve velilerin başarı kaygısı gibi sebeplerle daha az vurgu yapılmakta ve bu durum öğrenmelerin sınıf duvarlarını aşamayıp okul içinde kalmasına sebep olmaktadır. Etkili bir fen öğretiminin, öğrencilerin bilgi ve yaşantılarını gerçek hayata taşımasına olanak sağlayacak şekilde düzenlenmesinin gerekli olduğu, aksi takdirde eleştirel düşünemeyen ve kavramsal derinliği zayıf olan öğrencilerin yetişmesinin kaçınılmaz olduğu düşünülmektedir. Günümüzde eğitim kurumları, çağdaş öğretim yöntemleri yerine öğretimin bilgi aktarımı şeklinde devam etmesi, öğrencilerin öğrendikleri bilgileri yaşantılarıyla ilişkilendirememeleri ve öğretimin çeşitli becerileri kazandıracak şekilde düzenlenmemiş olması sebebiyle eleştirilmektedir. Öğrenciler, ders kitaplarındaki bilginin ötesine geçebilmeli, okulda karşılaştıkları problemleri çözebilmelerinin yanı sıra geleceğin yetişkinleri olarak iş hayatında ya da karar mekanizmalarında kullanacakları becerilere de önem verilmelidir.
Fen öğretiminde eleştirel düşünmenin önemi ve günlük problemlerin çözümüne katkısı araştırmacılar tarafından bilinmesine rağmen, eleştirel düşünme becerilerinin günlük bağlama uyarlanması ve transfer edilmesine ilişkin literatürde sınırlı sayıda çalışma yer almaktadır. Bu konu üzerine yapılan çalışmaların ise çoğunlukla durum belirleme düzeyinde olduğu görülmektedir. Halbuki, eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesi fen eğitiminin temel amaçlarından biri olmasına rağmen, fen bilimleri öğretim programında yeterli vurgunun yapılmadığı görülmektedir. Ayrıca, eleştirel düşünme becerilerine yapılan örtük vurgu öğretmenlere sınıflarında bu öğretimi nasıl gerçekleştireceklerine dair ipucu vermemektedir. Benzer şekilde, eleştirel düşünmenin transfer edilebilir bir beceri olduğu düşünüldüğünde öğrencilerin bu becerileri okul duvarlarından dışarı taşımasının fen kavramlarının derinlemesine yapılandırılmasında önemli olduğuna inanılmaktadır. Bu bağlamda, bu çalışma kapsamında öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirmek amacıyla bu becerilerini farklı alanlara transfer edebilmelerini ve günlük hayatta karşılaştıkları problemleri çözmelerini sağlamaya yönelik ders planları ve materyaller geliştirilmesi planlanmaktadır.
Çalışma, karma yöntem araştırmalarından iç içe yöntem deseni doğrultusunda yürütülecektir. Çalışma grubunun, ortaokul yedinci sınıf öğrencileri olması planlanmaktadır. 2016 yılında MEB tarafından “Düşünme Eğitimi” adıyla yedinci ve sekizinci sınıf düzeyine uygun seçmeli ders kapsamında öğretim programı yayımlamıştır. Öğretim programı incelendiğinde, eleştirel düşünme ve yaratıcı düşünme ağırlıklı olarak üst düzey düşünme becerilerinin kazandırılmasına yönelik tasarlandığı görülmüştür. Bu doğrultuda, düşünme eğitimi seçmeli dersi içerisinde yer alan eleştirel düşünme becerilerinin genel yaklaşımla öğretilmesinin öngörüldüğü düşünülmektedir. Bu çalışma kapsamında, düşünme eğitimi seçmeli dersi içerisinde yer alan kazanımlar 2 araştırmacı tarafından incelenerek eleştirel düşünme becerilerini hedef alanlar seçilmiş ve on dokuz kazanım ortak olarak belirlenmiştir.
Öğrencilere kazandırılacak olan eleştirel düşünme becerilerini belirlemek amacıyla literatürde çoğunlukla kabul gören Paul ve diğ. (1990) tarafından belirlenen eleştirel düşünme stratejileri incelerek bu stratejilere literatürden faydalanılarak gösterge davranışlar yazılmıştır. Böylece stratejilerin içeriği daha da netleştirilmiştir. Düşünme eğitimi seçmeli dersi içerisinden fikir birliğine varılmış kazanımlarla geliştirilebilecek eleştirel düşünme stratejileri eşleştirilecektir. Bu sayede MEB tarafından belirtilen kazanımlarla geliştirilebilecek öğrencilerin gelişim düzeylerine uygun eleştirel düşünme becerileri belirlenmiş olacaktır.
Öğrencilerin fen bilimleri bağlamında kazandıkları eleştirel düşünme becerilerini transfer edebilme düzeylerini belirlemek amacıyla günlük yaşantılarında karşılaştıkları problemleri içeren ve yedinci sınıf öğretim programına uygun olarak hazırlanacak eleştirel düşünme testi öntest ve sontest olarak kullanılacaktır. Yedinci sınıf fen bilimleri öğretim programından seçilen ünitelerin öğretimi için uygulayıcı öğretmen tarafından geliştirilmiş ders planları; araştırmacı, uygulayıcı öğretmen ve uzmanların da desteğiyle eleştirel düşünme becerileri entegre edilerek yeniden tasarlanacaktır. Uygulayıcı öğretmenin seçiminde gönüllü katılım göstermesinin yanı sıra, araştırmacının gözlemlediği öğretmenler içerisinden geliştirilen gözlem formundan elde edilen veriler ışığında eleştirel düşünme öğretimine yatkın olan öğretmenle araştırmanın yürütülmesi düşünülmektedir. Çalışmanın pilot ve asıl uygulamaları süresince araştırmacı gözlemleri, video kayıtları gerekirse katılımcıların ses kayıtları da alınarak sürecin kontrol altında tutulması ve hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin ifade ettikleri düşüncelerin analiz edilmesi planlanmaktadır. Ayrıca, müdahale süresince çeşitli yönergeler doğrultusunda hazırlanmış, öğrencilerin belirsizlikler üzerine farkındalıklarını not ettikleri, zorluklar ile nasıl mücadele etmeyi planladıklarını ve düşüncelerini yazdıkları düşünce günlüklerinden yararlanılacaktır. Öğretim müdahalesinin sonrasında ise öğrencilerin süreç içerisinde kullanılan materyallere verdikleri cevapların içerik analizi yapılacaktır.
 


Research Of Stakeholder Opinion For The Concept Of Middle School Level


Asuman Bayrakdar1
1Eskişehir Osmangazi Üniversitesi


Abstract No: 147 - Abstract Presentation Type: Round Table

Introduction
Entrepreneurship is a phenomenon that is constantly changing in today's world but there is no clear definition because it has different definitions in different disciplines. The concept of entrepreneurship, Hisrich and Peters (2002); “The person who brings labor, raw materials and other assets together to create greater value / opportunity “.
 
Goal
Entrepreneurship is an increasingly popular concept, the concept of entrepreneurship is included in the science curriculum in 2013. When examined at the academic level (associate, bachelor, master, doctorate, etc.), entrepreneurship / entrepreneurship training and entrepreneurship departments are not yet widespread. Although entrepreneurship is seen as a personal feature, it is thought that trainings on entrepreneurship will make positive contributions to the success of entrepreneurs (Kara, 2015). The aim of the study is to standardize and spread entrepreneurship education.
 
Importance and Rationale
In summary, entrepreneurship education is defined as the process in which are gained that people can apply in every area and more individually, socially and economically (European Commission, 2011). According to Deveci (2018), the priority of entrepreneurship education is to increase the capacities and mentalities of individuals in terms of being entrepreneurs. According to Bozkurt (2011); there are many researches on the positive relationship between entrepreneurship education and entrepreneurship activities. Entrepreneurship education can be effective results, along with theoretical knowledge (collaborative learning, problem-based learning, group work, project-based learning, learning by doing and experiencing, learning logs, creating mini companies, field trips, workplace visits and experience sharing should support. In higher education institutions, entrepreneurship education should be made compulsory not only in the departments of economics and administrative sciences but also in other disciplines (Bozkurt, 2011). Entrepreneurship education should be included in the faculties of education in order to educate individuals who are suitable for a life based on engineering, technology and design by taking part in the curriculum of science education.
 
Method
In this study, the situation analysis method of the case study method is used. Based on this definition, the study was formed with the question of how entrepreneurship education should be prepared at the primary level based on KOSGEB ‘entrepreneurship education program’. While determining the achievements of entrepreneurship education, the field related to entrepreneurship trainings was examined. Entrepreneurship coordinator in the incubation center, which is located in the incubation center for the promotion and promotion of the entrepreneurship ecosystem; The opinions of the experts working in the field of science education were also taken into consideration at the secondary school level.
Data Collection Tool and Data Analysis
Data for the study were collected as semi-structured interviews with experts. The opinions of the experts about the program content were taken by asking ‘Which subjects / concepts should they include? How should the level of the trainings be?’. Collected data were analyzed by content analysis.
 
Results
Based on the literature review and expert opinions, the outcomes of the entrepreneurship education program (1) and the content of the program (2) were found.
The experts in the entrepreneurship ecosystem stated that while the important and necessary necessity of entrepreneurship education is defended, entrepreneurship education gains should be appropriate to the level of students. The experts in the secondary school science education program state that the updated science education program and some basic entrepreneurship concepts are included.
Experts think that entrepreneurship can be acquired as a personal trait through education. They think that entrepreneur candidates should be intertwined with the concept of entrepreneurship from a young age. They think that it is beneficial to have experience sharing experiences in which entrepreneurs transfer their experiences. They also stated that students who are at secondary level should share their experiences in order to learn about entrepreneurship. Since entrepreneurship is unsuccessful in the nature of success, it is important to share the experience of successful and unsuccessful entrepreneurs. In addition to theoretical knowledge, it is important to include the application in the program.
 
Conclusion and Suggestions
The goal of entrepreneurship education is to ensure that the entrepreneurial potential and some features are hidden (Pirim, Kafalı and Avcı, 2015). The program prepared in this study is important for the standardization and dissemination of entrepreneurship education. In order to educate students as potential entrepreneur candidates and to get acquainted with the entrepreneurial ecosystem, entrepreneurship education should be offered as an elective course Entrepreneurship.
REFERENCES
Deveci, İ. (2016). Fen Bilimleri Öğretim Programlarıyla (5-8) Bütünleştirilmiş Girişimcilik Eğitimi Modüllerinin Geliştirilmesi, Uygulanması ve Değerlendirilmesi (Doktora Tezi). Uludağ Üniversitesi, Bursa
Deveci, İ. (2018). E-STEM (Girişimcilik, Fen, Teknoloji, Mühendislik, Matematik). S. Çepni (Ed.), Kuramdan Uygulamaya STEM Eğitimi (s. 138-154). Ankara: Pegem Akademi
European Commission, (2011). Entrepreneurship education: enabling teachers as a critical
success factor. A report on teacher education and training to prepare teachers for the
challenge of entrepreneurship education. Final Report, Entrepreneurship Unit,
Bruxelles.
 
Hız, G. Ve Karaosmanoğlu, K. (2015). Başarılı Girişimciler Girişimci Adaylarına Rol Model Olabiliyorlar Mı? (S. 384-390) 2. Uluslarası Girişimcilik ve Kariyer Sempozyumu, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
 
Kalyoncu, K. (2015). Sosyal Girişimcilik Ekosistemi ve Bir Kısım Örnekler . 2. Uluslarası Girişimcilik ve Kariyer Sempozyumu, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
 
Kara, C. Ve Kara, M. (2015). Finansal Okuryazarlık ve Girişimcilikte Başarı: Örnek Bir Uygulama (s. 406-414) 2. Uluslarası Girişimcilik ve Kariyer Sempozyumu, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
Karademir, E., Balbağ, M. Z. Ve Çemrek, F. (2018). Öğretmen Adaylarının Girişimcilik Düzeylerinin Bazı Değişkenlere Göre İncelenmesi. Milli Eğitim Dergisi, 220, 177-200.
Marangoz, M. Ve Aydın, A. (2015). Üniversite Öğrencilerinin Sosyal Girişimcilik Niyeti Üzerine Araştırma (s. 398-405). 2. Uluslarası Girişimcilik ve Kariyer Sempozyumu, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
Pirim, L., Kafalı, H. ve Avcı, S. (2015). Girişimcilik Eğitimi Üzerine Bir Çalışma: Girişimcilikte Yeni Eğilimler (s.391-397) 2. Uluslarası Girişimcilik ve Kariyer Sempozyumu, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
Sönmez, A., Arıker, Ç. Ve Toksoy, A. (2015) Dünya’da ve Türkiye’de Sosyal Girişimciliğin Gelişimi (s. 182-194). 2. Uluslarası Girişimcilik ve Kariyer Sempozyumu, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
Uğur, B. (2015). Girişimcilik Eğitiminin İlköğretim Programlarına Konulmasına Yönelik Model Önerisi (Yüksek Lisans Tezi). Anadolu Üniversitesi, Eskişehir
 
 

Ortaokul Düzeyi Girişimcilik Kavramına Yönelik Paydaş Görüşlerinin İncelenmesi


Asuman Bayrakdar1
1Eskişehir Osmangazi Üniversitesi


Bildiri No: 147 - Bildiri Sunum Şekli: Yuvarlak Masa

 
Giriş
Girişimcilik, günümüz dünyasında sürekli değişen bir olgu olmakla birlikte farklı disiplinlerde farklı tanımlamaları olduğu için net bir tanımı yoktur. Girişimcilik kavramını, Hisrich ve Peters (2002); “emek, hammadde ve diğer varlıkları daha büyük değer/imkân yaratacak şekilde bir araya getiren kişi” olarak ifade etmektedirler.
 
Amaç
Girişimciliğin günümüzde gittikçe popülerleşen bir kavram olmakla birlikte, 2013 yılında fen bilimleri öğretim programında ‘girişimcilik’ kavramına yer verilmiş olup güncellenen 2018 fen bilimleri öğretim programında yaşam becerileri alt başlığında da yer almaktadır. Akademik düzeyde (ön lisans, lisans, yüksek lisans, doktora vb.) incelendiğinde ise girişimcilik/girişim eğitimi, girişimcilik bölümleri henüz yaygınlaşmamış durumdadır. Girişimcilik kişisel bir özellik olarak görülmekle birlikte, girişimcilik konusunda verilecek eğitimlerin girişimcilerin başarısında olumlu katkılar yapacağı düşünülmektedir (Kara, 2015). Çalışmanın amacı ise girişimcilik eğitiminin standartlaştırılması ve yaygınlaştırılmasıdır.
 
Önem ve Gerekçe
Girişimcilik eğitimi özet olarak, insanların hayatlarının her alanında uygulayabilecekleri, daha çok bireysel, sosyal ve ekonomik getiri sağlayacak bir dizi yeteneğin kazanıldığı süreç olarak tanımlanmaktadır (European Commission, 2011). Deveci’ye (2018) göre, girişimcilik eğitiminin önceliği bireylerin girişimci olma noktasındaki kapasitelerini ve zihniyetlerini arttırmaktır. Bozkurt’un (2011) çalışmasına göre; girişimcilik eğitimi ile girişimcilik faaliyetleri arasında olumlu bir ilişki olduğuna dair birçok araştırma bulunmaktadır. Girişimcilik eğitiminin lise düzeyi, ön lisans ya da lisans düzeyinden de önce verilmesi, öğrencilerde girişimci bilimsel düşünme, girişimci tutum ve davranışların daha kolay kazandırılabildiği görülmüştür. Girişimcilik eğitiminin etkili sonuçları olabilmesi için, teorik bilginin yanında uygulamalar ile (işbirlikçi öğrenme, probleme dayalı öğrenme, grup çalışması, akran öğrenme, proje tabanlı öğrenme, yaparak ve yaşayarak öğrenme, drama tekniği, öğrenme günlükleri, mini şirketler oluşturma, alan gezileri, iş yeri /saha ziyaretleri ve tecrübe paylaşımları ile) desteklenmelidir. Yükseköğretim kurumlarında ise girişimcilik eğitimi sadece iktisadi ve idari bilimler fakültelerinin işletme bölümlerinde değil, diğer bilim dallarında da zorunlu hale getirilmesi gerekmektedir (Bozkurt, 2011). 2013 yılı itibari ile fen bilimleri dersi öğretim programında yer alması ile mühendislik, teknoloji ve tasarım temelli bir yaşantıya uygun bireyler yetiştirebilmek için eğitim fakültelerinde de girişimcilik eğitimi yer almalıdır.
 
Yöntem
Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yönteminin durum analizi türü kullanılmıştır. Durum analizi, özel bir olayın farklı bakış açıları kullanılarak incelenmesi olarak tanımlanmaktadır (Büyüköztürk, 2018). Bu tanımdan yola çıkılarak çalışma, KOSGEB ‘Girişimcilik Eğitimi’ programı temel alınarak, girişimcilik eğitiminin ilköğretim düzeyinde nasıl hazırlanmalı sorusuyla oluşturulmuştur. Girişimcilik eğitiminin kazanımları belirlenirken girişimcilik eğitimleri ile ilgili alan yazın taranmıştır. Girişimcilik ekosisteminin tanıtılması ve yaygınlaştırılması amacıyla bulunan kuluçka merkezinde yer alan girişimcilik koordinatörü, üniversite bünyelerinde yer alan teknoparklarda girişimcilik koordinatörü olarak faaliyetlerde bulunan uzmanlar ile görüşmeler yapılmıştır. Ortaokul düzeyinde bulunan kavramlar ile ilgili de fen eğitimi alanında çalışan uzmanların görüşleri alınmıştır.
 
Veri Toplama Aracı ve Veri Analizi
Çalışmada için veriler, uzmanlarla yarı yapılandırılmış görüşmeler şeklinde toplanmıştır. Görüşmelerde uzmanların girişimcilik eğitimi hakkındaki çalışmaları, girişimcilik kavramında eğitimin yeri ve gerekliliği hakkındaki düşünceleri ses kayıt cihazı ile kaydedilmiştir. Girişimcilik eğitimini gerekli gören uzmanlara “Hangi konuları/kavramları içermeli?”, “Eğitimlerin seviye düzeyleri nasıl olmalı?” soruları sorularak program içeriği ile ilgili görüşleri alınmıştır. Toplanan veriler içerik analizi yoluyla incelenmiştir.
 
Bulgular
Alan yazın incelenmesi ve uzman görüşleri doğrultusunda girişimcilik eğitimi programının gerekliliğine (1) ve programın içeriğine (2) yönelik çıktılar bulunmuştur.
Girişimcilik ekosisteminde bulunan uzmanlar girişimcilik eğitiminin önemli ve gerekli gerekliliği savunulmakla birlikte, girişimcilik eğitimi kazanımlarının öğrencilerin seviyesine uygun olması gerektiğini belirtmiştir. Ortaokul fen eğitimi programı konusunda bulunan uzmanlar ise güncellenen fen eğitim programı ile bazı temel girişimcilik kavramlarının yer aldığını belirtmektedirler.
Uzmanlar girişimciliğin kişisel bir özellik olarak doğuştan gelebildiği gibi eğitim yolu ile de kazandırabileceği düşünmektedirler. Özellikle girişimci adaylarının küçük yaşlardan itibaren girişimcilik kavramıyla iç içe olmaları gerektiğini düşünmektedirler. Girişimcilik eğitiminin de temel kavramlarının yanı sıra yaratıcı düşünme gibi eğitimin inovatif içeriklere sahip olması gerektiğini düşünmektedirler. Girişimcilik eğitiminin girişimci adaylarının motivasyonlarını da etkilediğinden eğitimde girişimcilerden tecrübelerini aktardığı tecrübe paylaşımlarının olmasının yararlı olduğunu düşünmektedirler. Ayrıca ortaokul seviyesinde bulunan öğrencilerin girişimcilik yolculuğunu öğrenmeleri açısından tecrübe paylaşımlarının yapılması gerektiğini belirtmişlerdir. Girişimciliğin doğasında başarı kadar başarısız olma durumu da olduğu için girişimlerinde başarılı ve başarısız olmuş girişimcilerin tecrübe paylaşımı önemli olmaktadır. Program içeriğinde teorik bilgilerin yanında uygulamaya yer verilmesinin önemli olduğunu belirtmektedirler. Teorik bilgilerin yanında öğrenme sürecinde öğrencilerin aktif olarak katılmasının önemini belirtmişlerdir. 
Sonuç ve Öneriler
Girişimcilik eğitiminin amacı kişide gizli kalmış girişimcilik potansiyelinin ve bazı özelliklerin ortaya çıkmasını sağlamaktır (Pirim, Kafalı ve Avcı, 2015). Çalışmada hazırlanan program, girişimcilik eğitiminin standartlaştırılması ve yaygınlaştırılması açısından önem taşımaktadır. Öğrencilerin potansiyel girişimci adayları olarak yetişmesi ve girişimcilik ekosistemi ile tanışmaları için girişimcilik eğitiminin fen bilgisi gibi ders kazanımları içerisinde bulunmasının yanı sıra seçmeli bir ders olarak ‘Girişimcilik’ eğitimi verilmesi önerilmektedir.
 
KAYNAKÇA
Deveci, İ. (2016). Fen Bilimleri Öğretim Programlarıyla (5-8) Bütünleştirilmiş Girişimcilik Eğitimi Modüllerinin Geliştirilmesi, Uygulanması ve Değerlendirilmesi (Doktora Tezi). Uludağ Üniversitesi, Bursa
Deveci, İ. (2018). E-STEM (Girişimcilik, Fen, Teknoloji, Mühendislik, Matematik). S. Çepni (Ed.), Kuramdan Uygulamaya STEM Eğitimi (s. 138-154)s. Ankara: Pegem Akademi
European Commission, (2011). Entrepreneurship education: enabling teachers as a critical
success factor. A report on teacher education and training to prepare teachers for the
challenge of entrepreneurship education. Final Report, Entrepreneurship Unit,
Bruxelles.
 
Hız, G. Ve Karaosmanoğlu, K. (2015). Başarılı Girişimciler Girişimci Adaylarına Rol Model Olabiliyorlar Mı? (s. 384-390) 2. Uluslarası Girişimcilik ve Kariyer Sempozyumu, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
 
Kalyoncu, K. (2015). Sosyal Girişimcilik Ekosistemi ve Bir Kısım Örnekler (s. 182-194). 2. Uluslarası Girişimcilik ve Kariyer Sempozyumu, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
Kara, C. Ve Kara, M. (2015). Finansal Okuryazarlık ve Girişimcilikte Başarı: Örnek Bir Uygulama (s. 406-414) 2. Uluslarası Girişimcilik ve Kariyer Sempozyumu, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
Karademir, E., Balbağ, M. Z. Ve Çemrek, F. (2018). Öğretmen Adaylarının Girişimcilik Düzeylerinin Bazı Değişkenlere Göre İncelenmesi. Milli Eğitim Dergisi, 220, 177-200.
Marangoz, M. Ve Aydın, A. (2015). Üniversite Öğrencilerinin Sosyal Girişimcilik Niyeti Üzerine Araştırma (s. 398-405). 2. Uluslarası Girişimcilik ve Kariyer Sempozyumu (s. 182-194) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
Pirim, L., Kafalı, H. ve Avcı, S. (2015). Girişimcilik Eğitimi Üzerine Bir Çalışma: Girişimcilikte Yeni Eğilimler (s.391-397). 2. Uluslarası Girişimcilik ve Kariyer Sempozyumu, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
Sönmez, A., Arıker, Ç. Ve Toksoy, A. (2015) Dünya’da ve Türkiye’de Sosyal Girişimciliğin Gelişimi. 2. Uluslarası Girişimcilik ve Kariyer Sempozyumu, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
Uğur, B. (2015). Girişimcilik Eğitiminin İlköğretim Programlarına Konulmasına Yönelik Model Önerisi (Yüksek Lisans Tezi). Anadolu Üniversitesi, Eskişehir
 
 
 
 


Views Of Pre-service Science Teachers About Stem Education


Gonca KEÇECİ1, Fikriye KIRBAĞ ZENGİN1
1FIRAT ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 208 - Abstract Presentation Type: Round Table

STEM approach, seen as an integrated way to teach science, technology, mathematics and engineering disciplines, has also been met with great interest in Turkey. In the report prepared by Turkish Industry and Business Association-TÜSİAD (2014), it was emphasized that the countries that wanted to advance technology and economy would need individuals who had learned STEM disciplines. In the STEM education report, which was published by Ministry of National Education- MoNE (2016), it was stated that individuals with 21st century skills will guide the future of the countries, and emphasized the importance of STEM education in converting theoretical knowledge into practice, product and innovative inventions. In 2017, STEM approach, which was initiated by private institutions and organizations, has taken its place in the new applied science unit in the science curriculum. During the education period, science teachers who are expected to train STEM practices should be equipped with STEM education approach. How the teachers perceive STEM approach, whether they adopt it or not, will directly affect the success of the program. In this respect, it was aimed to determine the views of pre-service science teachers about STEM education.
Phenomenology method was used in the research. The study group of the research was determined according to the stratified purposeful sampling. The study group consisted of 63 pre-service teachers, 17 male and 46 female teachers training school experience subject and attending STEM practices before and studying in the 4th grade of Science Teaching Department of Fırat University. Pre-service teachers participated in interactive education about STEM theory and its practices for 14 weeks during the fall semester of 2018-2019 academic years. After the theoretical knowledge, pre-service teachers were divided into 12 groups of five or six people. In line with their STEM approach, the groups prepared a sample lesson plan, performed STEM practices, presented them to their peers, and defended the disciplines of science, mathematics, engineering and technology. The pre-service teachers evaluated and discussed the practices presented by their peers, whether the practices could be integrated into the STEM disciplines or not. The data of the research were collected by semi-structured interviews. The interviews were conducted three times; before the theoretical knowledge, after the theoretical knowledge and after the presentations.
It was found that pre-service teachers' knowledge about STEM education was initially superficial, they had misinformation about STEM education, they did not see themselves as a teacher in STEM education and they did not adopt any STEM understanding. After the theoretical knowledge, it was found that pre-service teachers’ knowledge about STEM approach had increased and they could explain relationship between STEM and problem based learning, project based learning, 5E, inquiry, art, entrepreneurship. Pre-service teachers had debated STEM education in terms of Turkey and the World. They had highlighted mistakes made on behalf of STEM education in Turkey, mentioned that STEM education should be given from an early age and stressed the importance of the training of teachers. After the application, it was seen that the pre-service teachers realized their own inadequacies and that it was much more difficult to implement what they knew in theory. Pre-service teachers stated that integrating the disciplines were not easy and that they had difficulty in integrating mathematics and especially engineering discipline. In order to implement STEM practices, it was seen that pre-service teachers received support from the students in engineering faculty, especially in the designs required software knowledge. Project based STEM and problem-based STEM approaches have been more widely adopted. It has been stated by pre-service teachers that there should be courses about STEM education and the basic code-writing trainings required to use sets that require code-writing such as ardunio in the faculties of education.
According to the results of the research, it was understood that STEM education generally attracted the attention of pre-service science teachers and they wanted to learn and teach. Despite the willingness of pre-service teachers, it had been observed that they had difficulty in considering the disciplines in a holistic way while they were practicing. The misinformation of pre-service teachers about STEM education was corrected by theory education. Pre-service teachers were able to evaluate the STEM practices through peer review and had the opportunity to see different practices. In particular, code-writing training can be given at undergraduate level so that pre-service teachers can guide successful STEM practices in their professional lives. Considering the integrated STEM education, it is suggested that universities should be carried out cooperative projects with the participants of pre-service science, mathematics, information technology teachers and engineering students.
 

Stem Eğitimi Hakkında Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Görüşleri


Gonca KEÇECİ1, Fikriye KIRBAĞ ZENGİN1
1FIRAT ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 208 - Bildiri Sunum Şekli: Yuvarlak Masa

Fen bilimleri, teknoloji, matematik ve mühendislik disiplinlerinin bir bütünün parçası olarak görüldüğü, disiplinlerin ayrı ayrı yerine entegre bir şekilde öğretilmesini öngören STEM anlayışı Türkiye’de de ilgiyle karşılanmıştır. Türk Sanayi ve Ticaret Derneği-TÜSİAD (2014)’nin hazırladığı raporda, teknoloji ve ekonomiyi ilerletmek isteyen ülkelerin, STEM disiplinlerini öğrenmiş bireylere ihtiyaç duyacakları vurgulanmıştır. Sonrasında MEB (2016) yayınladığı STEM eğitimi raporunda 21. yüzyıl becerilerine sahip bireylerin ülkelerin geleceğini de yönlendireceği belirtilmiş, teorik bilginin uygulamaya, ürüne ve yenilikçi buluşlara dönüştürülmesinde STEM eğitiminin önemi vurgulanmıştır. 2017’de yenilenen fen bilimleri dersi öğretim programı uygulamalı bilim ünitesi ile birlikte, öncesinde özel kurum ve kuruluşlarca başlatılan STEM eğitimi anlayışı programda da yerini almıştır. Eğitim öğretim dönemi boyunca öğrencileriyle STEM anlayışı doğrultusunda çeşitli uygulamalar gerçekleştirmesi beklenen fen bilimleri dersi öğretmenlerinin STEM eğitimi konusunda donanımlı olması gereklidir. Öğretmenlerin STEM anlayışını nasıl algıladığı, benimseyip benimsemediği, kendilerini yeterli görüp görmediği programın başarılı olmasını doğrudan etkileyecektir. Bu açıdan bu çalışma ile fen bilgisi öğretmen adaylarının STEM eğitimi hakkındaki görüşleri tespit etmek amaçlanmıştır.
Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu tabakalı amaçlı örneklem çeşidine göre belirlenmiştir. Çalışma grubunu, Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi öğretmenliği 4. sınıfta öğrenim gören, çalışma öncesinde STEM eğitimi uygulamalarına katılmış, okul deneyimi dersine devam eden 17 erkek, 46 kadın toplam 63 öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmada öğretmen adayları, 2018-2019 eğitim öğretim yılı güz döneminde 14 haftalık süreçte öncelikle STEM kuram ve uygulamaları ile ilgili teorik bilgilerin verildiği etkileşimli eğitime katılmıştır. Teorik bilgi sonrasında öğretmen adayları beş veya altışar kişilik 12 gruba ayrılmıştır. Gruplar benimsedikleri STEM anlayışı doğrultusunda örnek ders planı hazırlayarak, STEM uygulamaları gerçekleştirmiş, akranlarına sunmuş, fen, matematik, mühendislik ve teknoloji boyutlarını savunmuştur. Öğretmen adayları akranlarının sundukları örnek STEM uygulamalarını disiplinlere entegre edilip edilmemesi, kullanılan yöntem açılarından değerlendirmiş ve tartışmıştır. Çalışmanın verileri yarı yapılandırılmış mülakatlarla toplanmıştır. Mülakatlar kuramsal bilgi öncesi, kuramsal bilgi sonrası ve sunumlar sonrası olmak üzere üç seferde gerçekleştirilmiştir.
Öğretmen adaylarının STEM eğitimi hakkında bilgilerinin başlangıçta yüzeysel oldukları, STEM eğitimi hakkında yanlış bilgilere sahip oldukları, kendilerini STEM eğitiminde öğretmen rolünde görmedikleri, herhangi bir STEM anlayışını benimsemedikleri görülmüştür. Kuramsal bilgi sonrası STEM anlayışını hakkında bilgilerinin arttığı, probleme dayalı öğrenme, proje tabanlı öğrenme, 5E, araştırma sorgulama, sanat, girişimcilik ve STEM arasında ilişkileri açıklayabildikleri görülmüştür. Öğretmen adayları Türkiye ve dünya açısından STEM eğitimini tartışmışlardır. Türkiye’de STEM eğitimi adına yapılan yanlışlıkları vurgulamış, küçük yaşlardan itibaren STEM eğitiminin verilmesi gerektiğini belirtmiş ve özellikle öğretmenlerin yetiştirilmesinin önemini vurgulamışlardır. Uygulama sonrası öğretmen adayları kendi yetersizliklerini fark ettiklerini, teoride bildiklerini uygulamaya geçirmenin tahminlerinden çok daha zor olduğunu ifade ettikleri görülmüştür. Öğretmen adayları disiplinleri entegre etmenin kolay olmadığını matematik ve özellikle mühendislik disiplinini entegre etmede çok zorlandıklarını, örnek STEM uygulamalarını hayata geçirmek için mühendislik fakültesindeki öğrencilerden destek aldıklarını, özellikle hayallerindeki tasarımlarının yazılım bilgisi gerektirdiğini, bu bilgilere de sahip olmadıklarını ifade ettikleri görülmüştür. Öğretmen adayları, öğretmenlik hayatlarında STEM anlayışını derslerine entegre etmek istediklerini ancak bu konuda yetersiz olduklarını, yolun başında olduklarını, STEM eğitimi verilen kurslara katılmak ve kendilerinin geliştirmek istediklerini belirtmişlerdir. Proje tabanlı STEM ve probleme dayalı STEM yaklaşımlarının daha çok benimsendiği görülmüştür. Eğitim fakültelerinde STEM eğitimine yönelik derslerin olması gerektiği, mühendislik alan bilgisinin özellikle ardunio setleri gibi kod yazma gerektiren setleri kullanabilmeleri için gerekli temel kod yazma eğitimlerinin lisans derslerinde olması gerektiği öğretmen adaylarınca belirtilmiştir.
Araştırma sonuçlarına göre, STEM eğitiminin genel olarak öğretmen adaylarının dikkatini çektiği, öğrenmek ve öğretmek istedikleri anlaşılmıştır. Öğretmen adaylarının istekliliğine karşın örnek uygulama yaparken disiplinlerin bütüncül olarak ele alınmasında zorluk yaşadıkları görülmüştür. Öğretmen adaylarının STEM eğitimine yönelik sahip oldukları yanlış bilgiler, kuram eğitimiyle giderilmiştir. Öğretmen adayları akran değerlendirmesi sayesinde uygulamaları değerlendirebilmiş ve farklı uygulama örnekleri görme şansı bulmuşlardır. Öğretmen adaylarının meslek hayatlarında başarılı STEM uygulamalarına rehberlik edebilmeleri için lisans düzeyinde özellikle kod yazma eğitimi verilebilir. STEM eğitiminin bütüncül bakış açısı düşünüldüğünde fen bilgisi öğretmenliği, matematik öğretmenliği, bilişim teknolojileri öğretmenliği ve mühendislik öğrencilerinin işbirlikli çalışabilecekleri projelerin üniversitelerce yürütülmesi önerilmektedir.
 


The Effect Of Argumentation Supported Science Teaching On The Learning Of Prospective Teachers Based On The Disciplines Of Science And Technology Engineering And Mathematics


Neslihan ER1, Özden TEZEL2
1Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Abstract No: 277 - Abstract Presentation Type: Round Table

Rationale for the Study
The rapid change in science and technology, produces information, can use it as a functionally functional, can solve problems, think critically, have entrepreneurial, stable, have communication skills, empathy, contribute to society and culture. it defines an individual with qualifications (Milli Eğitim Bakanlığı, 2018, p.4). In order to improve these characteristics of the individuals, countries have changed their education programs and continue to go (Yıldırım, 2018a, p.1). Therefore, STEM approach has been integrated into the education given in our country (Yaman, Özdemir and Akar-Vural, 2018, p.94).
Ministry of National Education 2018 science course curriculum teaching-teaching process teacher; encouraging, leading the roles of the student; the source of knowledge, inquiring, explaining, discussing and transforming it into a product has defined the role of the individual (MEB, 2018, p.10). Research-inquiry based learning model has been adopted in environments that will support this definition. This model is an approach that aims to eliminate the curiosity of the students and create arguments by making explanations about everything in their environment with strong reasons and strengthening these arguments by using different disciplines. The program in question enables students to support their ideas on different grounds and to participate in dialogues in which they can develop opposing arguments in order to refute the claims of their friends (Gülen, 2016, p.4). Therefore, it is necessary to include the students in both the argumentation process and the disciplines of Science-Technology-Engineering and Mathematics (FeTeMM).
Purpose of the Study 
The aim of this study is to prepare an application which is appropriate to the FeTeMM integrated argumentation based learning approach for science teacher candidates and to reveal the effect of this practice on the learning of teacher candidates. In addition, it is important to determine the level of teacher candidates' orientation to teaching.
The Importance of the Study
Science, Engineering and entrepreneurship practices added to the curriculum; The aim of this course is to help students to understand the interdisciplinary interaction between science and engineering and to help them to develop world view by making them experience experiential. FeTeMM is one of the most important educational concepts of our age. it is a very effective method to achieve these goals. It is believed that the students will be able to create arguments by using different disciplines from an early age. It is thought that this research will contribute to the development of FeTeMM teaching and argumentation skills by using a combination of science, technology, engineering and mathematics disciplines and activities based on argumentation-based learning approach.
Through the argumentation-based learning approach, students can contribute to the development of the ability to negotiate. It is important that the students collect the data and make arguments and discuss them together with their reasons. Students will be able to design and produce products by using technological equipment and to prove the applicability of science to them. Since students can apply what they have learned with this model to daily life, it is of particular importance to prepare students for real life (Gülen, 2016, p.9). In order to be able to practice in the courses mentioned above, it is important to inform the teachers about the subjects of education and argumentation. The right time for this is the process in which university education continues before the profession starts.
With this study, by applying the activities to be prepared on the basis of FeTEMM integrated argumentation-based learning method to teacher candidates, a product extraction will be provided and FeTeMM teaching and argumentation skills will be contributed to the development. Determining how this implementation process affects the learning prospective teachers will shed light on the work to be done after that.
Method of Study
This research is a qualitative and quantitative study of pre-service science teachers to prepare an activity in accordance with the FeTeMM integrated argumentation-based learning approach and to reveal the effect of this activity on the learning of prospective teachers. The method of research in which both such qualitative and quantitative research approaches are used together is defined as a mixed type. In the quantitative part of the study, one-group pre-test-post-test model will be used. In the qualitative part of the study, document analysis method which is one of the qualitative research types will be used in the analysis of data.
The study group of the research will be composed of prospective teachers who are studying in the department of science teaching of a public university in the academic year 2018-2019. In order to determine the effect of the students on their learning, there is a quantitative scale of ve Integrated Education Teaching Orientation Scale etk; belirle Course Plans teknoloji will be used in qualitative dimension. The Integrated Education Orientation Scale was developed by Lin and Williams (2015) in order to determine the prospects of science teacher candidates for science, technology engineering and mathematics teaching. Hacıömeroğlu and Bulut (2016) have been translated into Turkish. There are 31 items in the scale and 7-point Likert type. Factors included in the original case were information (α = 0.79), value (α = 0.91), attitude (α = 0.85), subjective criterion (α = 0.80), perceived behavior control (α = 0.88), and behavior orientation (α = 0.86). The Cronbach alpha internal consistency coefficient calculated for the whole scale was 0.94.
In the analysis of quantitative data to be obtained within the scope of the study, statistical package program will be used. In the analysis of the qualitative data obtained in the study, the content analysis method will be used.
Expected Results
In the results of working; There is a difference in the prospective teachers' level of teaching in FeTEMM. As a result of the lessons prepared with the activities prepared according to the FeTeMM integrated argumentation-based learning approach; pre-service science teachers, lesson plan, module etc. It is expected that there will be a difference in the level of providing course integration with activities.
 

Fen, Teknoloji, Mühendislik Ve Matematik Disiplinlerine Dayalı Argümantasyon Destekli Fen Öğretiminin Öğretmen Adaylarının Öğrenmelerine Etkisi


Neslihan ER1, Özden TEZEL2
1Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 277 - Bildiri Sunum Şekli: Yuvarlak Masa

Çalışmanın Gerekçesi
Bilim ve teknolojide yaşanan hızlı değişim, bireyin ve toplumun değişen ihtiyaçları, öğrenme öğretme teori ve yaklaşımlarındaki yenilik ve gelişmeler bireylerden beklenen rolleri doğrudan etkilemiştir. Bu değişim bilgiyi üreten, hayatta işlevsel olarak kullanabilen, problem çözebilen, eleştirel düşünen, girişimci, kararlı, iletişim becerilerine sahip, empati yapabilen, topluma ve kültüre katkı sağlayan vb. niteliklerdeki bireyi tanımlamaktadır (Milli Eğitim Bakanlığı, 2018, s.4). Bireylerin bu özelliklerini geliştirebilmek için ülkelerin eğitim programlarında değişikliğe gidilmiştir  (Yıldırım, 2018a, s.1). Ülkemizde de eğitime STEM yaklaşımı entegre edilmiştir (Yaman, Özdemir ve Akar-Vural, 2018, s.94).
2018 fen bilimleri dersi öğretim programına göre öğretmen, öğrenme-öğretme sürecini teşvik edici, yönlendirici rollerini üstlenirken; öğrenci bilginin kaynağını araştıran, sorgulayan, açıklayan, tartışan ve ürüne dönüştüren birey rolünü üstlenir (MEB, 2018, s.10). Bu tanımı destekleyen ortamlarda araştırma-sorgulamaya dayalı öğrenme modeli benimsenmiştir. Bu modelden kasıt, öğrencilerin meraklarını giderecek çevrelerindeki her şeyi sağlam gerekçelerle açıklamalarda bulunarak argümanlar oluşturdukları, bu argümanları farklı disiplinler kullanarak güçlendirdikleri bir yaklaşımdır. Söz konusu program, öğrencilerin düşüncelerini farklı gerekçelerle destekleyebildikleri ve arkadaşlarının iddialarını çürütmek amacıyla karşıt argümanlar geliştirebildikleri diyaloglar içerisinde yer almalarını sağlar (Gülen, 2016, s.4). Dolayısıyla, derslerde öğrencileri hem argümantasyon sürecine dâhil etmek hem de Fen-Teknoloji-Mühendislik ve Matematik (FeTeMM) disiplinlerinin kullanılması gerekmektedir. Bu bağlamda, FeTeMM entegreli argümantasyon temelli öğrenme yaklaşımına göre hazırlanan etkinliklerin/uygulamanın, fen bilgisi öğretmen adaylarının öğrenmeleri üzerine etkisinin araştırılması tez önerisi olarak sunulabilir.
Çalışmanın Amacı
Bu çalışmanın amacı, Fen Bilgisi öğretmen adaylarına yönelik FeTeMM entegreli argümantasyon temelli öğrenme yaklaşımına uygun bir uygulama hazırlamak ve bu uygulamanın, öğretmen adaylarının öğrenmeleri üzerine etkisini ortaya çıkarmaktır. Ayrıca, öğretmen adaylarının FeTeMM öğretimi yönelimlerinin ne düzeyde olduğunu tespit etmek amaçlanmıştır.
Çalışmanın Önemi
Öğretim programına eklenen Fen, Mühendislik ve girişimcilik uygulamalarıyla; öğrencilerin mühendislik ve bilim arasındaki bağlantıyı kurmalarına, disiplinler arası etkileşimi anlamalarına ve öğrendiklerini yaşantısal hâle getirerek dünya görüşü geliştirmelerine yardımcı olmak amaçlanmaktadır. Bulunduğumuz çağın en önemli eğitim anlayışlarından biri olan FeTeMM; bu amaçları gerçekleştirmede çok etkili bir yöntemdir. Öğrencilerin erken yaştan itibaren farklı disiplinleri bir arada kullanarak argümanlar oluşturmasının ileriye yönelik avantaj sağlayacağına inanılmaktadır. Bu araştırma ile fen, teknoloji, mühendislik ve matematik disiplinleri bir arada kullanılarak ve argümantasyon tabanlı öğrenme yaklaşımına göre hazırlanan etkinlikler/uygulama sayesinde, öğrencilerin FeTeMM öğretimi ve argümantasyon becerilerinin gelişimine katkı sağlanacağı düşünülmektedir. 
Argümantasyon temelli öğrenme yaklaşımı ile öğrencilerin müzakere edebilme yeteneğinin gelişmesine katkı sağlanabilir. Öğrencilerin verileri toplayarak iddialar oluşturması ve bunları gerekçeleri ile beraber müzakere edebilmeleri önemlidir.  Öğrencilerin teknolojik araç-gereçleri kullanarak hem tasarım yaparak ürün elde edebilmeleri hem de bu ürünler üzerinden işlemler yapması, onlara bilimin uygulanabilirliğini kanıtlayacaktır. Bu model, öğrencilerin öğrendiklerini günlük hayatta uygulama fırsatı bulması bakımından, öğrencileri gerçek yaşama hazırlamak için ayrı bir önem taşımaktadır (Gülen, 2016, s.9). Derslerde öğrencilere yönelik yukarıda bahsedildiği biçimde uygulama yapabilmek için öncelikle eğitimin yapı taşı öğretmenlerin FeTeMM ve argümantasyon uygulamaları konusunda bilgilenmeleri önemlidir. Bunun için en doğru zaman mesleğe başlamadan önce olan üniversite eğitimlerinin devam ettiği süreçtir.
Bu çalışma ile, FeTEMM entegreli argümantasyon tabanlı öğrenme yöntemine dayalı olarak hazırlanacak etkinlikleri öğretmen adaylarına uygulayarak; ortaya bir ürün çıkarmaları sağlanacak, FeTeMM öğretimi ve argümantasyon becerilerinin gelişimine katkıda bulunulacaktır. Bu uygulama sürecinin, öğretmen adaylarının öğrenmelerini nasıl etkilediğinin belirlenmesi, bundan sonra yapılacak olan çalışmalara ışık tutacaktır.
Çalışmanın Yöntemi
Bu araştırma, Fen Bilgisi öğretmen adayları için FeTeMM entegreli argümantasyon temelli öğrenme yaklaşımına dayalı uygulamanın öğretmen adaylarının öğrenmeleri üzerine etkisini ortaya çıkarmaya yönelik, hem nitel hem de nicel bir çalışmadır. Bu tür hem nitel hem de nicel araştırma yaklaşımlarının bir arada kullanıldığı araştırma yöntemi karma yöntem (mixed type) olarak tanımlanmaktadır. Çalışmanın nicel kısmında yarı deneysel desen modellerinden tek grup ön test-son test modeli kullanılacaktır. Çalışmanın nitel kısmında, verilerin analizinde nitel araştırma türlerinden olan doküman analizi yöntemi kullanılacaktır.
Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim öğretim yılında bir devlet üniversitesinin fen bilgisi öğretmenliği anabilim dalında öğrenim gören öğretmen adayları oluşturacaktır.
Araştırmada, uygulamanın; öğrencilerin öğrenmeleri üzerine etkisini ortaya çıkarmak için uygulama öncesi ve sonrasında istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma olup olmadığını ölçmek amacıyla, nicel boyutta “Entegre FeTeMM Öğretimi Yönelim Ölçeği”; nitel boyutta ise “Ders Plânları “ kullanılacaktır. Entegre FeTeMM Öğretimi Yönelim Ölçeği, Lin ve Williams (2015) tarafından fen bilimleri öğretmen adaylarının fen, teknoloji mühendislik ve matematik öğretimine ilişkin yönelimlerini belirlemek amacıyla geliştirilmiştir. Hacıömeroğlu ve Bulut (2016) tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir. Ölçekte 31 madde yer almaktadır ve 7’li Likert tipindedir. Ölçeğin özgün hâlinde yer alan faktörler sırasıyla; bilgi (α=0.79), değer (α=0.91), tutum (α=0.85), subjektif ölçüt (α=0.80), algılanan davranış kontrolü (α=0.88) ve davranış yönelimi (α=0.86) olmak üzere 6 alt boyuttan oluşmaktadır. Ölçeğin tümü için hesaplanan Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı 0.94’tür.
Çalışma kapsamında elde edilecek nicel verilerin analizinde istatistik paket programı kullanılacaktır. Çalışma kapsamında elde edilen nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemine başvurulacaktır.
Beklenen Sonuçlar
Çalışma sonucunda; öğretmen adaylarının FeTEMM öğretimi yönelim düzeylerinde olumlu yönde farklılaşma beklenmektedir. FeTeMM entegreli argümantasyon temelli öğrenme yaklaşımına dayalı uygulama ile konunun işlenmesi sonucunda; fen bilgisi öğretmen adaylarının oluşturacakları ders plânı, modül vb. etkinlikler sayesinde, ders entegrasyonunu sağlama düzeylerinde farklılık oluşması beklenmektedir.

 


‘the Effect Of Teaching Design Developed By The Stem Approach On The Et Recycling B Yak Subject To The 21st And 8th Century 21st Century Skills


Pınar Rusçuklu1, Zehra Özdilek1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 95 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine the effect of the instructional design practice on 21. ac Recycling EM based on STEM education on the 21 th and 8 th grade students' 21 th century skills. The research was carried out with the participation of 90 students, 26 of whom were in the 5th grade and 15 of the 15th grade and 15 of the 16th grade in the 2017-2018 academic year. In the teaching of the subject, the instructional design developed on the basis of STEM education has been applied. The application lasted 4 hours. The semi-structured interview lasted 450 minutes with each student for 5 minutes. In this respect, videos, worksheets and evaluation questions on ‘Recycling olarak değerlendirme were prepared for science, technology, engineering and mathematics disciplines of STEM education. At the end of the study, students were interviewed. Frequency and percentage values ​​were calculated in the analysis of student views. Data obtained from the interview were subjected to content analysis. In the light of the findings of the research; It has been determined that the instructional design practice prepared on the basis of STEM education contributes to the development of problem solving and nature literacy skills in students at all levels.

‘‘geri Dönüşüm’’ Konusu Üzerine Stem Yaklaşımı İle Geliştirilen Öğretim Tasarımının 5. 6. Ve 8.sınıflarda 21. Yüzyıl Becerilerine Etkisi


Pınar Rusçuklu1, Zehra Özdilek1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 95 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı, ‘‘Geri dönüşüm’’ konusunda STEM eğitimi temelinde hazırlanan öğretim tasarımı uygulamasının 5. 6. ve 8. sınıf düzeyindeki öğrencilerin 21.yüzyıl becerileri üzerine yaratacağı etkiyi incelemektir. Araştırma 2017-2018 eğitim öğretim döneminde 5.sınıfta öğrenim gören 26, 6.sınıfta 33 ve 8.sınıfta öğrenim gören 15 ve 16 öğrenci olmak üzere toplam 90 öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Konunun öğretiminde STEM eğitimi temelinde geliştirilen öğretim tasarımı uygulanmıştır. Uygulama 4 ders saati sürmüştür. Yarı yapılandırılmış görüşme her bir öğrenci ile 5 dakika olmak üzere toplam 450 dakika sürmüştür. Bu doğrultuda STEM eğitiminin fen, teknoloji, mühendislik ve matematik disiplinlerine yönelik olarak ‘Geri dönüşüm’’ konulu videolar, çalışma yaprakları ve değerlendirme soruları hazırlanmıştır. Çalışma sonunda öğrencilerle görüşme yapılmıştır. Öğrenci görüşlerinin analizinde frekans ve yüzde değerleri hesaplanmıştır. Görüşmeden elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ışığında; STEM eğitimi temelinde hazırlanan öğretim tasarımı uygulamasının tüm kademedeki öğrencilerde problem çözme ve doğa okuryazarlığı becerilerini geliştirme üzerine katkısı olduğu tespit edilmiştir.



The Determination Of Secondary School Students Of Perceptions About Steam (stem+a) Fields Via Metaphors


Filiz Gülhan1, Fatma Şahin2
1MEB
2Marmara Üniversitesi


Abstract No: 192 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

STEAM (STEM + A) education is an approach that is expanding with the addition of art field to STEM fields and becoming increasingly important. At this point, to determination perceptions students’ about STEAM fields and to draw the path according to this will lead to more correct steps. The aim of this research is to determine the metaphorical perceptions of secondary school students in the fields of STEAM (science, technology, engineering, mathematics, art). For this aim, a qualitative research was carried out in the form of phenomenology. The study group consisted of 135 seventh grade students in Istanbul in 2017-2018 academic year. The students were asked to complete five sentences containing the following pattern: “Science (technology, engineering, mathematics, art) is like ….. because…” The data were subjected to content analysis. Valid metaphors were categorized under certain categories and comparisons were made. Expert opinion was applied to ensure validity and reliability. As a result of the research; the developing-unlimited aspects of science and technology, the difficulty aspect of mathematics, the reflective aspect the emotions and thoughts of art, and the design aspect of engineering have come forward. Besides, it was seen that some of the students could not be defined the engineering in any way. In the light of the results, suggestions were made to improve the perception of STEAM fields in a positive way.
 

Ortaokul Öğrencilerinin Steam (Steam+a) Alanlarıyla İlgili Algılarının Metaforlar Aracılığıyla Belirlenmesi


Filiz Gülhan1, Fatma Şahin2
1MEB
2Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 192 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

STEAM (STEM+A) eğitimi, STEM alanlarına sanat alanının da eklenmesiyle kapsamı genişleyen ve giderek önemli hale gelen bir yaklaşımdır. Bu noktada öğrencilerin STEAM alanlarıyla ilgili algılarının ortaya çıkarılması ve STEAM eğitiminde izlenecek yolun buna göre çizilmesi, daha doğru adımların atılmasını sağlayacaktır. Bu araştırmanın amacı, ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin STEAM (bilim, teknoloji, mühendislik, matematik, sanat) alanlarıyla ilgili metaforik algılarının belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda olgubilim (fenomenoloji) türünde nitel bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 eğitim-öğretim yılında İstanbul’daki 135 yedinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Öğrencilerden “Bilim (teknoloji, mühendislik, matematik, sanat) ….. gibidir, çünkü …..”  kalıbını içeren beş cümleyi doldurmaları istenmiştir. Elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuş, geçerli metaforlar belirli kategoriler altında sınıflandırılarak karşılaştırmalar yapılmıştır. Geçerlik ve güvenirliğin sağlanması için uzman görüşüne başvurulmuştur. Araştırma sonucunda öğrencilerin algılarında; bilimin ve teknolojinin gelişen-sınırsız yönleri, matematiğin zorluk yönü, sanatın duygu-düşünceleri yansıtıcı yönü, mühendisliğin tasarım yönü öne çıkmıştır. Bunun yanında öğrencilerin bir kısmı tarafından mühendisliğin tarafından hiçbir şekilde tanımlanamadığını görülmüştür. Sonuçlar ışığında STEAM alanlarıyla ilgili algının olumlu yönde geliştirilebilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur.
 


Evaluation Of Science, Engineering And Entrepreneurship Activities In Elementary School Science Textbooks Regarding The Framework Of Stem Activities


Gizem TEZCAN1, Mustafa TÜYSÜZ2, Elif KAVAL OĞUZ2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi


Abstract No: 232 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, science, engineering and entrepreneurship activities elementary school science textbooks that were taught in 2018-2019 academic year were examined concerning the framework of STEM activities. It was investigated in terms of the level of availability of the conceptual integration of the STEM disciplines, the impact of development the Engineering and Design skills added in the Science Education Curriculum in 2017, and the level of assessment of students at the end of the activities by integrating STEM disciplines. In this study, the descriptive survey model was used for analyzing science textbooks. Data collection tools of the study; The STEM Activity Analysis Scale was utilized to evaluate the Science, Engineering and Entrepreneurship Activities in the elementary school science textbooks. Finding of the research, 20 Science, Engineering and Entrepreneurship Activities including in the textbooks are found at 85% regarding the level of integration of STEM disciplines. When the levels of competence of each STEM disciplines are examined in the determined sub-dimensions, it was seen 90% of science, totally 40% of mathematics learning areas, 70% engineering, 45% of production of technology, and 55% of technology usage in the activities. 21st century skills are also found to be as low as 10%. All of activities are at the level of application in the cognitive field of the bloom taxonomy, and the inclusion of science-based life problem is about 70% of the activities. The techniques in the implementation of the activities are generally; cooperative learning and project-based learning. When evaluating the activities in terms of measurement, it is seen that interdisciplinary integration was seen only in engineering and science skills while the other disciplines were not integrated. The Conclusion and implication will be discussed.

Ortaokul Fen Bilimleri Ders Kitaplarında Yer Alan Fen, Mühendislik Ve Girişimcilik Etkinliklerini Stem Etkinlikleri Çerçevesinde Değerlendirme


Gizem TEZCAN1, Mustafa TÜYSÜZ2, Elif KAVAL OĞUZ2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi


Bildiri No: 232 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada 2018-2019 Eğitim Öğretim yılında okutulan beş, altı, yedi ve sekizinci sınıf Ortaokul Fen Bilimleri ders kitaplarında yer alan Fen, Mühendislik ve Girişimcilik Etkinliklerinin STEM yaklaşımına uygunluğu incelenmiştir. Ortaokul Fen Bilimleri ders kitaplarındaki etkinliklerin; STEM disiplinlerinin kavramsal entegrasyonunun sağlana bilirlik düzeyini, Fen Bilimleri Öğretim Programına 2017 yılında dâhil edilen “Mühendislik ve Tasarım” becerilerini geliştirmeye etkisini, aynı zamanda etkinliklerin sonundaki değerlendirme sorularının STEM disiplinlerini entegre edilerek ölçme düzeyleri ve diğer değişkenler incelenmiştir. Çalışmada fen bilimleri kitaplarının incelenmesinde betimsel bir yöntem olan tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın veri toplama araçları; 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında okutulan beş, altı, yedi ve sekizinci sınıf Ortaokul Fen Bilimleri ders kitaplarındaki Fen, Mühendislik ve Girişimcilik Etkinliklerini değerlendirmek için araştırmacılar tarafından geliştirilen STEM etkinlik analiz ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ders kitaplarının tamamında bulunan toplam 20 tane Fen, Mühendislik ve Girişimcilik Etkinliklerinin STEM disiplinleri entegrasyon sağlama düzeyleri %85 bulunmuştur.  Her bir  STEM disiplinlerinin belirlenen alt boyutlarda yeterlilik düzeyleri incelendiğinde; Bilimsel Süreç Becerisi %90, matematik öğrenme alanları %40, öğretim programındaki Mühendislik ve Tasarım Becerisini geliştirmeye yönelik etkinlikler oranı %70 ve teknoloji disiplininin üretim boyutunda %45 iken, teknolojiyi kullanma boyutunda etkinliklerin %55’inde görülmektedir. Ayrıca bu etkinliklerin 21.yy becerilerinde en yüksek oranda bilim okuryazarlığı %100, sosyal ve kültürel beceriler %90 ve öğrenileni pratiğe aktarabilme becerisi %90 düzeyindedir diğer 21. yy becerileri ise %10 gibi düşük oranlarda bulunmuştur.  Etkinliklerin tamamının bloom taksonomisinde bilişsel alanın uygulama düzeyinde oldukları; bilim temelli yaşam problemi içerme durumu etkinliklerin %70’inde görülürken, etkinliklerin uygulanmasında kullanılan yöntem teknik ve stratejilerin genellikle; işbirlikli öğrenme ve proje tabanlı öğrenme olduğu görülmektedir. Ölçme değerlendirme bakımından etkinlikler incelendiğinde ise, disiplinler arası entegrasyon sadece mühendislik ve fen bilimleri becerilerinde görülürken diğer disiplinler birbiriyle entegre olarak değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Süreç değerlendirme 5. sınıf etkinliklerinin tamamında, etkinlikler sonunda yer alan rubriklerele sağlandığı görülürken, diğer sınıf düzeylerinde süreç değerlendirmeye yer verilmiştir. Bulgular üzerine tartışmalar geliştirilmiş ve gerekli önerilerde bulunulmuştur.


Investigation Of The Effect Of Virtual Reality Teaching Material On Students 'conceptual And Cognitive Learning Levels For Technical Drawing Education


Derya Emreli1, Muhammed Kofoğlu2, Rıdvan Arslan2, Abdil Kuş2, Ertu Unver3
1TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası AŞ
2Bursa Uludağ Üniversitesi
3Huddersfield University, İngiltere


Abstract No: 306 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Nowadays, it is of great importance that individuals who will start to work life can participate in production as soon as possible and they have to acquire knowledge and skills related to their professional fields during their training. Especially in engineering education, it is necessary to adapt new technologies to education in teaching technical subjects and concepts. For this purpose, augmented reality (AR) technologies in recent years has become a highly effective technique with the perception of depth in the objects it gives to the user and the possibility of interacting visually with the objects. The aim of this study is to investigate the effect of a specific mobile AR application on the cognitive learning levels of students. The study group consisted of 20 students studying in the Automotive Program of the Vocational School. Pre-experimental one group pretest-posttest design was used in this study. Data of the study; the conceptual comprehension and cognitive achievement test of the Technical Drawing subjects which were developed for the aim. As a result of the applications; it was observed that the teaching using AR significantly increased the conceptual and cognitive comprehension levels.

Tekni̇k Resi̇m Eği̇ti̇mi̇ İçi̇n Geli̇şti̇ri̇len Sanal Gerçekli̇k Öğreti̇m Materyali̇ni̇n Öğrenci̇leri̇n Kavramsal Ve Bi̇li̇şsel Öğrenme Düzeyleri̇ne Etki̇si̇ni̇n İncelenmesi̇


Derya Emreli1, Muhammed Kofoğlu2, Rıdvan Arslan2, Abdil Kuş2, Ertu Unver3
1TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası AŞ
2Bursa Uludağ Üniversitesi
3Huddersfield University, İngiltere


Bildiri No: 306 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde, iş hayatına başlayacak bireylerin üretime bir an önce katılabilmeleri büyük önem arz etmekte ve mesleki alanları ile ilgili bilgi ve becerileri eğitimleri esnasında kazanmaları gerekmektedir. Özellikle mühendislik eğitimlerinde teknik konu ve kavramların öğretiminde yeni teknolojilerin eğitime adapte edilmesi gerekir. Bu amaçla son yıllarda artırılmış gerçeklik (AG) teknolojileri kullanıcıya verdiği “cisimlerdeki derinlik algısı” ve “cisimlerle görsel olarak etkileşim” imkânı ile oldukça etkili bir teknik olarak ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada Mesleki ve Teknik Eğitim kurumlarında okuyan kişilerde Teknik Resim öğrenme performansının yükseltmesi amacıyla geliştirilen özgün bir mobil AG uygulamasının öğrencilerin bilişsel öğrenme düzeylerine etkisi incelenmektedir. Araştırmanın çalışma grubunu, Meslek Yüksekokulu Otomotiv programında okuyan 20 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada ön test-son test desenli basit deneysel yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın verileri; hedefe yönelik olarak geliştirilen AG destekli Teknik Resim konularına ait kavramsal anlama ve bilişsel başarı testi ile toplanmıştır. Yapılan uygulamalar sonucunda; AG kullanılarak yapılan öğretimin öğrencilerin kavramsal ve bilişsel anlama düzeylerini ciddi oranda arttırdığı görülmüştür


The Effect Of Stem Applications On 7th Grade Students' Gains Related To The Relationship Of Mass And Weight Concepts


Hanife TEKEŞ1, Selahattin GÖNEN2
1Dicle Üniversitesi
2


Abstract No: 69 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, a STEM education design was developed and implemented by focusing on the importance of interdisciplinary holistic learning. As it known, the relationship between mass and gravity is one of the subject that cause the most misconceptions in the minds of the students. For this reason, it was aimed to make a multi-faceted, permanent and entertaining learning by integrating mass and gravity relationship, which they learned in Science classes,  with the Scratch for Arduino program, which they learned in IT classes, in addition to using their own ideas and creativity.
This study was conducted in the fall semester of 2018-2019 academic year with 20 students in the 7th grade of private school the province of Diyarbakir.
After the activity was explained to the students, heterogeneous groups of four students were formed. The students were asked to create a scenario in their minds about the Arduino projects they were forming on the unit.
During and after the activity, the relationship between mass-gravity and gravitational force in the scratch and arduino models designed by the students was examined, deficient or false learnings where corrected by intervention.
As a result of the interviews conducted with the students after the applications and the video recordings taken during the applications, it was seen that the students were able to use more than one discipline actively together in a fun and efficient way.
 

Stem Uygulamalarinin 7. Sinif Öğrenci̇leri̇ni̇n Kütle Ve Ağirlik Kavramlarinin İli̇şki̇si̇ İle İlgi̇li̇ Kazanimlarina Etki̇si̇


Hanife TEKEŞ1, Selahattin GÖNEN2
1Dicle Üniversitesi
2


Bildiri No: 69 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada, disiplinler arası bütüncül öğrenmenin önemi odağa alınarak bir STEM eğitimi tasarımı geliştirilip uygulandı. Bilindiği üzere Kütle ve Ağırlık ilişkisi öğrencilerin zihinlerinde en fazla kavram yanılgılarına sebep olan konulardan biridir. Bu nedenle, Yapılan uygulama ile öğrencilerin Fen Bilimleri dersinde öğrenmiş oldukları Kütle ve Ağırlık İlişkisi konusunu bilgisayar derslerinde öğrenmiş oldukları Scratch for Arduino programı ile bütünleştirmeleri ve konu ile ilgili kendi fikirlerini ve yaratıcılıklarını kullanmaları sayesinde çok yönlü, kalıcı ve eğlenceli bir öğrenme gerçekleştirmeleri amaçlandı.
Çalışma 2018-2019 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında, Diyarbakır il merkezinde bulunan özel bir okulun 7. sınıflarında öğrenim gören 20 öğrenci ile yürütüldü.
Daha sonra yapılacak etkinlik öğrencilere anlatıldıktan sonra öğrencilerden dörder kişilik heterojen gruplar oluşturuldu. Konuyla ilgili öğrencilerin tasarlayacakları Arduino projeleri ile ilgili zihinlerinde bir senaryo oluşturmaları istendi.
Etkinlik sırasında ve sonrasında öğrencilerin tasarladıkları scratch ve arduino modellerindeki kütle-ağırlık ve yerçekimi alanı ilişkisi incelendi ve eksik veya yanlış öğrenmelere müdahale edilerek düzeltilmesi sağlandı.
Uygulamalar sonrasında öğrencilerle yapılan görüşmeler ve uygulamalar sırasında çekilen video kayıtlarının incelenmesi sonucunda, öğrencilerin işbirliği içerisinde birden fazla disiplini bir arada aktif bir şekilde kullanmalarının hem çok eğlenceli hem de çok verimli olduğu görüldü.


9 Type Temperament Model In Terms Of Science Teaching Methods


Muhammet Öner1, Hüseyin Artun1, Hasan Bakırcı1
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi


Abstract No: 183 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The temperament, which is one of the individual differences, is critical for the development of the education system actors. In this context, it can be said that the temperament types of the students will be determined in accordance with the student temperament and the individual differences will be turned into richness in education. In this study, it is thought that more effective learning will be provided by arranging the special teaching methods and techniques used in the science course according to the students who have temperament type. In this context, suggestions on what are the appropriate science teaching methods and techniques for the students whose temperaments are determined are emphasized. In this research, document analysis, one of the qualitative research methods, was used. General characteristics of temperament types were determined by examining the materials in the sample group. These characteristics were subjected to descriptive analysis. The findings obtained from the documents are as follows: 9 Type Temperament Model is symbolized with numbers 1 to 9. Seeking perfection and order: the model of temperament seeking the perfection, looking for love and attention, seeking to feel emotion temperament model, seeking the image of success and popularity, the temperament model to be admired, seeking individuality and originality, temperament model seeking knowledge and specialization, seeking for meaning of knowledge, looking for confidence and safety, seeking temperament model, looking for intellectual calmness, temperament model seeking innovation and pleasure, seeking pleasure from discovery is a temperament model looking for power and dominance, seeking temperament model, seeking peace and tranquility, looking for sensuous motion. With this research, it can be said that science education in our country should be realized by taking into consideration the temperament types of students.
 

9 Tip Mizaç Modelinin Fen Öğretim Yöntemleri Açısından Değerlendirmesi


Muhammet Öner1, Hüseyin Artun1, Hasan Bakırcı1
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi


Bildiri No: 183 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bireysel farklıklardan biri olan mizaç, eğitim sistemi aktörlerinin gelişimi için kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda öğrencilerin mizaç tiplerinin belirlenerek eğitim-öğretim sürecinin öğrenci mizacına uygun şekilde gerçekleştirilmesi, bireysel farklılıkların eğitim-öğretimde sorun olmaktan çıkararak zenginliğe dönüşeceği söylenebilir. Bu çalışmada da, Fen bilimleri dersin de kullanılan özel öğretim yöntem ve tekniklerinin mizaç tipi belirlenen öğrencilere göre düzenlenmesiyle daha etkili öğrenme sağlanacağı düşünülmektedir. Bu kapsamda mizaçları belirlenen öğrencilerin için uygun fen öğretim yöntem ve tekniklerinin neler olabileceğine ilişkin öneriler üzerinde durulmuştur. Bu araştırma da nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Örneklem grubunda yer alan materyaller incelenerek mizaç tiplerinin genel özellikleri belirlenmiştir. Belirlenen bu özellikler betimsel analize tabi tutulmuştur. Dokümanlardan elde edilen bulgular, 9 Tip Mizaç Modeli’ nin  (DTMM) 1’den 9’a kadar numaralarla sembolize edilmiş hali şu şekildedir. Kusursuzluk ve düzen arayan: kusursuzluğu arayan mizaç modeli (DTMM 1), sevgi ve ilgi arayan, duyguları hissetmeyi arayan mizaç modeli (DTMM 2), başarı ve popülerlik imajı arayan, hayran olunacak mizaç modeli (DTMM 3), bireysellik ve özgünlük arayan, duyguların anlamını arayan mizaç modeli (DTMM 4), bilgi ve uzmanlaşma arayan, bilginin anlamını arayan mizaç modeli (DTMM 5), güven ve emniyet arayan, entelektüel dinginlik arayan mizaç modeli (DTMM 6), yenilik ve haz arayan, keşfetmenin hazzını arayan mizaç modeli (DTMM 7), güç ve hâkimiyet arayan, mutlak güç arayan mizaç modeli (DTMM 8), huzur ve sükûnet arayan, duyumsal hareket arayan mizaç modeli (DTMM 9)’dir. Bu araştırma ile ülkemizdeki fen bilimleri öğretiminin öğrencilerin mizaç tipleri dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerektiği söylenebilir.
 


Investigation Of The Levels Of The Prospective Teachers Of Web 2.0 Technologies Integration Into The Course


Necla DÖNMEZ USTA1, Ebru TURAN GÜNTEPE1, Ümmü Gülsüm DURUKAN 1
1GİRESUN ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 245 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine the level of prospective teachers of Computer Education and Instructional Technology (CEIT) to integrate web 2.0 technologies into the course. Applying special case study method, this study was performed with 46 prospective teachers studying at the third grade of Computer and Instructional Technologies (CEIT) department. As data tool was used information collect form. In this form,  web 2.0 technologies are classified in 35 categories  and students were asked to explain how they can integrate technologies into their courses with an example. The explanations made by prospective teachers about integration were analyzed by content analysis by using sufficient, partially sufficient and insufficient categories. The analysis was conducted separately by three researchers , then the analyzes were checked and a consensus was reached. According to the findings; sufficient to integrate photography and art tools technologies into the course; partially sufficient to coding tools, logo making, online exam and quiz, 3D tools, animation tools, logging tools, video and music, website making, comic book creation, learning in 3D environments, online storage and sharing, to integrate digital story technologies into the course; insufficient to cartoon making, poster and billboard, virtual reality, certificate document, barcode tools, e-book tools, map tools, slide and presentation tools, team building, reverse face class tools, remote management, video conferencing, calendar-date strip, word cloud, content management, exam paper reading, feedback technologies were found to be integrate the technology. As a result, although it is known that prospective teachers have information about web 2.0 technologies, they have difficulties in integrating these technologies into their courses. Therefore, it is recommended to organize activities that will increase the experience of web 2.0 technologies for pre-service and in-service training applications.

 
 

Öğretmen Adaylarinin Web 2.0 Teknoloji̇leri̇ni̇ Derse Entegre Etme Düzeyleri̇ni̇n İncelenmesi̇


Necla DÖNMEZ USTA1, Ebru TURAN GÜNTEPE1, Ümmü Gülsüm DURUKAN 1
1GİRESUN ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 245 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Çalışmanın amacı, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi (BÖTE) bölümü öğretmen adaylarının web 2.0 teknolojilerini derse entegre edebilme düzeylerini incelemektir. Özel durum yöntemi kapsamında yürütülen çalışmaya 46 üçüncü sınıf BÖTE öğretmeni adayı katılmıştır. Veri toplama aracı olarak, öğretmen adaylarına 35 kategoride sınıflanan web 2.0 teknolojilerinin bulunduğu bir bilgi toplama formu verilerek onlardan bu teknolojileri derslerine nasıl entegre edebilecekleri konusunda bir örnekle açıklama yapmaları istenmiştir. Öğretmen adaylarının entegrasyon konusunda yaptıkları açıklamalar, yeterli, kısmen yeterli ve yetersiz kategorileri kullanılarak içerik analizi ile çözümlenmiştir. Analiz üç araştırmacı tarafından ayrı ayrı yapılmış ve sonrasında yapılan analizler kontrol edilerek fikir birliğine varılmıştır. Elde edilen bulgular çerçevesinde; fotoğraf ve resim araçları teknolojilerini derse entegre etme konusunda yeterli; kodlama araçları, logo yapım, online sınav ve quiz, 3D araçlar, animasyon araçları,  günlük tutma araçları, video ve müzik, web sitesi yapma, çizgi roman oluşturma, 3B ortamlarda öğrenme, online depolama ve paylaşım, dijital hikaye teknolojilerini derse entegre etme konusunda kısmen yeterli ve karikatür yapma, poster ve pano, sanal gerçeklik, sertifika belge, barkod araçları, e-kitap araçları, harita araçları, slayt ve sunu araçları, takım oluşturma, ters yüz sınıf araçları, uzaktan yönetim, video konferans, takvim-tarih şeridi, kelime bulutu, içerik yönetme, sınav kağıdı okuma, geri dönüt teknolojilerini derse entegre etme konusunda yetersiz oldukları tespit edilmiştir. Sonuç olarak, aslında öğretmen adaylarının web 2.0 teknolojileri hakkında bilgileri mevcut olmasına rağmen bu teknolojileri derslerine entegre edebilme konusunda zorluklar yaşadıkları belirlenmiştir. Bu nedenle öğretmen adaylarına yönelik  hizmet öncesinde ve hizmet içi eğitim uygulamalarında web 2.0 teknolojilerinin entegrasyona yönelik deneyimlerini artıracak etkinliklerin düzenlenmesi önerilmektedir.  
 
 


Creating And Using A Case Study As An Educational Material


Ahmet İlhan Şen1, Döndü Gülçin Bilgili1
1Hacettepe Üniversitesi


Abstract No: 461 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The case-based learning (TCBL) methodology is based on the fact that students present ideas about the event by presenting written, oral, visual or auditory events in the classroom environment that students face or encounter in daily life. When the field related to physics education is examined, there is not much study in this area (Özkan and Azar, 2005). Sahin, Atasoy and Somyurek (2010), they defended that the time management problem resulting from the lack of experience with the methodology of students and the alienation of  TCBL, together with the lack of experience of the students, made it difficult for the application of  TCBL in the classroom. In this study, 11th grade students in Antalya Akseki Anatolian High School were applied a questionnaire,it was asked to write the subjects that they had the most difficulty in understanding and learning in the 9th and 10th grade physics courses.At the result of the survey, it was decided to prepare case studies from the 'Pressure and Lifting Force' unit. Expert opinion was taken during the preparation of case studies. Semi-structured interviews were conducted with qualitative research methods in order to evaluate materials with teachers and students. By recording the interview, the interview texts were analyzed by content analysis. With this application, it was concluded that a positive learning environment in the school and positive attitudes of the students towards physics course were formed.
 
REFERENCES
Sahin, S., Atasoy, B. & Somyurek, S. (2010). Case study method in teacher education. Gaziantep University Journal of Social Sciences, 9 (2), 253 -277.
 
Ozkan, M., & Azar, A. (2005). The aim of this study is to investigate the effect of sample event based teaching method on the students' attitudes towards course achievement and their attitudes towards the course. Journal of National Education, 33, 168.

Eğitim Materyali Olarak Örnek Olay Oluşturulması Ve Kullanılması


Ahmet İlhan Şen1, Döndü Gülçin Bilgili1
1Hacettepe Üniversitesi


Bildiri No: 461 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Örnek olaya dayalı öğrenme (ÖODÖ) yöntemi, öğrencilerin günlük hayatta karşılaştıkları ya da karşılaşabilme ihtimalleri olan olayların sınıf ortamında yazılı, sözlü, görsel veya işitsel olarak sunulması ile öğrencilerin olay hakkında fikir üretmeleri esasına dayanır. Fizik eğitimi ile ilgili alan yazın incelendiğinde bu alanda çok fazla bir çalışmaya rastlanmamıştır (Özkan ve Azar, 2005). Şahin, Atasoy ve Somyürek (2010) yaptıkları çalışmada; öğrencinin, öğretmenin ve konu içeriğine uygun örnek olayların bulunması, sunulması, işlenmesi sırasında yaşanan sıkıntılarla birlikte ÖODÖ’ye yabancılık, öğretmen ve öğrencilerin yöntem ile ilgili deneyime sahip olmayışından kaynaklanan zaman yönetimi sıkıntısının ÖODÖ’nin sınıf ortamında uygulanmasını zorlaştırdığı görüşünü savunmuşlardır. Bu araştırmada Antalya Akseki Anadolu Lisesi’ndeki 11. sınıf öğrencilerine 9. ve 10. sınıf fizik derslerinde öğrenmekte, anlamakta en çok zorlandıkları konuları yazmaları istenen bir anket uygulanmıştır. Anket sonucunda örnek olayların ‘’Basınç ve Kaldırma Kuvveti’’ ünitesinden hazırlanmasına karar verilmiştir. Örnek olayların hazırlanırken uzman görüşü alınmıştır. Öğretmen ve öğrencilerle materyallerin değerlendirilmesi amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler kaydedilerek görüşme metinleri içerik analizi ile çözümlenmiştir. Bu uygulamayla okulda verimli bir öğrenme ortamı ve öğrencilerin fizik dersine yönelik olumlu tutumlarının oluştuğu sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin eğitim materyali hazırlama ve derste uygulama konusunda kendilerine güveni artmıştır.
 
KAYNAKÇA
Şahin, S., Atasoy, B. & Somyürek, S. (2010). Öğretmen eğitiminde örnek olay yöntemi. Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 9(2), 253 -277.
 
Ersöz, Y. & Yüksel Arslan, P. (2017). ÖTMT dersi kapsamında tasarlanan eğitsel materyallerin örgün eğitime aktarılması: üniversite- okul işbirliği.  Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 43, 1-24.
 
Özkan, M., & Azar, A. (2005). Örnek olaya dayalı öğretim yönteminin dokuzuncu sınıf öğrencilerinin ders başarısı ve derse karşı tutumlarına olan etkisinin incelenmesi. Milli Eğitim Dergisi, 33, 168.


Examining The Preservice Teachers' Level Of Knowledge About First Aid Applications Through A Number Of Variables


Ümit Demiral1
1Ahi Evran Üniversitesi


Abstract No: 490 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine preservice preschool, elementary and science education teachers’ content knowledge about first aid applications in terms of department, having first aid training, feeling self-sufficient and witnessing to first aid. In the study, survey model was used. The research sample consisted of 118 final grade preservice teachers who were studying in the preschool education department (f=32), in the elementary education department (f=50) and in the science education department of a state university (f=36). In the study, ‘’Personal information form” and “First aid knowledge test’’ were used as a data collection tool. SPSS program was used to analyse the data obtained from the scales. According to the findings of the study, when the department variable is examined, it is seen that there is a significant difference between the levels of first aid content knowledge of pre-school education department and elementary and science education departments (p<.05), and this difference is in favour of pre-school education department. When the first aid training factor is examined, it is found that there is no significant difference between the preservice teachers (p>.05). Another finding is that there is a significant difference between the level of content knowledge of preservice teachers who feel self-sufficient and the level of content knowledge of preservice teachers who do not feel self-sufficient (p<.05). This difference is in favour of preservice teachers who feel self-sufficient. When ‘’witnessing the first aid event’’ is examined, no significant difference is found between the groups (p>.05). Based on the findings of the study, it is concluded that the preservice teachers' content knowledge levels differ according to the department and self-sufficiency variable. Benefiting from the researchresults, it is suggested that the first aid course should be taught as a course in other departments besides the pre-school education and thus the preservice teachers should feel sufficient about the first aid.

Öğretmen Adaylarının Ilkyardım Uygulamaları Hakkındaki Bilgi Düzeylerinin Çeşitli Değişkenler Açısından Incelenmesi


Ümit Demiral1
1Ahi Evran Üniversitesi


Bildiri No: 490 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi eğitimi, sınıf ve fen bilgisi öğretmen adaylarının ilkyardım uygulamaları hakkındaki bilgi düzeylerinin bölüm, ilkyardım eğitimi alma, kendini yeterli hissetme, ilk yardım olayına tanık olma değişkenleri açısından incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli (survey) kullanılmıştır. Araştırma örneklemini bir devlet üniversitesinin okul öncesi eğitim bölümünde (f=32), sınıf öğretmenliği (f=50) ve fen bilgisi öğretmenliği (f=36) anabilim dallarında öğrenim görmekte olan 118 son sınıf öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak “Kişisel bilgi formu” ve “İlkyardım bilgi testi” kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, bölüm değişkeni incelendiğinde, okul öncesi eğitimi anabilim dalının ilk yardım bilgi düzeyi ile sınıf ve fen bilgisi öğretmenliği anabilim dalları arasında anlamlı bir farklılık olduğu (p<.05), bu farklılığın okul öncesi eğitimi anabilim dalı lehine olduğu görülmektedir. İlk yardım eğitimi alma faktörü incelendiğinde, öğretmen adayları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir (p>.05). Bir diğer bulgu, kendini ilk yardım konusunda yeterli hisseden öğretmen adaylarının bilgi düzeyi ile kendini yetersiz hisseden öğretmen adaylarının bilgi düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık vardır (p<.05). Bu farklılık kendini yeterli hisseden öğretmen adayları lehinedir. İlk yardım olayına şahit olma incelendiğinde, gruplar arasında anlamlı fark tespit edilmemiştir (p>.05). Araştırmanın bulgularına dayalı olarak, öğretmen adaylarının ilkyardım bilgi düzeylerinin bölüm ve kendini yeterli hissetme değişkenine göre farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarından yararlanarak ilk yardım dersinin okul öncesi eğitimi anabilim dalı dışında diğer bölümlerde de ders olarak okutulması ve böylece öğretmen adaylarının ilk yardım konusunda kendilerini yeterli hissetmelerinin sağlanması önerilmektedir.


Using Data Mining And Artificial Neural Networks To Predict Pisa Science Literacy


Gökhan AKSU1, Mehmet Taha ESER2, Cem Oktay GÜZELLER2
1Adnan Menderes Üniversitesi
2Akdeniz Üniversitesi


Abstract No: 40 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to apply data mining and artificial neural networks methods to predict science literacy with the help of PISA 2015 data and to compare the results under different methods. 5896 Turkish students who participated in PISA2015 exam constitute the universe of the study. Within the scope of the study, the variables which are negligible level were deleted on the basis of the list and the complete data matrix was obtained after the variables excluding the loss data rate of 15% and above were excluded from the analysis. According to this study, 4059 students were included in the study. To determine the number of variables to be included in the analysis, the method selection (select attribute) of the Weka program was first used to estimate the science literacy. At this stage, the 10-story cross validation technique, which predicted Science literacy successfully in each of the 10 layers, were respectively Question-based science education (IBTEACH), environmental awareness (ENVAWARE), Scientific beliefs (EPIST), Expected professional status (BSMJ), Science learning duration (SMINS), Test anxiety (ANXTEST), Number of books at home (HOMEPOS) and socio-economic status index (ESCS). With the help of a total of 8 independent variables, it was decided to estimate PISA Science literacy achievement scores. Matlab2017b program was used to determine the success of the estimation results obtained in predicting the success of PISA and it was determined that the training data set with Artificial Neural Networks was 58.88%, in the test data set 60.98%, in the validation data set 54.75% and in total 58.54% were successful. After that, DecisionStump, M5P, Random Tree and RepTree methods were used to determine which variables had a significant effect on PISA science literacy by using data mining methods. According to the results, it was determined that only the duration of science learning with Decision Stump method was effective in predicting the students' science literacy. In the M5P method, 205 cutting points were determined according to the duration of science learning and two different logistic models were obtained. In each logistic model, the variables that are identical are the number of books in the house, sensitivity to the environment, scientific beliefs, questioning science education, test anxiety, professional status expected from the student, duration of science learning and socio-economic status index. In random tree method, sensitivity to environment, socio-economic status index, number of books at home, scientific beliefs and test anxiety variables were found to be effective. In Reptree method, respectively, the duration of science learning, environmental sensitivity, number of books at home, expected professional status, questioning science education and socio-economic status index variables had a significant effect on science literacy. When the results are examined as a whole, the most effective variables in predicting students' science literacy scores differ according to the method used. According to this, it is suggested that researchers should report results obtained by more than one method instead of a single data mining method.
 

Pisa Fen Okuryazarlığını Tahmin Etmede Veri Madenciliği Ve Yapay Sinir Ağları Yöntemlerinin Kullanılması


Gökhan AKSU1, Mehmet Taha ESER2, Cem Oktay GÜZELLER2
1Adnan Menderes Üniversitesi
2Akdeniz Üniversitesi


Bildiri No: 40 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı PISA 2015 verileri yardımıyla Fen okuryazarlığını tahmin etmede veri madenciliği ve yapay sinir ağları yöntemlerinin uygulanması ve elde edilen sonuçların farklı yöntemler altında karşılaştırılmasıdır. Bu amaç kapsamında PISA2015 sınavına katılan 5896 Türk öğrenci çalışmanın evrenini oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında kayıp veri oranının %15 ve üzeri olan değişkenlerin analiz dışında bırakılmasının ardından kayıp veri oranı ihmal edilebilir düzeyde olan değişkenler liste bazında silinerek tam veri matrisi elde edilmiştir. Buna göre çalışma kapsamında analize dahil edilen öğrenci sayısı 4059 olarak belirlenmiştir. Fen okuryazarlığını tahmin etmek için ilk olarak analize dahil edilecek değişken sayısının belirlenmesi aşamasında Weka programının özellik seçimi (select attribute) yönteminden yararlanılmıştır. Bu aşamada 10 katlı çapraz geçerleme tekniği ile Fen okuryazarlığını 10 katmanın her birinde başarılı olarak tahmin eden değişkenler sırasıyla Sorgulamaya dayalı fen eğitimi (IBTEACH), çevreye duyarlılık (ENVAWARE), Bilimsel inançlar (EPIST), Öğrenciden beklenen mesleki statü (BSMJ), Fen öğrenme süresi (SMINS), Test kaygısı (ANXTEST), Evdeki kitap sayısı (HOMEPOS) ve sosyo-ekonomik durum indeksidir (ESCS). Toplam 8 bağımsız değişken yardımıyla PISA Fen okuryazarlığı başarı puanlarının tahmin edilmesine karar verilmiştir. PISA başarısını tahmin etmede elde edilen tahminleme sonuçlarının başarısını belirlemede Matlab2017b programından yararlanılmış ve Yapay Sinir Ağları ile eğitim veri setinde %58.88, test veri setinde %60.98, geçerleme veri setinde %54.75 ve toplamda %58.54 başarılı olunduğu belirlenmiştir. Bu işlemin ardından veri madenciliği yöntemleriyle hangi değişkenlerin PISA fen okuryazarlığı tahmin etmede anlamlı bir etkiye sahip olduğunu belirlemek amacıyla DecisionStump, M5P, Random Tree ve RepTree yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Decision Stump yöntemiyle sadece fen öğrenme süresinin öğrencilerin fen okuryazarlığını tahmin etmede etkili olduğu belirlenmiştir. M5P yönteminde fen öğrenme süresine göre 205 kesme puanı olarak belirlenmiş ve buna göre iki farklı lojistik model elde edilmiştir. Elde edilen her bir lojistik modelde etkli olan değişkenler sırasıyla evdeki kitap sayısı, çevreye duyarlık, bilimsel inançlar, sorgulamaya dayalı fen eğitimi, test kaygısı, öğrenciden beklenen mesleki statü, fen öğrenme süresi ve sosyo-ekonomik durum indeksidir. Random tree yönteminde sırasıyla çevreye duyarlık, sosyo-ekonomik durum indeksi, evdeki kitap sayısı, bilimsel inançlar ve test kaygısı değişkenlerinin etkili olduğu belirlenmiştir. Reptree yönteminde ise sırasıyla fen öğrenme süresi, çevreye duyarlık, evdeki kitap sayısı, öğrenciden beklenen mesleki statü, sorgulamaya dayalı fen eğitimi ve sosyo-ekonomik durum indeksi değişkenleri fen okuryazarlığı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmuşlardır. Elde edilen sonuçlar bir bütün olarak incelendiğinde öğrencilerin fen okuryazarlık puanlarını tahmin etmede en etkili değişkenler kullanılan yönteme göre farklılık göstermektedir. Buna göre araştırmacıların tek bir veri madenciliği yöntemi yerine birden fazla yöntem tarafından elde ettikleri sonuçları rapor etmeleri önerilmiştir.
 


A Thematic Review Of Stem Education Studies On Preschool Grade


GÜL YILMAZ1, SALİH ÇEPNİ2
1MEB
2Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 88 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine the thesis and articles on STEM education in the national and international literature on thematically. For this purpose, four different databases were searched by using some keywords and 56 studies published since 2010 were accesed. The researches were analyzed by using thematic analysis matrix in terms of general and content characteristics. Findings on general characteristics include data on the type of research, year of publication and place of publication. Findings on the content characteristics include data on the research method, study group / sample, data collection tools and the results. The data were analyzed by using descriptive statistical methods (percentage and frequency) and content analysis. The research results show that STEM education can be applied in preschool period and this education has a positive effect on children's learning but there are some problems such as teacher education, curriculum and political problems in this field.In addition, it has been determined that researches in this area have increased in recent years, qualitative research methods are given weight in researches, participants are frequently pre-school children and mostly interview and observation techniques are used for data collection.

Okul Öncesi̇ Düzeyi̇ndeki̇ Stem Eği̇ti̇mi̇ Araştirmalarinin Temati̇k İçeri̇k Anali̇zi̇


GÜL YILMAZ1, SALİH ÇEPNİ2
1MEB
2Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 88 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı ulusal ve uluslararası alan yazında yer alan okul öncesi düzeyinde STEM eğitimine yönelik yayınlanmış tez ve makaleleri tematik olarak incelemektir. Bu amaçla dört farklı veri tabanı çeşitli anahtar kelimeler kullanılarak taranmış ve 2010 yılından itibaren yayınlanan 56 araştırmaya ulaşılmıştır. Ulaşılan araştırmalar tematik analiz matrisi kullanılarak genel ve içerik özellikleri bakımından incelenmiştir. Genel özelliklere ilişkin bulgularda araştırmanın türü, yayın yılı ve yayınlandığı yer hakkındaki veriler yer almaktadır. İçerik özelliklerine ilişkin bulgularda araştırmanın yöntemi, çalışma grubu/örneklemi, veri toplama araçları ve sonucu hakkındaki veriler yer almaktadır. Elde edilen veriler betimsel istatistik yöntemleri (yüzde ve frekans) ve içerik analizi kullanılarak çözümlenmiştir.  Araştırma sonuçları okul öncesi dönemde STEM eğitiminin uygulanabileceğini ve bu eğitimin çocukların öğrenmeleri üzerinde olumlu etkisi olduğunu fakat bu alanda öğretmen eğitimi, müfredat ve politik sorunlar gibi bazı sorunlar bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca bu alandaki araştırma sayılarının son yıllarda artış gösterdiği, araştırmalarda nitel araştırma yöntemlerine ağırlık verildiği, örneklem grubu olarak sıklıkla okul öncesi dönem çocukları ile çalışıldığı, veri toplamaya yönelik ise çoğunlukla görüşme ve gözlem tekniklerinin kullanıldığı tespit edilmiştir. 


Investigation Of Scale Development Studies In The Field Of Educational Sciences In Factor Analysis


Adem YILMAZ1, Mustafa Kemal YÜZBAŞIOĞLU1
1Kastamonu Üniversitesi


Abstract No: 99 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the field of educational sciences, measurement and evaluation is very important. Scales, achievement tests and alternative assessment methods are used to provide the quality of the education given, the desired behaviors and to obtain many feedback. Scales are a highly preferred data collection tool for fast data generation and time and cost reasons. However, when this process is carried out in accordance with its purpose and without scientific basis, there are many studies that can be considered as inadequate in terms of quality and quantity. In this study, factor analysis dimensions of the scale development studies in the field of educational sciences (exploratory and confirmatory) were examined.
In the first phase of the study, exploratory factor analysis, which is frequently preferred in scale development studies, has been examined. Confirmatory factor analysis is a process that requires a slightly stronger infrastructure and academic competence than exploratory factor analysis. Document analysis and thematic content analysis were used in the study. In this context, the scales in the field of educational sciences have been examined within the framework of certain criteria and themes since 2000. Research findings are examined; The types of analysis, the reasons for choosing the analyzes, the validity and reliability criteria used, the criteria of the item elimination, the errors and assumptions made in the analysis stage, the preferred scale types, the programs used in the confirmatory factor analysis and the reasons of preference were taken into consideration. As a result of the study, the scale development studies in the field of educational sciences were examined in terms of many variables, suggestions were given to the researchers and the main dynamics which should be found in the exploratory and confirmatory factor analysis were determined.

Eği̇ti̇m Bi̇li̇mleri̇ Alaninda Yapilan Ölçek Geli̇şti̇rme Çalişmalarinin Faktör Anali̇zi̇ Boyutunda İncelenmesi̇


Adem YILMAZ1, Mustafa Kemal YÜZBAŞIOĞLU1
1Kastamonu Üniversitesi


Bildiri No: 99 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Eğitim bilimleri alanında ölçme ve değerlendirme çok önemli bir yere sahiptir. Verilen eğitimin niteliği, istenilen davranışların kazandırılması ve birçok geri dönütün alınabilmesi için ölçekler, başarı testleri ve alternatif değerlendirme yöntemleri kullanılmaktadır. Ölçekler hızlı veri üretebilme, zaman ve maliyet açısından kolaylık sağlama gibi nedenlerle oldukça tercih edilen bir veri toplama aracıdır. Ancak bu süreç amacına uygun olarak ve bilimsel temellere dayandırılmadan gerçekleştirildiğinde ortaya nitelik ve nicelik açısından yetersiz sayılabilecek birçok çalışma çıkmaktadır. Belirtilen gerekçeler doğrultusunda bu araştırmada, eğitim bilimleri alanında yapılan ölçek geliştirme çalışmalarının faktör analizi boyutları (açımlayıcı ve doğrulayıcı) incelenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında özellikle ölçek geliştirme çalışmalarında sıklıkla tercih edilen açımlayıcı faktör analizi incelenmiştir. Bu durum kullanılan farklı programlar bazında da (SPSS, AMOS, Mplus ve R) dikkate alınmıştır. Akabinde çalışmanın ikinci aşaması olan doğrulayıcı faktör analizi boyutları incelenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi, açımlayıcı faktör analizine göre biraz daha güçlü bir alt yapı ve akademik yeterlilik isteyen bir süreçtir. Çünkü bu analizin yapılabilmesi için eğitim bilimlerinde kullanılan SPSS programı bilgisi çoğu zaman yeterli olmamakta ve ekstra programları da kullanabilme ihtiyacı doğurmaktadır. Çalışma sürecinde doküman inceleme ve tematik içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda 2000 yılında bu yana eğitim bilimleri alanında yapılan ölçekler belirli kriterler ve temalar çerçevesinde incelenmiştir. 2000 yılında sonra yapılan çalışmaların incelenmesinin sebepleri arasında; bilgisayar teknolojisinin daha aktif kullanılmaya başlanılması, doğrulayıcı faktör analizi yaklaşımının 2000’li yıllardan sonra oldukça önem kazanması ve bu tarz analizlere ihtiyaç duyulmasının artış göstermesi gerekçe olarak belirtilebilir.
Araştırma bulguları incelenirken; yapılan analiz türleri, analizlerin tercih edilme nedenleri, kullanılan geçerlik ve güvenirlik ölçütleri, madde eleme yaklaşımları, analiz aşamasında yapılan yanlışlıklar ve varsayım kabulleri, tercih edilen ölçek türleri, doğrulayıcı faktör analizinde kullanılan programlar ve tercih edilme nedenleri dikkate alınmıştır. Araştırma sonucunda eğitim bilimleri alanında yapılan ölçek geliştirme çalışmaları birçok değişken açısından incelenmiş, araştırmacılara öneriler getirilmiş, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizinde bulunması gereken temel dinamikler belirlenmiştir.  
 


The Description Of The Knowledge Levels Of The Eight Grade Students About The Concepts Of Air Events By Using Formative Assessment Probes


Refik BAĞIŞLIYAN1, Nermin BULUNUZ2
1YOLÇATI ŞEHİT COŞKUN ÇALI ORTAOKULU
2Bursa Uludağ Üniversitesi, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü


Abstract No: 336 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Since a multiple-choice examination system is being used extensively in high school and university entrance exams, student sare subject to a level assessment system starting from primary school years. This evaluation is the only way for students to mark the right answerand do not allow them to write there a son why the correct answer is theright answer. In this approach, teachers do not have a detailed know ledge of students' conceptual understanding of the question and do not know how to use know ledge in daily life. There sultsobtainedbyTurkey in international examinations such as TIMMS and PISA also support this idea. However, two-stage questions, support the development of literary skills as it allows students to write both the conceptual learning and there a son why the answer they think is correct. Three formative assessment probes were prepare dandapplied to 17 voluntee reight grade students. Expertopinion of a facultymemberand 3 teachers were taken and corrections were made.The data were analyzed as mixed byu sing descriptivere search method. For quantitative data, the criteria developed for the analysis of such questions were used. Theopen-ended answers were analyzed descriptively.Since the students were not used to these questions, they were observed by their teacher whodid not know how to answer and they did not want to fill in that section.For this reason, the teacher had to explain to the students several times what they should write to this open-ended section. The findings show that students do not have sufficient know ledge about the weathere vents and they are hesitant to write their reasons in detailevenif they find the correct answer from the distractors.Finally, it is recommended to use these questions in detail in Science courses, which include the students' ideas and comments.

Ortaokul Seki̇zi̇nci̇ Sinif Öğrenci̇leri̇ni̇n Hava Olaylari Kavramlari Hakkindaki̇ Bi̇lgi̇ Düzeyleri̇ni̇n Bi̇çi̇mlendi̇ri̇ci̇ Yoklama Sorulari İle Beti̇mlenmesi̇


Refik BAĞIŞLIYAN1, Nermin BULUNUZ2
1YOLÇATI ŞEHİT COŞKUN ÇALI ORTAOKULU
2Bursa Uludağ Üniversitesi, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü


Bildiri No: 336 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Ülkemizde lise ve üniversiteye girişlerde çoktan seçmeli bir sınav sisteminin yoğun olarak kullanılıyor olması nedeni ile öğrenciler, daha ilkokul yıllarından itibaren düzey belirleyici bir değerlendirme sistemine tabii tutulmaktadır. Bu değerlendirme sistemi, öğrencilerin sadece doğru cevabı bulup işaretlemeleri biçiminde olup, seçtikleri doğru cevabın neden doğru olduğunun gerekçesini yazmalarına imkân tanımamaktadır. Bu yaklaşımda öğrencilerin soru ile ilgili kavramsal anlama düzeyleri hakkında detaylıbir bilgiye sahip olunamamakta ve bilgiyi günlük hayatta nasıl kullanacaklarını bilememektedirler. TIMMS ve PISA gibi uluslararası sınavlarda ülkemizin elde ettiği sonuçlar da,bu fikri desteklemektedir. Oysa biçimlendirici yoklama soruları, öğrencilerin hem kavramsal öğrenmeleri hem de, cevaplarının neden doğru olduğunun gerekçesini yazmalarına fırsat verdiği için,yazınsal becerilerinin gelişimini de desteklemektedir.Çalışmada 8. sınıf öğrencilerinin“Deprem ve Hava Olayları” adlı ünitede yer alan “Kasırga”, “Rüzgâr” ve “Mevsimler”kavramları hakkındaki bilgi düzeylerini tespit etmek amacı ile 3 soru hazırlanmış ve Bursa İline bağlı bir ortaokuldaki 17 gönüllü öğrenciye uygulanmıştır. Konunun uzmanı bir öğretim üyesi ve 3 Fen öğretmeninden uzman görüşü alınmış ve öneriler doğrultusunda düzeltmeler yapılmıştır. Veriler betimsel araştırma yöntemi kullanılarak karma olarak analiz edilmiştir. Nicel verilerin analizinde bu tür soruların analizi için geliştirilen ölçütler kullanılmıştır.Açık uçlu cevaplarise yine betimsel olarak analiz edilmiş ve cevaplar sınıflandırılarak öğrencilerin kavramsal anlama düzeyleri hakkında detay bilgi edinilmiştir.  Öğrencilerin bu tür sorulara alışık olmadıkları için, ilk dağıtıldığında nasıl cevaplayacaklarını bilemedikleri ve gerekçe bölümünü genellikle boş bıraktıkları, ya da doldurmak istemedikleri Fen Bilimleri öğretmeni tarafından gözlemlenmiştir.Bu nedenle öğretmen özellikle bu açık uçlu bölüme ne yazmaları gerektiğini öğrencilere birkaç kez açıklamak durumunda kalmıştır. Bulgular öğrencilerin hava olayları hakkında sahip olmaları gereken düzeyde yeterli bilgiye sahip olmadığını ve çoktan seçmeli sınav sistemine alışık oldukları için, doğru cevabı bulsalar bile, gerekçesini detaylı olarak yazmak konusunda çekince yaşadıklarınıgöstermektedir. Sonuçta öğrencilerin kavramlar hakkındaki düşüncelerine, yorumlarına detaylı olarak yer veren iki aşamalı soruların Fen Bilimleri derslerinde yaygın olarak kullanılması önerilmektedir.


Özel Yetenekli Öğrencilerin Girişimcilik Becerilerinin İncelenmesi


Çiğdem Şahin Çakır1, Derya Erdemir Yılmaz2
1Giresun Üniversitesi
2Giresun Bilim ve Sanat Merkezi


Abstract No: 78 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Bu çalışmanın amacı özel yetenekli öğrencilerin girişimcilik becerilerini tespit etmek ve cinsiyet değişkenine göre incelemektir. Bu doğrultuda çalışmada nicel araştırma modellerinden ilişkisel tarama modeli tercih edilmiştir. Çalışmanın örneklemini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Bilim ve Sanat Merkezlerinde öğrenim gören 35 kız, 52 erkek olmak üzere 8.sınıfa devam eden 87 özel yetenekli öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Fen Tabanlı Girişimcilik Ölçeği ve Girişimcilik Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek sonuçlarından elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir.  Araştırma sonucunda özel yetenekli öğrencilerin girişimcilik becerileri ve cinsiyet arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı ve fen tabanlı girişimcilik becerileri ile kişilik girişimcilik becerileri arasında orta düzeyde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Fen tabanlı genel girişimcilik becerisi ile risk alma, başarı ihtiyacı ve takım çalışması alt faktörleri arasında orta düzeyde anlamlı bir ilişki ve iletişim kurma boyutu ile yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Girişimcilik kişilik becerilerinin puan ortalamalarının erkek öğrencilerde daha fazla olmasının nedenleri gerçekleştirilecek nitel araştırmalarla belirlenebilir. Girişimcilik becerisi ile cinsiyet arasındaki ilişkinin yanı sıra sınıf düzeyi, başarı ortalaması gibi farklı değişkenler arasındaki ilişki araştırılabilir.
 

Özel Yetenekli Öğrencilerin Girişimcilik Becerilerinin İncelenmesi


Çiğdem Şahin Çakır1, Derya Erdemir Yılmaz2
1Giresun Üniversitesi
2Giresun Bilim ve Sanat Merkezi


Bildiri No: 78 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı özel yetenekli öğrencilerin girişimcilik becerilerini tespit etmek ve cinsiyet değişkenine göre incelemektir. Bu doğrultuda çalışmada nicel araştırma modellerinden ilişkisel tarama modeli tercih edilmiştir. Çalışmanın örneklemini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Bilim ve Sanat Merkezlerinde öğrenim gören 35 kız, 52 erkek olmak üzere 8.sınıfa devam eden 87 özel yetenekli öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Fen Tabanlı Girişimcilik Ölçeği ve Girişimcilik Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek sonuçlarından elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir.  Araştırma sonucunda özel yetenekli öğrencilerin girişimcilik becerileri ve cinsiyet arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı ve fen tabanlı girişimcilik becerileri ile kişilik girişimcilik becerileri arasında orta düzeyde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Fen tabanlı genel girişimcilik becerisi ile risk alma, başarı ihtiyacı ve takım çalışması alt faktörleri arasında orta düzeyde anlamlı bir ilişki ve iletişim kurma boyutu ile yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Girişimcilik kişilik becerilerinin puan ortalamalarının erkek öğrencilerde daha fazla olmasının nedenleri gerçekleştirilecek nitel araştırmalarla belirlenebilir. Girişimcilik becerisi ile cinsiyet arasındaki ilişkinin yanı sıra sınıf düzeyi, başarı ortalaması gibi farklı değişkenler arasındaki ilişki araştırılabilir.
 


The Investigation Of The Relationship Between Pre-service Teachers' Social Entrepreneurship Characteristics And Problem Solving Skills


Erkan Çalışkan1
1Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi


Abstract No: 381 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Problem solving ability is defined as the overcoming of the difficulties encountered in reaching the goal by reflecting the internal and external demands mentally. Social entrepreneurship is the innovative use of resources for social change and social needs. The social entrepreneur must be aware of the social problems that arise in his / her environment and to be insistent, realistic, sensitive and creative in solving this problem. Teachers working in every part of the society and in every settlement of the country should also be successful social entrepreneurs for social welfare. In this study, it is aimed to examine the relationship between social entrepreneurship characteristics and problem solving skills of pre-service teachers. In addition, social entrepreneurship characteristics of teacher candidates; It will be examined whether there is any difference according to variables such as gender, department, class, future and career goal, membership of non-governmental organization, education about entrepreneurship, being sensitive to social and environmental problems. In the research carried out in the screening model, the data collection phase is about to be completed and the analysis phase will be started. At the stage of analysis, quantitative data will be analyzed according to their normal distribution characteristics by means of parametric or nonparametric tests and their correlations. The findings will be compared with the other studies in the literature.

Öğretmen Adaylarının Sosyal Girişimcilik Özellikleri İle Problem Çözme Becerileri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi


Erkan Çalışkan1
1Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi


Bildiri No: 381 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Problem çözme becerisi, içsel ve dışsal isteklerin zihinsel olarak davranışlara yansımasıyla hedefe ulaşmada karşılaşılan zorlukların aşılması olarak tanımlanmaktadır. Sosyal girişimcilik, sosyal değişimler ve toplumsal gereksinimler için kaynakların yenilikçi biçimde kullanılmasıdır. Sosyal girişimcinin içinde bulunduğu çevre içerisinde ortaya çıkan sosyal sorunları görmesi ve bu sorunun çözülmesinde ısrarcı, gerçekçi, duyarlı ve yaratıcı olması gerekmektedir. Toplumun her kesiminde ve ülkenin her yerleşim yerinde görev yapan öğretmenlerinin de toplumsal refah için başarılı birer sosyal girişimci olmaları gerekmektedir. Bu çalışmada öğretmen adaylarının sosyal girişimcilik özellikleri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi hedeflenmektedir. Ayrıca öğretmen adaylarının sosyal girişimcilik özellikleri; cinsiyet, öğrenim gördükleri bölüm, sınıf, gelecek ve kariyer hedefi, sivil toplum kuruluşuna üye olma, girişimcilikle ilgili eğitim alma durumu, toplumsal ve çevresel sorunlara duyarlı olma gibi değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediği incelenecektir. Tarama modelde yürütülen araştırmada veri toplama aşaması tamamlanmak üzere olup çözümleme aşamasına geçilecektir. Çözümleme aşamasında nicel verilerin normal dağılım özelliklerine göre parametrik ya da nonparametrik testler ile farklılaşmalarına ve korelasyonlarına bakılacaktır. Elde edilen bulgular alınyazındaki diğer çalışmalarla karşılaştırılarak yorumlanacaktır. 


Out-of-school Science Learning Practices For Middle School Students In The Province Of Rize


Arzu Küçük1, Nagihan Yıldırım2, Ahmet İlhan Şen3, Serkan Sevim4, Mehmet Küçük2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi
3Hacettepe Üniversitesi
4Pamukkale Üniversitesi


Abstract No: 484 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to investigate the effects of the planned activities in the outdoor learning environments that are related to the subject-gains of 5-7th class science curriculum, on students’ views of science, technology, society. The study group includes 28 students who completed the 7th grade studying at boarding middle schools of Rize and Trabzon cities. Participants attended a science camp at Rize / Çayeli Service Training Institute in accordance with the project schedule. Out-of-school learning activities to be carried out within the scope of the project, that are relevant to  5-7th grade science curriculum is designed to work in Rize and its surrounding outdoor spaces. In this context, many outdoor activities such as İkizdere Pilaki Cave, İkizdere Zorlu Hydroelectric Plant, Atmaca Recycling Facility, Çayeli Copper Works, Ayder Yaylası etc where participants can get many achievements in science education program have been programmed. Many other innovative methods and techniques, such as play, artistic activities, drama, workshops, group work and observation, which encourage active participation of students in order to embody the practices, will be used. Primary outcomes of the project are to learn about science, technology, society and the environment. For this purpose, in order to evaluate the outcome of the Project "student questionnaire on science, technology and society" was applied as pre-test and post-test. Students also asked to write reflective letters about the knowledge and experience that they gain in the each day of the project. The collected quantitative data will be analyzed by SPSS 18.0 program and qualitative data will be analyzed by qualitative data analysis methods. Only quantitative data will be presented in this study. The results obtained from the quantitative data showed that the applied camp program could make significant contributions to achieve the intended outcomes.

Rize İlinde Ortaokul Öğrencilerine Yönelik Okul Dışı Fen Öğrenme Uygulamaları


Arzu Küçük1, Nagihan Yıldırım2, Ahmet İlhan Şen3, Serkan Sevim4, Mehmet Küçük2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi
3Hacettepe Üniversitesi
4Pamukkale Üniversitesi


Bildiri No: 484 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, 5-7. sınıf fen bilimleri dersi öğretim programlarındaki konu-kazanımlarla ilişkilendirilen okul dışı öğrenme ortamlarında yürütülen etkinliklerin öğrencilerin fen, teknoloji, toplum çevre konularına ilişkin görüşleri üzerindeki etkisini incelemektir. Trabzon ve Rize İllerindeki yatılı bölge ortaokullarından seçilen 28 kişilik öğrenci grubundan oluşan araştırmanın katılımcıları, proje takvimi uyarınca, Rize / Çayeli Hizmet İçi Eğitim Enstitüsü’nde konaklamalı yaz bilim kampına alınmıştır. Bu araştırma, TÜBİTAK 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları 2018.1 çağrısı kapsamında desteklenmiştir. Bir hafta süren proje kapsamında yürütülen okul dışı öğrenme etkinlikleri, katılımcıların 5-7. sınıf fen bilimleri dersi öğretim programlarındaki konuları Rize ve çevresindeki dış mekânlarda çalışabilmeleri için tasarlanmıştır. Bu bağlamda, katılımcıların fen bilimleri öğretim programında yer alan birçok kazanımımı elde edebileceği İkizdere Pilaki Mağarası, İkizdere Zorlu Hidroelektrik Tesisi, Atmaca Geri Dönüşüm Tesisi, Çayeli Bakır İşletmeleri, Ayder Yaylası vd. birçok dış mekân etkinlikleri programa yerleştirilmiştir. Uygulamaların somutlaştırılabilmesi için öğrencilerin aktif katılımını teşvik eden oyun, sanatsal faaliyetler, drama, atölye, grup çalışması ve gözlem gibi daha birçok yenilikçi yöntem ve teknikler kullanılmıştır. Katılımcıların fen, teknoloji, toplum çevre konularını öğrenmeleri projenin öncelikli çıktıları arasında yer almaktadır. Bu amaçla, projenin çıktıların değerlendirilebilmesi için; “fen teknoloji toplum çevre konularına ilişkin öğrenci anketi” ön test-son test şeklinde uygulanmıştır. Projenin her bir günü için öğrencilerden, proje kapsamında edindikleri bilgi ve deneyimlerin kendileri için ne anlam ifade ettiğine ilişkin yansıtıcı yazılar yazmaları da istenmiştir. Toplanan nicel veriler, SPSS 18.0 programıyla, nitel veriler ise nitel veri analiz yöntemlerinden içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. Bu çalışmada yalnızla nicel verilerin sunumu yapılacaktır. Nicel verilerden hareketle ulaşılan sonuçlar, uygulanan kamp programının hedeflenen çıktılara ulaşmaya önemli katkılar sağlayabildiğini ortaya koyabilmiştir.
 
 


The Effect Of A Nanotechnology Education Workshop On High School Science Teachers’ Understandings Of Concepts About Nanotechnology


Sevil Akaygün1, Emine Adadan1
1Boğaziçi Universitesi


Abstract No: 82 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Today, nanotechnology has become an integral part of our lives in various areas from health to information technologies, from sports to cosmetics. The inclusion of nanotechnology in the revised high school curriculum has revealed the importance of nanotechnology education. From this point forward, it has become essential for high school teachers to improve their conceptual understanding in nanotechnology. Hence, a 6-day Nanotechnology Education Workshop, in the context of a project funded by TUBITAK 4005, has been organized for high school physics, chemistry and biology teachers. In the workshop, various activities, on the topics of size and scale, size-dependent properties, imaging in nanoscale, nanoparticles, research in nanotechnology, nanosafety, and responsible research and innovation, were implemented by using inquiry-based science education where teachers actively worked in groups. The aim of this one-group quasi-experimental study was to investigate the effect of a Nanotechnology Education Workshop on high school science teachers’ understandings of concepts about nanotechnology. Totally twenty-four science teachers, who were selected by stratified sampling from the ones applied to project announcement, participated in the workshop. Nine of these teachers were chemistry teachers, 8 of them were biology teachers, and 7 of them were physics teachers, who were working in the public high schools in Istanbul. Before and after the workshop, the participants have taken the Nanoscience and Nanotechnology Conceptual Understanding Test (NNCUT) which was developed by the researchers. The NNCUT included 10 open-ended questions on three main themes; fundamental concepts of nanoscience and nanotechnology, size, and nanotechnology applications. The responses of the participants were scored according to their accuracy, and the emerged categories were determined. The results of the analyses showed that high school science teachers’ understandings of concepts about nanotechnology has improved after the workshop. This study draws attention to the need for such Nanotechnology Education Workshops all over our country.
 

Bir Nanoteknoloji Eğitimi Çalıştayının Lise Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Nanoteknoloji Ile Ilgili Kavramları Anlamalarına Etkisi


Sevil Akaygün1, Emine Adadan1
1Boğaziçi Universitesi


Bildiri No: 82 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde nanoteknoloji, sağlıktan bilişime, spordan kozmetiğe pek çok alanda hayatımızda yer almaktadır. Nanoteknoloji ile ilgili konu ve kavramların güncellenen lise fen bilimleri öğretim programlarında yer alması ise nanoteknoloji eğitiminin önemini gündeme getirmiştir. Bu noktadan hareketle lise fen bilimleri öğretmenlerinin nanoteknoloji konusundaki kavramsal anlamalarının artması önem kazanmaktadır. Bu nedenle, bir TÜBİTAK 4005 projesi kapsamında, lise fizik, kimya ve biyoloji öğretmenlerinin katıldığı 6-günlük bir Nanoteknoloji Eğitimi Çalıştayı düzenlenmiştir. Çalıştayda, araştırmaya-sorgulamayı dayalı fen eğitimi yöntemiyle, tüm öğretmenlerin aktif katılım sağlayarak grup halinde çalışacakları büyüklük ve ölçek, büyüklüğe bağlı özellikler, nano-ölçekte görüntüleme, nanoparçacıklar, nanoteknoloji alanında güncel araştırmalar, nano-güvenlik ve sorumlu araştırma ve inovasyon konularında çeşitli etkinlikler uygulanmıştır. Tek grup yarı-deneysel yöntemin kullanıldığı araştırmanın amacı, bir Nanoteknoloji Eğitimi Çalıştayı’nın katılımcı lise fen bilimleri öğretmenlerinin nanoteknoloji ile ilgili kavramları anlama düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Çalıştaya, duyuruya başvuran adaylar arasından tabakalı örneklem metoduyla seçilen İstanbul ilindeki resmi okullarda çalışmakta olan 9 kimya, 8 biyoloji ve 7 fizik öğretmeni olmak üzere toplam 24 fen bilimleri öğretmeni katılmıştır. Katılımcılar, çalıştayın öncesinde ve sonrasında, araştırmacılar tarafından geliştirilmiş olan 10 adet açık-uçlu sorudan oluşan Nanobilim ve Nanoteknoloji Kavramsal Anlama Testini (NNKAT) cevaplamışlardır. NNKAT’daki sorular nanobilim ve nanoteknoloji ile ilgili temel kavramlar, büyüklük ve nanoteknoloji uygulamaları olmak üzere 3 tema altında hazırlanmıştır. Katılımcıların verdiği cevaplar, hem doğruluklarına göre puanlandırılmış, hem de ortaya çıkan tema ve kategoriler belirlenmiştir. Analiz sonuçları çalıştaya katılan lise fen bilimleri öğretmenlerinin çalıştay sonrasında nanoteknoloji ile ilgili kavramları anlama düzeylerinde artış olduğunu göstermiştir. Bu çalışma Nanoteknoloji Eğitimi Çalıştaylarının ülkemiz genelinde yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekmektedir.


An Ubiquitous Learning In-class Activity Sample: Intermolecular Weak Forces


İsmail ATEŞ1, Musa ÜCE2
1Marmara Üniversitesi
2Marmara Üniversitesi


Abstract No: 96 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Abstract
Ubiquitous computing systems have created new learning opportunities with the internet-ready environment, where learners can access various contents fast and  in large amounts through invisible systems via embedded systems. Ambient learning (ubiquitous learning), a concept that emerges in e-learning, where learning content is learned in a user-centered manner, is gaining importance today. In this study, the contents of the high school chemistry course titled “Intermolecular Weak Forces” were prepared to provide the learning activities with the ubiquitous learning activities. The learning activities of ubiquitous learning process were carried out by using common computing environments that support and facilitate the learning process. The aim of this study is to research the effect of the applied ubiquitous learning activity on the conceptual learning and learning outcome of “Intermolecular Weak Forces”. In this study, action research design is used from qualitative research models. The study group included 10 students of 9th grade in high school in an easily accessible public school. In addition to the observation and interview on the effectiveness of the students in the learning of ubiquitous learning, the scale consisting of open-ended questions with the “Semi-Structured Conceptional Understanding Form of Weak Interactions“ was used before and after the study. “Findings and Results” will be shared in the full text of the study and in the congress since the analysis process of the data obtained in the study has not been completed yet. Collected data are analyzed by using descriptive analysis method.

Çevreleyen Öğrenme Etkinliği Sınıf İçi Uygulama Örneği: Kimyasal Türler Arası Zayıf Etkileşimler


İsmail ATEŞ1, Musa ÜCE2
1Marmara Üniversitesi
2Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 96 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Özet
Yaygın bilişim sistemleri, devamlı internet bağlantısı ile öğrenenlerin görünmez olarak, gömülü sistemler vasıtasıyla hızlı, çok miktar ve farklı içeriklere erişebildiği yeni öğrenme fırsatlarını ortaya çıkarmıştır. Öğrenme içeriklerinin kullanıcı merkezli olarak öğrenildiği e-öğrenmede ortaya çıkan bir kavram olan çevreleyen öğrenme (ambient / ubiquitous learning) günümüzde önem kazanmaktadır. Bu çalışmada, ortaöğretim kimya dersi “Kimyasal Türler Arası Etkileşimler” ünitesinin “Zayıf Etkileşimler” konusunun kazanımlarının çevreleyen öğrenme etkinlikleri ile kazandırılmasına yönelik içerikler hazırlanmıştır. Öğrenme sürecini destekleyici ve kolaylaştırıcı yaygın bilişim ortamları kullanılarak çevreleyen öğrenme etkinlikleri yürütülmüştür. Çalışmanın amacı, uygulanan çevreleyen öğrenme etkinliğinin, öğrencilerin “Kimyasal Türler Arası Etkileşimler” ünitesinin “Zayıf Etkileşimler” konusuna yönelik kavramsal öğrenmelerine ve kazanımların edinilmesindeki etkisini araştırmaktır. Çalışmada nitel araştırma modellerinden eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Çalışma grubu kolay ulaşılabilir bir devlet okulundaki lise 9. sınıf öğrencilerinden 10 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak, öğrencilerin çevresel öğrenmenin öğrenmelerine etkililiği ile ilgili gözlem ve görüşmenin yanında çalışma öncesi ve sonrasında “Yarı-yapılandırılmış Kimyasal Türler Arası Zayıf Etkileşimler Kavramsal Anlama Formu”  ile açık uçlu sorulardan oluşan ölçek kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin analiz süreci henüz tamamlanmadığından “Bulgular ve Sonuçlar” kongrede ve çalışmanın tam metninde paylaşılacaktır. Toplanan veriler betimsel analiz yöntemi kullanılarak çözümlenmektedir.
 


Development Of Web 2.0 Based Activities-1: Molecular Orbital Theory


Yasemin ALPASLAN1, Gülcan ÇETİN1, Resul GÖNCÜ1, Ruhan BENLİKAYA1
1Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi


Abstract No: 297 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In recent years, there has been an increase in the number of teaching activities using Web 2.0 technologies. The aim of this study was to develop of the activities supported by Web 2.0 technologies for Molecular Orbital Theory (MOT) in General Chemistry-I course. The model of this study was the ADDIE design model (analysis, design, development, implementation and evaluation). First of all, the theory and models mentioned in General Chemistry-I course were determined by using the source books. Then, a questionnaire was applied to 42 students who have been studying in Department of Chemistry Education, Necatibey Faculty of Education, Balıkesir University via Google forms. In the questionnaire the students were asked to mark the given theories and models according to the degree of difficulties of and then to write the reasons of their markings. According to the results of the questionnaire, MOT was found to be the most difficult theory. The students stated that they have difficulty in drawing the molecular orbital diagrams as the molecule structure grows and in interpreting the diagrams. The chapters of General Chemistry-I textbooks related to this theory were examined in designing the activity sheet supported by various Web2.0 tools such as 2D-Code, HP Reveal and Powtoon. The MOT activity sheet was performed on the group of 15 students studying in the department of Chemistry Education. In the evaluation of the activities, the results of pre-test and post-test obtained via Google forms were used. In addition, the student’ opinions about the evaluation of the activities were taken in consideration.

Web 2.0 Teknolojileri Destekli Etkinliklerin Geliştirilmesi-1: Moleküler Orbital Teori


Yasemin ALPASLAN1, Gülcan ÇETİN1, Resul GÖNCÜ1, Ruhan BENLİKAYA1
1Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 297 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Son yıllarda Web 2.0 teknolojileri kullanılarak yapılan öğretim çalışmalarında bir artış olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, Genel Kimya-I dersinde geçen Moleküler Orbital Teori(MOT) ile ilgili Web 2.0 teknolojileri destekli etkinliklerin geliştirilmesidir. Çalışma modeli, ADDIE tasarım modelidir (analiz, dizayn, geliştirme, uygulama ve değerlendirme). İlk olarak, Genel Kimya-I dersinde geçen teori ve modeller kaynak kitaplardan yararlanılarak belirlenmiştir. Daha sonra, Google formlar aracılığıyla, Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Kimya Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören toplam 42 kişiye anket uygulanmıştır. Ankette; öğrencilerden verilen teori ve modelleri zorluk derecelerine göre işaretlemeleri ve işaretledikleri zorluk derecelerinin nedenlerini yazmaları istenmiştir. Anket sonuçlarına göre, verilen başlıklar arasında MOT’un en zor teori olduğu tespit edilmiştir. Öğrenciler; MOT ile ilgili olarak yapı büyüdükçe moleküler orbital diyagramının çiziminde ve çizdikleri moleküler orbital diyagramlarını yorumlamada zorlandıklarını belirtmişlerdir. MOT ile ilgili Web 2.0 destekli etkinlik kağıdının tasarlanmasında Genel Kimya-I ders kitaplarının bu teori ile ilgili bölümleri incelenmiştir. Karekod, HP Reveal, Powtoon gibi Web 2.0 araçlarından yararlanılmıştır. Kimya Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören 15 kişilik bir gruba, hazırlanan MOT etkinlik kâğıdı uygulanmıştır. Etkinliklerin değerlendirilmesinde Google formlar aracılığıyla etkinlik öncesi ve sonrası uygulanan başarı testi sonuçları kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerden etkinliklerin değerlendirilmesi ile ilgili görüşleri alınmıştır.
 


Investigating Preservice Chemistry Teachers’ Concerns About Teaching Chemistry


Sevil Akaygün1, Faik Özgür Karataş2
1Bogazici Üniversitesi
2Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 327 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Concern is defined as the sum of physiological, emotional and mental changes an individual experiences in the presence of a stimulus. Concern, as a part of daily life, helps individuals cope with problems, analyze the situations and make decisions. Preservice chemistry teachers may have various concerns before starting teaching.The aim of this case study was to investigate the effect of School Observation and Practice Teaching courses on preservice chemistry teachers’ concerns about teaching chemistry. Twenty-three senior preservice chemistry teachers studying at Boğaziçi and Trabzon Universities participated in the study. Seventeen students from Boğaziçi University reflected on their concerns about teaching chemistry; in the beginning, middle and at the end of the semester while taking the course of School Observation, whereas 6 students from Trabzon University followed the same procedure while taking the course of Practice Teaching. Preservice teachers were asked to reflect on the course of school observation/practice teaching, observing a chemistry teacher, and teaching chemistry, when they wrote reflections. The reflections were analyzed through content analysis to determine the emerging themes and categories. The results of the analysis showed that in the beginning of the semester, the concerns of preservice teachers were mostly on communication with the students, lack of use of technology and laboratory, and their pedagogical content knowledge, in the middle of the semester their concerns were more on characteristics of students, responsibilities of teachers, and their content knowledge; at the end of the semester, the concerns on the society’s perception of teaching as a career, teaching methods, and educational system, were added to the previous ones. It can be claimed that, reflecting on their concerns help preservice teachers better understand the structure of the profession. Designing the courses of school observation  and practice teaching by considering their concerns will contribute preservice teachers’ professional development.

Kimya Öğretmen Adaylarının Kimya Öğretimi Ile Ilgili Kaygılarının İncelenmesi


Sevil Akaygün1, Faik Özgür Karataş2
1Bogazici Üniversitesi
2Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 327 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri



Kaygı, kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı, bedensel, duygusal ve zihinsel değişimler bütünüdür. Günlük hayatın bir parçası olan kaygı, bir ölçüde kişinin sorunlarla baş edebilmek için hazırlıklı olmasını, durumları analiz etmesini ve hızlı karar vermesini sağlar. Kimya öğretmen adayları, öğretmenlik mesleğine başlamadan önce farklı kaygılara sahip olabilirler. Öğretmen adaylarının bir dönem boyunca bir okul ortamında bulundukları Okul Deneyimi ve Öğretmenlik Uygulaması derslerinin bu kaygıların değişmesinde rol oynayabileceği söylenebilir. Bir durum çalışması olan bu araştırmanın amacı, okul deneyimi ve öğretmenlik uygulaması derslerinin kimya öğretmen adaylarının kimya öğretimine yönelik kaygılarına etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya Boğaziçi ve Trabzon Üniversitesi’nin dördüncü sınıfında okuyan toplam 23 kimya öğretmen adayı katılmıştır. Boğaziçi Üniversitesi kimya öğretmenliği programına kayıtlı 17 öğretmen adayı okul deneyimi, Trabzon Üniversitesi’nde aynı programa kayıtlı 6 öğretmen adayı ise öğretmenlik uygulaması derslerini alırken kaygıları hakkında dönemin başında, ortasında ve sonunda yansıtma yazmışlardır. Yansıtmalarda öğretmen adaylarında, okul deneyim/uygulaması dersi, bir kimya öğretmenini gözlemlemek ve kimya öğretmek üzerine olan kaygılarını yazmaları istenmiştir. Öğretmen adaylarının yansıtmaları, içerik analizi tabi tutulmuş ve kaygılarına yönelik tema ve kategoriler ortaya çıkarılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, öğretmen adaylarının dönem başında, çoğunlukla öğrencilerle iletişim, öğretmenlerin teknoloji ve laboratuvar kullanmamaları ve kendilerinin pedagojik alan bilgilerine yönelik kaygıları varken, dönem ortasında daha çok öğrencilerin özellikleri, öğretmenlerin sorumlulukları ve kendilerinin alan bilgilerine yönelik kaygılar ortaya çıkmış;  dönem sonunda ise bu kaygılara ek olarak öğretmenlik mesleğinin toplumdaki yeri, uygulanan öğretim yöntemleri ve eğitim sistemi ile ilgili kaygılara sahip oldukları görülmüştür. Öğretmen adayları dönem başında daha çok kendi görev ve sorumluluklarına yönelik kaygılar taşırken, dönem sonunda kaygılarının öğretmenliğin yapısına ve  eğitim sistemine doğru değiştiği görülmüştür. Öğretmen adaylarının okul deneyimi ve öğretmenlik uygulaması dersleri sırasında kimya öğretimine yönelik kaygıları üzerine yansıtma yapmalarının öğretmenlik mesleğinin yapısını daha iyi anlamalarına neden olabileceği söylenebilir. Okul deneyimi ve öğretmenlik uygulaması derslerinin adayların bu kaygıları dikkate alarak tasarlanması adayların mesleki gelişimine katkı sağlayacaktır.


What Is Being Social Trapped Between The Real World And Virtual World?


Ayşe Aytar1, Tuncay Özsevgeç 2, Mediha Demirkan 2, Zeynep Kurnaz 2
1Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi
2Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 229 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it was aimed to determine whether students were social in real life as well as in social media. In this study descriptive research survey method was used. A total of 96 students took part in the study, 27 of which were in the 4th grade of the primary school, 35 of the 6th grade and 34 of the 8th in the middle school. In this study students were asked a lot of questions like demographic features as well as the time spent on the Internet, the general purpose of the internet usage, the most frequently social networks used, the number of friends in these networks, the frequency of reading books and going to the cinema, the sports activities, etc. When these questions were evaluated, it was found that most of the students had an internet connection at home and connected time was less than 1 hour on the 4th and 8th grade and 2 hours on the 6th grade. As for the purposes of using the internet, it was at the forefront to prepare homework at the 4th and 6th grade level and to connect the social networks in the 8th grade. In the most common social networks, youtube was the first in all class levels. When the purposes of using the social networks were examined, they used them for communicating with friends at each levels. In other question, the students were asked the number of friends in their social networks and they mostly answered between 0-500 in the 4th grade and 100-500 in the 6th and 8th grades. However, they communicated actively 0-25 friends in the 4th and 6th grades and 25-50 in the 8th grade. In other words, social media is more social than real life.
 

Gerçek Dünya Ve Sanal Dünya Arasında Sıkışıp Kalan Sosyal Olma Nedir?


Ayşe Aytar1, Tuncay Özsevgeç 2, Mediha Demirkan 2, Zeynep Kurnaz 2
1Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi
2Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 229 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada öğrencilerin sosyal medya ortamlarında oldukları kadar gerçek hayatta da sosyal olup olmama durumlarını belirlemek amaçlanmıştır. Söz konusu çalışma, betimsel bir araştırma olup, tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmaya, ilkokul 4. sınıftan 27, ortaokul 6. sınıftan 35 ve ortaokul 8. sınıftan 34 olmak üzere toplam 96 öğrenci katılmıştır. Çalışmada, öğrencilere demografik özelliklerinin yanı sıra internette günlük geçirilen süre, internetin genel kullanım amaçları, en sık kullanılan sosyal paylaşım ağları-kullanım amaçları, bu ağlardaki arkadaş sayısı, kitap okuma ve sinemaya gitme sıklığı, yapılan spor aktiviteleri vb. birçok soru yöneltilmiştir. Bu sorular değerlendirildiğinde, öğrencilerin çoğunun evinde internet bağlantılı bir bilgisayar olduğu ve internette kalma sürelerinin 4 ve 8. sınıf düzeyinde günde 1 saatten az, 6. sınıfta ise günde 2 saat olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin interneti kullanma amaçlarına gelince, 4 ve 6. sınıf düzeyinde ödev hazırlamak, 8. sınıfta ise sosyal paylaşım ağlarına girmek ön planda yer almıştır.
En sık kullanılan sosyal paylaşım ağlarında, tüm sınıf düzeylerinde “youtube” un ilk sırada olduğu görülmüştür. Öğrencilerin her bir sınıf düzeyi için, paylaşım ağlarını kullanım amaçları incelendiğinde, arkadaşlarla iletişim kurma amaçlı kullanıma yönelik cevaplar verdikleri görülmüştür. Bu sorunun devamında, öğrencilere sosyal ağlardaki mevcut arkadaş sayılarının kaç olduğu sorusu yöneltilmiş, öğrencilerin çoğunlukla, 4. sınıfta 0-100, 6 ve 8. sınıfta ise 100-500 arasında cevap verdikleri belirlenmiştir. Dikkat çeken cevap ise sosyal ağlardaki mevcut arkadaşlarından kaçı ile aktif olarak görüştükleri sorusuna verilmiş olup 4 ve 6. sınıfta 0-25 iken 8.sınıfta ise 25-50 arasında olduğudur. Bir başka ifadeyle sosyal medya gerçek hayattan daha sosyal olmaktadır. Çalışmada gerçek hayatta sosyal olma ile bağdaştırılabilecek birçok etkinlikle ilgili sonuçlar alınmıştır.
Bu sonuçlar göstermektedir ki sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik uygulamaları sosyal olmanın yerini değil gerçekliğin yerini tutar hale geleceğidir. Tüm dünyada çok büyük hayran kitlesi ve marka değeri oluşturan ‘Ready: Player One’ filmi bir anlamda bizi bekleyen yakın gelecekteki sanal hayatı ifade etmektedir.
 


Determınatıon Of Comprehensıon Levels Of Hearing Impaired Students About Moon Phases And The Reasons Of Phases


Ebru KARADAĞ1, Sedat UÇAR2
1BÜYÜK SALKIM ORTAOKULU
2ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 231 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Due to the inadequacy of language development in hearing-impaired students, it is more difficult to learn in concept learning than non-hearing impaired students. Therefore, the probability of misconceptions during learning is higher in this group. It is thought that the researches about determining and eliminating these misconceptions are important in terms of increasing the quality of education of hearing impaired students. For this reason, the aim of this study is to determine the conceptual understanding levels of hearing impaired students studying at sixth grade in secondary schools under the Ministry of National Education. In this way, misconceptions of hearing impaired students will be determined. When the literature is examined, there is a need for a study on the stages of the moon at national and international levels in science education in deaf students.
 
The research was conducted in the city center of Adana in 2016-2017 academic year. In the study group, there were five sixth grade students, four of which were female and one male. A semi-structured interview form prepared by the researcher was used to learn the conceptual understanding of students. Data were collected by face-to-face interview method. In the analysis of the data, the method used by Trundle, Atwood and Christopher (2002, 2006) and Öztürk (2011) were used. In this method, student answers are coded as scientific and alternative, and the student is classified as scientific, scientific, scientific and alternative, alternate, alternative, and nothing. At the end of the analyzes, the conceptual understanding levels of the phases of the Moon were determined. Pre-teaching misconceptions were found to be majority. In order to provide a better understanding of this subject in the future studies about hearing impaired students, the methods of teaching methods can be arranged according to the results of the conceptual comprehension levels in this study.
 

İşitme Engelli Öğrencilerin Ay’ın Evreleri Ve Oluşumu Konusundaki Kavrama Düzeylerinin Belirlenmesi


Ebru KARADAĞ1, Sedat UÇAR2
1BÜYÜK SALKIM ORTAOKULU
2ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 231 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

İşitme engelli öğrencilerde dil gelişimindeki yetersizliklerden dolayı kavram öğrenmede işitme engelli olmayan öğrencilere göre daha çok zorluklar yaşamaktadır. Bu yüzden öğrenme esnasında kavram yanılgılarının oluşma olasılığı bu grupta daha yüksektir. Bu kavram yanılgılarının belirlenmesi ve giderilmesine yönelik araştırmalar yapılmasının da işitme engelli öğrencilerin eğitim kalitesinin artması açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle çalışmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaokullarda altıncı sınıfta öğrenim gören işitme engelli öğrencilerin Ay’ın evreleri ve evrelerin oluşum sebepleri konusundaki kavramsal anlama düzeylerini belirlemektir. Bu şekilde işitme engelli öğrencilerin Ay’ın evreleri ve evrelerin oluşum sebepleri konusundaki kavram yanılgıları tespit edilecektir. Literatür incelendiğinde Ay’ın evreleri ve içerdiği kavramlarla ilgili yanılgılar ve bu kavramların anlaşılma düzeylerine ilişkin ulusal ve uluslararası pek çok çalışmaya rastlanmıştır. Ancak işitme engelli öğrencilerde fen eğitimi konusunda ulusal ve uluslararası düzeyde ayın evreleri konusunda yapılan bir çalışmaya ihtiyaç olduğu görülmüştür.
Araştırma 2016-2017 eğitim öğretim yılında, Adana ilinde bulunan bir yatılı işitme engelliler devlet ortaokulunda gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunda dördü kız biri erkek toplamda beş tane altıncı sınıf öğrencisi yer almıştır. Öğrencilerin kavramsal anlama düzeyini öğrenebilmek için araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış mülakat formu kullanılmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizi kısmında Trundle, Atwood ve Christopher’ın (2002, 2006) ve Öztürk’ün (2011) kullandığı metot kullanılmıştır. Bu metotda öğrenci cevapları bilimsel ve alternatif olarak kodlanmış ve bu kodların görünme durumuna göre öğrenci bilimsel, bilimsel bölümlü, bilimsel bölümlü ve alternatif, alternatif, alternatif bölümlü, hiçbir şey olarak sınıflandırılmıştır. Analizler sonunda Ay’ın Evreleri konusunda sahip olunan kavramsal anlama düzeyleri belirlenmiştir.  Öğretim öncesi kavram yanılgıları çoğunlukta olduğu görülmüştür. İleride işitme engelli öğrenciler ile ilgili yapılacak çalışmalarda bu konunun daha iyi anlaşılması için seçilecek ders anlatım yöntemleri bu çalışmada ortaya çıkan kavramsal anlama düzeyleri sonuçlarına göre düzenlenebilir.
 


Teaching Behavior Of The Science Teachers Effect The Teachers 'attitudes Against The Biology Course Through Learning Life


Nurgül ÇOLAK1, Güldem Dönel Akgül1
1Erzincan Üniversitesi


Abstract No: 236 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, the answer to the question of how the attitudes of previous teacher behaviors towards the biology course has been sought. The study group of the study consisted of 32 pre-service teachers studying in the Science Education Department of the Faculty of Education of Erzincan University in 2017-2018 spring term. The sampling method was not used as it was intended to be voluntary in the determination of the participants. In this study, a semi-structured interview form consisting of 3 questions prepared according to the research questions was used. After the interview form was prepared, 2 field experts and 1 language expert were checked and necessary arrangements were made. The data were evaluated with content analysis method. The answers of the trainee teachers were examined separately by each researcher and the data similar to each other were brought together within the framework of certain concepts and themes.

Teachers' behaviors that enable teacher trainees to develop positive attitudes towards biology course: fun (25%), teacher (13%), processing lesson using visuals, listening to students with smiling faces (9%) addressing, teaching the appropriate course to the level, experimenting in laboratory environment, observing the observations, repeating the subject and contacting other subjects (6%), answering all the questions, making the evaluation at the end of the subject, making the curiosity and explaining the subject (3%). In addition, pre-service teachers' opinions about the behavior of teachers who develop negative attitudes towards biology course: the course book processing (25%), laboratory, technological materials and activities (20%), the teacher's indifference to the course and prejudiced attitude, student distinction and Breaking attitude (15%), male teacher's course work (10%), not associating the subjects with daily life, entering the course of different branches and not answering questions (5%).
 

Fen Bi̇lgi̇si̇ Öğetmen Adaylarinin Öğreni̇m Yaşantilari Boyunca Bi̇yoloji̇ Dersi̇ne Karşi Tutumlarini Etki̇leyen Öğretmen Davranişlari


Nurgül ÇOLAK1, Güldem Dönel Akgül1
1Erzincan Üniversitesi


Bildiri No: 236 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Eğitim ve öğretimin önemli unsurlarından biri şüphesiz öğretmenlerimizdir. Öğrenme ortamlarının oluşturulması, düzenlenmesi, öğrenmenin gerçekleşmesi için rehberlik yapılması öğretmenlerin görevleri arasında yer almaktadır. Gelişen dünyada öğretmenlik algısı her geçen gün yeni bir boyut kazanmaktadır. Öğrenci-öğretmen etkileşiminin güçlendirilmesi, sosyal, psikolojik, yönetimsel süreçlerde bilgi ve tecrübelerinin artırılması adına öğretmen yetiştirme süreçlerinin yeniden düzenlendiği görülmektedir.
Bu çalışmada öğretmenlik eğitimi alan öğrencilerin önceki öğretmen davranışlarının biyoloji dersine karşı tutumlarının nasıl etkilediği sorusuna cevap aranmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 yılı bahar döneminde Erzincan Üniversitesi, Fen Bilgisi Eğitimi Bölümünde öğrenim gören 32 öğretmen adayı oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırma soruları doğrultusunda hazırlanan 3 sorudan oluşan yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formu hazırlandıktan sonra 2 alan uzmanı ve 1 dil uzmanına kontrol ettirilerek gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Öğretmen adaylarının verdiği cevaplar her bir araştırmacı tarafından ayrı ayrı incelenmiş, birbirine benzeyen veriler belli kavram ve temalar çerçevesinde bir araya getirilmiştir.
Öğretmen adaylarının biyoloji dersine karşı olumlu tutum geliştirmelerini sağlayan öğretmen davranışları: dersi eğlenceli işleme (%25), öğretmenin alanının uzmanı olması (%13), dersi görseller kullanarak işleme ve öğrenciyi güler yüzle dinleme  (%9), konu için bol soru çözme, isimle hitap etme, seviyeye uygun ders işleme, laboratuvar ortamında deney yapma, gözlemlere yer verme, konuyu tekrarı yapma ve diğer konular ile bağlantı kurma (%6), soruların tamamını cevaplama, konu bitiminde değerlendirme yapma, merak uyandırma ve bayan öğretmenin konuyu anlatması (%3) şeklinde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğretmen adayları biyoloji dersine karşı olumsuz tutum geliştirmelerini sağlayan öğretmen davranışlarına ait görüşler: dersi kitaptan işleme (%25), laboratuvar, teknolojik materyal ve etkinliklerin ders içinde işlenmemesi (%20), öğretmenin derse karşı ilgisiz olması ve önyargılı tutumu, öğrenci ayrımı yapma ve kırıcı tutum (%15), erkek öğretmenin dersi işlemesi (%10), konuları günlük yaşamla ilişkilendirmeme, derse farklı branş hocasının girmesi ve soruları cevaplamaması (%5) şeklindedir.
 


Determination Of Science Teachers’ Cognitive Structures About Stem By Word Association Test


Ayşenur Bostan1, Esra Çolak1, Hava İpek Akbulut1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 331 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

STEM (Science, Technology, Mathematics, Engineering) is an educational approach that covers the whole process from pre-school to higher education including teaching science, technology, mathematics and engineering in an integrated way. “FeTeMM” approach provides on interdiciplinary perspective to children from an early age and enables the realization of information. Word association test (WAT) is one of the alternative measurement and assessment techniques that reveal the students’ cognitive structure and the inter-concept ties in this structure (Bahar, Johnstone ve Sutcliffe, 1999). The purpose of this study is to determine the cognitive structures of science teachers about STEM. The sample of the study consists of 53 science teachers working in different schools in a city in the 2018-2019 academic year. The WAT was used as data collection tool. STEM was given as the key concept to the science teachers. And were asked to write words that came to their mind about the key concept and a sentences related to the key concept in a certain period of time. Data obtained from key concepts and answer words were repeated for the key concept are recorded in a frequency table. Based on this frequency table, concept networks have been drawn presenting the cognitive structure of teachers. In addition, the sentences that the teachers constructed for the key concept were analyzed and classified according to the meaning and content. The findings show that science teachers most frequently used concepts such as engineering and technology in concept networks. At the same time, it was determined that teachers thought everything in the world is the subject of STEM and that STEM is a kind of teaching method which is derived from the students’ life stories.
 

Kelime İlişkilendirme Testi Aracılığıyla Fetemm İle İlgili Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Bilişsel Yapılarının Tespit Edilmesi


Ayşenur Bostan1, Esra Çolak1, Hava İpek Akbulut1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 331 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

FeTeMM (Fen-Teknoloji- Matematik- Mühendislik) fen, teknoloji, mühendislik ve matematiğin birbiriyle entegre bir şekilde öğretilmesini içeren ve okul öncesinden yüksek öğretime kadar tüm süreci kapsayan bir eğitim yaklaşımıdır. FeTeMM yaklaşımı çocuklara küçük yaşlardan itibaren disiplinler arası bir bakış açısı kazandırmakta ve bilgilerin somut olarak hayata geçirilmesini sağlamaktadır. Kelime ilişkilendirme testi (KİT) öğrencinin bilişsel yapısı ve bu yapıdaki kavramlar arası bağları ortaya koyan alternatif ölçme ve değerlendirme tekniklerinden birisidir (Bahar, Johnstone ve Sutcliffe, 1999). Bu çalışmanın amacı; fen bilimleri öğretmenlerinin FeTeMM hakkındaki bilişsel yapılarını belirlemektir. Çalışmanın örneklemini 2018-2019 öğretim yılında Trabzon ilinde farklı okullarda görev yapan 53 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak KİT kullanılmıştır. Hazırlanan KİT ile fen bilimleri öğretmenlerine “FeTeMM” anahtar kavramı verilmiş, belli bir süre içerisinde bu anahtar kavramın akıllarına getirdiği kelimeleri ve FeTeMM ile ilgili cümleyi yazmaları istenmiştir. Elde edilen sonuçları değerlendirmek amacıyla anahtar kavramlara verilen cevaplar incelenerek anahtar kavram için hangi kelimenin kaçar defa tekrarlandığını gösteren frekans tablosu oluşturulmuştur. Oluşturulan bu frekans tablosundan yola çıkarak öğretmenlerin bilişsel yapısını ortaya çıkaran kavram ağları oluşturulmuştur. Ayrıca öğretmenlerin anahtar kavrama yönelik olarak kurdukları cümleler, içerdikleri anlam ve sahip oldukları özelliklere göre sınıflandırılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara öğretmenlerin kavram ağlarında en sık olarak mühendislik ve teknoloji gibi kavramları kullandıkları tespit edilmiştir. Aynı zamanda öğretmenlerin gerek kavram ağlarında gerekse kurdukları ilgili cümlelerde dünyadaki her şeyin FeTeMM’in konusu olduğu ve FeTeMM’in öğrencilerin yaşam öykülerinden doğan bir tür öğretim yöntemi olduğunu düşündükleri belirlenmiştir.
 


Identification Of 8th Graders’ Reasoning Skills Through Timss Items


Ali Biçer1, Feride Ercan Yalman2, Rabia Çimen3
1MEB
2Mersin Üniversitesi
3yok


Abstract No: 178 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

This study aimed to examine 8th graders’ reasoning skills with the help of reasoning items included in the science field in TIMSS achievement test.The reasoning items in TIMSS, which is one of the international exams, are geared towards 14-year-old students.Examination of TIMSS fields shows that 30% of the cognitive field is dedicated to reasoning for 8th graders. Hence, acquisition of reasoning skills is highly important. The “Science Curriculum” updated in 2018 includes the goal of teaching how to use scientific reasoning skills effectively. Therefore, it is believed that this study will contribute to literature and teachers based on the new and updated program and before TIMSS 2019 implementation. This study was designed according to the explanatory sequential design, which is a dimension of mixed method research. Explanatory sequential design requires that quantitative data are collected before quantitative data. In this design, the relationships among the results of the quantitative data are explained by qualitative findings. While the quantitative dimension of the study was designed according to descriptive survey model, the qualitative dimension was designed in accordance with case study design. The participants were composed of 116 8th graders attending a randomly selected public school in Akdeniz district of Mersin province during the 2018-2019 academic year. The research questions consisted of a total of 26 reasoning questions included in TIMSS exam that are released for open access. The data collection tool was applied to students after obtaining expert opinion. The other data collection tool was the use of semi-structured interview questions composed of 8 questions. Qualitative data were collected from 12 students, 6 female and 6 male students, according to purposeful sampling method. Statistical analysis was performed by using SPSS package program for quantitative dimension in data analysis. The reliability coefficient was found to be 0.71. Content analysis method was used in qualitative dimension. The findings obtained from the test shows that students’ reasoning level was low. While the maximum score that could be obtained from the test was 36, students’ average was only 10,75. This finding confirms the finding in the literature that students have difficulty in practice and reasoning questions. When the findings in the qualitative dimension were examined, it was found that the majority of the learners regarded the test questions to be at the middle to upper difficulty level. In addition, students indicated that they were more familiar with multiple choice questions and found it difficult to answer open-ended questions. Having recall and reasoning skills and having read extensively were found to be effective for students who received a high score in practice. Reasons such as the inability to make interpretations and perceiving the items to be at higher levels than their capacity were found to be the factors that inhibited students from answering the items.  This is supported by quantitative results (average score of 10,75 from 36). This average shows that the reasoning levels were quite low.

8. Sinif Öğrenci̇leri̇ni̇n Akil Yürütme Beceri̇leri̇ni̇n Timss Sorulari Araciliği İle İncelenmesi̇


Ali Biçer1, Feride Ercan Yalman2, Rabia Çimen3
1MEB
2Mersin Üniversitesi
3yok


Bildiri No: 178 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu çalışmanın amacı TIMSS başarı testinde yer alan fen branşındaki akıl yürütme soruları aracılığı ile 8. sınıf öğrencilerinin akıl yürütme (muhakeme yapma) becerilerinin incelenmesidir. Bu doğrultuda TIMSS başarı testinde yer alan akıl yürütme soruları, 8. sınıf öğrencilerinin kazanımları da dikkate alınarak öğrencilerin durumlarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Uluslararası sınavlardan biri olan TIMSS uygulamasındaki akıl yürütme soruları 14 yaş grubuna yöneliktir. Ülkemizde öğrencilerin çoğunun problem çözme ve sonuç çıkarma gibi üst düzey becerilere sahip olmada sıkıntı yaşayabilmektedir. TIMSS uygulamalarına bakıldığında 8. sınıf fen bilişsel alan dağılımının % 30’u muhakeme düzeyindedir. Bu açıdan akıl yürütme becerisinin öğrencilere kazandırılmış olmasının önemi büyüktür. 2018 yılında güncellenen “Fen Bilimleri Öğretim Programı” incelendiğinde, öğretim programının amaçları içerisinde bilimsel akıl yürütme becerisini etkin kullanan bireyler yetiştirme yer almaktadır. Bu nedenle yapılan çalışma güncellenen program doğrultusunda öğretmenlere ve TIMSS 2019 uygulama öncesi alanyazına katkı sağlayacağı umulmaktadır. Bu çalışma, karma yöntem araştırmalarının bir boyutu olan açımlayıcı sıralı desene göre tasarlanmıştır. Açımlayıcı desende önce nicel daha sonra nitel veriler toplanmaktadır. Söz konusu araştırma deseninde nicel bulguların sonuçları arasındaki ilişki nitel bulgular ile açıklanmaya çalışılır. Araştırmanın nicel boyutu betimsel tarama çalışmasına göre dizayn edilirken, nitel boyutu durum çalışmasına uygun şekilde tasarlanmıştır. Araştırma, 2018-2019 eğitim öğretim yılı güz döneminde Mersin iline bağlı Akdeniz ilçesinde rastgele seçilen bir devlet okulunda 8. sınıf düzeyinde öğrenim gören 116 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma soruları ulaşıma açık TIMSS uygulamasında yer alan toplam 26 akıl yürütme sorusundan oluşmaktadır. Belirlenmiş olan veri toplama aracı uzman görüşü alındıktan sonra öğrencilere uygulanmıştır. Veri toplama araçlarından bir diğeri ise yarı yapılandırılmış görüşme sorularıdır. Görüşme soruları 8 sorudan oluşmaktadır. Amaçlı örneklem yöntemine göre 6 kız, 6 erkek olmak üzere 12 öğrenciden nitel veriler toplanmıştır. Veri analizinde nicel boyut için SPSS paket programı kullanılarak istatistiksel hesaplamalar yapılmıştır. Güvenirlik katsayısı 0.71 olarak bulunmuştur. Nitel boyutunda ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Görüşme cevapları transkript edildikten sonra kodlamalar ve temalar oluşturulmuştur. Araştırma kapsamında testten elde edilen bulgulara göre öğrencilerin akıl yürütme düzeylerinin düşük olduğu söylenebilir. Testten alınması gereken maksimum puan 36 iken öğrencilerin ortalamalarının 10,75 olduğu görülmektedir. Bu da alanyazında mevcut olan öğrencilerin uygulama ve muhakeme sorularında zorlandıklarını teyit eder niteliktedir. Nitel boyutundaki bulgular incelendiğinde öğrenicilerin çoğunluğu test sorularını orta ve üst düzey bulmaktadır. Öğrencilerin akıl yürütme, hatırlama ve kitap okuma alışkanlıklarının olması soruları yanıtlamada kolaylık sağlarken, not kaygısı olmaması ve kavram yanılgıları da cevaplandırmaları etkileyen etmenler arasındadır. Ayrıca öğrenciler daha çok çoktan seçmeli sorulara aşina olduklarını belirtirken açık uçlu soruları yanıtlamada zorlandıklarını da ortaya koymaktadır. Uygulamada puanı yüksek olan öğrencilerin soruları cevaplayabilme gerekçeleri içinde; konuları hatırlama, akıl yürütme becerisine sahip olma ve kitap okumanın daha etkili olduğu görülmektedir. Puanı düşük öğrencilerin soruları cevaplayamama sebepleri irdelendiğinde ise yorumlama yetersizliği, soruların üst düzey algılanması gibi sebepler ön plana çıkmaktadır. Bu durum nicel sonuçlar (36 puan üzerinden 10,75 grup ortalaması) ile de desteklenmektedir. Söz konusu ortalama, akıl yürütme düzeylerinin düşük seviyede olduğunu göstermektedir.


A Comparison Of The Effects Of Prediction-observation-explanation And Concept Cartoon Methods On The Students’ Academic Achievement And Attitudes In Science Education


Zeynep Işılay DİKMEN1, Nagihan İMER ÇETİN1
1Üniversite


Abstract No: 352 - Abstract Presentation Type: Academic Paper


The course of science makes its existence clear in every aspect of our lives because it processes nature, human and human environment. The contribution of science to education and education is therefore very important. Although the definition of education in literature is made in many ways and the structure of education changes over time, the common side of all this is that education is considered as the process of creating changes in the knowledge, skills, attitudes and behaviors of the person. The aim of the science education program is to enable students’ to develop their learning skills, to have a critical and inquiry approach to the knowledge they learn, to learn by experiencing, to use their theoretical knowledge in daily life and  to integrate them into daily life, to increase their analytical thinking skills and to reach awareness of thinking about thinking that we call “metacognition”. In this direction, the purpose of the teacher is to help students make connection between their prior knowledge and  new information instead of transferring the new information directly. Therefore, teachers should use effective teaching methods and techniques to occur students’ meaningful learning. In this study, Prediction-Observation-Explanation and Concept Cartoon methods that are one of the current learning approaches have been selected. It was aimed to compare the effect of these methods on students’ academic achievement and attitudes by using these methods in the science course on “Absorption of light and Mirrors”. The sample group of the study consisted of 90 students in two different branches in 7th grade. In this study, the uncontrolled pretest-posttest design of the experimental method was used. The quantitative data obtained from the pre-test-to-post-test scores of both experimental groups were compared to determine whether there was a significant difference in the testing both of the experimental groups. As a result of the analysis of the data, it has been found that both methods have a positive effect on the student achievement and attitudes, but it has been determined that Prediction-Observation-Explanation method has a more positive result than the concept cartoon method.
 

 

Fen Öğretiminde Tahmin-Gözlem-Açıklama Ve Kavram Karikatürleri Yöntemlerinin Öğrencilerin Akademik Başarılarına Ve Tutumlarına Etkilerinin Karşılaştırılması


Zeynep Işılay DİKMEN1, Nagihan İMER ÇETİN1
1Üniversite


Bildiri No: 352 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Fen Öğretiminde Tahmin-Gözlem-Açıklama ve Kavram Karikatürleri Yöntemlerinin Öğrencilerin Akademik Başarılarına ve Tutumlarına Etkilerinin Karşılaştırılması

Fen Bilimleri dersi, doğayı, insanı ve insan çevresini işlediği, irdelediği için yaşamımızın her alanında varlığını belirgin bir şekilde hissettirmektedir. Fen Bilimlerinin eğitime ve öğretime katkısı bu nedenle oldukça önemlidir. Literatürde eğitimin tanımı birçok şekilde yapılıp zaman geçtikçe eğitimin yapısı değişse de tüm bunların ortak yanı; eğitimin kişinin bilgi, beceri, tutum ve davranışlarında değişiklik meydana getirme süreci olarak ele alınmasıdır. Fen Bilimleri Öğretim Programlarında amaç, öğrencilerin öğrenme becerilerini geliştirmelerini, öğrendikleri bilgilere eleştirel ve sorgulayıcı yaklaşmalarını, yaparak yaşayarak öğrenmelerini, teorik bilgilerini günlük hayatta kullanmalarını ve günlük hayata entegre etmelerini, analitik düşünme becerilerini arttırmalarını ve “metabiliş” dediğimiz düşünmeyi düşünme farkındalığına ulaşmalarını sağlamaktır. Bu doğrultuda öğretmenin amacı, öğrenciye yeni bilgiyi doğrudan aktarmak yerine, öğrencinin önceki bilgisi ile yeni öğreneceği bilgiyi ilişkilendirmesine yardımcı olmaktır. Bu nedenle öğretmenler öğrencilerin konuları anlamlı olarak öğrenebilmeleri için etkili öğretim yöntem ve tekniklerini kullanmalıdırlar. Bu çalışmada da güncel öğrenme yaklaşımlarından olan Tahmin-Gözlem-Açıklama (TGA) ve Kavram Karikatürleri yöntemleri seçilmiştir. Fen bilimleri dersi Işığın Madde ile Etkileşimi ünitesinin “Işığın Soğurulması ve Aynalar” konularında bu yöntemlerin kullanılarak öğrencilerin akademik başarılarına etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklem grubunu ortaokul 7.sınıf düzeyinde iki farklı şubedeki 90 öğrenci oluşturmuştur. Çalışmada deneysel yöntemin kontrolsüz ön test-son test deseni kullanılmıştır. Uygulama gruplarının test edilmesinde, her iki deney grubunun da ön testten son teste değişim gösteren puanlarıyla elde edilen nicel veriler anlamlı bir farkın olup olmadığını belirlemek için kıyaslanmıştır. Verilerin analizi sonucunda iki yöntemin de öğrenci başarısını ve tutumunu olumlu yönde etkilediği saptanmış ancak TGA yönteminin Kavram Karikatürleri yöntemine kıyasla daha olumlu sonuç gösterdiği tespit edilmiştir. İki yöntemin sonuçlarının farklılık göstermesi ise öğrencilerin uygulanan yöntemlere olan ilgisinin farklı olmasına, iki yöntemi de aynı öğretmen uygulasa da iki yöntemden birini uygulamada daha başarılı olmasına, öğrencilerin uygulanan yöntemlerin birinde konunun anlatılacağı ders sürecinde psikolojik ve çevresel etmenlere (hava olayları, sınıf durumu vb) kayıtsız kalamamasına bağlı olduğu yorumları yapılmıştır.

 


 

 


Determining Effectiveness Of Supporting Materials, T-shirts With Formula, Regarding The Electrical Energy Unit In The Secondary School Seventh-grade Curriculum


Mehmet Akif Haşıloğlu1, Leyla Al2
1Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi
2Milli Eğitim Bakanlığı


Abstract No: 405 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The aim of this study is to develop material for students and teachers in accordance with the T-shirt with Formula method regarding the Electrical in Our life Unit in the secondary school seventh-grade science curriculum, to evaluate their effectiveness, and to introduce a new method into mnemonic strategies. This study also stands as a new supporting method of Formula method for mnemonic strategies. By utilizing from half experimental method, assigned as the method of the study, the effectiveness of Formula method and the guiding materials for teachers and students have been developed. Pilot Application of its supporting materials developed for students and teachers within this half experimental methods has been carried out with participation of 20 seventh-grade students and one science teacher. The main experiment has been conducted on 82 seventh-grade students (46 in the experimental group and 36 in the control group) who study at the same school. Data has been collected through Electrical in Our Life Unit Achievement Test (EEAT), informal observation, interviews with students and teachers. The quantitative data that was gathered has been analysed via the dependent t-test and independent t-test while qualitative data has been analysed by means of qualitative methods. Increase in academic achievement of the students in the experimental group has been observed following EEAT (t (45) = -7.322: p<.05).The last test results of the experimental group reveal significant differences with the control group. Results of classroom observations and interviews clearly suggest that the method has been adopted by the students and it increases their motivation and performance. It has been also ascertained that this method contributes to peer learning via social learning strategy. At the end of the article some suggestions based on the results of this study have been presented for researchers and educators who will do further research on the field.
 

İlköğretim 7. Sinif Elektrik Enerjisi Ünitesine Yönelik Formüllü Tişört Yöntemine Göre Geliştirilen Rehber Materyalin Etkililiğinin Belirlenmesi


Mehmet Akif Haşıloğlu1, Leyla Al2
1Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi
2Milli Eğitim Bakanlığı


Bildiri No: 405 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Araştırmanın amacı, ilköğretim 7. sınıf fen bilimleri öğretim programında yer alan Yaşamımızdaki Elektrik ünitesine yönelik Formüllü Tişört Yöntemine göre öğrenci ve öğretmen rehber materyalleri geliştirmek ve bu materyallerin akademik başarılarına etkililiklerini değerlendirmektir.  Bu çalışma Formüllü Tişört Yöntemini bellek destekleyici stratejilere yeni bir yöntem olarak ekleme amacı taşımaktadır. Araştırma yöntemi olan yarı deneysel yöntem kullanılarak 7. sınıf Yaşamımızdaki Elektrik Enerjisi ünitesinin kazanımlarına yönelik Formüllü Tişört Yönteminin etkinliği ve tasarımını içeren öğretmen ve öğrenci rehber materyalleri geliştirilmiştir. Geliştirilen rehber materyalin pilot uygulaması 7. sınıfta öğrenim gören 20 öğrenci ve bir fen bilimleri öğretmeni ile yapılmıştır. Esas uygulama aynı ilköğretim okullarının 7. sınıflarında öğrenim gören 46 deney grubu öğrencisi ve 36 kontrol grubu öğrencisi ile yürütülmüştür. Çalışmanın verileri; Yaşamımızdaki Elektrik Ünitesi Başarı Testi (EEBT), informal gözlemler, öğrenci ve öğretmen mülakatları ile toplanılmıştır. Elde edilen nicel veriler; bağımlı t-testi, bağımsız t-testi ile analiz edilmiştir. Nitel veriler ise nitel teknikler kullanılarak analiz edilmiştir. EEBT sonucunda deney grubu öğrencilerinin akademik başarıları arttığı (t(45)= -7.322: p<.05) gözlemlenmiştir. Uygulamanın deney grubu son test sonuçlarına bakıldığında anlamlı farklılık görülmüştür. Sınıf içi gözlemlerde ve mülakatlarda uygulamanın öğrenciler tarafından benimsendiğini, motivasyonlarını ve başarılarını arttırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca bu yöntemin sosyal öğrenme yöntemi ile akran öğrenmesine etkisi olduğu gözlemlenmiştir.  Aynı zamanda uygulamaya istekleri doğrultusunda katılmamış olan öğrencilerin de bu çalışmanın dikkat çekici ve merak uyandırıcı nitelikte olduğunu belirtmişlerdir. Bu çalışmaya katılmamış olmamalarını pişmanlık olarak dile getirmişlerdir. Formüllü tişört yöntemine göre geliştirilen rehber materyalde yer alan etkinliğin, materyalin içeriği ve tişörtlerin kullanımı dersi eğlenceli hale getirdiği ve öğrencilerin motivasyonlarını artırdığı söylenebilir. Elde edilen sonuçlara bağlı olarak bu alanda çalışacak araştırmacılara ve eğitimcilere bazı önerilerde bulunulmuştur. Yöntemin süreç konusundaki olumsuzluğunu gidermek amacıyla tişörtlerin bir yüzü bir hafta diğer yüzü diğer hafta olacak şekilde uygulanarak yeni bir çalışma yapılabilir. Yapılan bu çalışmanın genelleyebilmesi ve daha detaylı sonuçların ortay konulması için birçok çalışma yapılmasına ihtiyac duyulmaktadır.
 


The Effect Of Differentiated Inquiry-based Science Lesson Modules For Gifted Students On Scientific Reasoning Skills.


Bestami Buğra Ülger1, Salih Çepni2
1Hakkari Üniversitesi
2Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 412 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The process of reasoning is defined as a mental strategy, plan or rule to process information and draw conclusions that go beyond direct experience (Lawson, 2004). Scientific reasoning can be interpreted as the basic mental ability to be used in the emergence or acquisition of scientific processes. In this study; it was questioned whether it made a significant difference in the change in skill levels of reasoning. For this purpose, simple experimental design or semi-structured single-group pre-test / post-test pattern was used. The experiment group consisting of 16 students who the modules developed by researchers were applied for 12 weeks and pre-test / post-test results were obtained. The Lawson Scientific Reasoning Skills Test (LSRT), which was developed by Lawson (2000) and adapted into Turkish by Yüzüak (2012), was used in the measurement of the scientific reasoning skill. Lawson developed the LSRT based on Piaget's theory of cognitive development and grounded its levels based on this theory. According to the pre-test data, it can be said that the students have low-level reasoning skills in general. There are no top level (11-13) students and the average score obtained from the questions asked to the students is 4.33. This is close to the lower limit of Low Level I (4-6). According to the scores of the post-test at the end of the application, the average score of the students increased by 1 (one) points, but this increase was not reflected in the increase in the level. The students were generally in Low Level I, but they approached the upper limit of this level (5.33). While 5 students' level score did not change, the scores of 9 students increased and 1 student is decreased. Of the 9 students whose scores increased, 4 of them also increased at the level of reasoning. According to this, 2 students were from Low Level I to Level II and 2 from Level 0 to Level I. The broader and detailed results will be explained.

Üstün Yetenekli Öğrencilere Yönelik Sorgulama Temelli Geliştirilen Farklılaştırılmış Fen Ders Modüllerin Öğrencilerin Bilimsel Muhakeme Becerilerine Etkisi


Bestami Buğra Ülger1, Salih Çepni2
1Hakkari Üniversitesi
2Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 412 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Muhakeme süreci, bilgiyi işlemek ve doğrudan deneyimin ötesine geçen sonuçları çıkarmak için bir zihinsel strateji, plan veya kural olarak tanımlanır (Lawson, 2004). bilimsel muhakeme, bilimsel süreçlerin ortaya çıkmasında veya kazanılmasında kullanılacak temel zihinsel yetenek olarak yorumlanabilir.Bu çalışmada, bu temelden hareketle, üstün yetenekli öğrencilerin bilimsel muhakeme becerilerinin gelişimine yönelik sorgulama temelli yaklaşıma uygun geliştirilen üstün yeteneklilere özgü farklılaştırılmış fen ders modüllerinin uygulanması ve bu uygulamanın öğrencilerin bilimsel muhakeme becerileri düzeylerindeki değişimde anlamlı bir farklılık yaratıp yaratmadığı sorgulanmıştır. Bu amaçla basit deneysel veya yarı yapılandırılmış tek gruplu ön-test/son-test desen kullanımıştır. Bu amaca yönelik olarak 16 öğrenciden oluşan deney grubuna 12 hafta süresince geliştirlen modüller uygulanmış ve ön-test/son-test sonuçları alınmıştır. Bilimsel muhakeme Becerisinin gelişiminin ölçülmesinde Lawson (2000) tarafından geliştirilen ve Yüzüak (2012) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Lawson Bilimsel Muhakeme Becerileri Ölçeği (LSRT) kullanılmıştır. Lawson tesi geliştirirken Piaget’in bilişsel gelişim kuramını dikkat almış ve bilimsel muhakemenin seviyelerini bu kurama dayandırmıştır. Elde edilen verilerden, ön-test verilerine göre, öğrencilerin genel anlamda alt seviye muhakeme becerisine sahip oldukları söylenebilir. En üst seviye (11-13) muhakeme becerisine sahip öğrenci bulunmamaktadır. Öğrencilerin sorulan sorulardan elde ettikleri ortalama puan 4.33’tür. Bu “Düşük Seviye I” düzeyinin alt sınırına yakın bir puandır (4-6). Uygulama sonunda yapılan son-testin puanlarına göre, öğrencilerin ortalama puanlarında 1 (bir) puanlık bir artış olmuş, fakat bu artış seviye artışına yansımamıştır. Öğrenciler genel olarak Düşük Seviye I’de kalmışlar fakat bu seviyenin üst sınırına yaklaşmışlardır (5.33). 5 öğrencinin seviye puanı değişmezken 9 öğrencinin puanlarında artış olmuştur. Düşüş yaşayan öğrenci sayısı 1’dir. Puanı artan 9 öğrenciden 4 tanesi aynı zamanda muhakeme becerisi seviyesinde de artış göstermiştir. Buna göre 2 öğrenci Düşük Seviye I’den Seviye II’ye, 2 Öğrenci Seviye 0’dan Düşük Seviye I’e çıkmıştır. Elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin bilimsel muhakemelerinde anlamlı düzeyde bir gelişim gözlenmiştir. Fakat bu gelişim beklendiği gibi üst düzeyde olmamış, yüksek seviyede muhakeme becerisi gözlenmemiştir.Elde edilen daha geniş sonuçlarına yer verilecektir.


A Qualıtatıve Study On The Use Of The Concepts And Subjects Of Lıfe Scıences In Relıgıon Lessons In A Muslım Country


Selma Eminoğlu1, Mehmet Akif Haşıloğlu2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Ağrı ibrahim çeçen Üniversitesi


Abstract No: 418 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

There are many studies carried out in the field of education in Turkey. Most of them are conducted on a single discipline and contributed to the development of that discipline and problem-solving. However, it is notable that the number of interdisciplinary studies is very limited in Turkey compared to other countries, which remained under-researched. Interdisciplinary studies are usually conducted in the field of social sciences.There are many subjects and topics mutually addressed by life sciences and education of religion and ethics lessons. From an external perspective, it does not seem possible for these two disciplines to have something in common or come together. However, when the Quran, hadiths, verses of the Quran, the Prophet Muhammad’s deeds and sayings are considered, and the books of Muslim religious scholars and philosophers and the studies conducted on this matter by foreign scientists are examined, it is observed that the concepts and subjects of life sciences lessons overlap with those of religion lessons. The present research aims to determine the contributions of religion teachers mentioning the concepts of life sciences in their religion lessons to learning of religious topics, which is little studied. This study is a multiple case study as a qualitative research. The data were collected using a semi-structured interview with five Muslim religion teachers who were working in the city that was located in the eastern region of Turkey. The interview data were analyzed using the basic level and content analyses. The findings showed that religion teachers made use of many lessons, especially the lessons of life sciences when teaching religion lessons; life sciences were very useful in teaching religion; the use of the concepts of life sciences in religion lessons helped students understand the subject better; students enjoyed the use of these concepts; in religion lessons, students asked questions to their teachers about many subjects on life sciences. Religion teachers did not feel competent enough in life sciences. In light of findings, recommendations, such as organizing in-service training, have been made for religion teachers to feel competent enough in life sciences.
 

Müslüman Ülkede Din Derslerinde Fen Bilimleri Kavram Ve Konularının Kullanılmasına İlişkin Nitel Bir Çalışma


Selma Eminoğlu1, Mehmet Akif Haşıloğlu2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Ağrı ibrahim çeçen Üniversitesi


Bildiri No: 418 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Türkiye'de eğitim alanında birçok araştırma yapılmaktadır. Bunlardan birçoğu tek disiplin üzerine yapılan çalışmalar olup çalışılan o disiplinin gelişmesi ve problemlerinin çözülmesi adına yardımcı olabilecek çalışmalardır. Ancak disiplinler arası alanda yapılan çalışmaların sayısı yabancı ülkelerle kıyaslandığında ülkemizde oldukça sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Yapılan disiplinler arası çalışmalar genellikle sosyal bilimler alanında yapılmıştır.Fen Bilimleri ve din kültürü ahlak bilgisi dersinin ortak olarak değindikleri pek çok konu ve mevzu bulunmaktadır. Aslında bu iki disiplinin dışarıdan bakınca ortak noktalarının olacağı ya da aynı meselede buluşacakları ilk başta mümkün görülmüyor. Ancak Kuran-ı Kerim, hadisler, ayetler, peygamber efendimizin davranışları ve sözleri dikkate alındığında, Müslüman din âlimlerinin ve düşünürlerin eserleri incelendiğinde, yabancı bilim adamlarının bu konu üzerine yaptığı çalışmalara göz atıldığında fen bilimleri kavram ve konularıyla din dersinin konularının birbirini sarmaladığı görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, din dersi öğretmenlerinin fen bilimleri kavramları kullanmasının din dersine olan katkısını belirlemektir. Çalışma nitel araştırmalarda kullanılan özel durum çalışması yöntemiyle yürütülmüştür. Veriler Türkiye’de ki Ağrı ilinde çalışan 5 Müslüman din dersi öğretmeniyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Veriler temel düzey ve içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre din dersi öğretmenleri din dersini işlerken birçok dersten özellikle fen bilimleri dersinden yaralandıkları, fen dersinin dini anlatmada çok faydasının olduğu, din dersinde fen bilimleri kavramlarının kullanılmasının öğrencinin konuyu daha iyi anlamasını sağladığı, öğrencilerin hoşuna gittiği, öğrenciler din dersinde öğretmenlerine fen bilimleri ile ilgili pek çok konuda soru sordukları belirlenmiştir. Din dersi öğretmenlerinin fen bilimleri dersinden faydalanmalarının hem öğretmenler hem de öğrenciler açısından birçok yarar sağladığı, öğrencilerin konuyu daha iyi anladığı, pekiştirdiği, konunun ispatlandığı ve din ile ilgili fenden verilecek pek çok örneğin olduğu belirlenmiştirDin dersi öğretmenlerinin fen alanında kendilerini tam anlamıyla yeterli görmedikleri tespit edilmiştir. Bu çalışma din dersi öğretmenleriyle yapılmıştır. Yapılacak yeni çalışmalara öneri olarak fen bilimleri öğretmenleriyle de fen bilimleri dersinin din ile ilişkili olan kavramların ve konuların neler olduğu üzerine araştırma yapılabilinir. Din dersi öğretmenlerinin fen bilimleri alanında kendilerini yeterli görmeleri için hizmet içi eğitim düzenlenmesi gibi önerilerde bulunulmuştur.
 


Middle School 5th Grade Life World Student Success Test Development


Aysun KÜRSÜ1, Gamze GÜZEL1
1Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen


Abstract No: 440 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

In this study, an achievement test to measure the acquisitions related to the concepts of the similarities and differences of living things, classification of living things, microscope and hygiene in the 5th grade World of Living Things unit has been developed. Our goal in developing the achievement test is to determine how to develop the achivement test for a unit and to observe the success of the students by developing the achievement test according to the acqusitions of living things, microscope, hygiene rules, which should be applied in our daily life, in the unit of The World of Living Things. Bloom taxonomy was used to develop this achievement test. According to Bloom's taxonomy, questions were prepared according to remember, evaluate, analyze, apply, understand and remember steps. During the preparation of the test, it was taken into consideration to ensure that the questions prepared were consistent with the curriculum and the acquisitions of the unit. A table of specifications is also prepared when preparing the achievement test. It was indicated in the table that which question belongs to which acquisition. It was paid attention that the prepared questions were appropriate to the cognitive level of the students. The questions were presented to the science teachers’ views during the preparation of the questions. Science teachers read and analyzed the questions. In the light of the opinions of the science teachers, the questions that are not understood, overlapping questions and questions that do not measure the achievements are corrected. In this direction, 8 of the 28 prepared questions were removed and 20 multiple choice questions were prepared according to the 5-Class World of Living Things unit. The prepared test was applied to 100 5th grade students who were educated in a secondary school in Agri province during fall semester of 2018-2019 academic year. During the testing, children were ensured to undergo the same physical conditions. As a result of the application, the results of the first 27 students from the upper group and the last 27 students from the lower group were taken into consideration. Students did not encounter any situation like not understanding the questions or any problems while solving the questions. The validity and reliability of the test were analyzed with the results. As a result of the analysis, it was determined that Pearson value of the prepared test was 0.97 and Sperman value was 0.98. As a result of the item analysis of the test, it was concluded that 4 problems were good and the remaining 16 problems were fine. Based on these results, it was seen that the achievement test prepared for the 5th Grade World of Living Things reached its goal.
 

Ortaokul 5.sınıf Canlılar Dünyası Öğrenci Başarı Testi Geliştirilmesi


Aysun KÜRSÜ1, Gamze GÜZEL1
1Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen


Bildiri No: 440 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu çalışmada,  ilköğretim 5. Sınıf Canlılar Dünyası ünitesinde yer alan canlıların benzerlikleri ve farklılıkları, canlıların sınıflandırılması, mikroskop ve hijyen kavramlarını ölçmeye yönelik kazanımlara uygun olarak bir başarı test geliştirilmiştir. Başarı testini geliştirirken ki amacımız bir üniteye yönelik başarı testinin nasıl geliştireceğini saptamak ve günlük yaşamda sık sık kullandığımız 5. sınıf Canlılar Dünyası ünitesinde ki canlıları, mikroskobu, günlük yaşamımızda uygulamamız gereken hijyen kurallarını kazanımlarına uygun başarı testini geliştirerek öğrenci başarısını gözlemlemektir. Bu başarı testi geliştirilirken Bloom taksonomisinden yararlanılmıştır. Bloom taksonomisine göre bilgi, kavrama, uygulama, analiz, sentez ve değerlendirme basamaklarına göre ayrı ayrı sorular hazırlanmıştır. Test hazırlanırken, hazırlanan soruların öğretim programıyla ve ünitenin kazanımlarıyla uyumlu olmasına özen gösterilmiştir. Başarı testi hazırlanırken belirtke tablosu da oluşturulmuştur. Hangi sorunun hangi kazanıma ait olduğunu gösteren tablo şeklinde belirtilmiştir. Hazırlanan soruların öğrencilerin bilişsel seviyesine uygun olmasına dikkat edilmiştir. Sorular hazırlanırken Fen bilimleri öğretmenlerinin de görüşüne sunularak incelenmesi sağlanmıştır. Fen Bilimleri Öğretmenleri soruları okuyarak analiz etmişlerdir. Fen bilimleri Öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda anlaşılmayan, örtüşen sorular, kazanımları tam olarak ölçmeyen sorular düzeltilmiştir. Bu doğrultu da hazırlanan 28 sorudan 8 tanesi çıkarılarak 5. Sınıf Canlılar Dünyası ünitesine uygun  20 tane çoktan seçmeli soru hazırlanmıştır. Hazırlanan test 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılı Güz döneminde Ağrı iline bağlı bir ortaokulda eğitim gören 100 tane 5.sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Test uygulanırken çocukların aynı fiziksel şartlarda teste girmeleri sağlanmıştır. Uygulama sonucunda teste giren öğrencilerden üst gruptan ilk 27, alt gruptan son 27 öğrencinin sonuçları dikkate alınmıştır. Öğrenciler soruları çözerken soruyu anlamama ya da herhangi bir sorunla karşılaşmamıştır. Bu sonuçlar alınarak testin geçerlilik ve güvenirliği analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda hazırlanan testin Pearson değeri 0,97 ve sperman değeri 0.98 olarak bulunmuştur. Testin madde analizi sonucunda; 4 sorunun iyi, geri kalan 16 sorunun da güzel olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlara bakılarak, ortaokul 5. sınıf Canlılar Dünyası ile ilgili hazırlanan başarı testinin amacına ulaştığı görülmüştür. Bu çalışma bilim insanları için bilimsel araştırmalarında kullanabilmeleri için yardımcı olabileceği kanaatine ulaşılmıştır.


Teachers' Perspective On Programming


Necla DÖNMEZ USTA1, Ebru TURAN GÜNTEPE1
1Giresun Üniversitesi


Abstract No: 247 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to determine the ideas of information technology teachers about programming tools. The study was carried out with 10 Information Technology Guidance Teachers who work in secondary school in Giresun province during the fall semester of 2018-2019 academic year. Phenomenology which is a qualitative research design was used for the study. Data were collected by interviews consisting of semi-structured questions. Interview questions are about the tools teachers use in the programming process, the difficulties faced by the students and teachers in the process and the suggestions for the solution and the impact of the process on the students. According to the findings; it was determined that most of the teachers used the easy and step by step code.org application in the process. In addition to Code.org application, scratch, code game lab, blocky, mblock, algo digital programming is included in their lessons. The use of these tools, it has been identified attract students' attention, help to learn and have fun, developed problem solving and creativity in the learning process. In addition, it has been determined that students have problems related to unfavorable situations such as not be thinking abstractly, not being able to conduct individual work, to no understanding the logic of the algorithm, to no understanding the logic of the subject of the loop. Besides, teachers by arranging various competitions in order to raise awareness in programming teaching, and it also states that parents should be involved in this process. As a result of the study, it is recommended that appropriate learning environments should be provided in order to increase the permanent learning, often to include educational games and to be individuals who produce technologies. Supporting group work and project production process in learning environments, it is thought to can help students to discover themselves.
 

Öğretmenleri̇n Programlamaya Bakiş Açisi


Necla DÖNMEZ USTA1, Ebru TURAN GÜNTEPE1
1Giresun Üniversitesi


Bildiri No: 247 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Çalışmanın amacı, bilişim teknolojileri öğretmenlerinin programlama araçlarına yönelik fikirlerinin belirlenmesidir. Çalışma 2018-2019 eğitim öğretim yılının güz döneminde Giresun ilinde ortaokulda görev yapan 10 Bilişim Teknolojileri Rehber Öğretmeni ile yürütülmüştür. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden biri olan olgu bilim deseni kullanılmıştır. Olgu bilim deseni ile yürütülen çalışmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış sorulardan oluşan mülakatlar kullanılmıştır. Mülakat soruları öğretmenlerin programlama sürecinde kullandıkları araçlar, öğrencilerin ve öğretmenlerin süreçte karşılaştığı zorluklar ve çözüm önerileri ve sürecin öğrenciler üzerindeki etkisine yöneliktir. Elde edilen bulgular çerçevesinde, öğretmenlerin büyük çoğunun süreçte kolay ve adım adım ilerleyen code.org uygulamasını kullandığı belirlenmiştir. Code.org uygulamasının yanı sıra scratch, kodu game lab, blocky, mblock, algo dijital ile programlamayı derslerine entegre ettiklerine yer verilmiştir. Bu araçların öğrenme sürecinde kullanımının öğrencilerin dikkatini çektiği, eğlenerek ve kalıcı öğrenmesine yardımcı olduğu, problem çözme ve yaratıcılıklarını geliştirdiği belirlenmiştir. Bunun yanı sıra öğrencilerin soyut düşünememesi, bireysel çalışma yürütememesi, algoritma mantığının anlaşılamaması, döngü konusu ve değişkenler mantığını anlamlandıramaması gibi olumsuz durumlara yönelik sorunlar yaşadığı da tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenler programlama öğretiminde farkındalık oluşturmak adına çeşitli yarışmalar düzenleyerek, bu süreçte veli öğrenci işbirliğine de yer verilmesi gerektiğini belirtmektedir. Çalışma sonucunda kalıcı öğrenmenin arttırılması için sık sık eğitici oyunlara yer verilmesi, öğrencilerin teknolojiyi kullanan bireylerin yanı sıra teknolojileri üreten bireylerde olması için uygun öğrenme ortamlarının sağlanması önerilmektedir. Öğrenme ortamlarının grup çalışması ve proje üretim süreci ile de desteklenerek öğrencilerin kendilerini keşfetmelerine yardımcı olunacağı düşünülmektedir.
 
 

 


The Effect Of Analogies Integrated Into Digital Games On Students’ Academic Success In Science Education


Serkan Dincer1
1Çukurova Üniversitesi


Abstract No: 361 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

There exists a lot of research on digital games in the literature and in general, it seems that these studies have mostly examined motivation and its relation to academic success. In addition to this content, game designs have been focused on in terms of their benefits to students. Although various studies on analogies, which is an important concept, have been conducted for many years, it is noteworthy that the use of analogies in digital games seems to be scarce. The aim of this study is to search for the effect of the analogies which are integrated into digital games on students’ science education. In this respect, the study was designed on experimental model and the participants of the study involved 8th grade secondary school students. In the research, the content of the course included some topics, such as formation of seasons, climate, pressure and electricity. For the study, a game, which involves analogies, was developed and brought into the use of the experimental group. Another group was identified as the control group and trained in a traditional way of instruction. The analysis of the study showed that there was a positive meaningful difference in the experimental group success grades after an eight-week implementation compared to the control group and it was found out that the digital game involving analogies had a significant effect on academic success.
 

Dijital Oyunlar İçine Yerleştirilen Analojilerin Fen Eğitimi Başarısına Etkisi


Serkan Dincer1
1Çukurova Üniversitesi


Bildiri No: 361 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Dijital oyunlarla ilgili literatürde birçok çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmalar incelendiğinde araştırmaların genellikle motivasyon ve buna bağlı olarak akademik başarıyı inceledikleri görülmektedir. Ayrıca bu çalışmalarda öğrencilere yarar sağlama açısından oyun tasarımları üzerine odaklanıldığı görülmektedir. Geçmiş yıllardan beri önemli bir kavram olan analojiler ile farklı çalışmalar yapılmış olmasına rağmen dijital oyunlar ile analojilerin birlikte kullanıldığı çalışmaların ilgili literatürde oldukça az olduğu dikkati çekmektedir. Bu araştırmada dijital oyunların içine yerleştirilen analojilerin öğrencilerin fen eğitimi başarısına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırma deneysel modele göre kurgulanmış, ortaokul 8. Sınıf öğrencileri araştırmanın katılımcılarını oluşturmuştur. Araştırmada mevsimlerin oluşumu, iklim, basınç, ve elektriktik konuları içerik anlamında kullanılmıştır. Araştırma için analojileri barındıran bir oyun geliştirilmiş ve birinci deney grubunun kullanımına sunulmuştur. Diğer bir grup kontrol grubu olarak belirlenmiş ve bu gruba geleneksel öğretim ile eğitim verilmiştir. Sekiz haftalık uygulama sonrasında deney grubunun başarı puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde farklılaştığı ve analoji içeren dijital oyunların akademik başarıyı geniş düzeyde etkilediği bulgusuna erişilmiştir.


Evaluation Of Group Based Programming Approach On Practicing Angles Concept


Şeyma Yurttaş1, Salih Birişçi2
1Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Abstract No: 373 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Computer programming education has long been focused on cognitive skills such as problem solving, creativity and reasonable thinking. It has been observed that countries updated their curriculum in away that will include coding and conduct many activities and studies on coding instruction. Thanks to the advantages of block-based programming languages, the students become more motivated to learn programming since early ages. In this study, it is aimed to evaluate the group-based programming approach on teaching angles concept which is a 6th grade mathematics curriculum topic. The sample of the study consists of twenty sixth grade students studying in a private school in the province of Bursa. The applications in the research process were carried out in the computer laboratory after the theoretical explanation of the subject by the instructor. The interviews were conducted with the students in order to evaluate the effectiveness of the practices carried out in the context of two hours and the data were classified as qualitative under the cognitive, affective and social dimensions and the findings of the research were revealed. As a result of student views, it was revealed that group-based programming approach on practicing angles concept makes the lesson effective and attractive.

Açılar Konusunun Öğreniminde Grupla Programlama Yaklaşımının Değerlendirilmesi


Şeyma Yurttaş1, Salih Birişçi2
1Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 373 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Programlama eğitimi öğrenenlerin problem çözme, yaratıcılık ve mantıklı düşünme gibi üst bilişsel becerilerini geliştirdiği için uzun yıllardır üzerinde durulan bir konudur. Bu gerekçeyle ülkelerin öğretim programları kodlama eğitimi içerecek şekilde güncelledikleri ve buna bağlı kodlama eğitimiyle ilgili çok sayıda etkinlik ve çalışmaların yürütüldüğü görülmektedir. Blok temelli programlama dillerinin sağlamış olduğu avantajlar sayesinde özellikle küçük yaşlardan itibaren öğrencilerin kodlama becerilerinin geliştirilmesine teşvik edilmektedir. Bu çalışmayla, grup çalışmaları şeklinde gerçekleştirilen blok temelli programlama yaklaşımının öğrenci görüşlerince nitel yaklaşım çerçevesince değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemini Bursa ilinde yer alan bir özel okulda öğrenim gören yirmi 6. Sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında 6.sınıf matematik dersi öğretim programında yer alan açılar konusu ele alınmış olup ilgili konunun ders öğretmenince teorik olarak anlatımının ardından gerçekleştirilen uygulamalar bilgisayar laboratuvarında yürütülmesi sağlanmıştır. İki ders saati kapsamında gerçekleştirilen uygulamaların etkililiğini değerlendirmek adına öğrencilerle görüşmeler gerçekleştirilmiş olup elde edilen veriler bilişsel, duyuşsal ve sosyal boyutlar altında nitel olarak sınıflandırılarak araştırmanın bulguları ortaya konulmuştur. Araştırmanın sonucunda, grupla programlama yaklaşımının 6.sınıf Matematik konuları arasında yer alan açılar konusunun öğreniminde etkili olduğu ve dersin ilgi çekici hale geldiği öğrenci görüşlerince ortaya çıkarılmıştır.


Öğretmenlerin Web Tabanlı Mesleki Gelişime Yönelik Motivasyon Ve Web Tabanlı Öğretime Yönelik İnançlarının Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi


Berru Sağır1, Rahime Karavaş1, Ayşe Koç1, Nevzat Yumru1
1Sakarya Üniversitesi


Abstract No: 374 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin web tabanlı mesleki gelişime yönelik motivasyonlarının ve web tabanlı öğretime yönelik inançlarının yaş, branş, kıdem ve cinsiyetlerine göre farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırma kesitsel tarama modelinde yapılmıştır. Araştırma 2016-2017 eğitim öğretim yılı birinci döneminde Sakarya, Zonguldak ve İstanbul illerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarında görev yapan 253 öğretmenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin 137’si kadın 116’sı ise erkektir. Öğretmenlerin web tabanlı mesleki gelişime yönelik motivasyonlarını ölçmek üzere Kao, Wu ve Tsai (2011) tarafından geliştirilen, Çakır ve Horzum (2013) tarafından Türkçeye uyarlanan ölçme aracı, web tabanlı öğretime yönelik inançlarının ölçülmesi için ise Yang &Tsai (2008) tarafından geliştirilen ve Horzum, Canan Güngören (2012) tarafından Türkçeye uyarlanan ölçme araçlarıkullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin web tabanlı öğretime yönelik inançlarının düzeylerinin cinsiyet, yaş, kıdem ve branşlarına göre anlamlı farklılık göstermediği ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğretmenlerin web tabanlı mesleki gelişime yönelik motivasyonlarının yaş, kıdem ve branşlarına göre anlamlı farklılık göstermediği ancak cinsiyetlerine göre incelendiğinde kadınların web tabanlı mesleki gelişime yönelik motivasyon düzeylerinin erkeklere göre daha fazla olduğu görülmüştür. 
 

Öğretmenleri̇n Web Tabanli Mesleki̇ Geli̇şi̇me Yöneli̇k Moti̇vasyon Ve Web Tabanli Öğreti̇me Yöneli̇k İnançlarinin Çeşi̇tli̇ Deği̇şkenler Açisindan İncelenmesi̇


Berru Sağır1, Rahime Karavaş1, Ayşe Koç1, Nevzat Yumru1
1Sakarya Üniversitesi


Bildiri No: 374 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin web tabanlı mesleki gelişime yönelik motivasyonlarının ve web tabanlı öğretime yönelik inançlarının yaş, branş, kıdem ve cinsiyetlerine göre farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırma kesitsel tarama modelinde yapılmıştır. Araştırma 2016-2017 eğitim öğretim yılı birinci döneminde Sakarya, Zonguldak ve İstanbul illerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarında görev yapan 253 öğretmenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin 137’si kadın 116’sı ise erkektir. Öğretmenlerin web tabanlı mesleki gelişime yönelik motivasyonlarını ölçmek üzere Kao, Wu ve Tsai (2011) tarafından geliştirilen, Çakır ve Horzum (2013) tarafından Türkçeye uyarlanan ölçme aracı, web tabanlı öğretime yönelik inançlarının ölçülmesi için ise Yang &Tsai (2008) tarafından geliştirilen ve Horzum, Canan Güngören (2012) tarafından Türkçeye uyarlanan ölçme araçlarıkullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin web tabanlı öğretime yönelik inançlarının düzeylerinin cinsiyet, yaş, kıdem ve branşlarına göre anlamlı farklılık göstermediği ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğretmenlerin web tabanlı mesleki gelişime yönelik motivasyonlarının yaş, kıdem ve branşlarına göre anlamlı farklılık göstermediği ancak cinsiyetlerine göre incelendiğinde kadınların web tabanlı mesleki gelişime yönelik motivasyon düzeylerinin erkeklere göre daha fazla olduğu görülmüştür. 
 


Investigation Of The Effect Of Code.org Activities On Secondary School Students’ Problem Solving Skills And Programming Self-efficacy


Erkan Çalışkan1
1Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi


Abstract No: 383 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Code.org aims to enable students to gain access to computer science and to develop their coding and algorithm skills. Many technological institutions as Amazon, Facebook, Google, Microsoft etc., support Code.org. The main purpose of this study is to investigate the effect of code.org activities on secondary school students’ problem solving skills and programming self-efficacy. Fifty-nine students (28 females and 31 males) were enrolled in the study. Pretest-posttest experimental group design was used. The students did the Classic Maze, Flappy Bird, Artist 1 and 2 activities. Each activity lasted for two hours. Total duration was four weeks and eight hours. Before the application, students were informed about code.org and the process. Before and after the activities, the scale of programming self-efficacy and the scale of problem solving skills were applied. It is observed that the activities implemented have no significant effect on students' self-efficacy, but adversely affect their perception of problem solving skills. It has been found that the negative effect is due to the perception of willingness and determination towards problem solving skills. However, the students stated that they were satisfied with the process and activities.

Code.org Etkinliklerinin Ortaokul Öğrencilerinin Problem Çözme Becerilerine Ve Programlama Öz-Yeterliklerine Etkisinin İncelenmesi


Erkan Çalışkan1
1Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi


Bildiri No: 383 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Code.org öğrencilerin bilgisayar bilimine erişimlerini sağlayarak kodlama ve algoritma becerilerini geliştirmelerini hedeflemektedir. Amazon, Facebook, Google, Microsoft vb. birçok teknolojik kurum tarafından desteklenmektedir. Bu çalışmanın temel amacı ortaokul öğrencilerinin code.org etkinliklerini gerçekleştirmelerinin problem çözme becerileri ve programlama öz-yeterlikleri üzerindeki etkisini incelemektir. Tek gruplu öntest-sontest deneysel desende gerçekleştirilen çalışmaya ortaokul 6. sınıfta öğrenimlerine devam eden 28 kız ve 31 erkek olmak üzere toplam 59 öğrenci katılmıştır. Öğrencilere code.org üzerinden Klasik Labirent, Flappy Bird, Sanatçı 1 ve 2 etkinlikleri düzeylerine uygun olarak seçilerek yaptırılmıştır. Her bir etkinlik iki saat olmak üzere çalışma dört hafta toplam 8 saat olarak gerçekleşmiştir. Uygulamaya geçmeden önce öğrencilere code.org ve süreç hakkında gerekli bilgilendirmeler yapılmıştır. Etkinliklerden önce ve sonra problem çözme becerilerine yönelik algı ölçeği ile programlama öz-yeterlik ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesi sonucu uygulanan etkinliklerin öğrencilerin programlama öz yeterlikleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı ancak problem çözme becerilerine yönelik algılarını olumsuz etkilediği görülmüştür. Olumsuz etkilenmenin problem çözme becerilerine yönelik isteklilik ve kararlılık algısından kaynaklandığı bulunmuştur. Bununla beraber öğrenciler süreçten ve etkinliklerden memnun kaldıklarını ifade etmişlerdir.


Investigation Of Teachers' Knowledge And Views On Mathematical Connection


İlknur Özpınar1
1Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi


Abstract No: 251 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The information in mathematics forms a relationship pattern and there is almost no information in mathematics that is not connected with other information. In the secondary school mathematics curriculum (Ministry of National Education [MoNE], 2013), it is suggested that the environments created for the use of these relations enable students to learn mathematics more comfortably and more meaningfully. It is stated that they can increase their self-confidence and have a positive attitude towards mathematics. Although connection skill in literature is considered to be a skill that must be acquired for students, it is important to consider whether the teacher establishes connections in the classroom and the use of making connections. In this study, in which the special case study method was used, it was aimed to examine the elementary school teachers’ and secondary school mathematics teachers’ views of mathematical connection. The sample of the study consists of five elemantary school teachers and five secondary school mathematics teachers working in different schools. Teachers' views were taken through semi-structured interviews, consisting of the teachers’ perceptions of mathematical connections, connections between concepts, connections with daily life, connections with different disciplines and connections between different representations of the concept. The data were analyzed by content analysis method. Some suggestions were made from the results obtained from the findings.
 

Öğretmenlerinin Matematiksel İlişkilendirmeye Yönelik Bilgi Ve Görüşlerinin İncelenmesi


İlknur Özpınar1
1Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi


Bildiri No: 251 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Matematikteki bilgiler bir ilişki örüntüsü oluşturmakta olup, matematikte diğer bilgilerle bağlantılı olmayan bilgi neredeyse yoktur. Ortaokul matematik dersi öğretim programında (Milli Eğitim Bakanlığı [MEB], 2013) sözü edilen bu ilişkilerin kullanılması için oluşturulan ortamların; öğrencilerin matematiği daha rahat ve daha anlamlı öğrenmelerini sağlayacağı, öğrencilerin edinmiş oldukları bilgi ve becerilerin kalıcılığını arttıracağı, matematiğin gücünün takdir edilmesini sağlayacağı, matematikte öz güveni arttırabileceği ve matematiğe yönelik olumlu tutum beslemelerini sağlayabileceği belirtilmektedir. Alanyazında ilişkilendirme becerisi her ne kadar temelde öğrenciler için edinilmesi gereken bir beceri olarak değerlendirilse de, öğretmenin sınıfta ilişkilendirme kurup kurmaması ve bu ilişkilendirmelerin nasıl yapıldığının ele alınması önemli olarak görülmektedir. Bu doğrultuda özel durum çalışması yönteminin kullanıldığı araştırmada, sınıf öğretmenlerinin ve ortaokul matematik öğretmenlerinin matematiksel ilişkilendirmeye yönelik görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini farklı okullarda görev yapmakta olan beş sınıf öğretmeni ile beş ortaokul matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Öğretmenlerin düşünceleri; matematiksel ilişkilendirmeye yönelik algılarına, matematik kavramlarının kendi aralarında ilişkilendirilmesine, günlük yaşamla ilişkilendirilmesine, farklı disiplinlerle ilişkilendirmesine ve farklı temsiller arasındaki ilişkilendirmeye yönelik sorulardan oluşan yarı-yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla alınmıştır. Bulgulardan elde edilen sonuçlardan hareketle bazı önerilerde bulunulmuştur.

 


The Use Of Technology In The Assessment And Evaluation Process Of Mathematics Instruction From The Perspectives Of Teachers


İlknur ÖZPINAR1
1Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi


Abstract No: 252 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The assessment and evaluation, which is an important component of mathematics teaching, allows teachers to make decisions about teaching by gaining different perspectives in the planning and application of their courses; when used properly, it helps students to improve their learning level and quality. The use of technology in the structuring of these processes related to mathematics is emphasized in the literature. Teachers can use technology – eg. Plickers - in formative assessment of mathematics courses to get individual feedback about their students in a very short time. In parallel with the explanations, this study, which was designed within the scope of qualitative approach; was aimed to investigate the thoughts of secondary school mathematics teachers on the use of technology in the assessment and evaluation processes and the use of Plickers software in formative evaluation. The sample of the study consisted of three secondary school mathematics teachers who are volunteers to participate in the study and who work in the same school. Teachers were informed before application and model practices for the use of Plickers in formative assessment were conducted. The data were obtained through semi-structured interviews .The data were analyzed by content analysis method. It is thought that it is important in terms of providing the teachers with an alternative environment to formative evaluation process in mathematics education with its ease of use, giving opportunity to receive instant feedback and giving motivation effect for students.
 

Öğretmenlerin Gözünden Matematik Öğretiminin Ölçme Ve Değerlendirme Sürecinde Teknoloji Kullanımı


İlknur ÖZPINAR1
1Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi


Bildiri No: 252 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Matematik öğretiminin önemli bir bileşeni olan ölçme-değerlendirme, öğretmenlerin derslerini planlama ve uygulama aşamasında farklı bakış açıları kazanarak öğretim ile ilgili kararlar almalarına; uygun bir şekilde kullanıldığında ise öğrencilerin öğrenme düzey ve kalitesini arttırmada yardımcı olmaktadır. Matematik ile ilgili söz konusu süreçlerin yapılandırılmasında teknolojinin kullanılmasının üzerinde alanyazında önemle durulmaktadır. Öğretmenler teknolojiyi - Plickers gibi yazılımlar -  matematik derslerinde biçimlendirici değerlendirmede kullanarak öğrencileri hakkında çok kısa sürede bireysel dönütler alabilirler. Yapılan açıklamalara paralel olarak nitel yaklaşım kapsamında tasarlanan bu çalışmada; ortaokul matematik öğretmenlerinin ölçme-değerlendirme süreçlerinde teknoloji kullanımı ve biçimlendirici değerlendirmede Plickers yazılımının kullanımına yönelik düşüncelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini çalışmaya katılmaya gönüllü ve aynı okulda görev yapmakta olan üç ortaokul matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışma öncesinde öğretmenler bilgilendirilmiş ve öğretmenlerle Plickers’ın biçimlendirici değerlendirmede kullanımına yönelik örnek uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Veriler, uygulama öncesinde ve sonrasında, öğretmenlerle yürütülen yarı-yapılandırılmış görüşmeler aracılığı ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Uygulamanın öğretmenlere kullanım kolaylığı, anlık dönüt alma fırsatı sunması; öğrenciler açısından da motivasyon attırıcı etki sağlaması gibi yönleriyle de matematik öğretiminde biçimlendirici değerlendirme sürecine alternatif ortam sunması açısından önemli olduğu düşünülmektedir.


Evaluation Of Technology Aided Activities: Samr Example


Arzu AYDOĞAN YENMEZ1, Semirhan GÖKÇE1
1Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi


Abstract No: 420 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

With the widespread use of technological tools in mathematics teaching, mathematics curricula in various countries emphasize the necessity and importance of technology aided mathematics teaching. In order to ensure the students' meaningful and conceptual learning, appropriate technologies should be used to ensure the effectiveness of this process with the identification of appropriate teaching strategies and methods. In this context, how the technology, the purpose and the depth at which it is used affects the process. The SAMR model is one of the methods used to integrate technology into educational environments. The SAMR model is a method consisting of 4 steps: Substitution, Augmentation, Modification and Redefinition. These four steps are divided into two main parts, the first part is called development, the second part is called transformation. In this study, the process of evaluating the technology supported activities of mathematics educators according to SAMR model is examined. Reflective views were taken by the end of the process by which three mathematics educators prepared the technology-supported activities according to the SAMR model steps and they made changes to support the higher level of learning in their activities. The data obtained will be analyzed by content analysis method. With the results of this study, it is predicted that it will help the teachers to evaluate the level of activities by explaining the various steps of the SAMR model which can contribute to the learning of the students and to minimize the problems faced by an educator who wants to integrate any technological instrument into their course.
 

Teknoloji Destekli Etkinliklerin Değerlendirilmesi: Samr Örneği


Arzu AYDOĞAN YENMEZ1, Semirhan GÖKÇE1
1Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi


Bildiri No: 420 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Teknolojik araçların matematik öğretiminde kullanılmasının yaygın hale gelmesiyle, çeşitli ülkelerdeki matematik öğretim programları teknoloji ile matematik öğretiminin gerekliliğini ve önemini vurgulamaktadır. Öğrencilerin anlamlı ve kavramsal öğrenmelerinin sağlanabilmesi için uygun öğretim strateji ve yöntemlerin belirlenmesiyle birlikte bu sürecin etkililiğini sağlamak için uygun teknolojilerin de kullanılması gerekmektedir. Bu bağlamda teknolojinin nasıl, hangi amaç ve hangi derinlikte kullanıldığı süreci etkilemektedir. SAMR modeli, teknolojiyi eğitim ortamlarına entegre etmek amacıyla kullanılan yöntemlerden biridir. SAMR modeli 4 basamaktan oluşan bir yöntemdir:  (Substitution)Yerine Koyma, (Augmentation)Geliştirme, (Modification)Değiştirme ve (Redefinition)Yeniden Tanımlama. Bu dört adım iki ana bölüme ayrılmaktadır, birinci bölüm geliştirme, ikinci bölümde dönüşüm olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışmada, matematik eğitimcilerinin teknoloji destekli etkinliklerini SAMR modeline göre değerlendirme süreci incelenmiştir. Üç matematik eğitimcisinin hazırladıkları teknoloji destekli etkinliklerini SAMR modeli basamaklarına göre inceleyip, etkinliklerinde üst düzeyde öğrenmeyi destekleyici değişiklikler yaptıkları sürecin sonunda yansıtıcı görüşleri alınmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilecektir. Bu çalışmanın sonuçları ile herhangi bir teknolojik aracı dersine entegre etmek isteyen bir eğitimcinin karşılaştığı sorunları en aza indirgeyebileceği ve öğrencilerin üst düzeyde öğrenmelerine katkıda bulunabilecek SAMR modelinin çeşitli basamaklarını açıklayarak öğretmenlerin yaptığı etkinliklerin hangi seviyede olduğunu değerlendirmesine yardımcı olacağı öngörülmektedir.
 


Automated Scoring In Pisa Open-ended Mathematics Items


Semirhan GÖKÇE1
1Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi


Abstract No: 421 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Human scoring is not the option for scoring open-ended items. Recent developments in computer technology has ended up with the growth in the use of automated scoring to produce a faster score reporting and at a lower cost than human scoring. The purpose of this study is to develop an automated scoring algorithm for PISA mathematics assessments. PISA released mathematics items have been implemented to mathematics teacher candidates. The scoring algorithm contains word recognition and sentence recognition of responses to open-ended items. The word recognition process is related with the frequency of correct and incorrect words in the responses. The sentence recognition process includes the comparison of text similarity values between answer keys and the given responses. Preliminary results of the study indicated that sentence recognition provided more comparable results with human scoring. The algorithm tested in this study can be used in further studies in terms of automated scoring of open-ended items in computer-based tests.
 

Açık Uçlu Pisa Matematik Sorularının Otomatik Puanlanması


Semirhan GÖKÇE1
1Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi


Bildiri No: 421 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Açık uçlu sorulara verilen yanıtların puanlamasında tek seçenek puanlayıcılar (insanlar) değildir. Bilgisayar teknolojisindeki son gelişmeler verilen yanıtların otomatik puanlanabilmesine imkan sağlamış ve bu sayede puanlamalar daha hızlı biçimde ve daha düşük maliyetle bilgisayar tarafından gerçekleştirilmeye başlamıştır. Bu çalışmanın amacı, PISA matematik değerlendirmeleri için otomatik bir puanlama algoritması geliştirmektir. Bu amaçla tasarlanan bilgisayar test ortamı üzerinden açıklanan PISA matematik soruları matematik öğretmen adaylarına uygulanmıştır. Otomatik puanlama algoritması, açık uçlu maddelere verilen yanıtların kelime bazlı ve cümle bazlı değerlendirmelerini içermektedir. Kelime bazlı puanlama sürecinde, yanıtlardaki kelimelerin doğru ve yanlış yanıtlardaki bulunma sıklığı değerlendirilmektedir. Cümle bazlı puanlama sürecinde ise puanlama anahtarında yer alan olası doğru ve yanlış yanıtlar ile verilen yanıt arasındaki metin benzerlik değerleri karşılaştırılmaktadır. Çalışmanın ön bulguları, cümle bazlı puanlamanın insan puanlaması ile daha karşılaştırılabilir sonuçlar verdiğini ortaya koymaktadır. Bu çalışmada test edilen algoritmanın bilgisayar ortamında uygulanan ve açık uçlu soruların yer aldığı testlerin puanlanmasında ileriki çalışmalarda kaynak olarak kullanılabileceği öngörülmektedir.
 


Metaphorical Perceptions Of Teacher Candidates For Mobile Learning


Ali Günay BALIM1, Ayşegül KARAPINAR2
1Dokuz Eylül Üniversitesi
2Deu Eğitim Bilimleri Enstitüsü


Abstract No: 113 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

It is seen that with the developments and advances in technology, access to technological devices has been facilitated and the areas of use have spread to every point of life. Today, education is one of the areas where technology is widely used. Supporting educational environments through technology, web-based education, distance education, e-learning, z-book as well as concepts such as mobile learning concept is revealed. With mobile devices such as tablets and smartphones, mobile learning and mobile learning applications are used in education because of the features such as enriching the learning experiences of the students, increasing the research skills of the learners and accessing information anytime and anywhere.  Some of the skills expected to be found in teacher and teacher candidates are to integrate new and modern technologies into their courses and to direct students to use of technology. For this reason, the perceptions of prospective teachers who are the future educators of the study about the concept of ‘mobile learning are examined through metaphors.  Metaphor is expressed as a concept, phenomenon or event by describing as another concept, a phenomenon or event. In addition to the aforementioned situation, metaphors have a meaning beyond the concept and it is stated that the individuals reflect the functioning of both the events and the processes by exhibiting the thoughts in the mental structure. The study group of the research consists of teacher candidates who are studying in the faculty of education.  In the research, data was collected from participants using ‘Mobile learning is like .... because ..…’ sentence. In this research, phenomenological research method was used, content analysis method was used to analyze and interpret the data. The content analysis of the data continues by considering the five-stage evaluation process.
 

Öğretmen Adaylarının Mobil Öğrenmeye Yönelik Metaforik Algıları


Ali Günay BALIM1, Ayşegül KARAPINAR2
1Dokuz Eylül Üniversitesi
2Deu Eğitim Bilimleri Enstitüsü


Bildiri No: 113 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Teknolojideki gelişme ve ilerlemelerle teknolojik cihazlara ulaşımın kolaylaştığı ve kullanım alanlarının hayatın her noktasına yayıldığı görülmektedir. Günümüzde teknolojinin yaygın olarak kullanıldığı alanlardan bir tanesi de eğitimdir. Eğitim ortamlarının teknolojiyle desteklenmesi web temelli eğitim, uzaktan eğitim, e-öğrenme, z-kitap gibi kavramların yanında mobil öğrenme kavramını da ortaya çıkarmaktadır. Tablet ve akıllı telefon gibi kolaylıkla taşınabilen cihazlarla öğrencilerin öğrenme deneyimlerini zenginleştirme, öğrenenlerin araştırma becerilerini artırma, her zaman ve her yerde bilgiye ulaşma gibi özelliklerinden dolayı eğitimde mobil öğrenme ve mobil öğrenme uygulamaları kullanılmaktadır. Sözü edilen uygulamaların eğitimde kullanıcısı ve eğitim sistemi içerisinde önemli bir yeri olan öğretmen ve öğretmen adaylarında bulunması beklenen becerilerden bazıları, yeni ve modern teknolojileri derslerine entegre edip kullanabilme ve öğrencileri teknoloji kullanımına yönlendirebilmedir. Bu nedenle çalışmada geleceğin eğitimcileri olan öğretmen adaylarının ‘mobil öğrenme’ kavramına yönelik algıları metaforlar aracılığıyla incelenmektedir. Metafor, bir kavram, olgu ya da olayın başka bir kavram olgu ya da olaya benzetilerek açıklanması olarak ifade edilmektedir. Sözü edilen duruma ek olarak metaforların kavramdan öte bir anlamı bulunmakta bireylerin zihinsel yapısındaki düşünceleri sergileyerek hem olayların hem de süreçlerin işleyişini yansıttığı belirtilmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, mobil öğrenme kavramına ilişkin öğretmen adaylarının algılarını metaforlar aracılığıyla belirlenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu eğitim fakültesinde öğrenim görmekte olan öğretmen adayları oluşturmaktadır. Araştırmada “Mobil öğrenme ….. gibidir, çünkü ….. dır” cümle kalıbı kullanılarak veriler toplanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılan araştırmada verilerin analiz edilmesi ve yorumlanmasında, içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Saban ile Aydın ve Ünaldı tarafından yapılan çalışmalarda kullanılan beş aşamalı değerlendirme süreci dikkate alınarak öğretmen adaylarının metafor testi sonuçlarına ilişkin içerik analizi devam etmektedir.


The Analysis Of Science Teachers’ Socio Scientific Argument Structures According To Metacognition Awareness Level


Şeyda Kaya1, pınar Fettahlıoğlu1
1çukurova üniversitesi


Abstract No: 128 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to determine science teachers’ socio scientific argument structures according to metacognition awareness level. The mix method design in which descriptive model of quantitative and phenomenology technique of qualitative research methods are combined has been used in this research. The participants of the study are 80 science teachers determined by snowball sampling. Firstly, science teachers’ metacognitive awareness levels were determined in the research. In the next section, it is determined which components of the teachers' argument structures are formed. At this stage, it was also examined whether the teachers' argument structures changed according to the level of metacognition awareness level. In the final stage of this study, it was examined teachers' metacognitive awareness skills which are mainly used in argument structures that classified according to their metacognitive awareness levels comparatively. In order to determine the metacognition awareness levels of science teachers, metacognition awareness scale developed by Scraw and Dennison (1994) and translated into Turkish by Ozcan (2007) was used. A questionnaire consisting of a scenario and open-ended questions developed by researchers was used to reveal the socio-scientific argument structures of the teachers. In order to analyze the argument structures of teachers, guide for determining socio-scientific argumentation skill levels developed by Topcu, Sadler and Tuzun (2010) was used. In the analysis of quantitative data, descriptive statistical techniques were used by using SPSS package program. In the analysis of the data obtained from the questionnaire form, contingency analysis was applied from content analysis techniques by using Nvivo-9.2 package program. Data are collected and analyzed.
 

Fen Bi̇lgi̇si̇ Öğretmenleri̇n Sosyo Bi̇li̇msel Argüman Yapilarinin Üst Bi̇li̇şsel Farkindalik Düzeyleri̇ne Göre Anali̇zi̇


Şeyda Kaya1, pınar Fettahlıoğlu1
1çukurova üniversitesi


Bildiri No: 128 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı fen bilgisi öğretmenlerinin üstbilişsel farkındalık düzeylerine göre sosyobilimsel argüman yapılarının incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden tarama modeli, nitel araştırma desenlerinden olgu bilim deseninin kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını kartopu örneklemesi yolu ile belirlenen 80 fen bilgisi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada öncelikle öğretmenlerin üstbilişsel farkındalık düzeyleri belirlenmiştir. Sonraki kısımda öğretmenlerin argüman yapılarının hangi bileşenlerden oluştuğu belirlenmiştir. Bu aşamada ayrıca öğretmenlerin argüman yapılarının üst bilişsel farkındalık düzeylerine göre değişip değişmediği incelenmiştir. Araştırmanın son aşamasında ise bilişsel farkındalık düzeylerine göre sınıflandırılan argüman yapılarında öğretmenlerin ağırlıklı olarak kullandıkları üstbilişsel farkındalık becerilerinin hangi beceriler üzerinde yoğunlaştığı karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.  Öğretmenlerin üstbilişsel farkındalık düzeylerini belirlemek için Scraw ve Dennison (1994) tarafından geliştirilen Özcan (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan üstbilişsel farkındalık ölçeği kullanılmıştır. Öğretmenlerin sosyo bilimsel argüman yapılarını ortaya çıkarmak için araştırmacılar tarafından geliştirilen bir senaryo ve açık uçlu sorulardan oluşan anket formu kullanılmıştır. Öğretmenlerin argüman yapılarını analiz etmek için ise Topçu, Sadler ve Tüzün (2010) tarafından geliştirilen argümantasyon becerisi düzey belirleme rehberi kullanılmıştır.  Nicel verilerin analizinde SPSS paket programından yararlanılarak betimleyici ve açıklayıcı istatistik teknikleri kullanılmıştır. Görüşme formundan elde edilen verilerin analizinde, Nvivo-9.2 paket programı kullanılarak içerik analizi tekniklerinden olumsallık (ilişki) analizi tekniğine başvurulmuştur. Veriler toplanmış olup analiz aşamasındadır.
 


Opinions Of Science Teachers About Updated Sciences Curriculum


Hasan Bakırcı1, Fevzi Kahraman1, Hüseyin Artun1
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi


Abstract No: 214 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In order to adapt to the conditions of the era, to educate qualified individuals and to integrate technology into education, developed countries have updated in their curriculum. The aim of these updates is to educate qualified individuals who can compete with developed countries in the globalized world. The curriculum in Turkey in 2005, 2013 and 2018 were made in updating. Determining the reflections of the curriculums on the teachers is important for the literature. In this context, the aim of the study is to determine the opinions of the science teachers about the Science Course Curriculum that is updated in the 2018-2019 academic year. The research was a qualitative study and the data were collected by semi-structured interview technique. The interview form used in this study was developed by a researcher related to the field of science education, in accordance with expert opinions received from five science teachers. In the 2018-2019 academic year, 10 science teachers from six different secondary schools participated in the center of a province in the Eastern Anatolia region. The data obtained by the study are presented with content and descriptive analysis taking into account the questions used in the interview. According to the results of the analysis, the teachers stated that the updated Science Course Curriculum is simple and suitable for the student level, that it has an innovative, helical structure and that it is positive to include the STEM approach. On the other hand, the teachers stated that the change in the place and the issues that were missing in the units were negative for students and teachers. As a result of the study, in order to update the curriculums, the teachers who are the practitioners of the programs can get more opinions or in-service trainings can be given to the teachers.
 

Güncellenen Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı Hakkında Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Görüşleri


Hasan Bakırcı1, Fevzi Kahraman1, Hüseyin Artun1
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi


Bildiri No: 214 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Çağın koşullarına ayak uydurabilmek, nitelikli bireyler yetiştirebilmek ve teknolojiyi eğitimle bütünleştirebilmek için gelişmiş ülkeler öğretim programlarında güncellemeye gitmişlerdir. Bu güncellemelerdeki amaç, küreselleşen dünyada gelişmiş ülkeler ile rekabet edebilecek nitelikli bireyleri yetiştirmektir. Türkiye’de öğretim programlarında 2005, 2013 ve 2018 yıllarında güncellemeye gidilmiştir. Öğretim programlarının güncellenmesinin öğretmenler üzerindeki yansımalarının belirlenmesi alan yazın için önem arz etmektir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, 2018-2019 eğitim öğretim yılında güncellenen Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı hakkında Fen Bilimleri öğretmenlerinin görüşlerini belirlemektir. Araştırma nitel bir çalışma olup veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Bu çalışmada kullanılan görüşme formu, Fen bilimleri eğitimi alanı ile ilgili bir öğretim üyesi, beş Fen bilimleri öğretmeninden alınan uzman görüşleri doğrultusunda araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Çalışmaya 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Doğu Anadolu bölgesinde bir ilin merkezinde altı farklı ortaokulda görev yapan 10 Fen bilimleri öğretmeni katılmıştır. Çalışma ile elde edilen veriler, görüşmede kullanılan sorular dikkate alınarak içerik ve betimsel analizle sunulmuştur. Analiz sonucuna göre, öğretmenler güncellenen Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı’nın sade ve öğrenci seviyesine uygun olduğunu, yenilikçi, sarmal yapıya sahip olduğunu ve Fen, Teknoloji, Müdendislik ve Matematik yaklaşımının yer almasını olumlu bulduklarını belirtmişlerdir. Buna karşın öğretmenler, ünitelerde yaşanan yer değişikliğinin ve eksik bırakılan konuların öğrenci ve öğretmenlerde kaygılar oluşturmasının da olumsuz olduğunu dile getirmişlerdir. Çalışma sonucunda öğretim programlarının güncellenmesinde, programların uygulayıcıları olan öğretmenlerden daha çok görüş alınabilir ya da öğretmenlere hizmet içi eğitimler verilebilir.


Examining Teachers' Views On Technology Assisted Education


Duygu Bedir1, Süha Yılmaz2
1Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü/İzmir
2Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü /İzmir


Abstract No: 282 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

ABSTRACT: In recent years, it is an inevitable fact that technology is entering our lives with the rapid development. In our age we need individuals who can benefit from technology. It is also a necessity to use the constantly developing technology in educational environments in educational applications. Students who form the basis of education should be able to use the technology effectively during their education. The ability of the students to use technology effectively in courses depends primarily on the ability of teachers to use technology. It is expected that our teachers will use the computer which is the product of technology in educational environment and know the applications of technology assisted education With this in mind, it is aimed to determine the opinions of prospective teachers who will be teachers of the future about technology assisted education.  The research was carried out on the teacher candidates of mathematics teaching of a public university education faculty. Qualitative research method was preferred in order to make the pre-service teachers express their opinions clearly and to conduct a more comprehensive study. Semi-structured interview technique was chosen from qualitative research methods. The interview form consisting of open-ended questions was prepared. The interview questions were examined by the expert. Interviews with prospective teachers will be conducted and the data will be evaluated with content analysis.
 

Öğretmen Adaylarının Teknoloji Destekli Öğretim Hakkında Görüşlerinin İncelenmesi


Duygu Bedir1, Süha Yılmaz2
1Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü/İzmir
2Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü /İzmir


Bildiri No: 282 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

ÖZET: Son yıllarda  teknolojinin hızla gelişmesiyle hayatımıza girmesi kaçınılmaz bir gerçektir. İçinde bulunduğumuz çağda  teknolojiden faydalanabilen bireylere ihtiyaç duyulmaktadır. Eğitim ortamlarında sürekli gelişen teknolojinin eğitim uygulamalarında kullanılması da bir ihtiyaç haline gelmektedir. Eğitimin temelini oluşturan öğrencilerin eğitim süresince teknolojiyi etkili biçimde kullanabilmeleri gerekmektedir. Öğrencilerin teknolojiyi derslerde etkili  kullanabilmeleri öncelikle öğretmenlerin  teknolojiyi kullanabilme becerisine bağlıdır.  Öğretmenlerimizin de teknolojinin ürünü olan bilgisayarı eğitim öğretim  ortamında kullanması, teknoloji destekli eğitimi uygulamalarını bilmesi beklenmektedir. Bu düşünceyle  çalışmamızda geleceğin öğretmeni olacak aday öğretmenlerinin  teknoloji destekli öğretime  ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Yapılan araştırma  bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesinin matematik öğretmenliğinde  okuyan öğretmen adayları üzerinde gerçekleştirilmiştir.  Öğretmen adaylarının  görüşlerini açıkça ifade etmelerini sağlayıp daha kapsamlı bir çalışma yapmak amacıyla nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden de  yarı yapılandırılmış görüşme tekniği seçilmiştir. Açık uçlu sorulardan oluşan görüşme formu hazırlanmıştır. Hazırlanan görüşme soruları uzman kişi tarafından incelenmiştir. Öğretmen adayları ile  görüşmeler yapılıp  elde edilen veriler içerik analizi ile değerlendirilecektir.
 


Determining The Seventh Grade Students' Ability To Understand And Use Of The Language Of Science: Cell And Division Unit


Zeynep Kıryak1, Haluk Özmen1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 294 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to determine the students' knowledge level, discrimination skills and their competence to use them in the context of science concepts on cell and division unit. 28 seventh grade students participated in the study, which was conducted with descriptive survey method. Two conceptual understanding tests (CUT1 and CUT2) developed by the researchers were used as data collection tools. In the first stage of CUT1, students were asked to choose where they learned the concepts given to them (science course, daily life, other), and in the second stage, they were asked to form a sentence with each concept. Through CUT1, it was aimed to reveal the harmony between the source of concepts and the meaning of them that they use in sentences. In CUT2, 5 concepts which have multiple meaning were used. A sentences have been established for each meaning of these concepts, and students were asked to explain the meaning of concepts in each sentence. In data analysis, codes and frequencies were determined for the first part of CUT1. The analysis of the sentences they made in the second part of CUT1 and the explanations in CUT2 was made within the framework of the criteria of, Associated answer, Alternative concepts, Unassociated answer and Not-answer. The findings show that although most of the students claim that they have learned the concepts in the science course, they prefer to use these words in sentences with meaning that they have learned outside the school instead of using the language of science. CUT2 data show that although students can discriminate the meaning of words, it was determined that they were insufficient to express the scientific meaning of these words. In line with data, it is concluded that students' ability to understand and use science language is not sufficient.

Yedinci Sınıf Öğrencilerinin Bilim Dilini Anlama Ve Kullanma Becerilerinin Belirlenmesi: Hücre Ve Bölünmeler Ünitesi


Zeynep Kıryak1, Haluk Özmen1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 294 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı yedinci sınıf öğrencilerinin hücre ve bölünmeler ünitesine yönelik kavramları bilme ve fen bağlamında kullanma düzeylerinin belirlenmesidir. Betimsel nitelikli tarama modeliyle yürütülen çalışmaya 28 yedinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen iki kavramsal anlama testi (KAT1 ve KAT2) kullanılmıştır. KAT1’in birinci aşamasında, öğrencilerin kendilerine verilen kavramları nereden (fen bilgisi dersi, günlük hayat, diğer) öğrendiklerini seçmeleri ve ikinci aşamada bu kavramı cümle içinde kullanmaları istenmiştir. KAT1 aracılığıyla, öğrencilerin kavramları bildiklerini iddia ettikleri kaynak ile cümle içinde kullandıkları anlamı arasındaki uyumun açığa çıkarılması amaçlanmıştır. KAT2’de, birden fazla anlama sahip olduğu belirlenen 5 kavram kullanılmıştır. Bu kavramlardan her biri için sahip oldukları farklı anlamlara yönelik ikişer cümle kurulmuş ve öğrencilerden her bir cümlede belirtilen kavramın ne anlama geldiğini açıklamaları istenmiştir. Bu test aracılığıyla, öğrencilerin bilim dilini ve bilimsel sözcükleri ayırt etme becerilerinin ölçülmesi hedeflenmektedir. Veri analizinde, öğrencilerin KAT1’de yer alan kavramları nereden öğrendiklerini ifade ettikleri ilk kısım için öğrenci kodları ve frekansları belirlenmiştir. İkinci kısımda yazdıkları cümlelerin ve KAT2’de yaptıkları açıklamaların analizi ise, “İlişkili cevap, Alternatif kavram içeren cevap, İlişkisiz cevap ve Boş-Anlamsız cevap” kriterleri çerçevesinde yapılmıştır. Elde edilen bulgular, öğrencilerin büyük kısmının kavramları fen bilimleri dersinde öğrendiklerini iddia etmelerine rağmen, cümle kurmaları istendiğinde bilim dilini kullanmaktan uzaklaştıkları ve okul dışında öğrendikleri anlamlarıyla bu sözcükleri kullanmayı tercih ettiklerini göstermektedir. Farklı anlama sahip sözcükleri ayırt etmelerinin beklendiği KAT2 verileri, öğrencilerin sözcüklerin anlamını ayırt edebildiklerini göstermesine rağmen, bu sözcüklerin bilimsel anlamını ifade etmede yetersiz kaldıkları belirlenmiştir. Bu veriler doğrultusunda, öğrencilerin bilim dilini anlama ve kullanma becerilerinin yeterli düzeyde olmadığı, öğrenciler kendilerine verilen bilim sözcüklerini ayırt edebilseler dahi, bu sözcüklerle bilim dilini etkili biçimde kullanarak anlamlı cümleler kuramadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda, öğrencilerin bilim sözcüklerini bilme, yorumlama, ayırt etme ve bu sözcüklerle birlikte bilim dilini doğru ve etkili biçimde kullanma becerilerinin geliştirilmesine yönelik öğretim süreçlerinin tasarlanması gerektiği düşünülmektedir.


Using Data Mining Methods To Predict Pisa Mathematics Literacy


Gökhan AKSU1, Mehmet Taha ESER2, Cem Oktay GÜZELLER2
1Adnan Menderes Üniversitesi
2Akdeniz Üniversitesi


Abstract No: 35 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to apply data mining methods to predict mathematical literacy with the help of PISA 2015 data and to compare the results obtained under different methods. 5896 Turkish students who participated in PISA2015 exam constitute the universe of the study. Within the scope of the study, the variables which are negligible level were deleted on the basis of the list and the complete data matrix was obtained after the variables excluding the loss data rate of 15% and above were excluded from the analysis. According to this study, the number of students included in the analysis was determined as 4632. In order to estimate mathematical literacy, firstly, the select attribute method of the Weka program was used to determine the number of variables to be included in the analysis. At this stage, the 10-story cross validation technique successfully predicts mathematical literacy in each of the 10 layers: MMINS (mathematics learning period), MOTIVAT (study motivation), HOMEPOS (number of books at home), ICTRES (Home Computer Resources) and ESCS (Socio- Economic Status variables. In addition to this, COOPERATE (Collaborative Work) which is successful in 9 layers of 10 layers and WEALTH (Family Economic Status) variables which succeeded in total of 5 layers, and PISA Mathematics literacy achievement scores were determined. Matlab2017b program was used to determine the success of the estimation results obtained in estimating the success of PISA and it was determined that it was 44.41% in the training data set with Artificial Neural Networks, 42.87% in the test data set, 43.40% in the validation data set and 44.04% in total. After this process, DecisionStump, M5P, Random Tree and RepTree methods were used to determine which variables had a significant effect on PISA mathematics literacy estimation by data mining methods. According to the results, it was determined that only Home computer resources were effective with Decision Stump method. In the M5P method, it was determined that the computer resources, socio-economic status and total learning time variables were effective. Random tree method, respectively, the number of books at home, the family's economic status, mathematics learning time, total learning time, socio-economic status and school-based feeling of working together with the work variables were determined to be effective. In the Reptree method, respectively, computer resources at home, cooperative work, motivation, home computer resources, perceived feedback, number of books at home, and self-schooling variables had a significant effect on mathematics literacy. When the results are examined as a whole, the most effective variables in predicting students' mathematics literacy scores differ according to the method used. According to this, it is suggested that researchers should report results obtained by more than one method instead of a single data mining method.
 

Pisa Matematik Okuryazarlığını Tahmin Etmede Veri Madenciliği Yöntemlerinin Kullanılması


Gökhan AKSU1, Mehmet Taha ESER2, Cem Oktay GÜZELLER2
1Adnan Menderes Üniversitesi
2Akdeniz Üniversitesi


Bildiri No: 35 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı PISA 2015 verileri yardımıyla Matematik okuryazarlığını tahmin etmede veri madenciliği yöntemlerinin uygulanması ve elde edilen sonuçların farklı yöntemler altında karşılaştırılmasıdır. Bu amaç kapsamında PISA2015 sınavına katılan 5896 Türk öğrenci çalışmanın evrenini oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında kayıp veri oranının %15 ve üzeri olan değişkenlerin analiz dışında bırakılmasının ardından kayıp veri oranı ihmal edilebilir düzeyde olan değişkenler liste bazında silinerek tam veri matrisi elde edilmiştir. Buna göre çalışma kapsamında analize dahil edilen öğrenci sayısı 4632 olarak belirlenmiştir. Matematik okuryazarlığını tahmin etmek için ilk olarak analize dahil edilecek değişken sayısının belirlenmesi aşamasında Weka programının özellik seçimi (select attribute) yönteminden yararlanılmıştır. Bu aşamada 10 katlı çapraz geçerleme tekniği ile Matematik okuryazarlığını 10 katmanın her birinde başarılı olarak tahmin eden değişkenler MMINS (matematik öğrenme süresi), MOTIVAT (çalışma motivasyonu), HOMEPOS (evdeki kitap sayısı), ICTRES (Evdeki Bilgisayar Kaynakları) ve ESCS (Sosyo-Ekonomik Statü) değişkenleridir. Bunun yanında 10 katmanın 9 katmanında başarılı olan COOPERATE (İşbirlikli çalışma) ve toplam 5 katmanda başarılı olan WEALTH (Ailenin Ekonomik durumu) değişkenleri ile PISA Matematik okuryazarlığı başarı puanlarının tahmin edilmesine karar verilmiştir. PISA başarısını tahmin etmede elde edilen tahminleme sonuçlarının başarısını belirlemede Matlab2017b programından yararlanılmış ve Yapay Sinir Ağları ile eğitim veri setinde %44.41, test veri setinde %42.87, geçerleme veri setinde %43.40 ve toplamda %44.04 başarılı olunduğu belirlenmiştir. Bu işlemin ardından veri madenciliği yöntemleriyle hangi değişkenlerin PISA matematik okuryazarlığı tahmine tmde anlamlı bir etkiye sahip olduğunu belirlemek amacıyla DecisionStump, M5P, Random Tree ve RepTree yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Decision Stump yöntemiyle sadece Evdeki bilgisayar kaynaklarının etkili olduğu belirlenmiştir. M5P yönteminde sırasıyla evdeki bilgisayar kaynaklarının, sosyo-ekonomik statünün, toplam öğrenme süresi değişkenlerinin etkili olduğu belirlenmiştir. Random tree yönteminde sırasıyla evdeki kitap sayısı, ailenin ekonomik durumu, matematik öğrenme süresi, toplam öğrenme süresi, sosyo-ekonomik statü ve okula ait hissetme ile işbirlikli çalışma değişkenlerinin etkili olduğu belirlenmiştir. Reptree yönteminde ise sırasıyla evdeki bilgisayar kaynakları, işbirlikli çalışma, motivasyon, evdeki eğitsel kaynaklar ile evdeki bilgisayar kaynakları, algılanan geri bildirim, evdeki kitap sayısı ve kendini okula ait hissetme değişkenleri matematik okuryazarlığı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmuşlardır. Elde edilen sonuçlar bir bütün olarak incelendiğinde öğrencilerin matematik okuryazarlık puanlarını tahmin etmede en etkili değişkenler kullanılan yönteme göre farklılık göstermektedir. Buna göre araştırmacıların tek bir veri madenciliği yöntemi yerine birden fazla yöntem tarafından elde ettikleri sonuçları rapor etmeleri önerilmiştir.
 


Teachers' Opinions On Reducing The Number Of Written Exam In Secondary School


Hasan BAKIRCI1, Esra YILMAZ1, Hüseyin ARTUN1
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi


Abstract No: 158 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The training process consists of three main components: the aims and practices of education and the measurement and evaluation. Students learn the subject, deficiencies related to the subject and the realization of conceptual change occur with measurement and evaluation. One of the measurement tools used in the evaluation of the students in the secondary school level is the written exams. Written exams are preferred, it can be said that it is easy to prepare, not to take a long time, and that teachers' predisposition to this exam is effective. In addition, this type of exam can be explained by the students' ability to measure high-level thinking skills. The aim of this study is to determine the opinions of the teachers of Mathematics, Turkish and Science about reducing the number of written exams in secondary schools. The study was carried out with a total of six teachers including two Mathematics, two Turkish and two Science teachers working in a secondary school in Van in the 2018-2019 academic year. The study is designed on the basis of the qualitative research approach, according to the special case method. The data were collected by a semi-structured interview form. The data were analyzed by content analysis. In addition, descriptive analysis was used to support the data obtained by content analysis. As a result of the study, participants stated that decreasing the number of exams decreased the workload of the teachers and increased the quality of the questions in the written exam. In addition, the participants stated that there are many negative aspects of reducing the number of exams. These disadvantages are the decrease of readiness of the students, increase of anxiety level, decrease of working habits, decrease of motivation and decrease of academic achievement.

Ortaokulda Yazılı Sınav Sayısının Azaltılması Konusunda Öğretmen Görüşleri


Hasan BAKIRCI1, Esra YILMAZ1, Hüseyin ARTUN1
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi


Bildiri No: 158 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Eğitim süreci, eğitimin amaçları ve uygulamaları ile ölçme ve değerlendirme olmak üzere üç temel öğeden oluşmaktadır. Öğrencilerin konuyu öğrenmeleri, konuyla ilgili eksiklerin belirlenmesi ve kavramsal değişimin gerçekleşmesi ölçme ve değerlendirme ile ortaya çıkmaktadır. Ortaokul öğretim kademesinde öğrencilerin değerlendirilmesinde kullanılan ölçme araçlarından birisi de yazılı sınavlardır. Yazılı sınavların tercih edilmesinde; hazırlanmasının kolay olması, uzun zaman almaması ve öğretmenlerin bu sınava olan yatkınlığı etkili olduğu söylenebilir. Bunun yanı sıra bu sınav türünün öğrencilerin üst düzey düşünme becerileri ölçmesinde etkili olması ile açıklanabilir. Buradan hareketle bu çalışmanın amacı, ortaokul kademelerinde yazılı sınav sayısının azaltılması konusunda Matematik,  Türkçe ve Fen bilimleri öğretmenlerinin görüşlerini belirlemektir. Çalışma, 2018-2019 eğitim-öğretim güz yarıyılında Van ilinde bir ortaokulda görev yapan iki Matematik, iki Türkçe ve iki Fen bilimleri öğretmeni ile olmak üzere toplam altı öğretmen ile yürütülmüştür. Çalışma, nitel araştırma yaklaşımı temelinde, özel durum yöntemine göre tasarlanmıştır. Veriler, yarı yapılandırılmış mülakat formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analiz ile çözümlenmiştir. Ayrıca içerik analiz ile elde edilen verileri desteklemek için betimsel analizde faydalanılmıştır. Araştırmanın sonucunda katılımcılar, sınav sayısının azaltılmasının öğretmenlerin iş yükünü azaltması ve yazılı sınavda yer alan soruların niteliğinin artması açısından olumlu olduğunu belirtmişlerdir. Bunun yanında katılımcılar, sınav sayısının azaltılmasının birçok olumsuz yönlerinin olduğunu dile getirmişlerdir. Bu olumsuzluklar, öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeylerinin azalması, kaygı düzeyinin artması, çalışma alışkanlıklarının azalması, motivasyonun azalması ve akademik başarısının düşmesi şeklinde sıralanmıştır. Eğitim-öğretim faaliyetleri ile yapılacak düzenlemelerde, daha geniş katılımlı öğretmen, okul müdürü, öğrenci ve veli görüşüne başvurularak bu görüşleri doğrultusunda düzenlemelerin yapılması önerilmektedir. 
 


Determination Of Accessibility Levels Of Biology Questions In Pisa


Yılmaz KARA1, Berkan SARIKAYA1
1Bartın Üniversitesi


Abstract No: 360 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it was aimed to determine the test accessibility levels of the biology questions included in the science test of the PISA exams, which is one of the international tests that should be prepared in order to give the opportunity for all kinds of students to demonstrate their possible competences. Document analysis method is adopted in the study. Among the published PISA questions, biology questions were determined according to the level of secondary education. The test accessibility level scale developed by Kettler, Elliott and Beddow (2009) was used in order to examine the questions. The evaluation process was proceeded by 10 teachers graduated from the undergraduate program of science and biology education who were informed about the level of test accessibility. The data obtained through the scale were analyzed by using descriptive statistical methods and presented as separate tables related to each sub-dimension of the scale. The findings of the study indicate that the PISA biology questions are in good level in the question root and page layout sub-dimension in terms of test accessibility level while the questions were developable at the level of options, visual and introduction sub-dimensions. As a result, exam questions in international exams were examined according to cognitive load theory, test accessibility levels were determined, and suggestions were made for structuring exam questions in terms of cognitive load.

Pisa Sınavlarında Yer Alan Biyoloji Sorularının Erişilebilirlik Düzeylerinin Belirlenmesi


Yılmaz KARA1, Berkan SARIKAYA1
1Bartın Üniversitesi


Bildiri No: 360 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada her türden öğrencinin olası yeterliliklerini sergilemesine fırsat tanıyacak biçimde hazırlanması gereken uluslararası sınavlardan biri olan PISA sınavlarında fen testinde yer alan biyoloji sorularının test erişi düzeylerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışmada doküman inceleme yöntemi benimsenmiştir. Yayınlanan PISA soruları arasından ortaöğretim seviyesine uygun biyoloji soruları belirlenmiştir. Belirlenen soruların incelenmesi için Kettler, Elliott ve Beddow (2009) tarafından geliştirilen Testi Erişi Düzeyi Ölçeği kullanılmıştır. Değerlendirme işlemi, test erişi düzeyi konusunda bilgilendirme yapılmış, fen bilgisi ve biyoloji öğretmenliği lisans programından mezun 10 öğretmen tarafından yapılmıştır. Ölçek aracılığı ile elde edilen veriler betimsel istatistik yöntemleri kullanılarak analiz edilmiş ve ölçeğin her bir alt boyutuna ilişkin ayrı tablolar halinde sunulmuştur. Çalışmada elde edilen bulgular, PISA biyoloji sorularının test erişi düzeyi bakımından soru kökü ve sayfa düzeni alt boyutunda iyi, seçenekler, görsel ve giriş alt boyutlarında ise geliştirilebilir düzeyde olduğuna işaret etmektedir. Sonuç olarak, uluslararası sınavlarda yer alan sınav soruları bilişsel yük kuramına göre incelenmiş, test erişi düzeyleri belirlenmiş ve bilişsel yük bakımından doğru bir biçimde sınav sorularının yapılandırılması için önerilerde bulunulmuştur.


Analysis Of Lgs Sample Exams Questions Presented To Students And Teachers Accordi̇ng To Bloom Taxonomy And Pi̇aget's Cogni̇ti̇ve Thi̇nki̇ng Ski̇lls


Serdar SEVİNÇ1, Harun TEKİN2
1ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ
2


Abstract No: 402 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The result of the İnternational examinations are based on the education of the countries, the level of development, the cognitive levels of the students, the level they are at the moment and the possible situations in the future. The results obtained in teh tests where metacognitive skills such as PİSA and TİMSS are measuredby the OECD are important at this point. When the result of our country are examined, it is understood that our students are behind top cognitive skills compared to many countries. In this context the Science Education Program is being developed with the imprarement of the metacognitive skills of our students and it is beingshaped according to teh changing educational appoaches at national level. Especially, the students use of the information they learned in schools in their daily life to find solitions to the problems that they face with, to co-operate, to think critically. In order to measure the skills aqcuired by the students, the examination system was reorganized and restructed as the Entrance Exam to High School(LGS). In this research, document analysis which is the qualitative research methods was used. The aim of this study for being an example for the teachers and for the students who will have the LGS exam of the 2018-2019 educational year to context of sample questions / which is published by Ministry of Education in October, November, December, January and February) is to determine the level of questions by examining the context, Piaget's Cognitive Thinking Skills and Bloom's Taxonomy.

Öğrenci̇ Ve Öğretmenlere Sunulan Lgs Örnek Sinav Sorularinin Bloom Taksonomi̇si̇ Ve Pi̇aget’i̇n Düşünme Beceri̇leri̇ne Göre Anali̇zi̇


Serdar SEVİNÇ1, Harun TEKİN2
1ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ
2


Bildiri No: 402 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

 
        Uluslar arası uygulanan sınavlar sonucu yapılan analizlerle ülkelerin eğitimini gelişmişlik düzeyi, öğrencilerin bilişsel düzeyleri, şu anda sahip olunan düzey ile gelecekteki muhtemel olacakları durumlar belirlenmektedir. OECD tarafından düzenlenen PİSA ve TİMMS gibi üst bilişsel becerilerin ölçüldüğü sınavlarda alınan sonuçlar bu noktada önem arz etmektedir. Ülkemizin bu sınavlarda aldığı sonuçlar incelendiğinde, öğrencilerimizin üst bilişsel beceriler yönüyle birçok ülkeye göre geride kaldığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda öğrencilerimizin üst bilişsel becerilerini geliştirmek için Fen Eğitim Programı sürekli olarak geliştirilmekte ve ulusal çapta değişen eğitim yaklaşımlarına göre yeniden şekillendirilmektedir. Özellikle öğrencilerin okullarda öğrendikleri bilgileri günlük hayatlarında karşılaştıkları durumlarda kullanmaları, karşılaştıkları problemlere çözüm üretebilmeleri, işbirliği yapabilmeleri, eleştirel düşünebilmeleri adına yaşam temelli öğrenme yaklaşımı ön plana çıkmaktadır. Öğrencilerin kazandıkları becerilerin ölçülmesi için sınav sistemi yeniden düzenlenerek Liselere Giriş Sınavı olarak yeniden yapılandırılmıştır. Bu çalışma da nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Bu çalışmanın amacı, öğretmen ve öğrencilere 2018-2019 eğitim-öğretim yılında girilecek LGS sınavı için örnek teşkil etmesi açısından MEB tarafından yayınlanan ekim, kasım, aralık, ocak ve şubat örnek sorularının Bağlam, Piaget’in Bilişsel Düşünce Becerileri ve Bloom Taksonomisinin Bilişsel Alan Basamakları açısından incelenerek soru düzeyini belirlenmesidir.
 


Attitude And Performance: A Universal Co-relation, Example From A Chemistry Classroom


Pinaki Chowdhury1, Mmushetji Petrus Rankhumise1, Olivia Neo Mafa-Theledi1
1Tshwane University Of Technology


Abstract No: 22 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this paper was to empirically identify the students’ contributing factor in their teaching-learning outcome using chemistry as a learning subject.It was observed, studies in chemistry education research mostly focused on teachers’ activities around the content and pedagogy. These studies did not necessarily discussed the need to address the role, the students need to play in classrooms in order to improve their learning outcome from chemistry teaching-learning activities. A sample literature review indicated, there was almost negligible attention to the attitude or learning processes of learners’ towards a better teaching-learning outcome in chemistry.The issue of students’ attitude, perception, and a link of performance in chemistry with attitude and perception drew the attention of us and we felt that it is needed to be addressed within the context of the existing school environment.We presumed that an earlier stages of interaction of students help them developing their attitude towards their school environment. Argument was made that if students are going up in school hierarchy with a continuum of negative attitude then their performance will be hampered. This non interventional study was divided into stages of activities.
  1. Determining students’ attitude using a questionnaire.
  2. Determining Students’ chemistry teaching-learning outcome using a standard test.
  3. Compare the performance of students’ and attitude traits of students’ to verify observable similarities if any.A deep rural school of convenient choice was taken as a sample for the study. Twenty grade nine and twenty grade ten students were selected randomly as a sample to study their attitude traits in the school. A qualitative yes and no based questionnaire was given to Students’ for answering. This was used to confirm students’ traits and attitude towards schools environment.Another classroom of having forty students from the same school studying chemistry in grade eleven was selected as a sample to study their chemistry teaching-learning outcome from the same school. During November 2015, students wrote a state controlled test on chemistry. Raw data from this test was used to measure students’ performance in chemistry.In order to identify the actual performance of each or the students’, a question wise score of each of 40 students were recorded to compare their performances in chemistry contents.Data on students’ responses on school environment were also summarised for the purpose of comparison.2% of the students felt comfortable at school, and 5% of the students did enjoy their study. Another 15% agreed to love their school environment.While looking at the performance of students’ we observed that only 15% students could pass the chemistry test that was administered by the state. Most of the students along the spectrum hold a negative perception towards their school environment and are moving upwards with the existing negative attitude and perceptions.Students’ performance in chemistry was very poor and it was quite in alignment with the attitude and perception of the students’ of the school. We could easily observe the impact of surface learning on the performances of students’.
     


Exploring Preservice Chemistry Teachers’ Understanding Of Acid-base Equilibrium Reactions


Emine Adadan1, Sevil Akaygün1
1Boğaziçi Üniversitesi


Abstract No: 119 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study aimed to explore the impact of viewing and evaluating two conceptually conflicting animations on preservice chemistry teachers’ understanding of weak acid-strong base equilibrium reactions. Twenty preservice chemistry teachers first viewed a 4-minute video of a weak acid-strong base equilibrium reaction and then generated a particulate representation of macroscopic phenomenon through storyboarding. A week later, the participants viewed two conceptually conflicting animations concerning the macroscopic phenomenon. In other words, one of the animations was conceptually accurate and the other one was conceptually inaccurate. After viewing these two animations, the participants evaluated and reflected on their accuracy considering important features associated with the equilibrium reaction, the features supported by experimental evidence. Finally, they regenerated storyboards about the same chemical reaction. Participants’ storyboard representations at two data collection points were coded regarding the themes that emerged from the data. The participants’ understanding of acid-base base equilibrium reaction fell into five categories; fully structured, moderately structured, weakly structured, alternatively structured, and no structured. Before viewing the animations, the majority of preservice chemistry teachers (13 of 20) held alternatively structured understanding of acid-base equilibrium reactions. No one showed fully structured understanding, and only 4 of the 20 participants demonstrated weakly structured understanding. After viewing the animations, 2 of the 20 participants developed fully structured understanding of acid-base equilibrium reactions, and 9 of the 20 participants showed moderately structured understanding of this particular phenomenon. However, 7 of the 20 participants still held alternatively structured understanding of acid-base equilibrium reactions. Findings showed improvement in the participants’ understanding of weak acid-strong base equilibrium reaction as they involved in viewing macroscopic representation of the equilibrium reaction, and then comparing and contrasting two conceptually conflicting animations of weak acid-strong base equilibrium reaction. Thus, they included some scientific features from these animations into their second storyboard representations.
 


Enhancing Students’ Motivation And Chemical Literacy Through Context-based Learning In Equilibrium Topic


Antuni WIYARSI1, Achmad SAMSUDIN2
1Universitas Negeri Yogyakarta
2Universitas Pendidikan Indonesia


Abstract No: 138 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study was to investigate the effect of context-based learning (CBL) on students' motivation and chemical literacy related to chemical equilibrium topic.   Within a pre-experimental (one group pre-test/post-test) research design, this study was conducted with 92 (67 females and 25 males) grade 11 students in a senior high school in the district of Yogyakarta, Indonesia. Data were collected using a pre/post-test administration of the Context-Based Motivation Scale (CBMS) with 20 items, and the Equilibrium Chemical Literacy Test (ECLT) with 19 contextual open-ended questions. After calculating the students’ responses to the CBMS and the ECLT, their scores were imported into SPSS 21.0™ to run paired samples t-test and descriptive analysis. The results of the study showed that the CBL approach resulted in a better motivation and chemical literacy of chemical equilibrium topic. The use of real-life equilibrium context provided an authentic application of chemistry that made students feel happy and enjoy in the course. The CBL facilitated students to think more analytical and critical that made concepts highly memorable. The current study recommends employing the CBL for different chemistry topics and varied grades in order to improve chemistry learning quality


The Analysis Of The Students' Chemical Literacy Level On Electrochemistry


Anggiyani Ratnaningtyas Eka Nugraheni1, Antuni Wiyarsi1, Anti Kolonial Prodjosantoso1
1Universitas Negeri Yogyakarta


Abstract No: 175 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This research aims to explore the students’ chemical literacy level on the topic of electrochemistry.  This research applied descriptive study with quantitative approach. There were 148 twelfth-grade students from two senior high schools in Yogyakarta, Indonesia taken as the subjects of the research.  The data of the students’ chemical literacy levels were collected by using Electrochemistry Chemical Literacy Test (ECLT). This test consists of twenty open-ended questions which cover the concepts related to redox reaction, voltaic cell, electrolysis, and corrosion. For the validity of the test constructed, the researchers conducted experts’ validation. 
The students’ responses toward ECLT was assessed quantitatively and then categorized into five levels:  illiteracy, nominal, conceptual, functional, and multidimensional. The results of the research show that the students’ chemical literacy level in the fourth concepts tested is varied. In the concept of corrosion, their chemical literacy is categorized in multidimensional level. In the concept of voltaic cell, their chemical literacy is categorized in conceptual and functional level. In the concept of redox reaction, their chemical literacy is categorized in nominal level. Lastly, in the concept of electrolysis, their chemical literacy is still categorized in illiteracy level. Regarding this finding, it is suggested for chemistry teachers to be able to provide appropriate and conducive learning environment for the students during the teaching and learning process in the classroom. So that, the students’ chemical literacy level can be improved. Yet, the results of this research cannot be taken as a conclusive due to the limited number of subjects involved in the data collection.


Analogies In Chemistry Classrooms: Teachers’ Practice


Faik Özgür Karataş1, Sevil Akaygün2
1Trabzon University
2Boğaziçi University


Abstract No: 337 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Analogies have been subject to numerous studies in school settings from primary to tertiary level. Analogies are also very useful tools and have an important role in chemistry education as analogies help students comprehend abstract concepts by connecting what they have already known or been familiar with to a new concept or phenomenon. The current study focuses on in-service chemistry teachers’ use of analogies in their classrooms. The aim of this study was to determine how chemistry teachers utilize analogies while teaching chemistry and what particular aspects they take into account in this process. The study conducted with 75 chemistry teachers from different provinces of Turkey. The teachers were selected based on their experience, school types they teach and provinces they were in active duty. An online questionnaire that contains 15 open-ended questions was employed to collect data from the teachers who spread all over the country. The data were analyzed inductively in a hermeneutic process. It is found that only 13 teachers employ analogies in their class directly from a source. Most of them either developed their own analogies or adapted them from another source for their teaching purposes. Interestingly one third of the participants indicated that they generally use analogies in class spontaneously. Another interesting result is that only one third of the participants stated that analogies may also cause ill construction of concepts in students’ minds despite their support in learning and comprehension. It was also found that more than half of the teachers almost always use analogies in verbal form and do not use any other materials eg. picture, animation, etc., accompanying analogies. It can be recommended that teaching materials (textbooks, animations, models etc.) should include more analogies and professional development programs should address these issues to help teachers employ analogies more effectively.
 


Development Of Science Program From Past To Present


Recep Akyel1, Ali Günay Balım2, Suat Türkoğuz2
1Dokuz Eylül Üniversitesi
2Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi


Abstract No: 489 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The content of science education, which is available today, has undergone many changes since the first years of the establishment of the Turkey Republic. To date, it is necessary to briefly address the change in the history of science education programs.
Training programs are prepared to answer the following questions:
- How should people be educated?
- What are the roles of teachers and students in schools?
- How should measurement and evaluation be done in schools?
- What kind of tools and equipment should be used in schools?
The aim of this study is to examine the change of science education program from past to present in historical process. Within the scope of this study, a qualitative research method was used and a document review was conducted. For this study, the Science Education programs prepared by the Ministry of National Education from the past to the present are examined in the historical process. Also theses and various articles were included in this review. In Turkey, it is recognized that there is a significant change considering the historical process of science program. John Dewey, was invited in the process of preparing the new science curriculum in the early years of the Republic of Turkey. A new science program based on Dewey's ideas and Turkey's local needs are regulated. The program was started to be implemented under the name of "1924 Primary School Curriculum Program" where student- centered and experienced learning was carried out. In 1930, science program has been updated according to regional differences in Turkey. The content of the science program has been changed for children living in rural areas and villages. The new program was implemented under the name of "Village Schools Curriculum". This science program is based on the science program shown to children in city centers. In 1926 National Education program, "Nature course and Objects course” were changed to "Natural Science course" in 1936 program. In today's Science Curriculum, firstly the concept of science literacy in 2000, secondly the concept of STEM in 2013 and finally the concept of values education in 2018 are given. Throughout history, not only the name of science has changed, but also the fields of learning, the role of students and teachers, measurement and evaluation approaches, teaching methods and techniques have changed. In this study, a brief history of the science program is presented. The results of this study are thought to contribute to the field.

Geçmi̇şten Günümüze Fen Programinin Geli̇şi̇mi̇


Recep Akyel1, Ali Günay Balım2, Suat Türkoğuz2
1Dokuz Eylül Üniversitesi
2Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 489 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde mevcut olan fen bilimleri eğitimi içeriği, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun ilk yıllarından itibaren günün şartlarına bağlı kalarak birçok değişim geçirmiştir. Günümüze kadar fen eğitimi programlarındaki tarih boyunca olan değişime kısaca değinmek gerekmektedir.
Eğitim programları aşağıdaki sorulara cevap olacak nitelikte hazırlanır:
- İnsanlar nasıl eğitilmelidir?
- Okullarda öğretmen ve öğrenciye düşen roller nelerdir?
- Okullarda ölçme ve değerlendirme nasıl yapılmalıdır?
- Okullarda kullanılacak araç ve gereçler nasıl olmalıdır?
Bu çalışmanın amacı Fen bilimleri eğitimi programının geçmişten günümüze kadar geçirdiği değişimin tarihsel süreçte incelenmesidir. Bu çalışmanın kapsamında bir nitel araştırma yönteminden faydalanılmış ve döküman incelemesi yapılmıştır. Bu çalışma için geçmişten günümüze kadar Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan Fen Öğretim programları tarihsel süreçte incelenmiştir. Ayrıca tezler ve çeşitli makaleler bu incelemeye dahil edilmiştir. Türkiye'de, Fen Programlarının tarihsel süreci incelendiğinde anlamlı bir değişim olduğu fark edilmektedir. John Dewey, Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında yeni fen programının hazırlanması sürecinde davet edilmiştir. Dewey'in fikirlerine ve Türkiye'nin yerel ihtiyaçlarına göre yeni bir fen programı düzenlenmiştir. Öğrenci merkezli ve yaparak yaşayarak öğrenmenin gerçekleştirildiği "1924 İlk Mektep Müfredat Programı" adı altında program uygulanmaya başlanmıştır. 1930 yılında, Türkiye'deki bölgesel farklılıklara göre fen programı güncellenmiştir. Kırsal bölgede ve köyde yaşayan çocuklar için fen programının içeriği değiştirilmiştir. Yeni program "Köy Mektepleri Müfredat Programı" adı altında uygulanmıştır. Bu fen programı hazırlanırken şehir merkezlerinde çocuklara gösterilen fen programı temel alınmıştır. 1926 Milli Eğitim programında yer alan "Tabiat dersi ve Eşya dersi", 1936 programında "Tabiat Bilgisi dersi" olarak değiştirilmiştir. Günümüzdeki Fen Öğretim programında, ilk olarak 2000 yılında Fen okur-yazarlığı kavramı, ikinci olarak 2013 yılında STEM kavramı ve son olarak 2018 yılında değerler eğitimi kavramı yer verilmiştir. Tarih boyunca zamanlar sadece fen dersinin adı değişmemiş, öğrenme alanları, öğrenci ve öğretmenin rolü, ölçme değerlendirme yaklaşımları, öğretim yöntem ve teknikleri de değişmiştir. Bu çalışmada günün ihtiyaç ve şartlarına göre değişen fen programının kısa bir tarihçesi sunulmuştur. Bu çalışmada ortaya konan sonuçların alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.


Impact Of Microteaching Practices Based On Cooperative Learning On Pre-service Science Teachers’ Science Teaching Efficacy Beliefs


Gizem YILDIZ1, Özgecan TAŞTAN KıRıK1
1Çukurova Üniversitesi


Abstract No: 100 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to investigate the effect of Cooperative Learning-based Microteaching (CLM) on preservice science teachers’ science teaching efficacy beliefs. Nonequivalent control group design was used. 64 preservice teachers, 33 from control and 31 from experimental group, participated in the study. In the control group, preservice teachers planed and implemented lessons based on constructivist approach while in the experimental group, the lessons were expected to be designed and taught through cooperative learning.  Science Teaching Efficacy Belief Instrument Form B (STEBI-B) involving two factors as “personal science teaching efficacy” and “science teaching outcome expectancy” was used to measure the participants’ science teaching self-efficacy. It was administered as pre and post-test to the groups. Pre- and post-STEBI-B scores were analyzed through MANOVA. In addition, the participants were expected to define cooperative learning in written form after the treatment.  The answers of the students were analyzed by content analysis. The groups were compared according to the percentage of these categories observed. Based on the results, there was no significant difference between the groups in terms of pre-STEBI-B scores,  F(2,61)=0.352, p˃0.05  Wilks’ Lambda =0.989 and post-STEBI-B results, F(2,61)=0.8, p˃0.05  Wilks’ Lambda =0.974, partial η2=0.026. However, outcome expectancy scores of both groups were increased after the microteaching. According to the analysis of definitions, almost half of the students in the experimental group (45.2%) provided complete definitions while majority of the control group students (69.7%) presented incomplete definitions.  In conclusion, CLM has no effect on preservice teachers’ science teaching self-efficacy compared to microteaching involving constructivist lessons. However, both pedagogies improved participants’ outcome expectancy. Comparison of cooperative learning definitions implies that students in the experimental group understood the existence and content of common goals in cooperative group work better.    
 

İşbirlikli Öğrenmeye Dayalı Mikroöğretim Uygulamalarının Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Fen Öğretimine Yönelik Öz-Yeterliklerine Etkisi


Gizem YILDIZ1, Özgecan TAŞTAN KıRıK1
1Çukurova Üniversitesi


Bildiri No: 100 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı; İşbirlikli öğrenmeyi temel alan Mikroöğretim Uygulamalarının (İMU) fen bilgisi öğretmen adaylarının fen öğretimine yönelik öz-yeterlikleri üzerine etkisini incelemektir. Araştırmada yarı-deneysel desenlerinden eşleştirilmemiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırma,  kontrol grubunda 33, deney grubunda 31 olmak üzere toplamda 64 fen bilgisi öğretmen adayıyla yürütülmüştür. Araştırmanın kontrol grubunda Yapılandırmacı yaklaşımı temel alan Mikroöğretim Uygulamaları (YMU), deney grubunda ise İMU yapılmıştır. Katılımcıların fen öğretimine ilişkin öz-yeterliklerini ölçmek üzere Fen Öğretimine Yönelik Öz-Yeterlik İnancı Ölçeği Form B (STEBI-B) kullanılmıştır. STEBI-B’nin “fen öğretiminde kişisel öz-yeterlik” ve “fen öğretiminde sonuç beklentisi” olmak üzere 2 alt boyutu bulunmaktadır. STEBI -B her iki gruba ön-test ve son test olarak uygulanmıştır. Ön ve son-test STEBI-B puanları MANOVA ile analiz edilmiştir. Buna ek olarak öğretmen adaylarından yazılı bir şekilde işbirlikli öğrenmeyi tanımlamaları istenmiştir. Bu soruya verilen cevaplar içerik analizi ile analiz edilmiş, oluşan kategorilerin yüzdeleri gruplar arasında kıyaslanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, deney ve kontrol grubu öğrencileri arasında ön-test STEBI-B açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır, F(2,61)=0.352, p˃0.05  Wilks’ Lambda =0.989. Son-test STEBI-B puanlarının analiz sonuçlarına göre ise göre gruplar arasında her iki alt boyut açısından da fark olmadığı tespit edilmiştir, F(2,61)=0.8, p˃0.05  Wilks’ Lambda =0.974, kısmi η2=0.026. Ancak her iki grubun sonuç beklentisi puanlarında mikroöğretim sonunda artış gözlenmiştir. İşbirlikli öğrenme tanımının analizleri göstermiştir ki deney grubunun yarıya yakını (%45.2) tam tanım yaparken, kontrol grubunun büyük çoğunluğu (%69.7) eksik tanım yapmıştır. Sonuç olarak, işbirlikli öğrenme yöntemini temel alan mikroöğretim uygulamalarının yapılandırmacı yaklaşımı temel alan mikroöğretim uygulamalarına kıyasla fen öğretimine ilişkin öz-yeterliğe etkisi olmadığı söylenebilir. Diğer yandan her iki yöntemin de katılımcıların sonuç beklentisini arttırdığı görülmüştür. İşbirlikli öğrenmenin tanımıyla ilgili sonuçlara bakıldığında ise deney grubundaki öğrencilerin işbirlikli grup çalışmasındaki ortak hedeflerin varlığını ve kapsamını daha iyi anladığı söylenebilir.
 


Bilim Ve Sanat Öğrencilerinin Fetemm Temelli Etkinlikler Hakkındaki Görüşleri: Diyabetik Ayak Yaraları Örneği


Derya Erdemir Yılmaz1, Fethiye Karslı Baydere2, Şahin Direkel2
1Giresun Bilim ve Sanat Merkezi
2Giresun Üniversitesi


Abstract No: 132 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Bu araştırmanın amacı Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (FeTeMM) eğitim yaklaşımına yönelik uygulanan bir FeTeMM etkinliği ile ilgili öğrenci görüşlerini belirlemektir. Bu doğrultuda araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Giresun Bilim ve Sanat Merkezinin lise seviyesinde öğrenim gören toplam 6 özel yetenekli öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, 11 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yarı yapılandırmış görüşme formunda yer alan soruların geçerliliğinin sağlanması için uzman görüşlerinden faydalanılmıştır. Verilerin analizi içerik analizine göre çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda özel yetenekli öğrencilerin FeTeMM etkinliği ile ilgili görüşlerinden; etkinliğin kendilerine günlük hayat problemlerine çözüm üretme noktasında birçok beceri kazandırdığı, derse yönelik ilgilerinin artmasını sağladığı ve birbirinden bağımsız olarak görünen birçok disiplinin aslında birbiriyle yakın ilişki içinde olduğunu ve disiplinlerin bütünleşmesini sağladığını fark ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlara paralel olarak özellikle bilim ve sanat merkezlerinde öğrenim gören öğrencilerin günlük hayat problemlerinin çözüme kavuşturulmasına yönelik birçok disiplinin bütünleştirilmesiyle oluşan FeTeMM etkinliklerini daha yoğun ve uzun vadede uygulanmasına yönelik çalışmaların yapılması önerilmektedir.
 

Bilim Ve Sanat Öğrencilerinin Fetemm Temelli Etkinlikler Hakkındaki Görüşleri: Diyabetik Ayak Yaraları Örneği


Derya Erdemir Yılmaz1, Fethiye Karslı Baydere2, Şahin Direkel2
1Giresun Bilim ve Sanat Merkezi
2Giresun Üniversitesi


Bildiri No: 132 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (FeTeMM) eğitim yaklaşımına yönelik uygulanan bir FeTeMM etkinliği ile ilgili öğrenci görüşlerini belirlemektir. Bu doğrultuda araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Giresun Bilim ve Sanat Merkezinin lise seviyesinde öğrenim gören toplam 6 özel yetenekli öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, 11 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yarı yapılandırmış görüşme formunda yer alan soruların geçerliliğinin sağlanması için uzman görüşlerinden faydalanılmıştır. Verilerin analizi içerik analizine göre çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda özel yetenekli öğrencilerin FeTeMM etkinliği ile ilgili görüşlerinden; etkinliğin kendilerine günlük hayat problemlerine çözüm üretme noktasında birçok beceri kazandırdığı, derse yönelik ilgilerinin artmasını sağladığı ve birbirinden bağımsız olarak görünen birçok disiplinin aslında birbiriyle yakın ilişki içinde olduğunu ve disiplinlerin bütünleşmesini sağladığını fark ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlara paralel olarak özellikle bilim ve sanat merkezlerinde öğrenim gören öğrencilerin günlük hayat problemlerinin çözüme kavuşturulmasına yönelik birçok disiplinin bütünleştirilmesiyle oluşan FeTeMM etkinliklerini daha yoğun ve uzun vadede uygulanmasına yönelik çalışmaların yapılması önerilmektedir.
 


Baloon Car-school-family Collaborative Stem Event


Aslı YILDIZ1
1Özel Teknoloji Fen Okulları


Abstract No: 255 - Abstract Presentation Type: Oral Paper


The aim of our study; The aim of this course is to make an activity in which students can participate together with their families at home by using scientific process skills and engineering design cycle. In the event, families were invited by informing content. This content includes the content of the eğitim Coolest Vehicle ası project competition training content. In the content of the training, there are project steps to test and develop scientific process skills. The participants were asked to design a vehicle using the steps given. The most important element for this design is the design of a vehicle using products such as paper, pet bottle cap, tape, trash skewer, pipette, cardboard, balloon, which are listed as recyclable materials. Families have been invited to present this tool as a competition in the school by performing all the trial and improvement steps. The main objective of this project is to increase the sharing of parents by spreading STEM education from private to general and to make a multi-faceted contribution to student development. Target audience; primary school, secondary school students and their families. The purpose of the identified audience is to increase the efficiency of scientific participation in STEM activities with parental participation. As a result of the introduction of primary school student science course, 21 families from the 3rd grade to the end of the 4th year and 24 family volunteers from the 5th grade and the 8th grade from the middle school students participated as volunteers. In conclusion; It has been observed that it increases the communication and sharing of children with family.

Havali Aracim-Okul-Aile İşbirlikli Stem Etkinliği


Aslı YILDIZ1
1Özel Teknoloji Fen Okulları


Bildiri No: 255 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Çalışmamızın amacı; bilimsel süreç becerilerini ve mühendislik tasarım döngüsünü kullanarak öğrencilerin evde aileleri ile birlikte katılabileceği bir etkinlik yapmaktır. Etkinlikte aileler bilgilendirme içeriği verilerek davet edilmiştir. Bu içerikte, “Havalı Aracım” proje yarışması eğitim içeriği yer almaktadır. Eğitim içeriğinde, bilimsel süreç becerilerini deneyebilecek ve test ederek geliştirebilecekleri proje adımları bulunmaktadır. Katılımcılardan, verilen adımları kullanarak bir araç tasarlamaları istenmiştir. Bu tasarım için gerekli unsurlardan en önemlisi liste edilmiş geri dönüştürülebilir malzemeler olan kâğıt, pet şişe kapağı, bant, çöp şiş, pipet, karton, balon gibi ürünleri kullanarak bir araç tasarımıdır. Bu araç tüm deneme ve iyileştirme adımları yapılarak okulda yarışma olarak sunulması için aileler davet edilmiştir. Bu projenin temel hedefi STEM eğitimini özelden genele yayarak veli paylaşımını arttırmak ve öğrenci gelişimine çok yönlü katkı sağlamaktır. Hedef kitleyi; ilkokul, ortaokul öğrencileri ve aileleri oluşturmaktadır. Belirlenen kitlenin amacı STEM etkinliklerinde ebeveyn katılımı ile verimli zaman geçirme ve bilimsel paydaşlığı arttırmaktır. İlkokul öğrenci seviyesi fen bilimleri dersi giriş sebebi ile 3. sınıftan 4. sınıfın sonuna kadar 21 aile, ortaokul öğrenci seviyesi 5. sınıf ile 8. sınıf aralığındaki 24 aile gönüllü olarak katılım sağlamıştır. Sonucunda; yapılan tasarımlar ile aile çocuk iletişim ve paylaşımını arttırdığı gözlemlenmiştir.
 


Moving Sculpture Made Of Industrial Waste Metals: Steam Application Example


GONCA KEÇECİ1, RÜÇHAN KEÇECİ1
1FIRAT ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 348 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The rapid progress of technology has allowed many new technologies to enter our lives. The use of new technologies in different fields of science affects the economies and development levels of countries. This situation led to the need to raise the individuals with 21st century skills who can use these technologies and transform the information they have learned into innovative products, inventions and projects. STEM education, which aims to teach the disciplines of science, technology, mathematics and engineering in a holistic manner, has started to take part in the curricula of countries with the expectation that it will respond to this need. In recent years in Turkey, the studies in STEM education have increased steadily over. In STEAM, where art is integrated into STEM disciplines, studies in our country are very limited. In this study, it is aimed to explain an example design developed in terms of science, technology, engineering, art and mathematics dimensions. In the study, a moving and three dimensional art work was designed by using metal materials composed of industrial wastes. When making the sculpture, the theme of environmental consciousness was emphasized, importance of recycling was expressed, gear system, pulleys, motorized mechanical system was formed, balance center was calculated, and calculations were made to be able to rotate in different rotations and directions. STEAM dimensions of the study are explained and the required expertise information is given. The study, which is an example of a STEAM implementation, is expected to benefit researchers and STEM trainers as a concrete example of the integration of disciplines in particular. By examining the STEAM dimensions of the study, it is thought that the researchers will contribute to the consolidation of the gains in the field information used in the study. 

Endüstri̇yel Atik Metallerden Hareketli̇ Heykele: Steam Uygulamasi Örneği̇


GONCA KEÇECİ1, RÜÇHAN KEÇECİ1
1FIRAT ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 348 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Teknolojinin hızlı ilerleyişi bir çok yeni teknolojinin hayatımıza girmesini sağlamıştır. Yeni teknojilerin bilimin farklı alanlarında kullanılması ülkelerin ekonomilerini, gelişmişlik seviyelerini etkilemektedir. Bu durum bu teknolojileri kullanabilen, öğrendikleri bilgileri yenilikçi ürünlere, buluşlara, projelere dönüştürebilen, 21.yy becerilerine sahip bireyleri yetiştirme ihtiyacını doğurmuştur.  Fen, teknoloji, matematik ve mühendislik  disiplinlerinin bütüncül olarak öğretilmesinin amaçlandığı STEM eğitimi de bu ihtiyaca cevap vermesi beklentisi ile ülkelerin öğretim programlarında yer almaya başlamıştır.  Son yıllarda Türkiye’de de STEM eğitimi  üzerine araştırmaların giderek arttığı  görülmektedir. STEM disiplinlerine sanatın entegre edildiği STEAM konusunda ise ülkemizdeki çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bu çalışmada geliştirilen örnek bir tasarımın, fen, teknoloji, mühendislik, sanat ve matematik boyutları açısından açıklanması amaçlanmıştır. Çalışmada endüstriyel atıklardan oluşan metal malzemeler kullanılarak, hareketli ve  üç boyutlu bir sanat eseri  tasarlanmıştır. Heykelde çevre bilinci teması vurgulanmış, geri dönüşümün önemi ifade edilmiş, dişli çarklar, kasnaklar, motordan oluşan mekanik bir  sistem oluşturulmuş, denge merkezi hesaplanmış, farklı devir ve yönlerde dönebilmesi için hesaplamalar yapılmıştır. Çalışmanın STEAM boyutları açıklanmış, gereken uzmanlık bilgileri verilmiştir. STEAM uygulaması örneği olan çalışmadan, araştırmacılarının ve STEM eğitmenlerinin özellikle disiplinlerin bütünleştirilmesinin somut bir örneği olarak faydalanması beklenmektedir. Çalışmanın STEAM boyutlarının  incelenmesiyle,  araştırmacıların çalışmada kullanılan alan bilgilerine yönelik kazanımların pekiştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. 
 


Evaluation Of Science Teacher Candidates' Self-assessments Within The Frame Of Various Criteria


Bahar Candaş1, Zeynep Kıryak1, Haluk Özmen1
1TRABZON ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 107 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The Science Teaching course, one of the courses aim to gain experience to science teacher candidates with the teaching practices towards knowledge and skills in the theoretical before the school environment, includes the processes that developing a lesson plan and implementing the plan with their peers. As well as responsible lecturers' assessments, it is believed that teacher candidates' self-assessments towards their experiences during the course process will give more realistic results about their professional development. In this context, it is aimed to examine the science teacher candidates' self-assessments towards the implementations which they carried out within the scope of Science Teaching course. 40 teacher candidates participated in the study in groups of two and designed a teaching environment by developing a lesson plan based on the 5E model. In this survey study, a self-assessment form, consisting of 10 open-ended questions within the determined dimensions and sub-dimensions, was used as data collection tool. The data were subjected to descriptive analysis based on the dimensions that the form was structured. In the analyses, while categories, in which 5E model phases, course of proceeding, encountered problems and easy aspects of the process were revealed under the theme of preparation process; coordination and harmony in group work and disagreement categories under the group communication theme, and experiences and deficiencies categories under the professional competence theme were determined. The data were classified under positive and negative dimensions categories under the classroom communication, implementation process and end of the implementation process themes. Besides, teacher candidates' opinions were determined in their self-assessment forms under three themes that peers' views about implementation process and responsible teacher candidates, the contribution of the process to professional development and daily life, and attempt to solve encountered communication problems themes. The analysis process continues within the framework of these themes.

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Öz-Değerlendirmelerinin Çeşitli Kriterler Altında İncelenmesi


Bahar Candaş1, Zeynep Kıryak1, Haluk Özmen1
1TRABZON ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 107 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen Bilgisi öğretmen adaylarının teorik derslerde kazandıkları bilgi ve becerilere yönelik, okul ortamından önce öğretim uygulamalarıyla deneyim kazanmalarını amaçlayan derslerden biri olan Fen Bilimleri Öğretimi dersi, adayların konunun içeriğine uygun ders planı geliştirme ve geliştirilen planı akranları önünde uygulama süreçlerini içermektedir. Öğretmen adaylarının, ders süreci içerisinde öğretmen rolüyle geçirdikleri yaşantıların dersin sorumlu öğretim elemanlarının yanı sıra adayların kendileri tarafından da incelenmesinin mesleki gelişimleri hakkında daha gerçekçi sonuçlar vereceğine inanılmaktadır. Bu bağlamda, çalışmada, Fen Bilgisi öğretmen adaylarının Fen Bilimleri Öğretimi dersi kapsamında gerçekleştirdikleri uygulamalara yönelik öz değerlendirmelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç kapsamında çalışmaya 40 öğretmen adayı katılmış ve iki kişilik gruplar halinde kendilerine verilen kazanıma yönelik 5E modeline uygun ders planı geliştirerek öğretim ortamı tasarlamışlardır. Geliştirilen ders planlarını akranlarına bir ders saatlik öğretim uygulaması şeklinde sunmuşlardır ve adaylardan öz değerlendirme formunu bireysel olarak tamamlamaları istenmiştir. Tarama yöntemiyle gerçekleştirilen çalışmada, veri toplama aracı olarak belirlenen boyutlar ve alt boyutlar çerçevesinde 10 açık uçlu sorudan oluşan öz değerlendirme formu kullanılmıştır. Form, önceki yıllarda bu dersi alarak öz değerlendirme raporlarını yazan öğretmen adaylarının karşılaştıkları sorunlar ve ders yürütücülerinin adaylardan beklentileri temel alınarak hazırlanmıştır. Veriler, formun yapılandırıldığı boyutlar çerçevesinde betimsel analize tabi tutulmuştur. Analizlerde, hazırlık süreci teması altında 5E modelinin aşamaları, sürecin işleyişi, karşılaşılan sorunlar ve sürecin kolay yönleri kategorileri açığa çıkarken, grup içi iletişim teması altında grup içi uyum ve anlaşmazlıklar, mesleki yetkinlik temasında deneyimler ve fark edilen eksiklikler kategorileri belirlenmiştir. Sınıf içi iletişim, uygulama süreci ve uygulama sonu değerlendirme temalarında ise veriler olumlu ve olumsuz boyutlar kategorileri altında sınıflandırılmıştır. Ayrıca, sınıfın uygulama sürecine ve uygulamayı gerçekleştiren öğretmen adaylarına yönelik görüşleri, mesleğe ve günlük hayata katkılar ve karşılaşılan iletişim sorunlarını çözmeye yönelik girişimler temaları altında da öğretmen adaylarının görüşlerinin açığa çıktığı belirlenmiştir. Bu temalar çerçevesinde analiz süreci devam etmektedir.
 


Space Discovery With Little Prince


Merziye Çorlu1, Fadime Özdemir2
1Özel Yeni Teknolojiler Eğitim Kurumları Ortaokulu
2Özel İsabet Okulları


Abstract No: 257 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

"The Little Prince" by the teacher in the lecture assuming is an educational software. There is a page told the usage of the subject on the main screen.The student who is in the software starts with the telling the subject. The Little Prince introduces himself and tells the planet's danger because of the global warming and calls the students to travel  for the discovery of the planet.The Little Prince learns the qualifications each of the planet hanging around the planets.The pages  butons ara arranged according to students'speed of learning styles.After the revision draq and stop exercise is done for he students. With this exercise the student notices his false and true tryings immemdiately.To measure the students' condition they are oriented from test butons to test exercise. The feedback is given to the students after that. The process of the software program was planned with science teachers and us.The subject was chosen  by the Science teachers according to needs  of students.It effects negatively the students because they can't make the abstract things to concrete ones.The planets subject is included concrete needs.  This exercise was made to revise the subject by the Science Teachers. According to analyzes of the students. It was learned that their interest is "Science". the characters and exercises were planned accordin to their interest in the software. The software stage chart was composed by the Science Teachers.  The development and Educational Software: It was given one computer for every class and one computer for every student, also it was planned according to every student's individuality. Educational software, animation drawing, coding and their arrangements were made by us. The specific points of the animation were applied to the students, by oftering the expert.

Küçük Prens İle Uzay Keşfi


Merziye Çorlu1, Fadime Özdemir2
1Özel Yeni Teknolojiler Eğitim Kurumları Ortaokulu
2Özel İsabet Okulları


Bildiri No: 257 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

" Küçük Prens İle Uzay Keşfi " adlı eğitim yazılımı öğrencinin derste öğretmen tarafından konunun anlatılmış ve öğrenmiş olduğu varsayılarak Tekrar - Alıştırma amacıyla hazırlanmış bir eğitim yazılımıdır. Yazılımın giriş ekranında uygulamanın kullanımının anlatıldığı bir sayfa bulunmaktadır. Sayfadan uygulamaya yönlendirilen öğrenci konu anlatımı ile uygulamaya başlar.Küçük Prens kendini tanıtarak küresel ısınmadan dolayı gezegenimizin tehlikede olduğunu söyler ve öğrencileri uygun yaşam koşulları olan gezegen keşfine seyahate çıkmaya çağrıda bulunur. Küçük Prens bütün gezegenleri karışık sırayla gezerek her bir gezegenin özelliklerini öğrenir. Öğrencinin bireysel öğrenme hızına uygun öğretim sağlayabilmek için sayfa geçişlerinin kontrolleri ileri, geri ve yenileme butonları ile sağlanmıştır. Konu tekrarı bittikten sonra kazanımların pekiştirilmesi amacıyla gezegenleri sürükle bırak alıştırması yapılır. Bu alıştırma da öğrenci doğru yanlış ve deneme sayısını eş zamanlı olarak görür. Öğrenmenin ölçülebilmesi için test butonundan test alıştırmasına yönlendirilir. Test sonuçlarına bakılarak öğrencilere geri bildirim verilir. Dört devlet okulunda 200 öğrenciye uygulanmıştır.  Yazılımın geliştirme süreci ise bizimle ve uygulama öğretmenleri iş birliğinde planlanmıştır. Konu Fen Bilimleri öğretmenleri tarafından ihtiyaç durumlarına uygun belirlenmiştir. Öğrenme öğrencilerin, soyut öğrenmeleri somutlaştıramaması öğrenme sürecini olumsuz etkilemektedir. Gezegenler konusu somutlaştırma ihtiyacı içermektedir.Öğrenme nesnesinin türü, ders planı kapsamında anlatılmış konuya destek olmak için Fen Bilimleri Öğretmenleri tarafından tekrar-alıştırma uygulaması olarak belirlenmiştir. Öğrencilere yapmış olduğumuz öğrenen analizi sonuçlarına göre: Öğrencilerin büyük çoğunluğunun ilgi alanlarının 'Bilim' olduğu saptanmıştır. Yazılımın tekrar ve alıştırma kısımlarında karakterler ve pekiştireçler buna uygun planlanmıştır. Konu Alan Uzmanı Fen Bilimleri öğretmenlerimiz ile kurgunun oluşturulmasının ardından yazılım akış şeması oluşturulmuştur. Eğitim Yazılımının Geliştirilmesi: Her sınıfa bir bilgisayar ve her öğrenciye bir bilgisayar yaklaşımına uygun,bireysel ilerleme hızı dikkate alınarak planlanmıştır.Eğitim yazılımı animasyon çizimi, kodlama ve planlaması tarafımızdan yapılmıştır.Animasyonun belirli noktaları Konu Alanı Uzmanının fikrine sunularak öğrencilere uygulanmıştır.


Determination Of The Opinions Of Pre-service Science Teachers Views On Instructional Materials And Their Usage


Habibe Karaçengel1, Kader Gedik1, Feride Ceylan1, Hava İpek Akbulut1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 278 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Instructional materials are the tools that generally used to realize instructional objectives, embody abstract concepts, provide multi- learning environments and facilitate remembering. It is easier to understand concepts and establish relations between concepts by using instructional materials in science courses which includes many abstract concepts. The aim of this study is to determine the instructional materials that pre-service science teachers expect to use in their courses and their reasons when they start their profession. The sample of the study consisted of 81 pre-service science teachers in the Department of Science Education at the Faculty of Education in the academic year of 2018-2019. An open- ended questionnaire was used to collect data. Descriptive analysis was used in data analysis. When the data obtained from open-ended questions were examined, it was determined that instructional materials which pre-service science teachers thought to use the most were the worksheets, semantic feature analysis and the 3D materials. Reasons why they want to use these materials were to attract students' attention, to enable them to be active in the course, to enable individual work and to provide permanent learning. In addition, it was determined that instructional materials that teacher candidates thought to use at least were fishbone, Vee diagram, puzzles and concept cartoons. Reasons for preferring to use these materials at least were; they were difficult to prepare, time consuming and that they were not instructive for students.
 
 

Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının Öğretim Materyalleri Ve Kullanımı Hakkındaki Görüşlerinin Belirlenmesi


Habibe Karaçengel1, Kader Gedik1, Feride Ceylan1, Hava İpek Akbulut1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 278 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Öğretim materyali genel olarak öğretim hedeflerini gerçekleştirmek amacıyla kullanılan, soyut kavramları somutlaştıran, çoklu öğrenme ortamı sağlayan, hatırlamayı kolaylaştıran araçlardır. Birçok soyut kavram içeren fen bilimleri dersinde de öğretim materyalleri kullanılarak kavramların anlaşılması ve kavramlar arası ilişkilerin kurulması kolaylaşmaktadır. Bu çalışmanın amacı, fen bilimleri öğretmen adaylarının mesleğe başladıklarında derslerinde kullanmayı düşündükleri öğretim materyallerini nedenleriyle birlikte belirlemektir. Çalışmanın örneklemini 2018-2019 öğretim yılında Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Ana bilim Dalında öğrenim gören 81 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak açık uçlu sorulardan oluşan anket kullanılmıştır. Veri analizinde betimsel analizden yararlanılmıştır. Açık uçlu sorulardan elde edilen veriler incelendiğinde öğretmen adaylarının en çok kullanmayı düşündükleri öğretim materyallerinin çalışma yaprağı, anlam çözümleme tablosu ve üç boyutlu materyaller olduğu belirlenmiştir. Bu materyalleri kullanmayı isteme nedeni olarak öğrencilerin dikkatini çekme, derste aktif olmalarını sağlama, bireysel çalışmaya imkan sağlama, kalıcı öğrenmeyi sağlama gibi sebepleri ortaya koymuşlardır. Ayrıca, öğretmen adaylarının en az kullanmayı düşündükleri öğretim materyallerinin balık kılçığı, V Diyagramı, bulmaca ve kavram karikatürü olduğu belirlenmiştir. Bu materyalleri en az kullanmayı tercih etme nedeni olarak ise hazırlanışının zor olması, zaman alıcı olması ve öğrenciler için öğretici olmadığını düşünmeleri olduğu görülmüştür.

 


The Views Of Secondary School Students That Participating In “science Camp For Young Inventors” Supported By Tübi̇tak-4004 About Nature Of Science


Tuğba KÖŞNEK1, Dilek ÖZER1, Sema Nur GÜNGÖR1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 281 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study, which aims to get the opinions of secondary school students about the nature of science, is a qualitative research and it is a case study.
The research group of the study was 46 students in 6th, 7th and 8th grades in secondary schools in Bursa. While sampling was done, purposive sampling and criterion samples were used in the study. The main criterion was to have completed the application form for the students participating in the Science Camp for Young Inventors project and to take place in the regions with low socio-economic level.
Nature of Science Scale, which contains 8 open-ended questions was used in the study. The data collection tool includes fully structured questions to identify students' views on the nature of science. Descriptive analysis method was used to analyze the data. Descriptive analysis is a data analysis method in which the data is summarized and interpreted according to the predetermined themes (Yıldırım & Şimşek, 2005). In addition, Özcan (2013) made a Grade Rating Key for the analysis of the questionnaire.
As a result of the analysis of the views of middle school students about the nature of science, the following conclusions are reached: Some of the students reported that scientific knowledge was accurate and therefore never changed, and that scientists' ideas were absolutely correct. This result shows that students do not have enough knowledge about the inferential nature of science. In the question of whether scientists are using their imagination, some of the students stated that scientists did not use their imagination in their studies. No meaningful difference was observed in the question of the definition of science in the measurement tool at the grade level of the students.
 

Tübi̇tak-4004 Programı Kapsamında Desteklenen “genç Mucitlere Yönelik Bilim Kampı” Projesine Katılan Ortaokul Öğrencilerinin Bilimin Doğası Hakkındaki Görüşleri


Tuğba KÖŞNEK1, Dilek ÖZER1, Sema Nur GÜNGÖR1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 281 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Ortaokul öğrencilerinin bilimin doğası hakkındaki görüşlerini almayı amaçlayan bu çalışma nitel bir araştırma olup deseni durum çalışmasıdır. Durum çalışmaları, özellikle değerlendirme süreçleri gibi birçok alanda kullanılan, araştırmacının bir durumu, sıklıkla da bir problemi, süreci ya da bir veya daha fazla bireyi derinlemesine analiz ettiği bir araştırma desenidir (Creswell,2017). Durum çalışmalarında, bir durum ile alakalı çeşitli etkenlerin ilgili durumdan nasıl ve ne kadar etkilendiği üzerinde çalışılır (Yıldırım & Şimşek, 2005).
             Araştırmanın çalışma grubunu, Bursa ilinde MEB’e bağlı ortaokullarda öğrenim gören 6, 7.  ve 8. sınıf 46 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubu seçilirken sırasıyla amaçlı örneklem ve ölçüt örneklem kullanılmıştır. “Genç Mucitlere Yönelik Bilim Kampı” projesinde katılımcı olarak katılan öğrencilerin seçiminde projeye başvuru formunu doldurmuş olmaları ve öğrenim gördüğü okulun sosyo-ekonomik düzeyi düşük bölgelerde yer alması temel ölçüt olarak belirlenmiştir.
             Veri toplama aracı olarak, çalışmada, 8 açık uçlu sorudan oluşan “Bilimin Doğası Ölçeği” kullanılmıştır. Veri toplama aracında, öğrencilerin bilimin doğasına ilişkin görüşlerini belirlemeye yönelik tam yapılandırılmış sorular yer almaktadır. Verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Betimsel analiz, verilerin daha önceden belirlenmiş temalara göre çözümlenerek okuyucunun anlayabileceği şekilde özetlendiği ve yorumlandığı bir veri analiz yöntemidir (Yıldırım ve Şimşek, 2005). Ayrıca anketinin analizi için Özcan (2013) tarafından geliştirilen Dereceli Puanlama Anahtarından yararlanılmıştır.
             Ortaokul öğrencilerinin bilimin doğasına ilişkin görüşlerinden elde edilen analizler neticesinde şu sonuçlara varılmıştır: Öğrencilerin bir kısmı, bilimsel bilginin kesin doğru olduğuna ve dolayısıyla asla değişmeyeceğine ve bilim adamlarının fikirlerinin kesinlikle doğru olduğuna yönelik görüş bildirmişlerdir. Bu sonuç öğrencilerin bilimin çıkarımsal doğası hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıklarını göstermektedir. Bilim adamlarının hayal güçlerini kullanıp kullanmadıklarına yönelik soruda öğrencilerin bazıları, bilim adamlarının çalışmalarında hayal güçlerini kullanmadıkları yönünde görüş bildirmişlerdir. Ölçme aracında yer alan bilimin tanımı ile ilgili soruya öğrencilerin sınıf düzeyi noktasında anlamlı bir fark görülmemiştir.
 


Analysis Of The Prospecti̇ve Physics Teachers’ Perceptions Of Work, Power And Energy Concepts


Esra Çepni1, AYŞEGÜL SAĞLAM ARSLAN2
1
2Karadeniz Teknik Üniversitesi


Abstract No: 493 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to analyze the prospective physics teachers’ perceptions of the concepts of work, power, and energy and to determine the compatibility of these perceptions with institutional expectations. The sample of the study is composed of senior students of Karadeniz Technical University Fatih Faculty of Education and the students of the department of physics enrolled a pedagogical formation program as well. In this study, characteristics of the learning environments of work, power and energy concepts at university level and the perception of teacher candidates about this concept are compared. The characteristics of the teaching activities are determined by analyzing the source books and the pre-service teachers' perceptions of the related concepts are determined by using an achievement test consisting of open-ended questions. The data obtained were analyzed comparatively based on the praxeological approach and it was determined that individual percepons of prospective teachers about work power and energy concept did not comply with the institutional expectations.

Fi̇zi̇k Öğretmen Adaylarinin İş Güç Ve Enerji̇ Kavramlarini Algilama Durumlarinin Anali̇zi̇


Esra Çepni1, AYŞEGÜL SAĞLAM ARSLAN2
1
2Karadeniz Teknik Üniversitesi


Bildiri No: 493 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, fizik öğretmen adaylarının, gelecekte öğretiminden sorumlu olacakları, ‘iş, güç ve enerji’ kavramlarını algılama durumlarını analiz etmek ve bu algıların kurumsal beklentilerle uyumunu ortaya koymaktır.  Araştırmanın örneklemini Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Fizik öğretmenliği son sınıf öğrencileri ve formasyon eğitimine devam eden fizik bölümü son sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmada iş güç ve enerji kavramının  üniversite seviyesindeki öğretimi  ve  öğretmen adaylarının  bu kavramı algılama durumları karşılaştırılmıştır. Araştırmada  ilgili kavramların öğretim durumlarının özellikleri kaynak kitaplar analiz edilerek belirlenmiştir; öğretmen adaylarının ilgili kavramları algılama durumları çalışma kapsamında hazırlanan açık uçlu sorulardan oluşan başarı testi uygulanarak ortaya konulmuştur.  Elde edilen veriler prakseolojik yaklaşım temelli karşılaştırmalı olarak analiz edilmiş ve öğretmen adaylarının  iş güç ve enerji kavramına yönelik bireysel algılamalarının  kurumsal beklentiler ile uyum sağlamadığı belirlenmiştir.


Multidisciplinary Consolidation Of The Situated Knowledge In Physics Subject Matter And Transferring To Interdisciplinary Stem Project


İbrahim Varol1
1Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi Eğitimi ABD


Abstract No: 357 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

In this study, life/context-based physics subject matter knowledge including mechanics-electric-magnetism-electronics-mechatronics is often present with a situated of cognitive cognition in the socio-cultural, professional, academic life areas of individuals. In this respect, different conceptual frameworks of physics within the cultural codes belong to multiple disciplines; applications are considered worthy of research in terms of their meanings. As first, the situated knowledge of the physics developed by the participants specific to the nature of their cultural contexts were examined from a multidisciplinary perspective. As second, independent multidisciplinary experiences of the same group of participants were gathered together and interdisciplinary integrated learning and transfer opportunities were evaluated. The problem of the study is discussed within these two-sub-dimensions.
Qualitative research approach has been adopted in terms of its suitability to the nature of its problem, in this study ethnographic method and case study method was used, respectively. The sample group was determined as 7 people in terms of suitability for the study purpose and methodology.The relevance of physics to the nature of the thematic subject matter, cultural, technological, academic, sectoral etc, in terms of institutional/environmental dynamics, diversity and consolidation are selected as the baseline in the selection of the purpose-based sample. In the study, 2 science teacher candidates, 2 students from electronic-informatics department in vocational high school, 1 electrical-electronic tradesmen/mechanics, 1 hobby science/technology is composed of public employees interested in the field. The data related to the study were obtained by using participatory observation, in-depth interview and document analysis techniques.
In life-based nature of physics; students in the situated thematic areas such as mechanical-electrical-electronic-mechatronics, electricians, technicians, teachers etc. unique authentic physics knowledge occurs in the learning experiences of individuals with different profiles (social, vocational, technological, technical, academic, etc.). In each cultural information spectrum within the life contexts of physics, the situated knowledge which is developed in an authentic manner offers a multidisciplinary perspective to explore multiple and rich meanings in depth. In this case, ethnographic research method comes to the fore with the sensitivity of the researcher to be a part of the culture in each situated thematic area and to take a participatory role. At this point, ethnographic method has been preferred in order to give meaningful understanding of individuals' specific knowledge, skills and feelings in their natural environment. This process has attempted to explore and make sense of the cultural depth  and the cognitive apprenticeship experiences of the participants in the situated physics knowledge.
In the second part of the study, individuals, who make sense of the physics concepts in their ethnographic life with specific situated knowledge, come together and form a meaningful application community for interdisciplinary common problems. In this process, the ways in which individuals are affected from each other, collaboration model, blended learning/research experiences and finally their transfer to STEM project are examined as case studies in terms of educational research. The process of transforming the multidisciplinary experiences of participants from their ethnographic experiences to holistic science-technology-mathematics-engineering education has been researched on the basis of nested case study.
 

Fizik Konu Alanındaki Durumlu Bilgilerin Multidisipliner Yaklaşımla Bütünleştirilmesi Ve Disiplinlerarası Stem Projelerine Transferi


İbrahim Varol1
1Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi Eğitimi ABD


Bildiri No: 357 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu çalışmada mekanik-elektrik-manyetizma-elektronik-mekatronik alanlarını kapsayan yaşam/bağlam temelli fizik konu alanı bilgisi çoğu zaman bireylerin sosyo-kültürel, mesleki, akademik yaşam alanlarındaki algı şemalarında durumlu bir bilişle var olmaktadır. Sözgelimi bu önerme bir elektronik tamircisinin elektronik devre elemanları hakkındaki problem tespiti, tamiri, montajı, lehim tekniğiyle yapabilmesi; meslek lisesindeki bir elektronik/bilişim öğrencisinde baskılı devre tasarımı, teknik bilgi, hobi devre-elektronik donanımı, robotik altyapısına sahip olması; fen bilgisi öğretmen adayında elektrik konu alanı bilgisinde işlemsel, kavramsal, deneysel açıdan donanımlı olması biçiminde kendini göstermektedir; nitekim her birinde bir direncin, kondansatörün, devre şemasının durumlu olarak farklı anlam kazandığı gözlenmektedir. Bu yönüyle fiziğin tematik olarak çoklu disiplinlere ait kültürel kodlar içerisindeki farklı kavramsal çerçeveler, uygulamalar, yüklenen anlamlar itibariyle araştırmaya değer görülmektedir. Çalışmanın ilk boyutunda katılımcıların kendi kültürel bağlamlarının doğasına özgü geliştirdiği fiziğe ait durumlu bilgiler multidisipliner bakış açısı ile irdelenmiştir. Çalışmanın ikinci boyutunda ise aynı katılımcı grubun bağımsız/multidisipliner deneyimleri harmanlanıp bir araya getirilerek birlikte disiplinlerarası bütüncül öğrenme ve transfer fırsatları değerlendirilmiştir. Çalışmanın problemi bu iki alt boyut çerçevesinde ele alınmıştır.

Probleminin doğasına uygunluğu açısından nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş olup çalışmada etnografik araştırma yöntemi ile özel durum çalışması yöntemi ardışık yapıda kullanılmıştır. Çalışma amacına, metodolojisine uygunluğu açısından örneklem grubu 7 kişi olarak belirlenmiştir. Amaca dayalı örneklemin seçilmesinde fiziğin tematik konu alanı doğasına uygunluğu, kültürel, teknolojik, akademik, sektörel vb. açılardan kurum/ortam dinamiği, çeşitliliği ve bütünleştirilebilirliği gibi ölçütler temel alınmıştır. Çalışmada 2 fen bilgisi öğretmen adayı, meslek lisesi elektronik/bilişim alanlarında öğrenim gören 2 öğrenci, 1 elektrik-elektronik esnafı/tamircisi, 1 bilim/teknoloji alanında profesyonel hobi düzeyinde ilgilenen kamu çalışanından oluşmaktadır. Katılımcılarla yürütülen katılımcı gözlem, derinlemesine mülakat ve doküman analizi teknikleri kullanılarak çalışmaya ilişkin veriler elde toplanmıştır.

Fiziğin yaşam temelli doğasında; mekanik-elektrik-elektronik-mekatronik gibi tematik alanlarda öğrenci, elektrikçi, tekniker, öğretmen vb. rol oynayan farklı profildeki bireylerin (toplumsal, mesleki, teknolojik/teknik, akademik vb.) öğrenme yaşantılarında kendine özgü otantik fizik bilgisi vuku bulmaktadır. Fiziğin tematik/kültürel bilgi spektrumlarında otantik biçimde gelişen durumlu bilgileri multidisipliner bakış açısıyla, çoklu/zengin anlamlarıyla derinlemesine keşfedebilebilmektedir. Bu durum araştırmacının her bir tematik alanda kültürün bir parçası olma ve katılımcı bir rol üstlenme hassasiyetiyle çalışmada etnografik araştırma yöntemi ön plana çıkmaktadır. Bu noktada bireylerin kendine özgü bilgi, beceri, duyuşlarını doğal ortamında derinlemesine anlamlandırabilmek için etnografik yöntem tercih edilmiştir. Bu süreç katılımcıların durumlu fizik bilgisindeki kültürel derinliği ve bilişsel çıraklık deneyimlerini araştırmacı mantıklı çevresel katılım rolüyle keşfetmeye ve anlamlandırmaya çalışmıştır.

Çalışmanın ikinci kısmında etnografik yaşantısındaki fizik kavramlarını kendine özgü durumlu bilgilerle anlamlandıran bireyler bir araya gelerek disiplinler arası ortak problemlere yönelik anlamlı bir uygulama topluluğu oluşturmaktadır. Bu süreçte bireylerin birbirinden etkilenme biçimleri, işbirliği modeli, harmanlanmış öğrenme/araştırma deneyimleri ve nihai olarak bunların STEM projesine transferi eğitim araştırmaları açısından özel durum (vaka) çalışması olarak irdelenmiştir. Çalışmanın tasarımında katılımcıların kendi etnografik yaşantılarından multidisipliner tecrübelerini bütüncül fen-teknoloji-matematik-mühendislik eğitimine dönüştürme süreci özel durum çalışması yönteminin iç içe geçmiş bütüncül durum temelinde araştırılmıştır.

Başat bulgular arasında fiziğin aynı konu alanı içeriğine rağmen farklı durumlu biliş ve etnografik kültürden gelen katılımcılar STEM projesinde bir araya geldiğinde üst düzey problem çözümünde entegre olabilen, birbirini tamamlayabilen, ekip işbirliğinde fen-teknoloji-matematik-mühendislik boyutları arasında öğrenen organizasyon biçiminde bilişsel çıraklığı, mantıklı çevresel katılımı geliştirebilen, bütüncül bir öğrenme, uygulama ve araştırma topluluğu oluşturabilmektedir.
 


A Comparative Analysis Of The Views Of Science Teachers And Accademicians From Faculty Of Education On The Subject Of Teachers’ Qualifications In The Application Of Active Learning In Science Courses


Meryem Nur AYDEDE1, Seda CEYLANER2
1Niğde Ömer Halisdemir
2MEB


Abstract No: 422 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Today, one of the most important goals of science education is to develop students' understanding and thinking skills about science. Therefore, it can be said that the importance of active learning in realizing science education in a proper manner cannot be ignored. This is because there are some studies that have an impact on the students' conceptual understanding of active learning. According to Michael (2006), teachers should undertake a reform to use specific approaches in learning situations that encourage the active learning of their students to their needs, their teaching styles and their personalities. When the studies conducted in Turkey on active learning examined, in these studies, active learning method has reached a positive impact on the success of students (Akınoğlu and Özkardeşler-Tandogan (2006), Eagle, 2007; Süzen, 2007; Anli-Akyildiz, 2008; Acer, 2008 Aydede, 2009; Ciritli, 2006; Karamustafaoglu, Coştu and Ayas, 2006). In many studies related to active learning, it is seen that there are experimental or survey design studies by scientists about the effectiveness of active learning. Therefore, there is a need for a study that examines active learning in depth and provides explanations for the implementation process. In this study, it is aimed to compare the views of science teachers and academicians from education faculty on the subject of teachers’ qualifications in the application of active learning in science courses. The research was carried out using qualitative research methods. The research was conducted in the second term of the 2017-2018 academic years. The study group consisted of 7 academicians from education faculty  and 5 science teachers who were determined to apply active learning in their courses. In the study, theoretical sampling method was used. Interview technique and observation technique were used as data collection technique. The semi-interview form was developed by the researchers. As the observation form, ’semi-structured observation form in active learning’ which was developed by Ciritli (2006) was applied in the study. In the analysis of the research data, embedded theory approach is used from the content analysis types. According to the embedded theory approach, the analysis of the data obtained as a result of the unstructured interviews was carried out in the open and axial coding stages. As a result of the study, it was concluded that the teachers had similar views about the teacher qualifications in the implementation of active learning.
 

Eğitim Fakültesi Öğretim Üyeleri İle Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Aktif Öğrenmenin Fen Derslerinde Uygulanmasında Öğretmen Yeterliliklerine Yönelik Görüşlerinin Karşılaştırmalı İncelemesi


Meryem Nur AYDEDE1, Seda CEYLANER2
1Niğde Ömer Halisdemir
2MEB


Bildiri No: 422 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

       Günümüzde fen eğitiminin en önemli amaçlarından biri öğrencilerin fen dersine yönelik anlayışlarını ve düşünme becerilerini geliştirmektir. Bu nedenle, fen eğitimini amacına uygun bir şekilde gerçekleştirmede aktif öğrenmenin öneminin göz ardı edilemeyeceği söylenebilir. Çünkü aktif öğrenmenin öğrencilerin kavramsal anlamaları üzerinde etkili olduğu çalışmalar bulunmaktadır. Michael (2006)’a göre öğretmenler öğrenme durumlarında, öğrencilerinin ihtiyaçlarına, öğrettikleri derse, kendi öğretim stillerine ve kişiliklerine uygun aktif öğrenmeye teşvik eden belirli yaklaşımları kullanmaya yönelik bir reform gerçekleştirmelidir. Aktif öğrenme konusunda ülkemizde gerçekleştirilen çalışmalar incelendiğinde bu çalışmalarda da aktif öğrenmenin öğrencinin başarısına yönelik olumlu sonuçlara ulaşıldığı görülmektedir (Akınoğlu ve Özkardeş-Tandoğan (2006), Kartal, 2007; Süzen, 2007; Anlı-Akyıldız, 2008; Acar, 2008, Aydede, 2009; Ciritli, 2006; Karamustafaoğlu, Coştu ve Ayas, 2006). Aktif öğrenme ile ilgili yapılan birçok çalışmada aktif öğrenmenin etkililiği konusunda bilim insanları tarafından deneysel veya tarama desenli çalışmalar olduğu görülmektedir. Bu nedenle, kuramsal olarak deneysel yöntemlerle etkililiği kanıtlanan ve durum analizi (tarama) çalışmalarıyla gerekliliği belirlenen aktif öğrenmeyi derinlemesine inceleyen ve uygulama sürecine yönelik açıklamalar yapan bir çalışmaya ihtiyaç vardır. Bu çalışmada, eğitim fakültesi öğretim üyeleri ile fen bilimleri öğretmenlerinin aktif öğrenmenin uygulanmasında öğretmen yeterliliklerine yönelik görüşlerinin karşılaştırmalı incelemesi amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma 2017-2018 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu üniversitelerin eğitim fakültelerinde görev yapan 7 öğretim üyesi ve aktif öğrenmeyi derslerinde uyguladığı tespit edilen 5 fen bilimleri öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada, örneklem belirleme yön-temlerinden kuramsal örneklem yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama tekniği olarak görüşme tekniği ve gözlem tekniği kullanılmıştır. Araştırmada görüşme formu araştırmacılar tarafından geliştirilmiştir. Gözlem formu olarak ise, Ciritli (2006)  tarafından geliştirilen ‘aktif öğrenmede yarı yapılandırılış gözlem formu’ kutlanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde, içerik analizi türlerinden gömülü teori yaklaşımı kullanılmıştır. Gömülü teori yaklaşımına göre, yapılandırılmamış görüşmeler sonucunda elde edilen verilerin analizi açık ve eksensel kodlama aşamalarında gerçekleştirilmiştir.. Araştırmadan elde edilen bulguların güvenirliği Miles ve Huberman’ın (1994) nitel araştırmalar için önerdiği formülle hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda, aktif öğrenmenin uygulanmasında öğretmen yeterliliklerine yönelik benzer görüşlere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.


Addressing Middle School Students’ Misconception About Classification Of Animals Through Cognitive Conflict


Erol Altay1, Ali Azar2, Yavuz Saka2
1ZBEÜ, Fen Bilimleri Enstitüsü
2ZBEÜ, Ereğli Eğitim Fakültesi


Abstract No: 468 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

A concept is a name of a group combined with objects, facts and ideas sharing similar features. In another definition, concepts are abstract thoughts that we cognitively construct (Kaptan, 1999). As there are a lot of concepts involved in science curriculum, concept teaching and related issues have a great importance in science teaching and learning. The concepts that are structured beyond their existing meaning are defined as misconceptions and the source of misconceptions can be named as lack of previous knowledge, ineffective prior learning, contradictions between daily-life language and scientific language, lack of connection between the concepts learned and the daily-life, misuse and misunderstanding of the symbols used during learning process, personal beliefs and relative contextual factor. The relevant literature indicates that addressing misconceptions and replanting them with correct ones is a difficult task. Beyond traditional concept teaching approaches, emerging literature suggests several approaches to address students’ misconceptions in science. Some of them are concept analysis, concepts maps, diagnostic tree, worksheets, analogies, drama, prediction-observation-explanation technique, experiments and concept correction text. In spite of these approaches, the existing literature explains that the deeper change in learners’ cognitive level still a difficult thing to achieve when it comes to misconceptions. Arousing from conceptual change literature, cognitive contradiction appears to be a plausible approach to address student misconceptions in science learning. This approach aims to face learners with their misconceptions and create a cognitive contradiction to allow learners to feel a sense of discontentment with the existing misconception. After creating such dissatisfaction with their misconception, this approach provides learners with an effective and functional form of correct concept to learn. The purpose of this study was to explore the effectiveness of cognitive contradiction approach to address middle school students’ misconception in classification of animals based on their reproduction. Participants include 120 students attending 5, 6, 7, and 8 th grades at a public school. To identify students’ misconceptions, an instrument developed by Murat, Kanadlı and Unisen (2010) was used. In each grade level, three students were selected to implement cognitive contradiction procedure to address their misconceptions. Findings illustrated that middle school students held misconceptions about classification of animals based on their reproduction system and cognitive contradiction method was effective to address these students’ misconceptions.

Ortaokul Öğrencilerinin Hayranların Sınıflandırılması Konusundaki Kavram Yanılgılarının Bilişsel Çelişki Yöntemi Ile Giderilmesi


Erol Altay1, Ali Azar2, Yavuz Saka2
1ZBEÜ, Fen Bilimleri Enstitüsü
2ZBEÜ, Ereğli Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 468 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Kavram, olayların, varlıkların ve düşüncelerin benzerliklerine göre gruplandırılmasına verilen addır. Kavramlar beynimizde yapılandırdığımız soyut düşüncelerdir (Kaptan, 1999). Fen bilimleri konularının yoğun bir şekilde kavramlardan oluştuğundan, kavram öğretimi fen eğitiminde oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Gerçekte var olan anlamının dışında yapılandırılan kavramlar kavram yanılgıları olarak tanımlanırken, önceki bilgilerin eksikliği ve yanlışlığı, günlük dil ve bilimsel dilin uyuşmaması, uygun eğitim ortamının oluşmaması, öğrenilen kavramın günlük hayatla ilişkilendirilememesi, kullanılan sembollerin yanlış anlaşılması, inançlar ve çevresel etkiler kavram yanılgılarının başlıca nedenleri olarak ön plana çıkmaktadır. Kavram yanılgısının nedenlerinin incelenmesi ve giderilmeye çalışılması kavram yanılgısının tespitinden daha zor bir süreç olduğu ilgili literatürde ifade edilmektedir. Geleneksel öğretim yöntemlerinin ötesinde literatürde son yıllarda kavram yanılgılarının giderilmesi için kullanılan bazı yöntem, strateji veya teknikler kavramsal değişim metinleri, kavram analizi, tahmin-gözlem-açıklama (TGA) stratejisi, kavram ağları, tanılayıcı dallanmış ağaç, deneyler, çalışma yaprakları, drama, analoji ve birleştirici benzetme gibidir. Ancak, bu yöntemlerin kavram yanılgılarının giderilmesindeki etkinliğinin de yeterli düzeyde olmadığı çeşitli çalışmalarda dile getiriliştir. Bu çalışmada öğrencilerde var olan kavram yanılgılarının bilişsel çelişki yaklaşımıyla giderilmesi incelenmiştir. Bilişsel çelişki, temeli kavramsal değişim literatürüne dayandırılan bu yaklaşım, öğrenenlerin yanlış kavram bilgileri ile yüzleşmesi ve bu durumdan hoşnutsuzluk oluşturulmasına dayalı bir yöntem olup, yanlış kavrama sahip bireylerin bu yanlış kavramı doğrusu ile değiştirmesinin ancak bir hoşnutsuzluk sonucu mümkün olabileceğini savunmaktadır. Bu noktada çalışmanın amacı ortaokul 5, 6, 7 ve 8 sınıf öğrencilerinin üreme sistemlerine göre hayvanların sınıflandırılması konusundaki sahip oldukları kavram yanılgılarının tespiti ve bu kavram yanılgılarının bilişsel çelişki yöntemi ile giderilmesi şeklinde ifade edilebilir. Çalışmaya bir devlet okulunda okuyan toplam120 tane 5, 6, 7 ve 8 sınıf öğrencileri katılmış olup, bu öğrencilerin konu ile ilgili kavram yanılgılarının tespitinde Murat, Kandlı ve Ünişen (2010) tarafından geliştirilen ölçek kullanılmıştır. Bu ölçekten elde edilen veriler yardımı ile üreme sistemlerine göre hayvanların sınıflandırılması konusunda öğrencilerin sahip oldukları kavram yanılgıları ortaya çıkarılmış olup, ardından kavram yanılgısına sahip öğrenci gruplarından her sınıf düzeyini temsil ettiği düşünülen 3 öğrenci seçilerek bu öğrencilere bilişsel çelişki yöntemi uygulanmıştır. Öncül sonuçlar, hayvanların sınıflandırılması konusunda öğrencilerin kavram yanılgılarına sahip oldukları ve bilişsel çelişki yönteminin bu kavram yanılgılarını gidermek noktasında etkili olduğu ortaya konulmuştur.


The Teaching Experiences Of A Teacher And A Student With Low Vision In Practices For Function Concept: Identification Of Readiness


Fatma Nur Aktaş1, Ezgi Akbaş2
1Gazi Üniversitesi/ Gazi Eğitim Fakültesi/Matematik ve Fen Eğitimi Bölümü
2Görele Anadolu Lisesi


Abstract No: 57 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The education practices in the world tends to be in an integrated education environment considering the student differences. So, the education practices which are sensitive to students' needs and differences should be given place. Teachers have hard times designing the subject practices for the students who are in need of special education.
Purpose
The main purpose of this study is to examine a teacher’ experiences of preparing and executing in designing teaching practices and activities for function concepts for the first time. The sub-aims of this study are: to determine the pre-knowledge about the function concept of the student with low vision, to design the needed activities to bring out pre-knowledge and to use concrete materials based on the student’ needs.
Method
Since the researcher and the teacher takes part in the whole process together through mutual discussions and interactions, this research has been a participatory action research. Two action plans have been prepared to determine the students' pre-knowledge. The teacher has three years of professional experience. The teacher had not designed a teaching practice for a visually impaired student before and had no awareness of the materials that can be used for them. The student with low vision who participated in this practice is an 11th grade and has been in inclusive classes whole their life. The students' visual rating is 10% and has light perception. The student who has not used the Braille alphabet before had not met with the materials that are used in visually impaired students' education. The data were collected through clinical interviews, the video records of these interviews, teacher's journals and student's notes. The data has been analyzed with content analysis.
Findings
In the first activity which has been designed with needle page material that has been applied to determine the student' pre-knowledge (first action plan) it is determined that: the student has difficulties to find the coordination of a point, makes mistakes for translation of point, has misconceptions towards function graphics and has hard times expressing their ideas in algebraic expression. In the second activity (second action plan) that has been designed to eliminate misconceptions, difficulties and deficiencies, needle page and ruler materials have been used. Performing applications on the coordinate axis of the student, examining the function graphics and misconceptions towards translating a point has been eliminated with this practice. However, the process of designing a action plan and teaching is still going on. Therefore, activities for function applications and algebraic representations are still in the process of designing.
Conclusion
It has been determined that in the individualized education programs that are prepared for the inclusive students, sighted peers’ learning outcomes can be given place. The lack of existing materials in current research will light the way for the further researches. Also, the experiences of the researchers and participant teacher in this study will guide the other teachers in the same cases.

Az Gören Bir Öğrenci Ve Öğretmeninin Fonksiyon Kavramı Uygulamalarında Öğretim Tecrübeleri: Hazır Bulunuşluk Tespiti


Fatma Nur Aktaş1, Ezgi Akbaş2
1Gazi Üniversitesi/ Gazi Eğitim Fakültesi/Matematik ve Fen Eğitimi Bölümü
2Görele Anadolu Lisesi


Bildiri No: 57 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Dünyada eğitim uygulamaları öğrenci farklılıklarını dikkate alarak bütünleştirilmiş eğitim ortamlarının tasarlanması eğilimindedir. Bunun için öğrencilerin bireysel farklılıklarına ve ihtiyaçlarına duyarlı öğretim uygulamalarına yer verilmelidir. Öğretmenler özel eğitim gerektiren bireyler için söz konusu uygulamaları tasarlamakta güçlükler yaşamaktadır. 
Amaç
Bu çalışmanın genel amacı az gören bir öğrenciye ilk defa eğitim uygulamaları tasarlayan bir öğretmenin bu öğrencisi için fonksiyon kavramına dair etkinlikler hazırlama ve uygulama tecrübelerini incelemektir.  Az gören öğrencinin fonksiyon kavramına ilişkin önbilgilerini belirlemek, bu bilgileri ortaya çıkarmak için gerekli olan etkinlikleri tasarlamak ve öğrencinin ihtiyaçlarına uygun somut materyaller kullanmak araştırmanın alt amaçlarıdır.
Yöntem
Çalışma, ortak tartışmalar ve etkileşimler yolu ile araştırma sürecinin tamamında araştırmacı ve öğretmen birlikte rol aldığı için katılımcı eylem araştırmasıdır. Öğrencinin önbilgileri tespiti için iki eylem planı hazırlanmıştır. Öğretmenimiz üç yıl meslek tecrübesine sahiptir. Daha önce az gören bir öğrenciye öğretim tasarlamamış ve görme engelli bireyler için materyallerden haberdar değildi. Uygulamada yer alan az gören öğrenci eğitim hayatı boyunca kaynaştırma sınıflarında yer almış 11.sınıf öğrencisidir. Öğrencinin görme oranı yüzde ondur ve ışık algısı vardır. Kabartma yazı kullanmayan öğrenci, görme engelliler eğitiminde yer alan materyaller ile daha önce karşılaşmamıştır. Veri toplama araçları klinik görüşmeler, bu görüşmelerin video kayıtları, araştırmacı öğretmenin günlükleri ve öğrenci notlarıdır. Elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir.
Bulgular
Öğrencinin önbilgilerini tespit etmek için iğneli sayfa materyali ile tasarlanan ilk etkinlikte (birinci eylem planı) verilen bir noktanın koordinatlarını belirlemekte güçlükler yaşadığı, verilen bir noktayı ötelemede hatalar yaptığı, fonksiyon grafiklerine dair kavram yanılgıları olduğu ve fikirlerini cebirsel ifade etmede güçlükler yaşadığı belirlenmiştir. Ayrıca öğrencinin iğneli sayfa materyalini kullanmakta güçlükler yaşadığı tespit edilmiştir.
Öğrencinin önbilgilerindeki kavram yanılgıları, güçlükler ve eksiklikleri ortadan kaldırmak için tasarlanan ikinci etkinlikte (ikinci eylem planı) iğneli sayfa ve rulet materyalleri kullanılmıştır. Bu etkinliğin uygulanması ile öğrencinin koordinat ekseninde uygulamalar yapma, fonksiyon grafiklerini inceleme ve nokta ötelemesine dair kavram yanılgıları giderilmiştir. Ancak araştırmanın eylem planı tasarlama ve uygulama süreci devam ettiği için fonksiyonlarda uygulamalar ve cebirsel temsillere dair etkinlikler tasarlanma sürecindedir.
Sonuç
Kaynaştırma öğrencileri için hazırlanan bireysel eğitim programlarında gören akranlarının öğretim programı kazanımlarına daha fazla yer verilebileceği belirlenmiştir. Bu çalışmada var olan materyallere dair tespit edilen eksiklikler ileriki araştırmalara ışık tutacaktır.  Ayrıca araştırmacı ve katılımcı öğretmenin tecrübeleri meslekteki benzer durumda olan öğretmenler için kılavuz niteliği taşıyacaktır.


Mathematical Language For The Visually Impaired Individuals: Role Of Braille


Fatma Nur Aktaş1, Ziya Argün1
1Gazi Üniversitesi


Abstract No: 87 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Mathematical language exists with visual and abstract concepts such as symbols and shapes. While the representations of the mathematical concepts, which are compatible with the visualization, can be benefit immediately by sighted students, a significantly more cognitive process is required for the visually impaired individuals. In this cognitive process, reading by touch for the visually impaired individuals is the source of learning and communication. However, the differences between written and oral mathematical language is a source of difficulty for visually impaired individuals. Another problem is the use of mathematical terms and symbols in the braille. Even though alphabets or codes such as Braille and Nemeth exist, the necessity and widespread use of these applications are under debate. For visually impaired individuals, mathematical language that differs according to countries, institutions, or even educators does not have a common framework. Therefore, Turkey's vision to put forward the current situation of visually impaired individuals in the processes of learning mathematics is important to investigate the use of braille.
Purpose
The aim of this study is to examine the use of mathematical language and braille in the process of doing mathematics for the visually impaired individuals. Thus, it will be possible to examine skills of mathematical language use, problems, and the necessity of braille.
Method
The participants of the study, which has been designed as a case study, were determined by criterion and stratified sampling. This research is a multiple case study since each participant is a case. Participants of the study are six visually impaired individuals with at least ten percent visual acuity, who have visual loss in the congenital period and later are classified as Braille user and Braille non-user. Two participants are university students and the others are university graduates. Clinical interviews and video recordings were data collection tools. The first interview was carried out on the participants' mathematics learning processes, and the role and importance of Braille in this process. Then, interviews were carried out on mathematical concepts, tables and graphs. The data were analyzed by content analysis. The verbal expressions and hand movements of the participants constitute the units of analysis.
Findings
Participants' mathematical language and mathematical achievement vary depending on their use of braille. It was found that individuals with braille user are more successful in mathematical operations, symbol usage, communication with reader and perception of visual elements. In mathematics, disabled individuals use not only national braille but also their own symbols. That participants need concrete material, screen reader program and braille printer in the mathematics learning process of participants is among the other findings.
Results  
It was found that visually impaired individuals did not use braille effectively in the process of mathematics learning. This is because of the mathematics teachers, technological needs or mathematical language. In addition, a common language requirement for symbols and signs in mathematical communication was found. In addition to these results, the role of braille in the process of symbols, tables and graphics in mathematics education was discussed in the light of findings.
 

Görme Engelli Bireyler İçin Matematiksel Dil: Kabartma Yazının Rolü


Fatma Nur Aktaş1, Ziya Argün1
1Gazi Üniversitesi


Bildiri No: 87 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Matematiksel dil semboller ve şekiller gibi görsel ve soyut kavramlar ile var olmaktadır. Görselleştirmeye hitap eden matematiksel kavramların temsillerinden gören öğrenci hemen yararlanabilirken, görme engelliler için önemli ölçüde daha fazla bilişsel süreç gerekmektedir. Söz konusu bilişsel süreçte görme engelli bireyler için dokunarak okuma öğrenmenin ve iletişimin kaynağıdır. Ancak matematiksel dilde yazılı ve sözlü olarak farklılıkların olması görme engelli bireyler için bir güçlük kaynağıdır. Bir diğer problem kabartma yazıda matematiksel terimlerin ve sembollerin kullanımıdır. Her ne kadar Braille ve Nemeth gibi kabartma yazılar veya kodlar mevcut olsa da bu uygulamaların gerekliliği ve yaygın kullanımı tartışılmaktadır. Görme engelli bireyler için ülkelere, kurumlara ve hatta öğreticiye göre çeşitlilik arz eden matematiksel dil ortak bir çerçeveye sahip değildir. Bu nedenle Türkiye’ de mevcut durumu ortaya koymak için görme engelli bireylerin matematik öğrenme süreçlerinde kabartma yazı kullanımının araştırılması önem arz etmektedir.
Amaç
Bu çalışmanın amacı görme engelli bireylerin matematik yapma sürecinde matematiksel dil ve kabartma yazı kullanımını incelemektir. Böylece görme engelli bireylerin matematiksel dil kullanım becerilerini, sorunlarını, kabartma yazının gerekliliğini incelemek mümkün olacaktır.
Yöntem
Durum çalışması deseninde tasarlanan araştırmanın katılımcıları ölçüt ve tabakalı örnekleme ile belirlenmiştir. Araştırma her bir katılımcı bir durum olduğundan çoklu durum çalışmasıdır. Araştırmanın katılımcıları doğuştan ve ilerleyen dönemlerde görme kaybı yaşayan, Braille kullanan ve kullanmayan olarak sınıflandırılmış en fazla yüzde on görme oranına sahip altı görme engelli bireydir. Katılımcıların ikisi üniversite öğrencisidir ve diğerleri üniversite mezunudur. Klinik görüşmeler ve video kayıtları veri toplama araçlarıdır. İlk görüşme katılımcıların matematik öğrenme süreçlerine, kabartma yazının bu süreçteki yeri ve önemine ilişkin gerçekleştirilmiş. Daha sonra matematiksel kavramlar, tablo ve grafikler üzerine görüşmeler yapılmıştır.  Elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Katılıcıların sözlü ifadeleri ve el hareketleri analiz birimlerini oluşturmaktadır.
Bulgular
Kabartma yazı kullanma durumlarına göre katılımcıların matematiksel dil kullanımı ve matematiksel başarısı değişmektedir. Kabartma yazı kullanan bireylerin matematiksel işlemlerde, sembol kullanımında, okuyucu ile iletişimde ve görsel unsuları algılamada daha başarılı olduğu belirlenmiştir. Matematikte yalnızca ulusal kabartma yazıyı değil ayrıca görme engelli bireyler kendilerine ait semboller de kullanmaktadır. Katılımcıların matematik öğrenme sürecinde somut materyal, ekran okuyucu program ve kabartma yazıcı ihtiyaçları diğer bulgular arasında yer almaktadır.
Sonuç
Görme engelli bireylerin matematik öğrenme sürecinde etkin olarak kabartma yazı kullanmadığı belirlenmiştir. Bu durum matematik öğreticileri, teknolojik ihtiyaçlar veya matematiksel dilden kaynaklanmaktadır. Ayrıca görme engelli bireylerin matematiksel iletişimde sembol ve işaretler için ortak bir dil ihtiyacı tespit edilmiştir. Bu sonuçlara ek olarak matematik eğitiminde sembol, tablo ve grafik kullanımı süreçlerinde kabartma yazının rolü bulgular ışığında tartışılacaktır.


Construction Strategies For Parallelism And Perpendicularity: A Paper Folding Activity


Emine Çatman Aksoy1, Mine Işıksal Bostan1
1Orta Doğu Teknik Üniversitesi


Abstract No: 287 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

One of the basic concepts in geometry is parallelism and perpendicularity of lines. Construction of these concepts have a significant role for understanding further geometric concepts such as interior and exterior angles or properties of quadrilaterals (Ulusoy, 2013). Available literature indicated that construction of parallel and perpendicular lines were difficult for students (Abravenel, 1977; Mitchelmore, 1992a). On the other hand, origami, the art of paper folding (Royo, 2002), can be useful for the construction of some geometric concepts (Boakes, 2009; Dagdelen, 2012). For instance, Dagdelen (2012) observed that student’ abilities of constructing some quadrilaterals developed after they were involved in an origami based instruction. Considering the findings of the above studies, the present study aimed to examine effect of a paper folding activity on strategies of sixth grade students in construction of parallel and perpendicular line segments.
Qualitative survey is the appropriate design type to determine diversity of any topic in population (Jansen, 2010). In the present study, diversity of students’ construction strategies was aimed to be investigated through qualitative survey. Forty-five public middle school students who are in the sixth grade were selected conveniently as participants of this study.
Paper folding activities were prepared by the researchers using the studies in the literature. The key characteristic of activities was that directions for constructions were not provided to students directly. Instead, they were directed to explore steps in the constructions through proper questions. Activities were implemented to students through ten lesson hours. Furthermore, students were requested to construct parallel and perpendicular line segments to given three line segments before and after the activities. All of the students’ constructions were examined through content analysis.
In-depth analysis of students’ constructions and their explanations before the activities indicated three strategies for the construction of parallel and perpendicular line segments. Those strategies were constructions according to definitions, constructions by using the square paper and random constructions with and without rationale. On the other hand, it was realized that students enhanced their strategies after the paper folding activities. One more strategy for both constructions of parallel and perpendicular line segments emerged after the paper folding activities. Those strategies were constructions by using a perpendicular line segment for parallelism and constructions by taking 90° angle as a reference for perpendicularity. It can be deduced according to these findings that paper folding activities was effective for the construction of parallel and perpendicular line segments. However, the number of students using new strategies were low compared to the number of students using other strategies. Therefore, students are suggested to spend more time with such kind of activities.
 


Dinamik Geometri Ortamında Kenarortay, Açıortay Ve Yükseklik Üzerine Bir Çalışma


Kazım Çağlar ŞENGÜN1, Süha YILMAZ1
1Dokuz Eylül Üniversitesi


Abstract No: 240 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Alanyazında dinamik geometri yazılımlarının öğrenme ortamlarında kullanılmasının önerildiği birçok araştırmaya rastlanmaktadır. Bu araştırmalarda genellikle dinamik geometri yazılımlarının akademik başarıyı arttırdığı, matematiğe yönelik tutumları olumlu yönde etkilediği belirtilmektedir. Genelde teknolojinin özelde ise dinamik geometri yazılımlarının sadece işlenen konuyu görselleştirme veya yapılan sunumu zenginleştirme olmadığını vurgulayan çalışmalarda ise, yazılımın matematiksel kavramlar üzerindeki akıl yürütme, problem çözme gibi becerileri ön plana çıkaracak şekilde kullanılması vurgulanmaktadır. Öğrenme bir etkileşim sürecidir ve bu etkileşim sayısını arttırmak, etkileşimi verimli kılmak önemli noktalardan biridir. Dinamik geometri yazılımlarından GeoGEBRA ile gerçekleştirecek olan bu çalışmada bu etkileşim sürecinde, yazılım ile kullanıcı arasındaki ilişkinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Teknoloji ile matematik öğrenme sürecindeki öğrenme ortamı yazılım ortamıdır. Yazılım ortamı öğrencilerin matematik yapabileceği bir mikro dünyadır. Öğrenciler mikro dünyalarında zihinsel süreçlerinin dışavurumunu gerçekleştirebilirler. Bilgisayar yazılımları bu sürece yükseltici ve yeniden düzenleyici olarak etkilemektedir. Çalışma için oluşturulan kavramsal çerçevede yer alan diğer kavramlar ise beyaz kutu-kara kutu kavramlarıdır. Yazılım kullanırken hangi durumlardaki matematik bilgisinin öğrenciler tarafından bilindiğini ortaya koyacak olan kavramlardır. Özetle, dinamik geometri ortamında matematik yapan bir öğrencinin öğrenme sürecine yazılımın nasıl hizmet ettiğinin ortaya konulması planlanmakta, öğrencinin öğrenmesinin yazılımı bir mikro dünya olarak kullanabilmesine bağlı olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada öğrencilerin yazılım ortamında bir matematikçi gibi davranmalarını sağlayacak mikro dünya ortamı tasarlanmıştır. Öğrencilere daha önceden tasarlanmış yazılım etkinlikleri yerine, bu etkinliği tasarlayan bir rol verilecektir. Araştırmanın konusunu oluşturan kazanım matematik dersi öğretim programında yer alan “8.3.1.1 Üçgende, kenarortay, açıortay ve yüksekliği inşa eder.” kazanımıdır. Bu bağlamda öğrencilerin GeoGEBRA ortamında kenarortay, açıortay ve yükseklik inşa süreçleri nasıldır? sorusunun cevabı aranacaktır. Nitel araştırma türünde planlanan bu çalışma bir durum çalışması olarak yürütülecektir. İlgili kazanıma henüz temas etmemiş, GeoGEBRA yazılımını kullanmayı bilen iki 8. Sınıf öğrencisi araştırma grubu olarak düşünülmektedir. Matematiksel akıl yürütmelerine dâhil olmadan oluşturulacak bir tasarı sürecinde; yazılımın belirtilen rolleri ile öğrenci davranışları üzerinden betimsel analiz yapılacaktır.
 

Dinamik Geometri Ortamında Kenarortay, Açıortay Ve Yükseklik Inşası Üzerine Bir Çalışma


Kazım Çağlar ŞENGÜN1, Süha YILMAZ1
1Dokuz Eylül Üniversitesi


Bildiri No: 240 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Alanyazında dinamik geometri yazılımlarının öğrenme ortamlarında kullanılmasının önerildiği birçok araştırmaya rastlanmaktadır. Bu araştırmalarda genellikle dinamik geometri yazılımlarının akademik başarıyı arttırdığı, matematiğe yönelik tutumları olumlu yönde etkilediği belirtilmektedir. Genelde teknolojinin özelde ise dinamik geometri yazılımlarının sadece işlenen konuyu görselleştirme veya yapılan sunumu zenginleştirme olmadığını vurgulayan çalışmalarda ise, yazılımın matematiksel kavramlar üzerindeki akıl yürütme, problem çözme gibi becerileri ön plana çıkaracak şekilde kullanılması vurgulanmaktadır. Öğrenme bir etkileşim sürecidir ve bu etkileşim sayısını arttırmak, etkileşimi verimli kılmak önemli noktalardan biridir. Dinamik geometri yazılımlarından GeoGEBRA ile gerçekleştirecek olan bu çalışmada bu etkileşim sürecinde, yazılım ile kullanıcı arasındaki ilişkinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Teknoloji ile matematik öğrenme sürecindeki öğrenme ortamı yazılım ortamıdır. Yazılım ortamı öğrencilerin matematik yapabileceği bir mikro dünyadır. Öğrenciler mikro dünyalarında zihinsel süreçlerinin dışavurumunu gerçekleştirebilirler. Bilgisayar yazılımları bu sürece yükseltici ve yeniden düzenleyici olarak etkilemektedir. Çalışma için oluşturulan kavramsal çerçevede yer alan diğer kavramlar ise beyaz kutu-kara kutu kavramlarıdır. Yazılım kullanırken hangi durumlardaki matematik bilgisinin öğrenciler tarafından bilindiğini ortaya koyacak olan kavramlardır. Özetle, dinamik geometri ortamında matematik yapan bir öğrencinin öğrenme sürecine yazılımın nasıl hizmet ettiğinin ortaya konulması planlanmakta, öğrencinin öğrenmesinin yazılımı bir mikro dünya olarak kullanabilmesine bağlı olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada öğrencilerin yazılım ortamında bir matematikçi gibi davranmalarını sağlayacak mikro dünya ortamı tasarlanmıştır. Öğrencilere daha önceden tasarlanmış yazılım etkinlikleri yerine, bu etkinliği tasarlayan bir rol verilecektir. Araştırmanın konusunu oluşturan kazanım matematik dersi öğretim programında yer alan “8.3.1.1 Üçgende, kenarortay, açıortay ve yüksekliği inşa eder.” kazanımıdır. Bu bağlamda öğrencilerin GeoGEBRA ortamında kenarortay, açıortay ve yükseklik inşa süreçleri nasıldır? sorusunun cevabı aranacaktır. Nitel araştırma türünde planlanan bu çalışma bir durum çalışması olarak yürütülecektir. İlgili kazanıma henüz temas etmemiş, GeoGEBRA yazılımını kullanmayı bilen iki 8. Sınıf öğrencisi araştırma grubu olarak düşünülmektedir. Matematiksel akıl yürütmelerine dâhil olmadan oluşturulacak bir tasarı sürecinde; yazılımın belirtilen rolleri ile öğrenci davranışları üzerinden betimsel analiz yapılacaktır. 
 


The Developmental Stages Of Mathematical Thinking On The Pythagorean Theorem Of A Gifted 5th Grade Student


Esra Akarsu Yakar1, Süha Yılmaz2
1Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2Dokuz Eylül Üniversitesi


Abstract No: 274 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Theorem is a conceptual structure in which students have difficulty in understanding and practicing. In this context, it is aimed to get information about the mathematical thinking stages of a gifted 5th grade student. The mathematical thinking development stages of the student were examined in terms of procept theory. The research is case study. Yiğit, who was diagnosed in the field of general mental ability and trained in BILSEM, was identified as the participant of the study. The student's real name is hidden. The name Yiğit was used as an alias. Yigit, Turkey's state school located in a province in the western region are studying in the 5th grade. A clinical interview was conducted with the student. This interview lasted 30 minutes. A verbal case for the Pythagorean Theorem was presented to the student. It was expected to he could developed a process of thinking towards obtaining the theorem from this verbal case. As a result of the interview, Yiğit was able to draw the desired shape by following the instructions in the verbal case given. He understood that the Pythagorean Theorem was a conceptual structure obtained by the characteristics of the right triangle. He was able to develop a thinking process for symbolically showing theorem. Generalization was able to do. According to procept theory, the process and the concept could reach the dimension of thinking together.

Üstün Yetenekli Bir 5. Sınıf Öğrencisinin Pisagor Teoremi’ Ne Dair Matematiksel Düşünme Gelişim Aşamaları


Esra Akarsu Yakar1, Süha Yılmaz2
1Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2Dokuz Eylül Üniversitesi


Bildiri No: 274 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Pisagor Teoremi, MEB (2018) öğretim programı içerisinde 8. sınıf kazanımları arasında yer alan bir konudur.  Teorem, öğrencilerin anlamakta ve uygulamakta zorlandığı bir kavramsal yapıdır. Bu bağlamda araştırmada üstün yetenekli bir 5. sınıf öğrencisinin teoremi oluştururken açığa çıkan matematiksel düşünme aşamalarına dair bilgi edinmek amaçlanmıştır.  Öğrencinin matematiksel düşünme gelişim aşamaları procept teorisi açısından incelenmiştir. Araştırma örnek olay çalışmasıdır. Üstün yetenekli tanısı genel zihinsel yetenek alanında konulan ve BİLSEM’ de eğitim alan Yiğit, araştırmanın katılımcısı olarak belirlenmiştir. Öğrencinin gerçek ismi gizlenmiştir. Yiğit ismi takma isim olarak kullanılmıştır. Yiğit, Türkiye’ nin batı bölgesinde yer alan bir ilin devlet okulunda 5. sınıfta öğrenim görmektedir.  Öğrenci ile klinik görüşme yapılmıştır. Bu görüşme 30 dakika sürmüştür. Öğrenciye Pisagor Teoremi’ ne yönelik sözel bir durum sunulmuştur. Bu sözel durum içerisinden teoremi elde etmeye yönelik düşünme süreci geliştirmesi beklenmiştir.  Yapılan görüşme sonucunda Yiğit, verilen sözel durum içerisinde yer alan yönergeleri takip ederek istenen şekli çizebilmiştir. Pisagor Teoremi’ nin dik üçgenin özellikleri ile elde edilen bir kavramsal yapı olduğunu anlamıştır. Teoremi sembolik olarak göstermeye yönelik düşünme süreci geliştirebilmiştir.  Genelleme yapabilmiştir.  Procept teorisine göre işlem ve kavramı birlikte düşünme boyutuna ulaşabilmiştir.
 


A Mathematics Teacher’s Views About The Nature Of Science: A Single Case Study


Gökhan Derin1, Emin Aydın1, Erol Süzük1
1Marmara Üniversitesi


Abstract No: 432 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In 21. century, within enormous technological development and accelerating rivalry, we have been living in a global world where almost all the states have aimed to empower their pupils as they would obtain sufficent skills in order to be able to keep up with harsh conditions properly. On account of that each countries have put some goals into syllabus, it is expected to provide human betterment as a result of such education policies. A number of study have been carried out regarding those goals and skills that make people well equipped (ACTE, NASDCTEc and Partnership for 21st Century Skills, 2010; Bybee, 2010a; Windschitl, 2009; Wagner, 2008). It is obvious that those skills like critical thinking and problem solving, data analysing, curiosity and creativity, are quite suitable for the nature of sciences. In this paper, it was aimed to examine deeply what an ordinary teacher who is responsible for bringing those skills, believes in, associated with nature of the sciences. In accordance with the subject, a case study which includes an interview with a maths teacher who is working at a private secondary school,  has been executed by using a semi-structured scale namely “views of nature of science (form C)” (VNOS-C) which was developed by Abd-El-Khalick. Because of the abstract and complex nature of belief, researchers have found that it is a useful method to draw the cognitive maps of teachers and pre-service teachers (Bermejo, Gonzalez, & Mellado, 2004; İrez, 2006; İrez, 2007; Coleman, 2014; Katmer-Bayrakli & Erisen, 2019). Conceptual maps present a holistic view of individuals' beliefs, values, ideology and relations between these elements (Bermejo et al., 2004; Dixon, 2014). Data has been analyzed by a concept map. Eventually, results have been illustrated that there are some misconceptions participant has, regarding nature of science.

Bir Matematik Öğretmeninin Bilimin Doğası Hakkındaki Görüşleri: Bir Tekil Vaka Çalışması


Gökhan Derin1, Emin Aydın1, Erol Süzük1
1Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 432 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Teknolojik gelişmelerin, ulusal ve uluslar arası rekabetin süratle arttığı 21. yüzyılda devletler öğrencilerini global dünyada rekabet edebilecek yeterliliğe sahip bir şekilde yetiştirmeyi kendilerine hedef tayin etmektedirler. Hızla gelişen dünyada her ülke kendi öğrencilerinin daha iyi ve daha donanımlı olması için kendi eğitim programlarına öğrencilere kazandırılmak üzere bir takım beceriler ve hedefler koymuşlardır Literatürde kendisine “21. yüzyıl becerileri” şeklinde yer bulan bu beceriler hakkında birçok çalışma yapılmıştır (the Association for Career and Technical Education (ACTE), the National Association of State Directors of Career Technical Education Consortium (NASDCTEc), and the Partnership for 21st Century Skills (P21), 2010; Bybee, 2010a; Windschitl, 2009; Wagner, 2008; Şahin ve diğ. 2014). Bu araştırmalarda ortaya konan eleştirel düşünme ve problem çözme, verilere ulaşabilme ve bunları analiz edebilme yetenekleri ve merak ve hayal gücü gibi becerilerin bilimin doğasına uygun beceriler olduğu açıkça görülmektedir. Bu çalışmanın amacı da bu beceri ve yetenekleri kazandıracak olan tipik bir öğretmenin bilimin doğası hakkındaki inancının derinlemesine incelemektir. Amaca uygun olarak durum çalışması yapılmasına karar verilmiş ve özel bir kolejin ortaokul kısmında matematik öğretmenliği yapan katılımcı ile görüşme yapılmıştır. Görüşme, yarı yapılandırılmış Abd-El-Khalick tarafından geliştirilen “Bilimin Doğası Hakkındaki Görüşler” (VNOS-C) anketi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.  İnancın soyut ve karmaşık doğası nedeniyle, araştırmacılar öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının bilişsel haritalarını çizmenin yararlı bir yöntem olduğunu bulmuşlardır (Bermejo, Gonzalez ve Mellado, 2004; İrez, 2006; İrez, 2007; Coleman, 2014; Katmer-Bayrakli ve Erisen, 2019). Kavramsal haritalar, bireylerin inançlarının, değerlerinin, ideolojisinin ve bu unsurlar arasındaki ilişkilerin bütünsel bir görüntüsünü sunar (Bermejo ve ark., 2004; Dixon, 2014). Bu çalışmada da matematik öğretmenin bilimin doğasına yönelik inançlarını ortaya koyabilmek için toplanan veriler kavram haritası aracılığıyla analiz edilmiştir. Sonuçlar katılımcının bilimin doğası ile ilgili bir takım kavram yanılgılarına sahip olduğunu ortaya koymuştur.


Elementary School Students’ Problem Solving Strategies In An After School Stem Club


Engin Karahan1, Ahmet Oğuz Akçay1, Neşe Kıvanç2, Berrin Erbaş2, Murat Karaca3
1Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
2Ticaret Borsası İlkokulu
3


Abstract No: 141 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to illustrate the evidence-based problem solving strategies that students use in designing STEM projects in an after-school STEM club. This study employed action research design which is a type of research where a teacher or teachers investigates teaching practices, learning outcomes, or administrative actions in a systematic way (Mills, 2003). Hence, an action plan was designed and implemented by the researchers and classroom teachers to introduce 3rd and 4th graders the STEM-focused learning processes. The participants of this study were 30 students (18 girls and 12 boys) from 3rd and 4th grades in public schools.
An afterschool program was designed by the researchers in order to bring the students in design skills. There were three STEM modules which focused on the following themes: (1) Force and Motion, (2) Environment and Sustainability, (3) Construction. The participants designed projects based on the tasks they were given.
The data collected for this study were observations, field notes, and student artifacts as well as whole class discussions.  The analysis of the data were done via descriptive analysis. The theoretical framework followed in the study was evidence based strategies for problem solving described by Woods (1994).
The findings indicated that the students in the design groups had experiences under the following steps: “engaging, defining-the-stated problem, exploring and creating internal idea of problem, planning a solution, implementing the solution, and lastly checking and looking back”.


Reconstructing Tenth-grad Students’ Conceptions On Work And Energy Through The Pdeode*e Tasks With Think-pair-share


Achmad Samsudin1, Nur Faadhilah Afif1, Muhamad Gina Nugraha1, Nuzulira Janeusse Fratiwi1, Antuni Wiyarsi2, Bayram Costu3
1Department of Physics Education, Universitas Pendidikan Indonesia, Bandung, Indonesia
2Department of Chemistry Education, Universitas Negeri Yogyakarta, Yogyakarta, Indonesia
3Department of Science Education, Yildiz Technical University, Istanbul, Turkey


Abstract No: 143 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study was to expand PDEODE*E Tasks with Think-Pair-Share model for reconstructing students’ conceptions on work and energy. The PDEODE*E Tasks with Think-Pair-Share model has already been implemented to students in this study all had not been taught the concept of work and energy. The efficiency of PDEODE*E Tasks with Think-Pair-Share was evaluated by administering an energy and momentum conceptual survey (EMCS) which is comprised of nine-four tier diagnostic test items to 36 students as pre- and post-tests. Furthermore, students’ thoughts were also elicited using work-sheets about seven PDEODE*E tasks. The test and work-sheets have ever been analyzed by using a qualitative approach/research with coding technique. The data analysis has mostly focused on work and energy concepts with its secondary concepts such as work, energy, conservation of energy The findings suggested that PDEODE*E tasks with Think-Pair-Share model improved students’ conceptual understanding and reconstructing most of their misconceptions in spite of a little misconceptions motionless occurred.


Designing An After School Stem Program For Elementary Students


Ahmet Oğuz Akçay1, Engin Karahan1, Berrin Erbaş2, Neşe Kıvanç2, Murat Karaca3
1Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
2Ticaret Borsası İlkokulu
3


Abstract No: 145 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study aims to present the structure of an after-school STEM program designed to bring elementary school students in attitudes, knowledge, and skills related to STEM. Hence, the presentation provide the audience the portrait of the implementation of the program, as well as the experiences and views of the program implementers who are the researchers and teachers working collaboratively.
 The participants of this program were thirteen 3rd graders and seventeen 4th graders from different classrooms. Students were selected to the program on the basis of their motivation and interests in design work. The afterschool program was designed by the researchers and teachers in order to bring the students in necessary knowledge and skills about STEM fields. Because of the limitations of the mandatory curriculum that classroom teachers follow, the school administration decided to organize this after-school program that focuses on STEM-based learning processes.
The program involves four-week long thematic design activities based on real world issues. Each activity that took place in the program started with an ice-breaker. In the first week, after having discussions in the groups, students decide the materials they need and draw their prototypes which provides an envisagement. During the following two weeks, students worked work with real materials in order to complete their design. The first part of the last week focused on testing whether their design work flawlessly or not. Last, they presented their design projects to the target audience which involves other students, teachers, parents, and community members.


Civil Engineering Students‘ Conceptual Understanding On Centrifugal Force Implementation Through Geometrical Design Of Inter-city Road In Indonesia


Juang Akbardin1, Achmad Samsudin2
1Deprtment of Civil engineering Education, Universitas Pendidikan Indonesia
2Department of Physics Education, Universitas Pendidikan Indonesia, Bandung, Indonesia


Abstract No: 153 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The development of inter-city road infrastructure development in Indonesia has already increased sharply along with economic growth and regional development. The geometrical design of the road has already been designed by the standard provisions and needs of the functions of the road services built. The application of physics concept in designing geometrical platform as a function in applying theoretical physics to the standardized-geometrical design. A centrifugal force in the physics concept is a basic principle in designing geometric horizontal alignments of the road. Conceptual understanding of engineering students in term of designing geometrical design perspective, has been based on the implementation of centrifugal force in the case of work on vehicles ride in the road bends. The implementation has ever been based on variables which were determined by understanding to apply logic of thinking constructively. The variables are determining the students‘ conceptual understanding on the parameters of the centrifugal force equation which is working on the bend. The analytical method which is regarded on the categories of parameter functions used, is the approach of implementing centrifugal force. Civil engineering students‘ conceptual understanding on geometrical designs through the implementation of centrifugal forces are able to increase the ability of analyzing process on the functions of comfort and driving safety. These procedures are collocating with reducing the effect of greater centrifugal force. Moreover, the application is also able to reduce accident-prone areas due to the influence of magnitude-centrifugal forces on the geometrical design of the road.


The Impacts Of Globalization On Education And Corporate Culture


Hamlet Isaxanli1
1Khazar University


Abstract No: 425 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Contemporary education, especially, the development of higher education is tightly bound with globalization. The impact of globalization on higher education is very wide and complex, particularly in post-communist countries.
Globalization is internationalization of competition, getting across the national borders. Globalization is acting in the world market and it is beyond the power of the states. Globalization is turning the science, technology, information and higher education to be world network. Networking have become the driving force of modern globalization. English became a tool and sign of globalization. Worldwide spread of private universities is also appearance of globalization.
Globalization confronts the academic culture with the market or corporate culture. In contemporary times, the university is required to incorporate entrepreneurial elements into academic culture, and pursue a company-type financial policy.
In post-communist countries the society and individuals delight with freedom, but felt dismay because of inequality. The way to weaken and reduce inequality, first of all, is possible through education; education creates relatively equal opportunities! This is the great value of education!

the Impacts of Globalization On Education and Corporate Culture


Hamlet Isaxanli1
1Khazar University


Bildiri No: 425 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Contemporary education, especially, the development of higher education is tightly bound with globalization. The impact of globalization on higher education is very wide and complex, particularly in post-communist countries.
Globalization is internationalization of competition, getting across the national borders. Globalization is acting in the world market and it is beyond the power of the states. Globalization is turning the science, technology, information and higher education to be world network. Networking have become the driving force of modern globalization. English became a tool and sign of globalization. Worldwide spread of private universities is also appearance of globalization.
Globalization confronts the academic culture with the market or corporate culture. In contemporary times, the university is required to incorporate entrepreneurial elements into academic culture, and pursue a company-type financial policy.
In post-communist countries the society and individuals delight with freedom, but felt dismay because of inequality. The way to weaken and reduce inequality, first of all, is possible through education; education creates relatively equal opportunities! This is the great value of education!


Lego Mindstrom Projelerinin Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Teknolojik Pedagojik Alan Bilgilerine (tpab) Etkisi


Berkan AVCI1, Fatma ŞAHİN2
1FMV Işık Okulları
2Marmara Üniversitesi


Abstract No: 221 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Teknolojik pedagojik alan bilgisi (TPAB), üç farklı beceri olan pedagoji, teknoloji ve alanı birbirlerinden bağımsız düşünme yerine birlikte ele almaktadır. TPAB, öğretilecek konu alanının pedagojik yaklaşımlarla etkin bir biçimde bir ortamda teknolojinin kullanılmasını içermektedir. Öğretmenlerin kendi alanları ile ilgili kullanması gerektikleri teknolojilere dair kullanım bilgi, beceri ve donanımlara sahip olması ve ayrıca kullanım sırasında çıkabilecek küçük çaplı teknik arızları da çözmede becerili olmaları önem arz etmektedir. TPAB günümüzde bilgisayar ve akıllı tahtalar yanında robotik projeler, yazılım ve STEM projeleri ile gelişmiştir. Afari ve Khine (2017), eğitimsel robotik öğrenme konusundaki uygulamalı elle öğrenme yoluyla öğrencilerin deneyimlerini geliştiren bir öğrenme aracı olarak tanımlamaktadır. Aynı zamanda öğrenciler teknoloji entagrasyonu ile hands-on çalışmalar yaparak eğlenceli ve heyecan verici bir öğrenme ortamı sağlar. Bu bağlamda bu araştırmanın amacını Lego Mindstrom Robotik Projelerinin Öğretmen Adaylarının Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisine etkisini incelemek oluşturmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu 2016-2017 eğitim-öğretim yılında bir devlet üniversitesinin Fen Bilgisi öğretmenliği 3. Sınıf 20 öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmada tek gruplu ön test son test uygulanan deneysel desen kullanılmıştır. Veriler Schmidt ve ark.(2009) tarafından geliştirilip, Öztürk, Horzum (2011) tarafından Türkçeye adapte edilen Teknolojik pedagojik alan bilgisi ölçeği ile elde edilmiştir.  Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının TPAB testinin teknoloji alt boyutu için (z=2.49, p<.05); alan bilgisi alt boyutu için (z=0.24, p>.05); pedagoji alt boyutu için (z=2.71, p<.05); pedagojik alan bilgisi alt boyutu için (z=0.74, p>.05); teknolojik alan bilgisi alt boyutu için (z=2.22, p<.05); teknolojik pedagojik alt boyutu için (z=3.07, p<.05); teknolojik pedagojik alan bilgisi alt boyutu için (z=2.03, p<.05) sonuçları ortaya çıkmıştır.
 

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Lego Mindstrom Projeler Hakkındaki Görüşlerinin İncelenmesi


Berkan AVCI1, Fatma ŞAHİN2
1FMV Işık Okulları
2Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 221 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Eğitimde robotik projeler  son yıllarda giderek artan bir ilgi çekmektedir. Benitti (2012), son birkaç yılda robotik alanındaki popüler ilginin şaşırtıcı bir şekilde arttığı, Mataric (2014), robotiklerin "K-12'den lisansüstü okula kadar her düzeyde mühendislik ve fen eğitiminin doğasını önemli ölçüde etkileme potansiyeline" sahip olduğunu belirtmişlerdir. Eguchi (2010)'ye göre eğitim robotları, çekici bir öğrenme ortamında, öğrencilerin ilgisini ve merakını besleyen, kendiliğinden ve eğlenceli aktiviteler sunabilen benzersiz bir öğrenme aracı olarak ortaya çıkmıştır. Eğitimsel Robotik'in, anaokulundan üniversiteye kadar her düzeyde bilim ve teknoloji eğitiminin doğasını önemli ölçüde etkileme potansiyeline sahiptir(Friedman 2005). Robotik projeler STEM eğitimi ile entegre edilmiştir  (Sergeyev, Alaraje, Kuhl, Meyer, Kinney ve Highum, 2015). Eguchi (2014) tarafından belirtildiği gibi, eğitim robotiği, STEM, kodlama, bilgisayar, yaratıcı düşünme ve mühendislik becerilerinin hepsinin tek bir projede yer aldığı proje tabanlı öğrenme için etkili bir araçtır. Bu bağlamda çalışmanın amacını; öğretmen adaylarının Lego Mindstrom robotik projeleri hakkında görüşlerini tespit etmek oluşturmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu 2016-2017 eğitim-öğretim yılında bir devlet üniversitesinin Fen Bilgisi öğretmenliği 3. Sınıf 20 öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırma da veriler nitel olarak öğretmen görüşme formu kullanılarak toplanmıştır.. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir.  Yarı yapılandırılmış görüşme formu 7 sorudan oluşmaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu öğretmen adaylarının Lego Mindstrom setleri ile gerçekleştirdikleri uygulama sonrasında detaylı görüşlerini almak ve nicel verileri desteklemek amacı ile kullanılmıştır. Öğretmen adayları tarafından doldurulan yapılandırılmış görüşme formu içerik analizi ile incelenmiştir. Öğretmen adayları ile gerçekleştirilen uygulama 10 hafta sürmüştür. Uygulama sürecinde öğretmen adayları Lego EV3 Education materyallerini öğrenmiş, yazılımını öğrenerek kullanmışlardır. Öğretmen adayları yazılımı öğrendikten sonra farklı sınıf düzeylerine uygun fen problemleri sunulmuş ve problemlere Lego EV3 Education setleri ile çözüm üretmişlerdir. Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının Lego Ev3 Education setlerini: yaratıcı (%25.6), işlevsel (%18.7), eğitimde uygulanabilir (%20.9), gelişimsel (%20.9), bilgiyi uygulayabilir (%13.9) olarak tanımlamıştır.


Comparison Of Prospective Chemistry Teachers' Performances On Theoretical And Practice Items


Gökhan DEMİRCİOĞLU1, Sevgi Nur YILMAZ1
1TRABZON ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 333 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the twenty-first century skills, individuals are expected to be able to use the theoretical knowledge they have learned in schools in related situations in daily life. In other words, they should be able to transfer their theoretical knowledge into practice. The purpose of this study is to compare the theoretical knowledge levels of prospective chemistry teachers for some basic chemistry concepts and their ability to transfer their theoretical knowledge to daily life events related to these concepts. The study was carried out with 49 chemistry teacher candidates who studied at different class levels at the Faculty of Education of Trabzon University. The data were collected using a test with 24 items including 12 multiple-choice items and 12 open-ended items. Multiple choice items were used to determine the level of theoretical knowledge of participants and open-ended items were used to determine the level of transfer of the theoretical knowledge into practice. Basic chemistry concepts in the test were- neutralization, reduction-oxidation, dissolution-precipitation, combustion reaction, buffer, boiling, evaporation, metals, semi-noble metals and noble metals, Boyle-Mariotte Law and Charles Law. For each concept, a multiple choice item and an open-ended item has been put in the test. t test and ANOVA were used for statistical analysis. As a result of the study, it was determined that prospective chemistry teachers were more successful in theoretical questions. Hence, it is concluded that prospective chemistry teachers could not use their theoretical knowledge sufficiently in cases where they were found in daily life. While there were no significant differences between the classes in the theoretical questions, significant differences were found in the application questions. It is understood from this point that the students in the final year have significantly closed the difference between theory and practice compared to other classes.
 

Kimya Öğretmen Adaylarının Teorik Ve Uygulama Sorularındaki Performanslarının Karşılaştırılması


Gökhan DEMİRCİOĞLU1, Sevgi Nur YILMAZ1
1TRABZON ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 333 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Yirmi birinci yüzyıl becerileri gereği bireylerden okullarda öğrendikleri teorik bilgilerini, günlük hayatta ilişkili durumlarda işe koşabilmeleri beklenmektedir. Diğer bir ifade ile teorik bilgilerini uygulamaya aktarabilmelidirler. Bu çalışmanın amacı, kimya öğretmen adaylarının bazı temel kimya kavramlarına yönelik sahip oldukları teorik bilgi düzeyleri ile bu kavramlarla ilişkili günlük hayat olaylarına teorik bilgilerini aktarabilme düzeylerini karşılaştırmaktır. Araştırma Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesinde farklı sınıf düzeylerinde öğrenim gören 49 kimya öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Araştırmada veriler, 12 çoktan seçmeli soru ve 12 açık uçlu olmak üzere toplam 24 soruluk bir test kullanılarak toplanmıştır. Çoktan seçmeli sorular, katılımcılarım teorik bilgi düzeylerini belirlemek ve açık uçlu sorular teorik bilgileri uygulamaya aktarma düzeylerini belirlemek amacıyla kullanılmıştır. Testte ele alınan temel kimya kavramları, nötrleşme, indirgenme-yükseltgenme, çözünme-çökelme, yanma tepkimesi, tampon, kaynama, buharlaşma, metalleri, yarı soy metaller ve soy metaller Boyle-Mariotte Kanunu ve Charles kanunu, şeklinde sıralanmaktadır. Her kavrama yönelik testte, bir tane çoktan seçmeli soru ve bir açık uçlu soru yerleştirilmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde t testi ve ANOVA kullanılmıştır. Çalışma sonucunda öğretmen adaylarının teorik sorularda daha başarılı oldukları belirlenmiştir. Buradan hareketle, öğretmen adayları sahip oldukları teorik bilgileri, günlük hayatta karşılığını bulan durumlarda yeterli düzeyde kullanamadıkları sonucuna varılmıştır. Ayrıca teorik sorularda sınıflar arasında anlamlı farklılıklar oluşmazken uygulama sorularında anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Buradan son sınıf öğrencilerinin diğer sınıflarla karşılaştırıldığında teori ile uygulama arasındaki farkı önemli oranda kapattığı anlaşılmaktadır.


Integrating Toys As A Teaching Material Into Electiricity Subjects In Science Lessons


Ercan Tatli1
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi


Abstract No: 398 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The concept of electricity takes place in at least one unit of each class level of the Science Curriculum. Because the concept of electricity is abstract like many science concepts, there are some difficulties in the teaching of Electricity subject. In order to overcome these teaching difficulties, different experiments should be done and various materials should be used. Lack of teaching materials in schools and laboratory facilities make it difficult to teach the concept of electricity and related issues. Even though it is a part of everyday life, the difficulty encountered in teaching the concept of electricity, which is an abstract concept, is an obstacle for the students to learn the subject with fun and interest. The use of toys, which are easily accessible and economic, as a teaching material in the teaching of electricity concepts is seen as a solution to overcome the difficulties encountered in the teaching of the subject.  In this study, it is aimed to present suggestions for the use of 3 toys which are sold in the market and can be used as an effective teaching material when they are integrated into the science class. Makey Makey can be used as an effective teaching material in the teaching of electrical circuits, circuit componenets, conductivity and insulation. The electrical stick can be used in the teaching of electric charges and the effects of electric charges on each other. The Tesla Sphere can be used in the electrical conduction and electrification types. By integrating the toys into the science course as a teaching material in the teaching of electricity concepts, it is aimed to achieve the following achievements: Make topics more fun for students, concretizing abstract concepts to facilitate learning, make the lessons more effective with materials, increase students' motivation to learn.
 

Oyuncakların Öğretim Materyali Olarak Fen Bilimleri Dersi Elektrik Konularına Entegre Edilmesi


Ercan Tatli1
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi


Bildiri No: 398 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Elektrik konusu, Fen Bilimleri Dersi öğretim programının her sınıf düzeyinin en az bir ünitesinde yer almaktadır. 3.sınıfta “Elektrikli Araçlar”, 4.sınıfta “Basit Elektrik Devreleri”, 5.sınıfta “Elektrik Devre Elemanları”, 6.sınıfta “Elektriğin İletimi”, 7.sınıfta “Elektrik Devreleri”, 8.sınıfta “Elektrik Yükleri ve Elektrik Enerjisi” üniteleri doğrudan “elektrik” kavramını konu etmektedir. “elektrik” kavramının bir çok fen kavramı gibi soyut olması nedeniyle Elektrik konularının öğretiminde bir takım zorluklar yaşanmaktadır. Bu öğretim zorluklarının aşılması için farklı deneylerin yapılması ve çeşitli materyallerin kullanımı gerekmektedir. Okullardaki öğretim materyali eksikliği ve laboratuar imkanlarının kısıtlılığı elektrik kavramı ve bununla ilişkili konuların öğretimini zorlaştırmaktadır. Gündelik yaşamın bir parçası olmasına rağmen soyut bir niteliğe sahip olan “elektrik” kavramının öğretiminde yaşanan zorluklar, öğrencilerin konuyu eğlenerek ve ilgiyle öğrenmeleri önünde bir engel olarak oluşturmaktadır. Kolay ulaşılabilir ve nispeten ekonomik olan bazı oyuncakların elektrik konularının öğretiminde birer öğretim materyali olarak kullanımı, konunun öğretiminde karşılaşılan zorlukların aşılabilmesi için bir çözüm olarak görülmektedir. Bu çalışamada piyasada oyuncak olarak satılan ve eğitim ortamına entegre edildiğinde etkili birer öğretim materyali olarak kullanılabilecek 3 oyuncağın kullanımına yönelik öneriler sunulması amaçlanmaktadır. “Makey Makey” adlı oyuncak, elektrik devreleri, devre elemanları, iletkenlik ve yalıtkanlık konularının öğretiminde; “Elektrik Çubuğu” adlı oyuncak, elektrik yükleri ve elektrik yüklerinin birbirine etkileri konularının öğretiminde; “Tesla Küresi” adlı oyuncak, elektriğin iletimi ve elektriklenme çeşitleri konularının öğretiminde etkili birer öğretim materyali olarak kullanılabilirler. Oyuncakların elektrik konularının öğretiminde birer öğretim materyali olarak fen bilimleri dersine entegre edilmesi ile şu kazanımlara ulaşılması hedeflenmektedir: Konuların öğrenciler için daha eğlenceli olmasını sağlamak, soyut konuları somutlaştırılmasını sağlamak, materyallerle dersin daha etkili olmasını sağlamak, öğrencilerin öğrenmeye yönelik motivasyonlarını arttırmak, öğretmenlerin konuları daha etkin işlemelerine olanak sunmak.
 


The Effect Of Computer-based Animations On High School Students’ Undertanding Of The Gas Laws


Gökhan DEMİRCİOĞLU1, Sevgi Nur YILMAZ1
1TRABZON ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 482 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The concept of gas due to its abstract structure is a concept in which students have difficulty in understanding and often develop misconceptions. Different teaching methods and techniques are being developed in the literature for teaching such concepts. One of these techniques is animations. The aim of this study is to investigate the effects of computer-based animations on 11th grade students' understanding of gas laws. The study was carried out at an Anatolian high school in Trabzon. Quasi-experimental method was used in the study. One of the 11th grade classes in the high school was randomly assigned as the experiment (N = 22) and the other as the control group (N = 22). While experimental group students were taught using computer-based animations, the control group was taught with a traditional approach. The data were collected by using a test consisting of 15 multiple choice and 5 open-ended questions. The test was applied to both groups as pre-test and post-twice. The results from the test were compared with the t test. Statistically significant differences were found in favor of the experimental group for both parts of the test. This result showed that the experimental group students that is taught by animations are more successful than the control group students taught with traditional approach. It is suggested that animations should be used in teaching such abstract concepts.
 
 

Lise Öğrencilerinin Gaz Yasalarını Anlamaları Üzerine Bilgisayara Dayalı Animasyonların Etkisi


Gökhan DEMİRCİOĞLU1, Sevgi Nur YILMAZ1
1TRABZON ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 482 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Soyut yapısı nedeniyle gaz kavramı, öğrencilerin anlamakta zorluk çektikleri ve sıklıkla yanılgılar geliştirdikleri bir kavramdır. Literatürde bu tür kavramların öğretimine yönelik farklı öğretim yöntem ve teknikleri geliştirilmektedir. Bu tekniklerden biri de animasyondur. Bu çalışmanın amacı, bilgisayara dayalı animasyonların 11.sınıf öğrencilerinin gaz yasalarını anlamaları üzerine etkisini araştırmaktır. Çalışma, Trabzon ilindeki merkezi bir Anadolu lisesinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada yarı-deneysel yöntem kullanılmıştır.  Lisede bulunan 11. sınıflardan biri deney (N=22), diğeri ise kontrol grubu (N=22) olarak seçilmiştir.
Deney grubu öğrencileri bilgisayara dayalı animasyonlar kullanılarak öğretilirken kontrol grubu öğrencileri geleneksel yaklaşımla öğretilmiştir. Çalışmada veriler 15 çoktan seçmeli, 5 açık uçlu sorudan oluşan bir test kullanılarak toplanmıştır. Test, uygulama öncesi ön-test ve uygulama sonrası son-test olmak üzere her iki gruba iki kez uygulanmıştır. Testten elde edilen sonuçlar t testi ile karşılaştırılmıştır. Testin her iki bölümünden elde edilen veriler değerlendirildiğinde, deney grubu lehine anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Bu sonuç, animasyonlarla öğretilen deney grubu öğrencilerinin geleneksel yaklaşımla öğretilen kontrol grubu öğrencilerinden daha başarılı olduğunu göstermektedir. Soyut kavramların öğretiminde animasyonların kullanılması önerilmektedir.
 


Examining The Views Of Secondary School Science Teachers About Stem Education


Ömer Fırat Karadaş1, Ümit Demiral1
1Ahi Evran Üniversitesi


Abstract No: 256 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to reveal the views of science teachers on the STEM education and STEM-based education. A phenomenological model was used from the qualitative research methods in the research. Three science teachers working in two different secondary schools in Kırşehir participated in the study. The participants are all male teachers. Data were collected for two days using a semi-structured interview. The collected data were analyzed by content analysis.
In the study, the research question ‘What are the views of secondary school science teachers about STEM education?’ was sought. The result obtained from the study based on PSTs statements is that the PSTs do not have negative perception about STEM and STEM-based education. According to the results of this study, it was determined that the PSTs had positive perceptions about STEM-based education. It is thought that having positive perceptions about STEM and its applications in terms of future science education has of great importance. The positive attitude of science teachers towards the activities that will provide meaningful learning upon the students has also importance in terms of raising qualified individuals. Science teachers open to innovations are expected to educate their students as students are open to innovations, have scientific curiosity, are able to investigate and question.
 

Ortaokul Fen Bilgisi Öğretmenlerinin Fetemm Uygulamalarına Yönelik Görüşlerinin Incelenmesi


Ömer Fırat Karadaş1, Ümit Demiral1
1Ahi Evran Üniversitesi


Bildiri No: 256 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Özet
Bu çalışmanın amacı fen bilimleri öğretmenlerinin FeTeMM ve FeTeMM temelli ders uygulamalarına yönelik görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomonolojik (olgu bilim) desen kullanılmıştır. Çalışmaya Kırşehir ilinde bulunan iki farklı ortaokulda görev yapan üç fen bilimleri öğretmeni katılmıştır. Katılımcıların hepsi erkek öğretmenlerdir. Araştırmada veriler, yarı yapılandırılmış görüşme kullanılarak iki gün boyunca toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analiziyle analiz edilmiştir. Çalışmada “ortaokul fen bilgisi öğretmenlerinin FeTeMM uygulamalarına yönelik görüşleri nasıldır?” şeklindeki araştırma sorusuna cevap aranmıştır. Katılımcı ifadelerine dayanarak oluşturulan çalışma verilerinden elde edilen sonuçlardan biri FeTeMM ve FeTeMM temelli ders etkinlikleri ile ilgili olarak katılımcıların olumsuz algıya sahip olmadığıdır. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, katılımcıların FeTeMM uygulamaları ile ilgili olumlu düşünceye sahip oldukları tespit edilmiştir. FeTeMM’e ve uygulamalarına karşı olumlu düşüncelere sahip olmaları gelecekteki fen eğitimi açısından oldukça önemlidir. Öğrencilerde anlamlı öğrenmeyi sağlayacak etkinliklere karşı fen bilimleri öğretmenlerinin olumlu tavır takınmaları kaliteli birey yetiştirme açısından da oldukça önem arz etmektedir. Yeniliklere açık olan fen bilimleri öğretmenlerinin öğrencilerini yeniliklere açık, bilimsel merakı olan, araştırabilen ve sorgulayabilen öğrenciler olarak yetiştirmesi beklenmektedir.
 


My Water Rocket


Beyza Kılıçoğulları1
1Teknoloji Fen Okulları


Abstract No: 267 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Water rocket is a kind of model rocket used as the reaction mass. Water rocket system consists of launch pad and rocket. The objectives of the study; Mek To transform the learned to gain and associate with real life, AcılıkWaking up interest in aviation and aviation industry, ´To develop critical skills, TeorikTo provide theoretical knowledge about the subject, - Providing creative ideas by observing nature, ZelIn particular, to increase awareness of recycling materials, .STEM training is to increase parental sharing by spreading from private to general and to make a multi-faceted contribution to student development.
In the content of the study; IrStudents will work on the design, construction and decoration of water rocket after learning new information about pressure, gravity, effect-reaction, weight, expansion and aerodynamics. - As a result of the work, the rockets will be exhibited and their shots will be realized.
What can be done?
SüreceHigh Pressure: As long as the rocket pressure chamber remains within security; pressure The elevation can have a significant impact on the height. To keep the pressure high, the weight of the rocket should not be increased. IrWeight: Each rocket has the optimum weight. Rockets made from pet bottle are sometimes optimal The weight can be below and add some weight to the rocket can increase the range. Production Because of their techniques, larger rockets generally remain above the optimum weight and it should be built as light as possible for it. IrDesign: The rocket body must be leveled to reduce drag. Redundant airflow Rocket body is as smooth as possible, avoiding bulges and sharp transitions It should be maintained.

Benim Su Roketim


Beyza Kılıçoğulları1
1Teknoloji Fen Okulları


Bildiri No: 267 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Su roketi,tepki kütlesi olarak su kullanılan bir model roket türüdür.Su roketi sistemi fırlatma rampası ve roketten oluşur.
Çalışmanın amaçları;
´Öğrenilenleri kazanıma dönüştürmek ve gerçek hayatla ilişkilendirmek,
´Havacılık ve havacılık sektörüne merak uyandırmak,
´Kinestetik becerileri geliştirmek,
´Konuyla ilgili teorik bilgiler edindirmek,
´Doğayı gözlemlemelerini sağlayarak yaratıcı fikirler ortaya koymalarını sağlamak,
´Özellikle geri dönüşüm malzemelerini değerlendirmeye yönelik bilinci arttırmak,
´STEM eğitimini özelden genele yayarak veli paylaşımını arttırmak ve öğrenci gelişimine çok yönlü katkı sağlamaktır. 
Çalışmanın içeriğinde;
´Öğrenciler basınç, yer çekimi, etki-tepki, ağırlık, genleşme, aerodinamik bilgisi hakkında yeni bilgiler öğrendikten sonra su roketinin tasarım, yapım ve süslemesi üzerine çalışacaklardır.
´Çalışmanın sonucunda yapılan roketler sergilenerek atışları gerçekleştirilecektir.

Neler yapılabilir?
´Yüksek Basınç: Roket basınç bölmesi güvenlik dâhilinde kaldığı sürece; basıncın
yükseltilmesi, yükseklik için önemli bir etkiye sahip olabilir. Basıncı yüksek tutmak için roketin ağırlığı fazla arttırılmamalıdır.
 
´Ağırlık: Her roketin optimum ağırlığı vardır. Pet şişeden yapılan roketler bazen optimum
ağırlığın altında olabilir ve rokete biraz ağırlık eklemek menzili artırabilir. Yapım
tekniklerinden dolayı, daha büyük roketler genellikle optimum ağırlığın üstünde kalır ve
bunun için mümkün olduğunca hafif inşa edilmesi gerekir.
 
´Tasarım: Sürüklemeyi azaltmak için roket gövdesi düzleştirilmelidir. Hava akımına gereksiz
çıkıntılardan ve keskin geçişlerden kaçınarak, roket gövdesi olabildiğince pürüzsüz
tutulmalıdır.
 
 


Stem (science, Technology, Engineering, And Math) Education Implementation Guide For Preschool Teacher Candidates


GANİME AYDIN1, MEHPARE SAKA2
1İSTANBUL GEDİK ÜNİVERSİTESİ
2TRAKYA üNİVERSİTESİ


Abstract No: 279 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In recent years, STEM (Science, Technology, Engineering, and Math) education and the implementation of this education system have been based on research and exploration principles which provoke students to research, explore, gain creativity, design projects, improve communication skills, arouse curiosity solving current problems in daily life, offer solutions with collaboration, and the most fundamental principle is to make students think critically. Within the context of this education model, there have been great deals of STEM education practices in our country. Thereby, this study aims to understand and examine the preschool teacher candidates’ informative and practical needs, and carry out STEM education successfully in order to achieve the academic goals among students. The qualitative study has been carried out by multiple data and case study method.  The research study consists of 71 preschool teacher candidates in their 3rd year of a private foundation university. The preschool teacher candidates are made up of 69 women and 2 men. The implementation of the study was executed for 14 weeks and 4 hours per each week under the course named ‘’ Preschool Science Education’’. Survey reports for each lesson made by researchers, analyses of the documents that are the students’ answers to the question of ‘’What I have learnt today?’’ per each lesson, a concept text that aims to examine the education of science terms, lesson and activity plans prepared by teacher candidates, and videos of their implementations for 5 and 6 years old students have been used as data source throughout the study. Each of the data source has been analyzed to answer the problematique in the form of themes and categories with cross-coding analysis.
 

Okul Öncesi̇ Öğretmen Adaylarinin Stem (Fen, Teknoloji̇, Mühendi̇sli̇k Ve Matemati̇k) Uygulamalarinda İhti̇yaç Duyduklari Bi̇lgi̇ Ve Beceri̇ler


GANİME AYDIN1, MEHPARE SAKA2
1İSTANBUL GEDİK ÜNİVERSİTESİ
2TRAKYA üNİVERSİTESİ


Bildiri No: 279 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Son yıllarda STEM (Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) eğitimi ile (STEM)  alanlarının bütünleşik olarak araştırma sorgulamaya dayalı öğrenme temelinde öğrencilerin güncel hayattan bir problemi çözmek için merak etmesi, araştırması, sorgulaması, yaratıcı olması, tasarım yapması, iletişim kurması, işbirliği içinde probleme çözüm getiren bir ürün elde etmesi ve en önemlisi eleştirel düşünebilme becerileri kazandırılması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda ülkemizde de yenilen öğretim programlarında STEM eğitimleri yer almaktadır. Ancak daha öncede yapılan birçok yeniliğin sonucunu gerek ülke genelinde alınan üniversite sınav son sonuçlarında, gerekse uluslararası sınav sonuçlarında istenilen başarı elde edilememiştir. Dolayısıyla bu çalışmanın amacı da, ülkemizde güncelliği her geçen gün artan STEM uygulamalarını öğrencilerle yapabilmek okulöncesi öğretmen adaylarının hangi bilgi ve becerilere ihtiyaç duyduğunu ve uygulamalar sürecinde neleri deneyimlediklerini tespit etmektir. Çalışma, nitel bir araştırma olup çoklu verilerin kullanıldığı durum çalışması yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, özel bir vakıf üniversitenin 3. sınıf okul öncesi öğretmenliği bölümüne devam eden 71 öğretmen adayından oluşmaktadır. Öğretmen adaylarının 69 tanesi kadın, 2 tanesi erkektir. Araştırmanın uygulaması “ Okul Öncesi Fen Eğitimi” dersinde araştırmacılar tarafından 14 hafta boyunca ve haftada 4 saat olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri kaynağı olarak, araştırmacının her ders sonunda aldığı gözlem notları, öğrencilerden her ders sonunda “Bugün ne öğrendim?” sorusuna verilen yanıtları içeren doküman analizi, uygulamalar sonunda yapılan uygulamalardaki fen kavramlarının öğrenilip öğrenilmediğini ölçen açık uçlu sorulardan oluşan kavram testi, 5-6 yaş grubu öğrenciler için hazırladıkları ve uyguladıkları STEM ders ve etkinlik planları ve ödev uygulamaları sırasındaki videolar kullanılmıştır. Tüm veriler, problemlerine yanıt alacak şekilde kategoriler ve temalar oluşturularak çapraz kodlama ile analiz edilmektedir. 
 


Teachers' Attitudes Towards Stem Education: Example Of Kdz. Eregli


Berru SAĞIR1, Adnan AKYÜZ2, Gürol KESERCİ2
1Kdz.Ereğli Merih Şuğle Ortaokulu
2Kdz.Ereğli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi


Abstract No: 290 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine whether teachers' attitudes towards STEM (Science, Technology, Engineering, Mathematics) education differ according to age, department, seniority and gender. This research was conducted in a cross-sectional survey model using a quantitative data tool for the direct learning of teachers' STEM education attitudes. The research was carried out with the participation of teachers from the Ministry of National Education in Kdz.Ereğli district of Zonguldak province in the second term of 2018-2019 academic year. 326 teachers were enrolled in the study, but 7 of them were not included in the analysis because they stated that they work outside Kdz.Ereğli and 319 teachers were included in the study. Of the participants, 127 were male and 192 were female. In order to measure teachers' attitudes towards STEM education, the measurement tool which was adapted by  (Integration of Mathematics, Science, and Techonology Education “, Deep, Aydın and Kırkıç (2017) developed by Berlin and White (2010) is used. As a result of the research, it was found that the attitudes of teachers towards STEM education did not show a significant difference according to gender, type of school served, place and seniority of school. According to teachers' department, pre-school teachers have higher attitudes towards STEM education compared to teachers working in all other departments.

Öğretmenlerin Stem Eğitimine Karşı Tutumları : Kdz. Ereğli Örneği


Berru SAĞIR1, Adnan AKYÜZ2, Gürol KESERCİ2
1Kdz.Ereğli Merih Şuğle Ortaokulu
2Kdz.Ereğli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi


Bildiri No: 290 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) eğitimine karşı tutumlarının yaş, branş, kıdem ve cinsiyetlerine göre farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. Yapılan bu araştırma, öğretmenlerin STEM eğitimi tutumlarının doğrudan öğrenilmesine yönelik nicel bir veri aracının kullanıldığı kesitsel tarama modelinde yapılmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde Zonguldak ilinin Kdz.Ereğli ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 326 öğretmen katılmış ancak 7'si Kdz.Ereğli ilçesi dışında çalıştıklarını belirttikleri için yanıtları analizlere dahil edilmemiş olup toplamda 319 öğretmenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların 127 si erkek, 192 si ise kadındır. Öğretmenlerin STEM eğitimine yönelik tutumlarını ölçmek üzere Berlin ve White (2010) tarafından geliştirilen “Integration of Mathematics, Science, and Techonology Education”, Derin, Aydın ve Kırkıç (2017) tarafından Türkçeye uyarlanan ölçme aracı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin STEM eğitimine karşı tutumlarının cinsiyet, görev yapılan okul türü, görev yapılan okulun bulunduğu yer ve kıdemlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği ortaya çıkmış, öğretmenin branşına göre ise okul öncesi öğretmenlerin diğer tüm branşlarda görev yapan öğretmenlere göre STEM eğitimine karşı tutumlarının daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır.


Preservice Science Teachers' Concept Networks Related To Science Concepts In Ergastic Substances


Fulya ZORLU1, Yusuf ZORLU2
1Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi
2Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Abstract No: 41 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it is aimed to examine of the science preservice teachers&#39; concept networks related to science concepts in ergastic substances. The phenomenology method was used in the research. 38 science preservice teachers studying the second year of primary science teacher department of a public university education faculty and taking General Biology Laboratory-1 course participated to the study. Within the scope of the study, three-week (6 hours) applications were carried out with the science preservice teachers. In the first week, the preservice science teachers were informed about the concept network and its features and their samples were examined. In addition, closed-ended experiments with the preservice science teachers for ergastic substances were determined. The closed-ended experiments, which were determined in the next two weeks, were experimentation in the laboratory environment by the preservice science teachers. At the end of the third week, the preservice science teachers were asked to prepare concept networks related to science concepts related to ergastic substances. In this context, 36 concept networks were prepared by the preservice science teachers. The concept networks were prepared with content analysis method by two lecturers. The groups and concepts in concept networks used by the preservice science teachers; themes, sub-themes and codes have been analyzed. As a result of the analysis, it was determined that the preservice science teachers made 34 different groupings in concept networks. The total frequency of the groupings was 167. The groupings were grouped under six themes as “Properties of Ergastic Substances”, “Places Finding of Ergastic Substances”, “Plants with Ergastic Substances in Their Structure”, “Investigation of Ergastic Substances”, “Types of Ergastic Substances” and “Other Organic and Inorganic Substances”. It is seen that the groups were mostly in the “Types of Ergastic Substances” theme and the least in the “Investigation of Ergastic Substances” theme. It was determined that the preservice science teachers used 189 different science concepts in concept networks. The total frequency of the concepts was determined as 1016. The concepts are grouped under six themes with appropriate coding. It is seen that the first four of the most frequency codes are “Simple/Semi-Compound/Compound Starch Grains”, “Synthetic/Eccentric Starch Grains”, “Oils/Streoit/Phospholipid/Ester Ties/Glycerol” and “Hilum/Navel/Crack Hilum” respectively. It was determined that the codes were mostly in the “Types of Ergastic Substances” theme and the least in the “Investigation of Ergastic Substances” theme. According to the results obtained, it is seen that most of the science concepts related to ergastic substances in the concept networks of the preservice science teachers.

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Ergastik Maddeler Konusunda Geçen Fen Kavramları Ile İlgili Kavram Ağları


Fulya ZORLU1, Yusuf ZORLU2
1Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi
2Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 41 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada, fen bilgisi öğretmen adaylarının ergastik maddeler konusunda geçen fen kavramları ile ilgili kavram ağlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada olgubilim yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesinin fen bilgisi öğretmenliği bölümünün ikinci sınıfında öğrenim gören ve Genel Biyoloji Laboratuvarı-1 dersini alan 38 fen bilgisi öğretmen adayı katılmıştır. Çalışma kapsamında fen bilgisi öğretmen adaylarıyla üç hafta (6 saat) süren uygulamalar yapılmıştır. İlk hafta fen bilgisi öğretmen adaylarına kavram ağı ve özellikleri hakkında bilgiler verilerek örnekleri incelenmiştir. Ayrıca, ergastik maddeler konusuna yönelik fen bilgisi öğretmen adayları ile beraber kapalı uçlu deneyler belirlenmiştir. Sonraki iki hafta belirlenen kapalı uçlu deneyler öğretmen adayları tarafından laboratuvar ortamında yapılmıştır. Üçüncü haftanın sonunda fen bilgisi öğretmen adaylarından ergastik maddeler konusunda geçen fen kavramlarına yönelik olarak kavram ağları hazırlamaları istenmiştir. Bu doğrultuda fen bilgisi öğretmen adayları tarafından 36 kavram ağı hazırlanmıştır. Hazırlanan kavram ağları iki öğretim üyesi tarafından içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Fen bilgisi öğretmen adaylarının kavram ağlarında kullandıkları gruplandırma ve kavramlar; tema, alt tema ve kodlar oluşturularak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, fen bilgisi öğretmen adaylarının kavram ağlarında 34 farklı gruplandırma yaptıkları belirlenmiştir. Gruplandırmalara ait toplam frekans 167 olarak tespit edilmiştir. Yapılan gruplandırmalar “Ergastik Maddelerin Özellikleri”, “Ergastik Maddelerin Bulunduğu Yerler”, “Yapısında Ergastik Maddeleri Bulunduran Bitkiler”, “Ergastik Maddelerin İncelenmesi”, “Ergastik Maddelerin Çeşitleri” ve “Diğer Organik ve İnorganik Maddeler” olarak altı tema altında toplanmıştır. Grupların en çok “Ergastik Maddelerin Çeşitleri” temasında, en az ise “Ergastik Maddelerin İncelenmesi” temasında olduğu görülmektedir. Fen bilgisi öğretmen adaylarının kavram ağlarında 189 farklı fen kavramı kullandıkları tespit edilmiştir. Kavramlara ait toplam frekans 1016 olarak belirlenmiştir. Kavramlar uygun kodlama yapılarak altı tema altında gruplandırılmıştır. En çok frekansa sahip kodlardan ilk dördünün sırasıyla “Basit/Yarı Bileşik/Bileşik Nişasta Taneleri”, “Sentrik/Eksentrik Nişasta Taneleri”, “Yağlar/Streoit/Fosfolipit/Ester Bağları/Gliserol” ve “Hilum/Göbek/Çatlak Hilum” olduğu görülmektedir. Kodların en çok “Ergastik Maddelerin Çeşitleri” temasında, en az “Ergastik Maddelerin İncelenmesi” temasında olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, fen bilgisi öğretmen adaylarının kavram ağlarında ergastik maddeler konusuna ait fen kavramlarının çoğunun olduğu görülmektedir.


Investigation Of Macro-symbolic-micro Cycles Of Preservice Science Teachers In Monocotyledon-dicotyledon Plants Subject


Fulya ZORLU1, Yusuf ZORLU2
1Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi
2Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Abstract No: 106 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study was to investigate the macro-symbolic-micro cycles of preservice science teachers in the monocotyledon-dicotyledon plants subject. Case-study method was used in the study. 42 preservice science teachers who were taking the course of General Biology Laboratory participated in the study. Within the scope of the study, the preservice science teachers dissecting flower dissecting to examine monocotyledon-dicotyledon plants were given information about macro-symbolic-micro cycles. Then, the preservice science teachers were asked to prepare macro-symbolic-micro cycles for monocotyledon-dicotyledon plants. 42 macro-symbolic-micro cycles were prepared by the preservice science teachers. The data obtained the study were analyzed by content analysis method. As a result of the analysis, six themes which the “Macro World”, “Symbolic”, “Micro World”, “Transition Symbolic with Macro World”, “Transition Symbolic with Micro World” and “Transition Micro World with Macro World” and the codes of the themes were determined. In the macro world, it is seen that they wrote the parts of flower and stem. They gave more space to the stem, inorganic substances, leaf and organic substances in the micro world part. Since we cannot see the building blocks of inorganic and organic materials in the macro world, it can be said that they are included in the micro world. In the symbolic stage, they gave the most flower parts, stem parts, inorganic substances and leaf parts. In the transition from the macro world to the micro world, they mostly included the stem parts, leaf parts, inorganic substances, organelles and flower parts. In the symbolic with macro world transition stage, they showed symbols with a plant as a whole and the flower diagram. In the transition symbolic with micro world stage, they showed mostly parts of the stem, water representation and structure of stoma.
 

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Monokotil-Dikotil Bitkiler Konusunda Makro-Sembolik-Mikro Döngülerinin İncelenmesi


Fulya ZORLU1, Yusuf ZORLU2
1Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi
2Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 106 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmada fen bilgisi öğretmen adaylarının monokotil-dikotil bitkiler konusunda makro-sembolik-mikro döngülerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada durum araştırması yöntemi kullanılmıştır. Genel Biyoloji Laboratuvarı dersini almakta olan 42 fen bilgisi öğretmen adayı araştırmaya katılmıştır. Çalışma kapsamında, monokotil-dikotil bitkileri incelemek için çiçek diseksiyonu yapan fen bilgisi öğretmen adaylarına makro-sembolik-mikro döngüler hakkında bilgiler verilmiştir. Daha sonra fen bilgisi öğretmen adaylarından monokotil-dikotil bitkiler konusuna yönelik olarak makro-sembolik-mikro döngüler hazırlamaları istenmiştir. Fen bilgisi öğretmen adayları tarafından 42 tane makro-sembolik-mikro döngü hazırlanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda “Makro Dünya”, “Sembolik”, “Mikro Dünya”, “Makro Dünya ile Sembolik Geçişi”, “Mikro Dünya ile Sembolik Geçişi” ve “Makro Dünya ile Mikro Dünya Geçişi” olmak üzere altı tema ve temalara ait kodlar belirlenmiştir. Makro Dünya aşamasında fen bilgisi öğretmen adaylarının en çok çiçek ile gövde kısımlarını yazdıkları görülmektedir. Mikro dünya aşamasında gövde, inorganik maddeler, yaprak ve organik maddelere daha çok yer vermişlerdir. İnorganik ve organik maddelerin yapı taşlarını gözle göremediğimiz için hazırlanan döngülerde mikro dünya aşamasında yer aldıkları söylenebilir. Fen bilgisi öğretmen adayları sembolik aşamasında en çok çiçek kısımları, gövde kısımları, inorganik maddeler ve yaprak kısımlarına semboller vermişlerdir. Makro dünyadan mikro dünyaya geçişte fen bilgisi öğretmen adayları en çok gövde kısımlarına, yaprak kısımlarına, inorganik maddelere, organellere ve çiçek kısımlarına yer vermişlerdir. Fen bilgisi öğretmen adayları makro dünya ile sembolik geçiş aşamasında en çok bir bitkiyi bütün olarak ve çiçek diyagramını semboller ile göstermişlerdir. Mikro dünya ile sembolik geçiş kısmında fen bilgisi öğretmen adayları en çok gövde kısımları, suyun gösterimi ve stoma yapısını göstermişlerdir.
 


Middle School Students’ Perceptions Of Pogil As A Collaborative Inquiry Strategy


Müge Özkanbaş1, Özgecan Taştan Kırık2
1İmadettin Levent Ortaokulu
2Çukurova Üniversitesi


Abstract No: 157 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Scientific knowledge is a product of inquiry. Therefore, students should be encouraged to find inquiry-based solutions for authentic problems while learning science. In this process, ensuring cooperation between students makes inquiry-based learning more effective. The aim of this study is to examine the views of students about Process Oriented Guided Inquiry Learning (POGIL), a strategy of collaborative inquiry, to teach particulate nature of matter at 6th grade. During the instruction, the students worked with their teammates on the worksheets designed by considering learning cycle. At the end of the instruction, Group Assessment of Logical Thinking was administered to determine the formal reasoning level of the students. They were categorized as low, middle and high scorers based on their scores and three students were selected from each category to be interviewed.  The data were analyzed using content analysis. The themes and codes were determined by taking the questions and answers into account. Determined themes were “main characteristics of POGIL”, “features promoting learning”, “features to be changed”, “features to be kept”, “difficulties in practice”, “instructor of POGIL” and “academic and social benefits”. According to the results, the students regarded “doing experiments” and “exploring” as main characteristics of POGIL. POGIL features contributing to their learning most were indicated as group work/collaboration, doing on their own, making inferences and activity worksheets. The students stated that they faced difficulties such insufficient contribution of group members and difficulty in reaching proper conclusions. In addition, the answers given in general indicate that the students understood the role of the teacher as facilitator and mediator. The improving friendship, promoting learning and having fun were explained as academic and social benefits of POGIL. In conclusion, the students evaluated POGIL positively, and were aware of the main characteristics and the benefits of POGIL as a collaborative inquiry approach.

Ortaokul Öğrencilerinin Bir İşbirlikli Sorgulama Stratejisi Olan Sorsö’ye İlişkin Görüşleri


Müge Özkanbaş1, Özgecan Taştan Kırık2
1İmadettin Levent Ortaokulu
2Çukurova Üniversitesi


Bildiri No: 157 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bilimsel bilgi sorgulamanın bir ürünüdür. Bu yüzden öğrencilerin bilim öğrenirken gerçek problemlere sorgulamaya dayalı çözümler bulması teşvik edilmelidir. Bu süreçte öğrenciler arasında işbirliğinin sağlanması sorgulamaya dayalı öğrenmeyi daha etkili hale getirmektedir. Bu araştırmanın amacı 6. sınıf Fen Bilimleri dersi "Maddenin Tanecikli Yapısı" ünitesini öğretiminde, bir işbirlikli sorgulama stratejisi olan Süreç Odaklı Rehberli Sorgulamayla Öğrenme (SORSÖ) hakkında öğrenci görüşlerini incelemektir. Süreçte öğrenciler, takım arkadaşlarıyla öğrenme halkasını temel alarak hazırlanmış çalışma yaprakları üzerinde çalışmışlardır. Öğretimin sonunda öğrencilerin formal akıl yürütme düzeylerini belirlemek amacıyla Mantıksal Düşünme Grup Testi uygulanmış ve alınan puanlara göre öğrenciler alt, orta ve üst grup olarak sınıflandırılmıştır. Bu sınıflamaya göre her gruptan dörder öğrenci olmak üzere toplam 12 öğrenci görüşme yapılmak üzere belirlenmiştir. Görüşme verileri içerik analizi ile çözümlenmiştir. Sorular ve öğrenci cevapları göz önüne alınarak temalar ve kodlar belirlenmiştir. Belirlenen temalar; “SORSÖ’nün temel özellikleri”, “öğrenmeye katkı sağlayan özellikler”, “değiştirilmesi istenen özellikler”, “uygulamaya devam edilmesi istenen özellikler”, “karşılaşılan zorluklar”, “öğretmenin rolü” ve “başarı ve sosyal açıdan kazandırdıkları” dır. Sonuçlara göre katılımcıların çoğu tarafından SORSÖ’ nün temel özellikleri arasında en fazla deney yapma ve keşfetme belirtilmiştir. Öğrenmelerine en çok katkı sağlayan SORSÖ özellikleri grup çalışması/işbirliği, kendi kendine yapma, çıkarımda bulunma ve çalışma kağıtları olarak belirtilmiştir.  Değiştirilmek istenen özellikler ise grupların cinsiyet ve başarıya göre karma oluşu, grup değerlendirmesi ve büyük sınıf tartışması olarak gösterilmiştir. Uygulamaya devam edilmesi istenen özellikler arasında kendi kendine öğrenme/yapma, video ve simülasyonlar, çalışma yaprakları ve grup çalışması belirtilmiştir. Öğrenciler süreçte grup arkadaşlarının yetersiz katılımı ve doğru sonuçlara ulaşamama gibi zorluklarla karşılaştıklarını söylemiştir. Ayrıca genel olarak verilen cevaplar öğretmenin kolaylaştırıcı ve ortam sağlayıcı rolünü anladıklarını göstermektedir. SORSÖ’nün arkadaşlık ilişkilerini geliştirmesi, öğrenmeyi arttırması ve eğlenceli olması ise başarı ve sosyal açıdan kazandırdıkları özelikler olarak açıklanmıştır. Sonuç olarak öğrencilerin SORSÖ ile ilgili olumlu değerlendirmelerinin ağır bastığı, işbirlikli sorgulamanın temel özelliklerinin ve sağladığı katkıların farkında oldukları söylenebilir.  
 


Learning Styles Of Science Teacher Candidates And Metacognitive Learning Strategies They Use


Gamze GÜÇLÜ1, Fikriye KIRBAĞ ZENGİN1
1Fırat Üniversitesi


Abstract No: 322 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to determine the metacognitive learning strategies used by science teacher candidates with their learning styles and to determine which metacognitive learning strategies they have.  The research group of the study consists of 186 science teacher candidates who are studying in the 1st, 2nd, 3rd and 4th grades of Elazığ Fırat University Faculty of Education in 2018-2019. The research was carried out using scanning method. Kolb Learning Styles Inventory developed by Kolb (1984) and adapted to Turkish by Gencel (2006) was used to determine the learning styles of science teacher candidates and in addition, Metacognitive Learning Strategies Determination Scale “developed by Gündoğan Çöğenli and Güven (2014) was used to determine the metacognitive learning strategies of the teachers. The data obtained from the study were subjected to ANOVA analysis. According to the results of the analysis, it was found that the majority of science teacher candidates had a distinctive learning style. Besides, it was seen that the learning styles of science teachers candidates did not differ significantly according to class level and gender. Cognitive learning strategies did not show a significant difference according to learning style and class level.
 

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Öğrenme Stilleri Ve Kullandıkları Bilişüstü (Metabiliş) Öğrenme Stratejileri


Gamze GÜÇLÜ1, Fikriye KIRBAĞ ZENGİN1
1Fırat Üniversitesi


Bildiri No: 322 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının sahip oldukları öğrenme stilleri ile kullandıkları bilişüstü öğrenme stratejilerini belirleyerek, hangi öğrenme stiline sahip fen bilgisi öğretmen adayının hangi bilişüstü öğrenme stratejilerini kullandıklarını ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 yılında Elazığ Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümü 1.sınıf, 2.sınıf, 3.sınıf ve 4.sınıflarında öğrenim görmekte olan toplam 186 fen bilgisi öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma, tarama yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada, fen bilgisi öğretmen adaylarının sahip oldukları öğrenme stillerini belirlemek amacı ile Kolb(1984) tarafından geliştirilen Gencel (2006) tarafından Türkçe’ye uyarlanan “Kolb Öğrenme Stilleri Envanteri” ayrıca öğretmen adaylarının bilişüstü öğrenme stratejilerini belirlemek için ise Gündoğan Çöğenli ve Güven (2014) tarafındangeliştirilen “Bilişüstü Öğrenme Stratejileri Belirleme Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma sonunda elde edilen veriler ANOVA analizine tabii tutulmuştur. Analiz sonuçlarına göre, fen bilgisi öğretmen adaylarının çoğunluğu ayırt edici öğrenme stiline sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Bunun yanında fen bilgisi öğretmen adaylarının öğrenme stilleri sınıf düzeyine göre ve cinsiyete göre anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Bilişüstü öğrenme stratejileri ise öğrenme stiline ve sınıf düzeyine göre anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna varılmıştır.
 


Application Of Brain Studies To Education: The Case Of Mathematics


ŞİRİN İLKÖRÜCÜ1, MENEKŞE SEDEN TAPAN-BROUTIN1
1BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 108 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Brain researches aim to provide more qualified and permanent learning by using the results of studies investigating how the brain learns, which makes learning difficult or easy, the learning function of the right and left lobes of the brain. In this context, the educational practices of the results of brain studies are gaining importance. Edelenbosch, Kupper, Krabbendam and Broerse (2015) point out the necessity of building a bridge between brain research studies and their practices in education. Especially considering teachers, the development of the understanding that all of their students 'brain capacities can change, will help them change their understanding of their students' potential and will contribute to student-centred teaching (Dubinsky, 2010). The most emphasized fact in today's education system is to integrate information into daily life and to be used to solve life problems. Mathematics, which is a universal language, has an essential place in other disciplines; information processing, estimating and problem-solving using this language. In this study, it is aimed to explore the factors that make a difference by interpreting the lesson plans prepared by the mathematics education students in the brain-based learning and teaching approach. The study aims to understand how teachers combine their educational experiences with mathematics lesson plans.  In the 2018-2019 fall semester, the study group consisted of undergraduate students with a mathematics teaching program that took a graduate course in brain-based learning and teaching. 
Three female mathematics teachers were the participants of the study. Demographic characteristics of participants; B, born in 1988, teaching experience nine years, H was born in 1991; teaching experience is six months, S was born in 1998, teaching experience is six. The qualitative research method was used in the research. The research data were obtained from the qualitative patterns through the case study. The research plan was designed as follows: Before the training, the teachers were asked to prepare a lesson plan, and each student was interviewed separately for the lesson plans.
After the training, the teachers were asked to evaluate their lesson plans, and interviews were made with each student separately. Also, the focus group interviews with students were discussed and their thoughts on the applicability of brain studies to education were discussed. The students were informed about the study, and the interviews were recorded with permission from them. Thematic analysis was performed in data analysis. The data are presented under themes and with examples from teacher responses.

Beyin Çalışmalarının Eğitime Uygulanması: Matematik Dersi Örneği


ŞİRİN İLKÖRÜCÜ1, MENEKŞE SEDEN TAPAN-BROUTIN1
1BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 108 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Beynin nasıl öğrendiği, öğrenmeyi zorlaştıran veya kolaylaştıran etmenler, beynin sağ ve sol loblarının  hangi öğrenme fonksiyonu üzerinde etkili olduğunu araştıran çalışmaların sonuçlarının eğitimde kullanılmasıyla daha nitelikli ve kalıcı öğrenmeler sağlanması hedeflenmektedir.  Bu bağlamda  günümüzde beyin çalışmalarının sonuçlarının eğitim uygulamaları önem kazanmaktadır. Edelenbosch, Kupper, Krabbendam ve Broerse (2015) beyin araştırmalarına ilişkin çalışmalar ile eğitimdeki uygulamaları arasında bir köprü kurulmasının gerekliliğini belirtmektedirler. Özellikle öğretmenlerde, öğrencilerinin hepsinin beyin kapasitelerinin değişebileceği anlayışının gelişmesi, onlara yol göstererek öğrencilerinin potansiyelleri ile ilgili anlayışlarını değiştirmelerine katkı sağlayacak  ve öğrenci merkezli öğretimlerine de katkı sağlayabilecektir  (Dubinsky, 2010). Günümüz eğitim sisteminde en çok üzerinde durulan olgu, bilgilerin günlük yaşamla bütünleştirilmesi ve karşılaşılan yaşam problemlerinin çözümünde kullanılabilmesidir. Evrensel bir dil olan matematik diğer bilim dallarında da önemli bir yere sahip olup; bilgi işlemeyi, tahminde bulunmayı ve bu dili kullanarak problem çözmeyi içermektedir (Milli Eğitim Bakanlığı [MEB], 2007, 2009). Çalışmada beyin temelli öğrenme ve öğretme yaklaşımı eğitimi alan yüksek lisans matematik eğitimi öğrencilerinin eğitim öncesi ve eğitim sürecinde hazırladıkları ders planlarının yorumlanarak fark yaratan etmenlerin keşfedilmesi hedeflenmiştir. Çalışma öğretmenlerin aldıkları eğitim deneyimlerini matematik ders planlarıyla nasıl birleştirdiklerini betimlemeye çalışmaktadır. Çalışma grubunu 2018-2019 güz döneminde beyin temelli öğrenme ve öğretme yaklaşımı yüksek lisans dersini alan matematik öğretmenliği lisans mezunu öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın katılımcılarını üç bayan matematik öğretmeni oluşturmaktadır.  Katılımcıların demografik özellikleri; B, 1988 doğumlu, öğretmenlik tecrübesi 9 yıl, H 1991 doğumlu öğretmenlik tecrübesi 6 ay, S, 1998 doğumlu öğretmenlik tecrübesi 6aydır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verileri nitel desenlerden içsel durum çalışması yoluyla elde edilmiştir.  İçsel durum çalışması durumun kendisine odaklanan çalışmadır.  Bu araştırmada kendi bağlamı ve çevresi içerisinde konumlandırılan durumun detaylı bir şekilde betimlenmesine yönelik analitik prosedürler yer alır (Creswell, 2013). Araştırma planı aşağıdaki şekilde tasarlanmıştır: Eğitim öncesi, öğretmenlerin ders planı hazırlamaları istenmiş ve ders planlarıyla ilgili her öğrenciyle ayrı ayrı görüşme yapılmıştır. Eğitim sonrası, öğretmenlerin hazırladıkları ders planlarını değerlendirmeleri istenmiş ve bu ders planlarıyla ilgili ayrı ayrı her bir öğrenci ile görüşme yapılmıştır. Ayrıca öğrencilerle odak grup görüşmesi yapılarak beyin çalışmalarının eğitime uygulanabilirliği ile ilgili düşünceleri tartışılmıştır. Öğrencilere çalışma hakkında bilgi verilmiş ve yapılan görüşmeler kendilerinden izin alınarak kaydedilmiştir. Verilerin analizinde tematik analiz yapılmış. Veriler temalar altında ve öğretmen cevaplarından örneklerle sunulmuştur.
 


Determining The Attitudes Of Teacher Candidates Towards Teaching After The Criterion That Osym Prefers Teaching


Naki ERDEMİR1, Hacer TURGUT2
1Üniversite
2Milli Eğitim Öğretmen


Abstract No: 347 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Many factors are effective in choosing students. In this election, the value that the individual gives to himself, the value that society gives to the profession, the value of the government or the state gives the profession are very effective. In addition, personal skills, the interest of the individual, the importance of the profession, socioeconomic status, psychological needs, and family and environment factor should not be ignored. Success begins with knowing and loving the job and the requirements of the job. When the profession is loved, the individual can make habit of gaining new knowledge, finding and experience in his field. As such characteristics are gained, they become qualified and effective individuals. In this context, effective teaching in our schools depends on the existence of qualified teachers.
The most important element of the education system is the teacher and the success and quality of the education system are directly related to the characteristics of the teachers. In a changing, developing and globalizing world, today's society needs individuals who depend primarily on their values, change, open to development, and assimilate values ​​and behaviors such as quality. For this reason, OSYM Presidency has adopted a criterion in order to improve the quality, success, understanding, emotions and thoughts of prospective teachers and teachers in 2016 in order to enable the students to take the university exam in order to choose the faculties of education in which the teaching profession is given. After this criterion, it is necessary to investigate whether there is any change in the points of view of teacher candidates in the field of mathematics and science. Objective: The aim of this study is to determine whether there is any change in the tributaries of primary school mathematics and science teacher candidates towards the teaching profession.
Method: The sample of the study is comprised of 180 pre-service teachers from Yuzuncu Yıl University, Faculty of Education, Primary School Mathematics and Science Teacher candidates. As a means of collecting data, Likert type “Teaching Profession Attitude Scale” consisting of 25 items and one optional question item were used (α = 0.92).
In the analysis of the data obtained; SPSS 11.5 package program was used. Mean scores were calculated for each teacher candidate. One-way ANOVA was applied to determine if the attitudes differ according to the department they were affiliated with.
Results: In the analysis of the findings, no significant difference was found between the attitudes of the candidates and their related departments. Candidates of Primary School Teachers of Science Teaching prefer this profession more consciously. It was noticed that the majority of prospective teachers did not prefer the teaching profession. Research findings revealed that there was no significant difference between the attitudes of the candidates towards the teaching profession and gender and parental profession. In addition, no significant difference was found between the attitudes of the candidates and their related departments.

Ösym’ni̇n Öğretmenli̇ği̇ Terci̇h Etmede Koyduğu Yüzdeli̇k Di̇li̇me Gi̇rme Kri̇teri̇nden Sonra Öğretmen Adaylarinin Mesleğe Karşi Tutumlarinin Tespi̇ti̇


Naki ERDEMİR1, Hacer TURGUT2
1Üniversite
2Milli Eğitim Öğretmen


Bildiri No: 347 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Eğitim öğretimin kalitesinin yükselmesinde geleceğin öğretmeni olacak öğretmen adaylarının mesleğe bakış açıları öğretmen eğitiminde önemli bir yer tutar. Adayların öğretmenlik mesleğine karşı pozitif bir ilgi, tutum ve görüşe sahip olması öğretmen yetiştirme programlarına düşen önemli bir roldür. Bu nedenle, birçok araştırma öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine karşı duygu ve düşüncelerini tespit etmeyi amaçlamıştır. Meslek bilinci ve sevgisi bireyin yaşam standartlarına olum şekilde yansıdığı görülmüştür.
Öğrencilerin meslek seçiminde birçok faktör etkilidir. Bu seçimde ise bireyin kendi kendine verdiği değer, toplumun mesleğe verdiği değer, hükümetlerin veya devletin mesleğe verdiği maddi değer oldukça etkili olmaktadır. Buna ilaveten kişisel yetenekler, bireyin ilgisi, mesleğin önemi, sosyoekonomik durum, psikolojik ihtiyaçlar, aile ve çevre faktörü de göz ardı edilmemelidir. Başarı kişinin yaptığı işi ve işin gereklerini bilmesi ve sevmesiyle başlar. Meslek sevildiğinde birey kendi alanında yeni bilgi, bulgu ve deneyim kazanmayı alışkanlık haline getirebilir. Bu tür özellikler kazanıldıkça nitelikli ve etkili birey olunur. Bu bağlamda okullarımızda etkili bir öğretimin yapılabilmesi nitelikli öğretmenlerin varlığına bağlıdır.
Eğitim sisteminin en önemli öğesi öğretmendir ve eğitim sistemin başarısı, niteliği öğretmenlerin sahip oldukları özelliklerle bire bir ilişkilidir. Toplumunun ihtiyaçları doğrultusunda öğretmenlerin; öğrenmeyi öğrenen, teknolojiden faydalanabilen, bilgiyi üretebilen, kritik düşünebilen, araştıran, sorgulayan, gelişmeleri anlayabilen, yorumlayabilen, oldukça esnek olan, problem çözebilen, düşündüklerini kolayca ifade edebilen, iletişim becerilerine ve öğretmen yeterliklerine sahip olması gerekmektedir. Değişen, gelişen ve küreselleşen dünyada günümüz toplumu öncelikle değerlerine bağlı, değişme, gelişime açık, kalite gibi değer ve davranışları özümseyen bireylere ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle ÖSYM Başkanlığı, öğretmen adaylarının ve öğretmenlerin niteliğini, başarısını, kavrayış, duygu ve düşüncesini olumlu şekilde geliştirmek için, üniversite sınavına giren öğrencilerin öğretmenlik mesleğinin verildiği eğitim fakültelerini tercih edebilmesi için 2016 yılında belirli bir yüzdelik dilimde olmasını kıstas kabul etmiştir. Bu kıstastan sonra Matematik ve Fen Bilimleri Bölümü öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine bakış açılarında ve tutamlarında her hangi bir değişimin olup olmadığı araştırılması gerekmektedir. Amaç: Bu araştırmanın amacı, ilköğretim matematik ve fen bilgisi öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine karşı tutamlarında her hangi bir değişimin olup olmadığını tespit etmektir. 
Yöntem: Araştırma örneklemini, üniversite sınavını (ÖSYS) kazanarak Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik ve Fen Bilgisi Öğretmeni adaylarından 180 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, 25 maddeden oluşan Likert tipi “Öğretmenlik Mesleği Tutum Ölçeği” ile bir adet seçmeli soru maddesi kullanılmıştır (α=0,92).
Elde edilen verilerin analizinde; SPSS 11,5 paket programı kullanılmıştır. Her bir öğretmen adayı için ortalama puanlar hesaplanmıştır. Tutumlarının bağlı bulundukları anabilim dalına göre farklılık gösterip göstermediğini anlamak için tek yönlü ANOVA uygulanmıştır.
Bulgular: Elde edilen bulguların analizinde, adayların mesleğe ilişkin tutumları ile bağlı bulundukları anabilim dalı arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. İlköğretim Matematik Öğretmenliği öğretmen adayları Fen Bilgisi Öğretmenliği adaylarından bu mesleği daha bilinçli tercih ettikleri anlaşılmaktadır. Öğretmen adaylarının ekseriyeti öğretmenlik mesleğini isteyerek tercih etmedikleri fark edilmiştir. Araştırma bulguları adayların öğretmenlik mesleğine ilişkin tutumlarında cinsiyete ve ebeveyn mesleğine yönelik, anlamlı bir farklılık olmadığını ortaya koymuştur. Ayrıca, adayların mesleğe ilişkin tutumları ile bağlı bulundukları anabilim dalı arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.


The Evaluation Of Teachers’ Interdisciplinary Teaching Design Skills


Ahmet TEKBIYIK1, Adem BELDAĞ1, Ayşegül ŞEYİHOĞLU2, Kader BİRİNCİ KONUR1
1Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi
2Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 443 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The limitation of raising individuals in accordance with the requirements of the age by using traditional teaching methods is forcing researchers and educators to seek alternative learning environments. Within this process, it is aimed to make the knowledge as concrete as possible through training applications. In addition, interactive practices in which students' active participation is ensured, their scientific and social skills are improved, and the knowledge learned is applied to daily life are encouraged. In order to provide students with basic life skills and to ensure meaningful learning, the importance of interdisciplinary relations and multi-dimensional approach to problems has gradually increased. Accordingly, the integration of different disciplines in education has come to the agenda. Interdisciplinary teaching is defined as bringing various fields together around specific concepts or themes. In some cases, real life problems are used as the starting point for the integration of disciplines.
n this study, it is aimed to evaluate interdisciplinary teaching design skills of science, social studies and mathematics teachers who participated in interdisciplinary Thematic Teaching Practices program. The study was carried out with a qualitative approach. The study group is consisted of a total of 40 teachers working in various cities of Turkey. 20 science teachers, 10 social studies teachers and 10 mathematics teachers voluntarily participating in interdisciplinary Thematic Teaching Practices program are included in the study. In the interdisciplinary Thematic Teaching Practices program, 8 thematic modules were applied to teachers in the context of real life problems. Each module consists of 2-8 sequential activities which are shaped in a theme focus. Each group has a heterogeneous structure in order to reflect the interdisciplinary approach in the activities to the group work. The groups of four are consisted of two science teachers, one mathematics teacher, and one social studies teacher.
At the end of the 5-day program, participants were asked to design their own modules that were structurally similar to the modules that were implemented by working in groups. Designed modules were evaluated using an Interdisciplinary Instructional Design Skills Evaluation Form developed by the researchers. The form consists of five categories as creativity, interaction, content, material use and skill-building potential. The obtained data are analyzed descriptively by the researchers. Three different researchers conduct analyses independently. The data analysis process is in progress. It is foreseen that the results will contribute to literature on the development of interdisciplinary teaching design skills of teachers.

Öğretmenleri̇n Di̇si̇pli̇nlerarasi Öğreti̇m Tasarimi Beceri̇leri̇ni̇n Değerlendi̇ri̇lmesi̇


Ahmet TEKBIYIK1, Adem BELDAĞ1, Ayşegül ŞEYİHOĞLU2, Kader BİRİNCİ KONUR1
1Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi
2Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 443 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Geleneksel öğretim metotlarının, çağın gereklerine uygun bireyler yetiştirmedeki sınırlılığı, araştırmacıları ve eğitimcileri alternatif öğrenme ortamları arayışına zorlamaktadır. Bu süreçte ortaya konulan öğretim uygulamalarıyla bilginin mümkün olduğunca somutlaştırılması hedeflenmektedir. Ayrıca, öğrencilerin aktif katılımının sağlandığı, bilimsel ve sosyal becerilerinin geliştirildiği, öğrenilen bilgilerin günlük yaşama uygulandığı etkileşimli uygulamalar teşvik edilmektedir. Öğrencilere temel yaşam becerileri kazandırmak ve anlamlı öğrenmeyi sağlamak için disiplinlerarası ilişkilerin ve problemlere çok boyutlu yaklaşmanın önemi giderek artmıştır. Buna bağlı olarak, öğretimde farklı disiplinlerin entegrasyonu gündeme gelmiştir. Disiplinlerarası öğretim, çeşitli alanların belirli kavramlar ya da temalar etrafında bir araya getirilerek sunulması olarak tanımlanmaktadır. Bazı durumlarda disiplinlerin entegrasyonunda, gerçek yaşam problemleri çıkış noktası olarak kullanılmaktadır.
Bu çalışmada, Disiplinlerarası Tematik Öğretim Uygulamaları programına katılan ortaokul fen bilimleri (science), sosyal bilgiler (social studies) ve matematik öğretmenlerinin disiplinlerarası öğretim tasarımı becerilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma nitel yaklaşımla yürütülmüştür. Çalışma grubunu, Disiplinlerarası Tematik Öğretim Uygulamaları Programı’na gönüllü olarak katılan; 20 fen bilimleri (science), 10 sosyal bilgiler (social studies) ve 10 matematik öğretmeni olmak üzere Türkiye’nin çeşitli illerinde görev yapan 40 öğretmen oluşturmuştur. Disiplinlerarası Tematik Öğretim Uygulamaları programında öğretmenlere, gerçek yaşam problemleri bağlamında yapılandırılmış, 8 tematik modül uygulanmıştır. Her bir modül bir tema odağında şekillenen 2-8 adet ardışık etkinlikten oluşmaktadır. Etkinliklerde yer alan disiplinlerarası bakış açısının grup çalışmalarına da yansıması için her bir grubun heterojen yapıdadır. 4’er kişilik grupların 2 üyesi fen bilimleri, 1 üyesi matematik ve 1 üyesi sosyal bilgiler öğretmeninden oluşturulmuştur.
5 günlük programın sonunda katılımcılardan gruplar halinde çalışarak uygulanan modüllere yapısal olarak benzer nitelikteki kendi modüllerini tasarlamaları istenmiştir. Tasarlanan modüller, araştırmacılar tarafından geliştirilen Disiplinlerarası Öğretim Tasarımı Becerilerini Değerlendirme Formu ile değerlendirilmiştir. Form, yaratıcılık, etkileşim, içerik, materyal kullanımı ve beceri kazandırma potansiyeli olmak üzere beş kategoriden oluşmaktadır. Elde edilen veriler araştırmacılar tarafından betimsel olarak analiz edilmektedir. Üç farklı araştırmacı bağımsız olarak analizleri yürütmektedir. Çalışmada veri analiz süreci devam etmektedir. Elde edilen sonuçların öğretmenlerin disiplinlerarası öğretim tasarımı becerilerinin geliştirilmesi konusunda literatüre katkı sağlayacağı öngörülmektedir.
 


Investigation Of Entrepreneurship Applications Of Vocational School Students


Hülya BOZYOKUŞ1, Esen İYİGÜN1, Rıdvan EZENTAŞ1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 292 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The aim of this study is to examine that students who have taken the Entrepreneurship course in the Food Technologies Program in Vocational School are able to apply what they have learned in the food sector. In this study, entrepreneurial knowledge is given to the students in order to learn entrepreneurship skills and to realize micro-budgetary initiatives. They were then asked to apply them to daily life.
The participants of the study consisted of 96 students studying in the Food Technologies program at Bursa Technical University Vocational School of Technical Sciences. In this context, descriptive qualitative study method based on qualitative research approach was used. The data in the study were collected from the students by the interview technique. In the analysis of the data, content analysis technique was used.
In order to gain a better understanding of the entrepreneurship course, real life sections in groups of three, three and five were taken as a scenario. From time to time the scenario has been cut and discussed in what kind of situations may be encountered with the contributions of the friends in the class. The preparation of food, presentation and selection of foods increased the interest of the entrepreneur.
At the end of the study, ir Can I be an entrepreneur? “,” Will my family allow?,   “How can I find the capital for the enterprise?“, “How will I choose the right place?“, “Can I market my product?“, ? Does the moral dimension of the work fit my personality? “, Abilir How and where can I obtain the necessary legal permits? “,   “What about my marketing plan?“,   "What is the risk?" etc. It was found that there were concerns about the students. It was observed that some of the concerns raised by the students after the education they received were eliminated. This means that the entrepreneurship course is effective for students to start working more actively and boldly about entrepreneurship, to communicate with family, to be conscious of the opportunities provided by the state and to gain awareness. Through this training, the students of the vocational school have been given the opportunity to understand the facts about where to start the more conscious, searching, confident and entrepreneurship sector. Thanks to applied entrepreneurship, students have started to work in pastry, bakery, etc. with KOSGEB support. Each student considers an entrepreneur and interviews a company to prepare his own entrepreneur file (income statement, balance sheet, cash flow statement, business plan file). At the end of the training, it was seen that the students had permanent and effective learning with the files they prepared.

Meslek Yüksek Okulu Öğrenci̇leri̇ni̇n Gi̇ri̇şi̇mci̇li̇k Uygulamalarinin İncelenmesi̇


Hülya BOZYOKUŞ1, Esen İYİGÜN1, Rıdvan EZENTAŞ1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 292 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu araştırmanın amacı, Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojileri Programında Girişimcilik dersini alan öğrencilerin dönem sonunda öğrendiklerini gıda sektöründe bir alana uygulayabildiklerini incelemektir. Bu çalışmada, girişimcilik becerilerinin öğrenilmesi ve mikro bütçe ile girişimlerini gerçekleştirebilmeleri için öğrencilere girişimcilik bilgileri anlatıldıktan sonra günlük hayata uygulamaları istenmiştir.
Araştırmanın katılımcılarını Bursa Uludağ Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’nda Gıda Teknolojileri programında öğrenim gören 96 öğrenciden oluşturmaktadır. Bu doğrultuda çalışmada nitel araştırma yaklaşımına dayalı betimleyici nitel çalışma yöntemi kullanılmıştır.  Çalışmadaki veriler,  görüşme tekniği ile öğrencilerden elden toplanmıştır.  Verilerin analizinde, içerik analizi tekniğinden yararlanılmıştır.
Girişimcilik dersinin daha iyi anlaşılması için dönem sonunda sınıf içinde senaryo şeklinde ikili, üçlü, beşli gruplar halinde gerçek hayattan kesitler alınarak senaryo şeklinde uygulamalar yapılmıştır. Zaman zaman senaryo kesilerek sınıf içindeki arkadaşlarının soru-cevap şeklindeki katkılarıyla ne gibi durumlarla karşılaşabilecekleri tartışılmıştır.  Gıdaların hazırlanması, sunumu ve gıdaların seçiminde girişimcinin dikkat edeceği konular ilgiyi arttırmıştır.
Çalışma sonunda, “girişimci olabilir miyim?”,  “Ailem izin verir mi?”, “Girişim için gereken sermayeyi nasıl bulabilirim?”, “Doğru mekânı nasıl seçeceğim?”, “Ürünümü pazarlayabilir miyim?”, “İşin ahlaki boyutu kişiliğime uygun mu?”, “Gerekli yasal izinleri nasıl ve nereden alabilirim?”, “Pazarlama planım ne olacak?”, “Riski nedir?”, vb. konularda öğrencilerin endişeleri olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin aldıkları eğitim sonrasında kafasında büyüttüğü endişelerin bazılarının giderildiği görülmüştür. Buda, öğrencilerin girişimcilik konusunda daha faal ve cesur bir şekilde işe başlayabilmeleri, ailesi ile iletişimi, devletin sağladığı imkânlar konusunda bilinçlenmeleri ve farkındalık kazanmalarında girişimcilik dersi etkili olduğu anlamına gelmektedir. Bu eğitim sayesinde meslek yüksekokulu öğrencilerinin daha bilinçli, araştırıcı, kendinden emin ve girişimcilik yapacakları sektöre nereden başlayacakları konusunda gerçekleri görerek kavramaları sağlanmıştır.  Öğrenciler KOSGEB desteği ile gerçekleştirilecek uygulamalı girişimcilik sayesinde,  pastane açmak, fırın açmak, vb. iş planlarını yapmaya başlamışlardır. Her öğrenci bir girişimci düşünüp bir firma ile görüşme yaparak kendi girişimci dosyasını (içinde gelir tablosu, bilanço, nakit akım tablosu, iş planı dosyasını) hazırlamıştır. Eğitimin sonunda, öğrencilerin hazırladıkları dosyaları ile kalıcı ve etkin öğrenmeye sahip oldukları görülmüştür.




 


Analysis Of Error Sources In The Process Of Solving Of Mathematical Literacy Problems Of Eighth Grade Students Through Mathematical Processes


Işıl Bozkurt1, Murat Altun1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 395 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Examining the errors in the solution of the MO problem in terms of mathematical processes (OECD, 2016) is considered as a guide for instructional interventions. For this reason, mathematical literacy problems were classified according to mathematical processes (formulating, employing, interpreting-evaluating) and the analysis of error sources of eighth grade students were discussed through these processes. MO problem solving applications have been made with 25 eighth grade students for 12 weeks and the sources of error have been tried to be determined through pre-posttests. The answers given to the tests were examined by using the prepared rubrics. While determining student errors during the study, Altun and Bozkurt (2017) developed a classification proposal for MO problems and the difficulties in solving the MO problem determined in the literatüre (Bansilal, Mkhwanazi ve Mahlebela, 2012; Brown ve Schafer, 2006; Kaiser ve Willander, 2005; Khaerunisak, Kartono, Hidayah ve Fahmi, 2017; Meaney, 2007; Sari ve Wijaya, 2017)   were taken as the basis. Accurate and blank answers were not taken into account during the analysis of errors and descriptive analyzes were made on missing and incorrect answers.
Most of the mistakes made in formulating problems are errors arising from the developing of mathematical proposals (58.8%). The other most common error is caused by “understanding the problem”. Creating the mathematical model of the problem is the second most common error with 31.3%.
Errors in employing problems were determined as understanding problem (45.2%), mastering mathematical content (41.5%) and making algorithmic operations (13.3%). However, the problem understanding errors decreased by about three-quarters in the posttest. This result can be evaluated as the benefit of the education of the students during the semester. The most common mistakes made by eighth grade students in interpretation-evaluation problems are mathematical inference (34.3%). These errors are followed by errors in understanding the problem (33.1%).
In interpreting-evaluating problems, understanding the problem has a great role. Understanding the mathematical equivalence of real world situations (14.5%) and understanding the counterpart of mathematical language in life (9.6%) were followed by errors related to developing mathematical proposals (4.2%) and making algorithmic operations.
When all the problems are evaluated, the highest percentage of errors is the error caused by the developing of mathematical proposals. Understanding of the problem is frequently seen in all the categories except for the formulating problems, especially in application problems. The least common types of errors in this class are the making algorithmic operations, understanding the counterpart of mathematical language in life.
 

Sekizinci Sınıf Öğrencilerin Mo Problemlerinin Çözüm Sürecindeki Hata Kaynaklarının Matematiksel Süreçler Üzerinden Analizi


Işıl Bozkurt1, Murat Altun1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 395 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

MO problemi çözümünde yapılan hataların, matematiksel süreçler (OECD, 2016)  açısından incelenmesinin, öğretimsel müdahaleler için yol gösterici olabileceği düşüncesinden hareketle, MO problemleri matematiksel süreçlere (formüle etme, uygulama, yorumlama-değerlendirme) göre sınıflanmış ve sekizinci sınıf öğrencilerinin hata kaynaklarının analizi bu süreçler üzerinden ele alınmıştır. 25 sekizinci sınıf öğrencisi ile 12 hafta boyunca MO problemi çözme uygulamaları yapılmış ve uygulanan ön-son testler üzerinden hata kaynakları belirlenmeye çalışılmıştır. Uygulanan testlere verilen cevaplar hazırlanan rubrik üzerinden incelenmiştir. İnceleme sırasında öğrenci hataları belirlenirken, Altun ve Bozkurt (2017)’nin MO problemleri için geliştirdikleri sınıflama önerisi ve literatürde (Bansilal, Mkhwanazi ve Mahlebela, 2012; Brown ve Schafer, 2006; Kaiser ve Willander, 2005; Khaerunisak, Kartono, Hidayah ve Fahmi, 2017; Meaney, 2007; Sari ve Wijaya, 2017)  belirlenmiş olan MO problemi çözümünde yaşanan zorluklar esas alınmıştır. Hata analizi yapılırken doğru ve boş bırakılan cevaplar dikkate alınmamış, eksik ve yanlış cevaplar üzerinde betimsel analizler yapılmıştır.
Formüle etme problemlerinde yapılan hataların çoğunluğu matematiksel öneri geliştirme (% 58,8) kaynaklı hatalardır. Diğer en sık yapılan hata ise “problemi anlama” kaynaklıdır. Problemin matematiksel modelini oluşturma % 31,3 ile ikinci en fazla yapılan hata olarak belirlenmiştir.
Uygulama problemlerinde yapılan hatalar problemi anlama (% 45,2), matematiksel içeriğe hakim olma (% 41,5) ve algoritmik işlem yapma (% 13,3) şeklinde sıralanmıştır. Bununla birlikte problemi anlama hataları son testte yaklaşık dörtte üç oranında azalmıştır. Bu sonuç öğrencilerin dönem boyunca almış oldukları eğitimin problemi anlama bakımından faydası olarak değerlendirilebilir. 
Yorumlama-değerlendirme problemlerinde sekizinci sınıf öğrencilerinin en sık yaptıkları hatalar matematiksel çıkarımda bulunma (% 34,3) kaynaklı hatalardır. Bu hataları problemi anlama (% 33,1) kaynaklı hatalar takip etmektedir. Modelin ya da matematiksel sonucun gerçek dünya bağlamında kritik edilmesini gerektiren yorumlama-değerlendirme problemlerinde problemi anlamanın rolü büyüktür. Yaşamla ilişkilendirme ile bağlantılı iki hata türü olan yaşamsal durumun matematik dilindeki karşılığını anlama (% 14,5) ve matematiksel dilin yaşamdaki karşılığını anlama (% 9,6) kaynaklı hataları % 4,2 lik oranlarla matematiksel öneri geliştirme ve algoritmik işlem yapma kaynaklı hatalar izlemiştir.
Tüm problemler değerlendirildiğinde en fazla yüzdeye sahip hata türü formüle etme problemlerinde yapılan matematiksel öneri geliştirme kaynaklı hatalardır. Problemi anlama formüle etme problemleri dışında kalan tüm kategorilerde ve özellikle uygulama problemlerinde sıklıkla görülmüştür. Bu sınıfta en az karşılaşılan hata türleri algoritmik işlem yapma, matematiksel dilin yaşamdaki karşılığını anlama ve yaşamsal dilin matematikteki karşılığını anlama kaynaklı hatalardır.
 


Posing Mathematical Literacy Problems Using “why Calculated?” Strategy


Tuğçe Kozaklı Ülger1, Işıl Bozkurt1, Murat Altun1
1Uludağ üniversitesi


Abstract No: 400 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Understanding the role of mathematics in daily-life and using mathematics to solve problems encountered in daily-life (McCrone and Dossey, 2007), increases the importance of Mathematics Literacy (ML) and such problems. However, it is pointed out the difficulties in transferring the problem contexts to real life situations, that is to say, posing real life problem. In order to solve this problem, it is emphasized the problems addressed in learning environments should include "real life problems" integrated with the types of information in life. Considering the importance of the compatibility of the problems in the textbooks with the desired results in terms of ML (Chen, Van Dooren, Chen, and Verschaffel, 2011) and the interventions are not sufficient. 
The study was focused on a new problem posing strategy called "Why calculated?" which is alternative to Brown and Walter (1983) 's "What if not?" teaching strategy, and similar to Polya (1957)' s "Looking back” step in the solution of a mathematical problem. With this strategy, the word problems in the secondary school mathematics books can be transformed into ML problems by interfering with the question "Why calculated?”. In the conversion process, (i) the chosen problem is evaluated in terms of real-life. In this assessment (ii), if the problem is real life, the question "Why calculated?" is directed to transform the problem into ML problem. With the answer to this question (iii) the interventions on the problem create serious opportunities in producing a ML problem.
The study explains the types of problems that the pre-service teachers have posed using the “Why calculated?” strategy and the educational value of such an activity. Twelve pre-service teachers were trained about problem-posing for four hours. For this purpose, firstly the pre-service teachers were asked posing problems according to the mentioned strategy and the reflections of these problems on the solutions of middle school students were examined. It has been tried to find out what the pre-service teachers focus on and what they try to change in the structure of the problem. Preservice teachers posed problems using mathematics textbooks based on "why calculated" strategy and implemented normal textbook and posed problems in middle school classroom respectively.
The posed problems will be analyzed in terms of the characteristic of ML problem, mathematical competencies and mathematical problems. The mathematical competences required by the students will be determined based on their solutions to these problems. Thus, as a result of the solutions, the reflection of the students on the solution of both different types of problems will be revealed.
It was observed that this strategy was quite functional in writing the MO problem. In addition, with the use of this strategy, it has also been found that many of the questions in traditional books can be used as a resource to write the ML problem along with the changes to the root of the question. With the completion of the research process, detailed results will be discussed about the reflections of newly problems posed on students.

“niçin Hesaplayayım?” Stratejisini Kullanarak Matematik Okuryazarlığı Problemi Kurma


Tuğçe Kozaklı Ülger1, Işıl Bozkurt1, Murat Altun1
1Uludağ üniversitesi


Bildiri No: 400 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Matematiğin günlük hayattaki rolünü anlama ve günlük hayatta karşılaşılan sorunların çözümünde matematiği kullanabilme (McCrone ve Dossey, 2007), “Matematik Okuryazarlığı” (MO) ve bu tür problemlerin önemini artırmaktadır. Ne var ki problem bağlamlarını gerçek yaşam durumlarına aktarmada, yani yaşamsal problem kurmada yaşanan zorluklara işaret edilmektedir. Bu sorunun çözümü için öğrenme ortamlarında ele alınan problemlerin yaşamdaki bilgi türleriyle entegre olmuş “gerçek yaşam problemlerini” içermesi gerektiği vurgusu yapılmaktadır. Ders kitaplarındaki problemlerin öğrencilerin öğrenmesinde MO bakımından arzulanan sonuçlarla uyumlu hale getirilmesinin önemi (Chen, Van Dooren, Chen ve Verschaffel, 2011) dikkate alındığında yapılan müdahalelerin henüz yeterli olmadığı görülmektedir. Bu çalışmada MO adı altında yaşamsallığa bir boyut kazandırmayı amaçlayan yaşamsal problem kurma süreci ele alınmıştır.  
Problem kurmada yaygın olarak kullanılan Brown ve Walter (1983)’ün “Ya değilse?” öğretim tekniği ve benzer olarak Polya (1957)’nin bir matematik probleminin çözümünde “Geriye bakma” aşamasına alternatif olarak çalışmada, “Niçin hesaplayayım?” adı altında ifade edilen yeni bir problem kurma stratejisi üzerine odaklanılmaktadır. Bu strateji ile ortaokul matematik kitaplarında yer alan kelime problemleri, “Niçin hesaplayalım?” sorusuna cevap olabilecek şekilde müdahalelerle MO problemlerine dönüştürülebilmektedir.  Dönüştürme sürecinde öncelikle (i) seçilen problem yaşamsallık açısından değerlendirilir. Bu değerlendirmede (ii) problem yaşamsal bulunmaz ise problemi yaşamsal bir MO problemine dönüştürmek için “Niçin hesaplayalım?” sorusu yöneltilir. Bu soruya verilecek cevapla birlikte (iii) problem üzerinde yapılacak müdahaleler bir MO problemi üretiminde ciddi fırsatlar yaratır.
Çalışma, öğretmen adaylarının “Niçin hesaplayayım?” stratejisini ve bu tür bir faaliyetin eğitsel değerini kullanarak ortaya koydukları problem türlerini açıklamaktadır.  On iki öğretmen adayı, araştırmacılar tarafından verilen dört saatlik problem kurma eğitimi almıştır. Bu amaca yönelik olarak öncelikle öğretmen adaylarına belirtilen stratejiye uygun problemler kurdurulmuş ve devamında bu problemlerin ortaokul öğrencilerinin çözümleri üzerindeki yansımaları incelenmiştir. Öğretmen adaylarının var olan problemlerden yararlanarak yeni problemler yaratırken özellikle nelere odaklandığı, problemin yapısında neyi değiştirmeye çalıştığı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Öğretmen adayları ortaokul matematik kitaplarından yararlanarak niçin hesaplayayım stratejisi ile kurdukları problemleri ve problemlerin kitapta yer alan halini ayrı ayrı ortaokul öğrencilerine uygulamışlardır. Kurulan problemler, matematik okuryazarlığı problemi niteliği taşıması, gerektirdiği matematiksel yeterlikler ve matematik problemi olma özellikleri açısından analiz edilecektir. Öğrencilerin bu problemlere yönelik yaptıkları çözümlerden yola çıkarak gerektirdiği matematiksel yeterlikler belirlenecektir. Böylece öğrencilerin çözümleri sonucunda her iki farklı problem türünün çözümüne yönelik öğrenciler üzerindeki yansıması ortaya konulacaktır.
Bu stratejinin, MO problemi yazmada oldukça işlevsel olduğu gözlenmiştir. Ek olarak bu stratejinin kullanılması ile birlikte, soru kökünde değişiklik yapma toleransı da kullanılacak olur ise geleneksel kitaplardaki soruların çoğunun MO problemi yazmak için kaynak olarak kullanılabileceği de ortaya çıkmıştır. Araştırma sürecinin tamamlanması ile birlikte yeni kurulan problemlerin öğrenciler üzerindeki yansımalarına yönelik ayrıntılı sonuçlar tartışılacaktır.
Kaynakça
Brown, S. I. and Walter, M. I. (1983). The art of problem posing. Hillsdale, NJ: Lawrence Erlbaum Associates
Chen, L., Van Dooren, W., Chen, Q., & Verschaffel, L. (2011). An investigation on Chinese teachers’realistic problem posing and problem solving ability and beliefs. International Journal of Science and Mathematics Education9(4), 919-948.
McCrone, S. S., & Dossey, J. A. (2007). Mathematical literacy-It's become fundamental. Principal Leadership7(5), 32-37.
Polya, G. (1957). How to solve it? Princeton University Press.


Activities In Gsp Program For Division In Fractions And Opinions Of Prospective Teachers In Mathematics


Alattin Ural1
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi


Abstract No: 48 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to prepare worksheets in the GSP program for teaching division in fractions and to get the opinions of prospective mathematics teachers about this teaching plan. The division in fractions was handled in a way from simple to complex. In this process, gains in Primary and High School Mathematics Curriculum were taken as basis. In the worksheet, the questions that would guide the students to create new knowledge on the basis of their old knowledge and the notes about the knowledge that the teacher should construct on the students in this process were given. In this process, the most basic information was the information about the division operation they brought from primary school. While the meaning of “6:2” was “how many 2 are there in 6”, the word “how much” was used instead of the word “how many” while expanding this process to the fractions. For example, the meaning of (2/3) : (5/7) was “how much 5/7 are there in 2/3”. The prepared worksheet was introduced to the teacher candidates during the two course hours and they were asked to write their opinions about the activities. The data were analyzed by descriptive analysis method.

Kesirlerde Bölme İşlemine Yönelik Gsp Programında Etkinlikler Ve Matematik Öğretmen Adaylarının Görüşleri


Alattin Ural1
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi


Bildiri No: 48 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, kesirlerde bölme işleminin öğretilmesine yönelik GSP programında çalışma yaprağı hazırlamak ve bu öğretim planına yönelik ortaokul matematik öğretmen adaylarının görüşlerini almaktır. Kesirlerde bölme işlemi basitten karmaşığa doğru bir yol izlenerek ele alınmıştır. Bu süreçte İlköğretim ve Lise Matematik Öğretim Programındaki kazanımlar temel alınmıştır. Çalışma yaprağında, öğrencilerin yeni bilgiyi eski bilgileri temelinde oluşturabilmelerine rehberlik edecek sorulara ve bu süreçte öğretmenin öğrencilerde hangi bilgiyi oluşturmaları gerektiğine ilişkin notlara yer verilmiştir. Bu süreçte en temel bilgi ilkokuldan getirdikleri bölme işlemine yönelik bilgileri olmuştur. “6:2” işleminin anlamı “6’ nın içinde kaç tane kadar 2 vardır” demek iken bu işlemi kesirlere genişletirken “kaç tane” kelimesi yerine “ne kadar” kelimesi genişletilmesi yapılmıştır. Örneğin, (2/3) : (5/7) işleminin anlamı “(2/3)’ de ne kadar (5/3) vardır” şeklinde olmuştur. Hazırlanan çalışma yaprağı iki ders saati boyunca öğretmen adaylarına tanıtılmış ve etkinliklere ilişkin görüşlerini yazmaları istenmiştir. Veriler betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Öğretmen adaylarının yanıtlarının analizinde; kodlama, kategori ve tema oluşturma işlemlerinde araştırmacı ve alan eğitimcisi bir kişi daha beraber çalışmıştır. Uzlaşının olmadığı durumlarda 3. bir alan eğitimcinin görüşü alınarak çoğunluk esası benimsenmiştir.


Investigation Of Middle School 7th Graders’ Mathematical Abstraction Processes


Elif Kılıçoğlu1, Abdullah Kaplan2
1MKÜ
2Atatürk Üniversitesi


Abstract No: 160 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, abstraction processes of 7th grade students were examined. In addition, it has been tried to explain how the implementation of this process affects the students' academic success. For this purpose, the experiment and control groups were formed. While the current teaching program was applied to the control group, the experimental group was taught with the ACE teaching cycle which is the application dimension of the theory based on the abstraction philosophy. It can be stated that such a study is shaped according to semi-experimental method. The application was carried out in the 7th grade of a state secondary school in the province of Erzurum in the 2014-2015 academic year, with a total of 31 students in the experimental group and 32 students in the control group. Both quantitative and qualitative data were obtained in the study. The achievement tests developed by the researcher for the quantitative data and the interview forms developed by the researcher for the qualitative data were used as data collection tools. In addition, the application in the experimental group was recorded with the help of a camera for later review and these records were used for support of qualitative data. The involvement of the researcher as a participant in the process provided the opportunity to obtain observation notes, and these observation notes were added to the qualitative dimension of the study. The analysis of the quantitative data was done by statistical tests and the analysis of the qualitative data was done by descriptive analysis method. At the end of the research, it is seen that students’ abstraction level of the equation subject is better in the group that ACE teaching cycle is applied than the other group. Furthermore, it is seen that teaching in application process keeps the students’ interest and motivation alive.
 

Ortaokul 7. Sınıf Öğrencilerin Matematiksel Soyutlama Süreçlerinin İncelenmesi


Elif Kılıçoğlu1, Abdullah Kaplan2
1MKÜ
2Atatürk Üniversitesi


Bildiri No: 160 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmada temel olarak 7. sınıf öğrencilerinin soyutlama süreçleri incelenmiştir. Ayrıca bu sürecin gelişiminin ortaya koyulması için yapılan uygulamanın öğrencilerin akademik başarılarına nasıl etki ettiği de açıklanmaya çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırma da deney ve kontrol grubu oluşturulmuş, kontrol grubuna mevcut öğretim programı uygulanırken, deney grubuna soyutlama felsefesine dayalı geliştirilen teorinin uygulama boyutu olan ACE (Activity, Class Discussion, Exercises) öğretim döngüsü ile öğretim yapılmıştır. Böylesi bir çalışmanın yarı-deneysel yönteme göre şekillendiği ifade edilebilir. Uygulama 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Erzurum iline bağlı bir devlet ortaokulunun 7. sınıf düzeyinde, deney grubunda 31 öğrenci, kontrol grubunda ise 32 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada hem nicel hem nitel veriler elde edilmiştir. Nicel veriler için araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testleri; nitel veriler için ise yine araştırmacı tarafından geliştirilen görüşme formları veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Ayrıca deney grubunda yapılan uygulama bir kamera yardımı ile daha sonradan incelenmek üzere kayıt altına alınmış, bu kayıtlar nitel verilere destek amaçlı kullanılmıştır. Araştırmacının sürece katılımcı olarak dâhil olması gözlem notları elde etmesine fırsat sağlamış, bu gözlem notları da araştırmanın nitel boyutuna eklenmiştir. Dolayısı ile çalışmada veri çeşitlemesi yapılarak güvenirlik sağlanmaya çalışılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizi istatistiki testler yardımıyla, nitel verilerin analizi ise betimsel analiz yöntemi ile yapılmıştır. Araştırmanın sonunda, öğrencilerin denklem konusunu soyutlama düzeylerinin ACE öğretim döngüsüne göre şekillenen öğretimin gerçekleştiği grupta diğer gruba nazaran daha iyi düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca uygulama süreci, yapılan öğretimin öğrencilerin ilgilerini ve motivasyonlarını canlı tuttuğunu da göstermiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin soyutlama süreçlerinin temele alınması ile planlanan bir öğretimin nitelikli bir öğrenme için gerekli olabileceği ifade edilebilir.


Investigation Of The Effects Of The Use Of Real Life Questions On The Development Of Mathematical Competencies In The Teaching Of 4th Grade Mathematics


Sebil Var1, Murat Altun2
1MEB
2BURSA ULUDAĞ ÜNİVETSİTESİ


Abstract No: 174 - Abstract Presentation Type: Oral Paper



The removal of the gap between the school mathematics and real life continues to be one of the most important research topics in the field of mathematics teaching. The present study is mainly within the scope of this topic and the purpose of this study is to investigate the extent to which the use of real life questions related to the teaching of mathematical subjects in fourth grade mathematics courses will improve the mathematical competencies and to what extent it will narrow down the gap in question.
         The method of this study was specified as a “special case study” in terms of examining a special topic in a small group. The special case study is done in-depth around a specified case study. Data collection tools were in the field of mathematics literacy questions that were released by PISA and the ways in which these questions were produced and adapted for 4th grade level. The questions produced to students attending the fourth grade in primary school and their responses were analyzed. Strong clues were obtained from the quantitative and qualitative analyses of their responses. It was revealed that the most salient of these clues were that in the mathematics teaching the use of real life questions contributed to the development of mathematical competences, and they were especially beneficial in the production of mathematical modeling and arguments, and there was progress.
 

Yaşamsal Soruların 4. Sınıf Matematik Öğretiminde Kullanımının Matematiksel Yeterliklerin Gelişimine Etkisinin İncelenmesi


Sebil Var1, Murat Altun2
1MEB
2BURSA ULUDAĞ ÜNİVETSİTESİ


Bildiri No: 174 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri


Okul matematiği ile gerçek yaşam arasındaki kopukluğun giderilmesi matematik öğretimi alanının önemli araştırma konularından biri olmaya devam etmektedir. Bu araştırma esas itibariyle bu konu kapsamında olup araştırmanın amacı dördüncü sınıf matematik derslerinde konuların öğretimi ile ilgili yaşamsal soruların kullanılmasının matematiksel yeterlikleri ne ölçüde ortaya çıkaracağı, geliştireceği ve bu ayrılığı ne ölçüde gidereceğini incelemektir.
         Bu çalışmanın yöntemi, özel bir konuyu küçük bir grupta incelenmesi yönü ile  “özel durum çalışması” olarak belirlenmiştir. Özel durum çalışmasında inceleme, belirlenmiş bir örnek olay etrafında derinlemesine yapılır. Veri toplama araçları matematik okuryazarlığı alanında PISA tarafından serbest bırakılan sorular ve bu soruların 4. Sınıf düzeyi için üretilmiş ve uyarlanmış şekilleridir. Üretilen sorular, ilkokul dördüncü sınıfa devam eden öğrencilere yöneltilmiş ve öğrencilerin verdiği cevaplar analiz edilmiştir. Cevapların nicel ve nitel analizinden öğretimde yararlanılabilecek güçlü ipuçları elde edilmiştir. Bunların başında, matematik öğretiminde yaşamsal soru kullanılmasının matematiksel yeterliklerin gelişmesine katkıda bulunduğu, özellikle matematiksel modelleme ile argüman üretmede yararlı olduğu ve ilerleme kaydedildiği gözlenmiştir.

 


Verifying Limit Statements And Proving General Theorems Using The Formal Definition Of Limit In An Environment That Supports Technology And Social Interaction


Yılmaz Zengin1
1Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi


Abstract No: 191 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to examine how students use the formal definition of limit to verify limit statements and to prove general theorems in an environment that supports technology and social interaction. The learning principle summarized by Radford according to the sociocultural approach was adopted while designing the learning environment that integrates technology and social integration. In this environment, the students worked both individually and in teamwork on the tasks developed by the researcher. The participants comprised 15 pre-service mathematics teachers. The dynamic materials, tasks, and the open-ended questions related to limit concepts were used as data collection tools. The data was analyzed using descriptive analysis at the end of the implementation that lasted three weeks. Based on the analysis of data obtained at the beginning of the implementation, it was identified that most of the students could not use the formal definition of limit correctly to verify the limit statements and to prove the general theorems. At the end of the implementations, it was identified that the students could construct the formal definition of limit conceptually in the collaborative environment that supports students’ social interactions with the mediational role of GeoGebra for constructing meaning. Thus, in this environment where social interaction is created, it was seen that the students learned the components of the formal definition of limit by means of non-memorized reasoning in the process of verifying the limit statements and proving the general theorems.
 

Teknolojiyi Ve Sosyal Etkileşimi Destekleyen Bir Ortamda Limitin Formal Tanımını Kullanarak Genel Teoremleri İspatlama Ve Limit İfadelerini Doğrulama


Yılmaz Zengin1
1Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 191 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı limit ifadelerini doğrulamak ve genel teoremleri ispatlamak için teknolojiyi ve sosyal etkileşimi destekleyen bir ortamda öğrencilerin limitin formal tanımını nasıl kullandıklarını incelemektir. Teknolojinin ve sosyal etkileşimin sağlandığı öğrenme ortamı tasarlanırken Radford’un Sosyokültürel yaklaşıma göre özetlediği öğrenme ilkesi benimsenmiştir. Öğrenciler bu ortamda araştırmacı tarafından geliştirilen etkinlikler üzerinde hem bireysel hem de takım halinde çalışmıştır. Çalışmanın katılımcılarını 15 matematik öğrenmeni adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak limit ile ilgili açık uçlu sorular, dinamik materyaller ve etkinlikler kullanılmıştır. Üç hafta süren uygulama sonucunda veriler betimsel analiz ile incelenmiştir. Uygulama öncesi elde edilen verilerin analizine göre, öğrencilerin çoğunun limit ifadelerini doğrulamak ve genel teoremleri ispatlamak için limitin formal tanımını doğru bir şekilde kullanamadıkları belirlenmiştir. Uygulama sonrasında ise öğrencilerin sosyal etkileşimlerinin GeoGebra yazılımının anlam oluşturmadaki aracılık rolüyle desteklendiği işbirlikli bir ortamda, limitin formal tanımını kavramsal olarak yapılandırdıkları tespit edilmiştir. Böylece sosyal etkileşimin sağlandığı bu ortamda öğrencilerin limit ifadelerini doğrulama ve genel teoremleri ispatlama sürecinde limitin formal tanımındaki bileşenlerini ezbere dayalı olmayan akıl yürütme ile ortaya koydukları görülmüştür.   
 


Middle School Students' Skills In Modeling Problems Designed In Different Mathematical Contents


Kemal Özgen1, İdris Şeker1
1Dicle Üniversitesi


Abstract No: 228 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to investigate the development of middle school students' skills in modeling problems designed for different mathematical contents. In this context, cognitive modeling competences were considered as the skills of understanding, simplifying, mathematizing, working mathematically, interpretation and validation. In addition, while designing modeling problems, different mathematical contents (quantity, space-shape, uncertainty, change-relationship) were taken into consideration.
The modeling-based learning process was applied to investigate mathematical modeling skills of middle school students with modeling problems with different content. This is a quasi-experimental study in the Mathematics Practice course. The study was designed according to single experimental group and pretest-posttest measurements. The study group consists of 20 students studying at 6th grade of middle schools in a big city.
In the study, mathematical modeling problems designed in 4 different mathematical contents developed by the researcher were used for pre-test and post-test. In the process of learning with mathematical modeling activities, 8 mathematical modeling problems developed by the researchers were used. Rubrics were used to score mathematical modeling skills of the students. When evaluating with rubric, two different coding were made to ensure reliability and the percentage of compliance was calculated as 94%. In addition, related samples t-test analysis mean and percentage related samples were used for data analysis.
As a result of the research, it was seen that the improvement at all mathematical modeling problems which are designed with different content in terms of understanding, simplifying, mathematizing and working mathematically of the problem. More comprehensive research can be done by developing mathematical modeling problems designed in different mathematical contents.
 

Ortaokul Öğrencilerinin Farklı Matematiksel İçeriklerde Tasarlanan Modelleme Problemlerindeki Becerileri


Kemal Özgen1, İdris Şeker1
1Dicle Üniversitesi


Bildiri No: 228 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı ortaokul öğrencilerinin farklı matematiksel içeriklerde tasarlanan modelleme problemlerindeki becerilerinin gelişimini incelemektir. Bu bağlamda bilişsel modelleme yeterlikleri sırasıyla problemi anlama, sadeleştirme, matematikselleştirme, matematiksel olarak çalışma, yorumlama ve doğrulama becerileri olarak ele alınmıştır. Ayrıca modelleme problemleri tasarlanırken farklı matematiksel içeriklerde (nicelik, uzay-şekil, belirsizlik, değişim-ilişkiler) olmasına dikkat edilmiştir.
Ortaokul öğrencilerinin matematiksel modelleme becerilerini farklı içeriklere sahip modelleme problemleri ile incelemek amacıyla modelleme temelli öğrenme süreci uygulanmıştır. Bu araştırma, Matematik Uygulamaları dersinde yapılmış yarı deneysel bir çalışmadır. Araştırma tek deneysel grup ve ön test-son test ölçümlerine göre düzenlenmiştir. Çalışma grubunu büyük bir ilde bulunan ortaokulların 6.sınıflarında öğrenim gören 20 öğrenci oluşturmaktadır.
Çalışmada ön test ve son testte kullanılmak üzere araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan 4 adet farklı matematiksel içeriklerde tasarlanan matematiksel modelleme problemleri kullanılmıştır. Matematiksel modelleme etkinlikleri ile yapılan öğrenme sürecinde araştırmacılar tarafından geliştirilen farklı matematiksel içerikteki 8 matematiksel modelleme problemi kullanılmıştır. Öğrencilerin matematiksel modelleme becerilerinin puanlanması amacıyla rubrik kullanılmıştır. Rubrik ile değerlendirme yapılırken güvenirliği sağlamak amacıyla iki ayrı değerlendirme yapılmış ve uyuşum yüzdesi %94 olarak hesaplanmıştır. Ayrıca verilerin analizi için ortalama, yüzde ve ilişkili örneklemler için t-testi analizi kullanılmıştır.
Araştırma sonucunda öğrencilerin problemi anlama, sadeleştirme, matematikselleştirme ve matematiksel olarak çalışma yeterliliklerinde farklı içerikte tasarlanan matematiksel modelleme problemlerinin tümünde gelişme olduğu görülmüştür. Doğrulama ve yorumlama yeterliliklerinde ise anlamlı bir gelişme olmadığı söylenebilir. Bu çalışmada görüldüğü gibi farklı modelleme problemleriyle öğrencilerin matematiği günlük yaşamlarına transfer etmede etkisinin olduğu açıktır. Modelleme problemleriyle öğrencilerin günlük yaşamlarına etkilerini inceleyen farklı çalışmalar yapılabilir. Farklı içerikte tasarlanan matematiksel modelleme problemleri geliştirilerek daha kapsamlı araştırmalar yapılabilir.
 


Investigating The Profiles Of Female Students Who Consider Pursuing Stem Careers


Esra KIZILAY1, Havva YAMAK2, Nusret KAVAK2
1Erciyes Üniversitesi
2Gazi Üniversitesi


Abstract No: 19 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study aims to investigate the profiles of the high school girls who consider pursuing STEM careers in terms of some variables such as their parents’ educational level, the number of siblings, the monthly income of the family, their favorite subject at the school and the major they consider studying at the university. The data were obtained from 210 female students attending Anatolian high schools in the Kayseri Province. Research data were collected through a form in which students' information about their parents’ educational level, the number of siblings, the monthly income of the family, their favorite course at the school and the major they consider studying at the university was requested. After collecting the forms applied to a bigger study group, the female students' papers were separated and the major they consider studying at the university were examined. By using the detailed table of STEM undergraduate majors in the report prepared by Noonan (2017), the majors written by the students are coded as STEM areas and non-STEM areas. The results obtained by evaluating the data are given as frequency and percentage. In the study, it was determined that the majority of female students who considered pursuing STEM careers had mothers who were high school or university graduates while more than half of the students had fathers who were university graduates. This finding can be interpreted as the higher the educational level of parents of female students is, the higher the rate of female students choosing STEM careers is. It was seen that more than half of the female students who consider pursuing STEM careers had two siblings at most. This can be interpreted as the smaller the number of siblings is, the higher the rate of female students who consider pursuing STEM careers. It is noteworthy that a small number of female students who consider pursuing STEM careers had families of low monthly income. The monthly income of the families of other students was medium or high. This can be interpreted as the lower the monthly income of the students’ families is, the lower the rate of students who consider pursuing STEM careers. It was seen that the favorite subject of the majority of female students who consider pursuing STEM careers was mathematics. It was also found that the favorite subjects of most of the female students who consider pursuing STEM careers were related to STEM areas. It was obvious that they did not like the subject which were not directly related to STEM areas such as literature, foreign language, history and etc. This can be interpreted that students, who love subjects related to STEM areas, consider pursuing STEM careers more. It was also indicated that more than half of the female students who consider pursuing STEM careers wanted to have a career in medicine. Most of the other students considered choosing a career in architecture or engineering.

Stem Kariyerlerini Tercih Etmeyi Düşünen Kız Öğrenci Profillerinin İncelenmesi


Esra KIZILAY1, Havva YAMAK2, Nusret KAVAK2
1Erciyes Üniversitesi
2Gazi Üniversitesi


Bildiri No: 19 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Araştırmada, üniversitede STEM (fen, teknoloji, mühendislik ve matematik) kariyerlerini tercih etmeyi düşünen ortaöğretim kız öğrencilerinin; anne ve baba eğitim durumu, kardeş sayısı, ailenin aylık geliri, okulda en sevdikleri ders ve üniversitede seçmeyi düşündüğü bölüm bilgileri toplanarak, kız öğrencilerin profillerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada “STEM kariyerlerini tercih etmeyi düşünen ortaöğretim kız öğrencileri nasıl bir profil oluşturmaktadır?” sorusuna yanıt aranmaktadır. Bu araştırma nitel araştırma desenlerinden araçsal durum çalışması desenine göre yapılandırılmıştır. Araştırma verileri Kayseri ilinde yer alan Anadolu liselerinde öğrenim görmekte olan 210 kız öğrenciden elde edilmiştir. Araştırma verileri, öğrencilerin bilgilerinin istendiği bir form aracılığıyla toplanmıştır. Formda; öğrencilerin anne ve baba eğitim durumu, kardeş sayısı, ailenin aylık geliri, okulda en sevdikleri ders ve üniversitede seçmeyi düşündüğü bölüm bilgileri toplanmıştır. Daha geniş bir çalışma grubuna uygulanan form toplandıktan sonra kız öğrencilerin kâğıtları ayrılarak, üniversitede seçmeyi düşündükleri bölümler incelenmiştir. Noonan (2017) tarafından hazırlanan rapordaki ayrıntılı STEM lisans bölümleri tablosu kullanılarak, öğrencilerin yazdıkları bölümler STEM alanları ve STEM dışı alanlar olarak kodlanmıştır. STEM alanlarında kariyer yapmayı düşünen öğrencilerin kâğıdı ayrılarak, araştırma kapsamında incelenmiştir. Verilerin değerlendirilmesiyle elde edilen sonuçlar, frekans ve yüzde olarak verilmiştir. Araştırmada, STEM kariyerlerini tercih etmeyi düşünen kız öğrencilerin büyük çoğunluğunun annesinin lise veya üniversite mezunu, öğrencilerin yarısından fazlasının babasının üniversite mezunu olduğu tespit edilmiştir. Bu durum, kız öğrencilerin anne ve baba eğitim düzeylerinin artmasının, kız öğrencilerin STEM kariyerlerini tercih etme oranını artırdığı şeklinde yorumlanmıştır. STEM kariyerlerini tercih etmeyi düşünen kız öğrencilerin yarısından fazlasının en fazla iki kardeşi bulunduğu görülmektedir. Bu durum, evdeki kişi sayısı az olan kız öğrencilerin STEM kariyerlerini tercih etme oranlarının yükseldiği şeklinde yorumlanmaktadır. STEM kariyerlerini tercih etmeyi düşünen kız öğrencilerin az bir kısmının ailesinin aylık gelirinin düşük olduğu göze çarpmaktadır. Diğer öğrencilerin ailelerinin aylık geliri orta ya da yüksek düzeydedir. Bu durum, ailesindeki gelir seviyesi düşük olan öğrencilerin STEM kariyerlerini tercih etme oranlarının düşük olduğu şeklinde yorumlanmaktadır. STEM kariyerlerini tercih etmeyi düşünen kız öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun en sevdikleri dersin matematik olduğu görülmektedir. STEM kariyerlerini tercih etmeyi düşünen kız öğrencilerin çoğunun, en sevdikleri dersin de STEM alanlarına yakın dersler olduğu tespit edilmiştir. Öğrenciler edebiyat, yabancı dil, tarih gibi STEM alanlarıyla doğrudan ilişkili olmayan dersleri çok fazla sevmemektedirler. Bu durum, STEM alanlarına yakın dersleri seven öğrencilerin STEM kariyerlerini tercih etmeyi daha çok düşündükleri şeklinde yorumlanmaktadır. STEM kariyerlerini tercih etmeyi düşünen kız öğrencilerin yarısından fazlasının tıp alanında kariyer yapmayı tercih etmek istediği görülmektedir. Öğrencilerin geri kalan kısmının da çoğu mimarlık ya da mühendislik alanlarında kariyeri tercih etmektedirler. Bu araştırma sonuçlarına göre, STEM kariyerlerini tercih etmeyi düşünen kız öğrenci profilleri; yüksek anne-baba eğitim düzeyi, az kardeş sayısı, orta veya yüksek gelir düzeyi, en sevilen ders matematik, tıp alanında kariyer şeklinde sıralanabilmektedir.


Investigation Of The Effects Of Stem Applications On The Astronomy Interest In The Field Of Science


Elif Şadoğlu1, Doğan Güllü1
1Kocaeli Üniversitesi


Abstract No: 63 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this context, the aim of this study is to teach the concepts of Solar System by using scientific process skills to design an innovative product. As a result of this engineering design, the effect of solar system subject to astronomy was investigated. The study of the process of conducting the Solar System subject to STEM activities in the 6th grade science course is an action research carried out in quantitative method in order to determine the interest of students in astronomy. The action research method is chosen because the practitioner is in research, by observing the problems that arise in the application and to provide the solution to the problems by applying the solutions in the classroom. In this study, pre-test and post-test were applied to single group and cause-effect relation of independent variable on dependent variable was investigated. The study group of this study consisted of 48 students (N=48) from 3 different branches in 2018-2019 academic year at a private secondary school of Ministry of Education in Kartal province of İstanbul.
In the framework of STEM, there were two lecture activities prepared, namely, “Space Trip Workshop” and “Designing Sample Collection Tool in Mars”. The same application was carried out in three different branches. In order to measure the interest of the students, “Astronomical Interest Scale with 31 items” approach prepared by Kılıç and Keleş (2017) was used.The 6th grade science course STEM activities in the solar system is conducted with an appropriate lesson plan and 16 course hours.
 Studies on the findings and the results of the study are continuing

Fen Bilimleri Dersi Güneş Sistemi Konusundaki Stem Uygulamalarının Astronomi İlgisine Etkisinin İncelenmesi


Elif Şadoğlu1, Doğan Güllü1
1Kocaeli Üniversitesi


Bildiri No: 63 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı, Fen Bilimleri dersi 6. sınıf öğrencilerinin Güneş Sistemi konusundaki soyut olan kavramların öğretiminde STEM etkinlikleri sonucunda öğrencilerin Güneş Sistemi konusunda öğrendikleri kavramları bilimsel süreç becerileri ile yenilikçi bir ürün tasarlamaları amaçlanmaktadır. Bu mühendislik tasarım sonucunda öğrencilerin Fen Bilimleri dersi kapsamında Güneş Sistemi konusunun astronomiye yönelik ilgisine etkisi araştırılmıştır. 6. sınıf Fen Bilimleri dersinde yer alan Güneş Sistemi konusunun STEM etkinlikleri ile yürütülmesi sürecinin incelenmesi, öğrencilerin astronomiye yönelik ilgisini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilen bu araştırmada nicel yöntemle yürütülen bir aksiyon araştırmasıdır. Aksiyon araştırma yönteminin seçilme sebebi bizzat uygulayıcının araştırma içinde olması, uygulamada ortaya çıkan problemleri gözlemleyerek tespit edilmesi ve probleme getirilen çözümleri sınıf ortamında uygulayarak sonuçları görebilme imkanı sağlamasıdır. Bu araştırmada tek gruba ön test ve son test uygulanarak bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki sebep sonuç ilişkisi araştırılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu, İstanbul ili Kartal ilçesinde MEB’e bağlı bir özel ortaokulunda 2018-2019 eğitim öğretim yılında 6. sınıfında öğrenim görmekte olan 3 farklı şubeden 48 öğrenci (N₌48) oluşturmaktadır.
Çalışmada STEM çerçevesinde Güneş Sistemi konusunda ‘Uzaya Yolculuk Atölyesi’ ‘Marsda Örnek Toplama Aracı Tasarlıyoruz’ adlı 2 tane ders etkinliği hazırlanmıştır. Üç farklı şubede de aynı uygulama gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın veri toplama aracını, Kılıç ve Keleş (2017) tarafından hazırlanan öğrencilerin astronomiye yönelik ilgilerini ölçmek amacıyla geçerlilik ve güvenirlilik çalışması yapılmış beşli likert tipi 31 maddellik  ‘Astronomi İlgi Ölçeği’ oluşturmaktadır. Araştırma 6. Sınıf Fen Bilimleri dersi güneş sistemi konusunda STEM etkinlikleri, uygun ders planı ile 16 ders saati sürecinde yürütülmüştür.
Çalışmanın bulgu ve sonuçları üzerine çalışmalar devam etmektedir.
 


Investigation Of Engineering Design Skills Of High School Students: Electromagnet Example


Nimet Remziye Ergül1, Sevgül Çalış1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 114 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Nowadays, the rapid development of science has brought with it technological changes and innovations. This development has played an important role in taking the engineering skills into account in school programs. In science teaching program put into practice 2018 in Turkey, emphasized the importance of engineering and design skills, under science-specific skills and it is aimed to continue during high school education. The study focused on the engineering dimension of the STEM approach and high school students were given an engineering design based electromagnet problem within the content of magnetism unit that covering a wide range of high school physics programs.    Students were expected to accept themselves as an engineer in problem solving and to solve the given daily life-based problem with this perspective. The study continued for four weeks, one lesson per week. Additional study time is given to students who want to design Results were examined  with, understand exactly what is being requested in the problem (problem scoping), preliminary design for solution, mathematical, physical calculations and drawings that follow the preliminary design process and which contain the essence of the design. Content analysis approach was used for evaluation process.
 

Lise Öğrencilerinin Mühendislik Tasarım Becerilerinin İncelenmesi: Elektromıknatıs Örneği


Nimet Remziye Ergül1, Sevgül Çalış1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 114 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde bilimin hızlı şekilde gelişip ilerlemesi teknolojik  değişimleri ve yenilikleri de beraberinde getirmiş ve bu gelişim okul programlarında mühendislik becerilerinin göz önüne alınmasında büyük rol oynamıştır. Türkiye’de uygulamaya konulan 2018 Fen bilimleri dersi öğretim programında, alana özgü beceriler başlığı altında, mühendislik ve tasarım becerilerinin önemi vurgulanmış lise eğitimi süresince de devamı hedeflenmiştir. Çalışmada STEM yaklaşımının mühendislik boyutuna odaklanılmış ve  lise fizik programında geniş bir yer kaplayan manyetizma ünitesi kapsamında  lise öğrencilerine mühendislik tasarım temelli bir  elektromıknatıs yapımı problemi verilmiştir. Problem çözümünde öğrencilerin kendilerini bir mühendis olarak kabul etmeleri ve verilen günlük yaşam temelli problemi bu bakış açısıyla çözmeleri beklenmiştir. Haftada bir ders saati olmak üzere dört hafta boyunca çalışma sürdürülmüştür. Tasarımını gerçekleştirmek isteyen öğrencilere ek çalışma süresi verilmiştir. Problemin çözüm aşamaları; problemde istenilenin tam olarak anlaşılması, çözüme yönelik ön tasarım, ön tasarım sürecini izleyen ve tasarımın özünü içeren matematiksel, fiziksel hesaplamalar ve çizimler boyutlarıyla değerlendirilmiştir. Değerlendirme aşamasında içerik analizi yaklaşımı kullanılmıştır.
 
 


A Sample Of Stem Education Activity: How Is Development Of 8th Grade Students’ Cognitive Structures For Simple Machines Supported?


pınar fettahlıoğlu1, yavuz yıldızhan2, merve gül ekmekçi1, arzu topuksak1
1çukurova üniversitesi
2adana koleji


Abstract No: 358 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to investigate the effects of STEM education activities  based on 5E learning model  on 8th grade students’ cognitive structures for simple machines. The study was carried out with a total of 50 (25 experimental, 25 control) 8th grade students attending a state school in a low socio-economic region in the province of Adana, Yüreğir.  In the research, a semi-experimental design with non equalized control group was used. As a data collection tool, the concept map, student journals and the word association test developed by the researchers were used. Before the implementation both groups were applied the word association test and concept map as a pre-test. At the end of the 8-hour implementation, the same measurement tools were re-applied as post-test. In addition, class dojo application from web 2 tools was used in the process. At the end of each lesson, students kept a journal. The concept maps prepared by the students were scored using the scoring method developed by Novak and Govin (1984). In this context, whether the difference between the scores obtained from the pre-test and the post-test is meaningful is analyzed with the paired sapmle t test, whether the difference between the groups' scores is meaningful is analyzed with the independent sample t-test. Student journals analyzed using the content analysis technique. In the analysis of the word association test, breakpoint (bp) technique was used developed by Bahar et al. (1999). Data are collected and analyzed.


 

Örnek Bir Stem Eğitimi Etkinliği: 8. Sınıf Öğrencilerinin Basit Makineler İle İlgili Bilişsel Yapılarının Gelişimi Nasıl Desteklenir?


pınar fettahlıoğlu1, yavuz yıldızhan2, merve gül ekmekçi1, arzu topuksak1
1çukurova üniversitesi
2adana koleji


Bildiri No: 358 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın genel amacı basit makineler konusunda 5E öğrenme modeline göre hazırlanmış STEM eğitimi etkinliğinin 8. Sınıf öğrencilerinin bilişsel yapılarına etkisini incelemektir. Araştırma Adana ili Yüreğir ilçesinde düşük sosyo ekonomik bölgede yer alan  bir devlet okulunda öğrenim görmekte olan toplam 50 (25 deney 25 kontrol) 8. Sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada eşitlenmemiş kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, kavram haritası, öğrenci günlükleri ve araştırmacılar tarafından geliştirilen kelime ilişkilendirme testi kullanılmıştır. Uygulama öncesinde her iki gruba öntest olarak kelime ilişkilendirme testi ve kavram haritası uygulanmıştır. 8 saatlik uygulama sonunda aynı ölçme araçları sontest olarak tekrar uygulanmıştır. Ayrıca süreç içinde web 2 araçlarından class dojo uygulaması yapılmıştır. Her dersin sonunda ise öğrencilerin günlük tutması sağlanmıştır. Öğrencilerin hazırladıkları kavram haritaları Novak ve Govin (1984) tarafından geliştirilen puanlama yöntemi kullanılarak puanlandırılmıştır. Bu bağlamda öğrencilerin öntest ve sontestten almış oldukları puanlar arasındaki farkın anlamlı olup olmadığı bağımlı gruplar t-testi ile gruplar arasındaki puan farkının anlamlı olup olmadığı ise bağımsız gruplar t-testi ile analiz edilmiştir. Öğrenci günlükleri; içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmektedir. Kelime ilişkilendirme testinin analizinde ise Bahar ve diğerleri (1999) tarafından ortaya konulan kesme noktası (KN) tekniği kullanılmıştır. Veriler toplanmış olup analiz aşamasındadır.
 


A Content Analysis Of Ma Theses And Ph.d. Dissertations On Field Of Stem Education In Turkey


İkramettin Daşdemir1, Ekrem Cengiz2
1Atatürk Üniversitesi
2MEB


Abstract No: 447 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study at making a content analysis of  MA and Ph.D. theses in the field of STEM education that were published by Turkish universities in 2018. theses were cross-analyzed by university, department, research topic, participants, research design types and research methods. Survey method will be used that is qualitative research designs. . The sample of the study will be reached from national academic data base Higher Education Institution National Thesis Centre (YÖK) that is purpose sample. The data collected in the study will be analyzed with a new form which will be developed by the researchers considering the form used in the different studies in the literature. This forum will then be analyzed independently by two randomly selected four people who are experts in the study of content analysis. It is expected that the studies conducted in a certain area will guide the future researchers by considering them as a whole (Çalık and Sözbilir, 2014). It is also thought that following the studies in the field of science education in the renewed science program will allow teachers and researchers to be informed.
 

Türkiye’de Fetemm (Stem) Eğitimi İle İlgili Yapılan Lisansüstü Tezlerin İncelenmesi


İkramettin Daşdemir1, Ekrem Cengiz2
1Atatürk Üniversitesi
2MEB


Bildiri No: 447 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de 2018 yılında FeTeMM eğitimi ile ilgili olarak yapılan lisansüstü tezleri yayın türü, yayın yeri, araştırma yöntemi, araştırma örneklemi, veri toplama araçları, veri analiz yöntemleri gibi farklı değişkenler incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımlarından yer alan döküman incelemesi yöntemi kullanılacaktır. Araştırma kapsamında incelenecek lisansüstü tezler amaçlı örnekleme yöntemi ile FeTeMM anahtar kelimeleri kullanılarak YÖK Ulusal Tez merkezinden ulaşılacaktır. Çalışmada toplanan veriler, literatürde yer alan farklı çalışmalarda kullanılan form göz önünde bulundurularak araştırmacılar tarafından geliştirilecek yeni bir form ile analiz edilecektir. Oluşturulan bu forum daha sonra rastgele seçilen dört çalışma ile içerik analizi çalışması konusunda uzman olan iki kişi tarafından bağımsız olarak analiz edilerek güvenirliği sağlanacaktır.  Belirli bir alanda yapılmış olan çalışmaların bir bütüncül olarak ele alınmasıyla gelecek araştırmacılara yol göstereceği beklenmektedir (Çalık ve Sözbilir, 2014). Ayrıca yenilenen fen bilimleri programında yer alan FeTeMM eğitimi konusunda yapılmış olan çalışmaları takip etmek öğretmen ve araştırmacıların da bilgilendirilmesine olanak sağlayacağı düşünülmektedir

 


Informal Learning Environments For Student Interaction: Yeşilova Mound Archeology Area


Hakan Türkmen1, Leyla Münire Kayhan1, Ceylan Kaceroğlu1
1Ege Ünv.


Abstract No: 72 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

It is an indispensable part of student-centered approaches in which today's science teaching programs are particularly emphasized by the use of informal learning environments for learning purposes and by learning students from each other through cooperative learning logic.
The aim of this study is to determine the interaction of students with each other in informal environments in order to reach the suggestions that can make the learning process more effective in informal learning environments.
Since the pattern of this research is a single case in which the interaction of a class in a museum environment will be examined, the holistic single case design has been selected from the case study. As the sample of the study is Social Science and Science Education 4th grade students who took museum education and / or informal science education, criterion sample was used from the purposeful samples. Ege University Social Studies Teacher Education (20 people) and Science education (34 people) 4th grade students views formed after the visit to the Yeşilova Mound Archeology Area. In this study, the interview form which was developed by the researchers and data was checked by the experts.
The factors that affect the interaction are the characteristics of the environment, the style of expression of the guide, the friends who have fun and enjoy. Moreover, the activities are interesting and the combination of activities increases the interaction. Large, clean and clean informal learning environment increases interaction in group work, but the inability to touch the ruins, the narrow spaces, the dirty and smelly areas stated that they reduced the interaction.
Conclusion: As a result of the study, affective, social and environmental factors and informal learning environment have positive effects on students' behaviors.

İnformal Öğrenme Ortamlarinda Öğrenci̇ Etki̇leşi̇mi̇: Yeşi̇lova Höyük Çalişma Alani


Hakan Türkmen1, Leyla Münire Kayhan1, Ceylan Kaceroğlu1
1Ege Ünv.


Bildiri No: 72 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

İnformal öğrenme ortamlarının öğrenme amaçlı kullanımları ve öğrenmenin sadece öğretmen öğrenci etkileşimiyle sınırlı kalmaması öğrencilerin işbirlikli öğrenme mantığıyla hareket ederek birbirlerinden de bir şeyler öğrenebileceği günümüz fen öğretimi programlarının özellikle vurgu yaptığı öğrenci merkezli yaklaşımların vazgeçilmez bir parçasıdır.
Amaç: Bu çalışmanın amacı informal öğrenme ortamlarında öğrenme sürecini daha etkili hale getirebilecek önerilere ulaşmak üzere informal ortamlarda öğrencilerin birbiriyle etkileşimini Yeşilova Höyüğünde yapılan çalışma ile belirlemektir.
Yöntem: Bu araştırmanın deseni; bir sınıfın müze ortamındaki etkileşiminin inceleneceği tek bir durum olduğu için, durum çalışmasından bütüncül tek durum deseni seçilmiştir. Çalışmanın örneklemi müze eğitimi ve/ya informal ortamlarda fen öğretimi alan Sosyal Bilgiler ve Fen Bilgisi Öğretmenliği 4.sınıf öğrencileri olduğundan amaçlı örneklemlerinden ölçüt örneklem kullanılmıştır. Ege Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği (20 kişi) ve Fen Bilgisi (34 kişi) 4.Sınıf öğrencilerinin, Yeşilova Höyük Gezi Alanı ziyareti sonrası görüşlerini aktarmalarıyla oluşmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen, uzmanlar tarafından uygunluğu kontrol edilen görüşme formu kullanılmıştır.
Bulgular: Öğrencilerin özellikle etkileşimi en çok etkileyen faktörler ortam özellikleri, rehberin anlatım tarzı, eğlendiği ve sevdiği arkadaşlarla olmaları ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda etkinliklerin ilgi çekici olması ve etkinlikleri bir arada yapmaları etkileşimi arttırmaktadır. İnformal öğrenme ortamının geniş, ferah ve temiz olması grup çalışmalarında etkileşimi artırdığını; eserlere dokunamama, dar alanlar, pis ve kokan alanların olması etkileşimi azalttığını belirtmişlerdir.
Sonuç: Yapılan çalışma sonucunda duyuşsal, sosyal ve çevresel faktörler,  informal öğrenme ortamının öğrencilerin davranışlarını pozitif yönde etkilediği belirlenmiştir.
 


The Thoughts Of University Students On Social Media For Educational Purposes


Hakan TÜRKMEN1, Ezgi Kombak1
1Ege Ünv.


Abstract No: 81 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This research was conducted in order to investigate the effect of social media on education and the effect of social media on learning. The research was carried out with 251 students who were studying in the 3rd and 4th class in the Departments of Primary School Teaching,
Social Sciences Teaching and Science Education in a university in Izmir. In the study, demographic information and quaternary likert type scale which consisted of 46 items were used as data collection tools. The scale consists of 5 categories, 46 items, including “Access and Competence”, “Use of Social Sites”, “Current Use of Internet Sites”, “Impact of Internet Sites” and “Impact of Official Use of Social Media on Teaching and Learning”. The data were analyzed by SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) program. According to the findings obtained from the first part of the scale, it was concluded that the social media usage of the students belonged to Social Studies Education students with a maximum of 59.77% and at least 47.70% to the students of the Primary Education Department. According to the findings of the second part of the scale, it was concluded that the Social Studies Teaching Students think that the internet sites are more effective than the other department students. It has been concluded that the official use of social media supports the students of Science Education more than other students

Üniversite Öğrencilerinin Sosyal Medyayı Eğitim Amaçlı Kullanım Düşünceleri


Hakan TÜRKMEN1, Ezgi Kombak1
1Ege Ünv.


Bildiri No: 81 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırma Eğitim Fakültesi öğrencilerinin Sosyal Medyanın Öğretimde Kullanması ve
Sosyal Medyanın Öğrenme Üzerine Etkisinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırma İzmir
ilindeki bir üniversitede bulunan Sınıf Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği ve Fen Bilimleri
Öğretmenliği bölümlerinde 3. ve 4. Sınıfta öğrenim görmekte olan 251 öğretmen adayı ile
gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak demografik bilgilerin ve 46 maddeden
oluşan 4’lü likert tipi ölçek kullanılmıştır. Ölçek, “Erişim ve Yetkinlik”, “Sosyal Sitelerin Kullanımı”,
“İnternet Sitelerinin Güncel Kullanımı”, “İnternet Sitelerinin Etkisi” ve “Sosyal Medya Resmi
Kullanımının Öğretim Ve Öğrenim Üzerinde Etkisi” olmak üzere 5 kategori, 46 maddeden
oluşmaktadır. Araştırma verileri SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) programı ile analiz
edilmiştir. Ölçeğin ilk kısmından elde edilen bulgulara göre öğretmen adaylarının sosyal medya
araçlarını kullanımlarının en fazla %59.77 oranıyla Sosyal Bilgiler Öğretmenliğine, en az ise %47.70
oranıyla Sınıf Öğretmenliğine ait olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ölçeğin ikinci kısmından eldi edilen
bulgulara göre Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Öğrencileri diğer bölüm öğrencilerine göre internet
sitelerinin öğrenime etkisine daha fazla olduğunu düşündükleri sonucuna varılırken, sosyal medyanın
resmi kullanımını Fen bilimleri Öğretmenliği öğrencilerinin diğer bölüm öğrencilerine oranla daha
fazla destekledikleri sonucuna ulaşılmıştır.


Determination Of The Views Of Primary School Students And Workshop Leaders For Scientific Fairs Supported By Tubitak


CİHAN GÜLGÜN1, ADEM YILMAZ1, ÇAĞRI AVAN1, KAMİL DOĞANAY2
1KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ
2ŞEHİT MEHMET YILMAZ İMAM HATİP ORTAOKULU


Abstract No: 265 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Science fair events prepared by the schools affiliated to the Ministry of Education and Scientific and Technological Research Council of Turkey (TUBITAK) supported by, with budget support and project activities that scientific research is a research and encouraging contributions. With the science fairs, students have the opportunity to recognize and discover the works prepared on scientific level in many different fields at the same time. In this way, while increasing the level of interest and curiosity in the field of science, they have the opportunity to do many experimental studies and do not have the opportunity to do in schools. In this context, it was aimed to determine the opinions of primary school students and workshop leaders who participated in TÜBİTAK 4007 science fairs held in 2018 in Kastamonu province. The research process was carried out by using quantitative research methods. 1200 primary students (5-8 grade) and 50 workshop leaders participated in the study. In order to collect data, activity evaluation questionnaire and participatory evaluation questionnaire were used. The data were evaluated with SPSS 23 package program and subjected to descriptive analysis. In the results of working; It was determined that both primary school students and workshop leaders were highly satisfied about the science fairs, such practices were frequently done and they contributed to the scientific level in many areas.
 

Tübi̇tak Tarafindan Desteklenen Bi̇li̇m Şenli̇kleri̇ne (4007) Yöneli̇k İlköğreti̇m Öğrenci̇leri̇ni̇n Ve Atölye Li̇derleri̇ni̇n Görüşleri̇ni̇n Beli̇rlenmesi̇


CİHAN GÜLGÜN1, ADEM YILMAZ1, ÇAĞRI AVAN1, KAMİL DOĞANAY2
1KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ
2ŞEHİT MEHMET YILMAZ İMAM HATİP ORTAOKULU


Bildiri No: 265 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bilim şenliği etkinlikleri MEB’e bağlı okullar tarafından hazırlanan ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından desteklenen, bütçe yardımı yapılan ve bilimsel araştırmayı teşvik edici katkılar sağlayan bir araştırma ve proje etkinliğidir. Bilim şenlikleri ile öğrenciler birçok farklı alanda bilimsel düzeyde hazırlanan çalışmaları aynı anda tanıma ve keşfetme fırsatı yakalarlar. Bu sayede hem fen bilimleri alanına yönelik ilgi ve merak düzeyleri arttırılırken hem de okullarda yapma imkânı bulamadıkları birçok deneysel çalışmayı yapma ve izleme şansı bulurlar.
Bu kapsamda Kastamonu ilinde 2018 yılında gerçekleştirilen TÜBİTAK 4007 bilim şenliklerine katılan ilköğretim öğrencilerinin ve atölye liderlerinin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma süreci nicel araştırma yöntemlerinden olan tarama yöntemi kullanılarak yürütülmüştür. Çalışmaya 1200 ilköğretim öğrencisi (5-8.sınıflar arası) ile 50 atölye lideri katılım sağlamıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, etkinlik değerlendirme anketi ve katılımcı değerlendirme anketi kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 23 paket programı ile değerlendirilmiş ve betimsel analize tabi tutulmuştur.
Çalışma sonucunda; gerek ilköğretim öğrencilerinin gerekse de atölye liderlerinin bilim şenlikleri hakkında oldukça yüksek düzeyde memnuniyet duydukları, bu tarz uygulamaların sıklıkla yapılması ve bilimsel düzeyde katılımcılara birçok alanda katkı sağladığı belirlenmiştir.  
 


Effects Of Teaching With Museum Guide Preparation And Museum Worksheets In Natural History Museum On Students’ Motivation Towards Science Learning


Durmuş Yanmaz1, Emine Çil1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Abstract No: 280 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, two different teaching were designed and applied in a natural history museum to teach fifth grade students about fossil and biodiversity issues. The teachings were carried out in three stages: pre-visit, during the visit and follow-up. In both of the teachings, the pre-visit and follow-up activities are identical, whereas the activities during the museum visit are different. During the visit, one of the teachings museum guide preparation strategy was implemented, and the other was implemented a museum worksheets teaching strategy. In this study, the effects of two different teaching strategies implemented during the museum visit on students' motivation towards science learning were investigated and the permanence of these effects was evaluated. Quasi-experimental method with nonequivalent control group modal was applied. The study was conducted in fall term of 2015-2016 academic year. 5thgrade 54 students including 27 (14 females-13 males) experiment group, and 27 (15 females-12 males) control group students participated to the study. The data of the study obtained through Students’ Motivation Towards Science Learning Questionnaire (Tuan, Chin and Shieh, 2005. The data were analyzed through Dependent T-test, Independent T-test, Wilcoxon Signed-Rank Test, and Mann-Whitney U test.According to the findings of both experimental group and control group students, no statistically significant difference was found between the pre-test and post-test, between the post-test and retention test, and between the pre-test and retention test. When the experimental and control groups were compared with each other, no statistically significant difference was found between the pre-test and post-test scores of the students.In the retention test, a statistically significant difference was found in favor of the control group. Based on these findings, it can be said that teaching with museum guide preparation and teaching with museum worksheets have no positive and lasting effects on students' motivation towards science learning.

Doğa Tarihi Müzesinde Rehber Hazırlama Ve Çalışma Yaprakları Ile Öğretimin Öğrencilerin Fen Öğrenimine Yönelik Motivasyonları Üzerine Etkisi


Durmuş Yanmaz1, Emine Çil1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Bildiri No: 280 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada bir doğa tarihi müzesinde beşinci sınıf öğrencilerine fosil ve biyoçeşitlilik konularını öğretmek üzere iki farklı öğretim tasarlanmış ve uygulanmıştır. Öğretimler ziyaret öncesi, ziyaret sırası ve ziyaret sonrası olmak üzere üç aşama olarak yürütülmüştür. Her iki öğretimde ziyaret öncesi ve ziyaret sonrası etkinlikler birbiri ile özdeş, ziyaret sırası etkinlikler birbirinden farklıdır.  Ziyaret sırasında öğretimlerden birinde müze rehberi hazırlama öğretim stratejisi, diğerinde müze çalışma yaprakları öğretim stratejisi uygulanmıştır. Bu çalışmada müze ziyareti sırasında uygulanan iki farklı öğretim stratejisinin öğrencilerin fen öğrenimine yönelik motivasyonları üzerine etkileri incelenmiş ve bu etkilerin kalıcılığı değerlendirilmiştir. Çalışma yarı deneysel yöntemlerden eşitlenmemiş kontrol gruplu model olarak yürütülmüştür. Çalışmaya 2015-2016 eğitim-öğretim yılın birinci döneminde beşinci sınıf düzeyinde öğrenim gören 27’si (14 Kız-13 Erkek) deney, 27’si (15 Kız-12 Erkek) kontrol grubu olmak üzere toplam 54 öğrenci katılmıştır. Çalışmanın verileri Fen Öğrenimine Yönelik Motivasyon Ölçeği (Tuan, Chin ve Shieh, 2005) ile toplanmıştır. Veriler Bağımlı T-testi, Bağımsız T-testi, Wilcoxon İşaretli-Sıralar Testi ve Mann Whitney-U Testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre hem deney grubu öğrencilerinin hem de kontrol grubu öğrencilerinin ön test ve son testi arasında, son test ve kalıcılık testi arasında ve ön test ile kalıcılık testi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Deney ve kontrol grubu birbiri ile kıyaslandığında, öğrencilerin ön-test ve son-test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Kalıcılık testinde ise kontrol grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Bu bulgulara dayalı olarak müze rehberi hazırlama yoluyla öğretimin ve müze çalışma yaprakları yoluyla öğretimin öğrencilerin fen öğrenimine yönelik motivasyonları üzerinde olumlu ve kalıcı etkileri olmadığı söylenebilir. 
 


Comparing The Grade 8 Textbooks In Terms Of Creative Reasoning


Yasin Memiş1, Taha Memiş2
1Niğde Meb
2Gaziantep Meb


Abstract No: 34 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Problem solving is a corner stone of mathematics education. The students build and develop their knowledge by the effort they show while solving problems. In this regard, the structure of problems which they face gain importance. The researches show that students often use the same methods which they have learnt before, while solving similar problems. Students undergoing such a routine process will miss the opportunities of creative thinking they will need in the future. As a result of using always similar questions and same algorithms, students show low level of cognitive abilities instead of high ones.
In this study, math textbooks have been examined in terms of the amount of the questions that support creative thinking. With this aim, two textbooks which are studied in the classroom by the eighth graders have been compared. Within this context, the evaluation questions of the first three units have been observed. 130 questions from the grade 8 textbook of MEB publishing and 85 questions from the grade 8 textbook of EKOYAY publishing have been analysed. For analysing, Linther’s (2008) framework for creative reasoning has been used. This framework consists of two basic reasoning types: imitative reasoning and creative reasoning. Imitative reasoning represents using the memorized or learnt knowledge/algorithm directly, and creative reasoning represents an independent process of using the learnt algorithm by the problem solver. In this context, the questions have been analysed on the way that whether they can be solved directly with one algorithm. As a result of analyses, it has been concluded that 112 questions in 130 questions of MEB textbook, and 73 questions in 85 questions of EKOKAY textbook can be solved algorithmically. Also, it has been concluded that there are few questions to give a chance for creative reasoning in both course books.
Considering these results, it can be said that most of the unit evaluation questions of the textbooks which are used during the lessons, are focused on a memorised solution of a problem and do not provide a suitable environment for real problem solving. When the students do not encounter a problem, which is new to them, they cannot use a high-level thinking ability to create a solution for the problems they face. In this context, the theoretical framework and results will help the educators to evaluate the questions they prepare, from a different view.

8. Sınıf Ders Kitaplarının Yaratıcı Muhakeme Açısından Karşılaştırılması


Yasin Memiş1, Taha Memiş2
1Niğde Meb
2Gaziantep Meb


Bildiri No: 34 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Problem çözme matematik eğitiminin temel taşlarındandır. Öğrenciler, karşılaştıkları problemlere çözüm için kullandıkları çabalar doğrultusunda, kendi bilgilerini oluşturmakta ve geliştirmektedirler. Bu bağlamda, öğrencilerin süreç içinde karşılaştıkları problemlerin yapısı önem kazanmaktadır. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki öğrencilerin çoğunluğu birbirine benzeyen soruları daha önce öğrenilen bir yöntemin (algoritmanın) tekrarını uygulayarak çözmek zorunda kalmaktadır. Öğrencilerin bu tarz rutin bir süreçten geçmesi, onlar için ileride gerekli olacak yaratıcı düşünme becerisine yönelik fırsatların önünü kapatmaktadır. Sürekli benzer sorular ve kullanılan aynı algoritmalar sonucu öğrenciler üst düzey bilişsel beceriler yerine düşük seviyede bilişsel beceriler göstermektedir.  
Bu çalışmada, matematik ders kitaplarında yaratıcı düşünmeyi destekleyen sorulara ne ölçüde yer verildiği incelenmiştir. Çalışmada, 8. sınıf öğrencilerinin sınıf içinde kullandıkları farklı 2 ders kitabı karşılaştırılmıştır. Bu kapsamda kitapların ilk 3 ünitesinin sonunda yer alan değerlendirme soruları incelenmiştir. MEB (Millî Eğitim Bakanlığı) yayınları 8. Sınıf ders kitabından 130 soru, EKOYAY yayınları 8. Sınıf ders kitabından ise 85 soru analiz edilmiştir. Analiz için Lithner’in (2008) oluşturmuş olduğu yaratıcı muhakeme teorik çatısı kullanılmıştır. Bu teorik çatı taklitçi muhakeme (Imitative reasoning) ve yaratıcı muhakeme (creative reasoning) olarak 2 temel muhakeme tipinden oluşmaktadır. Taklitçi muhakeme problemlerin çözümü için önceden ezberlenmiş/öğrenilmiş bir bilgi/algoritmanın doğrudan kullanımını; yaratıcı muhakeme ise problem çözen tarafından öğrenilen bir algoritmanın kullanılmasından bağımsız bir çözüm sürecini temsil etmektedir. Bu bağlamda, sorular, konu anlatımlarında sunulan bir algoritma/bilgi ile doğrudan çözülebilme durumuna göre analiz edilmiştir. Analiz sonucunda 8. Sınıf MEB ders kitabında 130 sorudan 112 sorunun, 8. Sınıf EKOYAY ders kitabında ise 85 sorudan 73 sorunun algoritmik olarak çözülebileceği sonucuna varılmıştır. İki ders kitabında da yaratıcı düşünmeye olanak sağlayan sorulara çok az yer verildiği tespit edilmiştir.
Bu sonuçlar ele alındığında ders içinde kullanılan kaynak ders kitaplarındaki ünite değerlendirme sorularının büyük çoğunluğunun daha önce ezberlenen bir sorunun çözümüne odaklandığı, öğrencileri gerçek problemlerin çözümüne uygun ortam sağlamadığı söylenebilir. Öğrencilerin daha önce karşılaşmadıkları problem durumları ile baş başa kalmamaları onların bir çözüm oluşturması için gerekli olan üst düzey düşünme becerilerini kullanmalarına olanak sağlamamaktadır. Bu bağlamda sunulan teorik çatı ve sonuçlar, eğitimciler için hazırladıkları soruları farklı bir açıdan değerlendirmelerine fırsat tanıyacaktır.
 


Development Of Secondary School Mathematics Course Curriculum And Integration With High School Mathematics Course Curriculum


Ali Özkaya1
1Akdeniz Üniversitesi


Abstract No: 218 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study is a qualitative research aiming to determine the opinions of high school mathematics teachers about the mathematics curriculum in secondary schools. Semi-structured interview form was used as the data collection tool. The interview form consisted of two parts; personal information (name, surname, type of high school, professional seniority, experience in 9th grades) and evaluation questions about secondary school mathematics curriculum. Teachers participated in the study on the basis of volunteerism  and were asked about their opinions on the secondary school mathematics curriculum. The teachers were asked questions about the concepts and issues that students had difficulty in learning and about the operations they had difficulty in the 9th grade mathematics lesson. In addition, teachers were asked about their opinions and suggestions for the secondary school mathematics curriculum. Descriptive analysis method  was used to analyze the data. According to the research findings, high school teachers who participated in the study; stated that they generally found the mathematics curriculum in the secondary school to be successful, at the same time they stated that the students were having difficulty in Equations and Inequalities parts of the Unit ‘Numbers and Algebra’.
 

Ortaokul Matematik Öğretim Programının Değerlendirilmesi Ve Lise Matematik Öğretim Programı Ile Entegrasyonu


Ali Özkaya1
1Akdeniz Üniversitesi


Bildiri No: 218 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışma lise matematik öğretmenlerinin ortaokul matematik ders programına ilişkin görüşlerini belirlemeye yönelik nitel bir araştırmadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formu; kişisel bilgiler (adı soyadı, çalıştığı lise türü, mesleki kıdemi, kaç yıldır 9. Sınıfta derse girdiği) ve ortaokul matematik öğretim programını değerlendirme soruları olmak üzere iki bölümden oluşmuştur. Gönüllülük esasına göre araştırmaya katılan öğretmenlere ortaokul matematik dersi öğretim programı hakkındaki görüşleri sorulmuştur. Öğretmenlere; 9. Sınıf matematik dersinde öğrencilerin hangi konuları öğrenmekte zorlandıkları, öğrencilerin en çok hangi matematiksel işlemleri yaparken sorun yaşadıkları ve hangi matematiksel kavramları anlamakta zorlandıkları sorulmuştur.  Ayrıca öğretmenlere; ortaokul matematik dersi öğretim programı hakkındaki görüş ve önerileri de sorulmuştur.   Verilerin çözümlenmesinde betimsel çözümleme tekniği kullanılmıştır.  Araştırma bulgularına göre, çalışmaya katılan lise öğretmenleri; ortaokul matematik dersi öğretim programını genel olarak olumlu bulduklarını, bununla birlikte bazı temel kavram ve işlemlerde öğrencilerin genelde sorunlar yaşadıklarını, en çok da Sayılar ve Cebir ünitesinin Denklemler ve Eşitsizlikler konusunda öğrencilerin zorlandıklarını belirtmişlerdir.
 


A Teaching Experiment On Vocational High School Students’ Statistical Problem Solving Performances


Hikmet Dursun1, Emin Aydın2, Oğuz Köklü2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Marmara Üniversitesi


Abstract No: 259 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The importance given to statistics education increases due to the increase in the need for individuals with statistical skills (Yenilmez,2016). One of the most important steps taken in this context is the Guidelines for Assesment and Instruction in Statistics Education (GAISE) (Franklin et al., 2007) report published by the American Statistical Association (ASA). The aim of this study is to examine the effects of the activities designed by the researcher on statistical problem solving processes taking into account the suggestions for statistical education, secondary mathematics curriculum acquisition and the characteristics of vocational high school students.
The methodogy of the study is the teaching experiment .As a result of the teaching experiment, it was found that the students were able to perform the operations related to the measures of central tendency and measure of spread but had difficulty in interpreting these measures in given context. It was observed that students were able to draw graphs with graph paper and they could draw statistical graphs more easily with the help of technology. As a result of the semi structured interviews, it was found that there were positive changes in the attitudes of students towards the statistical tasks, and that the use of activities that included real-life context facilitated the attainment of subjects by the students, provided them better understanding. In addition, the use of technology in courses prevented the loss of time and make lessons more enjoyable.

References
Franklin, C., Kader, G., Mewborn, D., Moreno, J., Peck, R., Perry, M., & Scheaffer, R. (2005). Guidelines for Assesment and Instruction in Statistics Education (GAISE) Report A PRE-K-12 CURRİCULUM FRAMEWORK. https://www.amstat.org/asa/education/Guidelines-for-Assessment-and-Instruction-in-Statistics-Education-Reports.aspx: American Statistical Association.
Yenilmez, İ. (2016). İstatiksel Kavramların Teknoloji ile Öğretiminin Matematik Didaktiği Perspektifinden İncelenmesi (Yüksek Lisans Tezi). Marmara Üniversitesi, İstanbul.

Meslek Lisesi Öğrencilerinin İstatiksel Problem Çözme Süreçlerinin Geliştirilmesi Üzerine Bir Öğretim Deneyi


Hikmet Dursun1, Emin Aydın2, Oğuz Köklü2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 259 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

İstatiksel bilgilerin hayatımızdaki rolü gün geçtikçe artmaktadır. İstatiksel becerilere sahip bireylere olan ihtiyacın artmasına bağlı olarak istatistik eğitimine verilen önemde artmaktadır (Yenilmez,2016). Bu bağlamda atılan en önemli adımlardan biri Amerikan İstatistik Derneği (ASA) tarafından yayınlanan İstatistik Eğitiminde Değerlendirme ve Öğretim İlkeleri (GAISE) raporudur. Bu çalışmanın amacı GAISE (Franklin ve ark.,2007) raporunda yer bulan istatistik eğitimi ile ilgili önerileri, ortaöğretim matematik müfredatı kazanımlarını ve meslek lisesi öğrencilerinin özelliklerini dikkate alarak araştırmacı tarafından tasarlanan etkinliklerin öğrencilerin istatiksel problem çözme süreçlerine etkisini incelemektir.
Araştırmanın yöntemi öğretim deneyi olup veri toplama araçları, öğrencilerin ders içi problem çözümleri ve öğrencilerin öğretim deneyi ile ilgili görüşlerini belirleyebilmek için yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerdir. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılının 1. döneminde Samsun’un Vezirköprü ilçesinde bulanan bir devlet okulunun 10. sınıfında öğrenim gören yirmi bir öğrenci (4 kız, 17 erkek) oluşturmaktadır. Öğretim süreci 12 ders saati boyunca devam etmiştir.
Yapılan öğretim uygulamalarının sonucunda, öğrencilerin merkezi eğilim ve yayılım ölçüleriyle ilgili işlemleri yapabildiği fakat bu ölçülerin nasıl yorumlandığıyla ilgili zorluk yaşadıkları görülmüştür.  Grafik çizimi ile ilgili yapılan etkinliklerde öğrencilerin kağıt kalemle grafik çizmekte zorlandıkları, teknoloji yardımıyla grafikleri daha rahat çizebildikleri gözlenmiştir.  Yarı yapılandırılmış görüşmelerin sonucunda öğretim uygulamalarıyla öğrencilerin istatiksel görevlere karşı tutumlarında olumlu yönde değişiklikler olduğu, derste gerçek hayat bağlamı içeren etkinliklerin kullanımının öğrenciler için konuları kolaylaştırdığı, daha iyi anlamalarını ve önemsemelerini sağladığı, konunun dikkat çekici olmasına yardımcı olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca derslerde teknoloji kullanımının zaman kaybını engellediği ve derslerin eğlenceli olmasına yardımcı olduğu görüşlerine ulaşılmıştır.

Kaynakça
Franklin, C., Kader, G., Mewborn, D., Moreno, J., Peck, R., Perry, M., & Scheaffer, R. (2005). Guidelines for Assesment and Instruction in Statistics Education (GAISE) Report A PRE-K-12 CURRİCULUM FRAMEWORK. https://www.amstat.org/asa/education/Guidelines-for-Assessment-and-Instruction-in-Statistics-Education-Reports.aspx: American Statistical Association.
Yenilmez, İ. (2016). İstatiksel Kavramların Teknoloji ile Öğretiminin Matematik Didaktiği Perspektifinden İncelenmesi (Yüksek Lisans Tezi). Marmara Üniversitesi, İstanbul.
 
 


Effect Of Using History Of Mathematics On The Middle School 6th Grade Students’ Mathematics Attitude


Ramazan Gürel1, Şeydanur Cengiz2, Hatun Nilay Nuhoğlu3
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi
2Adnan Menderes Üni. Eğitim Fak.
3Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Abstract No: 387 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Different teaching methods should be used to remove prejudices against mathematics and to prevent negative attitudes. It is considered that the use of mathematics history in the teaching process will contribute to the students' positive thinking about mathematics. With the use of the history of mathematics, students' interest is drawn to the historical development of mathematical concepts and an active learning process is carried out. The aim of this study is to investigate the effect of the use of mathematics history on the attitude of the students towards mathematics. For this purpose, semi-experimental design with pre-test post-test group will be used. The participants of the research consist of two different classes chosen by random sampling in a secondary school. One researcher followed the applications in both classes as an observer during the experiment. The data of the study were collected with “Mathematics Attitude Scale for Middle School Students”. The scale which has 22 items in 5 points likert type developed by Önal (2013). In the application part of the study, the participants in the experimental group were shown videos, slides, games about the history of mathematics, and life stories of famous mathematicians. In addition, the chapters related to 6th-grade mathematics gains were will be given from different stories. The math attitude scale was applied to both groups before and after the experiment. The data analysis process is ongoing. Positive results were found in favor of the experimental group in different sub-dimensions of the attitude scale. In the experimental group, it was determined that the students' positive views on mathematics increased. In addition, the teacher carrying out the practice thinks that the students in the experimental group have increased their interest in mathematics.

Matematik Tarihinin 6. Sınıf Öğrencilerinin Matematik Tutumuna Etkisi


Ramazan Gürel1, Şeydanur Cengiz2, Hatun Nilay Nuhoğlu3
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi
2Adnan Menderes Üni. Eğitim Fak.
3Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 387 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Matematiğe karşı önyargıları kaldırmak, olumsuz tutumları engellemek için farklı öğretim yöntemleri kullanılmalıdır. Matematik tarihinin öğretim sürecinde kullanımının öğrencilerin matematiğe ilişkin olumlu düşünceler geliştirmelerine katkıda bulunacağı düşülmektedir. Matematik Tarihi kullanımı ile öğrencilerin ilgisi matematiksel kavramların tarihsel gelişimine çekilerek aktif bir öğrenme süreci gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmanın amacı ortaokul 6. Sınıf öğrencilerinin derslerinde matematik tarihi kullanımının öğrencinin matematiğe karşı tutumuna etkisinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada ön test son test ön kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılacaktır. Yarı deneysel araştırma modelinde olan araştırmanın katılımcıları bir deney ve bir kontrol grubunda oluşturmaktadır. Aydın ili söke ilçesindeki bir ortaokulda okuyan rastgele örnekleme ile seçilmiş olan iki ayrı sınıftan biri deney biri de kontrol grubunu oluşturacaktır.  Hem deney hemde kontrol grubuna aynı öğretmen girmektedir. Bir araştırmacı deney süresince her iki sınıftaki uygulamaları gözlemci olarak izlemiştir.  Araştırmanın verileri Önal(2013) tarafından geliştirilen 5’li likert tipindeki 22 maddelik “Ortaokul öğrencilerine yönelik matematik tutum ölçeği” ile toplanmıştır. Araştırmanın uygulama bölümünde deney grubundaki katılımcılara matematik tarihi ile ilgili ünlü matematikçilerinin hayatının anlatıldığı videolar, slaytlar, oyunlar gösterilecek; ayrıca farklı hikâyelerden 6. Sınıf matematik kazanımları ile ilişkili bölümlere yer verilecektir. Deney öncesinde ve sonrasında matematik tutum ölçeği her iki gruba da uygulanmıştır. Veri analizi süreci devam etmektedir. Tutum ölçeğinin farklı alt boyutlarında deney grubu lehine olumlu sonuçlar tespit edilmiştir. Deney grubunda öğrencilerin matematiğe ilişkin olumlu görüşlerinin arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca uygulamayı yürüten öğretmen deney grubundaki öğrencilerin matematiğe olan ilgilerinin arttığını düşünmektedir.

* Bu çalışma TÜBİTAK Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı (BİDEB) tarafından 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destek Programı kapsamında desteklenmiştir.


Subjects Perceived As Difficult In 6th Grade Mathematics Curriculum: Teacher And Students View


Ramazan Gürel1, Merve Çağlar1
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi


Abstract No: 389 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

he aim of this study is to determine the issues perceived as difficult in the 6th-grade mathematics curriculum according to students and teachers. It is also aimed to determine the causes of emerging difficulties. In this study, a quantitative research method was used. Participants were randomly selected, 7th-grade students.  The data in the study were collected with the scale of mathematical difficulties developed by the researchers and one-to-one semi-structured interviews with teachers and students. The difficulty index was calculated for each item in the questionnaire developed in the 6th-grade mathematics curriculum. Calculations were made and compared for teachers and students. In addition, the students were interviewed with the items stating that they had the most difficulty. The interviews were conducted with the teachers in order to determine the causes of the issues that were challenged by interviewing. According to teachers and students view topics that were perceived as difficult were identified The results of this study and the results obtained from similar studies on mathematics curricula in the same subject in the field will be compared and the solutions will be presented to solve the problems.

Öğretmen Ve Öğrenci Görüşlerine Göre Ortaokul 6.sınıf Matematik Dersinde Zorlanılan Konular Ve Nedenleri


Ramazan Gürel1, Merve Çağlar1
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi


Bildiri No: 389 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, öğrenci ve öğretmenlere göre ilköğretim 6.sınıf matematik müfredatında zor olarak algılanan konuları belirlemektir. Ayrıca ortaya çıkan zorlukların nedenlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Katılımcılar rastsal olarak seçilen ortaokul 7. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. 7. Sınıf öğrencilerinin seçilmesinin amacı 6. Sınıftaki bütün konuların bu öğrencilere tarafından görülmesidir. Araştırmada veriler araştırmacılar tarafından geliştirilen matematik zorlukları ölçeği ve öğretmen ve öğrenciler ile gerçekleştirilen birebir yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmıştır.  6. Sınıf matematik müfredatında yer alan konular düşünülerek geliştirilen ankette yer alan her bir madde için zorluk indeksi hesaplanmıştır. Öğretmenler ve öğrenciler için ayrı ayrı hesaplamalar yapılmış ve karşılaştırılmıştır. Ayrıca maddeler bazında en fazla zorlandığını belirten öğrenciler ile görüşme yapılmıştır. Yine öğretmenler ile de görüşme yolu ile zorlanılan konuların nedenlerinin belirlenmesi amacıyla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonunda elde edilen verilerle öğrencilerin zor olarak algıladığı konular ve sebepleri, öğretmenlerin bu konudaki görüşler ve sebepleri tespit edilmiştir.  İlköğretim matematik öğretim programına yönelik bu çalışmanın sonuçları ile alanda aynı konuda daha önce uygulamada olan matematik öğretim programlarına yönelik benzer çalışmalarda elde edilen sonuçlar karşılaştırılarak, sorunların giderilmesine yönelik çözüm önerileri sunulacaktır. 

* Bu çalışma TÜBİTAK Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı (BİDEB) tarafından 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destek Programı kapsamında desteklenmiştir.


Bibliometric Analysis Of The Studies Made In The Field Of Astronomy Education


Mustafa Doğru1, Cem Oktay Güzeller1, Ceren Satar2
1Akdeniz Üniversitesi
2Akdeniz Üniversitesi


Abstract No: 18 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of science education is to contribute students’ capability to cope up with their daily life struggles besides providing theoretical knowledge via lessons. In the field of science one of the main subjects encountered in daily life is astronomy. Thus, astronomy education has an important position within the science education. Beside improving individuals’ imagination, curiosity and discovery senses, astronomy is used as a tool which promotes studies in science and engineering, moreover, it helps to understand science better. In the recent years, the developments in space sciences speed up the developments in the other fundamental sciences. In the light of current studies, it is understood that bibliometric research is needed in the field of astronomy education with the increase in importance given to astronomy education in education and training programs. The aim of bibliometric method is to analyze scientific communication pattern in the field of astronomy education which is afterwards expected to reach the comprehensive results in this same field. In the light of these, the purpose of this study is to examine 271 studies published in the field of astronomy education from bibliometric perspective and to reveal  trends in the last 46 years within this discipline. Therefore, the topic of ‘astronomy education’ is reviewed in Web of Science Core Collection database. Bibliometric data has been reached which belongs the studies under this topic. As a result of the analysis in this study; network density, network modularity and mean silhouette values were calculated. Studies were analyzed according to number of publications by years, types of publications, publication languages, citation numbers, country collaborations,journal citation networks, author citation networks and concept orientations. Moreover, social network analysis was used to determine the direction of common citation networks. In the field of astronomy, within 271 studies that published between 1970 and 2018, the total number of citations is 621. The findings show that the interest in the field, according to publication numbers and citation numbers, has increased dramatically after 2010. Studies are mainly English and have been conducted in articles and book reviews. In the matter of international co-operations Australia and the USA play a key role. The highest number of citations is found in the International Journal of Science Education and is used by Janelle M. Bailey. In addition to this, it can be said that with her researches between 2005-2014 Stella Vosniadou has become a pioneer in this field. In the word analysis results, it is found that concepts used in studies are astronomy education, astronomy and science.

Astronomi Eğitimi Alanında Yapılan Çalışmaların Bibliyometrik Analizi


Mustafa Doğru1, Cem Oktay Güzeller1, Ceren Satar2
1Akdeniz Üniversitesi
2Akdeniz Üniversitesi


Bildiri No: 18 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen Bilimleri derslerinde öğrencilere derslerle ilgili teorik bilginin yanında günlük yaşamda karşılaşabilecekleri sorunlara yönelik beceriler kazandırılması hedeflenmektedir. Fen Bilimleri alanında günlük yaşamda karşılaşılan konulardan biri, astronomidir. Fen eğitimi içinde astronomi eğitiminin önemi oldukça büyüktür. Bireylerin hayal, merak ve keşif duygularını geliştirmenin yanında fen ve mühendislik alanında yapılan çalışmaları teşvik eden ve fen bilimlerinin anlaşılmasına yardımcı olan bir araç olarak kullanılmaktadır. Son yıllarda uzay bilimlerindeki gelişmeler, diğer temel bilim dallarındaki gelişmeleri de hızlandırmaktadır. Yapılan çalışmalarla birlikte, eğitim ve öğretim programlarında astronomi eğitimine verilen önemin artması, astronomi eğitimi alanında bibliyometrik araştırmalara ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Bibliyometrik yöntem kullanılarak astronomi eğitimi alanındaki bilimsel iletişim örüntüsü incelenip, bu alanda kapsamlı sonuçlar ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, astronomi eğitimi alanında yayımlanan 271 çalışmayı bibliyometrik açıdan inceleyerek, disiplinde son 46 yıldaki eğilim ve trendleri ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, Web of Science Core Collection veri tabanında “astronomy education” konu başlığında tarama gerçekleştirilmiştir. Bu konu başlığı altında yapılan çalışmalara ait bibliyometrik verilere ulaşılmıştır. Çalışmada analizler sonucunda; ağ yoğunluğu, ağın modularity ve mean silhouette değerleri hesaplanmıştır. Çalışmalar; yıllara göre yayın sayıları, yayın türleri, yayın dilleri, atıf sayıları, ülke işbirliktelikleri, dergi ortak atıf ağları, yazar ortak atıf ağları ile kavram yönelimleri bağlamında incelenmiştir. Ortak atıf ağları yönelimlerinin belirlenmesinde sosyal ağ analizi kullanılmıştır. Astronomi alanında 1970-2018 yılları arasında yayımlanan 271 çalışma tarafından toplamda yapılan atıf sayısı 621’dir. Analiz sonuçlarına göre yayın sayıları ve atıf sayıları bağlamında alana olan ilginin 2010 yılından sonra çarpıcı bir şekilde arttığı söylenebilir. Çalışmalar ağırlıklı olarak makale ve kitap inceleme türünde ve İngilizce dilinde gerçekleştirilmiştir. Ülke işbirlikteliklerinde ABD ve Avusturalya’nın kilit rol oynadığı, en fazla atıf patlamasına sahip derginin International Journal of Science Education, yazarın ise Janelle M. Bailey olduğu belirtilmiştir. Stella Vosniadou’un ise 2005 ve 2014 yılları arasında gerçekleştirdiği araştırmalarla alana öncü olduğu söylenebilir.  Kelime analizi sonuçları ise, çalışmalarda kullanılan kavramların astronomi eğitimi, astronomi ve fen bilimi olduğu görülmektedir.


Studies On Innovative Thinking: A Meta-synthesis Study


İsa Deveci1, Cihat Çakmak1
1Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi


Abstract No: 27 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Innovative thinking skills are included under the theme “Engineering and Design Skills” in the 2018 Science Curriculum. The aim of this study is to examine studies conducted on innovative thinking from a thematic perspective. In accordance with this purpose, this research is designed as a meta-synthesis study. As a data collection tool, a matrix consisting of objectives, methods (design, sampling, data collection tool, etc.), results and suggestions was used. When the studies were examined in terms of aims, it can be seen that the teachers' innovative thinking levels and attitudes were examined, and their opinions were examined through the use of qualitative studies. When the studies are examined in terms of methodology, it can be seen that survey studies are much preferred, and qualitative research is limited in number. Teachers and pre-service teachers were particularly preferred as a sample groups. Likert type measurement tools were particularly preferred as data-collection tools, followed by interviews. When the studies are examined in terms of the results, it can be seen that many studies conclude that teachers and pre-service teachers have “a questioning level/ interrogative level” in terms of the level of innovative thinking. In addition, it has been determined that there are different results regarding whether or not the extent of innovative thinking differs statistically according to various demographic variables (gender, age, professional seniority, education level, etc.). When the studies are examined in terms of suggestions, it can be seen that many suggestions have been put forward that innovative thinking should be examined in terms of different dimensions. In addition, it has been stated that teachers should have access to innovative thinking-themed in-service training. Another suggestion in the studies was that the pre-service teachers should be provided with an innovative thinking perspective as part of their pre-service education.

Yenilikçi Düşünme Konusunda Yürütülen Araştırmalar: Bir Meta Sentez Çalışması


İsa Deveci1, Cihat Çakmak1
1Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi


Bildiri No: 27 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

2018 Yılı Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı’nda “Mühendislik ve Tasarım Becerileri” teması altında “Yenilikçi (inovatif) düşünme” becerisine yer verildiği görülmektedir. Dolayısıyla bu araştırmanın amacı yenilikçi düşünme konusunda yürütülen araştırmaların tematik açıdan incelenmesidir. Bu doğrultuda araştırma meta sentez çalışması olarak tasarlanmıştır. Veri toplama aracı olarak amaç, yöntem (desen, örneklem türü, veri toplama aracı vb.) sonuç ve önerilerden oluşan bir matris kullanılmıştır. Bu kapsamda veri kaynağı olarak ulaşılan çalışmaların, araştırmaya dahil edilme kriterlerinden biri 2011-2018 yılları arasında gerçekleştirilmiş olmasıdır. İkinci kriter tam metin erişime açık olma durumudur. Üçüncü kriter ise başlıkta ve özette anahtar kelime olarak yenilikçi düşünme, yenilik, inovasyon, inovatif düşünme, yenilikçilik vb. kavramların kullanılmış olmasıdır. Araştırma sonucunda, çalışmalar amaç açısından incelendiğinde, yürütülen araştırmalarda en fazla öğretmenlerin yenilikçi düşünme becerilerinin, tutumlarının ve nitel çalışmalarla görüşlerinin incelenmesinin amaçlanırken, bunu öğretmen adayları ve öğrencilere yönelik amaçların takip ettiği görülmüştür. Çalışmalar yöntem açısından incelendiğinde en fazla nicel araştırma yaklaşımları arasında yer alan tarama çalışmalarının yürütüldüğü, nitel araştırma yaklaşımlarının ise oldukça sınırlı sayıda olduğu belirlenmiştir. Örneklem grubu olarak en fazla öğretmen ve öğretmen adaylarının tercih edildiği, veri toplama aracı olarak ise en fazla Likert tipi ölçme araçlarının kullanıldığı ve bunu görüşme tekniklerinin izlediği görülmüştür. Araştırmalar ulaştıkları sonuçlara göre incelendiğinde, öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının yenilikçi düşünme düzeylerinin “sorgulayıcı” düzeyde olduğunu ortaya koyan çalışma sayısının oldukça fazla olduğu belirlenmiştir. Bunun yanında  yenilikçi düşünmenin çeşitli demografik değişkenlere göre (cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, okul kademesi, öğrenim durumu) istatistiksel olarak farklılık gösterip göstermediğine ilişkin farklı çalışmalarda farklı sonuçlara ulaşıldığı görülmüştür. Araştırmalar öneri boyutu açısından incelendiğinde, yenilikçi düşünmenin farklı boyutlar açısından incelenmesi gerektiğine yönelik  çok sayıda öneride bulunulduğu belirlenmiştir. Bunun yanında hizmet içi eğitimlerde öğretmenlere yönelik yenilikçi düşünme temalı eğitimler verilmesi gerektiği olmuştur. Araştırmalarda en fazla ifade edilen diğer bir öneride hizmet öncesi eğitimde öğretmen adaylarına yenilikçi düşünme bakış açısının kazandırılması gerektiğine yönelik olmuştur.


Science Teachers' Opinions About Science, Engineering And Entrepreneurship Practices


İsa DEVECİ1, Seda Büşra GÖK1
1Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi


Abstract No: 51 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

More attention is being paid in recent years to the concept of entrepreneurship in the science curriculum. In the Science Education Curriculum introduced in 2013, entrepreneurship was included only at the conceptual level, and no additional explanation was given. In the 2018 Science Curriculum however, it can be seen that more concrete expressions with regard to entrepreneurship are given under the heading of “Science, Engineering and Entrepreneurship Practices”. In parallel with these developments in the science curriculum, the design process in the science textbooks is entitled “Science, Engineering and Entrepreneurship Practices”. In this way, the aim is that the students get into the habit of producing new ideas for solving social problems. In addition, students are expected to obtain knowledge and experience in marketing, slogan production and cost accounting. In many studies conducted previously, it has been determined that science teachers had difficulty in putting entrepreneurship concepts into practice, and that their knowledge and experience was insufficient. In this sense, it can be seen that it is important add to the knowledge of science teachers with regard to science, engineering and entrepreneurship practices. The purpose of this research is to examine the knowledge and experiences of science teachers about science, engineering and entrepreneurship practices by ascertaining their opinions with regard to these practices. In this study, one particular qualitative research method - phenomenological design - is used. The research data were obtained from seven science teachers who work in a province in the Eastern Mediterranean Region, with between 1 and 10 years of experience. A semi-structured interview technique was used as the data collection tool. The interviews were conducted in the form of face-to-face interviews using a voice recorder. Data were analyzed using the content analysis technique. As a result of the analysis of the data, when looking at the perceptions of science teachers with regard to science, engineering and entrepreneurship practices, associating these practices with daily life, with STEM, with engineering, and with their association with converting students' ideas into project work. It was also seen that science teachers have benefitted from these practices in terms of subjects and concepts such as dynamometric creation, support and motion systems, force, work and energy relationships, energy transformations, mass and weight. However, the science teachers stated that they have difficulty in applying these practices to subjects and concepts such as systems in our body, space exploration, pressure, pulling force, gravitational force, and eclipses of the sun and the moon. At the same time, the science teachers stated that they faced difficulties in the process of dealing with science, engineering and entrepreneurship practices due to a lack of tools, insufficient laboratory facilities, insufficiency of students' cognitive levels, lack of time to deliver the science curriculum, crowded classrooms, and the cost of tools.
 

Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Fen, Mühendislik Ve Girişimcilik Uygulamaları Hakkında Görüşleri


İsa DEVECİ1, Seda Büşra GÖK1
1Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi


Bildiri No: 51 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Son yıllarda yenilenen fen bilimleri dersi öğretim programlarında girişimcilik kavramına daha fazla yer verilmeye başlanması dikkat çekmektedir. Girişimcilik kavramına 2013 Yılı Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı’nda sadece kavramsal düzeyde yer verilmiş ve ek açıklama yapılmamıştı. 2018 Yılı Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı’nda ise “fen, mühendislik ve girişimcilik uygulamaları” başlığı altında girişimcilik kavramının uygulamaya aktarılmasına yönelik olarak daha somut ifadelere yer verildiği görülmüştür. 2018 fen bilimleri dersi öğretim programındaki bu gelişmelere paralel olarak bazı sınıf düzeylerinde fen bilimleri ders kitaplarında da “fen, mühendislik ve girişimcilik uygulamaları” başlığı altında tasarım süreçlerine yer verilmiştir. Bu şekilde öğrencilerin öğrenmiş oldukları fen kavramlarıyla ile ilgili toplumsal sorunları çözmeye yönelik yeni fikirler üretme alışkanlığı kazanmaları hedeflenmektedir. Dolayısıyla daha önce gerçekleştirilen birçok araştırmada fen bilimleri öğretmenlerinin girişimcilik kavramını uygulamaya aktarma noktasında zorlandıkları, bilgi ve deneyimlerinin yeterli olmadığı belirlenmişti. Bu anlamda fen, mühendislik ve girişimcilik uygulamalarına ilişkin fen bilimleri öğretmenlerinin görüşlerine başvurmak önemli görülebilir. Bu araştırmanın amacı, fen, mühendislik ve girişimcilik uygulamaları hakkında fen bilimleri öğretmenlerinin görüşlerini belirlemektir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Araştırma verileri Doğu Akdeniz Bölgesi’nde bir ilde görev yapan, deneyim yılları 1-10 arasında değişim gösteren toplam yedi fen bilimleri öğretmenlerinden elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak, açık uçlu sorular oluşan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmeler ses kayıt cihazı eşliğinde yüz yüze görüşmeler şeklinde gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda öğretmenlerin “fen, mühendislik ve girişimcilik uygulamaları”na yönelik algılarına bakıldığında günlük hayatla ilişkilendirerek, FeTeMM ile ilişkilendirerek, mühendislik ile ilişkilendirerek, öğrencilerin fikirlerini projeye dönüştürme yönelik açıklamalara yer verildiği görülmüştür. Diğer taraftan öğretmenlerin “Fen, Mühendislik ve Girişimcilik uygulamaları’nı dinamometre yapımı, destek ve hareket sistemi, kuvvet-iş ve enerji ilişkisi, enerji dönüşümleri, kütle ve ağırlık gibi konu ve kavramlarda uyguladıkları, oysa vücudumuzdaki sistemler, uzay araştırmaları, basınç, çekim kuvveti, güneş ve ay tutulması gibi konu ve kavramlarda uygulamakta zorlandıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenler “fen, mühendislik ve girişimcilik uygulamaları”nı gerçekleştirme sürecinde karşılaştıkları zorlukları ise malzeme yetersizliği, laboratuvar yetersizliği, öğrencilerin bilişsel düzeylerinin hazır olmaması, ders saatlerinin az olması, sınıfların kalabalık olması, uygulamalar için pahalı araç gereçlere ihtiyaç duyulması gibi görüşler ile ifade etmişlerdir.


Pre-service Science Teachers’ Attitudes Towards Graduate Education


Ali Han KILIÇ1, Oktay BEKTAŞ1, Emine GÜNERİ1
1Erciyes Üniversitesi


Abstract No: 62 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study was to determine the attitudes towards postgraduate education of pre-service science teachers attending the science teaching department of a state university. In addition, it was investigated whether there was a significant difference in attitudes of pre-service science teachers according to gender, undergraduate degree, graduation grade, foreign language knowledge and family economic income. In the research, the survey design of the quantitative research was used. The sample of the study consisted of 191 pre-service science teachers in the second, third and fourth classes. “Attitude Towards Graduate Education Scale” which used by İlter and Ünal (2010) was used data collection instrument. This scale was revised and finalized by two science educators the scope of content validity study. After the scale was applied, construct validity and reliability studies were conducted. The Cronbach alpha reliability coefficient was found to be 0.85. The data was analyzed in SPSS 22 and LISREL 8.2 package program. As a result of the analysis, the attitude levels of pre-service science teachers towards graduate education were found to be “good”. In addition, independent samples t-test, one-way ANOVA, covariance analysis (ANCOVA) were used to determine whether the attitudes of pre-service science teachers differ in terms of demographic variables. Based on the analyzes, it was found that there was no significant difference between the attitude scores of the pre-service science teachers in terms of gender, undergraduate degree, foreign language knowledge and family economic income. Based on these findings, it can be said that male and female pre-service science teachers ' attitudes towards graduate education are similar. It can be concluded that classroom levels do not affect the attitude towards graduate education. In addition, it was concluded that the knowledge of foreign language, which is one of the application requirements of postgraduate education, did not cause a difference in the attitudes of pre-service science teachers. In terms of graduation grade, there were differences in attitude scores in favor of those with an academic grade point average of 2.51-3.00. Based on these findings, it is concluded that pre-service science teachers who fail to pass the class or have difficulty in passing the grade may not have a positive attitude towards postgraduate education. In addition, when the willingness factor was controlled, there was no significant difference between the attitude scores of pre-service science teachers in terms of family economic income levels. Based on this result, when the students’ willingness scores for graduate education are controlled, the economic income of the pre-service science teachers who want to choose graduate education does not affect their attitudes. In the light of these results, the study was completed by making some suggestions to examine the attitudes towards graduate education in terms of different variables.

Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının Lisansüstü Eğitime Yönelik Tutumları


Ali Han KILIÇ1, Oktay BEKTAŞ1, Emine GÜNERİ1
1Erciyes Üniversitesi


Bildiri No: 62 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı, bir devlet üniversitesinin fen bilgisi öğretmenliği bölümünde öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının lisansüstü eğitime yönelik tutum düzeylerini belirlemektir. Ayrıca, cinsiyet, lisans derecesi, akademik not ortalaması, yabancı dil bilgisi ve ailenin ekonomik gelirlerine göre fen bilgisi öğretmen adaylarının tutumlarında anlamlı bir fark olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf 191 fen bilimleri öğretmen adayı oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak İlter ve Ünal (2010)’ ın çalışmasında kullandığı “Lisansüstü Eğitime Yönelik Tutum” ölçeği kullanılmıştır. Bu ölçek kapsam geçerliği çalışması kapsamında iki fen eğitimcisi tarafından incelenmiş ve revize edilerek son hali verilmiştir. Ölçek uygulandıktan sonra yapı geçerliği ve güvenirlik çalışmaları yürütülmüştür. Cronbach alfa güvenirlik katsayısı 0.85 olarak bulunmuştur. Çalışmada elde edilen veriler SPSS 22 ve LİSREL 8.2 paket programında analiz edilmiştir. Analiz sonucunda fen bilgisi öğretmen adaylarının lisansüstü eğitime yönelik tutum düzeyleri “iyi” olarak bulunmuştur. Ayrıca fen bilimleri öğretmen adaylarının tutumlarının demografik değişkenler açısından farklılık gösterip göstermediğini saptamak için ilişkisiz örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi (one-way ANOVA), kovaryans analizi (ANCOVA) kullanılmıştır. Analizler sonucunda cinsiyet, lisans derecesi, yabancı dil bilgisi ve aile ekonomik geliri açılarından öğretmen adaylarının tutum puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Bu bulgulardan hareketle erkek ve kız öğretmen adaylarının lisansüstü eğitime yönelik tutumlarının benzer olduğu söylenebilir. Sınıf düzeylerinin lisansüstü eğitime yönelik tutumu etkilemediği sonucuna ulaşılabilir. Ayrıca lisansüstü eğitimin başvuru şartlarından biri olan yabancı dil bilgisinin öğretmen adaylarının tutumlarında farklılığa neden olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Akademik not ortalaması açısından ise akademik not ortalaması 2.51-3.00 aralığında olanlar lehine tutum puanlarında farklılıklar bulunmuştur. Bu bulgulara dayanarak, mezun olma notunun 2.00 olduğu göz önünde bulundurulduğunda sınıfı geçemeyen veya geçmekte zorlanan öğretmen adaylarının lisansüstü eğitime karşı olumlu bir bakış açısına sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca isteklilik faktörü kontrol altına alındığında, aile ekonomik gelir düzeyleri açısından öğretmen adaylarının tutum puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçtan hareketle, öğrencilerin lisansüstü eğitime yönelik isteklilik puanları kontrol altına alındığında, lisansüstü eğitimi tercih etmek isteyen öğretmen adaylarının ailelerinin ekonomik gelirleri onların tutumlarını etkilememektedir. Bu sonuçlar ışığında, lisansüstü eğitime yönelik tutumların daha farklı değişkenler açısından incelenmesi yönünde bir takım önerilerde bulunarak çalışma sonlandırılmıştır.


A Study Examining The Attitudes Towards Environmental Problems Of Science Teacher Candidates*


Melahat Çelik1, Mustafa Doğru1
1Akdeniz Üniversitesi


Abstract No: 104 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

 Environmental education is a kind of behavioural process aimed to form competence in dealing with existing and never ending complex problems. Since environmental education is a behavioural process, attitudes in environmental education are very important. In particular, teachers have great responsibilities for the solution of some environmental problems which are becoming globalized. The purpose of this research was to examine whether there is a significant difference in terms of the environmental behaviour of science teacher candidates, by taking into consideration independent variables, such as: sexuality, social class, family income and educational status, environmental education follow-up styles, membership of environmental clubs and attending environmental education courses in the course of undergraduate education. The quantitative research method was used in this study. The mundus of this study was Akdeniz University and the sample comprised 250 students who were studying at Akdeniz University methods of science education. The data of the study were compiled employing the “Environmental Problems Behavior Scale”, which was developed by Güven (2011). Descriptive statistics were used for scale data, while the t-test and ANOVA were used for independent groups.
 It was understood from this research that within the scope of the science education students’ behaviour towards environmental problems, that female students exhibit much more sensitive behaviour on this matter than the male students. In addition; it was observed that sensitivity and awareness levels on environmental problems changed positively once the educational class positions of undergraduate students increased. In addition, it has been observed that science teacher candidates who take courses on environmental education during their undergraduate education period have more positive attitudes, than those who did not take this courses.
*This research is supported by the BAP Department of Akdeniz University, within the scope of the coded SYL-2018-4135 project.

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Çevre Sorunlarına Yönelik Davranışları Üzerine İnceleme Çalışması *


Melahat Çelik1, Mustafa Doğru1
1Akdeniz Üniversitesi


Bildiri No: 104 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

 Çevre eğitimi, günümüzün bitmeyen karmaşık sorunlarıyla mücadele edebilme yetkinliğini oluşturmaya yönelik davranışsal bir süreçtir. Çevre eğitimi davranışsal bir süreç olduğu için eğitimde davranışlar çok önemlidir. Özellikle küreselleşmeye yüz tutmuş çevre sorunlarının çözümünde eğitim ve öğretimin kaynağı olan öğretmenlere çok büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. Bireylere verilecek çevre eğitimi ile çevrenin bireylerin ihtiyaçlarına cevap verebilmesi için çevre sorunlarının önlenmesi hedeflenir. Bu araştırmanın amacı; Fen bilgisi öğretmen adaylarının çevre sorunlarına yönelik davranışlarını bağımsız değişkenlerden, cinsiyet, sınıf düzeyi, aile gelir durumu, baba eğitim durumu, anne eğitim durumu, çevre eğitimiyle ilgili yayın takip durumu, öğrenci çevre kulüp üyeliği ve lisansta çevre dersi alma durumu açısından anlamlı farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesidir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmada evreni Antalya Akdeniz Üniversitesi, örneklemi ise 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Akdeniz Üniversitesi’ndeki 1-2-3 ve 4. sınıflardan oluşan toplam 250 Fen Bilgisi öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Güven (2011) tarafından geliştirilen “Çevre Sorunlarına Yönelik Davranış Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır. Ölçek verileri üzerinde betimsel istatistikler ve bağımsız gruplar için t-testi ve ANOVA kullanılmıştır.
 Fen Bilgisi öğretmen adaylarının, çevre sorunlarına yönelik davranışları üzerinde kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha duyarlı olduğu, sınıf seviyeleri arttıkça duyarlılığın ve davranışların olumlu yönde değiştiği gözlenmiştir. Ayrıca lisansta çevre eğitimi dersi alan fen bilgisi öğretmen adaylarının almayan öğretmen adaylarına göre daha olumlu davranış sergilediği görülmüştür.

* Bu araştırma Akdeniz Üniversitesi, BAP Birimi tarafından SYL-2018-4135 numaralı proje bünyesinde desteklenmektedir.
 


Investigation Of Students’ Views On Mathematics Courses With Game Based Learning Materials


Kübra Nur TÜRKER1, Taner ALTUN1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 234 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Today, considering that the students of the primary and secondary schools are Z generation students, the restructuring of the educational environments according to their expectations and needs will be the most rational behavior. One of the steps to be taken in this direction is to include educational games in accordance with students’ expectations and needs in learning environments. In this study, it was aimed to examine the students' views about mathematics lessons which were taught with game-based learning materials that were developed together with students. The study carried out within the qualitative research approach and case study was adopted as the method. The data were obtained by semi-structured interview technique. In the study, the researcher, who is also a mathematics teacher, designed and developed nine different three-dimensional game-based learning materials that are appropriate with learning objectives and topics in the mathematics curriculum together with students. These materials were given various names together with the students and these materials have been used as learning materials in related subjects in mathematics lessons. After this process, in order to evaluate the teaching and learning process, semi-structured interviews were conducted with volunteer 19 students. The data were analyzed by content analysis. After the analysis, it was determined that the game-based learning materials increased the students' motivation and desire to participate actively in mathematics lessons. In addition, it has been concluded that game-based learning materials make the lesson interesting for all students participating in the study and help them to learn the subject. In the study, it was also determined that the students developed positive attitudes towards mathematics lessons after teaching with those materials. At the end of the study, various suggestions were presented for the use of game- based materials to address students' concerns about mathematics.
 

Oyun Temelli̇ Öğrenme Materyalleri̇ İle İşlenen Matemati̇k Dersleri̇ne İli̇şki̇n Öğrenci̇ Görüşleri̇ni̇n İncelenmesi̇


Kübra Nur TÜRKER1, Taner ALTUN1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 234 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde ilk ve orta dereceli okullarda öğrenim gören öğrencilerin Z kuşağı öğrencileri olduğu düşünüldüğünde eğitim – öğretim ortamlarının onların beklenti ve ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırılması en akılcı davranış olacaktır. Bu doğrultuda atılacak adımların başında öğrenme ortamlarında öğrenci beklenti ve ihtiyaçlarına uygun eğitsel oyunlara yer vermek gelmektedir. Bu kapsamda bu çalışmada matematik öğretim süreçlerinde ortaokul öğrencileri ile birlikte geliştirilen oyun temelli öğrenme materyalleri ile işlenen matematik derslerine yönelik öğrenci görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde yürütülen araştırmanın yöntemi özel durum çalışmasıdır. Araştırmada veriler yarı yapılandırılmış mülakat tekniğiyle elde edilmiştir. Araştırmada, aynı zamanda matematik öğretmeni olan araştırmacı, ders verdiği sınıftaki ortaokul öğrencileriyle birlikte matematik öğretim programında yer alan kazanımlara ve konulara uygun olan dokuz farklı üç boyutlu oyun materyali tasarlamış ve geliştirmişlerdir. Ortak fikirlerle geliştirilen bu materyallere öğrencilerle birlikte çeşitli isimler verilmiş ve bu materyaller, matematik derslerinde ilgili konularda öğrenme materyali olarak kullanılmıştır. Bu sürecin ardından gönüllü olarak katılım gösteren 19 öğrenciyle sürecin değerlendirilmesi amacıyla yarı-yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizlerden sonra oyun temelli öğrenme materyallerinin öğrencilerin matematik derslerine aktif olarak katılma isteklerini ve motivasyonlarını artırdığı tespit edilmiştir. Bunların yanı sıra oyun materyallerinin araştırmaya katılan tüm öğrenciler için dersi ilgi çekici hale getirdiği ve konuyu öğrenmelerine yardımcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada oyunla öğretim sonrasında öğrencilerin matematik dersine karşı olumlu tutumlar geliştirdikleri belirlenmiştir. Araştırma sonunda öğrencilerin matematiğe karşı kaygılarını gidermeye yönelik oyun temelli materyallerin kullanılması için çeşitli öneriler sunulmuştur.  


Learning Divisibility Rules In Education Of Mathematics


Nurşen Kaya1
1Özel Yeni Teknolojiler Eğitim Kurumları


Abstract No: 264 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

A better understanding and discovery of mathematics, which is the basic unit of science and technology in the 21st century, has become a necessity for individuals.However, many of the students avoid exploring during educational processes, approach them with prejudice, avoid mathematics lessons and adopt an uninterested attitude towards it. In many studies conducted in our country, it has been revealed that students have fears about mathematics lesson. New teaching methods in mathematics should be found in mathematics in order to enable the students to learn mathematics by means of invention and change their negative thoughts about mathematics lesson. Because the problems faced by our country in mathematics education are not due to the abstractness of mathematics but rather to the nature of the mathematics teaching process in schools. The use of traditional approaches during the educational process, which is made monotonously and away from real life, is the main reason for the students’ developing negative thoughts on mathematics. For all these reasons, students must be aware of the mysterious aspects of mathematics. One of the main reasons for the formation of prejudice in mathematics courses is that the students are given the present rules and asked to memorize them. Through these methods, the doors of the discoverable world of mathematics are closed. However, mathematics is a science worth exploring for every individual. The reason we choose to teach with games is because the game is not just for fun and it allows the person to gain self-learning skills and to develop different strategies and ways of thinking. With the game, one of the problems in mathematics education will be prevented. In this study, the discovery of mathematics was performed through games. Rather than learning the rules within the course, it is provided to learn by discovering them in the game.

Matematik Eğitimde Bölünebilme Kurallarını Oyun İçinde Öğrenme


Nurşen Kaya1
1Özel Yeni Teknolojiler Eğitim Kurumları


Bildiri No: 264 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

21.yy’da bilim ve teknolojinin temel birimini oluşturan matematiğin, daha iyi anlaşılması ve keşfedilmesi bireyler için bir mecburiyet haline gelmiştir. Ancak öğrencilerin birçoğu eğitim öğretim süreçlerinde keşfetmekten kaçınmakta, önyargı ile yaklaşıp matematik dersinden uzak durmakta ve matematiğe karşı ilgisiz tuttum sergilemektedir. Ülkemizde yapılmış birçok araştırmada, öğrencilerin matematik dersine ilişkin korkuları olduğu ortaya koymuştur. Öğrencilerin matematik dersini buluş yollarıyla keşfederek öğrenmelerinin sağlayıp matematik dersine ilişkin olumsuz düşüncelerini değiştirebilmesi için matematikte yeni öğretim yöntemleri bulunması sağlanmalıdır. Çünkü ülkemizin matematik öğretiminde yaşadığı problemler, matematiğin soyut oluşundan ziyade okullarda gerçekleştirilen matematik öğretimi sürecinin niteliğinden kaynaklanmaktadır. Gerçek hayattan uzak, tek düze yapılan eğitim-öğretim sürecinde devamlı geleneksel yaklaşımlara başvurulması öğrencilerin matematiğe olan olumsuz düşüncelerinin gelişmesinin başlıca nedenidir. Tüm bu nedenlerden ötürü öğrencilere matematiğin gizemli yönlerinin var olduğu fark ettirilmesi gerekmektedir. Matematik derslerinde önyargının oluşmasının temel nedenlerinden biride hazır kuralların verilip ezberlenmesinin istenilmesidir. Bu yöntemlerle matematiğin keşfedilebilir dünyasının kapıları kapatılmaktadır. Oysa matematik her birey için keşfedilmeye değer bir bilimdir. Bu yolda oyunla öğretimi seçme sebebimiz, oyunun sadece eğlenceden ibaret olmadığı kişinin kendi kendine öğrenme yetisinin kazanması ve farklı stratejiler, düşünme yolları geliştirmeye olanak sağlamasıdır. Oyunla beraber matematik eğitimindeki problemlerden birinin önüne geçilmiş olacaktır. Bu çalışmada matematiği keşfetme oyun yolu ile gerçekleştirilmiştir. Kurallar ders içinde hazır olarak öğrenilmesinden ziyade oyun içinde keşfedilerek öğrenilmesi sağlanmıştır. Oyun ile öğrenme yöntemi kullanarak matematikte sayılar arasındaki gizem fark ettirmeye ve öğrenmeyi kalıcı hale getirilmiştir. Ezbercilikten kaçan eğlenerek öğrenmeyi sağlayan oyunla öğretiminin değerlendirilmesi yine oyun içinde geri bildirimle sağlanmıştır.


The Views Of Preservice Teachers About Using Astrolabe In Mathematics Education


Bahadır YILDIZ1, Atiye Melike Solmaz2
1Hacettepe Üniversitesi
2Feza Gürsey Bililm Merkezi


Abstract No: 272 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

It is clear that today's science and technology develops very rapidly, and as a result, knowledge production and sharing, and thus the consumption of information, develops incredibly fast. This speed allows to use the information generated by multiple discliplines at the same time in the face of problem situations. This multidimensional approach of problems makes the interdisciplinary approach essential.  While real-life problems require multidisciplinary skills, the single-disciplinary courses at school problematic for them. The results of exams asking real-life problems show this problem partially.
From this point of view, astronomy and mathematics disciplines which are thought to be integrated in this study will be discussed. Astrolabe has contributed greatly to the development of the science of astronomy and is used to solve many problems related to the position of the sun, stars and planets. The views of preservice teachers about the use of Astrolabe in mathematics education will be collected and they will be expected to design activities related to the use of Astrolabe in mathematics education.
The study, which is designed with case study model, is aimed to be carried out with approximately 65 preservice mathematics teachers  who take the course on ICT assisted mathematics teaching. The  preservice teachers will be first introduced as Asrolabe technically and they will be provided with their own Asrolabe. They will then be expected to develop their activities by identifying the appropriate outcomes from the Mathematics Curriculum. Developed activities will be evaluated by other preservice teachers. In addition to peer review, 2 field experts will evaluate the activities and give feedback to preservice teachers and will be asked to finalize the activities. Finally, preservice teachers' views on the use of Asrolabe in mathematics education will be collected and evaluated qualitatively by open-ended questions and rating scales to be prepared by the researchers.

Öğretmen Adaylarının Matematik Eğitimde Usturlap Kullanımına İlişkin Görüşleri


Bahadır YILDIZ1, Atiye Melike Solmaz2
1Hacettepe Üniversitesi
2Feza Gürsey Bililm Merkezi


Bildiri No: 272 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüz bilim ve teknolojinin çok hızlı geliştiği, bunun sonucu olarak da bilgi üretiminin ve paylaşımının dolayısıyla da bilgi tüketiminin inanılmaz hızlı şekilde geliştiği açıkça görülmektedir. Bu hız, problem durumları karşısında birden çok alanın ürettiği bilgiyi aynı anda kullanma olanağı sunmaktadır. Böylece günümüz problemlerinin çok boyutlu olarak ele alınabilmesi sağlanmaktadır. Problemlerin çok boyutlu olarak ele alınması disiplinlerarası yaklaşımı zorunlu hale getirmektedir. Öğrencilerin okul dışında karşılaşacakları gerçek hayat problemleri pek çok disipline ait beceriler gerektirirken okuldaki derslerin tek disipline ait becerileri geliştirmeye yönelik tasarlanması onlar için sorunlara yol açmaktadır. Disiplinlerarası yaklaşımla çözülebilen gerçek hayat problemlerinin yer aldığı PISA gibi sınavların sonuçları bu sorunu kısmen de olsa göstermektedir.
Bu noktadan hareketle bu çalışmada bütünleştirilebileceği düşünülen astronomi ve matematik disiplinleri ele alınacaktır. Astronomi biliminin gelişimine oldukça büyük katkılar sağlamış olan, güneş, yıldızlar ve gezegenlerin konumlarına ilişkin pek çok problemin çözümünde kullanılan Usturlap’ın matematik eğitiminde kullanılmasına ilişkin öğretmen adaylarının görüşleri alınacak ve Usturlap’ın matematik eğitiminde kullanımına ilişkin etkinlikler tasarlamaları beklenecektir.  
Durum çalışması modeli ile tasarlanan çalışmanın BİT destekli matematik öğretimi dersini alan yaklaşık 65 matematik öğretmen adayı ile gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir. Öğretmen adaylarına öncelikle Usturlap teknik olarak tanıtılacaktır ve kendi Usturlap’larını yapmaları sağlanacaktır. Ardından Matematik Öğretim Programı’nda yer alan uygun kazanımları belirleyerek etkinliklerini geliştirmeleri beklenecektir. Geliştirilen etkinlikler diğer öğretmen adayları tarafından değerlendirilecektir. Akran değerlendirmesine ek olarak 2 alan uzmanı tarafından etkinlikler değerlendirilerek öğretmen adaylarına dönütler verilecek ve etkinlikleri son haline getirmeleri istenecektir.  Son olarak öğretmen adaylarının, Ustrulap’ın matematik eğitiminde kullanımına ilişkin görüşleri, araştırmacılar tarafından hazırlanacak açık uçlu sorular ve derecelendirme ölçekleri ile toplanacak ve nitel olarak değerlendirilecektir.
Bu çalışma geliştirilecek etkinliklerin 5-8. Sınıfta öğrenim göre öğrenciler ile karşılaştırmalı çalışmaların yapılacağı, uygulama sonuçlarına göre düzenleneceği ve öğretmenlere kaynak olarak yayınlanacağı (sonuçlarının dönem sonunda ortaya çıkacağı ve bu kongreye yetişmediği için sunulamayan) diğer bir çalışmanın ilk adımı niteliğindedir.


Determinatıon Of Creative Problem Solving Features Of Secondary School Students


Ebru SAKA1, Sevilay ALKAN2
1Kafkas Üniversitesi
2MEB


Abstract No: 300 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The creative problem-solving process involves a series of efforts to eliminate the difficulties encountered in achieving a particular goal (Önol, 2013). Creative problem solving ability helps individuals to develop mathematical skills by redefining the problems they face, creating new ideas and acting on these ideas (Mitchell & Kowalik, 1989). It is very important to identify the creative problem-solving features that have a critical and decisive role in the development of students' mathematical skills. In this context, the aim of this study is to determine the creative problem solving features of secondary school students and to determine whether these characteristics differ according to gender and class level variables.
The screening model was used in the study. The data of the study was obtained by the Creative Problem Solving Features Inventory which was developed by Lin (2010) and adapted to Turkish by Baran-Bulut, İpek and Aygün (2018). The scale is 5-point Likert type and consists of 40 items. The participants of the study consisted of 325 students, 70 of were in the 5th grade, 72 were in the 6th grade, 112 were in the 7th grade and 71 were in the 8th grade. The data of the research are analyzed by using quantitative analysis techniques. A part of the research data has been analyzed and the data analysis process is in progress. According to the provisional findings of the study, it was found that the creative problem-solving features of secondary school students were generally low and medium level. However, it was determined that the creative problem solving features of the female students were higher than the male students. In terms of class level, it was determined that 7th grade students had higher creative problem solving features.
 

Ortaokul Öğrencilerinin Yaratıcı Problem Çözme Özelliklerinin Belirlenmesi


Ebru SAKA1, Sevilay ALKAN2
1Kafkas Üniversitesi
2MEB


Bildiri No: 300 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

 Yaratıcı problem çözme süreci, belli bir amaca ulaşmak için karşılaşılan güçlükleri ortadan kaldırmaya yönelik bir dizi çabayı içermektedir (Önol, 2013). Yaratıcı problem çözme becerisi, bireylerin karşılaştıkları sorunları yeniden tanımlamasını, yeni fikirler oluşturmasını ve bu fikirler üzerinden harekete geçmesini sağlayarak bireylerin matematiksel becerilerinin gelişimine yardımcı olur (Mitchell ve Kowalik, 1989). Öğrencilerin matematiksel becerilerinin gelişiminde kritik ve belirleyici bir işleve sahip olan yaratıcı problem çözme özelliklerinin belirlenmesi oldukça önem taşımaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada ortaokul öğrencilerinin yaratıcı problem çözme özelliklerini belirlemek ve bu özelliklerin cinsiyet ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymak amaçlanmıştır.
Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Lin (2010) tarafından geliştirilen ve Baran-Bulut, İpek ve Aygün (2018) tarafından Türkçe’ye uyarlanan Yaratıcı Problem Çözme Özellikleri Envanteri ile elde edilmiştir. Ölçek 5’li likert tipinde olup 40 maddeden oluşmaktadır. Araştırmanın katılımcıları 70’i 5. sınıf, 72’si 6. sınıf, 112’si 7. sınıf ve 71’i 8. sınıf olmak üzere toplam 325 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri nicel analiz teknikleri kullanılarak analiz edilmektedir. Verilerin bir kısmı analiz edilmiş olup veri analiz süreci devam etmektedir. Araştırmanın geçici bulgularına göre ortaokul öğrencilerinin yaratıcı problem çözme özelliklerinin genellikle düşük ve orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte kız öğrencilerin yaratıcı problem çözme özelliklerinin erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sınıf düzeyi açısından bakıldığında ise 7. Sınıf öğrencilerinin yaratıcı problem çözme özelliklerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir.
 


Pre-service Mathematics Teachers' Metaphors About Mathematical Misconceptions


BAHADIR YILDIZ1
1Hacettepe Üniversitesi


Abstract No: 307 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Metaphors are basically mental models that use a case to describe another phenomenon by transferring the characteristics of the new phenomenon to another. Since the case to be defined on the basis of metaphor use is expressed by a better known phenomenon, the features of both cases should be well-known. Therefore, the use of metaphor, which is a powerful mental modeling tool, is thought to be a high quality instrument.
Misconceptions can be defined as the concept perceptions of individuals that cause a systematic error. In a field that progresses with accumulation such as mathematics, the misconceptions that occur in the process of learning basic concepts in particular will affect the whole learning life. This causes serious problems in mathematics learning. In order to prevent these problems, it is expected that pre-service teachers will be able to know the possible misconceptions and solutions.
The aim of this study is to determine  the perceptions of pre-service mathematics teachers misconceptions by using metaphors. The study was carried out with 40 pre-service mathematics teachers who studied at a public university. The pre-service mathematics teachers in the study group took the course of sources, diagnosis and correction of mathematical misconceptions. In order to reveal the perceptions of pre-service teachers about mathematical misconceptions, “mathematical misconceptions are like ……,  because:……………” open-ended question is used and they are asked to fill the blanks. The answers were analyzed by content analysis. As a result of the analysis, it was determined that pre-service teachers produced 42 valid metaphors related to mathematical misconceptions. As a result of the metaphor study used for the evaluation of the course, it was seen that the main points of the misconceptions are emphasized.

Matematik Öğretmen Adaylarının Matematiksel Kavram Yanılgılarına İlişkin Metaforları


BAHADIR YILDIZ1
1Hacettepe Üniversitesi


Bildiri No: 307 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Metaforlar temel olarak bir olguyu başka bir olguyu kullanarak, yeni olgunun özelliklerini diğerine aktararak tanımlamaya yarayan zihinsel modellerdir. Metafor kullanımının temelinde tanımlanacak olgunun, daha iyi bilinen bir olguyla ifade edilmesi olduğu için iki olgunun da özelliklerinin iyi öğrenilmiş olması gereklidir.  Bu nedenle güçlü bir zihinsel modelleme aracı olan metafor kullanımının niteliği yüksek bir ölçme aracı olduğu düşünülmektedir.
Kavram yanılgıları, bireylerin sistematik hataya neden olan kavram algıları olarak tanımlanabilmektedir. Matematik gibi birikimle ilerleyen bir alanda özellikle temel kavramların öğrenilmesi sürecinde ortaya çıkan kavram yanılgıları teşhis edilip düzeltilmezse ilerleyen tüm öğrenme yaşamını etkileyecektir. Bu ise matematik öğrenme konusunda çok ciddi sorunlara neden olmaktadır. Bu sorunların önüne geçebilmek için öğretmen adaylarının muhtemel kavram yanılgılarını ve çözümlerini bilmesi beklenmektedir.
Bu çalışmanın amacı metafor kullanımı ile kavram yanılgıları konularını bir araya getirmek ve matematik öğretmeni adaylarının matematiksel kavram yanılgılarına ilişkin olan algılarını metafor kullanarak belirlemektir. Çalışma bir devlet üniversitesinde okumakta 40 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunda yer alan öğretmen adayları matematiksel kavram yanılgılarının teşhisi ve düzeltilmesine yönelik olarak verilen hata kaynakları dersini almışlardır. Öğretmen adaylarının matematiksel kavram yanılgılarına ilişkin algılarını ortaya koyabilmeleri için “Matematikteki kavram yanılgıları …………… gibidir, çünkü:……” açık uçlu sorusu sorulmuştur ve noktalı yerleri tamamlamaları istenmiştir. Verilen cevaplar içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. Analiz sonucunda öğretmen adaylarının matematiksel kavram yanılgılarına ilişkin 42 geçerli metafor ürettikleri belirlenmiştir. Dersin değerlendirmesi için de kullanılan metafor çalışması sonucunda öğretmen adaylarının kavram yanılgılarının temel noktaları olan “bildiğinin yanlış olduğunu bilmemek” ve “sistematik hata” konularının vurgulandığı görülmüştür.


Determining The Seventh Grade Students’ Knowledge Level On Energy Transformations Through Drawings


Zeynep Kıryak1, Bahar Candaş1, Bayram Karanisoğlu2, Haluk Özmen1
1TRABZON ÜNİVERSİTESİ
2AKÇAABAT CUMHURİYET ORTAOKULU


Abstract No: 109 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it is aimed to determine the seventh grade students’ knowledge level on energy transformations through drawings. This descriptive survey study was carried out with 25 seventh grade students. After teaching process about energy transformations, data collection process was conducted in collaboration with researchers and science and art teachers. The students made drawings in the art studio one week after the end of unit and they were asked to draw the cases related to energy transformations that occurred in their minds and to explain them in written form. In the data analysis, firstly, evaluation criteria were determined by science teacher and researchers separately. Then, an evaluation rubric was formed on these criteria. The students' drawings and written explanations were examined based on this rubric, and the qualities and frequencies of the concepts in drawings were determined. In the next step, the obtained data were placed under appropriate levels. The levels were formed by taking into consideration the quality and number of concepts used by students and associations of the concepts. Five levels were determined based on the mean and median values of each student's drawings. When the findings were examined, it was found that there were no students at the first level determined as 2 points or less, two students at the second level in the range of 3-6, twelve students at the third level in the range of 6-10, nine students at the fourth level in the range of 11-14, and two students at the fifth level determined as 15 points and above were determined. As a result of the study, it can be stated that the drawing technique is effective in determining the knowledge level of students about a specific subject in the science course.

Yedinci Sınıf Öğrencilerinin Enerji Dönüşümlerine Yönelik Bilgi Düzeylerinin Çizimler Aracılığıyla Belirlenmesi


Zeynep Kıryak1, Bahar Candaş1, Bayram Karanisoğlu2, Haluk Özmen1
1TRABZON ÜNİVERSİTESİ
2AKÇAABAT CUMHURİYET ORTAOKULU


Bildiri No: 109 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada, yedinci sınıf öğrencilerinin enerji dönüşümleri konusundaki bilgi düzeylerinin çizimler aracılığıyla belirlenmesi amaçlanmıştır. Betimsel nitelikli tarama modeli ile yürütülen çalışmanın katılımcıları 25 yedinci sınıf öğrencisidir. Kuvvet ve enerji ünitesi kapsamında enerji dönüşümleri konusuna yönelik öğretim süreci tamamlandıktan sonra araştırmacılarla fen bilimleri ve resim öğretmeni işbirliğiyle veri toplama süreci yürütülmüştür. Belirlenen ünitenin bitiminden bir hafta sonra resim atölyesinde öğrenciler çalışmalarını yürütmüşlerdir. Öğrencilerden enerji dönüşümleri konusuna yönelik zihinlerinde canlanan olayları resmetmeleri ve yazılı olarak açıklamaları istenmiştir. Veri analizinde, ilk olarak fen bilimleri öğretmeni ve araştırmacılar tarafından ayrı ayrı değerlendirme kriterleri belirlenmiş, ardından belirlenen kriterler üzerinden ortak bir değerlendirme rubriği oluşturulmuştur. Öğrencilerin çizimleri ve yazılı açıklamaları bu rubrik doğrultusunda incelenerek kavramların nitelikleri frekanslarıyla birlikte belirlenmiştir. Sonraki aşamada, elde edilen veriler uygun seviyeler altına yerleştirilmiştir. Seviyeler öğrencilerin kullandıkları kavramların sayısı, niteliği ve kavramları ilişkilendirme durumları göz önünde bulundurularak oluşturulmuştur. Her bir öğrencinin çiziminden elde edilen puanların ortalama ve medyan değerleri baz alınarak beş seviye belirlenmiştir. Bulgular incelendiğinde, 2 puan ve altı olarak belirlenen birinci seviyede hiçbir öğrencinin bulunmadığı, 3-6 aralığındaki ikinci seviyede ve 15 puan ve üzeri olarak belirlenen beşinci seviyede ikişer, 6-10 aralığındaki üçüncü seviyede on iki, 11-14 aralığındaki dördüncü seviyede ise dokuz öğrencinin yer aldığı belirlenmiştir. Öğrenci çizimlerinin nitelikleri incelendiğinde, enerji türlerini bilme, hangi koşullarda hangi tür enerjilere sahip olunacağını ifade etme ve sürtünme kuvvetinin ve hava-su direncinin etkisine yönelik bilgi içeren çizimlerin yüksek frekanslarda açığa çıktığı görülmüştür. Enerji türleri arası dönüşümleri ifade etme, aynı anda birden fazla enerji türüne sahip olma gibi ileri düzeydeki bilgilere yönelik çizim frekanslarının daha düşük seviyede kaldığı belirlenmiştir. Çalışma sonucunda, öğrencilerin fen bilimleri dersinde belirli bir konuya yönelik bilgi düzeylerinin tespit edilmesinde çizim tekniğinin etkili olduğu ifade edilebilir. Bu bağlamda, öğrencilerin bilgi düzeylerini belirleme ve değerlendirme sürecinde ve onların bir konuya yönelik düşüncelerini ifade etmelerinde çizim tekniğinin kullanılmasının önemli sonuçlar açığa çıkaracağına inanılmaktadır.


Examination Of The Effects Of Argument-based Science Inquiry (absi) Approach Utilized Within The Unit Of “reproduction, Growth And Development In Living Beings” On The Reasoning Skills Of Students


Eda Pınar TÜCCAROĞLU1, Yeter ŞİMŞEKLİ2
1MEB
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 159 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it was aimed to examine the effects of the argument-based science inquiry (ABSI) approach used in the unit of “Reproduction, Growth, Development in Living Beings" on the reasoning skills of students. The sample of the study was composed of a total of 88 students at Dilek Özer Secondary School in the Nilufer district of Bursa. The study was carried out with three 6th grade classes. Two of these classes were determined as the experimental group and one class was chosen as the control group. In the study, while the experimental group was taught the unit of “Reproduction, Growth, Development in Living Beings" in accordance with the ABSI method, the control group was not intervened in any way. The study was completed in five weeks. Prior and subsequent to the study, a pre-test and a post-test were administered with the aim of collecting data. The qualitative method was employed in the study. In order to collect data, the lessons taught in the experimental and the control groups were tape-recorded. Then, the sets of data obtained from the sound recordings were converted to tables by making content analysis. The analysis of the transcripts of the voice recordings indicated that the frequency of multiple teacher-student-student communication of the experimental group was much higher than of the control group. On the other hand, the control group showed significantly higher teacher-student one way communication. As a result of the analysis of the post- tests, while the rate of the answers to questions where reasoning and explanation were required was high in the experimental group, the opposite was observed in the control group.
 

Canlılarda Üreme Büyüme Gelişme Ünitesinde Kullanılan Argümantasyon Tabanlı Bilim Öğretimi Yaklaşımının Öğrencilerin Muhakeme Becerilerine Etkisinin İncelenmesi


Eda Pınar TÜCCAROĞLU1, Yeter ŞİMŞEKLİ2
1MEB
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 159 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmada Canlılarda Üreme Büyüme  Gelişme Ünitesinde Kullanılan Argümantasyon Tabanlı Bilim Öğretimi [ATBÖ] yaklaşımının öğrencilerin muhakeme becerileri üzerine etkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklemini Bursa ili, Nilüfer ilçesi, Dilek Özer Ortaokulunda toplam 88 öğrenci oluşturmuştur. 6. sınıf öğrencilerinden oluşan üç şubeden ikisi deney, biri ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Çalışmada deney grubuna canlılarda üreme büyüme gelişme ünitesi ATBÖ yöntemine uygun olarak işlenirken, kontrol grubuna müdahalede bulunulmamıştır. Beş haftada tamamlanan çalışma öncesi ve sonrası veri toplama amacıyla ön test ve son test yapılmıştır. Bu testlerde muhakeme becerilerini ölçen biçimlendirici yoklama soruları kullanılmıştır. Ayrıca uygulama süresince  deney ve kontrol grubunda işlenen derslerin ses kayıtları tutulmuştur. Ses kayıtlarından elde edilen veriler içerik analizi yapılarak tablo halinde düzenlenmiştir. Ses kayıtlarının transkriptlerinin analizi sonucunda, deney grubunda öğretmen-öğrenci-öğrenci çok yönlü iletişim sıklığının kontrol grubuna göre oldukça yüksek olduğu bulunmuştur. Kontrol grubunda ise öğretmen-öğrenci tek yönlü iletişimin daha baskın olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonuçlarında son testte muhakeme ve açıklama gerektiren sorulara verilen doğru cevap oranının kontrol grubuna göre, deney grubunda  daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. 
 


Investigating The Views Of Science Teacher Candidates On Drama Based Biology Education


Yılmaz KARA1, Berna DURSUN1
1Bartın Üniversitesi


Abstract No: 392 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of the study was to determine the perceptions of science teacher candidates on drama-based biology education. The qualitative research approach was adopted to reveal the perceptions of science teacher candidates. In this phenomenological research, the ideal teaching environment for biology education was considered as a research phenomenon. The participants were required to describe ideal biology teaching atmosphere through questionnaire form and semi-structured interviews. 30 science teacher candidates were completed the questionnaire form. The 10 of the participants were interviewed to deeper lighten the responses to the questions placed in the questionnaire form. The questionnaire form was included the questions about the different aspects of an ideal teaching environment for science education. The semi-structured interview questions were classified under three categories: background for the teaching profession, views on biology teaching, and designing an ideal teaching environment for biology education. Both the data from questionnaire form and interviews were considered together in the same way through the content analysis. The themes were created after rounds of reviews and data reduction. The results of the research revealed that the science teacher candidates consider the laboratories as the ideal places to teach biology, they have the tendency to implement more teacher centered approaches, and the most emphasized teaching method for biology education was lecturing method. As a conclusion, most of the science teacher candidates think that the best way to teach biology is traditional teaching methods such as lecturing, questioning, and note taking. The science teacher candidates considered drama-based teaching methods as time-consuming, hard to implement, and less meaningful for students.

Fen Öğretmeni Adaylarının Drama Temelli Biyoloji Eğitimine İlişkin Görüşlerinin İncelenmesi


Yılmaz KARA1, Berna DURSUN1
1Bartın Üniversitesi


Bildiri No: 392 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Araştırmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının drama temelli fen öğretimi konusundaki algılarını belirlemektir. Fen bilgisi öğretmen adaylarının algılarını ortaya çıkarmak için nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiştir. Bu fenomenolojik araştırmada, fen eğitimi için ideal bir öğretim ortamı, bir araştırma olgusu olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların ideal fen öğretimi atmosferini anket formu ve yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla tanımlamaları istenmiştir. Anket formunu 30 fen bilgisi öğretmeni adayı doldurmuştur. Anket formunda yer alan sorulara verilen yanıtları daha da aydınlatmak için katılımcıların 10'u ile görüşülmüştür. Anket formu, fen bilgisi eğitimi için ideal bir öğretim ortamının farklı yönleriyle ilgili sorular içermektedir. Yarı yapılandırılmış görüşme soruları üç kategori altında sınıflandırılmıştır: öğretmenlik mesleğine ilişkin alt yapı, fen bilgisi öğretimi üzerine görüşler ve fen eğitimi için ideal bir öğretme ortamı tasarlama. Hem anket formundan hem de görüşmelerden elde edilen veriler, içerik analizi ile aynı şekilde değerlendirilmiştir. Temalar, gözden geçirme turları ve veri indirgemesinden sonra oluşturulmuştur. Araştırmanın sonuçları, fen bilgisi öğretmen adaylarının laboratuvarları fen öğretimi için ideal yerler olarak gördüklerini, daha öğretmen merkezli yaklaşımlar uygulama eğiliminde olduklarını ve fen eğitimi için en çok vurgulanan öğretim yönteminin ders verme yöntemi olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, fen bilgisi öğretmen adaylarının çoğu bilimi öğretmenin en iyi yolunun ders verme, sorgulama ve not alma gibi geleneksel öğretim yöntemleri olduğunu düşünmektedir. Fen öğretmeni adayları, drama temelli öğretim yöntemini zaman alıcı, uygulaması zor ve öğrenciler için daha az anlamlı bulmuştur.


Investigating The Biology Lesson Study Habits Of Middle School Students


Yılmaz KARA1, Sümeyra ARSLAN1
1Bartın Üniversitesi


Abstract No: 393 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to determine the biology lesson study habits of secondary school students. The survey method was adopted in the research. The study habits of the students were determined by using Biology Course Study Habits Form. In the form, five-point Likert-type propositions are included. The study was carried out with 30 secondary school students in a public school in Bartın province during the 2018-2019 academic year. Of the students participating in the study, 17 were female and 13 were male. The students were asked to fill in the Biology Course Study Habits Form. Students' answers to the form were analyzed using descriptive statistics. The findings indicated that the students have the habit of studying at a positive level in terms of listening, taking notes and working habits on their own. It was determined that the students used cognitive techniques to keep more in mind while studying. It was found that techniques such as acrostic, cling words, singing and repetition are used to facilitate remembering by students. It was determined that the students were working mostly as exam oriented and that regular and planned study habits were not enough developed to understand the lesson. As a result, the students try to learn the biology lesson in the class and try to complete the learning deficiencies or learnings before the exam. It is thought that the success of the students will be increased if they gain the habit of studying to comprehend the lesson, planned and continuous studying.

Ortaokul Öğrencilerinin Biyoloji Dersi Çalışma Alışkanlıklarının Belirlenmesi


Yılmaz KARA1, Sümeyra ARSLAN1
1Bartın Üniversitesi


Bildiri No: 393 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin biyoloji dersi çalışma alışkanlıklarının belirlenmesidir. Araştırmada tarama yöntemi benimsenmiştir. Öğrencilerin ders çalışma alışkanlıkları Biyoloji Ders Çalışma Alışkanlıkları Formu kullanılarak belirlenmiştir. Formda beşli derecelemeli likert tipi önermelere yer verilmiştir. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılında Bartın İlinde bir devlet okulunda okuyan 30 ortaokul öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin 17’si kız, 13’ü erkektir. Öğrencilerden Biyoloji Ders Çalışma Alışkanlıkları Formunu Doldurmaları istenmiştir. Öğrencilerin forma verdikleri cevaplar betimsel istatistik kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular öğrencilerin ders dinleme, not tutma ve kendi başına çalışma alışkanlıkları konusunda olumlu düzeyde ders çalışma alışkanlığına sahip olduğuna işaret etmektedir. Öğrencilerin ders çalışırken daha çok akılda tutmaya yönelik bilişsel teknikler kullandıkları belirlenmiştir. Akrostiş, çağrıştırıcı kelimeler, şarkı ve tekrar gibi tekniklerin öğrenciler tarafından hatırlamayı kolaylaştırmak için kullanıldığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin daha çok sınav odaklı olarak çalıştıkları, dersi anlamaya dönük düzenli ve planlı ders çalışma alışkanlıklarının yeterince olgunlaşmadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, öğrenciler biyoloji dersini derste öğrenmeye çalışmakta ve sınav öncesi öğrendiklerini ya da öğrenme eksiklerini tamamlamaya çalışmaktadır. Öğrencilerin dersi kavramaya dönük, planlı ve sürekli ders çalışma alışkanlığı kazanması durumunda başarılarının artacağı düşünülmektedir.


The Effect Of Virtual Lab Applications Covering The Unit Of Motion And Force In The 6 Th Grade On The Student Achievements


Ayşe Demir1, Lütfullah Türkmen1
1Uşak Üniversitesi


Abstract No: 492 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study was to investigate and reveal the effect of virtual lab applications specially prepared a kind of software and covering the unit of motion and force in the 6 th grade on the student achievements as well as students view points by comparing traditional science lab activities in the same unit. The study was carried out with 6 th grade students as an experimental and a control group in Uşak Province during the fall semester of 2015-2016 school year. The number of students was 48 in the experimental and control group. Teaching in the experimental group was performed with the virtual lab experiments and activities but in the control group traditional lab experiments or activities. As a research method, the semi-experimental design was used with the post-test in this study. An achievement test was implemented to collect data from the students as well as a student viewpoint form was given to the students to learn their opinions about the virtual lab activities. SPSS software was executed to analyze the collected data with the ANCOVA test. Students viewpoints were evaluated by using qualitative analyze techniques. In the result, the virtual lab activities and experiments significantly and positively influenced the achievements of students when their achievements were compared with the control group taught by the traditional method. Additionally, the students coming from the experimental group mentioned that they found the virtual lab activities delighted and the virtual lab activities helped them easily to understand the concepts based on their student viewpoints. Also they mentioned that this kind of software applications could be an alternative to the real ones.

Kuvvet Ve Hareket Konusunda Sanal Fen Laboratuvari Kullaniminin Öğrenci̇ Başarisina Etki̇si̇


Ayşe Demir1, Lütfullah Türkmen1
1Uşak Üniversitesi


Bildiri No: 492 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı; 6. Sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersi kuvvet ve hareket ünitesine yönelik özel olarak bir yazılımla hazırlanmış sanal laboratuvar uygulamasının, mevcut öğretim programındaki geleneksel laboratuvar veya sınıf içi etkinliklerine göre öğrenci başarısı üzerine etkisini incelemek ve sanal laboratuvar uygulamasına yönelik öğrenci görüşlerini tespit etmektir. Çalışma, 2015-2016 eğitim öğretim yılının güz döneminde Uşak ilinde bulunan bir orta okulda, iki farklı şubede öğrenim gören 6. Sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Örneklem , deney ve kontrol grubunda bulunan toplam 48 öğrenciden oluşmaktadır. Öğretim süreci deney grubunda sanal laboratuvar kullanılarak yürütülürken; kontrol grubunda geleneksel laboratuvar veya sınıf içi etkinlik kullanılarak yürütülmüştür. Çalışmada yarı deneysel desenlerden son test kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, “Kuvvet ve Hareket Başarı Testi” ve öğrenci görüşlerini belirlemek için “Öğrenci Görüşleri Formu” kullanılmıştır. Uygulama öncesinde ve uygulama sonrasında gruplar arasında fark olup olmadığını belirlemek için bir istatistik paket programı ile veriler analiz edilmiştir. Öğrenci görüşlerinin ise betimsel analizi yapılmıştır. Sanal laboratuvar uygulamasının öğrencilerin akademik başarılarını arttırmada geleneksel laboratuvar ve sınıf içi etkinliklerden daha etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca; öğrenciler sanal laboratuvarı eğlenceli bulduklarını, sanal laboratuvarın konuyu daha anlaşılır hale getirdiği ve görsellik sağladığı yönünde görüş belirtmişler ve yapılan uygulamanın gerçek laboratuvar etkinliklerine bir alternatif oluşturma özelliği olduğu görülmüştür.


Corporate Educational Entrepreneurship Model Proposal In Science Teacher Education


İbrahim Varol1, Ahmet Ataç2, Özgen İzmiroğlu3
1Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi Eğitimi ABD
2Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Dekanı & Fen Edebiyat Fakültesi, Fizik Bölümü
3İzvar A.Ş. & İstanbul Teknik Üniversitesi, Yüksek Makine Mühendisi


Abstract No: 4 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The study, which is based on the bureaucratic supply based on teacher training strategies in the public sphere on the basis of our country, and the gap between the demand for professional teacher resources that can produce innovative added value needed in the public/private sector in the 21st century education, it is the aim of this research is to introduce the model of corporate educational entrepreneurship (CEE). The study being projected in Manisa-Demirci within the Faculty of Education of Manisa Celal Bayar University and the authors of the study designed an integrated science center and observatory based on the educational entrepreneurship strategy by using project cycle management (PCM) and logical framework approach (LFA) to identify, justify, solve the visional, strategical planning problems occurring in the faculty of education.
Based on the total quality management of the institution, the mission of the faculty of education, the method of study to determine the participatory entrepreneurship vision and strategic planning in the field of education is based on PCM and LFA. In addition, in order to investigate the problem-rationale-solution strategies in terms of educational research from multiple perspectives on the scientific basis, the mixed design method, in which qualitative-quantitative approaches were synthesized, was preferred and  also corporate reports, document analysis based on national programs, and also interviews and survey techniques were used. The scope of the study was limited in the field of science teacher education. The sample of the study consists of %20 slice of science teacher candidates studying at the faculty and %35 of the teaching staff of the department.
In order to develop the CEE model, the national education programs and data sets obtained from field research studies are based on observing national macro targets such as digital transformation, entrepreneurship-innovation and technology management, industry4.0.  The data obtained from the stakeholders of the faculty throughout the problem-stakeholder-request-target-strategy analysis passed from PCM, LFA matrix filter revealed the findings. As a pattern of the study “Corporate Educational Entrepreneurship” modelling which is revisioned by way of academic, socio-corparate, social/technological-nature-specific is determined by participatory approach for sustainable, manageable business model in educational entrepreneurship ecosystem by means of educational entrepreneurship building blocks, internal/external elements, organizational structure.
Among the main findings, science center, which will be established with the aim of professional education entrepreneurship at faculty, aims to develop R&D-based educational entrepreneurship themes. The educational entrepreneurship themes projected in line with the strategies were determined as “Field of Astronomy, Space, Aviation; Sky Science Education Entrepreneurship ”, “Integrated Mechatronics, Robotics-Coding, STEMM, Hobby-Circuit Interdisciplinary Techno-Scientific Designs Entrepreneurship”, “Innovative Science Teaching Equipment R&D and Design Workshop“, “Educational Technologist: Technological Content Development and Media in Science Education”. These educational entrepreneurship themes will be established by the “Education Entrepreneurship R&D and Project Management Office” within the Science Center, is planned to synthesise instructional programs between science and entrepreneurship, and also equipped achievements, entrepreneurial coaching and leadership for prospective science teachers and to gain visional framework of national entrepreneurship ecosystem, entrepreneurial business models and educational innovations in the field of science education.

Fen Bilimleri Öğretmen Eğitiminde Kurumsal Eğitim Girişimciliği Model Önerisi


İbrahim Varol1, Ahmet Ataç2, Özgen İzmiroğlu3
1Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi Eğitimi ABD
2Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Dekanı & Fen Edebiyat Fakültesi, Fizik Bölümü
3İzvar A.Ş. & İstanbul Teknik Üniversitesi, Yüksek Makine Mühendisi


Bildiri No: 4 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Ülkemiz temelinde kamusal alanda öğretmen yetiştirme stratejilerine dayalı bürokratik arz ile 21.yy eğitiminde kamu-özel sektör alanında ihtiyaç duyulan inovatif katma değer üretebilecek profesyonel öğretmen kaynağı talebi arasındaki boşluğu referans alan bu çalışmada başta eğitim fakülteleri olmak üzere ülkemize eğitim girişimciliği alanında ilk/özgün olması bakımından örnek teşkil edebilecek kurumsal eğitim girişimciliği (KEG) modelini tanıtmak amaçlanmıştır. Çalışma Manisa Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde Manisa-Demirci’de projelendirilmekte olup, hayırsever/girişimci iş adamının fakültede yeni bir kütüphane içeren kültür merkezi inşaatını projelendirirken, çalışmanın yazarları tarafından eğitim fakültesinde vuku bulan vizyon problemlerinin tespiti, gerekçeleri, çözümüne yönelik proje döngüsü yönetimi (PDY) ve mantıksal çerçeve yaklaşımını (MÇY) kullanarak geleceğe yönelik eğitim girişimciliği stratejisine dayalı entegre bilim merkezi ve gözlemevi projelendirilmiştir.
Eğitim fakültesi misyonu üzerine temellendirilen kurumun toplam kalite yönetimi referans alındığında kamusal eğitim alanında katılımcı girişimcilik vizyonunu ve stratejik planlama yürütebilmek amacıyla çalışmanın yönteminde PDY ve MÇY temel alınmıştır. Ayrıca eğitim araştırmaları açısından problem-gerekçeler-çözüm stratejilerini bilimsel temelde çoklu bakış açılarıyla araştırmak amacıyla nitel-nicel yaklaşımların sentezlendiği karma desen yöntemi tercih edilmiş olup; kurumsal raporlara, ulusal programlara dayalı doküman analizi, paydaşlara yönelik mülakat ve anket tekniklerinden yararlanılmıştır. Çalışmanın kapsamı fen bilimleri alanında öğretmen eğitimi ile sınırlı tutulmuştur. Çalışmanın evrenini fen bilgisi öğretmen adayları, ilgili öğretim elemanları ve nihai faydalanıcılar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini fakültede öğrenim gören fen bilgisi öğretmen adaylarının % 20’lik dilimi, anabilim dalı öğretim elemanlarının % 35’lik dilimi oluşturmaktadır.
İlgili alan yazında temel-ortaöğretim programlarında fen bilimleri alanında girişimcilik bilgi-duyuş-becerilere ilişkin kazanımlar ile yükseköğretim düzeyi öğretmen yetiştirme ve fen bilimleri alanında girişimcilik eğitimi çerçeveleri taranarak ulaşılan veriler fakülte düzleminde geliştirilmekte olan KEG modeli için referans alınmıştır. KEG modeli geliştirmek için ulusal düzeydeki öğretim programları ve alan yazın araştırmalarından elde edilen veri setleri dijital dönüşüm, girişimcilik-inovasyon, teknoloji yönetimi gibi ulusal makro hedefleri gözetmesi amaçlanmıştır. Ayrıca yerel düzlemde fakülte paydaşlarından ulaşılan veriler katılımcı bir yaklaşımla sorun-paydaş-ihtiyaç-hedef-strateji analizi doğrultusunda PDY, MÇY matrisi süzgecinden geçirilerek kurumun akademik, sosyo-kültürel, toplumsal doğasına özgü eğitim girişimciliği modelinin yapıtaşları, içsel/dışsal öğeleri, organizasyon yapısı bu çerçevede eğitim girişimciliği ekosisteminde sürdürülebilir, yönetilebilir iş modeli tasarlanmıştır.
Çalışmanın başat bulguları arasında fakültede profesyonel eğitim girişimciliği hedefiyle kurulacak olan bilim merkezi kapsamında PDY ve MÇY dayalı geliştirilen fen bilimleri, bilim eğitimi alanında faaliyet gösterecek eğitim girişimciliği temaları belirlenmiştir. Belirlenen stratejiler doğrultusunda projelendirilen girişimcilik temaları “Astronomi, Uzay, Havacılık Alanı Gök Bilim Eğitimi”, “Harmanlanmış Mekatronik, Robotik-Kodlama, STEM, Hobi Devre İçerikli Disiplinlerarası Tekno-Bilimsel Tasarımlar”, “İnovatif Fen Öğretim Araç-Gereçleri Ar-Ge ve Tasarım Atölyesi”, “Eğitim Teknoloğu: Bilim Eğitiminde Teknolojik İçerik Geliştirme ve Medya” olarak belirlenmiştir. Bu eğitim girişimciliği temaları fakültede kurulacak Bilim Merkezi bünyesinde “Eğitim Girişimciliği Ar-Ge ve Proje Yönetimi Ofisi” tarafından geleceğin eğitim girişimcisi öğretmen adaylarına gerekli program tasarımlarını, eğitimleri ve donanımsal becerileri kazandırmak diğer yandan da üretilen inovatif eğitim, bilim ve teknoloji fikirlerine yönelik planlama, yürütme süreçlerinde girişimci koçluk ve liderlik edecek olup ulusal girişimcilik ekosistemi çerçevesinde bilim, fen ve eğitim alanında girişimci iş modelleri ve eğitim inovasyonlarının geliştirilmesi planlanmıştır.
Çalışmada geliştirilen KEG modeli; bilim-eğitim-teknoloji arasındaki sürdürülebilir yaklaşımlar üzerine temellendirildiğinde buradan yetişecek bireysel eğitim girişimcileri ile çağın gerektirdiği yenilikçi öğretim stratejilerinin talep ettiği ürün/hizmetlere yönelik girişimci/inovatif eğitim ekosistemine uygun iş modellerinin geliştirilmesinde rol model olabileceği önerilmektedir.


Reflections On Applied Entrepreneurship Education Of Pre-service Science Teachers: An Analysis Of Business Plans


Tufan İNALTEKİN1, Arzu KİRMAN BİLGİN1
1KAÜ


Abstract No: 140 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

This study aims to analyze the applied entrepreneurship business plans designed by pre-service science teachers. The study used a case study method. The study surveyed 69 third-grade pre-service science teachers who took the entrepreneurship course as an elective course. The pre-service teachers were randomly divided into 17 teams by the researcher delivering the course. One team consisted of 5 pre-service teachers and the others consisted of 4 pre-service teachers. A total of 17 applied entrepreneurship business plans designed by each team constitute the data collection instrument of the study. Business plans are composed of 7 sections: the connection between the business plan and the science course, general information, information on the entrepreneur/partners and business, market information and marketing plan, production/service plan, management plan, and financial plan. These sections were assessed using an analytic rating scale consisting of the categories sufficient, partially sufficient, and insufficient. The entrepreneurship course covers a 15-week period in the fall semester of the 2018-2019 academic year. The data collection process is as follows: First, each team of pre-service science teachers was given the following task in the first week of the semester: “Within the scope of entrepreneurship course, you are asked to design an economic development plan for the Kars region and to establish a Caucasian Model Village. You are expected to create an original business idea for the Caucasian Model Village by establishing its connection to the topics and outcomes in the science education curriculum, to design a business plan, to come up with a product, to produce a three-dimensional material, and to exhibit your product at the Kars Caucasian Model Village - Entrepreneurship Business Plans, Products and Materials Exhibition”. However, this study examined only the business plans of pre-service teachers. Each week the last 30 minutes of the two-hour course were devoted to the teamwork focusing on the topic of that week and the given task. In course of the teamwork, the researcher delivering the course provided feedback to the pre-service teachers with respect to the context of the task. At the end of the semester, the teams completed designing their business plans and delivered them as poster presentations along with their products and materials at the aforesaid exhibition. According to the data obtained from the designed business plans, the pre-service science teachers were able to adequately design the part of the business plan related to the science course; however, they had alternative conceptions. The pre-service science teachers were able to adequately design most of the following sections: general information, information on the entrepreneur/partners and business, and management plan. Some pre-service science teachers were able to partially design the following sections: market information/marketing plan, production/service plan, and financial plan. Based on the data obtained from the study, the following recommendations can be offered: pre-service science teachers who take entrepreneurship courses can be provided with more detailed information on the course content of the sections market information/marketing plan, production/service plan, and financial plan.

Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının Uygulamalı Girişimcilik Eğitiminden Yansımalar: İş Planlarının İncelenmesi


Tufan İNALTEKİN1, Arzu KİRMAN BİLGİN1
1KAÜ


Bildiri No: 140 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

İnsanların günlük hayatlarında karşılaştıkları ve çözmekte zorlandıkları problemler genellikle ekonomik nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bu yüzden girişimcilik becerisi bir yaşam becerisi olarak nitelendirilmeye başlanmış ve 2013 yılı itibariyle fen bilimleri öğretim programında beceri öğrenme alanındaki yerini almıştır. Girişimcilik becerisi öğretim programındaki yerini almış olsa da 2018 - 2019 akademik yılına kadar fen bilimleri öğretmenliği lisans ders içeriğinde yer bulamamıştır. Bu beceri hakkında yeterli donanıma sahip olmayan bir öğretmen adayının meslek hayatına başladığında ortaokul öğrencilerine de fen bilimleri dersi kapsamında bu beceriyi kazandırabilmesinin oldukça zor olduğu söylenebilir. Bu düşünceden hareketle bu araştırma fen bilimleri öğretmen adaylarının tasarladıkları uygulamalı girişimcilik iş planlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma özel durum yöntemi ile yürütülmüştür. Araştırmaya, seçmeli ders olarak girişimcilik dersini alan 69, üçüncü sınıf fen bilimleri öğretmen adayı katılmıştır. Dersi yürüten araştırmacı tarafından adaylar rastgele bir şekilde 17 takıma ayrılmışlardır. Takımlardan biri 5, diğerleri de 4'er adaydan oluşmaktadır. Her bir takım bir adet olmak üzere tasarlanan toplam 17 adet uygulamalı girişimcilik iş planı, araştırmanın veri toplama aracını oluşturmaktadır. İş planları, iş planının fen bilimleri dersi ile ilişkisi, genel bilgiler, girişimciye / ortaklarına ve işletmeye ilişkin bilgiler, pazar bilgileri ve pazarlama planı, üretim/hizmet planı, yönetim planı ve finansal plan olmak üzere 7 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler, yeterli-kısmen yeterli-yetersiz kategorilerinden oluşan analitik değerlendirme ölçeği ile değerlendirilmiştir. Girişimcilik dersi 2018-2019 akademik yılının güz yarıyılında 15 haftalık bir süreci kapsamaktadır. Veri toplama sürecinde öncelikle fen bilimleri öğretmen adaylarına takım olarak dönemin ilk haftası "Girişimcilik dersi kapsamında Kars yöresine ait bir ekonomik kalkınma planı oluşturulmak ve Kafkas Örnek Köyü kurmak istenmektedir. Fen bilimleri öğretim programında yer alan konu ve kazanımlarla ilişkisini kurarak Kafkas Örnek Köyü için özgün bir iş fikri oluşturmanız, iş planı tasarlamanız, ürünü ortaya çıkarmanız, üç boyutlu materyal üretmeniz ve Kars Kafkas Örnek Köyü - Girişimcilik İş Planları, Ürünleri ve Materyalleri Sergisi'nde sergilemeniz beklenmektedir." görevi verilmiştir. Fakat mevcut çalışmada öğretmen adaylarının sadece iş planları incelenmiştir. İlgili ders sürecinde teorik ders işlendikten sonra dersin son 30 dakikası o haftanın konusu çerçevesinde ve verilen görev kapsamında takım çalışmalarına ayrılmıştır. Takım çalışmaları sürerken dersi yürüten araştırmacı verilen görev içeriği çerçevesinde adaylara geri bildirimde bulunmuştur. Dönem sonunda takımlar tasarladıkları iş planlarını tamamlamış ve bahsedilen sergide ürünleri ve materyalleri ile birlikte poster şeklinde sunmuşlardır. Öğretmen adayları KOSGEP'den "Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi Katılım Belgesi" alamaya hak kazanmışlardır. Bu süreçler sonunda tasarlanan iş planlarından elde edilen verilere göre fen bilimleri öğretmen adayları, iş planının fen bilimleri dersi ile ilişkisi olan bölümü çoğunlukla yeterli düzeyde tasarlayabilmişlerdir, fakat alternatif kavramaları olduğu tespit edilmiştir. Genel bilgiler, girişimciye / ortaklarına ve işletmeye ilişkin bilgiler ile yönetim planı bölümlerini adayların büyük bir çoğunluğu yeterli tasarlayabilmişlerdir. Pazar bilgileri/pazarlama planı, üretim/hizmet planı ve finansal plan bölümlerini adayların bir bölümü kısmen tasarlayabilmişlerdir. Araştırmadan sonucuna dayanarak bir sonraki girişimcilik derslerini alan öğretmen adaylarına ders içerikleri sunulurken pazar bilgileri/pazarlama planı, üretim/hizmet planı ve finansal plan bölümleri kapsamında daha detaylı içerik sunulması önerilebilir.

*Bu bildiri “Bağlam Temelli Öğrenme Uygulamaları İle Zenginleştirilmiş Fen Bilimlerinde Yaşam Becerileri Eğitimi Kılavuzunun Tasarlanması, Uygulanması Ve Değerlendirilmesi” 3501 nolu, 117K993 kodlu TÜBİTAK projesinin bir bölümünü oluşturmaktadır.
 


Determination Of Entrepreneurship Trends Of Academicians In The Faculty Of Education


Gamze YAYLA ESKİCİ1, Tuncay ÖZSEVGEÇ2
1Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi


Abstract No: 223 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The fact that most of today's technological developments are based on information technology accelerates the transition to the information society. This situation leads to the transition to an information society which is deeper than the industrial society. Information society has adopted the ability to continue sustainable development and quality of life by using the full potential of individuals and societies where everyone can create, access, benefit and share information. In industrial society, while physical power and metal production are at the forefront, there will be an increase in the power of information production in the information society with mental labor. This situation highlights the concepts of entrepreneurship and entrepreneurial individual. Although each area is defined in different ways, the entrepreneurial individual can be defined as having high motivation for having what he wants and trying it. In this process of social change, there is a need for entrepreneurs in universities that have a significant share in the development of countries. In this context, the concept of academic entrepreneurship is noteworthy. Academic entrepreneurship plays an important role in bringing the results of research in universities to society and economy. Although there are many studies worldwide on this issue that is mentioned in the relevant literature about the process of how academic entrepreneurship in Turkey there are no studies showing it works. Therefore, the answer to the question us “How and for what reason do academics become academic entrepreneurs?” remains unanswered. Significant impacts of the universities such as economic development and solution of regional problems, employment provision, and the necessity of the universities with developed academic entrepreneurship capacity, reveal the necessity of researching the subject. The academicians in the faculty of education focus more on qualitative studies and work in pedagogical areas due to the nature of their field of study. This may lead to a perception that academics in the faculty of education do not have too many links with entrepreneurship. However, academicians in the faculty of education, which educates the individuals who determine the fate of the country, have the power to instill the spirit of entrepreneurship in their teacher candidates. When we consider the importance and investments that countries give to education as of this point, it is important to investigate the academic entrepreneurship in the faculties of education. In this study, it is aimed to determine the academic entrepreneurship trends of academicians in education faculties. The sample of the study consists of 10 academicians working in the faculty of education. Phenomenographic research method was used in the study. What is Entrepreneurship? What is the purpose of entrepreneurship? How does the entrepreneurship process work? What is your knowledge about activities such as academic patenting, spin-off, seminar, consulting? in the form of open-ended questions in the form of interviews with academicians, the perception of entrepreneurship concept was investigated. As a result, the situation of academic entrepreneurship in the faculties of education will be described.
 

Eğitim Fakültesindeki Akademisyenlerin Girişimcilik Eğilimlerinin Belirlenmesi


Gamze YAYLA ESKİCİ1, Tuncay ÖZSEVGEÇ2
1Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 223 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bugünkü teknolojik gelişmelerin büyük kısmının bilgi teknolojisi temelli olması bilgi toplumuna geçişi hızlandırmaktadır. Bu durum sanayi toplumundan daha derin bir dönem olan bilgi toplumuna geçişi sağlamaktadır. Bilgi toplumu ise, herkesin bilgi yaratabildiği, erişebildiği, yararlanabildiği ve paylaşabildiği bireylerin ve toplumların tam potansiyellerini kullanarak sürdürülebilir kalkınmayı ve yaşam kalitelerini devam ettirebilmeyi benimsemiştir. Sanayi toplumunda fiziksel güç ile madeni üretim ön planda iken bilgi toplumunda zihinsel emek ile bilgi üretme gücünde artış olacaktır. Bu da girişimcilik ve girişimci birey kavramlarını öne çıkarmaktadır. Her alanda farklı şekillerde tanımlansa da girişimci birey genel olarak, istediği şeye sahip olmak, onu denemek için motivasyonu yüksek olan kişiler olarak tanımlanabilir. Toplumsal olarak içinde bulunduğumuz bu değişim sürecinde girişimci bireylere ülkelerin kalkınmasında önemli paya sahip olan üniversitelerde de ihtiyaç olmaktadır. Bu bağlamda, akademik girişimcilik kavramı dikkat çekmektedir. Akademik girişimcilik üniversitelerde yapılan araştırmaların sonuçlarını topluma ve ekonomiye kazandırmada önemli bir role sahiptir. İlgili literatürde bu konuda dünya çapında birçok çalışma yapılmasına rağmen Türkiye’de akademik girişimciliğe dair süreç nasıl işlediğine dair çalışmaların bulunmadığından bahsedilmektedir. Buna bağlı olarak da, “Akademisyenler nasıl ve ne amaçla akademik girişimci olmaktadırlar?” sorusunun cevabı yanıtsız kalmaktadır. Akademik girişimcilik kapasitesi gelişmiş olan üniversitelerin ekonomik kalkınma ve bölgesel sorunların çözümü, istihdam sağlama gibi önemli etkileri konunun araştırılmasındaki gerekliliği ortaya koymaktadır. Eğitim fakültesindeki akademisyenler çalışma alanlarının doğası gereği daha çok nitel çalışmalara odaklanmakta ve pedagojik alanlarda çalışmalar yapmaktadırlar. Bu durum eğitim fakültesindeki akademisyenlerin girişimcilik ile çok fazla bağların olmadığı gibi bir algılara neden olabilmektedir. Hâlbuki ülkenin kaderin, belirleyen bireyleri yetiştiren eğitim fakültesindeki akademisyenler üstlendikleri bu rol itibari ile öğretmen adaylarına girişimcilik ruhunu aşılayabilecek güce sahiptir. Bu nokta itibariyle ülkelerin eğitime verdikleri önem ve yatırımları da düşündüğümüzde eğitim fakültelerindeki akademik girişimciliğin araştırılması ayrı bir önem arz etmektedir. Bu çalışmada eğitim fakültelerindeki akademisyenlerin akademik girişimcilik eğilimlerini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini eğitim fakültesinde çalışan 10 akademisyen oluşturmaktadır. Çalışmada fenomenografik araştırma yöntemi kullanılmıştır. Girişimcilik nedir? Girişimcilik ne amaçla yapılır? Girişimcilik süreci nasıl işler? Akademik patent alma, filiz işletme kurma (spin-off), seminer verme, danışmanlık gibi faaliyetler hakkında bilgileriniz nelerdir? şeklinde açık uçlu sorulardan oluşan mülakatlar yapılarak akademisyenlerin girişimcilik kavramını algılamaları araştırılmıştır. Bunun sonucunda, eğitim fakültelerindeki akademik girişimciliğe dair durumun betimlenmesi yapılacaktır.
 


Teachers' Views On Kpss And Field Exam


Tuncay Özsevgeç1, Ayşe Aytar2, Fatoş Noksan 1, Hatice Günay 1
1Trabzon Üniversitesi
2Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi


Abstract No: 209 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In order to be appointed as a teacher in our country, students are required to take the KPSS and then the field exam and pass the minimum scores required in the assignment. On one hand teacher candidates are tested according to their fund of knowledge on the other hand they are tried to be determine whether they can have social and economic status and their transition to the teaching profession with the KPSS exam that they take at the end of undergraduate education. Although teacher candidates can take this exam every year, they get stress and increase their anxiety levels. In addition to this, going to training course during the exam preparation process, the expectations of the society and the environmental factors can affect the results they will get from the exam. This reveals that it is important to determine the opinions of the teacher candidates, one of the most important stakeholders of the process on KPSS exam. The aim of this study is to determine the opinions and the ideas of teacher candidates about KPSS process and field exam. A total of 200 senior students participated in the study, the departments of science, mathematics, primary, social studies and pre-school education. The study designed as survey model, a true-false test consisting of 33 questions was used. In this test different variables such as motivation, communication and economy were assessed. According to the results obtained from the data analyzed by using quantitative methods, it was determined that teacher candidates in different departments thought that their success in KPSS and the field exam were directly related to themselves and their environment and regarded the KPSS and field exam application as necessary. Teacher candidates stated that KPSS field exam should be also asked more qualified questions.
 

Öğretmen Adaylarının Kpss Ve Alan Sınavına Yönelik Görüş Ve Düşünceleri


Tuncay Özsevgeç1, Ayşe Aytar2, Fatoş Noksan 1, Hatice Günay 1
1Trabzon Üniversitesi
2Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi


Bildiri No: 209 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Ülkemizde öğretmen olarak atanabilmek için öğrencilerin KPSS ve sonrasında alan sınavına girmeleri ve atamada istenilen asgari puanları geçmeleri gerekmektedir. Öğretmen adaylarının lisans eğitimlerinin sonunda girdikleri KPSS sınavı ile bir anlamda geçmiş yıllardaki bilgileri test edilirken diğer yandan öğretmenlik mesleğine geçişleri ve sosyal ve ekonomik statüye sahip olup olamayacakları belirlenmeye çalışılmaktadır. Öğretmen adayları her sene bu sınava girebilseler de sonuç itibariyle stres oluşturmakta ve kaygı düzeylerini artırmaktadır. Bununla birlikte sınava hazırlık sürecinde özel kurslara gitmeleri, toplumun beklentileri, çevresel faktörler onların sınavdan elde edecekleri sonuçları etkileyebilecek düzeye ulaşabilmektedir. Bu ise sürecin en önemli paydaşlarından biri olan öğretmen adaylarının KPSS sınavına ve sürece ilişkin görüşlerinin belirlenmesinin önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Özeti gönderilen bu çalışmada amaç öğretmen adaylarının KPSS sürecine ve alan sınavına yönelik görüş ve düşüncelerini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda, çalışmaya Doğu Karadeniz bölgesinde bulunan bir üniversitenin son sınıfında fen bilgisi, matematik, sınıf, sosyal bilgiler ve okul öncesi öğretmenliği bölümlerinde öğrenimlerine devam eden toplam 200 öğrenci katılmıştır. Tarama yöntemi ile yürütülen bu çalışmada, 33 sorudan oluşan doğru-yanlış testi kullanılmıştır. Söz konusu teste, motivasyon, iletişim ve ekonomi gibi farklı değişkenler ölçülmüştür. Nicel yöntemler kullanılarak analiz edilen verilerden elde edilen sonuçlar doğrultusunda, farklı bölümdeki öğretmen adaylarının KPSS ve alan sınavındaki başarılarının kendileri ve çevreleri ile doğrudan ilişkili olduklarını düşündükleri ve KPSS ve alan sınavı uygulamasını olumlu olarak değerlendirdikleri belirlenmiştir. Öğretmen adayları KPSS alan sınavında aynı zamanda daha nitelikli sorular sorulması gerektiğini belirtmişlerdir. Bununla birlikte, öğretmen adayları, KPSS ve alan sınavında yer alan soruları lisans döneminde verilen ders içerikleri ile uyumlu buldukları ve sınavlara hazırlık sürecinde özel ders/dershane desteği alınması gerektiğini ifade etmişlerdir. Bu süreçte öğretmen adaylarının aile, okul ve arkadaşları tarafından desteklenmesi çok önemlidir. Ayrıca öğretmen adaylarının mezun olacakları yıldan ziyade önceki yıllara yayarak sınava hazırlanmalarının stres ve kaygı problemlerini azaltacağı düşünülmektedir.
 


Chess Training For Teachers


Yahya Deniz1
1Karaköprü İlkokulu


Abstract No: 233 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Chess is undoubtedly one of the most successful intelligence and strategy games invented by humanity. The way to play this strategy based game well is no doubt a mentally active individual. A suitable environment for the development of their abilities in this context is created. Playing chess significantly contributes to mathematical and non-verbal cognitive skills and accelerates the development of the individual's mathematical intelligence. There are many research results that show that chess has a positive effect on academic achievement. Chess players who are in need of strategic thinking ability are taking steps in this context in order to be able to comprehend forward thinking and probabilities. For this reason, the trainings made for teachers in this study are considered important.
 
The aim of this study is to provide the teachers in Şanlıurfa with chess education and to improve their ability to use their cognitive skills such as attention, concentration, spatial positioning and metacognitive skills effectively. The aim of this study is to provide a similar study for the students. In this context, a training was given for the teachers coordinated by the Şanlıurfa Provincial Directorate of National Education and the Şanlıurfa Chess Federation between 07/09/2015 and 11/09/2015. 15 teachers participated in this training under the name of Chess Training Course. At the later stage of the study, it was seen that by bringing up the chess work for these students, the students gained skills such as Focusing, Visualization, Forward Thinking, Reasoning, Analysis Ability, Abstract Thinking, Planning, Concurrent Multiple Thinking Skills.As a result, chess is of great importance in the personal development of children and in their intelligence levels.Therefore, children should be directed to chess by educators and families.

 

Öğretmenlere Yönelik Satranç Eğitimi


Yahya Deniz1
1Karaköprü İlkokulu


Bildiri No: 233 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Satranç, hiç şüphesiz ki insanlığın icat ettiği en başarılı zeka ve strateji oyunlarından birisidir. Bu strateji temelli oyunu iyi oynamanın yolu da hiç şüphesiz ki zihinsel olarak aktif bir birey olmaktan geçiyor. Zihinsel olarak aktif bir bireyin, yeteneklerinin bu bağlamda gelişimi için uygun bir ortam yaratılmış oluyor. Satranç oynamak, matematik ve sözel olmayan bilişsel becerilerde anlamlı düzeyde olumlu katkı sağlıyor ve bireyin matematiksel zekasının gelişimini hızlandırıyor. Literatüre bakıldığında satrancın akademik başarı üzerinde farklı düzeylerde olumlu etkisi olduğuna ilişkin pek çok araştırma sonuçları mevcuttur. Stratejik düşünme yetisine fazlasıyla ihtiyaç duyan satranç oyuncuları, bu bağlamda ileri görüşlü olma ve olasılıkları hesaplayabilme konusunda aşama kaydediyor. Bu nedenle bu çalışma kapsamında öğretmenlere yönelik yapılan eğitimler önemli görülmektedir.
Çalışmanın amacı Şanlıurfa bölgesindeki öğretmenlere satranç eğitimi vererek bu öğretmenlerin dikkat, konsantrasyon, uzamsal konumlandırma, üst bilişsel beceriler gibi birtakım bilişsel becerilerini etkin olarak kullanabilme yeterlilikleri geliştirmektir. Bu çalışma kapsamında eğitim verilen öğretmenlerin daha sonra öğrencilerine yönelik benzer bir çalışma yapmaları hedeflenmektedir. Bu bağlamda    07/09/2015 - 11/09/2015  tarihleri arasında Şanlıurfa  İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde ve Şanlıurfa Satranç Federasyonunun koordine ettiği öğretmenlere yönelik bir eğitim verilmiştir. Satranç Eğitimi Kursu adı altında açılan bu eğitime 15 öğretmen katılmıştır. Çalışmanın daha sonraki aşamasında bu öğretmenlerin öğrencilerine yönelik satranç çalışmalarını güncel tutularak, satranç çalışmalarının öğrencilerin, Odaklanma, Görselleştirme, İleriyi Düşünme, Muhakeme Yeteneği, Analiz Yeteneği, Soyut Düşünme, Planlama, Eşzamanlı Çoklu Düşünme Becerisi gibi yetenekleri kazandırdığını görüldü.
Sonuç olarak  çocukların kişisel gelişimlerinde ve zeka düzeylerinde büyük önem taşıyan satrancın, çocuklar, eğitimciler ve ailelerin satranca yönlendirmesi gerekmektedir.
 


Cultural Intelligence: Investigation Of Teachers’ Cultural Intelligence Levels Based On Some Variables


Ayşegül Çabuk Aksop1, Duygu Özdemir2
1TÜBİTAK
2Özel Marmaris Çağdaş Bilim Koleji


Abstract No: 293 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Nowadays, it has become one of the important issues that children with different traditions, customs, attitudes and expectations in the field of education, where individual differences are most emphasized, enjoy maximum education from the educational environment and it provides a culture-sensitive education environment for these children. Therefore, it has become necessity to examine the cultural intelligence concept in order to enable students from different cultures to be included in the educational process, to understand each other in multicultural educational environments, to learn together, to work in a harmonious and productive manner and to develop the qualifications that teachers should have in this century. In this study, it is aimed to investigate the cultural intelligence levels of teachers and to determine whether there is a significant difference between teachers’ cultural intelligence levels according to some variables. The study group consisted of 181 teachers from 26 cities. In this study, cross-sectional survey method was used and data were collected from teachers by using Cultural Intelligence Scale. In addition to descriptive statistics such as arithmetic mean and standard deviation, correlation (Pearson Correlation Coefficient), t-test and ANOVA tests were conducted. According to the results, it was determined that teachers had high levels of cultural intelligence and there was a significant relationship between cultural intelligence sub-dimensions (metacognition, cognition, behavioral and motivational). In addition, while gender and educational status did not make a significant difference on cultural intelligence scores, it was seen that knowing foreign language made a significant difference on cultural intelligence scores. In this context, teachers' cultural intelligence levels that may be related to living abroad, knowing a foreign language or studying abroad can be investigated. In addition, in-service education about this issue might be a good way to increase the knowledge of teachers about different cultures and their cultural levels.
 

Kültürel Zeka: Öğretmenlerin Kültürel Zeka Düzeylerinin Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi


Ayşegül Çabuk Aksop1, Duygu Özdemir2
1TÜBİTAK
2Özel Marmaris Çağdaş Bilim Koleji


Bildiri No: 293 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde, bireysel farklılıkların en çok vurgulandığı eğitim alanında farklı gelenek, görenek, tutum ve beklentilere sahip çocukların eğitim öğretim ortamından maksimum düzeyde faydalanmalarını sağlamak ve bu çocuklar için kültüre duyarlı bir eğitim ortamı sağlamak önemli konulardan biri haline gelmiştir. Bu yüzden, farklı kültürlerden öğrencilerin eğitim öğretim sürecine dahil edilebilmesi, çok kültürlü eğitim ortamlarında öğrencilerin birbirlerini anlamaları, birlikte öğrenmeleri, uyumlu ve üretken bir şekilde çalışabilmeleri konusunda öğretmenlerin bu yüzyılda sahip olması gereken yeterliliklerin geliştirilebilmesi için kültürel zeka kavramının incelenmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu çalışmada öğretmenlerin kültürel zeka düzeylerinin incelenmesi ve bazı değişkenlere göre kültürel zeka düzeyleri arasında bir fark olup olmadığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubunu, 26 ilden katılım sağlayan 181 öğretmen oluşturmuştur. Bu çalışmada kesitsel tarama modeli kullanılmış olup veriler öğretmenlerden tek seferde “Kültürel Zeka Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama ve standart sapma gibi betimsel istatistiklerin yanında, korelasyon (Pearson Korelasyon Katsayısı), t-testi ve ANOVA testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre öğretmenlerin kültürel zeka düzeylerinin yüksek olduğu ve kültürel zeka alt boyutları (üst biliş, biliş, davranış ve motivasyon) arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca cinsiyet ve eğitim durumu kültürel zeka puanları üzerinde anlamlı bir fark yaratmazken, yabancı dil bilme durumunun kültürel zeka puanları üzerinde anlamlı bir fark yarattığı görülmüştür. Bu kapsamda, öğretmenlerin kültürel zeka düzeyleri ile ilişkili olabilecek olan yurt dışında yaşamış olmak, yabancı dil bilmek, lisansüstü eğitim ya da yurt dışında eğitim almış olmak gibi değişkenler de araştırılarak konuya yönelik bilgiler detaylandırılabilir. Ayrıca mevcut durumda görevde olan öğretmenlere verilecek hizmet içi eğitimler ile öğretmenlerin farklı kültürlere yönelik bilgilerinin artırılması ve kültürel zeka düzeylerine yönelik geliştirme çalışmasının yapılması da önerilir.
 


Primary School Students’ Perceptions About The Earth And The Universe


Şule Yıldırım1, Sibel Balcı1
1TED Üniversitesi, Eğitim Fakültesi


Abstract No: 454 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to determine primary school students’ perceptions about the Earth and the Universe and how their perceptions change with their gender and grade level. The study was carried out with 42 students attending primary school in the spring semester of 2014-2015 academic year. The data of the research were collected by draw-and-explain method. The students were asked to imagine that they were traveling through the space with a spaceship and to draw what they saw around this journey. The percentage (%) and frequency (f) were used as descriptive statistics in order to determine which items were frequently drawn by the students. In order to determine whether there is a significant difference between the students’ perceptions about the Earth and the Universe with respect to their gender and grade level, the Chi-Square Independence Test was applied. Qualitative data were analyzed by using the content analysis method. As a result of the analysis, it was found that the students included 10 items in their drawings: the Earth (92,85%), planet (76,19%), cloud (9,52%), the Sun (78,57%), stars (95,23%), the Moon (66,66%), rainbow (2,38%), human (78,57%), alien (4,76%) and spacecraft (95,23%). According to the inferential statistics, there is no statistically significant difference between students’ perceptions and students’ gender. However, it is found that the scientific knowledge of the students increase as the grade level increases. In the analysis of the qualitative data, it was found that there are two themes in the drawings; “The Theme of a Single Earth” and “The Theme of Two Earths". Within the “Theme of a Single Earth”, students produced drawings scientifically closer to the reality. 

İlkokul Öğrenci̇leri̇ni̇n Dünya Ve Evren Hakkindaki̇ Algilari


Şule Yıldırım1, Sibel Balcı1
1TED Üniversitesi, Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 454 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı, ilkokul öğrencilerinin Dünya ve Evren ile ilgili algılarını ve bu algılarının cinsiyet ve sınıf düzeyi gibi değişkenlere bağlı olarak nasıl değiştiğini incelemektir. Araştırma 2014- 2015 eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılında ilkokula devam etmekte olan 42 öğrenciyle yürütülmüştür. Araştırma verileri çizim yöntemi ile toplanmıştır. Öğrencilerden, bir uzay gemisi ile uzayda yolculuk yaptıklarını düşünmeleri ve bu yolculuk esnasında etrafında gördüklerini resmetmeleri istenmiştir. Öğrencilerin çizmiş oldukları resimlerde hangi öğelere ne sıklıkla yer verdiklerini belirlemek amacıyla yüzde (%) ve frekans (f) betimleyici istatistik olarak kullanılmıştır. Öğrencilerin Dünya ve Evren hakkında sahip oldukları algıları ile cinsiyetleri ve devam ettikleri sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir fark olup olmadığını tespit etmek için Ki-Kare Bağımsızlık Testi uygulanmıştır. Nitel veriler ise yorumlayıcı içerik analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda öğrencilerin çizimlerinde 10 öğeye yer verdikleri görülmüştür: Dünya (92,85%), gezegen (76,19%), bulut (9,52%) Güneş (78,57%), yıldız (%95,23), Ay (%66,66), gökkuşağı (2,38%), insan (78,57%), uzaylı (4,76%) ve uzay aracı (95,23%). Yapılan çıkarımsal istatistik sonuçlarına göre öğrencilerin Dünya ve Evren ile ilgili algıları ile öğrencilerin cinsiyetleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı tespit edilirken, öğrencilerin sınıf düzeyi arttıkça sahip oldukları bilimsel bilginin arttığı görülmektedir. Nitel verilerin analizi sonucunda, çizimlerde iki temanın yer aldığı görülmüştür: “Tek Dünya Teması” ve “İki Dünya Teması”. Tek Dünya Temasında, öğrenciler bilimsel olarak gerçeğe daha yakın çizimler çizmişlerdir. “İki Dünya Teması”nda ise öğrenciler resimlerinde iki tane Dünya öğesine yer vermişlerdir; gök cismi olan Dünya ve üzerinde yaşadığı dünya (yeryüzü). Bu çizimleri yapan öğrencilerin bilimsellikten uzak bir algıya sahip oldukları tespit edilmiştir.


Reflections On Classroom Teacher Candidates About Differentiated Science Teaching Practices Training For Gifted Students


Neşe Kutlu Abu1, Murat Gökdere1
1Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Abstract No: 73 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to develop and implement a training program for the application of differentiated science teaching activities in the education of gifted students and to examine the effects of this training program on teacher candidates in terms of some variables. The research, quasi-experimental research design with pre-test and post-test control group was used. The study group of the study consisted of 2nd grade students studying in Amasya University Faculty of Education in 2018-2019 academic year. In the study, Out of School Learning Activities, Science Learning Skill, Science Teaching, Academic Self-Efficacy Scale were used as data collection tools.
In the first phase of the study, the development of training program for differentiated science teaching in the education of gifted students was carried out in two stages. In the first stage, a theoretical background on the subject has been prepared by the literature review. In the second stage, semi-structured interviews were conducted with five class teachers teaching gifted children. expectations and needs of teachers from differentiated applications. Training program for differentiated teaching to prospective teachers was developed. In the second stage of the study, the test and the control group were randomly selected from the second class branches and pre-test data were collected from each group using the related scales. Afterwards, the prepared training program was carried out by 32 researchers who were volunteers in the experimental group. The training program lasted a total of 13 hours for 5 weeks. After the implementation of the training program, the relevant scales were applied to the experimental and control groups and final test data were obtained. The data obtained from the study is continued by using SPSS 21.0 package program. In the future, the analysis of the data will be completed and the study will be terminated.

Üstün Yetenekliler İçin Farklılaştırılmış Fen Öğretim Uygulamaları Eğitiminin Sınıf Öğretmeni Adayları Üzerine Yansımaları


Neşe Kutlu Abu1, Murat Gökdere1
1Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 73 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

                 Bu araştırmanın amacı, üstün yeteneklilerin eğitiminde farklılaştırılmış fen öğretim etkinliklerinin uygulanmasına yönelik eğitim programı geliştirmek, uygulamak ve bu eğitim programının öğretmen adaylarına etkilerini bazı değişkenler bakımından incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Eğitimi bölümünde öğrenim gören 2. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada Okul Dışı Öğrenme Etkinliklerini Gerçekleştirme Ölçeği, Fen Öğrenme Becerisi Ölçeği, Fen Öğretimi Öz Yeterlik Ölçeği ve Akademik Öz Yeterlik Ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır.
          Araştırmanın ilk aşamasında üstün yeteneklilerin eğitiminde farklılaştırılmış fen öğretim uygulamasına yönelik eğitim programı geliştirme çalışması iki aşamalı olarak gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada, konu ile ilgili literatür taraması yapılarak konu ile ilgili teorik alt yapı oluşturulmuştur. İkinci aşamada ise üstün yetenekli çocuklara öğretmenlik yapan beş sınıf öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış; öğretmenlerin farklılaştırılmış uygulamalardan beklentileri ve ihtiyaçları belirlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda öğretmen adaylarına farklılaştırılmış öğretime yönelik eğitim programının taslağı oluşturulmuştur. Araştırmanın ikinci aşamasında mevcut 2. sınıf şubelerinden rastgele olarak deney (35 öğrenci) ve kontrol grubu (37 öğrenci) seçilmiş ve ilgili ölçekler kullanılarak her iki gruptan ön test verileri toplanmıştır. Ardından hazırlanan eğitim programı deney grubunda bulunan gönüllü 32 öğretmen adayına araştırmacılar tarafından uygulanmıştır. Eğitim programının uygulamaları 5 hafta boyunca toplam 13 saat sürmüştür. Eğitim programının içeriği bireysel farklılıklar, üstün yetenekli öğrencilerin özellikleri ve eğitimi, farklılaştırılmış öğretim ve ögeleri, farklılaştırılmış fen eğitimi ve okul dışı öğrenme hakkındadır. Eğitim programının uygulamalarının ardından ilgili ölçekler deney ve kontrol gruplarına uygulanarak son test verileri elde edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi SPSS 21.0 paket programı kullanılarak gerçekleştirilecektir. İleriki zamanlarda verilerin analizleri tamamlanarak, çalışma sonlandırılacaktır.
           


Differentiated Science Education For Gifted Students Candidates' Perceptions And Evaluations Related To The Effectiveness Of The Program


Neşe Kutlu Abu1, Murat Gökdere1
1Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Abstract No: 172 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine the evaluations and perceptions of the teacher candidates about the effectiveness of differentiated science education program for gifted students. In the study, single situation design which is intertwined with case study patterns is used.The case study was chosen so that the researcher could examine the targeted situation in depth and in detail.The aim of the study was to determine the experiences and opinions of pre-service science teachers on differentiated science education. The study group of the study consisted of 32 pre-service teachers in the Department of Primary School Teaching of the Faculty of Education of Amasya University in the fall semester of 2018-2019 academic year. In the study, it was determined that teacher candidates' participation in differentiated science education for gifted students was the criterion. A structured interview form prepared by the researchers was used as a data collection tool. The opinions of the prospective teachers who participated in the training by using structured interview form consisting of 5 open-ended questions were collected in writing. In addition, before and after the training, metaphor forms were used as data collection tools in order to learn the perceptions of prospective teachers for the concepts of form giftedness asında, ces individual difference için, ılar differentiated education aday and lar out of school toplama. Later on, the data obtained from the study will be conducted in accordance with qualitative data analysis techniques and analyzed with MAXODA package program. The analysis of the obtained data was completed and the findings were as follows; results and suggestions will be reached.

Üstün Yeteneklilere Yönelik Farklılaştırılmış Fen Eğitimi Programın Etkililiği Ile İlgili Sınıf Öğretmeni Adaylarının Algıları Ve Değerlendirmeleri


Neşe Kutlu Abu1, Murat Gökdere1
1Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 172 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı üstün yeteneklilere yönelik farklılaştırılmış fen eğitimi programın etkililiği ile ilgili sınıf öğretmeni adaylarının değerlendirmelerini ve algılarını incelemektir. Araştırmada durum çalışması desenlerinden iç içe geçmiş tek durum deseni kullanılmıştır. Durum çalışması araştırmacının hedeflenen durumu derinlemesine ve ayrıntılı olarak irdeleyebilmesi amacıyla tercih edilmiştir. Çalışmada hedeflenen durum öğretmen adaylarının farklılaştırılmış fen eğitimi hakkında deneyimlerinin ve düşüncelerinin tespit edilmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim öğretim yılı güz döneminde Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümünde 2. sınıfta öğrenim gören 32 öğretmen adayından oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmen adaylarının üstün yeteneklilere yönelik farklılaştırılmış fen eğitimine katılması durumu ölçüt olarak belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. 5 açık uçlu sorudan oluşan yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak eğitime katılan öğretmen adaylarının görüşleri yazılı yolla toplanmıştır. Ayrıca verilen eğitimin içeriğinde yer alan “üstün yeteneklilik”, “bireysel farklılık”, “farklılaştırılmış eğitim” ve “okul dışı öğrenme” kavramlarına yönelik öğretmen adaylarının algılarını öğrenmek için eğitim öncesinde ve sonrasında metafor formları da veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Daha sonraki zamanlarda çalışmadan elde edilen veriler, nitel veri çözümleme tekniklerine uygun şekilde yapılacak ve MAXODA paket programı ile analiz edilecektir. Elde edilen verilerin analizi tamamlanarak bulgulara; bulgulardan sonuç ve önerilere ulaşılacaktır.  
 


Examination Of Social Studies Teachers' Classroom Management Understandings


Selma GÜLEÇ1
1uLUDAĞ üNİVERSİTESİ


Abstract No: 246 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, the social studies teachers' opinions about autocratic, democratic and indifferent classroom management understandings were examined. For this purpose, it was investigated if the teachers' opinions about the classroom management approaches differed according to their genders and service lengths. The study is a descriptive one carried out by using the screening model. The sample of the study was composed of 83 teachers teaching at various schools in Bursa. In the study, the " Questionnaire on Teachers' Classroom Management Understandings" developed by Terzi and composed of two sections and a total of 38 items was used. The analyses of the study, where the significance level of .05 was used, were made by using the SPSS program. In the pairwise comparisons made to see if the classroom management understandings of the teachers differed according to their personal characteristics, the single sample t test was used; in the multiple sample comparisons, one-way analysis of variance was applied.  As a result of the study, it was determined that the social studies teachers' classroom management understandings did not differ significantly according to the variable of gender. Moreover, a significant difference was found between the teachers according to the variable of professional service length in favor of those who had a service length of 16-20 years. The female and the male teachers exhibit the autocratic, democratic and indifferent classroom understandings at the same level. The finding showed that these teachers exhibited democratic classroom management approaches at a higher level.
 

Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin Sınıf Yönetimi Anlayışlarının İncelenmesi


Selma GÜLEÇ1
1uLUDAĞ üNİVERSİTESİ


Bildiri No: 246 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada sosyal bilgiler öğretmenlerinin otokratik, demokratik ve ilgisiz sınıf yönetimi anlayışlarına ilişkin görüşleri incelenmiştir. Bu amaçla öğretmenlerin sınıf yönetimi yaklaşımlarına ilişkin görüşlerinin cinsiyetlerine ve kıdemlerine göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırma tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini Bursa’daki çeşitli okullarda görev yapan 83 öğretmen oluşturmaktadır. Çalışmada Terzi tarafından geliştirilen, iki bölüm ve toplam 38 maddeden oluşan ‘’öğretmenlerin sınıf yönetimi anlayışları anketi’’ kullanılmıştır. İstatistiksel çözümlemelerinde  .05 anlamlılık düzeyinin kullanıldığı araştırmada, verilerin analizi SPSS programında yapılmıştır. Öğretmenlerin sınıf yönetimi anlayışları ve kişisel özellikleri arasındaki farklılaşmanın olup olmadığına ilişkin, ikili küme karşılaştırmalarında tek örneklem t testi, ikiden çok küme karşılaştırmalarında ise tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda sosyal bilgiler öğretmenlerinin cinsiyet değişkenine göre sınıf yönetimi yaklaşımları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Kadın ve erkek  öğretmenler otokratik, demokratik ve ilgisiz sınıf yönetimi anlayışlarını aynı düzeyde sergilemektedirler. Mesleki kıdem değişkenine göre 16-20 yıl arası mesleki kıdeme sahip öğretmenlerin demokratik sınıf yönetimi yaklaşımlarını daha yüksek seviyede sergiledikleri ortaya çıkmıştır.
 


Sürat Konusunu Oyun İle Öğreniyorum


Aslı YILDIZ1
1Özel Teknoloji Fen Okulları


Abstract No: 253 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of our study is to increase the ability of the 6th grade students to give practical and problem solving skills to the Speed-Road-Time question solution. For this purpose, students' problem situations were determined during the lectures and developed with the questions from our students. The problem sentence of the student was as follows: da Is there any play that can be played about the speed? Ecek Students are encouraged to reinforce the subject with the science game in the school. However, this game does not take place in terms of speed and movement only verbal-weighted issues were based on the project. As a result of this determination, the student did not detect an example of Speed-Motion which belongs to science physics branch by researching games. For this reason, the student was asked to do research for his own proposal on this subject and the student brought sample studies. This study is as follows: In the study, the x-position, t-time, V-sprint terms, which are explained by the triangular method, are shown with the cards and the sample graphics or questions of the unknown are found under each card. In order to answer these questions, the group that won the most answers was 2 minutes hourglass. With this game, the students' prejudices to the speed and movement unit of science have been broken and the subject has been reinforced in a fun way.

Sürat Konusunu Oyun İle Öğreniyorum


Aslı YILDIZ1
1Özel Teknoloji Fen Okulları


Bildiri No: 253 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Çalışmamızın amacı, 6. Sınıf öğrencilerinin fen bilimleri Sabit süratli hareket ünitesi Sürat-Yol- Zaman soru çözümüne pratik kazandırma ve problem çözme becerisini arttırmaktır. Bunun için öğrencilerin problem durumları ders içi anlatımları sırasında tespit edilerek, öğrencimizden gelen sorular ile geliştirilmiştir. Öğrencinin problem cümlesi şu şekilde olmuştur: “Sürat konusunda oynanabilecek oyun bulunmakta mıdır?” Öğrenciler ile okulda yer alan fen oyunu ile konu pekiştirilmeleri yapılmaktadır. Fakat, bu oyunun içerisinde sürat ve hareket konusu yer almamakta sadece sözel ağırlıklı konular baz alınarak projelendirildiği görülmüştür. Bu tespit sonucunda öğrenci oyunları araştırarak fen bilimleri fizik branşına ait olan Sürat-Hareket konusuna ait bir örnek tespit edememiştir. Bu sebeple öğrenciye bu konu ile ilgili kendi önerisi için araştırma yapılması istenmiş ve öğrenci örnek çalışmalar getirmiştir. Bu çalışma şu şekildedir: Çalışmada üçgen metodu ile anlatılan x-konum, t- zaman, V-sürat terimleri kartlar ile gösterilerek her kartın altında bulunması istenen bilinmeyene ait örnek grafik ya da soru yer almaktadır. Bu soruların yanıtlanması için 2 dakikalık kum saati kullanılmış en fazla soru yanıtlayan grup yarışmayı kazanmıştır. Bu oyun ile öğrencilerin fen bilimleri sürat ve hareket ünitesine olan önyargıları kırılmış, eğlenceli bir şekilde konu pekiştirilmiştir.


Middle School Students’ Metaphorical Perceptions With Regard To The Concept Of Entrepreneurship: A Longitudinal Study


İsa Deveci1, Özge Gökçen Ceyhan1
1Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi


Abstract No: 127 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The main goal of this study is to examine the change in middle school students’ perceptions with regard to the concept of entrepreneurship. Thus, initially, the perceptions of fifth grade students (A group) and sixth grade students (B group) with regard to entrepreneurship in the second semester of the 2016 – 2017 academic year were examined. Then, in the first semester of the 2018 – 2019 academic year, the perceptions with regard to entrepreneurship of these students who passed to seventh grade (A group) and eighth grade (B group) are re-examined. To determine their perceptions about the concept of entrepreneurship, questions such as “What does entrepreneurship resemble?” were posed to the students. They were then expected to express the causes of their explanations using a “because” phrase. As a result, categories which are determined by analyzing the fifth grade students’ opinions (A group) about entrepreneurship are stated as entrepreneurship as a living being, entrepreneurship as equipment, entrepreneurship as a job, entrepreneurship as a means of transport. When these students passed to seventh grade, categories were stated as entrepreneurship as a living being, entrepreneurship as a job, entrepreneurship as equipment, entrepreneurship as a means of transport, entrepreneurship as nourishment, entrepreneurship as a concept. On the other hand, categories which are determined by analyzing the opinions of sixth grade students (B group) about entrepreneurship include entrepreneurship as a concept and entrepreneurship as a personal quality. When these students passed to eighth grade, categories are stated as entrepreneurship as a living being, entrepreneurship as a job and others. Based on these opinions, in terms of the perceptions of students who passed to the eighth grade from the sixth grade after two years, it was observed that students have perceptions such as fish, ants, footbal players, information, construction and selling.
 

Ortaokul Öğrencilerinin Girişimcilik Kavramına İlişkin Metaforik Algıları: Boylamsal Bir Çalışma


İsa Deveci1, Özge Gökçen Ceyhan1
1Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi


Bildiri No: 127 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı ortaokul öğrencilerinin girişimcilik kavramına yönelik algılarındaki değişimi incelemektir. Dolayısıyla başlangıçta 2016-2017 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde beşinci (A Şubesi) ve altıncı sınıfta (B şubesi) olan öğrencilerin girişimcilik kavramına yönelik algıları incelenmiştir. Daha sonra 2018-2019 eğitim öğretim yılı birinci döneminde yedinci (A şubesi) ve sekizinci sınıfa (B şubesi) geçen bu öğrencilerin girişimcilik kavramına yönelik algıları tekrar incelenmiştir. Öğrencilerin girişimcilik kavramına ilişkin algıları algılarını inceleme için onlara size göre “girişimcilik” neye benzemektedir ya da ne gibidir şeklinde açıklama yapmaları istenmiştir. Ardından “çünkü” ifadesiyle yazdıkları açıklamaların nedenlerini ifade etmeleri istenmiştir. Veriler içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Bu şekilde girişimcilik kavramına ait benzetmeler ve açıklamalar ortak özelliklerine, benzerlik ya da farklılıklarına göre kategorilere ayrılmıştır. Bu kategoriler oluşturulurken ilk olarak beşinci sınıfta elde edilen veriler kendi içerisinde gruplanmış, iki yıl sonunda yedinci sınıf olan aynı öğrenci gruplarının verileri de aynı şekilde gruplara ayrılmıştır. Beşinci sınıftaki öğrencilerinden (A şubesi) ulaşılan kategoriler; canlı olarak girişimcilik, araç-gereç olarak girişimcilik, meslek olarak girişimcilik, ulaşım aracı olarak girişimcilik ve diğer şeklindedir. Aynı öğrenciler yedinci sınıfa geçtiklerinde ulaşılan kategoriler; canlı varlık olarak girişimcilik, meslek olarak girişimcilik, araç-gereç olarak girişimcilik, ulaşım aracı olarak girişimcilik, gıda olarak girişimcilik, kavram olarak girişimcilik ve diğer kategorisi şeklindedir. Elde edilen veriler doğrultusunda beşinci sınıftan yedinci sınıf geçen öğrencilerin iki yıllık süre içerisindeki öğrencilerin girişimcilik kavramı ile ilgili algılarının çok fazla değişmediği görülmüştür. Diğer taraftan altıncı sınıftaki öğrencilerin (B Şubesi) girişimcilik kavramına ilişkin verilerinin analiz edilmesi ile ulaşılan kategoriler; kavram olarak girişimcilik ve kişisel özellik olarak girişimcilik ön plana çıktığı belirlenmiştir. Aynı öğrenciler sekizinci sınıfa geçtiklerinde ulaşılan kategoriler; canlı varlık olarak girişimcilik, meslek olarak girişimcilik. Elde edilen veriler doğrultusunda altıncı sınıftan sekizinci sınıfa geçen öğrencilerin iki yıllık süreçten sonraki algılarında; daha önce girişimcilik kavramı ve bu kavramın kapsadığı özelliklerin yerini balık, karınca, futbolcu, bilgi, inşaat, satış gibi kavramların aldığı görülmüştür.
 


Secondary School Students’ Perceptions Of Innovative Thinking: A Scale Development Study


Nevzat Yiğit1, Bahar Muradoğlu1, Ebru Mazlum Güven1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 225 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Developments in science and technology has spurred the changes in education programs and the Science Education Curriculum of 2018 was planned for students to make innovation by using necessary knowledge and skills. The most important element in the emergence of a new idea or product is the individual himself. Individuals who possess innovative features are believed to be productive and able to generate by means of integrating Science knowledge and other interdisciplinary knowledge. This study therefore seeks to examine students’ perceptions of innovative thinking and aims to develop a measurement tool related to it. 65 items were prepared based on literature review and students’ compositions in respect to innovative thinking which were drawn from a group of 5th, 6th, 7th and 8th grade students. Draft scale was applied to 560 participants in total and data obtained from 380 students after the scales which had inconsistent answers were deducted. It was found KMO value (0.916) and Bartlett test results were statistically significant, indicating data was suitable for factor analysis. Limit of the factor loadings was determined as 0.45 by conducting exploratory factor analysis. When the scree pilot and factors that have the eigenvalue greater than 1.0 rule was taken into consideration, the scale was found to have three factors. The first factor explained 28.59%, the second 8.25% and the third one 5.25% of the total variance. The factor loadings of all items ranged from 0.458 to 0.646. The Cronbach Alpha reliability coefficient of 32 item scale was calculated as .92. It is believed that the scale is qualified enough to determine students'  perceptions of innovative thinking, and it is believed that it will shed  light on the studies that will be framed in this concept.

Ortaokul Öğrenci̇leri̇ni̇n Yeni̇li̇kçi̇ Düşünme Algilarina Yöneli̇k Bi̇r Ölçek Geli̇şti̇rme Çalişmasi


Nevzat Yiğit1, Bahar Muradoğlu1, Ebru Mazlum Güven1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 225 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bilim ve teknolojide meydana gelen gelişmeler, eğitim programlarında da değişikliklere gidilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu kapsamda 2018 yılı Fen Bilimleri Öğretim Programı, öğrencilerin edindikleri bilgi ve becerilerle onların inovasyon yapabilmelerini sağlayacak şekilde planlanmıştır. Yeni bir fikrin, uygulamanın veya bir ürünün ortaya çıkmasında en önemli unsur bireydir. Bireylerin yenilikçi özelliklere sahip olmaları mühendislik ve tasarım becerileri altında Fen bilgilerini diğer disiplinler arası bilgilerle bütünleştirerek ürün ortaya çıkarmalarına hizmet edecektir. Bundan dolayı mevcut ortaokul öğrencilerinin yenilikçi düşünme algılarının nasıl ve ne düzeyde olduğunun bilinmesine ihtiyaç vardır. Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin yenilikçi düşünmeye yönelik algılarını tespit edebilecek bir ölçme aracı geliştirmektir. Tarama yöntemi kapsamında çalışma evrenini temsil edebilecek 5., 6., 7. ve 8. sınıf bir grup öğrenciden yenilikçi düşünme ile ilgili kompozisyonları ile alan yazın taramasına dayalı olarak 65 madde hazırlanmıştır. 2018/2019 Eğitim-Öğretim yılının birinci döneminin sonlarına doğru toplamda taslak ölçek 560 kişiye uygulanmış; ancak tutarsız cevap verilen ölçekler çıkarıldıktan sonra toplamda 380 öğrenciden elde edilen veriler analiz edilmiştir. Analizler için incelenen KMO 0.916 değeri ile Bartlett testi sonucunun anlamlı olması verilerin faktör analizi için uygun olduğunu göstermektedir. Ölçeğin yapı geçerliliğini belirlemek için açımlayıcı faktör analizi ile faktör yük değerlerinin sınırı 0.45 seçilmiştir. İncelemeler sonunda öz değeri 1’den büyük faktörler ile yamaç-birikinti grafiği de dikkate alındığında taslak ölçeğin üç faktörlü olduğu belirlenmiştir. İlk faktör toplam varyansın %28,59’unu, ikinci faktör %8,25’ini, üçüncü faktör %5,25’ini açıklamaktadır. Tüm maddelerin faktör yükleri 0.458 ile 0.646 arasında değişmektedir. Sonuçta elde edilen 32 maddelik ölçeğin Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı da .92 olarak bulunmuştur. Elde edilen bulgular hazırlanan ölçeğin, öğrencilerin yenilikçi düşünmeye yönelik algılarını belirlemede uygun niteliklere sahip olduğunu göstermekle birlikte, bu kapsamda yapılacak çalışmalara öneri bağlamında ışık tutacağına inanılmaktadır.


The E-stem Projects Of Prospective Science Teachers And Masters Students: Project Market Experiences


İsa Deveci1, Jaana Seikkula-Leino2
1Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
2Finland


Abstract No: 295 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the literature on the studies conducted on university students, it can be seen that those students who have the least entrepreneurial skills are students within Faculties of Education. The purpose of this research is to examine the experiences and perceptions of prospective science teachers and Masters students invited to the project market in order to present their E-STEM (Entrepreneurship Science, Technology, Engineering, Mathematics) projects.  These projects were created at the end of a 10-week project development process. Some of the submitted projects were invited to be exhibited in the project market. This research is designed according to the phenomenological research. Participants were chosen based on the purposeful sampling method. As a result, according to the participants, the most frequently asked questions on the part of visitors are: How much does your design cost? Is there a prototype of your design? How does this prototype work? How much money do you plan to sell your design for? Moreover, the participants stated that they are very excited by being in the exhibition hall, and that it is gratifying to present their project ideas. The participants stated that problem solving, innovative thinking, analytical thinking, creative thinking, decision-making, teamwork and communication skills are developed as part of the E-STEM project development process. The participants stated that they had thought that they were likely to get awards for their projects before they went to the project market and saw other projects. However, when they went to the exhibition hall and saw some of the other very advanced projects, they didn’t think that they would not receive any awards. As a result, the participants stated that they had benefitted from a very different experience in their lives as a result of their time in the project market.
 

Fen Bilimleri Eğitimi Lisans Ve Lisansüstü Öğrencilerinin G-Fetemm Uygulamaları: Proje Pazarı Deneyimleri


İsa Deveci1, Jaana Seikkula-Leino2
1Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
2Finland


Bildiri No: 295 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

İlgili literatürde, üniversite öğrencileri üzerinde yapılan araştırmalarda girişimcilik becerisine en az sahip olan öğrencilerin eğitim fakültesi öğrencileri olduğuna dikkat çekilmektedir. Bu anlamda eğitim fakültesinde öğrenim gören öğrencilere yönelik girişimcilik ile ilgili proje çalışmalarının yararlı olabileceği söylenebilir. Bu araştırmanın amacı; G-FeTeMM (Girişimcilik, Fen, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) projelerini sergilemek üzere proje pazarına davet edilen fen bilimleri eğitimi lisans ve lisansüstü öğrencilerinin proje pazarı sürecine ilişkin deneyimlerini ve algılarını incelemektir. Bu projeler 10 haftalık proje geliştirme süreci sonunda oluşturulmuştur. Oluşturulan projeler, proje pazarı yarışmalarına gönderilmiş ve gönderilen projelerden bazıları, proje pazarında sergilenmek üzere davet almıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırma fenomenolojik araştırma desenine göre tasarlanmıştır. Katılımcılar amaçsal örnekleme yöntemine göre proje pazarına davet edilen ve projelerini sergileyen katılımcılardan oluşmaktadır. Araştırma sonucunda, katılımcılar ziyaretçiler tarafından en fazla sorulan soruları; tasarımınızın maliyeti ne kadar? Tasarımınızın prototipi var mı? Bu prototip nasıl çalışıyor? Tasarımınızı ne kadar fiyata satmayı düşünüyorsunuz? Şeklinde belirtmişlerdir. Ayrıca katılımcılar sergi salonunda çok heyecanlandıklarını ve proje fikirlerini sunmanın gurur verici olduğunu belirtmişlerdir. Katılımcılar G-FeTeMM projelerini geliştirme sürecinde problem çözme, yenilikçi düşünme, analitik düşünme, yaratıcı düşünme, karar verme, takım çalışması, iletişim becerilerinin geliştiği düşünmektedir. Katılımcılar genel olarak proje pazarına gidip diğer projeleri görmeden önce kendi projelerinin ödül alma ihtimali olduğunu düşündüklerini ancak sergi salonuna gittiklerinde çok ileri düzeyde projeler görünce ödül alamayacaklarına yönelik hislerinin arttığını belirtmişlerdir. Sonuç olarak katılımcılar proje pazarında çok farklı bir deneyim yaşadıklarını ifade etmişlerdir.
 


An Investigation Of Prospective Mathematics Teachers' Problem Posing Skills For Measures Of Central Tendency And Variation


Ramazan GÜREL1, Deniz Eroğlu1
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi


Abstract No: 396 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Problem posing is an important skill for mathematics education. The development of problem posing skills is emphasized as an important skill in both national and international reports. ın mathematıcs currıculam It is seen that different learning areas have learnıng outcomes for problem posing. When this situation is taken into consideration, teachers are expected to have the ability to create problems. The aim of this study is to investigate the problem-posing skills of prospective mathematics teachers about the measure of central tendency and spread in the field of data processing. 55 prospective mathematics teacher (13 boys, 42 girls) participated in the study. The prospective teachers were asked to pose a problem in order to measure whether the students had gains related learning outcomes about the measure of central tendency and variation. The rubric prepared by the researchers were used for data analysis. The results of analysing outcomes from each researcher were compared to view the concurrency and then differences between the researchers results argued to arrive at a consensus.  Problems are analyzed for the context, measures ve representation. The problems prepared by prospective teachers were analyzed in terms of the context, the concepts they contain, the inclusion of different forms of representation and the solution processes. According to preliminary analysis findings, it was determined that prospective teachers ait o measure students calculation skills for the measure of central tendency and variation. In addition, it was observed that some prospective teachers found posed wrong problems. It was determined that the majority of prospective teacher give a list of the data and did not benefit from a different representation. The results of the study include detailed information about the situations that mathematics teacher educators may encounter in their lessons and offer suggestions.
 

Ortaokul Matematik Öğretmen Adaylarının Merkezi Eğilim Ve Yayılım Ölçülerine Yönelik Problem Kurma Becerilerinin İncelenmesi


Ramazan GÜREL1, Deniz Eroğlu1
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi


Bildiri No: 396 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Problem kurma matematik eğitimi için önemli bir beceridir. Problem çözme becerisinin geliştirilmesi hem ulusal hemde uluslararası raporlarda önemli bir beceri olarak vurgulanmaktadır. Ayrıca öğretim sürecinde öğrencilere bu becerilerin kazandırılması tavsiye edilmektedir. Matematik dersi öğretim programının farklı öğrenme alanlarında problem kurma becerisine yönelik kazanımların yer aldığı görülmektedir. Bu durum dikkate alındığında öğretmenlerinde problem kurma becerisine sahip olması beklenmektedir. Bu araştırmanın amacı ortaokul matematik öğretmen adaylarının veri işleme öğrenme alanındaki merkezi eğilim ve yayılım ölçüleri konularına yönelik problem kurma becerilerini incelemektir. Araştırmaya 55 ortaokul matematik öğretmen adayı (13 erkek, 42 kız) katılmıştır. Öğretmen adaylarından ortaokul müfredatına uygun öğrencilerin merkezi eğilim ve yayılım ölçülerine ait kazanımlara sahip olup olmadıklarını ölçmek için bir problem kurmaları ve bu problemi çözmeleri istenmiştir. Veri analizi için araştırmacılar tarafından hazırlanan rubrik kullanılmıştır. her bir araştırmacının analiz sonuçları karşılaştırılmış ve fikir ayrılığının olduğu durumlar birlikte tekrar tartışılarak değerlendirilmiştir. Öğretmen adaylarının hazırladıkları problemler bağlam, içerdikleri kavramlar, farklı temsil biçimlerine yer verme durumları ve çözüm süreçleri analiz edilmiştir. Ön analiz bulgularına göre öğretmen adaylarının öğrencilerin merkezi eğilim ve yayılım ölçülerinin hesaplanmasına yönelik problemler kurdukları tespit edilmiştir. Ayrıca bazı öğretmen adaylarının hatalı problemlerde kurdukları gözlemlenmiştir. Öğretmen adaylarının çoğunluğunun veri setini liste halinde verdiği farklı bir gösterimden yararlanmadıkları tespit edilmiştir. Araştırmanın sonuçları matematik öğretmen eğitimcilerine derslerinde problem kurma konusuna yer verirken karşılaşabilecekleri durumlar ile ilgili ayrıntılı bilgiler içermekte ve öneriler sunmaktadır.
 


Improving Number Sense Of Six Years Of Children Through Games


Hakan Demir1, Tuğçe Tuğrul1, Deniz Eroğlu1
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi


Abstract No: 413 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the transition from preschoolto primary education, there are various gaps in the context of mathematics education.One of these gaps is about the teaching and learning the concept of number. In kindergarten education it is ignored that the characteristics that students should gain about the development of numbers. Considering that the preschool period is the play period, it has been tried to give these subtleties about the numbers of children through games.The aim of this study is to develop the sense of number of children in the age of 6 years (60-72 months) through games.For this purpose, by means of different games designed for the development of numbers from 1 to 10 (1) patterned sets, (2) one-two or more missing, (3) positioning according to numbers 5 or 10, and (4) part-part-whole relationships for the four different types of relationships aimed to impart to children. The study was carried out with children between the ages of 60-72 months in 4 different branches in the main schools in Burdur.Our research was designed as a single group pre-test and post-test experimental design.The games designed in the research were applied to 80 students in the kindergarten class through 4 hours in two different days for 5 weeks.In order to collect data as a pre-test and post-test, a survey instrument consisting of 15 questions was used.The measurement tool serves to measure skills such as counting, subitizing, grouping of objects, comparison, fragmenting numbers.The results of this research showed that students started to develop their ideas about numbers through games.The findings and results of the research will be presented in detail during the congress. The number sense of children that are being introduced to children through the games will contribute to their subsequent mathematics education experiences.
 

Alti Yaş Çocuklarinin Oyunlar Araciliğiyla Sayi Hi̇ssi̇ni̇n Geli̇şti̇ri̇lmesi̇


Hakan Demir1, Tuğçe Tuğrul1, Deniz Eroğlu1
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi


Bildiri No: 413 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Okul öncesinden ilkokul eğitimine geçişte matematik eğitimi bağlamında çeşitli boşlukların yer aldığı söylenebilir. Bu boşluklardan bir tanesi de sayı kavramının öğreniminde ve öğretiminde yaşanmakta olduğu ve öğrencilerin sayıların gelişimine dair kazanması gereken özelliklerin göz ardı edildiği söylenebilir. Okul öncesi dönemin oyun dönemi olduğu göz önünde bulundurularak bu araştırmada oyunlar aracılığıyla çocukların sayılara dair bu incelikler kazandırılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı, 6 yaş (60-72 aylık) döneminde yer alan çocuklarınoyunlar aracılığıyla sayı hissinin geliştirilmesidir. Bu amaçla 1’den 10’a kadar olan sayıların gelişimine yönelik tasarlanmış farklı oyunlar aracılığıyla (1) örüntülü kümeler, (2) bir-iki fazlası ya da eksiği, (3) sayıları 5 ya da 10’a göre konumlandırma ve (4) parça-parça-bütün ilişkilerine yönelik dört farklı ilişki türünün çocuklara kazandırılması hedeflenmiştir. Araştırma Burdur ilinde yer alan ana okullardaki 4 farklı şubede öğrenim gören 60-72 ay arasındaki çocuklar ile gerçekleştirilmiştir.  Araştırmamız tek gruplu ön test ve son test deneysel desen olarak tasarlanmıştır. Araştırmada tasarlanan oyunlar 5 hafta boyunca 2 farklı günde toplamda 4 saat olacak şekilde anasınıfındaki 80 öğrenciye uygulanmıştır. Araştırmada ön-test ve son-test olarak veri toplamak amacıyla 15 sorudan oluşan bir ölçme aracı kullanılmıştır. Ölçme aracı sayma, şipşak sayılama, nesne grubu oluşturma, karşılaştırma, sayıları parçalama gibi becerileri ölçmeye yaramaktadır. Bu araştırmanın sonuçları öğrencilerin oyunlar aracılığıyla sayılara dair fikirlerini geliştirmeye başladıklarını göstermiştir. Araştırmaya ait bulgu ve sonuçlar kongre sürecinde ayrıntılı olarak sunulacaktır. Oyunlar aracılığıyla çocuklara kazandırılmaya başlanan sayı hissi, onların sonraki matematik eğitimi yaşantılarına da katkı sağlayacaktır.

**Bu çalışma  Tübitak-2209 projesi kapsamında desteklenmektedir.


Do Prospective Elementary Mathematics Teachers Write Algebraic Expressions According To The Given Verbal Situation?


Deniz EROĞLU1, Ramazan GÜREL1
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi


Abstract No: 417 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The mathematical expressions that exist in arithmetic are considered as if a command that needs to be performed; while algebraic expressions can be considered as a manipulation object. In addition to the difference in algebra and arithmetic, it differs from one another in an algebraic equation by an algebraic expression. Algebraic expression corresponds to a mathematical sentence without an equal sign. Algebraic expressions have an important role in mathematics curriculum and mathematics in general. In order for students to progress mathematically and to be successful in mathematics, students must be able to read and write algebraic expressions, and have sufficient skills in the calculation and manipulation of algebraic expressions. In order for students to differentiate this difference between arithmetic and algebra, teacher should prepare an effective algebra teaching environment and use algebraic expressions effectively. Because they will prepare the future teaching environment, prospective teachers’ knowledge are important for the quality of future mathematics education. The purpose of this study is to examine the appropriateness and structure of prospective elementary mathematics teachers’ algebraic expressions for given verbal situation. In order to examine the algebraic expressions that prospective teachers have created for a given situation, a test containing 6 different verbal situations was prepared and implemented to 59 junior prospective teachers. It was analyzed whether the algebraic expressions created by prospective teachers were appropriate for the given verbal situation and the structure of the algebraic expression. The findings of the study showed that some of the prospective teachers did not write algebraic expressions according to the verbal situations, some of the algebraic expressions they wrote were erroneous or they write an algebraic equations instead of writing algebraic expressions. Detailed findings, results and suggestions of the research will be presented in detail during the congress presentation.

Matemati̇k Öğretmen Adaylari Sözel Durumlara Uygun Cebi̇rsel İfadeler Oluşturabi̇li̇yorlar Mi?


Deniz EROĞLU1, Ramazan GÜREL1
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi


Bildiri No: 417 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Cebirsel ve aritmetik işlemlerin anlaşılmasındaki zorlukların bu iki yapının farklı işlemsel anlamalarından kaynaklandığı söylenebilir. Aritmetikte var olan matematiksel ifadeler ‘gerçekleştirilmesi gereken bir komut’ olarak ele alınırken, cebirsel ifadeler ise ‘manipülasyon nesnesi’ olarak düşünülebilir. Cebir ve aritmetikte var olan farklılığın yanı sıra, cebirsel bir ifade ile cebirsel bir denklemde birbirinden farklılık göstermektedir. Cebirsel ifade eşittir işareti olmayan matematiksel bir cümleye karşılık gelmektedir. Cebirsel ifadeler matematik öğretim programında ve genel olarak matematikte önemli bir role sahiptir. Öğrencilerin matematiksel olarak ileriye gidebilmeleri ve matematikte başarılı olabilmeleri için, öğrencilerin cebirsel ifadeleri okuyup yazabilmeleri, cebirsel ifadelerin hesaplama ve manipülasyonlarında yeterli beceriye sahip olmaları gerekmektedir. Öğrencilerin aritmetik ve cebir arasındaki bu farklılığın ayrımını yapabilmeleri için etkili bir cebir öğretim ortamının hazırlanması gerekmekte, herşeyden önce öğretmenlerin bu kavramları ayırt edip; etkili bir şekilde kullanabilme becerisine sahip olmaları gerekmektedir. Gelecekte öğretim ortamlarını hazırlayacak öğretmen adaylarının bu konuda yetkin olması, gelecekteki matematik eğitiminin kalitesi için önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı ortaokul matematik öğretmen adaylarının verilen sözel durumlar için oluşturdukları cebirsel ifadelerin uygunluğunu ve yapısını incelemektir. Öğretmen adaylarının verilen bir durum için oluşturdukları cebirsel ifadeleri incelemek amacıyla 6 farklı sözel durum içeren bir test hazırlanmıştır. Bu test 59 ortaokul matematik öğretmen adayına lisans eğitiminin 3. yılında uygulanmıştır. Öğretmen adaylarının oluşturmuş oldukları cebirsel ifadelerin verilen sözel durum için uygun olup olmadığı ve cebirsel ifadenin yapısı bakımından analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları öğretmen adaylarının bazılarının verilen sözel durumlara uygun cebirsel ifadeleri yazmadıkları, yazdıkları bazı cebirsel ifadelerin hatalı olduğu ya da cebirsel ifade yazmak yerine denklem oluşturduklarını göstermiştir. Öğretmen adaylarının bilgilerindeki bu eksiklikler, onların gelecekteki öğretim kalitesini düşüreceğinden; adayların alan bilgilerinin mezun olmadan önce tamamlanması bir gereklilik olarak karşımızda durmaktadır. Araştırmanın ayrıntılı bulguları, sonuçları ve araştırmanın bulgularına ait öneriler kongre sunumu sırasında ayrıntılı olarak sunulacaktır.


According To Pie Technology Integration Model The Process Of Collecting And Removing Algebraic Expressions: 7th Grade Example


Mustafa ALTUNTAŞ1, Bahadır YILDIZ2
1MEB
2Hacettepe Üniversitesi


Abstract No: 442 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Transition from arithmetic to algebra is among the subjects of general difficulty. Planning - Implementation - Evaluation (PIE) Integration Model is designed to provide an effective mathematics instruction. Education and Information Network (EBA) software, which serves within the Ministry of National Education (MEB), has been used in the process of addition and subtraction in algebraic expressions.

A total of 52 students were interviewed and two students were interviewed. It was concluded that the activities in the EBA software before the course were better understood and reinforced by the course which was carried out according to the 5E learning model in the informatics class.

They expressed that in a fun and different environment, learning mathematics contributed both psychologically and academically. It was observed that the students' participation in the activities in EBA software increased and they had positive opinions after the course. In addition to the lack of internet or different technical problems, the fact that some personal situations negatively affect participation is also the result of the study.

Pud Teknoloji Entegrasyonu Modeline Göre Cebirsel İfadelerde Toplama Ve Çıkarma İşlemi: 7. Sınıf Örneği


Mustafa ALTUNTAŞ1, Bahadır YILDIZ2
1MEB
2Hacettepe Üniversitesi


Bildiri No: 442 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Aritmetikten cebire geçiş öğrencilerin genel olarak zorlandığı konular arasında yer almaktadır. Planlama – Uygulama – Değerlendirme (PUD) Entegrasyon Modeli kullanılarak etkili bir matematik öğretiminin amaçlandığı bir süreç tasarlanmıştır. Cebirsel ifadelerde toplama ve çıkarma işlemlerine yönelik ders öncesinden sonrasına kadar olan süreçte Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bünyesinde hüzmet veren Eğitim ve Bilişim Ağı (EBA) yazılımı kullanılmıştır.

İki 7. Sınıf şubesinden toplam 52 öğrencinin yazılı görüşleri ve araştırmacı öğretmen günlüklerinden elde edilen verilerin içerik analizi yapılmıştır. Ders öncesinde EBA yazılımında yer alan etkinliklerin sonrasında bilişim sınıfında 5E öğrenme modeline göre yapılan ders ile konuları daha iyi anladıkları ve pekiştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Eğlenceli ve farklı bir ortamda matematik öğrenmenin hem psikolojik hem de akademik yönden katkıları olduğunu dile getirmişlerdir. Öğrencilerin ders sonrasında da EBA yazılımında yer alan etkinliklere katılımının arttığı ve olumlu görüşlere sahip oldukları görülmüştür.

İnternet yokluğu veya farklı teknik sorunların yanında kişisel bazı durumların katılımı olumsuz etkilediği de çalışma sonrasında ortaya çıkan sonuçlar arasındadır.


Self-assessment Of Teacher Candidates For Designing Materials In The Teaching Of Physics & Chemistry Courses


Sevgül Çalış1, Nimet Remziye Ergül1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 151 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The use of materials related to contents of physics and chemistry subjects make the lessons more understandable. These subjects require a blend of both cognitive and psychomotor skills. For this reason, by studying the candidates of physics and chemistry teachers who are studying formation education at Uludağ University Faculty of Education in 2017-2018 academic year, it is aimed to find, prepare and effectively use the materials related to the subjects of physics and chemistry courses in high school curriculum which are often difficult for students to comprehend through their self-assessment. For this purpose, students are asked to prepare sample materials related to the subjects and present with a 10 weeks preparation time.
Self-evaluation forms that contain 9 open-ended questions were formed as a data collection tool for material preparation and presentation, and teacher candidates were asked to fill them in.
The students were asked to evaluate their proficiency in design of original material, designing and conducting experiments, determining project subject, preparing posters, power-point presentations and working sheets. The answers of the prospective teachers were analyzed by determining the code, category and themes by using the content analysis method from the qualitative research methods.

Öğretmen Adaylarının Fizik/kimya Derslerinin Öğretiminde Materyal Tasarlamaya Yönelik Öz Değerlendirmeleri


Sevgül Çalış1, Nimet Remziye Ergül1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 151 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fizik ve kimya derslerinde anlatılan  konu içeriklerine yönelik olarak materyal kullanımı, dersleri daha anlaşılır hale getirmektedir. Bu dersler hem bilişsel hem de psikomotor becerilerin harmanlandığı bir yapıdadır. Bu nedenle  araştırmada,  2017-2018 eğitim-öğretim yılında Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesinde formasyon eğitimi alan fizik/kimya  öğretmen adayları ile çalışılarak, fizik ve kimya derslerinde lise müfredatında yer alan ve genellikle öğrencilerin anlamakta güçlük çektiği bazı konuların gerektirdiği ilgili materyalleri bulma, materyal hazırlama ve etkili kullanmaya yönelik olarak öz değerlendirme yapmaları istenmiştir. Bu amaçla on hafta süren bir uygulama ile öğrencilerden anlatacakları konular ile ilişkili olacak materyal örnekleri hazırlamaları ve sunum yapmaları istenmiştir.
Çalışmada  veri toplama aracı olarak, araştırmacılar  tarafından hazırlanan materyal hazırlama ve sunma sürecine yönelik 9 adet açık uçlu  soru içeren, öz değerlendirme formları verilmiş ve öğretmen adaylarının bu formları doldurmaları sağlanmıştır. Formlarda öğretmen adaylarının poster, power-point sunusu, çalışma yaprağı hazırlama orijinal materyal tasarlama, deney tasarlayıp yapma, proje konusu belirleme gibi konulardaki yeterliliklerini değerlendirmeleri istenmiştir.   Öğretmen adaylarının verdiği cevaplardan, nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi metodu kullanılarak kod, kategori ve temalar belirlenerek analiz edilmiştir.

 


Calculation Of The Gravitational Acceleration With Arduino


Kadir Kaan Durmaz1, Mehmet Eren Öztekin1, Meral Güngör Babaoğlu1
1Altındağ Şehit Hüseyin Gültekin Bilim ve Sanat Merkezi


Abstract No: 173 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Encoding Arduino Uno Microcontroller can be used as an alternative to experiment, take measurements and collect data in Physics. Arduino is an open source microcontroller that interacts with the environment and it is very useful for data collection. A computer-aided system can be designed for measuring and collecting data with Arduino Uno Microcontroller in physics laboratory. In this study, it has been shown that Arduino Uno Microcontroller, which is more economical because of the high cost of data collection tools used in physics laboratory, can be used in science, robotics, mathematics and engineering applications within the scope of STEM education.
In this study, it has been shown an alternative method for the calculating of gravitational acceleration over Arduino. The motion of the mass which was released on an inclined plane which is considered to be frictionless with the Arduino Uno was investigated and the gravitational acceleration was calculated. The position of the released car on the inclined plane, which is considered to be frictionless, is measured in a time dependent manner with the HC-SR04 ultrasonic distance sensor programmed with Arduino Uno. The Parallax Data Acquisition Tool (PLX-DAQ) over the Arduino has time and location data recorded on Microsoft Excel. The position-time graphs of the released car at different angles were drawn and examined. The acceleration of the car from the position-time the data was calculated and the acceleration changes depending on  angle. By using this data, the gravitational acceleration is calculated.
The gravitational acceleration g in the research conducted has been calculated as 9.04 m/s2 for 5 degree, as 9.56 m/s2 for 10 degree, as 10.04 m/s2 for 15 degree, as 11.11 m/s2 for 20 degree.
 

Ardui̇no İle Yer Çeki̇mi̇ İvmesi̇ni̇n Hesaplanmasi


Kadir Kaan Durmaz1, Mehmet Eren Öztekin1, Meral Güngör Babaoğlu1
1Altındağ Şehit Hüseyin Gültekin Bilim ve Sanat Merkezi


Bildiri No: 173 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fizikte deney yapmak, ölçüm alıp veri toplamak için arduino uno mikroişlemcisini kodlamak bir alternatif olarak kullanılabilir. Arduino çevresiyle etkileşen, veri toplamak için oldukça kullanışlı açık kaynaklı bir mikrodenetleyicidir. Arduino uno mikroişlemcisi ile  fizik laboratuvarında ölçüm yapıp veri toplamak için  bilgisayar destekli bir sistem tasarlanabilir. Bu çalışmada fizik laboratuvarında kullanılan veri toplama araçlarının pahalı olması sebebiyle daha ekonomik olan arduino uno mikroişlemcisinin STEM eğitimi kapsamında fen bilimleri, robotik, matematik ve mühendislik uygulamalarında kullanılabileceği gösterilmiştir.
Bu araştırmada yer çekimi ivmesinin arduino üzerinden hesaplanmasına yönelik alternatif bir yöntem gösterilmeye çalışılmıştır. Arduino uno ile sürtünmesiz olarak kabul edilen eğik düzlem üzerinde serbest bırakılan kütlenin hareketi incelenerek yer çekim ivmesi hesaplanmıştır. Sürtünmesiz olarak kabul edilen eğik düzlem üzerinde serbest bırakılan oyuncak arabanın Arduino uno ile proglamlanan HC-SR04 ultrasonik mesafe sensörü ile zamana bağlı olarak konumu ölçülmüştür. Arduino üzerinden Parallax Data Acquisition Tool (PLX-DAQ) yazılımıyla zaman ve konum verileri Microsoft Excel üzerine kaydedilmiştir.. Farklı açılarda serbest bırakılan arabanın konum-zaman grafikleri çizilmiş ve incelenmiştir. Serbest bırakılan arabanın hızlanan hareket yaptığı gözlenmiştir. Arabanın konum zaman verilerinden ivmesi hesaplanmış ve ivmenin açıya bağlı olarak değiştiği gözlenmiştir. Bu verilerden yararlanarak yer çekim ivmesi hesaplanmıştır.
Yapılan araştırmada 5 derece için g yer çekim ivmesi 9.04 m/s2, 10 derece için g yer çekim ivmesi 9.56 m/s2,15 derece için g yer çekim ivmesi 10.04 m/s2, 20 derece için g yer çekim ivmesi 11.11 m/s2 olarak hesaplanmıştır.
 


Development Of Augmented Reality Application For Teaching Biology Education


Reyhane Arslan1, Muhammed Kofoğlu2, Caner Dargut3
1Bursa Uludağ Universitesi
2Bursa Uludağ Üniversitesi
3Bizpark AŞ


Abstract No: 303 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In biology education which is an inseparable discipline of medical and veterinary education, it is of great importance that students gain application in real conditions and gain knowledge and skills related to their professional fields during their education. It is necessary to adapt the new technologies rapidly to education rather than the use of cadavers or laboratory animals, especially when applying directly to human and animal anatomy. For this purpose, virtual and augmented reality applications, which have been developed rapidly in recent years, come to the fore as a highly effective technique with the possibility of interacting visually with the objects they give to the user.
In this study, the techniques used in order to increase the learning performance in biology, anatomy, physiology and experimental animals are examined and the process of developing a specific mobile application on Unity3D application is examined. It is foreseen that the development of virtual labs and the applications of augmented reality as well as the adversity of material procurement for the students and the ethical arguments related to the use of laboratory animals can be overcome through the development of software development such as side bite analysis, course or course content and scenario writing processes.

Bi̇yoloji̇ Eği̇ti̇mi̇ İçi̇n Artirilmiş Gerçekli̇k Uygulamalari Geli̇şti̇ri̇lmesi̇


Reyhane Arslan1, Muhammed Kofoğlu2, Caner Dargut3
1Bursa Uludağ Universitesi
2Bursa Uludağ Üniversitesi
3Bizpark AŞ


Bildiri No: 303 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde tıp ve veterinerlik eğitimin de ayrılmaz bir disiplini olan biyoloji eğitiminde öğrencilere gerçek şartlarda uygulama yaptırabilme ve mesleki alanları ile ilgili bilgi ve becerileri eğitimleri esnasında kazanmaları büyük önem arz etmektedir. Özellikle insan ve hayvan anatomisi ile doğrudan ilgili konularda uygulama yaparken kadavra ya da deney hayvanlarının kullanımı yerine yeni teknolojilerin eğitime hızla adapte edilmesi gerekir. Bu amaçla son yıllarda hızla geliştirilmeye başlanan sanal ve artırılmış gerçeklik uygulamaları kullanıcıya verdiği cisimlerle görsel olarak etkileşim imkânı ile oldukça etkili bir teknik olarak ön plana çıkmaktadır.
Bu çalışmada biyoloji, anatomi, fizyoloji ve deney hayvanları gibi derslerde öğrenme performansının yükseltmesi amacıyla kullanılan teknikler ile Unity3D uygulaması üzerinde özgün bir mobil artırılmış uygulamasının geliştirme süreçleri incelenmektedir. Yazılım geliştirmenin yan ısıra ihtiyaç analizi, ders ya da kurs içeriği ve senaryo yazım süreçleri gibi aşamalar sonucunda geliştirilen sanal laboratuvarlar ve artırılmış gerçeklik uygulamaların yaygınlaştırılması ile öğrenciler için materyal teminindeki zorluklar ile deney hayvanları kullanımını ile ilgili etik tartışmalarının aşılabileceği öngörülmektedir.   

 


Identifying The Argumentation Levels Of Prospective Science Teachers On Instant Food Through Socio-scientific Dilemmas


Yılmaz KARA1
1Bartın Üniversitesi


Abstract No: 391 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The study was aimed to determine the argumentation skill levels of prospective science teachers on instant foods issue. The participants of the research were by forty-four (72% female) senior undergraduate students from a state university in the Black Sea Region. The senior prospective science teachers were assumed to have required content knowledge since they completed the general biology, ecology, and special issues in biology courses as the must courses of science education department. The case study method was adopted to reveal argumentation skills. The participants were required to complete a dilemma about instant food issue. The dilemma was named as “Cheapest is the best or worst”. The dilemma was prepared by the author and then, two experts in science education having doctorate degree in the socio-scientific issues area reviewed the dilemmas to ensure content validity of the inventory and face validity of the dilemmas. Final revisions and changes were made after the dilemmas was pilot tested with two prospective science teachers. The prospective science teachers were provided 15 minutes to reflect to the dilemmas. The participants were strongly encouraged to write supports for their reflection through evidences, samples and data. Also, the prospective science teachers were expected to think as persuading someone in counter opinion. The socio-scientific dilemma on instant food issue were reflected by forty-four prospective science teachers. The reflections of prospective science teachers on the instant food dilemma were explored and scored depending on the rubric developed according to Toulmin Argumentation Pattern. Trough the analysis it was revealed that the most of the prospective science teachers were at the second level according to Toulmin Argumentation Pattern. In conclusion, the prospective science teachers need to be benefited from learning experiences that support their argumentation practices as well as their ability to foster development of practices among their prospective students.

Fen Öğretmeni Adaylarının Hazır Yiyeceklerle İlgili Argümantasyon Düzeylerinin Sosyo-Bilimsel İkilemler Yoluyla Belirlemesi


Yılmaz KARA1
1Bartın Üniversitesi


Bildiri No: 391 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada, fen bilgisi öğretmen adaylarının hazır gıdalar konusundaki argümantasyon beceri seviyelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya katılanlar, Karadeniz Bölgesi'ndeki bir devlet üniversitesinden kırk dört (%72 kadın) lisans son sınıf öğrencisidir. Fen bilgisi öğretmen adayları, fen bilimleri bölümünün zorunlu dersleri olarak genel biyoloji, ekoloji ve biyoloji derslerindeki özel konuları tamamladıklarından gerekli içerik bilgisine sahip oldukları varsayılmıştır. Argümantasyon becerilerini ortaya çıkarmak için durum çalışması yöntemi benimsenmiştir. Katılımcıların hazır yiyecek sorunu ile ilgili bir ikilemi tamamlamaları istendi. İkilem “En ucuzu en iyisidir ya da en kötüsüdür” olarak adlandırılmıştır. İkilem, yazar tarafından hazırlanmıştır ve daha sonra sosyo-bilimsel konular alanında doktora derecesine sahip fen eğitiminde iki uzman, envanterin içeriğinin geçerliliğini ve ikilemlerin geçerliliğini sağlamak için ikilemleri gözden geçirmiştir. İki fen öğretmeni adayı ile pilot testi yapıldıktan sonra ikilem üzerinde son revizyon ve değişiklikler yapılmıştır. Fen öğretmen adaylarına ikilemleri yansıtmaları için 15 dakika verildi. Katılımcılar, kanıtlar, örnekler ve veriler yoluyla yansıtmalarına destek yazma konusunda kuvvetle teşvik edilmiştir. Ayrıca, fen bilgisi öğretmen adaylarının birilerini karşı görüşe ikna ettiğini düşünmeleri beklenmiştir. Hazır gıda konusundaki sosyo-bilimsel ikilem, kırk dört öğretmen adayı tarafından yansıtılmıştır. Fen öğretmeni adaylarının hazır gıda ikilemine yansımaları, Toulmin Argümantasyon Örüntüsüne göre geliştirilen değerlendirme tablosuna bağlı olarak araştırılmış ve puanlanmıştır. Analiz sonucunda, fen öğretmeni adaylarının çoğunun, Toulmin Argümantasyon Örüntüsüne göre ikinci seviyede olduğu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, fen öğretmeni adaylarının, argümantasyon uygulamalarını destekleyen öğrenme deneyimlerinin yanı sıra, aday öğrenciler arasında uygulamaların geliştirilmesini teşvik etme yeteneklerinden de yararlanmaları gerekir.
 


A Validity And Reliability Study Of A Scale Of Beliefs Towards Mathematics


Aylin AKTAŞ1, Yasemin KATRANCI1
1Kocaeli Üniversitesi


Abstract No: 89 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to develop a scale to determine middle school students’ beliefs about mathematics. For this aim, the study was designed as a survey model. A study group was determined according to convenience sampling. In this context, 555 middle school students participated in the study. The obtained data were divided into two groups and prepared for analysis. In this respect, exploratory factor analysis and item analysis were done with the data from the first group. Confirmatory factor analysis was executed with the data from the second group. The reliability analyses were calculated by using the data from both groups. A scale consists of two sub-factors was developed according to exploratory factor analysis. These sub-factors were named as positive beliefs and negative beliefs. A ratio of ^{{X}^{2}}/df of the scale was found as 2.26. This ratio showed that the scale shows perfect fit. According to the first groups’ data, reliability analyses were done and the sub-factors’ reliability coefficients were calculated as 0.85 and 0.75, respectively. The whole scale’s reliability coefficient is 0.85.  According to the second groups’ data, the sub-factors’ reliability coefficients were found as 0.85 and 0.70, respectively. The reliability coefficient of the whole scale is 0.84. As a result, the scale that will be used for determining middle school students’ beliefs towards mathematics was developed. This scale is reliable and valid. For using the scale at primary or high school levels, it is recommended that the reliability and validity studies should be executed again.
 

Matematiğe Yönelik İnanç Ölçeğinin Geçerlik Ve Güvenirlik Çalışması


Aylin AKTAŞ1, Yasemin KATRANCI1
1Kocaeli Üniversitesi


Bildiri No: 89 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı ortaokul düzeyinde öğrenim gören öğrencilerin matematiğe yönelik inançlarını belirlemeye yarayan bir ölçeğin geliştirilmesidir. Bu amaçla çalışma, tarama modeline göre tasarlanmıştır. Çalışma grubu elverişli örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Bu bağlamda çalışmaya 555 ortaokul öğrencisi katılmıştır. Elde edilen veriler rastgele ikiye bölünerek analize hazır hale getirilmiştir. Bu çerçevede birinci gruptan elde edilen veriler ile açımlayıcı faktör analizi ve madde analizi işlemleri gerçekleştirilmiştir. İkinci gruptan elde edilen veriler ile ise doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Her iki gruptan elde edilen veriler üzerinden güvenirlik analizi işlemleri gerçekleştirilmiştir. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda iki faktörden oluşan bir ölçek elde edilmiştir. Ölçek alt faktörleri; olumlu inançlar ve olumsuz inançlar şeklinde isimlendirilmişlerdir. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin ^{{X}^{2}}/sd oranı 2.26 olarak elde edilmiş ve bu oran ölçeğin mükemmel uyum sergilediğini göstermiştir. Birinci grup verilerine göre yapılan güvenirlik analizlerine göre ölçek alt faktörlerine ilişkin güvenirli katsayıları sırasıyla 0.85 ve 0.75 şeklindedir. Ölçeğin geneline ait güvenirlik katsayısı ise 0.85’dir. İkinci grup verilerine göre yapılan güvenirlik analizlerine göre ölçek alt faktörlerine ilişkin güvenirli katsayıları sırasıyla 0.85 ve 0.70 şeklindedir. Ölçeğin geneline ait güvenirlik katsayısı ise 0.84’tür. Sonuçta ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik inançlarını belirlemeye yarayan geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirilmiştir. Ölçeğin ilkokul ve lise düzeylerinde kullanımı için geçerlik ve güvenirlik çalışmalarının yapılması önerilmektedir.
 


Investigation The Effect Of The Course Module That Designed On The Teaching Of Scaling And Symmetry On The Learning Process Of Students


Burcu Nur BAŞTÜRK ŞAHİN1, Gökhan ŞAHİN2, Menekşe Seden TAPAN BROUTIN1
1Uludağ Üniversitesi
2MEB


Abstract No: 341 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The development of educational technology in the world and Turkey, affects the education and makes effective learning that mentioned in the curriculum, necessary and possible (MEB, 2018). One of the most common digital technologies used to ensure effective learning is the smart or interactive boards. Interactive boards, are expected to contribute positively to the learning-teaching process in general. However, those who use the technology that  determines the direction in line with the social needs, also determines the usage of it for its purpose and sustainability (Keser ve Çetinkaya, 2013; Ormancı, Çepni, Deveci ve Aydın, 2015).
In the traditional method based on teacher-centered teaching, the functions of the mind, such as imagination, rhythm, shape and extraordinary alternative thinking, synthesizing and inference, cannot be actively used. On the basis of modern teaching methods, human perception by the five senses is taken into consideration, individual learning is taken into consideration, the class is removed from the conference hall size and converted into an interactive-active environment (Balcı, 2013). In order to achieve this transformation, teachers and students, who use technology, should know how to control technology as a whole with the course. However, studies conducted with teachers and teacher candidates show that both teachers and teacher candidates have difficulty in integrating smart boards into the lesson (Baki, Kutluca ve Birgin, 2008; Glover, Miller, Averis ve Door, 2005; Demir ve Bozkurt, 2011).
It is thought that a training module that will be prepared by taking into consideration the difficulties related to the use of technology in education will contribute to the field as a resource that will guide the teachers. The aim of this study is to examine the effects of a course module that focuses teaching, especially, the courses like scaling and  symmetry that require concretization, on teacher and students.

Öteleme Ve Si̇metri̇ Konularinin Akilli Tahta İle Öğreti̇mi̇ne Yöneli̇k Tasarlanan Ders Modülünün Öğrenci̇leri̇n Öğrenme Süreçleri̇ne Etki̇si̇ni̇n İncelenmesi̇


Burcu Nur BAŞTÜRK ŞAHİN1, Gökhan ŞAHİN2, Menekşe Seden TAPAN BROUTIN1
1Uludağ Üniversitesi
2MEB


Bildiri No: 341 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Dünyada ve Türkiye’de teknolojinin gelişimi eğitim üzerine de etki etmekte, öğretim programında da belirtilen etkin öğrenmeyi gerekli ve mümkün kılmaktadır (MEB, 2018). Etkin öğrenmenin sağlanabilmesi için kullanılan dijital teknolojilerin en yaygın olanlarından biri de akıllı tahta, başka bir deyişle etkileşimli tahtalardır. Etkileşimli tahtaların genel olarak öğrenme-öğretme sürecine olumlu katkı sağlaması beklenmektedir. Ancak, toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda yönünü belirleyen teknolojinin amaca uygunluğunu ve sürdürülebilirliğini yine onu kullananlar belirlemektedir (Keser ve Çetinkaya, 2013; Ormancı, Çepni, Deveci ve Aydın, 2015).
Öğretmen merkezli öğretime dayalı geleneksel yöntemde, zihnin hayal gücü, ritim, şekil ve sıra dışı alternatifli düşünme, sentezleme ve çıkarımda bulunma gibi fonksiyonları aktif olarak kullanılamamaktadır. Modern öğretim yöntemlerinin temelinde ise insanın beş duyusuyla algılaması ele alındığından, bireysel öğrenme dikkate alınmakta, sınıf konferans salonu boyutundan çıkarılıp etkileşimli- aktif bir ortama dönüştürülmektedir (Balcı, 2013). Bu dönüşümün sağlanabilmesi için de teknolojiyi kullananların yani öğretmen ve öğrencilerin, teknolojiyi ders ile bir bütün içinde nasıl kontrol edebileceklerini bilmeleri gerekmektedir. Oysa ki öğretmenler ve öğretmen adayları ile yapılan çalışmalar göstermektedir ki gerek öğretmenler gerekse öğretmen adayları akıllı tahtaları derse entegre etmede zorluk yaşamaktadırlar (Baki, Kutluca ve Birgin, 2008; Glover, Miller, Averis ve Door, 2005; Demir ve Bozkurt, 2011).
Eğitim öğretimde teknoloji kullanımı ile ilgili yaşanan zorluklar dikkate alınarak hazırlanacak bir eğitim modülünün öğretmenlere yol gösterecek bir kaynak olması yönüyle alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Özellikle somutlaştırmayı gerektiren öteleme ve simetri konularının öğretimini hedef alan bir ders modülünün öğrenciler ve öğretmen üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır.
 


Primary School Mathematics Teacher Candidates’ Views About The Worksheet Prepared With Cabri Program


Derya Özlem Yazlık1
1Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi


Abstract No: 394 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it is aimed to examine the views of primary school mathematics teacher candidates about the usability of worksheets prepared with Cabri program in teaching of geometry subjects of secondary school. In accordance with this purpose, Cabri Geometry II and Cabri 3D programs were introduced to the teacher candidates for 12 weeks, and the examples of the worksheets prepared by using these programs were shown, and then the teacher candidates were asked to prepare worksheets individually and apply them into the classrom environment. Semi-structured interviews were conducted with 41 teacher candidates who were volunteer at the end of training. The data was analyzed using content analysis, and the codes were collected under five themes. At the end of the study, it was seen that the majority of the participants were eager to prepare and use worksheets using Cabri Program in their future professional life, while the other participants were undecided about using it because of crowded classes and lack of infrastruction. The participants stated that the use of the worksheets has advantages like giving the opportunity to interpret the relations between concepts by concretizing the concepts, helping to discover, drawing attention and providing permanent learning and discussion environments. They also indicated that time loss, program's being difficult to use, its being paid, crowded classes being difficult to dominate and if not well organized it may cause misconceptions were disadvantages of these programs. Most of the participants stated that these worksheets could be prepared for teaching polygons, solids, transformation geometry, coordinate plane, area and volume measurement, angle-edge jointing. At the end of this training, it was seen that teacher candidates had the opinion that their technological pedagogical knowledge of geometry was developed.
 

İlköğretim Matematik Öğretmen Adaylarının Cabri Programı Ile Hazırlanan Çalışma Yaprakları Hakkındaki Görüşleri


Derya Özlem Yazlık1
1Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi


Bildiri No: 394 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada, ilköğretim matematik öğretmen adaylarının Cabri programı ile hazırlanan çalışma yapraklarının ortaokul geometri konularının öğretiminde kullanılabilirliği hakkındaki görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 12 hafta boyunca öğretmen adaylarına Cabri Geometry II ve Cabri 3D programları tanıtılmış, bu programlar kullanılarak hazırlanan çalışma yaprakları örnekleri gösterilmiş, öğretmen adaylarının bireysel olarak çalışma yaprakları hazırlamaları ve bunları sınıf ortamında uygulamaları istenmiştir. Verilen öğretimin sonunda gönüllü olan 41 öğretmen adayı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edilmiş ve kodlar beş tema altında toplanmıştır. Bunlar Cabri programı ile hazırlanan çalışma yapraklarının kullanılmasının öğrencilere sağladığı avantajlar, dezavantajlar, bunların hazırlanması için uygun görülen konular, hazırladıkları çalışma yapraklarının öğretmen adaylarının mesleki gelişimlerine etkisi ve bu süreçte öğretmen adaylarının yaşadıkları zorluklar şeklinde belirlenmiştir. Araştırmanın sonunda katılımcıların çoğunluğunun ilerideki meslek hayatlarında Cabri programı kullanarak çalışma yaprakları hazırlayıp kullanmak istedikleri, diğer katılımcıların ise sınıfların kalabalık olması ve alt yapı yetersizliği gibi nedenlerle kararsız kaldıkları görülmüştür. Katılımcılar çalışma yapraklarının kullanımının kavramları somutlaştırma, keşfettirme, dikkat çekme, kalıcı öğrenme, tartışma ortamları sunarak kavramlar arasındaki ilişkileri yorumlama fırsatı verme gibi avantajları olduğunu belirtmişlerdir.  Dezavantajları olarak ise zaman kaybını, programın kullanılmasının zor olmasını, programın ücretli olmasını, kalabalık sınıflarda hakimiyetin zor olmasını ve iyi organize edilmezse kavram yanılgılarına sebep olabileceğini göstermişlerdir. Katılımcıların çoğunluğu bu çalışma yapraklarının çokgenler, katı cisimler, dönüşüm geometrisi, koordinat düzlemi, alan ve hacim ölçme, açı-kenar bağıntılarının öğretimi için hazırlanabileceğini belirtmiştir. Bu öğretimin sonunda öğretmen adaylarının geometri konularına ilişkin teknolojik pedagojik alan bilgilerinin geliştiği görüşünde oldukları görülmüştür.
 


Suggestion Of


Doğan Ergen1, Murat Altun1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 438 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

EKOK Modeling: be aware of the full sum of the numbers given are divided to make modeling is the only requirement. EKOK of any two numbers satisfying this condition while modeling; The first issue of the difference between the beginning and the numbers continue to multiples of that number is written from left to right by half. The numbers continue to be written until the median number two. Then the numbers are written from left to right in the bottom line you pass the same order. In this way, a square shape is formed. Then the smaller of the number of EKOK has to be taken from the figure. It will include the number of columns of the first probe and the second number are drawn in a linear spacing. Then the large number of EKOK has to be taken of the way. He will take into count and the number of the last line is drawn next to last more linear spacing. The number in the rectangle at the intersection of this box, it will give the number of the EKOK.
Initially, 100 students opinions of the students about the subject through a survey involving EKOK is determined. Based on this result, "EKOK Modeling" method developed by the researchers and tested for applicability. Research is a model of action research. Different grade of studies (6,7,8,11,12) model is applied on 125 students.
Enables students to model, they also stated that they grasp the meaning of two numbers within the EKOK EKOK's finding process. As well as the issues more understandable and achieving lasting model in mind; a student "how to do that for years, why do I tell you that I do not understand EKOK" meaning is that the written comments.

Matematikte


Doğan Ergen1, Murat Altun1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 438 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri


EKOK konusu öğrenciler tarafından anlaşılması zor bulunan ve bundan ötürü sevilmeyen konular arasındadır. Bu durum çalışma kapsamında yapılan anketle de ortaya konmuştur. Konunun daha iyi öğrenilmesini ve öğrencilerin konuya karşı olan olumsuz tutumlarını azaltmak amacıyla “EKOK Modellemesi” olarak isimlendirilen yöntem geliştirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, hem “EKOK Modellemesi” yöntemini tanıtmak hem de yöntem hakkında öğrenci görüşlerini rapor etmektir.
EKOK Modellemesi: Modellemeyi yapabilmek için verilen sayıların toplamının farkına tam bölünüyor olması tek şarttır. Bu şartı sağlayan herhangi iki sayının EKOK modellemesi yapılırken; ilk olarak sayıların farkının yarısı ile başlayan ve o sayının katlarıyla devam eden sayılar soldan sağa yazılır. İki sayının ortancasına kadar sayılar yazılmaya devam edilir. Daha sonra bir alt satıra geçilip soldan sağa aynı düzende sayılar yazılır. Bu şekilde karesel bir şekil oluşturulmuş olur. Daha sonra EKOK’u alınacak sayılardan küçük olanı şekilden bulunur. O sayıyı ve ilk sütunun sondan ikinci sayısını içine alacak doğrusal bir kutucuk çizilir. Daha sonra EKOK’u alınacak sayılardan büyük olanı şekilden bulunur. O sayıyı ve son satırın sondan ikinci sayısını içine alacak doğrusal bir kutucuk daha çizilir. Bu kutucukların kesiştiği dörtgenin içindeki sayı, o sayıların EKOK’unu verecektir. Dörtgenin içi boş ise; dörtgenin herhangi karşılıklı iki kenarının bitişiğindeki sayıların toplamı, o sayıların EKOK’unu verecektir.
Başlangıçta 100 öğrencinin katıldığı bir anket aracılığıyla EKOK konusu hakkında öğrencilerin görüşleri belirlenmiştir. Öğrencilerin konuyu anlaşılması zor ve karışık buldukları görülmüştür. Bu sonuçtan yola çıkarak “EKOK Modellemesi” yöntemi araştırmacı tarafından geliştirilmiş ve uygulanabilirliği denenmiştir. Araştırmanın modeli eylem araştırmasıdır. Çalışmada farklı sınıf düzeylerinde(6,7,8,11,12) 125 öğrenci üzerinde model uygulanmıştır. Uygulamadan sonra öğrencilerden model ve kullanışlılığı hakkında yazılı görüşleri alınmıştır.
Model sayesinde öğrenciler, iki sayının EKOK’unu bulurken süreç dahilinde EKOK’un anlamını da kavradıklarını ifade etmişlerdir. Bunun yanı sıra modelin konuyu daha anlaşılır ve akılda kalıcı sağlaması; bir öğrencinin “yıllardır nasıl yapıldığını, neden yapıldığını anlamadığım EKOK’u anladım” yazılı yorumuyla anlam kazandığı yönündedir.
 


Pre-service Teachers' Epistemological Beliefs


SEVİNÇ KAÇAR1, Ali Günay BALIM1
1DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 339 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Nowadays, the importance of educating individuals as science literate is increasing day by day with increasing technology and rapidly changing information. Science literacy requires students to address the epistemic aspects of science that allow us to discuss ın what we know, how we know, and why we believe, ın as well as process skills and conceptual learning of science (Duschl, 2008). In this context, the purpose of this study is to determine the pre-service teachers' epistemological beliefs and to compare them at the class level. The survey research method was used in the study. The study was carried out with first, second, third and fourth-grade pre-service science teachers who were studying in a state university in the Aegean region. In order to evaluate the pre-service teachers' epistemological beliefs, we used the open-ended questions. The data collected from the study are evaluated using a combination of content analysis and descriptive analysis methods, and the analysis of the collected data continues. However, it is estimated that pre-service teachers’ epistemological beliefs who have just started university and the pre-service teachers’ epistemological beliefs who have senior university will be different, and that pre-service teachers will have sophisticated epistemological beliefs towards the last years of the university.

Fen Bi̇lgi̇si̇ Öğretmen Adaylarinin Epi̇stemoloji̇k İnançlari


SEVİNÇ KAÇAR1, Ali Günay BALIM1
1DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 339 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde artan teknoloji ve hızla değişen bilgi karşısında bireylerin fen okuryazarı olarak yetiştirilmesinin önemi her geçen gün artmaktadır. Fen okuryazarlığı öğrencilerin bilimin süreç becerileri ve kavramsal öğrenmelerinin yanında “ne bildiğimiz, nasıl bildiğimiz ve niçin inandığımızı” tartışmamıza olanak tanıyan epistemik yönünde ele alınmasını gerektirir (Duschl, 2008). Bağlamda, söz konusu bu araştırmada, fen bilgisi öğretmen adaylarının epistemolojik inançlarının belirlenmesi ve sınıf düzeyinde karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada tarama araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışma, Ege bölgesinde yer alan bir devlet üniversitesinde öğrenim görmekte olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf fen bilgisi öğretmen adaylarıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada öğretmen adaylarının epistemolojik inançlarını değerlendirebilmek amacıyla açık uçlu sorulardan oluşan inanç formundan faydalanılmıştır. Çalışmadan toplanan veriler içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri bir arada kullanılarak değerlendirilmekte olup toplanan verilerinin analizi devam etmektedir. Ancak çalışma sonucunda üniversiteye henüz yeni başlamış olan öğretmen adayları ile üniversiteyi bitirmek üzere olan öğretmen adaylarının epistemolojik inançlarının farklı olacağı ve üniversitenin son yıllarına doğru öğretmen adaylarının sofistike epistemolojik inançlara sahip olacağı tahmin edilmektedir.  
 


Determination Of Science Prospective Teachers' Self-efficiency Using Instructional Technology And Materials


Orhan Karamustafaoğlu1, Gülsün Karslı2
1Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Amasya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü


Abstract No: 372 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to determine the self-efficiency levels of science prospective teachers about using instructional technology and materials. For this purpose, 5 Likert type self-efficacy scale consisting of 40 items was developed. The reliability of the developed scale was found 0.96. The sample of the study due to the case study approach methodology is 280 science prospective teachers at 3th and 4th grades in Amasya University, Education Faculty. The data have been analyzed in terms of grade levels and gender variables using SPSS analysis program. Based on to the findings, it is concluded that science teachers' self-efficacy in using  instructional technology and materials is at “adequate” level. In addition,  there is a significant mean difference in favor of female and 4th grade students in some items which are “I can prepare worksheet effectively” and “I can prepare concept map about science and technology subjects and concepts”. Depending on the results, some suggestions are given to whom it may concern such as the number of class sessions should be increased in which computer, internet, technology and material supported teaching can be used and practice opportunities in which prospective teachers can use technology and material should be given.
 

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Öğretim Teknolojileri Ve Materyallerini Kullanabilme Öz-Yeterliliklerinin Belirlenmesi


Orhan Karamustafaoğlu1, Gülsün Karslı2
1Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Amasya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü


Bildiri No: 372 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışma fen bilgisi öğretmen adaylarının teknoloji ve materyal kullanımına yönelik öz-yeterlilik düzeylerini tespit etmek amaçlanmıştır. Bu amaçla 40 maddeden oluşan 5’li Likert tipi bir öz-yeterlik ölçeği geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçeğin güvenirliği 0.96 bulunmuştur. Özel durum yaklaşımı metodolojisi kapsamında yapılan araştırmanın, örneklemini Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi 3. ve 4. sınıflarda öğrenim gören 280 fen öğretmen adayı oluşturmuştur. Veriler, sınıf düzeyi ve cinsiyet değişkenlerine göre karşılaştırmalı olarak SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, fen bilgisi öğretmen adaylarının öğretim teknolojileri ve materyallerini kullanmada öz-yeterliliklerinin “iyi” düzeyde olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, sınıf ve cinsiyet değişkenleri bakımından “Çalışma yaprağını etkili bir şekilde hazırlayabilirim” ve “Fen ve Teknoloji konu ve kavramlarına yönelik kavram haritası hazırlayabilirim” gibi bazı maddelerde öğretmen adayları arasında 4. sınıf ve kızlar lehine anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Verilere göre öğretmen adaylarına daha fazla uygulamalı çalışmalar yaptırılması sonucuna varılmıştır. Sonuçlara dayalı olarak, öğretmen yetiştirme programlarında bilgisayar, internet, teknoloji ve materyal destekli öğretimin uygulanabileceği derslerin arttırılması, öğretmen adaylarının teknoloji ve materyal kullanılabileceği uygulamalara fırsat verilmesi gibi ilgililere öneriler sunulmuştur.
 


Investigation Of Science Exam Anxiety Of 8th Grade Students With Examination Change


Osman Orhan Demir1, Murat Saraçoğlu2, Oktay Bektaş2
1Erciyes Üniversitesi
2Erciyes Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Fen Bilgisi Eğitimi A.B.D.


Abstract No: 390 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

It is seen that the central exam system applied in the transition period of high school students to high schools is changing every year.With the effect of this change, students experience stress, anxiety and crisis.The anxiety dimension causes the exam anxiety to be experienced depending on the exam change.Exam anxiety is experienced in the field of science as in every field.This study was carried out in order to examine the level of science exam anxiety of Grade 8 students who had passed the exam in 2018 because of the transition from Basic Education to Secondary Education (TEOG) exam and started to take the exam for the transition to high schools (LGS).The study was carried out in the survey design of quantitative research methods.The scale of the study was applied to 212 8th grade students in different school districts (boarding, village, center) in the town of Niğde.The data collection tool used to measure students' anxiety of exam. The validity and reliability studies of D.C. Spielberger developed by Necla Öner and Deniz Albayrak Kaymak in the USA were evaluated 0.93 is the science exam anxiety scale (FSKÖ).The population of the study is composed of 8th grade students in Niğde province.The analyzes of the study were analyzed with dependent and independent t-test ANOVA and ANCOVA tests.As a result of the study, it was observed that the anxiety levels of the 8th grade students who had experienced the exam change were at a medium level and that the test anxiety levels of the female students in terms of gender were slightly higher than that of the boys but that this was not significant; there is no difference.Based on the findings and limitations of the research, it was discussed and recommendations were made to guide the next practices and researches.

Sınav Değişikliği Yaşayan 8. Sınıf Öğrencilerinin Fen Sınav Kaygılarının İncelenmesi


Osman Orhan Demir1, Murat Saraçoğlu2, Oktay Bektaş2
1Erciyes Üniversitesi
2Erciyes Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Fen Bilgisi Eğitimi A.B.D.


Bildiri No: 390 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Ortaöğretim öğrencilerinin liselere geçiş sürecinde uygulanan merkezi sınav sisteminde her yıl değişiklik yaşandığı görülmektedir. Bu değişikliğin etkisiyle öğrencilerde stres bunalım ve kaygı gibi duygular ortaya çıkmaktadır. Kaygı boyutu sınav değişikliğine bağlı olarak özellikle sınav kaygısının yaşanmasına sebep olmaktadır. Sınav kaygısının her alanda olduğu gibi fen alnında da yaşanmaktadır. Bu çalışma 2018 yılında Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sınavının kaldırılıp yerine Liselere Geçiş Sınavı olan (LGS) sınavının uygulanmaya başlaması sebebiyle sınav değişikliği yaşamış olan 8.Sınıf öğrencilerinin fen sınav kaygılarının ne düzeyde olduğunu incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden tarama deseninde gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ölçeği Niğde’nin Ulukışla ilçesinde farklı okul bölgelerindeki(yatılı, köy, merkez) 108 kız 102 erkek toplam 212 adet 8.Sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Öğrencilerin sınav kaygısının ölçümünde kullanılan veri toplama aracı C.D. Spielberger’in ABD‘de geliştirdiği Necla Öner ve Deniz Albayrak Kaymak’ın Türkçeye çevirdiği geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları yapılmış, uzman kişiler tarafından (1 akademisyen) (1 fen bilimleri öğretmeni) revize edilen ve kapsam geçerliliği artırılan revize edildikten sonra Cronbach alfa iç tutarlık katsayısı .93 bulunan fen sınav kaygısı ölçeğidir (FSKÖ). Araştırmanın evrenini Niğde ilinde bulunan 8. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır ulaşılabilir evreni Ulukışla ilçesindeki 8. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır, örneklem çeşidi olarak rastgele olmayan örneklem yönteminden uygunluk esaslı örneklem kullanılmıştır. Araştırmanın analizleri bağımlı ve bağımsız t-testi ANOVA ve ANCOVA testleri ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda sınav değişikliği yaşamış olan 8. Sınıf öğrencilerinin fen sınavı kaygı düzeylerinin orta düzeyde olduğu, cinsiyet açısından kız öğrencilerin sınav kaygı düzeylerinin erkeklere göre biraz yüksek olduğu ancak bunun anlamlı derecede olmadığı, okul bölgesi açısından öğrencilerin sınav kaygılarının orta düzeyde olduğu ve aralarında anlamlı derecede bir farkın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına ve sınırlılıklarına dayanarak bir sonraki uygulama ve araştırmalara yol gösterilecek şekilde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.


An Attempt To Assess Science Teachers’ Epistemological Beliefs Regarding Inquiry-based Science Teaching


serhat ordu1
1zonguldak bülent ecevit üniversitesi


Abstract No: 459 - Abstract Presentation Type: Oral Paper


Latest science education curriculum aims to equip next generations with scientific literacy skills through inquiry-based science teaching and learning. The relevant literature indicates that science teachers’ epistemological beliefs play a significant role in determining how teachers teach science.  To ensure the success of newest science education curriculum, it is clear that science teachers and their beliefs toward science teaching are some important variables to focus. In this case, the purpose of this study was to assess science teachers’ epistemological beliefs toward inquiry-based science teaching. The participants of this study were included 54 science teachers teaching science during 2018-2019 school year in a mid-size city located in norther Turkey. The data were collected through a science teacher belief inventory (TBI) developed by Luft and Roehrig (2007) and translated in Turkish specifically focusing of science teachers’ epistemological beliefs regarding inquiry-based science teaching. The data collected in qualitative form and coded to quantitative format through maps developed by the researchers to ensure the comparative statistical analysis seeking to explore possible meaningful differences among the independent variables including years of experience, source of certification, location of the school where the teachers work and gender. Drawing upon the findings from relevant literature, the maps targeted to explore science teachers’ given responses through different representations of epistemological beliefs from teacher-centered to student-centered with 5 categories. The preliminary analysis illustrated the overall epistemological beliefs of participating science teachers toward inquiry-based science teaching.
 

Fen Bilgisi Öğretmenlerinin Araştırma/sorgulamaya Dayalı Epistemolojik Inançlarının Ölçülmesi Ve Değerlendirilmesi


serhat ordu1
1zonguldak bülent ecevit üniversitesi


Bildiri No: 459 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

 
Fen bilimleri öğretim programının temel amacı her bireyin fen okuryazarı olarak yetiştirilmesi şeklinde ifade edilmektedir. Bu süreçte araştırma/sorgulamaya dayalı öğretim süreçlerinin tanımlandığı programın etkin bir şekilde başarılması için öğretmenlerin programda ifade edilen kazanımları araştırma/sorgulamaya dayalı yaklaşım çerçevesinde başarmaları ön görülmektedir. Fen bilgisi öğretmenlerinin sınıf içi uygulamalarını belirleyen en önemli faktörlerden bir tanesinin de onların fen öğretimine dair epistemolojik inançlarının olduğu fen eğitimi literatüründe ortaya konulmuştur. Bu çalışmanın amacı fen okuryazarı bireyler yetiştirmek üzere şekillenen fen bilimleri öğretim programında ifade edilen araştırma/sorgulamaya dayalı fen öğretim süreçlerine dair fen bilgisi öğretmenlerinin sahip oldukları epistemolojik inançların ortaya konulmasıdır. Tarama araştırma deseninin kullanılacağı bu araştırmada öğretmenlerin epistemolojik inançlarının ve bu inançların sınıf içi uygulamalarına yansımalarının karma yöntemler kullanılarak ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmanın verileri araştırma/sorgulamaya dayalı fen öğretimini hedef alarak Luft ile Roehrig (2007) tarafından geliştirilen TBI (Teacher Beliefs Interview) Öğretmen inançları görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya 2018-2019 öğretim yılında Batı Karadeniz’de orta büyüklükte bir şehirde görev yapmakta olan 54 fen bilgisi öğretmeni katılmıştır. Araştırma sürecinde katılımcı öğretmenler ile epistemolojik inanç ölçeği yardımı ile toplanan veriler araştırmacılar tarafından geliştirilen epistemolojik inanç değerlendirme haritaları yardımı ile nitel olarak toplanan veriler nicelleştirilerek farklı değişkenler (mesleki tecrübe, okul konumu, mezuniyet ve cinsiyet) için anlamlı farklılıklara odaklanan istatistiksel analizler yardımı ile analiz edilmiştir. Haritalar öğretmen inançlarını toplam 5 ayrı kategori yardımı ile öğretmen-merkezli veya öğrenci-merkezli inançlar şeklinde ayırma amacı ile ilgili literatür kullanılarak hazırlanıp kullanılmıştır. Öncül analizler sonucunda fen bilimleri öğretmenlerinin araştırma ve sorgulamaya dayalı epistemolojik inançları ortaya konulmuş olup alt boyutlar düzeyinde ortaya konulmuştur.


The Development Of A Hypothetical Learning Trajectory For Early Proportional Reasoning


Rukiye Ayan1, Mine Işıksal-Bostan1, Seçil Yemen-Karpuzcu2
1Orta Doğu Teknik Üniversitesi
2Kütahya Dumlupınar Üniversitesi


Abstract No: 217 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Proportional reasoning is important for the development of various mathematical ideas in the primary and middle school mathematics curricula. Linking units and iterating composite units -rather than repeated addition- are considered as the roots of proportional reasoning. Within the context of a long-term design-based research, a Hypothetical Learning Trajectory (HLT) for proportional reasoning in seventh grade was developed, tested, and revised. In line with this purpose, we conducted a classroom design research in which we developed a classroom HLT including big ideas, tools/imagery, and possible topics of discourse based on the theory of Realistic Mathematics Education. In this present study, we discuss the development, testing, and revision processes of the first part of the HLT, which includes linking units and iterating composite units. We started with an anchor context in which a number of fish were linked with food bars where students were required to find the number of fish/food bar in different situations by preserving the link. We anticipated that including pictures of objects and moving from a whole number link (i.e. one food bar three fish) and continuing with a non-integer link (i.e. two food bars five fish) would support students’ understanding of linking and iterating units. We also hypothesized that students’ meaningful understanding of linking and iterating would be fostered by constructing and interpreting long and short ratio tables. The data for the present study were collected in the 2017-2018 academic year through the videotapes of classroom instruction and audiotapes of teacher/student interviews and design research meetings. The instruction was carried out with a mathematics teacher and her seventh-grade classrooms in a public middle school in Ankara, Turkey. The teacher was selected since she was considered as innovative, cooperative, and had ten years of experience in teaching. In addition, she had student centered practices that were focused on meaningful learning. The classroom data were analyzed by qualitative analysis methods in which students’ meaningful learning were examined. Findings of the study revealed that grounding the mathematical ideas regarding linking and iterating in the context of fish and food bars and the use of informal and more formal tools in that context promised a great potential for students’ meaningful learning of linking and iterating. In this context, the informal tools were the pictures of fish and food bars and arrows to represent linking and iterating. More formal tools were short and long ratio tables through which students started to transfer their pictorial reasoning to numerical reasoning, and finally organize their linking and iterating process. In conclusion, it is considered that the developed HLT would be helpful for teachers to understand their students’ thinking process while linking and iterating units for the development of students’ proportional reasoning. 
This research is part of the research project 217K430, funded by the Scientific and Technological Research Council of Turkey.

Erken Orantısal Akıl Yürütmeye Yönelik Varsayıma Dayalı Bir Öğrenme Rotası Geliştirme


Rukiye Ayan1, Mine Işıksal-Bostan1, Seçil Yemen-Karpuzcu2
1Orta Doğu Teknik Üniversitesi
2Kütahya Dumlupınar Üniversitesi


Bildiri No: 217 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Orantısal akıl yürütme ilkokul ve ortaokuldaki birçok matematiksel fikrin öğrenilmesi için önem arz eder. Orantısal düşünmenin temeli -tekrarlı toplamadan ziyade- birimleri birleştirme ve birleşik birimleri yineleme becerilerine dayanmaktadır. Uzun soluklu bir tasarı tabanlı araştırma kapsamında yedinci sınıf için orantısal düşünme becerilerine yönelik varsayıma dayalı bir öğrenme rotası geliştirilmiş, test edilmiş ve düzeltilmiştir. Bu amaç için, Gerçekçi Matematik Eğitimi’ne dayanan anahtar öğrenmeler, araç ve imgeler ile muhtemel sınıf içi söylemleri içeren varsayıma dayalı bir öğrenme rotası geliştirmeye yönelik sınıf içi tasarı araştırması yürütülmüştür. Mevcut çalışmada, bu öğrenme rotasının birimleri birleştirme ve birleşik birimleri yineleme becerilerine dayanan kısmının geliştirilmesi, test edilmesi ve düzeltilmesi aşamalarına yer verilmiştir. Başlangıç olarak, öğrenciler değişen miktarlarda balığın bir adet yem ile beslendiği yönünde verilen bir kuralı kullanarak farklı durumlar için gereken balık/yem kutusu ilişkisini temel alarak çıkarımlarda bulunmuşlardır. Çalışmanın hipotezlerine göre, nesnelerin resimlerinin verilerek ve tam sayı ile birleştirilen çokluklara yönelik örneklerle (örn. bir yem kutusu- üç balık) başlamanın ve daha sonrasında kesirli birleştirme içeren (örn. iki yem kutusu-beş balık) örneklerle devam edilmesinin öğrencilerin birleştirme ve birleşik birimleri yineleme becerilerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağı öngörülmüştür. Buna ek olarak, kısa ve uzun oran tabloların kullanılmasının öğrencilerin anlamlı öğrenmelerine katkı sağlayacağı ön görülmüştür. Bu çalışmanın verileri 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında sınıf içi öğretimin video kaydının alınması ve öğretmen/öğrenci görüşmeleri ile tasarı ekibi görüşmelerinin sesli kayıtlarının alınması yoluyla toplanmıştır. Öğretim bir matematik öğretmeni ve onun Ankara’da bulunan bir devlet okulundaki yedinci sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Bu öğretmen yenilikçi, iş birliğine yatkın ve on yıllık öğretmenlik deneyimine sahip olmasından dolayı seçilmiştir. Katılımcı öğretmen öğrenci merkezli ve anlamlı öğrenmeye odaklanan bir öğretim biçimini benimsemiştir. Sınıf içi öğretim öğrencilerin anlamlı öğrenmelerini ölçmek amacıyla nitel analiz yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın bulgularına göre, birleştirme ve birleşik birimleri yineleme becerilerine yönelik matematiksel fikirleri balık ve yem bağlamında sunmak, informel ve daha formel araçları kullanmak, birleştirme ve birleşik birimleri yineleme becerilerinin anlamlı öğrenilmesinde önemli bir potansiyele sahiptir. Bu bağlamda, informel araçlar balık ve yem kutularının resimleri ile birleştirme ve yineleme süreçlerinin temsili için kullanılan oklardır. Daha formel araçlar ise öğrencilerin resimsel akıl yürütmelerinin sayısal akıl yürütmelere dönüştüğü ve son olarak birleştirme ve yineleme süreçlerinin organize edildiği kısa ve uzun tablolardır. Sonuç olarak, geliştirilen öğrenme rotasının, öğrencilerin birleştirme ve yineleme yaparken gerçekleştirdiği düşünce süreçlerini ve orantısal akıl yürütme becerilerinin gelişiminin anlamlandırmasında, öğretmenler için yararlı olacağı düşünülmektedir.
Bu araştırma, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu tarafından desteklenen 217K430 no’lu araştırma projesinden üretilmiştir
 
 


Pisa 2015 Some Variables In Singapore, Germany And Turkey Quantile Regression Analysis On The Effect Of Science Literacy Score


Gülfidan Demirez1
1Hacettepe Üniversitesi


Abstract No: 271 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

 In order to determine the success of a country in the field of science literacy, In addition to the national exam achievements of the country, the success of the international examinations should be compared with other countries. Because there is a mechanism that controls the functioning system of each country. Turkey in the field of education to determine at what level, and shortcomings need to be addressed and to identify the measures to be taken in order to raise the level of education in this direction, Turkey is situated in the PISA application.
                  Purpose of the research
The aim of this research is to determine the factors such as students, family resume and classroom environment variables that have an impact on students' science achievement score. Turkey, Singapore and Germany applied Program for International Student Assessment (PISA 2015) examine using data obtained from the project. The aim of this study is to determine the effects and differences between these countries.
                  Method
The screening model was used in this study. As a research method; Relational scanning model was used. The data used in this study, Singapore, Germany and Turkey sample to be used in research separately cognitive data after recorded in SPSS file for each country, students were determined variables in a classroom environment and family background levels. Analysis of the data obtained by the research was carried out by Quantile Regression method using SAS Statistics program (SAS, 2017).
                 Findings and Results
As a result of the analysis, the influences of the SCIEEFF and TDTEACH variables were higher in Singapore compared to other countries, while the SMINS and OUTHOURS variables were observed to be less effective than the other countries. The effects of the SCIEACT, ICTRES and OUTHOURS variables were higher in Turkey in comparison to the other countries, whereas the effects of COOPERATE and ESCS variables were seen that in the least. The effect of the SMINS variable on science literacy score was found to be highest in Germany. The CPSVALUE variable has shown a sharp change in low, medium and high scores in Germany, whilst this variable was insignificant for Turkey data. While IBTEACH variable was most effective on high scored students in Turkey, albeit it was most effective on low scored students in Singapore. It was observed that the ICTRES variable was most effective on medium level scored students in Turkey. As a result, It was observed that the effect of the variables on the Science achievement score differed according to both the countries studied and the low, medium and high scores. It was also observed that some of the variables considered did not predict the success score of some countries.

Pisa 2015 Singapore, Germany Ve Turkey Verilerine Göre Bazı Değişkenlerin Fen Okuryazarlığı Score’na Etkisinin Quantile Regression Ile Analizi


Gülfidan Demirez1
1Hacettepe Üniversitesi


Bildiri No: 271 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bir ülkenin fen okuryazarlığı alanındaki başarısını tespit için o ülkenin ulusal sınav başarılarının yanında uluslararası sınavlardaki başarılarının da diğer ülkelerle karşılaştırılması gerekir. Çünkü her ülkenin kendi içerisinde işleyen sistemini denetleyen bir mekanizma bulunmaktadır. Türkiye’nin eğitim alanında hangi düzeyde olduğunu belirlemek, giderilmesi gereken eksiklikleri ve alınması gereken önlemleri belirlemek ve bu doğrultuda eğitim düzeyini yükseltmek amacıyla Türkiye, PISA uygulamasında yer almaktadır.
             Araştırmanın Amacı
            Bu araştırmanın amacı öğrencilerin fen başarı puanına etkisi olan öğrenci, aile özgeçmişi ve sınıf içi ortam değişkenleri gibi çeşitli faktörlerini, Türkiye, Singapur ve Almanya ‘da uygulanan Uluslar Arası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA 2015) projesinden elde edilen verileri kullanarak incelemek. Bu değişkenlerin çalışmada araştırılan ülkeler arasındaki etkisinin, farklılıklarının ortaya konulması hedeflenmektedir.
               Yöntem
Bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma yöntemi olarak; İlişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu çalışmada kullanılan veriler, Singapur, Almanya ve Türkiye örneklemleri her bir ülke için ayrı ayrı bilişsel verileri SPSS dosyaları halinde kaydedildikten sonra araştırmada kullanılacak öğrenci, sınıf ortamı ve aile özgeçmişi düzeyindeki değişkenler belirlendi. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizi Quantile Regression yöntemi ile SAS Statistics programı (SAS, 2017) kullanılarak gerçekleştirildi.
            Bulgular ve Sonuçlar
               SCIEEFF ( Fen Özyeterliği) ve TDTEACH (Öğretmen temelli fen eğitimi) değişkenlerinin etkisi Singapur ‘da diğer ülkelere kıyasla daha yüksek iken SMINS (Haftalık Fen Öğrenme Zamanı) ve OUTHOURS (Okul dışında öğrenmeye ayırılan zaman) değişkenlerinin diğer ülkelere oranla daha az etkisi olduğu gözlendi. SCIEACT (Fen Etkinlikleri Sayısı), ICTRES (Bilgi ve İletişim Teknolojileri Tanıdalığı) ve OUTHOURS değişkenlerinin etkisinin Türkiye ‘de diğer ülkelere oranla daha yüksek olduğu gözlenirken COOPERATE (İşbirliği ve Ekip Çalışmasından Zevk Alma) ve ESCS (Ekonomik, Kültürel ve Sosyal Statü) değişkenlerinin etkisinin Türkiye ‘deki öğrencilerde en az olduğu görüldü. SMINS değişkeninin fen başarı puanına etkisinin Almanya ‘da en yüksek olduğu görüldü. CPSVALUE (İşbirliği ve Ekip Çalışmasına Değer Verme) değişkeni Almanya ‘da düşük, orta ve yüksek puan alan öğrencilerde keskin bir değişim gösterirken Türkiye ‘de bu değişkenin fen başarı puanını yordamamakta olduğu gözlendi. IBTEACH (Araştırma Temelli Fen Öğretim Yöntemi) değişkeni Türkiye ‘de en fazla yüksek puan alan öğrencileri etkilerken Singapur ‘da bu değişkenin etkisi en fazla düşük düzeyde puan alan öğrencilerde etkilediği görüldü. ICTRES değişkeninin Türkiye ‘de orta puan düzeyindeki öğrencileri en fazla etkilediği gözlendi.
Sonuç olarak, incelenen değişkenlerin Fen başarı puanına etkisinin hem incelenen ülkelere göre hem de düşük, orta ve yüksek puan alan öğrencilere göre farklılaştığı gözlendi. Ayrıca ele alınan değişkenlerin bir kısmının bazı ülkelerin verileri için fen başarı puanını yordamamakta olduğu gözlendi.


Investıgatıon Of Bıophılıa Levels Of Chıldren Traınıng In Vıllage And Urban Kındergardens


Zeynep YILDIRIM 1, Figen ŞANLI1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 451 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

This study was carried out to investigate the biophilia levels of children who were educated in kindergartens in the village and in the city.The study group of the research consisted of 198 children attending the kindergarten in 2018-2019 education year. 100 of 198 kindergarten students are attending schools in cities and 98 of them are attending kintergarden classes village schools. convenience sampling method was used to choose the schools. While choosing the students cluster sampling was used. In this study, the method of descriptive analysis was used and Biophilia Scale for Children was used as the data collection tool. The data obtained by using the Biophilia Scale for Children were entered into the SPSS package program. It was surveyed in terms of normality investigating the total of the findings. When all the findings were analyzed no normal distribution was observed. Since it did not show normal distribution, Mann-whitney U test was applied to the findings. As a result of the study, the biophilia levels of village children were significantly higher than those of urban children. No significant difference was found in the biophilia levels of children in terms of gender variable. Biophilia levels of children in the age group 60-72 months were a little higher than the biophilia levels of children in the 48-60 month group in terms of age variable in children's biophilia levels.  The following suggestions can be made to the researchers who want to work in this field. The number of children in the study group can be increased by increasing the number of children in the study. In addition to the research, a study can be conducted with the parents of the children participating in the study. In this study, it can be planned that demographic information such as age of mother, education level, time spent outside, type of housing, mother's childhood, etc., may have an impact on the biophilic or biophobic responses of children. Another important group of adults that will enable children to interact with nature is teachers, and the impact of teachers' knowledge, attitudes and practices on nature on children's biophilic or biophobic responses may also be the subject of future research. Most of the time, it is difficult to find a study or study about detained children due to the fact that it is difficult to obtain research permission or they constitute the neglected part of the society. The biophilia levels of convicted children or inmate parents and children who are in prison should be investigated rather than the natural area, often with the outdoors.

Köy Ve Kentteki Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Eğitim Alan Çocukların Doğaya Yakın Olma (Biyofili) Düzeylerinin İncelenmesi


Zeynep YILDIRIM 1, Figen ŞANLI1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 451 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu araştırma köy ve kentteki okul öncesi kurumlarında eğitim alan 48-72 ay çocukların doğaya yakın olma (biyofili ) düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğrenim yılında anaokuluna devam eden 198 çocuk oluşturmaktadır. 198 çocuğun 100 tanesi kent merkezinde bir anaokuluna devam etmekte olup geri kalan 100 çocuk ise köy okulu bünyesinde bulunan anasınıfında eğitim görmektedir. Kent merkezinde 100 çocuğa ulaşmak için Bursa ili Yıldırım ilçesinde bulunan bir anaokulu ile çalışılmıştır. Köy okulunda eğitim alan 100 çocuğa ulaşmak için ise Bursa ile Mustafakemalpaşa ilçesinde bulunan 3 köy okulu, Bursa ili Karacabey ilçesinde bulunan 3 köy okulu ve Bursa iline bağlı olan 1 köy okulu ile çalışılmıştır. Okullar seçilirken amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çocukların seçimi küme örnekleme yöntemine başvurularak yapılmıştır. Bu araştırma yapılırken betimsel analiz yöntemlerinden alan taraması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak ‘Çocuklar için Biyofili Ölçeği’ kullanılmıştır. Her bir uygulama yaklaşık 10 dakika olmak üzere veri toplama süresi 33 saat sürmüştür. Katılımcı çocukların biyofili puanları ‘Çocuklar için Biyofili Ölçeği’ kullanılarak elde edilen veriler SPSS paket programına girilmiştir. Araştırmada elde edilen bulguların toplamına bakılarak normallik testi yapılmıştır. Testin sonucunda verilerin normal dağılım göstermediği görülmüştür. Normal dağılım göstermediği için elde edilen bulgulara Mann-whitney U testi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda; köy çocuklarının biyofili düzeyleri, kent çocuklarının biyofili düzeylerinden oldukça yüksek çıkmıştır. Çocukların biyofili düzeylerinde cinsiyet değişkeni açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır. Çocukların biyofili düzeylerinde yaş değişkeni açısından ise 60-72 ay grubu çocukların biyofili düzeyleri, 48-60 ay grubu çocukların biyofili düzeylerinden bir miktar daha yüksek çıkmıştır. Bu alanda çalışmak isteyen araştırmacılara şu önerilerde bulunulabilir.  Çalışma grubunda yer alan çocukların sayısı arttırılarak çalışma yapılabilir, Yapılan araştırma göz önünde bulundurularak, araştırmaya ek olarak çalışmaya katılan çocukların velileri ile de bir çalışma yapılabilir. Yapılacak olan çalışmada annenin yaşı, eğitim seviyesi, dışarıda geçirdiği zaman, oturulan konut tipi, annenin çocukluğunun geçtiği çevre gibi demografik bilgilerin, çocukların biyofilik ya da biyofobik yanıtları üzerinde etkili olabileceği dikkate alınarak planlanabilir.  Çocukların doğa ile etkileşimini sağlayacak bir diğer önemli yetişkin grubu ise öğretmenler olduğundan, öğretmenlerin doğa ile ilgili bilgi, tutum ve uygulamalarındaki farklılıkların, çocukların biyofilik ya da biyofobik tepkileri üzerindeki etkisi de ileride planlanacak araştırmaların konusu olabilir. Çoğu zaman, araştırma izni  almanın  zor olmasından veya toplumun göz ardı edilen kısmını oluşturmalarından kaynaklı olarak tutuklu çocuklarla ilgili bir çalışmaya rastlamak veya bir çalışma yürütmek güçleşmektedir.  Doğal alandan ziyade, dış mekanla bile çoğu zaman ilişiği kesilmek durumunda kalan mahkum çocukların veya mahkum ebeveynler ile hapishanede kalmak durumunda olan çocukların biyofili düzeyleri araştırılabilir.
 
 
 


Science Fiction Education


Mustafa Şahin Bülbül1
1Kafkas Üniversitesi


Abstract No: 84 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The main purpose of this study is to give information about science fiction education which has a complementary role in science education. The study was carried out in the form of a field study. Science fiction education and science fiction works will be started with the definition of science fiction. The nature of science and the nature of science fiction will be presented comparatively. The basis for all these comparisons will be the structure and working mechanism of the human brain.
This study, which will explain how science fiction education should be in science education, will begin with the introduction and examples of science fiction types. The study of the components of science fiction and the points to be considered in science fiction writing ends with various suggestions for those who want to be a science fiction author.
A limited number of students can be found even if they want to be a science fiction author. The education of these students is important for a strong science education. Sci-Fi include training for all over the world is not only for Turkey. Although there are numerous works in this field, there are a limited number of works that emphasize the common points of these works, and thus teach how to prepare them. The authors generally develop themselves by reading in this field. In this sense, the study is original and important.
Through science fiction education, students will be able to relate the topics they have learned. Thanks to science fiction education, students will have to make additional readings. In order for students to write science fiction writings, they should be able to predict future studies, follow technological developments and current scientific studies. All these research studies will also strengthen the science teaching activities and strengthen the student's motivation towards science.

 

Bilim Kurgu Eğitimi


Mustafa Şahin Bülbül1
1Kafkas Üniversitesi


Bildiri No: 84 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın temel amacı bilim eğitimini tamamlayıcı bir rolü olan bilim kurgu eğitimi hakkında bilgi vermektir. Çalışma bir derleme çalışması olup alan taraması biçiminde gerçekleştirilmiştir. Bilim kurgu eğitimi ile ilgili yapılmış olan çalışmalar ve bilim kurgu eserlerinden örneklerin yer alacağı çalışmada ilk olarak bilim kurgunun tanımı yapılacaktır. Bilimin doğası ile bilim kurgunun doğası karşılaştırmalı olarak sunulacaktır. Tüm bu karşılaştırmalar esnasında temel alınacak kriter insan beyninin yapısı ve çalışma mekanizması olacaktır.
Fen öğretiminde bilim kurgu eğitiminin nasıl olması gerekeceğinin anlatılacağı bu çalışma öncelikle bilim kurgu çeşitlerinin anlatılması ve örneklerinin verilmesi ile başlayacaktır. Bilim kurgunun bileşenlerinin ve Bilim kurgu yazımında dikkat edilecek noktaların anlatıldığı çalışma bilim kurgu yazarı olmak isteyenlere çeşitli önerilerle son bulmaktadır.
Bilim kurgu yazarı olmak isteyen sınırlı sayıda dahi olsa öğrenciler bulunabilir. Bu öğrencilerin eğitimi güçlü bir bilim eğitimi için önemlidir. Bilim kurgu eğitimi sadece Türkiye için değil Dünya için de yeni sayılabilir. Bu alanda sayısız eser olmakla birlikte bu eserlerin ortak noktalarını vurgulayan, sınıflandıran dolayısıyla nasıl hazırlanması gerektiğini öğreten eserler sınırlı sayıdadır. Yazarlar genelde bu alanda okuma yaparak kendi kendilerine bir gelişim göstermektedirler. Bu anlamda çalışma özgün ve önemlidir.
Bilim kurgu eğitimi sayesinde öğrenciler öğrendikleri konuları ilişkilendirebileceklerdir. Yine bilim kurgu eğitimi sayesinde öğrenciler ilave okumalar yapmak zorunda kalacaklardır. Öğrencilerin bilim kurgu yazıları yazabilmeleri için yakın gelecekte olabilecek çalışmaları tahmin etmeleri, teknolojik gelişmeleri ve güncel bilimsel çalışmaları takip etmeleri gerekmektedir. Tüm bu araştıra çalışmaları aynı zamanda fen öğretimi çalışmalarını da güçlendirecek ve öğrencinin bilime karşı motivasyonunu güçlendirecektir.

 


The Effect Of Brain Based Learning Approach On The Academic Achievement Of The 5th Grade Students In Science Course


Fevzi KAHRAMAN1, Hüseyin ARTUN1, Hasan BAKIRCI1, Atilla TEMUR1
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi


Abstract No: 162 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

It is a very important process to organize the teaching-learning process according to the working principle of the learning brain and to see how this planning is reflected on the students' academic achievement. The aim of this study is to investigate the academic achievement of the brain-based learning approach on 5th grade students in terms of friction force. In this study, a simple experimental method was used because it was processed through a single group and it was designed as a pretest-posttest. The study was carried out with 19 students in 5th grade of a middle school in the city of Van in the 2018-2019 academic year. Friction Force Achievement Test (FFAT), which was developed by the researchers, was used as the data collection tool. FFAT consists of 10 multiple choice questions. In order to ensure the validity of the tests, the questions in the test were exemplary of the whole subject content and each of the questions included in it covered the behavior at the best possible level. After the pre-test and post-test scores were obtained in the analysis of the data. The scores were entered into the SPSS 18 package program and the dependent t-test was applied. According to the results, it was determined that the change in the pre-test and post-test results showed a significant difference. It was concluded that this significant change occurred due to the activities performed during the application process.
 

Beyin Temelli Öğrenme Yaklaşımının Ortaokul 5. Sınıf Öğrencilerinin Fen Bilimleri Dersindeki Akademik Başarılarına Etkisi


Fevzi KAHRAMAN1, Hüseyin ARTUN1, Hasan BAKIRCI1, Atilla TEMUR1
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi


Bildiri No: 162 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Öğrenmeyi gerçekleştiren beynin çalışma prensibine göre öğretme-öğrenme sürecini organize etmek ve bu planlamanın öğrencilerin akademik başarısına ne şekilde yansıdığını görmek oldukça önemli bir süreçtir. Yapılan bu araştırmanın amacı da, beyin temelli öğrenme yaklaşımının ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin sürtünme kuvveti konusundaki akademik başarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada, deneme modellerinden tek bir grup üzerinden işlem gördüğünden ve ön test-son test olarak desenlendiği için basit deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırma, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Van ili merkezinde yer alan bir ortaokulun 5.sınıfında öğrenim gören 19 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacılar tarafında geliştirilen, Sürtünme Kuvveti Başarı Testi (SÜRBAT) kullanılmıştır.  SÜRBAT, çoktan seçmeli 10 sorudan oluşmaktadır. Testlerin kapsam geçerliğinin sağlanması için testteki soruların tüm konu içeriğini örneklemesine ve kapsadığı soruların her birinin ölçmek istediği davranışı en iyi derecede ölçmesine özen gösterilmiştir. Verilerin analizinde ön test ve son test puanları elde edildikten sonra puanlar SPSS 18 paket programına girilerek bağımlı t-testi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre ön test ve son test sonuçlarının gösterdiği değişimin anlamlı bir fark oluşturduğu analizler sonucunda belirlenmiştir. Bu anlamlı değişimin uygulama sürecinde yapılan etkinlikler sayesinde meydana geldiği sonucuna varılmıştır.
 


Investigation Of The Relationship Between Teacher Behaviors Encouraging Creativity And Teachers' Period Of Television Monitoring And The Period During The Social Media


Gülşah Batdal Karaduman1, Sevgi Balkan2
1İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa
2Milli Eğitim Bakanlığı


Abstract No: 269 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This research was conducted in the relational survey model to investigate the relationship between teacher behaviors that stimulate creativity and the time spent on teachers' television viewing time and social media. In the 2018 - 2019 academic year, 143 teachers from 8 schools participated in the study by coincidence sampling in the Sarıyer district of Istanbul. Teachers were given the Scale for Promoting Teachers of Creativity and Personal Information Form, and scoring was done through scales and forms. Whether there is a difference in creativity levels depending on gender, independent groups t - test, whether there is a difference in creativity levels depending on age groups is examined with ANOVA method. Before the application of these methods, the normality of the data was examined and it was found that the data were normal in accordance with the parametric tests. Pearson Moments Product Correlation Technique was used to determine the relationship between teacher behaviors encouraging creativity and the time spent on teachers' television viewing time and social media. According to the results of the analysis, there was a weak negative relationship between the behaviors of encouraging teacher creativity and the time spent on teachers' television viewing time and social media. Teachers' incitement to creativity, teacher behaviors, time to watch television and the time they spent on social media were examined separately in terms of gender and age groups.

Yaraticiliğa Teşvi̇k Edi̇ci̇ Öğretmen Davranişlari İle Öğretmenleri̇n Televi̇zyon İzleme Süreleri̇ Ve Sosyal Medyada Geçi̇rdi̇kleri̇ Süre Arasindaki̇ İli̇şki̇ni̇n İncelenmesi̇


Gülşah Batdal Karaduman1, Sevgi Balkan2
1İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa
2Milli Eğitim Bakanlığı


Bildiri No: 269 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırma yaratıcılığa teşvik edici öğretmen davranışları ile öğretmenlerin televizyon izleme süreleri ve sosyal medyada geçirdikleri süre arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla ilişkisel tarama modelinde yapılmıştır. Araştırmaya 2018 – 2019 eğitim – öğretim yılında İstanbul ili, Sarıyer ilçesinde bulunan tesadüf örnekleme ile 8 okulda görev yapan sınıf ve branş olmak üzere 143 öğretmen katılmıştır. Öğretmenlere “Yaratıcılığa Teşvik Edici Öğretmen Davranışları Ölçeği” ve “Kişisel Bilgiler Formu” verilmiş, ölçekler ve formlar aracılığıyla puanlamalar yapılmıştır. Cinsiyete bağlı olarak yaratıcılık düzeylerinde farklılık olup olmadığı bağımsız gruplar t – testi, yaş gruplarına bağlı olarak yaratıcılık düzeylerinde farklılık olup olmadığı ANOVA yöntemi ile incelenmiştir. Bu yöntemlerin uygulanmasından önce verilerin normalliği incelenmiş ve verilerin parametrik testlere uygun olacak şekilde normal olduğu görülmüştür. Yaratıcılığa teşvik edici öğretmen davranışları ile öğretmenlerin televizyon izleme süreleri ve sosyal medyada geçirdikleri süre arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik, Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Tekniği kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, yaratıcılığa teşvik edici öğretmen davranışları ile öğretmenlerin televizyon izleme süreleri ve sosyal medyada geçirdikleri süre arasında negatif yönlü zayıf düzeyde bir ilişki çıkmıştır. Öğretmenlerin, yaratıcılığa teşvik edici öğretmen davranışları ile televizyon izleme süreleri ve sosyal medyada geçirdikleri süreleri cinsiyet ve yaş grupları açısından ayrı ayrı incelenmiş, kadın erkek öğretmenlerin ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık çıkmamıştır ancak yaş grupları arasında farklılık bulunmaktadır.


The Relationship Between Reading And Mathematical Attitudes Of Primary School Students 4th Class


Gülşah Batdal Karaduman1, Esra Örs2
1İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa
2Milli Eğitim Bakanlığı


Abstract No: 308 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it is aimed to determine whether there is a relationship between the reading attitude and mathematics attitude of the 4th grade students. Relational scanning model of quantitative research methods were used in the research. The study group consists of 361 4th grade students from 3 different primary schools in Bağcılar and Küçükçekmece districts of Istanbul. As data collection tool adapted to Turkish by Hacıömeroğlu "Attitudes Towards Mathematics Short Form" and the Turkish Adaptation Study of Attitude Towards Reading for Grades 1-6., which was adapted to Turkish by Kocaarslan, it is used. Correlation analysis was conducted to determine the relationship between reading attitude and mathematics attitude, and it was also interested in whether there was a significant difference in terms of gender and parental education. T test and anova analysis were performed to see if there is any difference in terms of gender and parent education status. As a result, a positive relationship was found between reading attitude and math attitude. While there was a significant difference between reading attitude and gender, no significant difference was found between math attitude and gender. Furthermore, no significant relationship was found between the attitudes of reading attitude and mathematics to the educational status of parents.
 

İlkokul 4. Sınıf Öğrencilerinin Okuma Tutumu Ve Matematik Tutumu Arasındaki İlişkinin İncelenmesi


Gülşah Batdal Karaduman1, Esra Örs2
1İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa
2Milli Eğitim Bakanlığı


Bildiri No: 308 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmada ilkokul 4. Sınıf öğrencilerinin okuma tutumu ile matematik tutumu arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul’un Bağcılar ve Küçükçekmece ilçelerinde bulunan 3 farklı ilkokulun 361 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Hacıömeroğlu tarafından Türkçeye uyarlanan “Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği Kısa Formu” ölçeği ve Kocaarslan tarafından Türkçeye uyarlanan “Garfield” Görselli 1-6. Sınıflar İçin Okumaya Yönelik Tutum Ölçeğinin Türkçe Uyarlama Çalışması ölçeği kullanılmıştır. Okuma tutumu ile matematik tutumu arasındaki ilişkiyi belirlemek için korelasyon analizi yapılmış, ayrıca cinsiyet ve veli eğitim durumları açısından anlamlı bir fark görülüp görülmediğiyle ilgilenilmiştir. Cinsiyet ve veli eğitim durumları açısından fark olup olmadığını görmek için t testi ve anova analizi yapılmıştır. Sonuçta okuma tutumu ile matematik tutumu arasında pozitif yönlü bir ilişki görülmüştür. Okuma tutumu ile cinsiyet arasında anlamlı bir farklılık görülürken, matematik tutumu ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Ayrıca okuma tutumu ve matematik tutumunun veli eğitim durumu ile arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır.
 


An Example Of Activity Related To The Use Of Socio-scientific Argumentation Method In Science Course


Erkan Özcan1, Ali Günay Balım1
1Dokuz Eylül Üniversitesi


Abstract No: 416 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Main aim of this study is to present an activity based on use of socio-scientific argumentation method and explain how to apply the activity with details. Within this aim, an activity will be developed based on ecosystems and biological variation concepts of 7th grade “Human and Environment Relations” unit. The activity will be prepared based on socio-scientific argumentation method and will be presented for 7th grade students. Within scope of this activity, students will start based on a socio-scientific issue and will complete the argumentation process in science course. This activity will cover six course hours total. As result, it's expected that using socio-scientific issues in argumentation will have positive effects on agumentation process and forming argument components. Also, when interviews and daily reports will be examined, it's expected that students will have good communication with their group mates and will bepleased to study together in second stage of the activity; argumentation process.
 

Sosyo-Bilimsel Argümantasyon Yönteminin Fen Bilimleri Dersinde Kullanımına İlişkin Bir Etkinlik Örneği


Erkan Özcan1, Ali Günay Balım1
1Dokuz Eylül Üniversitesi


Bildiri No: 416 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen Bilimleri Öğretim programının temel amacı araştıran-sorgulayan, etkili kararlar verebilen, problem çözebilen, kendine güvenen, işbirliğine açık, etkili iletişim kurabilen, sürdürülebilir kalkınma bilinciyle yaşam boyu öğrenen fen okuryazarı bireyler yetiştirmektir.  Sosyo-bilimsel konular argümantasyon ile birlikte kullanıldığında gündelik hayatla yakından ilişki olduğundan öğrencilerin ilgisini çeker ve gerçek düşüncelerinin ortaya çıkmasına fırsat verir. Bu doğrultuda sosyo-bilimsel argümantasyon büyük önem taşımaktadır. Argümantasyona dayalı öğretim yaklaşımı, öğrencilerin kendilerinin ve diğer arkadaşlarının modellerini sorguladıkları, kendi modellerini savunmak için bilim adamlarının düşünme sistemine uygun olarak destek, gerekçe ve kanıt kullandıkları, arkadaşlarının modellerinin yanlışlığını ortaya çıkarmak için de çürütmelerin yapıldığı sözlü/yazılı bir aktivite olduğundan, bu öğretim modeliyle mevcut modelin savunulması ve kabul görmeyen modellerin de çürütülmesi sonucunda kavramsal değişim gerçekleştirilir. Bu çalışmanın amacı, fen bilimleri dersinde soyo-bilimsel argümantasyon yönteminin kullanımına yönelik bir etkinliğin sunulmasıdır. Bu amaç doğrultusunda, 7. Sınıf “İnsan ve Çevre İlişkileri” ünitesinde yer alan bir konuya yönelik sosyo-bilimsel argümantasyon yöntemine dayalı bir etkinlik geliştirilerek sunulacaktır.  Bu etkinlik kapsamında öğrenciler fen bilimleri derslerinde sosyo-bilimsel bir konu üzerinden yola çıkarak argümantasyon sürecini gerçekleştireceklerdir. Bu etkinlik toplam 6 ders saatini kapsayacak şekilde geliştirilecektir. Sonuç olarak bu çalışmada argümantasyon etkinliklerinde sosyo-bilimsel konu kullanımının argümantasyon sürecine ve argüman unsurlarının oluşturulmasına yönelik bir etkinliğin geliştirilerek sunulması planlanmaktadır.  
 


The Effects Of Group Based Programming Approach On Creative Thinking Skills


Yunus Emre Özenoğlu1, Salih Birişçi2
1Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Abstract No: 242 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In line with the purposes of Information Technologies and Software Course Curriculum which was published by the Ministry of Education Instruction and Education Committee in the beginning of 2018, the aim was to provide the individuals with many concepts such as problem solving, creative thinking, information-processing thinking and algorithm designing skills. Therefore, it brings about the use of different methods and tools to teach programming at an early age and in a way that motivates students. In addition, various approaches have been introduced in the process of teaching programming and the process of group study based programming has been given place to by various researches. When evaluated from this perspective, it is required to examine the effects of group based programming process on learning outcomes. In this study, it is aimed to examine the effects of 5th grade students' creative thinking skills by conducting group based programming approach. The sample of the study consists of 17 fifth grade students studying in a private school in the first semester of 2018-2019 academic year. In the research process, one-group pre-test post-test experimental process was carried out and after the application, student opinions were obtained with the help of semi-structured interview forms. In this study, which was conducted in a period of six weeks, 'Creative Thinking Ability Scale' was applied to the students in the research group, pre-test and post-test was conducted and after the application opinions of the students about the application process were taken. In the analysis of the quantitative data obtained from the research, it was seen that the students' creativity levels increased slightly and also it was revealed that group study based programming process contributed positively to the development of creativity levels.

Grupla Programlama Yaklaşımının Yaratıcı Düşünme Becerileri Üzerindeki Etkisi


Yunus Emre Özenoğlu1, Salih Birişçi2
1Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 242 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulunun 2018 yılı başında yayınladığı Bilişim Teknolojileri ve Yazılım Dersi Öğretim Programları amaçları doğrultusunda problem çözme, yaratıcı düşünme, bilgi - işlemsel düşünme ve algoritma tasarlama becerileri gibi birçok kavramı barındıran kazanımları bireylere kazandırmayı hedeflemiştir.  Dolayısıyla, programlama eğitiminin erken yaşta ve öğrencilerin motive edecek bir şekilde öğretilmesi için farklı yöntem, araç ve gereçlerin kullanılmasını beraberinde getirmektedir.  Bunun yanısıra, programlama öğretimi sürecinde çeşitli yaklaşımlar ortaya konulmasıyla birlikte bunlar arasında grupla programlama yaklaşımı çeşitli araştırmalarca yer verildiği görülmektedir. Bu açıdan ele alındığında, grupla programla sürecinin öğrenme çıktıları üzerindeki etkisinin incelenmesi gereği duyulmaktadır. Bu çalışmada, ortaokul 5. Sınıf öğrencileriyle grup çalışmaları şeklinde gerçekleştirilen programlama öğretiminin yaratıcı düşünme becerileri üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim-öğretim yılı birinci yarıyılında, özel bir okulda Robotik ve Kodlama dersi kapsamında Lego Mindstorms Ev3 seti ile öğrenim görmekte olan 17 beşinci sınıf öğrencisiyle yürütülmüştür. Araştırma sürecinde tek gruplu ön-test son-test deneysel işlem gerçekleştirilmiş olup, uygulama sonrası öğrenci görüşleri yarı yapılandırılmış görüşme formları yardımıyla elde edilmiştir. Altı haftalık bir zaman diliminde gerçekleştirilen bu çalışmada, araştırma grubunda yer alan öğrencilere “Yaratıcı Düşünme Becerisi Ölçeği” ön test ve son test, uygulama öncesi ve sonrasında uygulanmış ve öğrencilerin uygulama sürecine ilişkin görüşleri alınmıştır. Araştırma sonucu elde edilen puanlar neticesinde öğrencilerin yaratıcılık düzeylerinde az miktarda olsa artış yaşandığı tespit edilirken, öğrencilerce yapılan görüşme verilerinin grupla programlama sürecini yaratıcılık düzeylerinin gelişimi yönünde olumlu katkı sağladığı belirlenmiştir.


Examination Of The Attitudes Of The Secondary School Students Regarding Computer Assisted Geography Teaching


Mehmet RAMAZANOĞLU1, Ali ÇETİN1
1Siirt Üniversitesi


Abstract No: 261 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this research is to examine the attitudes of secondary school students regarding computer assisted geography teaching. One-Group (Pre-test, Post-test) model which is one of the semi-experimental research methods has been used in the research.  The study group of the research includes 90 students who are receiving education in 9th grade of vocational and technical Anatolian high school located in the province of Siirt during the fall semester of 2018-2019 academic year and have voluntarily participated in the research. In the study, computer-assisted teaching materials were prepared by the researcher and computer and instructional technology students for two subjects which have been determined by the practitioner school teacher to be hard to learn for the students. These materials were used by the school teacher for four weeks in the teaching process. As the data collection tool, ‘’ Attitude towards Computer Assisted Geography Teaching’’ which is the second sub-dimension of the ‘’Attitude Scale for Computer Assisted Geography Teaching’’ developed by Gümüş and Özüpekçe (2013) was used before and after the implementation in the research. Frequency, percentage and arithmetic mean were used to analyse the obtained data. ‘’Kolmogorov-Smirnov test’’ was applied to show the homogeneity distribution of the data. The data were analysed by Wilcoxon signed rank test for related samples. In addition, the effect of the significant difference between pre-test and post-test scores was determined by Cohen's d analysis and the results of this analysis were compared with the effect sizes of the other computer-assisted teaching materials in the literature. As a result of the research, it was observed that computer-assisted practices in geography teaching had a positive impact on the attitudes. Therefore, it can be recommended to integrate computer-assisted practices into geography curriculum which are at different levels.

Ortaokul Öğrenci̇leri̇n Bi̇lgi̇sayar Destekli̇ Coğrafya Öğreti̇mi̇ne Yöneli̇k Tutumlarinin İncelenmesi̇


Mehmet RAMAZANOĞLU1, Ali ÇETİN1
1Siirt Üniversitesi


Bildiri No: 261 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerin bilgisayar destekli coğrafya öğretimine yönelik tutumlarını incelemektir. Araştırmada yarı deneysel araştırma yöntemlerinden tek grup (ön test-son test) modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Siirt il sınırları içerisinde bulunan mesleki ve teknik anadolu lisesinin 9. sınıfında öğrenim gören ve çalışmaya gönüllü katılan 90 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmanın uygulayıcı okul öğretmeni tarafından belirlenen öğrencilerin zorlandığı iki konu için araştırmacı ve bilgisayar ve öğretim teknolojileri öğrencileri tarafından bilgisayar destekli öğretim materyalleri hazırlanmıştır. Bu materyaller okul öğretmeni tarafından dört hafta süre ile eğitim sürecinde kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak uygulama öncesi ve sonrasında Gümüş ve Özüpekçe (2013) tarafından geliştirilen “Bilgisayar Destekli Coğrafya Öğretimine Yönelik Bir Tutum Ölçeğinin” 2. Boyutu “Bilgisayar Destekli Coğrafya Öğretimine Karşı Tutum” kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde frekans, yüzde ve aritmetik ortalama kullanılmıştır. Verilerin homojenlik dağılımını göstermek için “Kolmogorov-Smirnov testi” uygulanmıştır. Veriler ilişkili örneklemler için Wilcoxon işaretli sıralar testi ile analiz edilmiştir. Araştırmada ayrıca öntest-sontest puanları arasında oluşan anlamlı farklılığın ne boyutta bir etki büyüklüğüne sahip olduğu Cohen's d analizi ile tespit edilmiş ve bu analiz sonucu literatürdeki diğer bilgisayar destekli öğretim materyallerinin etki büyüklükleri ile karşılaştırılmıştır. Araştırma sonucunda coğrafya öğretiminde bilgisayar destekli uygulamalarının tutuma olumlu düzeyde anlamlı bir etkisinin olduğu görülmüştür. Dolasıyla bilgisayar destekli uygulamalarının farklı düzeylerdeki coğrafya öğretim programlarına entegre edilmesi önerilebilir


Digital Game Addiction And Reflections Of Vocational High School Students


Erhan ÇİFTCİ1, Abdullah KUZU2, Hasan KARAL1
1Trabzon Üniversitesi
2İzmir Demokrasi Üniversitesi


Abstract No: 266 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Nowadays, digital narratives, internet generation or game generation is growing rapidly and uncontrolled in digital games. As a result, the concept of digital game addiction has emerged. This concept has attracted the attention of researchers in the field of psychiatry, technology and game designers.  In this study, it is tried to reveal the reasons of being dependent on digital games and the effects of digital game addiction on vocational high school students. In addition, the elements of the game that allows participants to play the game elements were tried to determine. In this study, qualitative research method is used. A semi-structured interview form was used as a measurement tool. The sample of the study consisted of 25 game-addicted students studying in the fields of Electrical Electronics and Information Technologies in 9,10,11 and 12th grade in a vocational high school in İzmir. Among the findings of the study, the elements of play which attracted the interest of the vocational high school students in their plays will contribute to the researchers who will design educational games in this field. The reasons for game addiction will contribute significantly to the individuals and their parents who need to take precautions.

This study supported by 118R034 numbered TUBİTAK 1001 project.

Meslek Lisesi Öğrencilerinin Dijital Oyun Bağımlılığı Ve Yansımaları


Erhan ÇİFTCİ1, Abdullah KUZU2, Hasan KARAL1
1Trabzon Üniversitesi
2İzmir Demokrasi Üniversitesi


Bildiri No: 266 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde dijital yerli, internet nesli ya da oyun nesli olarak adlandırılan gençler arasında dijital oyunları aşırı ve kontrolsüz olarak oynama hızla artmaktadır. Bunun sonucunda dijital oyun bağımlılığı kavramı ortaya çıkmış ve bu kavram psikiyatri alanındaki araştırmacıların, teknoloji ve oyun tasarımcılarının ilgisini çekmiştir. Bu çalışmada meslek lisesi öğrencilerinin dijital oyunlara bağımlı olma nedenleri ve dijital oyun bağımlılığın meslek lisesi öğrencileri üzerindeki etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada katılımcıları oynadıkları oyunlara ilgi duymasını sağlayan oyun unsurları belirlenmeye çalışılmıştır.  Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada ölçme aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini İzmir ilinde yer alan bir meslek lisesinde 9,10,11 ve 12. sınıfta Elektrik Elektronik ve Bilişim Teknolojileri Alanlarında okuyan 25 oyun bağımlısı öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilecek bulgular arasında yer alan meslek lisesi öğrencilerinin oynadıkları oyunlarda ilgilerini çeken oyun unsurları bu alanda eğitsel oyun tasarlayacak araştırmacılara,  oyun bağımlılığı nedenleri ise bununla ilgili önlem alması gereken bireylere ve ebeveynlerine önemli katkılar sağlayacaktır.

Bu çalışma 118R034 numaralı TÜBİTAK 1001 projesi tarafından desteklenmektedir.


The Effect Of Augmented Reality Applications On Academic Achievement, Attitudes And Spatial Visualization Skills Of Vocational School Students In Technical Drawing Course


Sümeyye Çetin1, Şehnaz Baltacı Göktalay1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 343 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

New generation technologies create new learning environments. The aim of this study was to investigate the effect of using the augmented reality application during the technical visual arts lessons on the visualization skills and attitudes. The application included the "Projection and Appearance Removal" units of the Technical Drawing course. The augmented reality application was named BTRS by the researchers. The study was conducted for 8 weeks with a total of 33 students (26 boys and 7 girls) attending a vocational high school. A semi-experimental design with pretest-posttest control group was used for the quantitative part of the study, semi-structured interviews were used for the qualitative part. Lappan and Purdue Spatial Visualization Skill Scale, AR Attitude Scale and semi-structured interview form were used. Shapiro-Wilk Normality Test and Levene Homogeneity Test were performed during the study. The Mann-Whitney U and paired-samples t-test, the Wilcoxon signed-rank test were used for quantitative data. Qualitative data were analyzed by descriptive analysis method. The results of the study indicated that the AR Application did not have a significant effect on the achievement of the students and their spatial skills. However, it has been observed that the excitement and curiosity of students were increased. The students reported that the material was enjoyable, fun, interesting, remarkable, useful, easy to use, understandable and persistent. Rotating, zooming, and moving interactive digital models and buttons on the real world have attracted the students. The experimental group described the concepts that are abstract and require spatial thinking skills to be clearer and more practical.

Artırılmış Gerçeklik Uygulamalarının Teknik Resim Dersinde Ortaöğretim Öğrencilerinin Akademik Başarıları, Tutumları Ve Uzamsal Görselleştirme Becerilerine Etkisi


Sümeyye Çetin1, Şehnaz Baltacı Göktalay1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 343 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Yeni nesil teknolojiler yeni öğrenme ortamları yaratmaktadır. Bu çalışmada, Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinin Bilişim Teknolojileri bölümü 10. sınıflarda verilen Bilişim Teknik Resim dersinde artırılmış gerçeklik uygulaması kullanımının öğrencilerin uzamsal görselleştirme becerileri, akademik başarıları ve materyale yönelik tutumlarına etkisi incelenmiştir. Bu amaçla oluşturulmuş olan ve “İzdüşüm ve Görünüş Çıkarma” ünitelerini içeren artırılmış gerçeklik aplikasyonuna araştırmacılar tarafından BTRS adı verilmiştir. 8 haftalık deney süreci, meslek lisesinde öğrenim görmekte olan 26 erkek ve 7 kız olmak üzere toplam 33 öğrenci ile yürütülmüştür. Öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen olarak tasarlanan araştırmada ayrıca yarı yapılandırılmış görüşme kullanılmıştır. Uygulama başında ve sonunda, deney ve kontrol grubundaki öğrencilere Bilişim Teknik Resim Başarı Testi, Lappan Uzamsal Görselleştirme Beceri Ölçeği ve Purdue Uzamsal Döndürme Beceri Ölçeği, AR Tutum Ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nicel veriler Mann-Whitney U Testi, ilişkili örneklemler için t-testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar testi ile nitel veriler ise betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda artırılmış gerçeklik uygulamasının öğrencilerin başarılarına ve uzamsal becerilerine anlamlı düzeyde etkisi olmadığı saptanmıştır. Ancak öğrencilerin dersteki heyecanı ve merakının arttığı gözlemlenmiştir. Öğrenciler materyalin zevkli, eğlenceli, ilgi çekici, dikkat çekici, faydalı, kolay kullanılabilir ve anlaşılır olduğunu, ayrıca akılda kalıcılığının yüksek olduğunu ifade etmişlerdir. Gerçek dünya üzerinde dijital olarak beliren modeller ve butonlar ile etkileşim halinde olmaları, onları döndürme, yakınlaşıp uzaklaştırma, büyütüp küçültme gibi işlemler gerçekçilik hissini artırmış, öğrencilerin ilgisini çekmiştir. Soyut ve uzamsal düşünme becerileri gerektiren kavramların deney grubu öğrencileri tarafından daha net ve pratik açıklandığı görülmüştür.


An Investigation Of Undergraduate Students’ High School Physics Identities In Terms Of Various Demographic Variables


Erol Süzük1, Feral Ogan-Bekiroğlu1
1Marmara Üniversitesi


Abstract No: 375 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it was aimed to examine the high school physics identities of university students in the context of various variables. The conceptual framework of physics identity is a theoretical structure consisting of the sub-dimensions of the student's perception of competence, performance, interest and recognition by others (Hazari et al., 2010).
The study group of the research was determined by stratified objective sampling method. The study group consists of a total of 693 first year students of which 77.8% (n = 539) female and 22.2% (n = 154) male in a state university in Istanbul. The students continue their education in physics, mathematics, chemistry, biology, physics teacher, mathematics teacher, chemistry teacher, biology teacher and science teacher.
Physics Identity Scale developed by the researchers was used in the study. The results of the Kolmogorov-Smirnov test showed that the distribution of the physics identity scale data was within the normal distribution. In order to determine whether the high school physics identity scores of the undergraduate students in the study group differ according to various demographic variables, independent groups t-test, one-way analysis of variance, and one-way variance analysis were used. For multipe comparisons, if deviations were homogeneus for the test Levene, Tukey test and in the absence of homogeneity Tamhane's T2 test was used.
According to the findings, university students’ high school physics identity scores differed according to gender, department, high school type, and mother profession variables.  There was no differentiation between the groups according to mother's and father's education status, father's profession, sister's and brother’s profession, high school region and science center experience variables . Lastly, the results of the study were compared to and discussed with the results of the literature and then recommendations were made.
 

Üniversite Öğrencilerinin Lise Fizik Kimliklerinin Çeşitli Demografik Değişkenler Açısından İncelenmesi


Erol Süzük1, Feral Ogan-Bekiroğlu1
1Marmara Üniversitesi


Bildiri No: 375 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin lise fizik kimliklerinin çeşitli değişkenler bağlamında incelenmesi amaçlanmaktadır. Fizik kimliği kavramsal çerçevesi, öğrencinin fiziğe yönelik yeterlik, performans, ilgi ve başkalarınca tanınma algısı alt boyutlarından oluşan teorik bir yapı olup Hazari ve ark. (2010) tarafından geliştirilmiştir.
Araştırmanın çalışma grubu, tabakalı amaçsal örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Öğrenciler, büyükşehirde bulunan bir devlet üniversitesinin Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik, Kimya, Biyoloji ve Matematik bölümleri ile Eğitim Fakültesi Fizik, Kimya, Biyoloji, Matematik ve Fen Bilgisi Öğretmenliği birinci sınıf öğrencileridir. Araştırmaya 712 katılımcı dâhil edilmiştir. Katılımcıların veri toplama araçlarına verdiği yanıtlar ön değerlendirmeye tabi tutulmuş maddelerin çocuğunu boş bırakan (en az %5, Schafer, 1999) 19 gözlem analiz dışı bırakılmıştır. Analizler %77.8'si (n=539) kız ve %22.2'si (n=154) erkek öğrencilerden oluşan toplam 693 katılımcıdan elde edilen veriler kullanılarak gerçekleştirilmiştir.
Çalışmada araştırmacılar tarafından geliştirilen Lise Fizik Kimliği Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen puanların normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılan tek örneklem Kolmogorov-Smirnov testi sonucunda fizik kimliği ölçeği verilerinin dağılımının normal dağılıma uyduğu belirlenmiştir. Bu kapsamda; çalışma grubunu oluşturan öğrencilerin lise fizik kimliği puanlarının çeşitli demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi ve tek yönlü varyans analizi sonrasında fark olması durumunda farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için post hoc testlerinden Tukey (varyansların homojen olması durumunda) veya Tamhane's T2 (varyansların homojen olmaması durumunda) testi kullanılmıştır.
Elde edilen bulgulara göre, lise fizik kimliği puanları cinsiyet, bölüm, lise türü ve anne mesleği değişkenlerine göre bazı gruplarda farklılaşmakta iken anne ve baba öğrenim durumu, baba mesleği, kardeş mesleği, mezun olduğu lise bölgesi ve bilim merkezi deneyimi değişkenlerine göre ise gruplar arasında farklılaşma olmamıştır.  Çalışmanın son kısmında elde edilen sonuçların ilgili alan yazındaki sonuçlar ile karşılaştırması yapılarak tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.


Pre-service Science Teachers' Contextualized Knowledge On Reflection And Refraction


Hafife Bozdemir1, Ebru Ezberci Çevik2, Mehmet Altan Kurnaz1
1Kastamonu Üniversitesi
2Erciyes Üniversitesi


Abstract No: 30 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Nowadays, in science curriculum development and revision studies, it is emphasized to relate subjects to daily life and to address them from daily life contexts. Thus, life-based curricula are encountered. With these curricula, it is aimed that both students gain positive attitude and motivation towards science and make meaningful and permanent learning by establishing a relationship with their lives. Teachers who are the implementer of curricula have important roles in realizing these goals. In the context of life-based curricula, teachers have a responsibility to present the context and manage the process of creating a learning environment in terms of subjects or achievements. Teacher candidates will also become implementer in ensuring the effectiveness of these curricula to achieve the above-mentioned objectives in the near future. From this point of view, it is important to determine the status of associating teacher candidates with real world contexts.
In the research, refraction and reflection subjects were taken and it was aimed to determine that science teacher candidates associate these phenomena with the given contexts and whether they could apply these phenomena in contexts. The study group consisted of 40 pre-service science teachers studying in a faculty of education in the Western Black Sea Region. The data were gathered by a standardized two-stage multiple-choice test developed in accordance with the relevant literature. The first stage questions were consisted of multiple-choice questions, and the second-stage questions consist of open-ended questions. The first stage questions were required knowledge of the context. The second stage questions were required contextualization of physics knowledge in the relevant context. The questions in the first stage where there were multiple choice questions are quantitatively and the other questions are analyzed qualitatively. The answers of teacher candidates were categorized in qualitative dimension.
As a result of the research, it was seen that most of the teacher candidates had the knowledge of the context. In the second stage questions, it was determined that they could not use physics knowledge about the contexts in the questions and they gave answers containing alternative ideas and drawings. In the light of these findings, it is concluded that teacher candidates have contextual knowledge about diffraction and reflection subjects but they have not been able to contextualize physics knowledge. In teaching physics subjects, it is recommended that teacher candidates should be given information about how to use physics knowledge in context with context examples.

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Yansıma Ve Kırılma Konusundaki Bağlamlaşmış Bilgileri


Hafife Bozdemir1, Ebru Ezberci Çevik2, Mehmet Altan Kurnaz1
1Kastamonu Üniversitesi
2Erciyes Üniversitesi


Bildiri No: 30 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde, fen bilimlerinde gerek dünyada gerekse ülkemizde program geliştirme ve revize çalışmalarında konu ve kavramların günlük hayatla ilişkilendirmesine ve günlük hayattan alınan bağlamlardan yola çıkarak ele alınmasına vurgu yapılmaktadır. Böylece yaşam temelli programlar karşımıza çıkmaktadır. Bu programlarla birlikte öğrencilerin fen bilimlerine yönelik hem olumlu tutum ve motivasyon kazanmaları hem de hayatla ilişki kurarak anlamlı ve kalıcı öğrenmeler gerçekleştirmeleri amaçlanmaktadır. Programların uygulayıcısı olan öğretmenlerin de bu amaçları gerçekleştirmede önemli rolleri bulunmaktadır. Yaşam temelli programlar kapsamında konu veya kazanımlar bakımından öğrenme ortamı oluşturmada bağlamı sunma ve süreci yönetme noktasında öğretmenlere görev düşmektedir. Öğretmen adayları da yakın gelecekte yukarda bahsedilen amaçları gerçekleştirmek için bu programların etkililiğini sağlamada uygulayıcı konumuna gelecektir. Bu noktadan hareketle öğretmen adaylarının gerçek dünya bağlamlarıyla ilişkilendirme durumlarını belirlemek önemli görülmektedir.
Araştırmada kırılma ve yansıma konuları alınmıştır ve fen bilimleri öğretmen adaylarının verilen bağlamlarla bu olguları ilişkilendirmeleri ve bağlamlarda yine bu olguları uygulayıp uygulayamadıklarını tespit etmek amaçlanmıştır. Çalışma grubunu Batı Karadeniz Bölgesi'ndeki bir eğitim fakültesinde öğrenim görmekte olan 40 fen bilimleri öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, ilgili literatürle uyumlu olarak geliştirilen standartlaşmış iki aşamalı çoktan seçmeli sorulardan oluşan bir test ile toplanmıştır. İlk aşama soruları çoktan seçmeli, ikinci aşama sorularıysa açık uçlu sorulardan oluşmaktadır. İlk aşama soruları bağlam bilgisini bilmeyi gerektirmektedir. İkinci aşama sorularıysa ilgili bağlama dair fizik bilgilerini bağlamlaştırmayı gerektirmektedir. Çoktan seçmeli soruların olduğu ilk aşamadaki sorular nicel, diğer sorular nitel olarak analiz edilmiştir. Nitel boyutunda öğretmen adaylarının verdikleri cevaplar kategorize edilmiştir.
Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının, ilk aşama sorularından hareketle, çoğunluğunun bağlam bilgisine sahip olduğu görülmüştür. İkinci aşama sorularında, sorulardaki bağlamlarla ilgili fizik bilgilerini kullanamadıkları ve alternatif fikirler ve çizimler içeren cevaplar verdikleri tespit edilmiştir. Bu bulgular doğrultusunda öğretmen adaylarının kırınım ve yansıma konularına dair bağlam bilgisi olduğu ancak fizik bilgilerini bağlamlaştırma da başarılı olamadıkları sonucuna varılmıştır. Fizik konularının öğretiminde, öğretmen adaylarına bağlam örnekleriyle beraber fizik bilgilerini o bağlamda nasıl kullanacaklarına dair bilgiler de verilmesi önerilmektedir.


Determination Of The Entrepreneurship Skills Of The Sixth Grade Students


Feyza Vurgun1, Oktay Bektaş1
1Erciyes Üniversitesi


Abstract No: 60 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to determine the entrepreneurship skill levels of the sixth grade students and to determine whether these skills differ in terms of various variables. In this study, a survey pattern of the quantitative research method was used. Participants were selected by cluster sampling model which is a type of random sampling method. 469 sixth grade students participated in the study. “Science-Based Entrepreneurship Skills Scale” was used as the data collection tool. The content validity was executed before the application of the scale and a criterion and construct validity study was performed after the administration of the scale. In addition, the reliability of the scores obtained from the scale was calculated with the Cronbach Alpha Reliability Coefficient. This coefficient was found to be 0.86. Therefore, after the validity and reliability study was completed, the scale was finalized. In the last case, a three-factor structure consisting of 14 items was determined. In the data analysis, the descriptive and inferential statistical analysis was performed. As a result, it was determined that the scores of the students were normally distributed. In addition, the necessary inferential statistical analyzes were conducted in accordance with the sub problems. As a result of the analyzes, it was found that the level of entrepreneurship of the sixth grade students towards the science was “high". In addition, it was determined that the entrepreneurship scores of students who did experiments in their courses were significantly higher than the students who did not perform experiments in their courses. Similarly, the entrepreneurship scores of students who participated in the science festival were more significant than the students who did not participate in that festival. On the other hand, there was no statistically significant difference between the genders and the professions of the fathers of the students in terms of entrepreneurship scores. As a result, it can be interpreted that the entrepreneurship scores of students who did experiments in their courses are higher since the experiments keep the students active, increase the scientific process skills and communication. Similarly, the high number of entrepreneurship skills of the students who participate in the science festival can be interpreted as increasing the students' communication skills. The fact that entrepreneurship skills are not different between the gender may result in their not being affected by the culture they depend on. The fact that the entrepreneurship scores are not different in terms of the father's profession led them to conclude that they did not observe enough entrepreneurship skills from their fathers. Based on these results, it has been suggested that science teachers should include experiments and observations in their lessons and students should develop projects that will enable them to create a product. In addition, teachers have been advised to plan their teaching activities in order to ensure their students have good communication with their friends and their families and in order to increase their entrepreneurship skills.

Altıncı Sınıf Öğrencilerinin Fen’e Yönelik Girişimcilik Becerilerinin Belirlenmesi


Feyza Vurgun1, Oktay Bektaş1
1Erciyes Üniversitesi


Bildiri No: 60 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı altıncı sınıf öğrencilerinin fene yönelik girişimcilik beceri düzeylerini belirlemek ve bu becerilerin çeşitli değişkenler açısından farklılık gösterip göstermediğini tespit etmektir. Bu çalışmada nicel araştırma yönteminin bir deseni olan tarama deseni kullanılmıştır. Rastgele örneklem yönteminin bir türü olan küme örnekleme modeli ile katılımcılar seçilmiştir. Çalışmaya 469 altıncı sınıf öğrencisi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak “Fen’e Yönelik Girişimcilik Becerileri Ölçeği” kullanılmıştır. Ölçeğin uygulanmasından önce kapsam geçerliği, uygulandıktan sonra ölçüt ve yapı geçerliği çalışması yapılmıştır. Ayrıca, ölçekten elde edilen puanların güvenirliği “Cronbach Alpha Güvenirlik Katsayısı” ile hesaplanmıştır. Bu katsayı 0.86 olarak bulunmuştur. Dolayısıyla, geçerlik ve güvenirlik çalışması tamamlandıktan sonra ölçeğe son hali verilmiştir. Ölçeğin son halinde 14 maddeden oluşan üç faktörlü bir yapı belirlenmiştir. Verilerin analizinde, öğrencilerin bu ölçekten aldığı toplam puanların betimsel istatistik analizi yapılmıştır. Bunun sonucunda öğrencilerin uygulanan ölçekten aldığı puanların normal dağıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca, analiz kapsamında alt problemler doğrultusunda gerekli çıkarımsal istatistik analizleri yapılmıştır. Analizler sonucunda, altıncı sınıf öğrencilerinin fene yönelik girişimcilik düzeylerinin “yüksek” düzeyde olduğu bulunmuştur. Ayrıca, çalışmada deney yapılan derslerde bulunmuş öğrencilerin girişimcilik puanları, derslerinde deney uygulanmayan öğrencilere göre istatistiksel olarak daha anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde, bilim şenliğine katılan öğrencilerin girişimcilik puanları katılmayan öğrencilere göre daha anlamlı bulunmuştur. Öte yandan, cinsiyetler arasında ve öğrencilerin babalarının yaptığı meslekler arasında girişimcilik puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark çıkmamıştır. Sonuç olarak, girişimcilik puanlarının deney yapan gruplarda fazla çıkması, deneylerin öğrencileri aktif tutması, bilimsel süreç becerilerini ve iletişimi artırmasıyla yorumlanabilir. Benzer şekilde bilim şenliğine katılan öğrencilerin girişimcilik becerilerinin fazla olması, bu şenliğin öğrencilerin iletişim becerilerini artırdığı şeklinde yorumlanabilir. Cinsiyetler arasında girişimcilik becerilerinin farklı olmaması, onların bağlı olduğu kültürden etkilenmemeleri sonucunu doğurabilir. Baba mesleği açısından girişimcilik puanlarının farklı olmaması ise, onların babalarından yeterince girişimcilik becerilerini gözlemleyemedikleri sonucunu doğurmuştur. Bu sonuçlardan hareketle fen bilimleri öğretmenlerinin derslerinde deney ve gözleme yer vermesi ve öğrencilerin bir ürün geliştirmesini sağlayacak projeler oluşturması önerilmiştir. Ayrıca, öğretmenlere, öğrencilerinin girişimcilik becerilerini artırmak için arkadaşlarıyla ve aileleriyle iyi iletişim halinde olmalarını sağlayacak bir öğretim planlamaları önerilmiştir.


Entrepreneurship Education Policies And Examples From International Applications


Sedat Uçar1
1Çukurova Üniversitesi


Abstract No: 91 - Abstract Presentation Type: Oral Paper


      In recent years, the education community has begun to hear the word “entrepreneurship” frequently. Especially after the introducing of STEM (Science Technology Engineering and Mathematic) approach with the educational community, the words of innovation and entrepreneurship were pronounced side by side and entered the literature of many educators. This concept was not only entered to the Turkish educators’ agenda but also it entered the agenda of every educator all around the world. In fact, it is not possible for a concept in the globalized world to enter the agenda of a country but not on the agenda of other countries. Then there are a number of common denominators that move entrepreneurship to the agenda of many countries. These common denominators are generally international strategy documents that have an impact on the global level, the reports of international organizations such as the United Nations and the European Union, or the general orientations, which cannot be avoided in parallel with the opportunities offered by technology. In this study, reports, strategy documents and future aims published by international organizations were examined and how entrepreneurship was entered into educational policies was assessed. Different implementation strategies of entrepreneurship education of some countries will be presented comparatively.
 

Girişimcilik Eğitimi Politikaları Ve Uluslararası Uygulama Örnekleri


Sedat Uçar1
1Çukurova Üniversitesi


Bildiri No: 91 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Son yıllarda eğitim camiasının sıklıkla duymaya başladığı kelimelerden biri olmaya başladı girişimcilik. Özellikle de STEM (Science Technology Engineering ve Matematic) yaklaşımının yoğun olarak eğitim camiası ile karşılaştırılmasından sonra inovasyon (yenilik) ve girişimcilik kelimeleri yan yana telaffuz edilerek birçok eğitimcinin literatürüne girdi. Bu kavram sadece Türkiye’de değil dünyanın her eğitimcilerin gündemine girmeye başladı. Aslında globalleşmiş dünyada bir kavramın bir ülkenin gündemine girip diğer ülkelerin gündemine girmemesi mümkün değildir.   Öyleyse girişimciliği birçok ülkenin gündemine taşıyan bir takım ortak paydalar bulunmaktadır. Bu ortak paydalar genelde küresel anlamda etki yaratan uluslararası strateji belgeleri, birleşmiş milletler ve Avrupa birliği gibi uluslararası kuruluşların raporları veya genel yönelimlerdir ki bunlar teknolojinin sunduğu imkânlara paralel olarak kaçınılması imkânsız yaşam şekilleridir. Bu çalışmada uluslararası kuruluşlar tarafından yayınlanan raporlar, strateji belgeleri ve geleceğe yönelik hedefler incelenmiş ve girişimcilik kavramının eğitim politikalarına nasıl girdiğini, farklı uygulama stratejilerini ortaya koyacak ve belirlenen bazı ülkelerin girişimcilik konusunda eğitim politikaları ile ülkemizde uygulanan girişimcilik eğitimi politikaları karşılaştırmalı olarak sunulacaktır.
 


An Investigation Of Science Textbooks With Respect To The Concept Of Entrepreneurship


Ilgım Özergun1, Sevil Akaygün1
1Boğaziçi Üniversitesi


Abstract No: 133 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the 21st century, people can adapt to the globalizing world as entrepreneurial individuals. Entrepreneurship is the ability to perceive problems, produce creative solutions, and adapt them into real life. Consumer societies are declining on the contrast, societies that values production and entrepreneurship continue to develop. Entrepreneurialism can be intrinsic or acquired through education. Since Turkey, as a developing country, targets to have entrepreneur individuals in the society, the concept of entrepreneurship has been introduced in education.
Science curriculum is revised in order to children have inquiry, ask questions and produce solutions to problems. Then, the concept of “entrepreneurship” has been included in the science curriculum which was revised in 2018. Entrepreneurship has been addressed in the units both in terms of the subjects and as project development process in the topics of “Science, Engineering, and Entrepreneurship Practices” and “Scientific Research and Engineering Design Processes”. Textbooks are essential materials for learning environments. The aim of this study is to investigate how entrepreneurship concept is covered in the middle school (5-8th class) science textbooks. The concept of entrepreneurship in the textbooks were analysed with respect to the dimensions; participation in the project, creativity, problem solving skills, communication, and responsibility. determined by Deveci and Çepni (2014).
According to the preliminary findings of the study, there is one project at the end of each unit with the title of “Science Engineering and Entrepreneurship Applications”. At 5th grade characteristics of scientist and scientific method are explained. In 6th grade “Scientific Research and Engineer Design” progress was processed and  repeated at 7th grade. In 8th grade, “Design Process Cycle” and “Scientific Process Cycle” are shown by a diagram. As a result, the concept of entrepreneurship is included in each class together with the revised science curriculum and the texts are supported with visuals.
 

Fen Bilimleri Ders Kitaplarının Girişimcilik Kavramı Açısından İncelenmesi


Ilgım Özergun1, Sevil Akaygün1
1Boğaziçi Üniversitesi


Bildiri No: 133 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

21. yüzyılda teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte küreselleşen dünyaya ancak girişimci bireyler olarak uyum sağlayabiliriz. Girişimcilik, problemleri sezme, yaratıcı çözüm üretme ve çözümü hayata geçirerek insan yaşamını kolaylaştırma becerisidir. Günümüzde tüketici toplumlar gerilerken, üretken ve girişimciliğe önem veren toplumlar gelişmelerini sürdürmektedir. Girişimcilik ruhu doğuştan geldiği gibi eğitimle de bireye kazandırılabilir ve geliştirilebilir. Gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye de girişimci bireyler yetiştirmeyi hedeflemektedir. Bu nedenle, son yıllarda girişimcilik eğitimde yer almaya başlamıştır.
Fen bilimleri öğretim programı araştıran, soru soran, problemlere çözüm üreten bireyler yetiştirmek amacıyla güncellenmektedir. Bu amaç doğrultusunda, fen bilimleri öğretiminde “girişimcilik” kavramına 2018’de güncellenen öğretim programında yer verilmiştir. Girişimcilik, “Fen Mühendislik ve Girişimcilik Uygulamaları” ve “Bilimsel Araştırma ve Mühendislik Tasarım Süreçleri” başlıklarıyla hem ünite içerisinde konulara hem de proje geliştirme süreci olarak kazanımlara eklenmiştir. Ders kitapları öğrenciler için öğrenme ortamlarının vazgeçilmez materyallerindendir. Bu çalışmanın amacı, girişimcilik kavramının 2018 yılı fen bilimleri öğretim programına uygun olarak hazırlanmış ortaöğretim (5-8 sınıf) ders kitaplarında girişimcilik kavramının nasıl ele alındığının araştırılmasıdır. Çalışmada, ders kitaplarında yer alan metin ve görsellerde girişimcilik boyutları ve boyutların nasıl ele alındığı incelenecektir. Girişimcilik, Deveci ve Çepni (2014) tarafından belirlenen projeye katılım, yaratıcı özellikler, problem çözme, iletişim ve sorumluluk alma boyutlarına göre incelenmiştir.
Çalışmanın ilk bulgularına göre, 5. sınıftan 8. sınıfa kadar her ünitenin sonunda “Fen Mühendislik ve Girişim Uygulamaları” başlığında birer adet olmak üzere toplam 7 adet proje yer almaktadır.  Projelerin anlatımında görsellerden yararlanılmıştır. Projelerin yanı sıra, 5. Sınıfta bilim insanının özellikleri ve bilimsel yöntem basamakları açıklanmıştır. 6. Sınıfta “Bilimsel Araştırma ve Mühendis Tasarım süreci işlenmiş, 7. Sınıfta süreçler tekrar edilmiştir. 8. sınıfta “Tasarım Süreç Döngüsü” ve “Bilimsel Süreç Döngüsü” şema olarak gösterilmiştir. Sonuç olarak yenilenen fen bilimleri öğretim programıyla birlikte her sınıfta girişimcilik kavramına yer verildiği, metinlerin görsellerle desteklendiği görülmüştür.
 


Investigation Of Personality, Entrepreneurship Intensity And Emotional Intelligence Levels


Neslihan YAVAŞOĞLU1, Nilgün YENİCE1
1Adnan Menderes Üniversitesi


Abstract No: 471 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to reveal the entrepreneurial personality traits, entrepreneurial intention and emotional intelligence levels of science teacher candidates and to determine the relationship between factors. The study group of the study consisted of 1585 science teacher candidates studying in science education department of the universities in the Aegean Region in the 2017-2018 academic year. ”Entrepreneurial Personality Scale“, “Entrepreneurship Intention Scale“ and amacıyla Emotional Intelligence Scale aday were applied to science teacher candidates in order to collect data. Descriptive statistical methods (frequency, percentage, mean, standard deviation) and Kruskal Wallis H-test, Mann Whitney U-test and correlation analysis were used for data analysis. According to the results of the study, it was determined that the entrepreneur personality traits, entrepreneurial intentions and emotional intelligence levels of the prospective science teachers did not show a significant difference according to their variables. It has been concluded that the entrepreneurial personality traits, entrepreneurial intentions and emotional intelligence levels of the prospective science teachers show a significant difference according to the university. In addition, it was found that there was a significant relationship between the prospective science trainees' entrepreneur personality traits and entrepreneurial intentions, entrepreneurial personality traits and emotional intelligence levels, emotional intelligence levels and entrepreneurial intentions.

Fen Bi̇lgi̇si̇ Öğretmen Adaylarinin Gi̇ri̇şi̇mci̇ Ki̇şi̇li̇k Özelli̇kleri̇, Gi̇ri̇şi̇mci̇li̇k Ni̇yeti̇ Ve Duygusal Zekâ Düzeyleri̇ni̇n İncelenmesi̇


Neslihan YAVAŞOĞLU1, Nilgün YENİCE1
1Adnan Menderes Üniversitesi


Bildiri No: 471 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının girişimci kişilik özellikleri, girişimcilik niyeti ve duygusal zekâ düzeylerini ortaya koymak ve değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Ege Bölgesindeki üniversitelerin eğitim fakültesi fen bilgisi öğretmenliği anabilim dalında öğrenim gören 1585 fen bilgisi öğretmen adayı oluşturmaktadır. Fen bilgisi öğretmen adaylarına verilerin toplanması amacıyla, “Girişimci Kişilik Ölçeği”, “Girişimcilik Niyeti Ölçeği” ve “Duygusal Zekâ Ölçeği” uygulanmıştır. Verilerin analizinde, tanımlayıcı istatistiksel metotlar (Frekans, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) ile Kruskal Wallis H-testi, Mann Whitney U-testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, fen bilgisi öğretmen adaylarının girişimci kişilik özelliklerinin, girişimcilik niyetlerinin ve duygusal zekâ düzeylerinin cinsiyet, sınıf düzeyi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmen adaylarının girişimci kişilik özelliklerinin, girişimcilik niyetlerinin ve duygusal zekâ düzeylerinin öğrenim görülen üniversiteye göre anlamlı bir farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, fen bilgisi öğretmen adaylarının girişimci kişilik özellikleri ve girişimcilik niyetleri, girişimci kişilik özellikleri ve duygusal zekâ düzeyleri, duygusal zekâ düzeyleri ile girişimcilik niyetleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir.


Views Of The 5th Grade Students In The Middle School: Samsun Example


Dr.Evşen AYMEN PEKER1, Erol TAŞ2
1Tevfik ileri İmam Hatip Ortaokulu
2Ordu Üniversitesi


Abstract No: 168 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of the research is to reveal the opinions of the students about the games after the use of classical and technologically supported games developed in the class of the 5th Grade Science course, in Let's Travel and Learn about the Living World in, and to determine what kind of games these students like to play.
226 students from three different schools in Samsun participated in the study, which was conducted in the qualitative research model was carried out in the phenomenology, in the 2014-2015 academic year. After six weeks of practice; In order to determine the students' views on play, a semi-structured interview was conducted with 95 of the students. In the selection of students, maximum diversity sampling method was applied. 
In order to determine what kind of games the students like to play, all the students participating in the study were given a form to write the games they like to play, and the frequency tables were obtained by using the data obtained from the forms.
As a result of the research, it was determined that the game was used to express the concepts of entertainment and learning for both the experimental groups and the control group students. 
When the data about the first three words that come to mind of the students are evaluated; When the game is called, it is concluded that the first word that comes to the students' mind is fun, then learning, lesson and knowledge. Students also expressed the feelings they felt during the game. 
. It was concluded that students thought games, whether technology assisted or educational, were effective on their learning and students liked playing 33 games which were not technology based and 88 games which were technology based.

Ortaokul 5.sınıf Öğrencilerinin Oyun Konusundaki Görüşleri: Samsun İli Örneği


Dr.Evşen AYMEN PEKER1, Erol TAŞ2
1Tevfik ileri İmam Hatip Ortaokulu
2Ordu Üniversitesi


Bildiri No: 168 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Araştırmanın amacı ortaokul 5.sınıf Fen bilimleri dersi, Canlılar Dünyasını Gezelim ve Tanıyalım ünitesi ile ilgili geliştirilen klasik ve teknolojik destekli oyunların derslerde kullanımı sonrası öğrencilerin oyunlar konusundaki görüşlerini ortaya koymak ve bu yaş grubu öğrencilerin daha çok ne tür oyunlar oynamaktan hoşlandığını tespit etmektir.
Nitel araştırma modeli içinde yer alan olgu bilim deseninde yürütülen bu çalışmaya 2014-2015 eğitim öğretim yılında Samsun’da üç farklı okulda eğitim gören 226 öğrenci katılmıştır. Altı haftalık uygulama sonrasında öğrencilerin oyun konusundaki görüşlerini belirlemek üzere örneklemdeki öğrencilerden 95 tanesi ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin seçiminde maksimum çeşitlilik örneklemesi yöntemine başvurulmuştur. Mülakatta öğrencilerden oyunu tanımlamaları, oyun denildiğinde akıllarına gelen ilk üç kelimeyi ifade etmeleri istenmiştir. Öğrencilerin verdiği yanıtlar MS Excel programında her öğrenci için ayrı ayrı yazılmış, daha sonra bu kavramların tekrarlanma durumlarına göre frekans tablosu elde edilmiştir.
Öğrencilerin ne tür oyunları oynamaktan hoşlandığını belirleyebilmek için çalışmaya katılan tüm öğrencilere, oynamaktan hoşlandıkları oyunları yazabilmeleri için bir form verilmiş, formlardan elde edilen veriler kullanılarak frekans tabloları elde edilmiştir.
Araştırma sonucunda gerek deney grupları gerekse de kontrol grubu öğrencilerinin birçoğu için oyunun eğlence ve öğrenme kavramlarını ifade ettiği tespit edilmiştir. DG1 öğrencilerinden AG16, DG2 öğrencilerinden AC16, KG öğrencilerinden AF13 oyunun eğlenceli olması dışında zararlı olduğunu vurgulamıştır. GH17 dışındaki mülakat gerçekleştirilen tüm öğrenciler oyunu tanımlarken olumlu sıfatlara yer vermiştir.
Öğrencilerin akıllarına gelen ilk üç kelime ile ilgili veriler değerlendirildiğinde oyun denilince öğrencilerin aklına gelen ilk kelimenin eğlence daha sonra da öğrenme, ders, bilgilenmek, bilgi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrenciler aynı zamanda oyun esnasında hissettikleri duyguları da ifade etmiştir. Öğrenciler, mutluluk, sevinç, neşe, huzur, zevk alma, heyecan gibi olumlu duyguların yanı sıra üzüntü (1), kızgınlık (f=1) gibi olumsuz duygular da ifade etmiştir.
Oynamaktan hoşlanılan oyunlarla ilgili elde edilen veriler değerlendirildiğinde teknoloji tabanlı olmayan 33, teknoloji tabanlı 88 farklı oyunu öğrencilerin oynamaktan hoşlandıkları sonucuna ulaşılmıştır.


The Effect Of Argumentation Based Flipped Learning Method On Students' Scientific Process Skills


Erol Taş1, Banu Tepe2, Jülide Sarıgöl2, Hatice Güler2, Filiz Demirci1
1Ordu Üniversitesi
2Giresun Üniversitesi


Abstract No: 177 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it was aimed to determine the effect of Argumentation Based Flipped learning method on students' scientific process skills. Pretest, posttest and retention control grouped quasi-experimental design were used. The data were collected from grade 5 students in a public school in Fatsa district of Ordu province in the 2017-2018 academic year. The sample of the study consisted of 112 students in the experimental-I group, 37 students in the experimental-II group and 38 students in the control group, determined by a simple random sample selection. Experimental group-I students with Argumentation Based Flipped Learning Method; Experimental group-II students were taught the lesson by using Flipped Learning Method in the curriculum. In the control group, the traditional approach was defined as; the lessons were taught with the method where the teacher was narrator, the information was given directly and the activities in the curriculum. The study was applied in the ”Matter and Change” unit. The data of the study were collected by scientific process skills test. SPSS 22.0 package program was used to analyze the data obtained from the study. Shapiro-Wilk Distribution Test and descriptive statistics were used to determine whether the data showed normal distribution. Analysis of Covariance (ANCOVA) was used. The analyzes were evaluated at 95% confidence interval and p <0.05 significance level. According to the results of the study, no significant difference was observed between the average of the posttest scores of the groups according to the pre-test scores. As a result, the applied method did not make a significant difference between the groups.
 

Argümantasyon Temelli Ters-Yüz Öğrenme (Työ) Yönteminin Öğrencilerin Bilimsel Süreç Becerilerine Etkisi


Erol Taş1, Banu Tepe2, Jülide Sarıgöl2, Hatice Güler2, Filiz Demirci1
1Ordu Üniversitesi
2Giresun Üniversitesi


Bildiri No: 177 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmada, Argümantasyon Temelli Ters Yüz Öğrenme (TYÖ) Yönteminin öğrencilerin bilimsel süreç becerilerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada öntest, sontest, kalıcılık kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın verileri 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Ordu’nun Fatsa ilçesinde bulunan bir devlet okulundaki 5. Sınıf öğrencilerinden toplanmıştır.  Çalışmanın örneklemini, basit seçkisiz örneklem seçimi ile belirlenen, deney-I grubunda 37 öğrenci, deney-II grubunda 37 öğrenci ve kontrol grubunda 38 öğrenci olmak üzere toplam 112 öğrenci oluşturmaktadır. Deney grubu-I öğrencileriyle Argümantasyon Temelli Ters Yüz Öğrenme (TYÖ) yöntemiyle; deney grubu-II öğrencileriyle Ters Yüz Öğrenme yöntemi ile öğretim programındaki etkinliklerle ders işlenmiştir.  Kontrol grubu öğrencileriyle ise geleneksel yaklaşım olarak ifade edilen; öğretmenin anlatıcı konumda olduğu, bilginin direkt verildiği yöntemle ve öğretim programındaki etkinliklerle dersler işlenmiştir. Çalışma “Madde ve Değişim” ünitesinde uygulanmıştır. Araştırmanın verileri, bilimsel süreç becerileri testi ile toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım sergileyip sergilemediğini anlamak amacıyla Shapiro-Wilk Dağılım Testi ve betimleyici istatistiklerden yararlanılmıştır. Analizlerde Kovaryans Analizi (ANCOVA) kullanılmıştır. Analizler %95 güven aralığında, p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir.
Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, grupların ön test puanına göre düzeltilmiş son test puanlarının ortalamaları arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Sonuç olarak, uygulanan yöntem, gruplar arasında anlamlı bir fark yaratmamıştır.


2023 The Vision Of Science Teachers About The Education Vision


Hasan Bakırcı1, Muhammet Öner1, Hüseyin Artun1
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi


Abstract No: 182 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The 2023 Education Vision was announced in the 2018-2019 academic year and has aroused great enthusiasm in the education community. The main purpose of this training vision is to educate individuals who are equipped with the skills of the era and the future and who can use this equipment for the benefit of humanity (Vizyon, 2023). Teachers have an important place in the realization of this educational vision. The smooth progress of the education system is related to the fact that the teachers are equipped with the conditions of the age. Teachers are required to educate qualified individuals to renew themselves according to the conditions of the age and to be open to change. The opinions and suggestions of teachers, who are the practitioners of education, about this vision have become important. In this context, the aim of this study is to determine the views of the Science teachers about the 2023 Education Vision. The study in the 2018-2019 academic year in which a city in the Eastern Anatolia region of Turkey serving in 10 different secondary schools was conducted by Science teacher. The data of this study, which were designed according to the qualitative research approach, were collected through semi-structured interview form. Descriptive analysis and content analysis were used for data processing. Teachers stated that with the 2023 Education Vision, a new period will start in education. In addition, they stated that the priority should be given to the schools with inadequate infrastructure and about the importance of teacher education in this regard. They also stated that the design-skill workshops may be the solution to the problems in the application step of a new approach, which is a new approach in the science course.

2023 Eğitim Vizyonu Hakkında Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Görüşleri


Hasan Bakırcı1, Muhammet Öner1, Hüseyin Artun1
1Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi


Bildiri No: 182 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

2023 Eğitim Vizyonu, 2018-2019 eğitim öğretim yılında açıklanmış ve eğitim camiasında büyük heyecan uyandırmıştır. Bu eğitim vizyonun temel amacı, çağın ve geleceğin becerileriyle donanmış ve bu donanımı insanlık hayrına sarf edebilen, bilime sevdalı, kültüre meraklı ve duyarlı, nitelikli, ahlaklı bireyler yetiştirmektir (Vizyon, 2023). Öğretmenler, bu eğitim vizyonun gerçekleşmesinde önemli bir yere sahiptir. Eğitim sisteminin sorunsuz ilerlemesi öğretmenlerin çağın koşulları açısında donanımlı olmaları ile ilişkilidir. Öğretmenlerin, nitelikli bireyler yetiştirmeleri çağın koşullarına göre kendilerini yenilemelerine ve değişime açık olmalarına bağlıdır. Eğitim-öğretimin uygulayıcıları olan öğretmenlerin bu vizyon hakkındaki görüş ve önerileri önemli hale gelmiştir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, 2023 Eğitim Vizyonu hakkında Fen bilimleri öğretmenlerinin görüşlerini belirlemektir. Çalışma, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki bir şehirde farklı ortaokullarda görev yapmakta olan 10 Fen Bilimleri öğretmeniyle yürütülmüştür. Nitel araştırma yaklaşımına göre tasarlanan, bu çalışmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmıştır. Verilerin işlenmesinde betimsel analiz ve içerik analizi kullanılmıştır. Öğretmenler, 2023 Eğitim Vizyonu ile eğitim öğretimde yeni bir dönemin başlayacağını belirtmişlerdir. Bunun yanı sıra yapılması planlanan değişiklik ve yeniliklerle ilgili olarak önceliğin altyapı yetersizliği olan okullara verilmesini ve bu konuda öğretmen eğitiminin öneminden belirtmişlerdir. Ayrıca kurulması planlanan tasarım-beceri atölyelerinin Fen bilimleri dersinde yeni bir yaklaşım olan FeTeMM yaklaşımının uygulama basamağındaki problemlere çözüm olabileceğini dile getirmişlerdir.
 


A Study On The Determination Of The Nature Of Science Teachers 'nature Of Science And Their Views Of Specialization


Hakan Şevki AYVACI1, Bahar MURADOĞLU1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 364 - Abstract Presentation Type: Oral Paper


In the new generation, our students do not have enough knowledge about the nature of science, but they do not know how to reach the right information and scientific process skills such as problem solving. In this sense, it is emphasized that science teachers who are responsible for educating scientific literate individuals are not at an adequate level and that teachers are largely the factors of lack of students. The nature of science is a sub-dimension of scientific literacy. A scientific literate individual educates himself as a scientist by perceiving the nature of science and developing scientific process skills. The elements of the nature of science are tried to be given to students. These elements are that science is experimental, has a subjective dimension, is based on imagination, can change, social values ​​affect science and observation and inference are different from each other and there are differences between theories and laws. Many teachers think that scientific knowledge is objective and not subjective. In this sense, many of the students have a misconception in this sense. In this respect, teachers' opinions on the subjectivity of scientific knowledge are taken and it has been seen that it is necessary to make suggestions about correcting this misconception.The aim of this study was to determine the views of science teachers on the subjectivity of scientific knowledge. In the 2018-2019 academic year, in the scope of semi-structured interviews, a total of 20 Science teachers working in the secondary schools in Trabzon were interviewed and the opinions of 18 teachers were analyzed according to Nvivo 9. It was determined that most of the teachers who received their opinions stated that scientific knowledge was subjective and only a small part was objective. In this sense, the nature of science

Fen Bi̇li̇mleri̇ Öğretmenleri̇ni̇n Bi̇li̇mi̇n Doğasinin Öznelli̇k Unsuruna Yöneli̇k Görüşleri̇ni̇n Beli̇rlenmesi̇ne Yöneli̇k Plot Bi̇r Çalişma


Hakan Şevki AYVACI1, Bahar MURADOĞLU1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 364 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Yeni nesilde öğrencilerimiz bilimin doğasına yeterince hakim olmamakla beraber problem çözme gibi bilimsel süreç becerileri yeterince gelişememiş ve doğru bilgiye nasıl ulaşacaklarını da bilmiyorlar. Bu anlamda bakıldığında bilimsel okuryazar birey yetiştirmekle görevli Fen Bilimleri öğretmenlerinin yeterli seviyede olmadıkları düşülmekte ve öğrencilerin eksikliklerinden büyük oranda öğretmenlerin etken olduğu vurgulanmaktadır. Bilimin doğası, bilimsel okuryazarlığın bir alt boyutudur. Bilimsel okuryazar bir birey, bilimin doğasını algılayarak, bilimsel süreç becerilerini geliştirerek bir bilim insanı gibi kendini yetiştirmektedir. Bilimin doğasının unsurları öğrencilere kazandırılmaya çalışılmaktadır. Bu unsurlar bilimin deneysel olduğu, öznel boyutunun olduğu, hayal gücüne dayandığı, değişebileceği, toplumsal değerlerin bilimi etkilediği ve gözlem ve çıkarımın birbirinden farklı olduğu ve teori ve yasaların arasındaki farkların olduğudur. Birçok öğretmen bilimsel bilginin öznel değil de nesnel olduğunu düşünmektedir. Bu anlamda bakıldığında öğrencilerin de birçoğu bu anlamda kavram yanılgısına sahiptir. Bu açıdan öğretmenlerin bilimsel bilginin öznelliğine yönelik görüşleri alınıp bu anlamda kavram yanılgısının olup olmadığını tespit edip bu kavram yanılgısının düzeltilmesine yönelik önerilerde bulunması gerekli görülmüştür. Fen Bilimleri öğretmenlerinin bilimsel bilginin öznelliğine yönelik görüşlerini tespit etmenin amaçlandığı çalışma, örnek olay yöntemine göre yürütülmüştür. 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Trabzon ilindeki ortaokullarda görev yapan toplamda 20 Fen Bilimleri öğretmeninin yarı yapılandırılmış mülakat kapsamında bilimin doğasının unsurlarından olan bilimsel bilginin öznel olduğuna yönelik görüşleri alınmış ve 18 öğretmenin görüşleri Nvivo 9 programı ile analize tabi tutulmuştur. Görüşleri alınan öğretmenlerin çoğunun bilimsel bilginin öznel olduğunu, çok az bir kısmının ise nesnel olduğunu ifade ettiği belirlenmiştir. Bu anlamda bilimin doğasını öğrencilere kazandırmakla görevli olan Fen öğretmenlerinin bilimin doğasının diğer unsurlarına yönelik görüşlerinin de incelenip kavram yanılgılarının tespit edilip giderilmesi gerekli görülüp, öğrencilerin de bilimin doğasının öznellik boyutu ve diğer unsurlarına yönelik görüşlerinin de alınması önerilmektedir.

 


Mentoring Applications In Education: A Meta-analysis Study


Alpaslan Şahinoğlu1, Ayşegül Sağlam Arslan2
1Bahçeşehir Koleji
2Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 460 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine with the meta-analysis method researches at the national scale about the mentoring applications which have been used since the 1980s. For this purpose, articles and graduate thesis conducted between 2000-2018 were examined. Within the scope of the study, EBSCHO, Google academic, thesis center were scanned and a total of 33 studies on the subject were reached. These studies have been analyzed by taking into consideration the purpose, methodology, methodology and the results of the researches. The analysis showed that the number of studies related to the subject has increased compared to the years and that there were usually graduate thesis studies. On the other hand, it was determined that these studies aiming to determine the effects of mentoring practices with various participants and applied studies conducted with teachers in general. General results of these studies showed that the mentoring practices contributed to the professional and personal development of the participants of the different profiles (candidate teachers, education supervisors, consultant teachers) and especially the teachers.
The result of this study led to the introduction of the basic parameters that guide the integration of mentoring applications into the field of education

 

Eğitimde Mentörlük Uygulamaları: Bir Meta Analiz Çalışması


Alpaslan Şahinoğlu1, Ayşegül Sağlam Arslan2
1Bahçeşehir Koleji
2Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 460 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışma, eğitim alanında 1980'li yıllardan itibaren kullanılmaya başlanan mentörlük uygulamalarını konu alan ulusal nitelikteki araştırmaları meta analiz yöntemi ile incelemeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda 2000-2018 yılları arasında gerçekleştirilmiş olan makale ve lisansüstü tez çalışmaları incelenmiştir. Çalışma kapsamında EBSCHO, Google akademik, YÖK tez merkezi taranarak konu ile ilgili toplam 33 çalışmaya ulaşılmıştır. Bu çalışmalar amaç (neden), gerekçe (niçin), metodoloji (nasıl) ve sonuçları (ne) dikkate alınarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler, konu ile ilgili çalışma sayısının yıllara göre artış gösterdiğini ve genellikle lisansüstü tez çalışmalarının yapıldığını ortaya koymaktadır.  Diğer yandan, çeşitli nitelikteki katılımcılarla, gerçekleştirilen bu çalışmaların mentörlük uygulamalarının etkilerini belirlemeyi hedeflediği ve genel olarak öğretmenlerle yürütülen uygulamalı çalışmalar olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmaların elde ettiği benzerlik gösteren genel sonuçları, mentörlük uygulamalarının farklı profildeki katılımcıların ( (aday öğretmenler, eğitim denetmenleri, danışman öğretmenler) ) ve özellikle öğretmenlerin mesleki ve kişisel gelişimine katkı sağladığını ortaya koymaktadır.
Bu çalışma kapsamında gerçekleştirilen analizler sonucunda mentörlük uygulamalarının eğitim alanına entegrasyonuna yön veren temel parametreler ortaya konulmuştur.
 


7th And 8th Grade Students' Ideas About Environmental Citizenship And Ecological Footprint Concepts: Example Of Word Association


Tuğba Demirer1, Fatma Şaşmaz Ören2
1Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
2Manisa Celal Bayar Üniversitesi


Abstract No: 56 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to reveal the opinions of 7th and 8th grade students about environmental citizenship and ecological footprint concepts. The study was conducted according to the situation pattern of qualitative research types. The study group consisted of 184 students in 7th and 8th grade in the 2018-2019 academic year in the secondary schools of the districts of Şehzadeler and Yunusemre in Manisa. The determination of the study group was made by purposive sampling considering various criteria 118 of the students were in the 7th grade and 66 were in the 8th grade. The data were collected by using word association test (WAT) and semi-structured interviews. The concept networks breakpoint technique was used to construct concept networks. According to the WAT data, the words 'nature', 'animal' and 'human' are the most related words with the key concepts environmental citizenship and ecological footprint. It is determined that students with breakpoint 90 and above associate environmental citizenship with the word 'nature', but the concept of ecological footprint does not occur until the breakpoint 50-59. In the 50-59 range, it was found that the students associate the concepts of 'togetherness', 'cleanliness', 'consciousness' and 'human' with the key concept of environmental citizenship, and they established the relationship between the two key concepts for the first time in this breakpoint with the word 'nature'. The students formed environmental citizenship around the framework of protecting nature and said that people should be conscious of nature. In the 40-49 range, the students associate the concepts of 'respect’ and ‘solidarity’ with the key concept environmental citizenship. The students stated that environmental citizenship requires respect, love, tolerance and solidarity. In the 30-39 and 20-29 range, the number of words associated with key concepts increases, while the number of words associated with two of these key concepts also increases. The fact that the concept of ecological footprint in the 20-29 range is associated with fossil, trace, animal footprint and human footprint concepts is in parallel with the interview data.  Because the students stated that the ecological footprint is of the oldest living things and the remains that have survived to the present day. For the following ranges the link between the given response words and key concepts continues to increase. When the answer words with frequency less than 10 are examined, it has been determined that the association between the two key concepts has reached the highest value (28 associations) and at least 2 associations with all the top categories are found in this category. Some alternative concepts related to classical citizenship emerged as a result of the students' thinking about citizenship, consciousness and the protection of the environment. The concept of ecological footprint is considered to be the living remains that remain from the past and their remaining evidence and they think that this evidence is scientific, live-specific and distinctive. It was concluded that quite few of the students were able to link the key concepts and these connections were shaped by nature, scientific and people.

7. Ve 8. Sınıf Öğrencilerinin Çevresel Vatandaşlık Ve Ekolojik Ayak İzi Kavramlarına İlişkin Düşünceleri: Kelime İlişkilendirme Örneği


Tuğba Demirer1, Fatma Şaşmaz Ören2
1Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
2Manisa Celal Bayar Üniversitesi


Bildiri No: 56 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin çevresel vatandaşlık ve ekolojik ayak izi kavramlarına ilişkin düşüncelerini ortaya çıkarmaktır. Çalışma, nitel araştırma türlerinden durum desenine uygun olarak yürütülmüştür. Çalışma grubu Manisa ili Şehzadeler ve Yunusemre ilçelerinden birer ortaokulda 2018-2019 eğitim öğretim yılında 7. ve 8. sınıf düzeylerinde öğrenim gören toplam 184 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışma grubunun belirlenmesi çeşitli kriterler dikkate alınarak amaçlı örnekleme ile yapılmış olup öğrencilerin 118’i 7. sınıf 66’sı 8. sınıf düzeyinde belirlenmiştir. Araştırmanın verileri kelime ilişkilendirme testi (KİT) ve yarı yapılandırılmış mülakatlar kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde kavram ağlarından yararlanılmış ve kavram ağlarının oluşturulmasında ise kesme noktası tekniği kullanılmıştır. KİT verilerine göre ‘doğa’, ‘hayvan’ ve ‘insan’ cevap kelimelerinin çevresel vatandaşlık ve ekolojik ayak izi anahtar kavramlarıyla toplamda en fazla ilişki kurulan kelimeler olduğu görülmüştür. Kesme noktası 90 ve yukarısında öğrencilerin çevresel vatandaşlık ile ‘doğa’ kelimesini ilişkilendirdikleri, fakat ekolojik ayak izi kavramının 50-59 kesme noktasına kadar ortaya çıkmadığı tespit edilmiştir. 50-59 aralığında öğrencilerin çevresel vatandaşlık anahtar kavramıyla ‘beraberlik’, ‘temizlik’, ‘bilinçlilik’ ve ‘insan’ kavramlarını ilişkilendirdikleri ve iki anahtar kavram arasında ilk defa bu kesme noktasında ‘doğa’ kelimesi ile ilişki kurdukları tespit edilmiştir. Yapılan mülakatlara göre de öğrencilerin çevresel vatandaşlığı birlik beraberlik içinde doğayı korumak çerçevesi etrafında şekillendirdikleri ve insanların doğaya karşı bilinçli olmaları gerektiğini ifade ettikleri görülmüştür. 40-49 aralığında ortaokul öğrencilerinin çevresel vatandaşlık anahtar kavramıyla ‘saygı’ ve ‘yardımlaşma’ kavramlarını ilişkilendirdikleri görülmektedir. Yapılan mülakatlarda öğrenciler, çevresel vatandaşlığın saygı, sevgi, hoşgörü ve yardımlaşma gerektirdiğini ifade etmişlerdir. 30-39 ve 20-29 aralığında anahtar kavramlarla ilişki kurulan kelime sayısı artarken bu anahtar kavramların ikisiyle ilişkilendirilen kelime sayısının da arttığı görülmektedir. Ayrıca 20-29 aralığında ekolojik ayak izi kavramının fosil, iz bırakma, hayvan ayak izi ve insan ayak izi kavramlarıyla ilişkilendirilmiş olması mülakat verileri ile paralellik göstermektedir. Çünkü mülakatlarda öğrenciler ekolojik ayak izinin eskiden kalma canlıların ayak izleri ve günümüze ulaşan kalıntıları olduğunu ifade etmişlerdir. Sonraki aralıklarda da verilen cevap kelimelerin ve anahtar kavramlar arasında kurulan bağların artışı devam etmektedir. 10’dan küçük frekansa sahip cevap kelimeler incelendiğinde ise iki anahtar kavram arasında kurulan ilişkilendirmenin en yüksek değere (28 ilişkilendirme) ulaştığı ve bu kategoride tüm üst kategorilerle en az 2 ilişkilendirmenin ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; öğrencilerin çevresel vatandaşlığı, bilinçli olma ve çevreyi koruma sınırlılığında düşündükleri ve vatandaşlık kelimesine odaklanmaları sonucu klasik vatandaşlıkla ilgili bazı alternatif kavramların da ortaya çıktığı görülmüştür. Ekolojik ayak izi kavramını ise geçmişten kalan canlı kalıntıları ve bunların günümüze kalan kanıtları olarak algıladıkları ve bu kanıtların, bilimsel nitelik taşıyan, canlıya özgü ve ayırt edici özellikte olduğunu düşündükleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin oldukça az bir kısmının anahtar kavramlar arasında bağlantı kurabildiği ve bu bağlantıların da doğa, bilimsellik ve insanlar üzerinden şekillendiği sonucuna ulaşılmıştır.


Analysis Of Preservice Science Teachers’ Conceptual Structures Related To Environmental Problems


Pınar Fettahlıoğlu 1
1çukurva üniversitesi


Abstract No: 70 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to analyze preservice science teachers’ cognitive structures related to environmental problems. In addition, the interchangeability of their conceptual association level according to environmental education self-efficacy beliefs level is also studied. The method of this research is case study. The sample of the research consists of 1st 2nd 3rd and 4th grade students – 80 pre service science teachers in total at a State University Faculty of Education, Department of Science Education in the spring term of the educational year 2017-2018. Firstly, pre service science teachers’ environmental education self-efficacy beliefs levels were determined in the research. In the next section, it is examined the conceptual structures of pre-service teachers for environmental problems. In the final stage, it was examined comparatively whether their conceptual structures changed according to the levels of their environmental education self-efficacy beliefs. As the data collection tool Word Association Test developed by researchers and environmental education self-efficacy beliefs scale developed by Ozdemir, Aydın and Vural (2009) have been used in this study.  Descriptive analysis was used to analyze and Break Point technique was used to analysis of which developed by Bahar (1999).  The datum was collected and the analysis phase is continuing

Fen Bi̇lgi̇si̇ Öğretmeni̇ Adaylarinin Çevre Problemleri̇ne Yöneli̇k Kavramsal Yapilarinin Genel Anali̇zi̇


Pınar Fettahlıoğlu 1
1çukurva üniversitesi


Bildiri No: 70 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın genel amacı fen bilgisi öğretmen adaylarının çevre problemleri ile ilgili kavramsal yapılarını analiz etmektir. Araştımada ayrıca öğretmen adaylarının kavramsal yapıları çevre eğitimi öz-yeterlik inanç düzeylerine göre karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden tarama modeli, nitel araştırma desenlerinden olgu bilim deseninin kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını 2017-2018 yılı bahar yarılında bir devlet üniversitesinde öğrenim gören 1., 2., 3. ve 4. Sınıf toplam 80 fen bilgisi öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın ilk kısmında öğretmen adaylarının çevre eğitimi öz-yeterlik inanç düzeyleri belirlenmiştir. İkinci kısımda öğretmen adaylarının çevre problemlerine yönelik kavramsal yapıları incelenmiştir. Son aşamada ise çevre eğitimi öz-yeterlik inanç düzeylerine göre kavramsal yapılarının değişip değişmediği karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen kelime ilişkilendirme testi ile Özdemir, Aydın ve Vural (2009)  tarafından geliştilren çevre eğitimi öz-yeterlik inancı ölçeği kullanılmıştır Analiz için betimsel analiz kullanılmış olup, analizlerde Bahar (1999) tarafından geliştirilen  kırılma noktası  tekniği kullanılmıştır. Veriler toplanmış olup analiz aşaması devam etmektedir


What Are Children Doing In Nature?


Hafife BOZDEMİR1, Fatma AK2
1Kastamonu Üniversitesi
2Özel Kastamonu Üniversitesi İlkokulu


Abstract No: 94 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In recent years projects, activities and environmental education programs, which will be supported by every aspect of society, are carried out for a livable world. Determining the contents of these programs on environmental education is also a matter of discussion. Especially in the programs for children, it is important what to do in terms of providing responsible behavior towards the environment. Considering the studies in the literature, which are thought to direct these programs contents, in general, it is seen that the perceptions of the participants in different working groups about perceptions of environment and nature are determined. In addition, there are some researches which determine the participants' knowledge, attitude and behavior towards the environment. However, in the context of the human nature relationship, the studies on the activities of individuals in nature and their perspectives on their relations with nature have not been found especially in the national literature. This relationship with nature, which is planned to be identified with research, is thought to be important in determining the needs of environmental education programs for primary school students. In this research, it is aimed to determine the relationship between primary school students and nature depending on students behaviours and activities in nature. The research is carried out in the descriptive survey model. The study group consist of 240 primary school students. The data are collected by using the form that benefits from relevant literature. Content analysis is used to analyze the data. As a result of the research, it was determined that the students do activities such as feeding organisms in nature, having a picnic, playing game, collecting leaf and drawing picture in nature. Students perform these activities on their own and other individuals. In addition, there are other drawings and explanations with other living and/or non-living in nature.

Çocuklar Doğada Ne Yapiyor?


Hafife BOZDEMİR1, Fatma AK2
1Kastamonu Üniversitesi
2Özel Kastamonu Üniversitesi İlkokulu


Bildiri No: 94 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Sanayileşme, teknolojik gelişmeler/değişmeler, artan nüfus, tüketim alışkanlıkları, enerji kaynaklarının bilinçsizce kullanımı gibi durumlar ile birlikte çevre ile ilgili sorunlar, son yıllarda tüm dünyanın gündemde yer alan başlıca konular arasına girmiştir. İnsanların doğa ile etkileşiminden kaynaklı olarak çıkan bu sorunları önleme ve ortadan kaldırma için aynı zamanda girişimlerde de bulunulmaktadır. Yaşanabilir bir dünya için toplumun her kesiminin katılımcı olarak destek vereceği projeler, etkinlikler gerçekleştirilmektedir. Çevre eğitimi konusunda bu etkinliklerin içeriklerinin belirlenmesi de tartışma konularındandır. Özellikle çocuklara yönelik programlarda çevreye yönelik sorumlu davranış kazandırma noktasında neler yapılacağı önem arz etmektedir. Çünkü gelecekteki olası çevre problemlerinin önüne geçmede bu program içeriklerinin uygulamaya geçmesi etkili olmaktadır. Bu içeriklere yön verdiği düşünülen literatürdeki çalışmalara bakıldığında genelde farklı çalışma grubundaki katılımcıların çevre, doğa kavramlarına ilişkin algılarının ortaya konuğu görülmektedir. Bunun yanında katılımcıların çevreye yönelik bilgi, tutum ve davranış durumlarının tespit edildiği araştırmalar da mevcuttur. Ancak katılımcıların insan doğa ilişkisi bağlamında doğada yaptıkları aktivitelere ve bunlar doğrultusunda doğayla ilişkilerine bakış açılarına yönelik çalışmalara özellikle ulusal literatürde rastlanmamıştır. Araştırmayla birlikte tespit edilmesi planlanan doğayla olan bu ilişkinin ilkokul öğrencilerine yönelik çevre eğitimi programlarının gereksinimlerini belirleme konusunda önemli olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmada ilkokul öğrencilerinin doğada neler yaptıklarından yola çıkarak doğa ile ilişkilerini belirlemek amaçlanmaktadır. Tarama modelinde gerçekleştirilen araştırma betimsel niteliktedir. Çalışma grubunu 240 ilkokul öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler, ilgili literatürden yararlanılarak oluşturulan form ile toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin çizim ve açıklamalarına bakıldığında doğadaki canlıları besleme, piknik yapma, oyun oynama, yaprak toplama, resim çizme vb. gerek kendilerinin gerekse kardeş, anne, baba, arkadaş gibi diğer bireylerle etkileşim içinde olduğu aktiviteleri doğada yaptıkları tespit edilmiştir. Bunun yanında doğada bulunan diğer canlılarla ve/veya cansız varlıklarla da etkinlik yapan çizim ve açıklamalar da mevcuttur. Araştırmada öğrencilerin doğa ile ilişkisi/etkileşimi konusunda herhangi bir değişkene yönelik karşılaştırma yapılmamıştır. Bu doğrultuda farklı yerleşim bölgelerinden, sosyo ekonomik düzeylerden çalışma gruplarında araştırmaların yapılması önerilebilir.   
  
 


The Quest For Applicable Models In Environmental Education: Examples From Developed Countries And Turkey Comparison


Gamze YAYLA ESKİCİ1, Tuncay ÖZSEVGEÇ2
1Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi


Abstract No: 224 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Knowing the source of the problem in solving a problem is very important. For the environmental problems, it is important to identify the source of the problems well and determine the problems. Many sources such as different technologies and pollution caused by them, migration, electromagnetic pollution, natural disasters and wastes provide the ground for environmental pollution and problems. In order to cope with all of these, countries have developed their own solutions and reflected this in their curricula. Since the 1970s, environmental education has been considered as a special education area within the general education system. Environmental education is seen as a necessity not only for protecting the environment and overcoming problems, but also for a sustainable society. The sustainability of natural resources  in the world is under threat in the current period, necessitating the consideration of environmental education processes with a new perspective. Many ecological and environmental issues affect both the content and application of environmental education. Some countries evaluate environmental education as interdisciplinary and integrate them into different courses, while others consider it as a separate course. In some curricula, projects are organized on behalf of sustainable environmental education. In this context, examining the environmental education curricula and activities in developed countries is important in terms of creating different models for our country and guiding the process. In this way, it is thought that different perspectives can be obtained for the solution of environmental problems that concern us all. In this study by examining the curriculum on environmental education in developed countries such as Germany and England aimed to compare the curriculum of environmental education in Turkey. In this way, different programs related to environmental education will be described in terms of objectives, operations and achievements and a dynamic and self-updating model will be tried to be created.
 

Çevre Eğitiminde Uygulanabilir Model Arayışı: Gelişmiş Ülkelerden Örnekler Ve Türkiye Karşılaştırması


Gamze YAYLA ESKİCİ1, Tuncay ÖZSEVGEÇ2
1Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 224 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bir problemin çözümünde problemin kaynağının bilinmesi oldukça önemlidir. Çevre sorunları için de sorunların kaynağının iyi araştırılıp belirlenmesi önemlidir. Artan nüfus, farklı teknolojiler ve bunların getirdiği kirlilik, göç, elektromanyetik kirlilik, doğal afetler ve atıklar gibi birçok kaynak çevre kirliliği ve çevre problemlerine zemin hazırlamaktadır. Tüm bunlarla baş edilebilmesi için ülkeler kendi çözümlerini geliştirmiş ve bunu eğitim programlarına da yansıtmışlardır. 1970’lerden bu yana ise, çevre eğitimi genel eğitim sistemi içerisinde özel bir eğitim alanı olarak ele alınmaktadır. Çevre eğitimi yalnızca çevreyi koruma ve sorunların üstesinden gelmek için değil sürdürülebilir toplum için bir gereklilik olarak görülmektedir. İçinde bulunduğumuz dönemde yeryüzündeki doğal kaynakların ve ekosistemlerin sürdürülebilirliğinin tehdit altına girmesi, çevre eğitimi süreçlerinin yeni bir bakışla ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Değişen çevrebilim ve çevreyle ilişkili birçok durum çevre eğitiminin hem içeriğini hem de uygulama boyutunu etkilemektedir. Bazı ülkeler çevre eğitimini disiplinler arası olarak değerlendirip farklı derslere entegre etmekte, bazıları ise ayrı bir ders olarak ele almaktadır. Hatta bazı müfredatlarda ise sürdürülebilir çevre eğitimi adına projeler düzenlenmektedir. Bu bağlamda, gelişmiş ülkelerde yapılan çevre eğitimi müfredatlarının ve faaliyetlerinin incelenmesi ülkemiz için farklı modellerin oluşturulması ve sürece yön vermesi açısından önemlidir. Bu sayede hepimizi ilgilendiren çevre sorunlarının çözümü için farklı bakış açıları elde edilebileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada İngiltere, Japonya ve Almanya gibi gelişmiş ülkelerin çevre eğitimine dair öğretim programlarının incelenmesi ve bu öğretim programlarının Türkiye’deki çevre eğitimi programı ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu sayede çevre eğitimine dair farklı programlar amaç, işleyiş ve kazanımlar bakımından betimlenerek dinamik ve kedi kendini güncelleyebilen bir model oluşturulmaya çalışılacaktır.  
 


The Effect Of Natural Education Science Camp On Middle Students’ Attitudes And Perceptions About The Environment


ALİ GÜNAY BALIM1, SEVİNÇ KAÇAR1, ÜMMÜHAN ORMANCI2, ERKAN ÖZCAN1
1DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ
2


Abstract No: 340 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

As a result of the rapid increase in environmental problems, discussions about the impact of this on our daily lives and how to prevent the problems have become a priority issue by many countries. In our country, in the Science Education Program, especially in 2013 and in the post-2013 programs, the raising of science literate individuals who have a high awareness of the environment and sustainable development is among the important issues. In this context, the aim of this study is to investigate the effects of the out-of-school nature education science camp on mıddle students’ attıtudes about the envıronment and their perceptions about the environment. In this study, a single group experimental design is used. The study was carried out with sixth and seventh twenty-eight students in different state middle schools in the Aegean Region. The study was carried out in two separate periods with the same study group as a total of 10-day nature education science camp. During the study period, theoretical and applied field trainings were given to the students by the field experts on basic science subjects (the formation of the shadow, etc.), the subject of Earth and Universe (Exploring the Earth, etc.) and nature art activities (dream garden etc.). In the study, the data were collected by the attitude scale about the environment and the perception scale about the environment.The data were collected before, during and after the experimental application of this study. As a result of the analysis of the collected data, it was determined that the students’ attıtudes about the envıronment and their perceptions about the environment were developed after the experimental application. In this context, it can be said that the nature education science camp is an effective learning method in the development of students’ attıtudes and perceptions about the environment.

Doğa Eği̇ti̇mi̇ Bi̇li̇m Kampinin Ortaokul Öğrenci̇leri̇ni̇n Çevreye Yöneli̇k Tutum Ve Algilarina Etki̇si̇


ALİ GÜNAY BALIM1, SEVİNÇ KAÇAR1, ÜMMÜHAN ORMANCI2, ERKAN ÖZCAN1
1DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ
2


Bildiri No: 340 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde çevre sorunlarının hızla artması sonucunda bunun gündelik yaşantılarımıza etkisi ve sorunların nasıl önlenebileceğine ilişkin tartışmalar birçok ülke tarafından öncelikli konu haline gelmiştir. Ülkemizde de Fen Bilimleri Öğretim Programı’nda özellikle de 2013 ve sonrası programlarda çevreye yönelik farkındalığı yüksek ve sürdürülebilir kalkınma bilincine sahip fen okur yazarı bireylerin yetiştirilmesi önemli konular arasında yer almaktadır. Bu bağlamda, bu çalışmanın amacı, okul dışı doğa eğitimi bilim kampının ortaokul öğrencilerinin çevreye yönelik tutumlarına ve çevreye yönelik algılarına etkisini incelemektir. Çalışmada tek gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma, Ege Bölgesinde farklı devlet ortaokullarında öğrenim görmekte olan altıncı ve yedinci yirmi sekiz öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma, iki ayrı dönemde beşer günlük ve toplamda on günlük doğa eğitimi bilim kampı şeklinde aynı çalışma grubuyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma sürecinde öğrencilere temel fen konularına (gölgenin oluşumu vb.), Dünya ve Evren konusuna (yeryüzünü Keşfediyorum vb.) ve doğa sanat etkinliklerine (hayal bahçesi vb.) ilişkin alan uzmanları tarafından teorik ve uygulamalı saha eğitimleri verilmiştir. Çalışmada veriler çevreye yönelik tutum ölçeği ve çevreye yönelik algı ölçeği ile toplanmıştır. Veriler, söz konusu bu çalışmanın deneysel uygulaması öncesi, süreci ve sonrası olmak üzere toplanmıştır. Toplan verilerin analizi sonucunda öğrencilerin çevreye yönelik tutum ve çevreye yönelik algılarının deneysel uygulama sonrasında geliştiği belirlenmiştir. Bu bağlamda, doğa eğitimi bilim kampının öğrencilerinin çevreye yönelik tutum ve çevreye yönelik algılarının geliştirilmesinde etkili bir öğrenme yöntemi olduğu söylenebilir.


Examining The Creative Writing Skills Of The Gifted Students


Eda Demirhan1
1Sakarya Üniversitesi


Abstract No: 58 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to investigate the creative writing skills of gifted students. In this respect, the documents  which were prepared individually by gifted students who participated in a nature education program were examined. 16 gifted students including 7 female and 9 male attended the nature education program. However, a female and a male student did not participate in the current study because they mention that they did not like writing. For this reason, the study was carried out with 14 gifted students (6 female, 8 male) who passed the 8th grade in June 2017. Participants conducted three different free writing studies. Accordingly, the participants were asked to; I) write a story about a picture which is the first painting in a painting contest organized with the concept of”Frogs are Green”, II) write an end to text which was composed in the book of "The Praise of Folly"  and III) create a poem about renewable energy sources. The texts which were composed of the participants were evaluated with creative writing rubrics which were developed by Öztürk (2007). According to the results of the study, it is seen that the average scores of gifted students for writing a story about painting are higher than writing an end a text and compose a poetry. In addition, it was found that female students scored higher in all free writing studies than male students. It is seen that the mean scores obtained from the stories about the picture have the highest average in all dimensions of creative writing skills rubric. When analyzed in terms of the dimensions of the creative writing rubric, it was determined that male and female students received higher scores in sub-dimension of organization, flexibility and fluency.
 

Üstün Yetenekli Öğrencilerin Yaratıcı Yazma Becerilerinin İncelenmesi


Eda Demirhan1
1Sakarya Üniversitesi


Bildiri No: 58 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada üstün yetenekli öğrencilerinin yaratıcı yazma becerilerinin araştırılması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda bir doğa eğitimi programına katılan üstün yetenekli öğrencilerin bireysel olarak hazırladıkları dokümanlar incelenmiştir. Doğa eğitimi programına 7 kız ve 9 erkek olmak üzere 16 üstün yetenekli öğrenci katılmıştır. Ancak bir kız ve bir erkek öğrenci yazmayı sevmediklerini belirttikleri için bu çalışmada yer almamışlardır. Bu nedenle çalışma 2017 yılı Haziran ayında 8.sınıfa geçen 14 üstün yetenekli öğrenci (6 kız, 8 erkek) ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar çalışma kapsamında üç farklı serbest yazma çalışması yapmışlardır. Buna göre katılımcıların;  I)“Kurbağalar Yeşildir” konseptiyle düzenlenen bir resim yarışmasında birinci olan bir resim uyaran olarak kullanılarak ona ilişkin bir hikâye yazmaları,  II) “Deliliğe Övgü” kitabında doğa ve sanat ile ilgili bir metin verilerek bu metne bir son yazmaları ve III) yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik bir şiir oluşturmaları istenmiştir. Katılımcıların oluşturdukları metinler Öztürk (2007) tarafından geliştirilen yaratıcı yazma rubriği ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonuçlarına üstün yetenekli öğrencilerin resme ilişkin bir hikâye yazmalarına yönelik puan ortalamalarının bir metne son yazma ve şiir oluşturmalarına göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Bunun yanı sıra kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre bütün serbest yazma çalışmalarında daha yüksek puan aldıkları bulunmuştur. Resme ilişkin oluşturulan hikâyelerden elde edilen puan ortalamalarının yaratıcı yazma becerileri rubriğinin bütün boyutlarında en yüksek ortalamaya sahip olduğu görülmektedir. Yaratıcı yazma rubriğinin boyutları açısından incelendiğinde ise organizasyon, esneklik ve akıcılık boyutlarında kız ve erkek öğrencilerin daha yüksek puan aldıkları tespit edilmiştir.


The Analysis Of Science Topics Perceived Difficult By Pre Service Science Teachers, Its Causes And Their Solutions According To Their Science Motivational Level


Mehmet Kaya1, Pınar Fettahlıoğlu1, Osman Gulnaz1
1çukurova üniversitesi


Abstract No: 71 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to determine science topics perceived difficult by preservice science teachers. In addition, the reasons and suggestions of the preservice science teachers about the issues they had difficulties were analyzed. The mix method design in which descriptive model of quantitative and phenomenology technique of qualitative research methods are combined has been used in this research. Participants are 65 fourth grade preservice science teachers who are studying at a state university. In the research, firstly, it was determined preservice science teachers’ science motivation level. In the next section, the subjects that they had difficulties in science were examined. In addition, the reasons for the strain and the solutions for these reasons are determined. In the last stage of the study, it was examined whether the subjects, reasons and solution suggestions changed according to the motivation levels of the preservice science teachers. In order to determine the motivation levels of preservice science teachers, science motivation scale developed by Glynn and Koballa (2006) and translated into Turkish by Ekici (2009) was used. The original of the scale was developed for the field of science and it was stated by researchers that it could be used for all science fields. While the scale was adapted to Turkish by Ekici (2009), the concept of science was changed to “biology”. However, the concept “science” is used for this study. An opinion questionnaire consisting of open-ended questions developed by the researchers was used to determine the problems, reasons and solution suggestions of the preservice science teachers. In the analysis of quantitative data, descriptive statistical techniques were used by using SPSS package program. In the analysis of the data obtained from the questionnaire form, contingency analysis was applied from content analysis techniques by using Nvivo-9.2 package program. Data are collected and analyzed.
 

Fen Bi̇lgi̇si̇ Öğretmen Adaylarinin Fene Yöneli̇k Moti̇vasyon Düzeyleri̇ne Göre Fen Alaninda Zorlandiklari Konularin Genel Anali̇zi̇ Ve Çözüm Öneri̇leri̇


Mehmet Kaya1, Pınar Fettahlıoğlu1, Osman Gulnaz1
1çukurova üniversitesi


Bildiri No: 71 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı fen bilgisi öğretmeni adaylarının fene yönelik motivasyon düzeylerine göre fen alanında zorlandıkları konuların hangi alanlar üzerinde yoğunlaştığını incelemektir.  Ayrıca öğretmen adaylarının zorlandıkları konulara ilişkin ileri sürdükleri nedenler ve çözüm önerileri de analiz edilmiştir. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden tarama modeli, nitel araştırma desenlerinden olgu bilim deseninin kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Katılımcılar bir devlet üniversitesinde öğrenim görmekte olan 65 dördüncü sınıf fen bilgisi öğretmen adayıdır.  Araştırmada öncelikle öğretmen adaylarının fene yönelik motivasyonlarının ne düzeyde olduğu belirlenmiştir. Sonraki kısımda fen alanında zorlandıkları konuların neler olduğu incelenmiştir. Ayrıca zorlanma nedenleri ve bu nedenlere ilişkin çözüm önerilerinin neler olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın son aşamasında tespit edilen konular nedenler ve çözüm önerilerinin öğretmen adaylarının motivasyon düzeylerine göre değişip değişmediği incelenmiştir.  Öğretmen adaylarının fene yönelik motivasyon düzeylerini belirlemek için Glynn ve Koballa (2006) tarafından geliştirilen Ekici (2009) tarafından Türkçeye uyarlanan fen bilimleri motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin orjinali fen alanına yönelik geliştirilmiş olup araştırmacılar tarafından tüm fen alanlarına yönelik kullanılabileceği belirtilmiştir.  Ekici (2009) tarafından “fen” ifadeleri “biyoloji” olarak değiştirilip Türkçeye uyarlaması yapılmış olan ölçekte bu çalışma için  “fen” ifadesi kullanılmıştır.  Öğretmen adaylarının zorlandıkları konular, nedenleri ve çözüm önerilerinin belirlenmesi için araştırmacılar tarafından geliştirilen açık uçlu sorulardan oluşan görüş anketi kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS paket programından yararlanılarak betimleyici ve açıklayıcı istatistik teknikleri kullanılmıştır. Görüşme formundan elde edilen verilerin analizinde, Nvivo-9.2 paket programı kullanılarak içerik analizi tekniklerinden olumsallık (ilişki) analizi tekniğine başvurulmuştur. Veriler toplanmış olup analiz aşamasındadır.
 


The Reflections Of Students With Special Educational Needs Who Participated İn “science Without Limits” Project


Özlem İnan Yosun 1, Elvan Şen Yılmaz1
1Bursa Bilim Ve Teknoloji Merkezi


Abstract No: 243 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This research was conducted with the idea of exploring reflections of inclusive students who participated in Science Without Limits project. The participants are 40 inclusive students with the diagnosis of learning disability, which are continiuing their education in 2017-2018 academic year in Bursa.

These students participated in scientific activities at Bursa Science and Technology Center. Another goal of this project is to inspire curiosity and positive attitudes towards learning science. The first day of the project is titled “Having a Closer Look at Small Worlds”, second day is titled “Exploration in Inventor’s Laboratory”, third day is titled “Design, Entertainment and Production” and fourth day is titled “A Short Trip to Space” and activities were conducted accordingly.

10 of the participants of the Science without Limits Project have been chosen fort his research on voluntary basis. The data collection tool was a semi- structured interview with open-ended questions. 2 academicians consulted the data collection form planning. 5 open-ended questions were asked to participants directly. The participants were aware that the interview process was being recorded. The accumulated data was analyzed and recurring themes were identified.

The finding of the project according to students are;
 It is entertaining to participate in hands on science activities
 Students enjoy participating in the activities and regard themselves as active learners,
 Interdisciplinary workshop activities in science is a first time for many students,
 “Robo Movement” workshop is a favourite and educational activity for most students,
 The students experienced anxiety and fear of failure before the workshops but these worries dissipated during and at the conclusion of the workshops,
 Science and technology center is an extracurricular learning place. The students never visited this center but are eager for another visit.

Bilim Merkezinde ‘’sınır Tanımayan Bilim’’ Projesine Katılan Kaynaştırma Öğrencilerinin Uygulamalı Bilim Etkinliklerine İlişkin Görüşleri


Özlem İnan Yosun 1, Elvan Şen Yılmaz1
1Bursa Bilim Ve Teknoloji Merkezi


Bildiri No: 243 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışma Tübitak tarafından desteklenen 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları çağrı kodlu “Sınır Tanımayan Bilim” projesi kapsamında katılım gösteren öğrencilerin projedeki uygulamalı bilim etkinliklerine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.
Proje katılımcıları 2017-2018 eğitim öğretim yılında Bursa iline bağlı merkez ilçelerde ortaokula devam öğrenme güçlüğü tanısı almış 40 kaynaştırmaöğrencisinden oluşmaktadır. Öğrenciler Bilim merkezinde proje kapsamında uygulamalı bilim etkinliklerine katılmışlardır. Projede, yaşamları içerisinde yer alan olguları deneyimlemeleri bilime ve çevreye karşı olumlu tutum geliştirmeleri, merak ve ilgilerinin arttırılması amaçlanmıştır.
Proje programı birinci gün ‘Küçük Dünyalara Yakından Bakış’, ikinci gün ‘Mucitler Laboratuvarında Keşif’, üçüncü gün ‘Tasarla-Eğlen-Üret’, dördüncü gün ‘Uzaya Kısa Bir Yolculuk’ başlıkları altında belirtilen etkinlik konuları ve kapsamı içerisinde uygulanmıştır.
Bu çalışmaya, Sınır Tanımayan Bilim projesi katılımcıları arasından gönüllü olarak seçilen, öğrenme güçlüğü tanısı almış 10 kaynaştırma öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin araştırmaya katılmalarında gönüllülük esası dikkate alınmıştır. Araştırmada açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Veri toplama aracındaki soruların oluşturulmasında özel eğitim alanında uzman iki öğretim elemanından uzman görüşü alınmıştır. Araştırmada katılımcılara beş açık uçlu soru yöneltilmiştir. Araştırmanın görüşme soruları katılımcılara birebir sorulmuş, görüşme öncesinde; görüşme sırasında ses kaydı alınacağı katılımcılara belirtilmiştir. Çalışmada toplanan verilerin dökümü, analizi yapılmış ve temalar oluşturulmuştur. Ortaya çıkarılan veriler içerik analizine tabi tutulmuştur.

Çalışmanın bulgularında ortaokula devam eden kaynaştırma öğrencilerinin,
 uygulamalı bilim etkinlikleri yapmaktan zevk aldıkları,
 uygulamalı bilim etkinliklerine katılım sağladıklarını ve kendilerini değerlendirdiklerinde etkinlikler sırasında iyi olduklarını,
 farklı disiplinlerin yer aldığı bilim etkinliklerinde daha çok tasarım odaklı atölye çalışmalarından öğrendiklerini,
 bilim etkinlikleri uygulamaları sırasında etkinlikleri gerçekleştirirken farklı yollar izledikleri,
 uygulamalı bilim etkinliklerini yapmaya başlamadan önce etkinliklerin zor olduğunu, yapamama endişesi yaşadıklarını ve etkinlikleri gerçekleştirirken bu endişenin ortadan kalktığını,
 okul dışı öğrenme ortamlarından biri olan bilim merkezine proje sonrasında da gelmek istedikleri sonucu ortaya çıkmıştır.


The Effect Of Argumentation Based Flipped Learning Method On Academic Achievement Of Students


Erol Taş1, Hatice Güler2, Banu Tepe2, Jülide Sarıgöl2, Filiz Demirci1
1Ordu Üniversitesi
2Giresun Üniversitesi


Abstract No: 305 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it was aimed to determine the effect of Argumentation Based Flipped Learning Method on students' academic achievement. Pretest, posttest and permanency test and control grouped quasi-experimental design were used. The data were collected from grade 5 students of a public school in Fatsa district of Ordu province in the 2017-2018 academic year. The sample of the study consisted a total of 112 students, 37 students  in the experimental-I group, 37 students in the experimental-II group and 38 students in the control group, determined by a simple random sample selection. Experimental group-I students with Argumentation Based Flipped Learning Method; Experimental group-II students were taught the lesson by using Flipped Learning Method in the curriculum. In the control group, the traditional approach was defined as; the lessons were taught with the method where the teacher was narrator, the information was given directly and the activities in the curriculum. The study was applied in the ”Matter and Change” unit. The data of the study were collected by scientific process skills test. SPSS 22.0 package program was used to analyze the data obtained from the study. Shapiro-Wilk Distribution Test and descriptive statistics were used to determine whether the data showed normal distribution. Analysis of Covariance (ANCOVA) was used. The analyzes were evaluated at 95% confidence interval and p <0.05 significance level.
According to the results of the study, no significant difference was observed between the mean scores of posttest and permanency test scores of the groups. As a result, the applied method did not make a significant difference between the groups.
 

Argümantasyon Temelli Ters-Yüz Öğrenme (Työ) Yönteminin Öğrencilerin Akademik Başarılarına Etkisi


Erol Taş1, Hatice Güler2, Banu Tepe2, Jülide Sarıgöl2, Filiz Demirci1
1Ordu Üniversitesi
2Giresun Üniversitesi


Bildiri No: 305 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmada, Argümantasyon Temelli Ters Yüz Öğrenme (TYÖ) Yönteminin öğrencilerin akademik başarısına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada öntest, sontest, kalıcılık kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın verileri 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Ordu’nun Fatsa ilçesinde bulunan bir devlet okulundaki 5. Sınıf öğrencilerinden toplanmıştır.  Çalışmanın örneklemini, basit seçkisiz örneklem seçimi ile belirlenen, deney-I grubunda 37 öğrenci, deney-II grubunda 37 öğrenci ve kontrol grubunda 38 öğrenci olmak üzere toplam 112 öğrenci oluşturmaktadır. Deney grubu-I öğrencileriyle Argümantasyon Temelli Ters Yüz Öğrenme (TYÖ) yöntemiyle; deney grubu-II öğrencileriyle Ters Yüz Öğrenme yöntemi ile öğretim programındaki etkinliklerle ders işlenmiştir.  Kontrol grubu öğrencileriyle ise geleneksel yaklaşım olarak ifade edilen; öğretmenin anlatıcı konumda olduğu,  bilginin direkt verildiği yöntemle ve öğretim programındaki etkinliklerle dersler işlenmiştir. Çalışma “Madde ve Değişim” ünitesinde uygulanmıştır. Araştırmanın verileri, kavram testi ile toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım sergileyip sergilemediğini anlamak amacıyla Shapiro-Wilk Dağılım Testi ve betimleyici istatistiklerden yararlanılmıştır. Analizlerde Kovaryans Analizi (ANCOVA) kullanılmıştır. Analizler %95 güven aralığında, p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir.
Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, grupların ön test puanına göre düzeltilmiş son test ve kalıcılık testi puanlarının ortalamaları arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Sonuç olarak uygulanan yöntem, gruplar arasında anlamlı bir fark yaratmamıştır.
 


Entrepreneurship Approach In Science, Social Sciences Curriculum And Texbooks


Eyüp ARTVİNLİ1, Salih ÇEPNİ2, Vildan BAYAR2
1Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
2Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 486 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In our curriculum based on constructivist approach, it is aimed that the students will be able to participate actively to courses, learn to learn and have various skills. Nine competencies and skills have been added to updated curriculum in 2018for development and innovation in the world. Among the competencies and skills determined by taking into account 21st century skills, taking initiative and entrepreneurship perception are also included. According to the global innovation index (2016-2017) entrepreneurship in 66 countries across the fiftieth school-age education, Turkey is in the position of 13th ranking. By the Presidency of Science, Industry and Technology Ministry for Small and Medium Industry Development Organization (KOSGEB), in the period of 2015-2018, Turkey Entrepreneurship Strategy and Action Plan (GİSEP) has been launched. The objectives of the action plan include “the development of the entrepreneurship culture”, “the dissemination of entrepreneurship training at the formal and non-formal education level and the development of an advisory system for entrepreneurs”.
Therefore, the educational system and culture is not well organized to educate school-age population enough for Entrepreneurship skills. Thus, in this study as described above, to be given to the students in Turkey targeted entrepreneurship Sciences Curriculum of skills (2018) and Social Studies Curriculum (2018) and is examined how to get involved in related textbooks. For this purpose, it has been decided to evaluate the textbooks of Science and Social Studies for 2018-2019 academic year declared by Ministry of National Education. The study was carried out by document analysis of qualitative research methods, the data were collected by content analysis for related curricula and textbooks to develop suggestions for the future.
 

Fen Bi̇li̇mleri̇ Ve Sosyal Bi̇lgi̇ler Öğreti̇m Programlari Ile Ders Ki̇taplarinda Bi̇r Beceri̇ Olarak Gi̇ri̇şi̇mci̇li̇k


Eyüp ARTVİNLİ1, Salih ÇEPNİ2, Vildan BAYAR2
1Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
2Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 486 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Yapılandırmacı yaklaşımı esas alan öğretim programlarında öğrencilerin aktif katılım sağlayabileceği, öğrenmeyi öğrenmeleri ve çeşitli becerileri kazanmaları hedeflenmektedir. Dünyadaki gelişim ve yeniliklere yönelik güncellenen 2018 yılı öğretim programlarına dokuz yeterlik ve beceri eklenmiştir. 21. Yüzyıl becerileri de dikkate alınarak belirlenen yeterlik ve beceriler arasında “inisiyatif alma ve girişimcilik algısı” da yer almaktadır.  Türkiye, Küresel inovasyon endeksi (2016-2017)’ ne göre girişimcilikte 66 ülke arasında okul çağı eğitimde 50., okul sonrası eğitimde ise 30. sıradadır. Eğitimdeki bu açıklığı gidermek adına ise ülkemizde gerçekleştirilen çalışma ve araştırmalara bakıldığında girişimcilik ile ilgili gelişmelerin son 10 yılda ivme kazandığı, girişimcilik becerilerinin gerek yasal düzenlemelerde, gerek ekonomik teşviklerle, gerekse öğretim programlarında bireylere kazandırılmaya çalışıldığı gözlenmektedir. T.C Bilim, Sanayii ve Teknoloji Bakanlığı Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) tarafından 2015-2018 yılları arasını kapsayan Türkiye Girişimcilik Stratejisi ve Eylem Planı (GİSEP) hazırlanmıştır. Eylem planında “Girişimcilik kültürünün geliştirilmesi”, “örgün ve yaygın eğitim düzeyinde girişimcilik eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve girişimcilere yönelik danışmanlık sisteminin geliştirilmesi” hedefleri yer almaktadır.  Dolayısıyla okul çağındaki nüfusumuzu gelecekte  “Girişimci Millet” olacak şekilde yetiştirecek eğitim altyapısı ve kültürünün yeterince geliştiğini söylemek oldukça zordur. Bu problemden yola çıkarak bu çalışmada, yukarıda açıklandığı gibi Türkiye’de öğrencilere kazandırılması hedeflenen girişimcilik becerilerinin erken yaşta Fen Bilimleri Öğretim Programı (2018) ve Sosyal Bilgiler Öğretim Programı (2018)’nda ve ilgili ders kitaplarında nasıl yer aldığı incelenmiştir. Bu amaçla, Milli Eğitim Bakanlığı, Talim ve Terbiye Kurulu tarafından 2018-2019 eğitim-öğretim yılında okutulmasına karar verilmiş ve Tebliğler Dergisinde yayınlanmış Fen Bilimleri ve Sosyal Bilgiler ders kitapları ve yenilenen 2018 yılı öğretim programları incelenmiştir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi ile gerçekleştirilmiş; veriler, ilgili öğretim programları ve ders kitaplarına yönelik olarak içerik analizi ile toplanarak öneriler sunulmuştur.  Buna göre gerek öğretim programları ve gerekse ders kitaplarının; günümüz öğrencilerini gelecekte “Girişimci Milet”  olacak şekilde yetiştirecek yaklaşım ve içerikten henüz uzak olduğu görülmektedir.
 
 


Career In Stem Fields: Current Trends In Theses


Esra Kızılay1
1Erciyes Üniversitesi


Abstract No: 45 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

With this research, it is aimed to reveal the current trends in the literature by examining the post-graduate theses, which have been carried out in the STEM career. When similar research, in the literature examined, it is generally determined that the articles were examined and there was no literature review related to STEM occupations and careers. In this context, the research is important in terms of both considering the theses and examining the theses related to STEM career. Qualitative research approach has been adopted in the research. Documentary searching method was used in the research. The universe of the research was composed of full text accessible, which includes the words “STEM” and “career” in title, and which between 2010 - 2017 years, theses in the ProQuest database. The theses on STEM career betwenn 2010 - 2017 were oltained from the ProQuest database electronically. In order to reach the theses in the database, search results were limited to includes the words “STEM” and “career” in title and full-text accessible and year range specified. In this research, 59 full-text accessible thesis (51 doctoral thesis, 8 master’s thesis) was determined as the universe of the research. All theses in the research universe were included in the study. The data were analyzed bu using content anaysis. The theses were analyzed by taking into consideration the year, type the thesis, purpose, method, data collection tools, data analysis, universe – sample – participant, findings, results. It is seen that most of the theses in STEM career are working as doctoral thesis. From 2010 to 2017, the number of theses on STEM career has increased. In 2010, two theses were prepared and in 2017 it was 14. It is determined that a part of the theses are carried out qualitative method, some of them are carried out quantitative method, and a few of them are mixed method. In the theses, it was seen that the participants were working with various samples. It was determined that various data collection tools such as interviews, questionnaires, scales, focus group interviews, open-ended questions were used in theses. It was determined that various variables such as women in STEM careers, gender, race, career interest, motivation, career barriers were examined in theses.

Stem Alanlarında Kariyer: Tezlerdeki Güncel Eğilimler


Esra Kızılay1
1Erciyes Üniversitesi


Bildiri No: 45 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırma ile STEM (Science, Technology, Engineering, Mathematics-Fen, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) alanlarında kariyer konusuna yönelik olarak yapılmış olan 2010 yılından sonraki lisansüstü tezlerin incelenerek, alan yazındaki güncel eğilimlerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Alan yazındaki benzer çalışmalar incelendiğinde, genellikle makale türündeki araştırmaların incelendiği ve STEM meslekleri ve kariyerleri ile alakalı bir alan yazın değerlendirmesinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda, gerçekleştirilen çalışma hem tezleri ele alması hem de STEM kariyeri ile alakalı çalışmaları incelemesi bakımından önem arz etmektedir. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırmada belgesel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanının evrenini, 2010-2017 yılları arasında başlığında “STEM” ve “career” kelimelerini barındıran, ProQuest veri tabanındaki tam metin erişimli tezler oluşturmuştur. 2010 - 2017 yılları arasında STEM kariyeri konusuyla ilgili tezlere ProQuest veri tabanından elektronik yolla ulaşılmıştır. Veri tabanındaki tezlere ulaşmak için; yıl aralığı belirtilmiş, başlık kısmında “STEM” ve “career” kelimelerini içerecek şekilde arama sonuçları sınırlandırılmış ve tam metin erişimli olanlar belirlenmiştir. Bu araştırmada, başlığında “STEM” ve “career” kelimelerini içeren 59 tam metin erişimli tez (51 doktora tezi, 8 yüksek lisans tezi) araştırmanın evreni olarak belirlenmiştir. Araştırmanın evrenindeki tüm tezler, incelemeye dahil edilmiştir. Elde edilen veriler, içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Ulaşılan tezler; yılı, tezin türü, amacı, yöntemi, veri toplama araçları, verilerin analizi, evren-örneklem-katılımcı, bulgular, sonuçlar başlıkları dikkate alınarak analiz edilmiştir. STEM kariyeri konusundaki lisansüstü tezlerin çoğunun doktora tezi olarak çalışıldığı görülmüştür. 2010 yılından 2017 yılına kadar STEM kariyeri konusunda yürütülen tezlerin sayısında artış olduğu tespit edilmiştir. 2010 yılında konuyla alakalı iki tez hazırlanmışken, 2017 yılında bu sayının 14 olduğu görülmüştür. Tezlerin bir kısmının nitel, bir kısmının nicel, az bir kısmının ise karma yöntemle yürütüldüğü belirlenmiştir. Tezlerde, katılımcı olarak çeşitli örneklemler ile çalışıldığı görülmüştür. Tezlerde; görüşme, anket, ölçek, odak grup görüşmesi, açık uçlu sorular gibi çeşitli veri toplama araçlarının kullanıldığı tespit edilmiştir. İncelenen tezlerde; STEM kariyerlerinde kadınlar, cinsiyet, ırk, kariyer ilgisi, motivasyon, kariyer engelleri gibi çeşitli değişkenlerin incelendiği görülmüştür.


Evaluation Of Stem Activities In Terms Of Different Stem Perspectives Used In Turkey


Serkan Sevim1, Merve Eker1
1Pamukkale Üniversitesi


Abstract No: 179 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Integrated dicipline, science, technology, engineering and mathematics is accepted by many countries shown as one of the educational reforms and are widely used in many countries. The goal of this education take part in the world economy on a global scale. For the next generation is to raise learners who ask more questions, develop models, think analytically, interpret the data. Therefore, the aim of the STEM education, which consists of the initial letters of science / technology, engineering and mathematics words, is to create interdisciplinary unity instead of using one discipline in education. It also intent to enrich educational and teaching environments with practical activities. When regional differences, needs, cultur education policies of countries is conserned, it has led countries to address STEM education from different perspectives. According to Bybee, STEM applications can be handled in eight different perspectives. These perspectives are changed according to which disciplines are used together or which disciplines are connected. For example, all disciplines can be used equally or only one discipline can be put forward and other disciplines can be used.
This study is aimed to evaluate the content of STEM activities according to STEM perspectives in our country. For this purpose, this study is designed by document analysis from qualitative research methods. The data sources of the study are the various STEM activities implemented schools affiliated to the Ministry of National Education,, STEM Centers and Science Centers affiliated to The Scıentıfıc And Technologıcal Research Councıl Of Turkey. Activities from these institutions will be evaluated according to Bybee's STEM perspectives.
 
 

Ülkemizde Kullanılan Stem Etkinliklerinin Farklı Stem Perspektifleri Açısından Değerlendirilmesi


Serkan Sevim1, Merve Eker1
1Pamukkale Üniversitesi


Bildiri No: 179 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüzde eğitim reformlarından biri olarak gösterilen Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik alanlarının bütünleşik olarak uygulanması birçok ülke tarafından kabul görmekte ve birçok ülkede yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu uygulamanın küresel ölçekte hedefi, dünya ekonomisinde yer almak olup bireysel düzeyde hedefleri ise gelecek nesilleri daha çok soru soran, model geliştiren, analitik düşünen, verileri yorumlayabilen bireyler yetiştirmektir. Dolayısıyla fen/bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik kelimelerinin İngilizce baş harflerinden oluşan STEM yaklaşımının temelinde, öğretimde tek bir disiplinin kullanılması yerine disiplinler arası birliktelik oluşturmak ve uygulamaya dönük etkinliklerle eğitim ve öğretim ortamlarını zenginleştirmek hedeflenmektedir. Bununla birlikte ülkelerin eğitim politikaları, ihtiyaçları, kültürel ve bölgesel farklılıkları göz önünde bulundurmaları ülkelerin STEM uygulamalarını farklı perspektiflerden ele almalarına sebep olmuştur. Bybee’ye göre STEM uygulamaları sekiz ayrı perspektifte ele alınabilmektedir. Bu perspektifler, STEM uygulamaları içerisinde hangi disiplin veya disiplinlerin temele alındığı, hangi disiplinlerin bir arada kullanıldığı veya hangi disiplinler arasında bağlantılar kurulduğuna göre çeşitlilik göstermektedir. Örneğin disiplinlerin hepsi eşit düzeyde kullanılabileceği gibi sadece bir disiplin öne çıkarılıp diğer disiplinlerden de faydalanılabileceği belirtilmektedir.
Bu çalışmada, ülkemizde uygulanan STEM etkinliklerinin içeriğinin STEM perspektiflerine göre değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla bu çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi ile desenlenmiştir. Çalışmanın veri kaynaklarını MEB’E bağlı okullar, STEM Merkezleri ve Tübitak’a bağlı Bilim Merkezleri’nde uygulanan çeşitli STEM etkinlikleri oluşturmaktadır. Bu kurumlardan elde edilen etkinlikler, Bybee’nin STEM perspektiflerine göre değerlendirilecektir.

Bybee, R. W. (2013). The Case for STEM Education: Challenges and Opportunities. Arlington, VA: National Science Teachers Association.


Examining The Relationship Of Pre-service Science Education Teachers’ Technological And Pedagogical Content Knowledge


Serkan Dincer1
1Cukurova Üniversitesi


Abstract No: 362 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

When the related literature is examined, it is seen that the primary fields which study the relationship of technology-instruction are science and instructional technologies. The concept of technology has been used as a frequent keyword in the studies held to investigate some approaches like STEM. With regard to those studies, the participants mainly involved teachers, pre-service teachers and students. In the studies involving pre-service teachers as participants, it is seen that the focus is generally on the material use and effect whereas a few studies analyzed technological and pedagogical content knowledge. In research studies with STEM approaches or technological approaches, it is essential to consider the relationship between technology and content knowledge in detail and it is also very important to assess and teachers’ technological-content knowledge. When the assessment instruments in the studies, which assessed teachers’ technological-content knowledge, are examined, it is seen that the instruments are based on the participants’ statements. Regarding the structure of the assessment, it is also remarkable that the scales are based on the participants’ statements. It is considered important to search for the pre-service teachers’ actual technological-pedagogical content knowledge. Based on this consideration, the aim of the study is to analyze technological-pedagogical content knowledge of pre-service teachers of science education in terms of several variables. The design of the study is based on survey model and 186 senior students studying in science teaching department in the study. TPACK and TPACK-LS Scale were used for data collection. When the data were analyzed, no meaningful relationship was found between the two scales. While the participants got high scores in TPACK Scale, they got low scores in TPACK-LS Scale. It was found out that participants’ TPACK was low and the reason underlying this finding was thought to stem from participants’ having inadequate or lack of TPACK courses.

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi İlişkisinin İncelenmesi


Serkan Dincer1
1Cukurova Üniversitesi


Bildiri No: 362 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

İlgili literatür incelendiğinde teknoloji-eğitim/öğretim ilişkisini inceleyen alanların başında fen ve öğretim teknolojileri geldiği görülmektedir. Özellikle son beş yıldır STEM vb. yaklaşımlar üzerinde çalışan araştırmalarda teknoloji anahtar kelimesinin sık kullanıldığı dikkati çekmektedir. Bu bağlamda yapılan çalışmalarda araştırmanın katılımcılarını ise çoğunlukla öğretmen, öğretmen adayı ve öğrenciler oluşturmaktadır. Katılımcıları öğretmen ve öğretmen adayı olan çalışmalarda odağın genellikle materyal kullanımı ve materyalin etkisi olduğu, sınırlı sayıdaki çalışmanın ise teknoloji-pedagoji alan bilgisinin incelediği anlaşılmaktadır. İster STEM vb. yaklaşımlar isterse de diğer teknoloji içerikli yaklaşımlar olsun araştırmalarda teknoloji-alan bilgisi ilişkisinin detaylı ele alınması ve özellikle öğretmen ya da öğretmen adaylarının teknoloji-alan bilgisinin ölçülmesi gerekmektedir. Bu ölçümü yapan çalışmalardaki ölçme araçları incelendiğinde ise katılımcının beyanına dayanan ölçme araçları kullanıldığı görülmektedir. Bu ölçümlerin yapısı incelendiğinde ise ölçümlerin katılımcıların beyanına dayanan ölçekler yardımıyla toplandığı dikkati çekmektedir. Bu bilgiler ışığında geleceğin öğretmenleri olacak öğretmen adaylarının gerçekteki teknolojik-pedagojik alan bilgilerinin incelenmesinin önemli olduğu düşünülmüştür. Bu düşünceden yola çıkarak araştırmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının teknolojik-pedagojik alan bilgilerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırma tarama modeli referans alınarak kurgulanmış, Türkiye’deki altı farklı üniversitede öğrenimlerini sürdüren 186 fen bilgisi öğretmenliği dördüncü sınıf öğrencisi araştırmanın katılımcılarını oluşturmuştur. Araştırmada veri toplamak için Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi Ölçeği ve Teknolojik Pedagoji Alan Bilgisi Öğrenim Memnuniyeti Ölçeği kullanılmıştır. Birbirinden farklı zamanlarda toplanan bu iki ölçekten elde edilen veriler incelendiğinde ölçekler arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Katılımcılar TPACK Ölçeği için yüksek puan alırken TPACK-LS Ölçeği için düşük puan verdikleri belirlenmiştir. Araştırmada sonucunda fen bilgisi öğretmen adaylarının teknolojik pedagoji alan bilgilerinin düşük olduğu, bunun nedeninin ise lisans öğrenimleri süresince hiç ya da yeterli düzeyde teknolojik pedagoji alan bilgisi dersi almamaları ile ilişkilendirilmiştir.


Structured Simple Machines Designs


Nalan Sıdıka Evci1
1Milli Eğitim Vakfı Özel Ankara Ortaokulu


Abstract No: 436 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this event, which is planned for the Simple Machines, which is the 8th Grade Science course unit, it is ensured that the students' progressive models are realized within a certain plan. In the process, different groups and different problem situations were given to each group, and limitations and expectations were clearly shared. The students made their designs on paper firstly in groups and then they made modeling work with styrofoam which they would enjoy easy working. During the study, small groups were studied and each group was working together during the planning phase. After the planning, each group made a draft drawing for modeling by being dependent on the problem situation and limitations. they have been approved by the leading teacher by carrying out scientific rules on paper. After that, they gave 6 lesson hours to the modeling study and they did the group work. The primary aim of the study is to be able to act together, to produce a solution to the problem situation, to use mathematical relations, to create a design, to make modeling studies and to provide the students with the skills to finalize the product.

Yapılandırılmış Basit Makineler Tasarımları


Nalan Sıdıka Evci1
1Milli Eğitim Vakfı Özel Ankara Ortaokulu


Bildiri No: 436 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

8. Sınıf Fen Bilimleri dersi ünitesi olan Basit Makineler ile ilgili planlanan bu etkinlikte, öğrencilerin aşamalı olarak yaptıkları modellerin belirli bir plan çerçevesinde gerçekleştirilmesi sağlanmıştır. Süreçte, her gruba farklı yönergeler ve farklı problem durumları verilmiş, bu durumlar için sınırlandırılmalar ve beklentiler net bir şekilde paylaşılmıştır. Öğrenciler gruplar halinde belirledikleri plan çerçevesinde önce tasarımlarını kağıt üzerinde yapmış, sonra kesimi kolay ve çalışmadan keyif alacakları strafor ile modelleme çalışması yapmışlardır. Çalışma sırasında küçk gruplarla çalışılmış, her grubun planlama aşamasında hep birlikte çalışmaları sağlanmıştır. Planlama sonrasında her grup problem durumuna ve sınırlandırmalara bağlı kalarak modelleme için taslak çizimi yapmışlardır. kağıt üzerinde bilimsel kaideleri yerine getirerek lider öğretmenden onay almışlardır. sonrasında modelleme çalışmasına 6 ders saati verilerek yine grup çalışması yapmışlardır. çalışmanın öncelikli amacı, birlikte hareket edebilme, problem durumuna çözüm üretebilme, matematiksel bağıntıları kullanabilme, tasarım oluşturabilme, modelleme çalışması yapabilme ve öğrencilerde ürüne son hali verebilme becerileri sağlanması olmuştur. Süreçte öğrencilerin akademik yeterliliklerinin yanında, tasarım becerilerini geliştirmeleri, mühendislik uygulamalarına yönelik becerilerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. 


The Thematic Review Of Studies On Guided Materials In Stem Education


Behiye RECEPOĞLU1, Salih ÇEPNİ 2
1Dağkadı Ortaokulu
2Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 462 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Global competition that is effective throughout the world is directly proportional to the economic power of the countries. The biggest investment made by the countries that want to be in this competition and settle in the front row is in the field of education and these countries go through various reforms in their education systems. STEM education, which has emerged as a result of these thoughts, aims to provide students with the 21st century skills and to bring the knowledge and skills acquired by the students to the steps of synthesis and evaluation. STEM (Science, Technology, Engineering & Mathematics) is an approach that integrates basic sciences such as science and mathematics with engineering and technology design and applications. This approach is also integrated into the Science Education Program in our country. Critical and creative thinking skills from 21st century skills are required for the program and it is emphasized that teachers should have these skills firstly. One of the most important elements in the effective implementation of the program is the support training programs and auxiliary teaching materials that will meet the needs of the teachers.  The aim of this study is to make thematic analysis of thesis and articles including teaching activities and lesson plans based on Science, Technology, Engineering and Mathematics (STEM) approach. The aim of this study was to evaluate the findings obtained in the studies conducted in this field and to reveal the similarities and differences. The variables used in the thematic analysis were created with the help of articles, theses and reports.
 

Stem Eğitiminde Rehber Materyaller Konusunda Yapılan Çalışmaların Tematik Analizi


Behiye RECEPOĞLU1, Salih ÇEPNİ 2
1Dağkadı Ortaokulu
2Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 462 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Dünya genelinde etkili olan küresel rekabet, ülkelerin ekonomik güçleri ile doğru orantılıdır. Bu rekabette var olmak ve ön sıralara yerleşmek isteyen ülkelerin yaptığı en büyük yatırım eğitim alanında olmaktadır ve bu ülkeler eğitim sistemlerinde çeşitli reformlara gitmektedir.  Bu düşünceler sonucu ortaya çıkan STEM eğitimi, öğrencilere 21. yy becerilerini kazandırmayı ve öğrencilerin elde ettiği bilgi ve becerileri sentez ve değerlendirme basamaklarına çıkarmayı hedeflemektedir. STEM (Science, Technology, Engineering & Mathematics) fen bilimleri ve matematik gibi temel bilimlerin, mühendislik ve teknolojinin tasarım ve uygulamaları ile entegre edilmesini sağlayan bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım ülkemizde de Fen Bilimleri Öğretim Programına entegre edilmiştir. Programın gereği olan ve öğrencilere kazandırılmak istenen 21. yy becerilerinden olan eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerine öncelikle öğretmenlerin sahip olması gerektiği vurgulanmaktadır. Program etkili şekilde uygulanabilmesinde önemli unsurlardan biri öğretmenlerin ihtiyaçlarını karşılayacak destek eğitim programları ve yardımcı öğretim materyalleridir. Bu çalışmanın amacı Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (STEM) yaklaşımına dayalı öğretim etkinlikleri ve ders planlarını içeren tez ve makalelerin tematik analizini yapmaktır. Tematik analiz ile bu alanda yapılan çalışmalarda elde edilen bulguların yorumlanması, değerlendirilmesi, benzerlik ve farklılıkların ortaya konması amaçlanmıştır. Tematik analizde kullanılan değişkenler, alan yazındaki STEM makale, tez ve raporlar yardımı ile oluşturulmuştur.
 


Determining Socioscientific Issues As A Sub-dimension Of Scientific Literacy: Delphi Technique


Faik Özgür Karataş1, Burçin Turan Bektaş1, Suat Çelik2, Fatih Orçan1, Sevil Akaygün3
1Trabzon Üniversitesi
2Atatürk Üniversitesi
3Boğaziçi Üniversitesi


Abstract No: 92 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it was aimed to determine the socio-scientific issues that a scientific literate person should have by using delphi technique. The aim of Delphi technique is to provide the most reliable agreement about the opinions of a group of experts on a subject. The participants of this study were 60 experts in the field of education, science, engineering who work at different universities from Turkey and abroad. The scientific literacy expert opinion form, consisting of 117 items in the first and second round of Delphi technique and 61 items in the third round, was used as data collection tool. In the first round of the form, sub-concepts of understanding the importance of six main aspects of responsible research and innovation (ethics, governance, engagement, science education, gender equality, open access), biotechnology (genetic, stem cell research), global climate change, acid rains, examination of the ozone layer, use of antibiotics, nuclear energy, vaccines ve artificial intelligence are included. The experts were asked to give a score of 1 to 10 where 1 indicates fully disagreement, and 10 fully agreement to each of the items on the form. Descriptive statistical analysis was performed on the data obtained from Delphi tours. At the end of the 2nd round, the consensus was reached on eight of the 11 sub-concepts under socio-scientific issues, while remained 3 items were resent to the experts for the third round. As a result, it was seen that consensus was reached in all sub-concepts socio-scientific issues except for the concept of artificial intelligence. This shows that a scientifically literate individual should have a comprehensive understanding of socio-scientific issues in the eyes of the experts.
This study is supported by Scientific and Technological Research Council of Turkey (TUBITAK) Grant Number 215K042. The researchers are grateful for this support.



 

Bilimsel Okuryazarlığın Bir Alt Boyutu Olarak Sosyobilimsel Konuların Belirlenmesi: Delphi Tekniği


Faik Özgür Karataş1, Burçin Turan Bektaş1, Suat Çelik2, Fatih Orçan1, Sevil Akaygün3
1Trabzon Üniversitesi
2Atatürk Üniversitesi
3Boğaziçi Üniversitesi


Bildiri No: 92 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Sosyobilimsel konular; sınırlandırılmamış, karmaşık ve genellikle kesin bir çözümü olmayan, ikilemlerden oluşan, cevabı net belli olmayan (ill-structured) problemler olarak görülmektedir. Bu nedenle sosyobilimsel konular bilimsel okuryazarlığın hem içerik hem de bağlamı ile ilişkili olabilir. Bir bilimsel okuryazarlık ölçeğinde yer alması gereken temel sosyobilimsel konulara karar verilmesi, ölçeği geliştirme sürecinin önemli bir aşamasıdır. Bu çalışmada delphi tekniği kullanılarak bilimsel okuryazar bir bireyin sahip olması gereken sosyobilimsel konuların belirlenmesi amaçlanmaktadır. Delphi tekniğinin amacı, bir grup uzmanın bir konu hakkında sahip olduğu görüşlerle ilgili en güvenilir şekilde uzlaşma sağlanmasıdır. Araştırmanın katılımcı grubunu Türkiye’de ve yurt dışında farklı üniversitelerde fen, mühendislik ve eğitim alanında görev yapan 60 uzman akademisyen oluşturmaktadır. Delphi tekniğinin birinci ve ikinci aşamasında 117 maddeden, üçüncü aşamasında 61 maddeden oluşan “bilimsel okuryazarlık uzman görüş formu” veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Uzmanlara üç tur halinde gönderilen formun ilk turunda sorumlu araştırma ve inovasyonun (SAİ) altı temel unsurunun (etik, yönetişim, toplumsal paydaş atılımı, fen eğitimi, cinsiyet eşitliği, açık erişim) bilimin ilerlemedeki önemini kavrayabilme, biyoteknoloji (genetik, kök hücre araştırmaları), küresel iklim değişikliği, asit yağmurları, ozon tabakasının incelmesi, antibiyotik kullanımı, nükleer enerji, aşılar ve yapay zeka alt kavramları yer almaktadır. Uzmanlardan her bir anket maddesine “1” hiç katılmıyorum, “10” tamamen katılıyorum olmak üzere, 1’den 10’a kadar puan vermeleri istenmiştir. Delphi turlarından elde edilen veriler üzerinde betimsel istatistik analiz yapılmıştır. 2. tur sonunda sosyobilimsel konular altında 11 alt kavramdan sekizinde görüş birliğine ulaşılırken, görüş birliği sağlanamayan 3 madde tekrar üçüncü tura gönderilmiştir. Sonuçta sosyobilimsel konular bağlamında yapay zekâ alt kavramı dışında bütün alt kavramlarda görüş birliğine ulaşıldığı görülmüştür. Bu doğrultuda bilimsel okuryazar bir bireyin sosyobilimsel konular hakkında kapsamlı bir anlayışa sahip olması gerektiği sonucuna ulaşılabilir.

Bu çalışma Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TUBİTAK) tarafından desteklenmektedir (Proje No: 215K042). Araştırmacılar bu destek için teşekkürlerini sunar.
 


Development Of Materials On The Implementation About Article 30 Of The Law Of Foundations


Yakup Emre ÇORUHLU1, Sibel ER NAS2, Bayram UZUN1, Okan YILDIZ1, Fatih ŞAHİN1
1Karadeniz Teknik Üniversitesi
2Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 238 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Our country, Turkey, has a great potential in terms of foundations and real estates from the past. The land management practices and implementations of all these immovable are carried out by the General Directorate of Foundations (GDF in Turkish VGM), by means of geomatics engineers, taking into account the principles of the foundation legislation and other land legislation. In spite of the fact that there is no definite lesson in undergraduate curriculum of geomatics engineering department to mention about the detailed description of the foundation property with various land management practices, this situation may cause some problems for the engineers to encounter after the graduation, wrong applications and incomplete decisions.
Undoubtedly, the careful review, evaluation and discussion of the various practices carried out so far in relation to immovable in the GDF is of great importance for the better management of the immovable property, which is very important for our country and which provides an important financial resource to Turkey. As a result of survey research design, it has been determined that students have information deficiencies and misconceptions based on implementations of Article 30 of the Law of Foundations. With this study, it is aimed to develop guide materials for the elimination of information deficiencies and misconceptions about the application of Article 30 of the Law of Foundations for geomatics engineering students. Within the scope of the study; materials containing conceptual change text, case studies and drama activities were prepared. It is believed that the prepared materials will be effective in eliminating the lack of knowledge and misconceptions about the application of Article 30 of the Law of Foundations for the geomatics engineering students.
 

Vakıflar Kanununun 30. Maddesinin Uygulanması Konusunda Materyallerin Geliştirilmesi


Yakup Emre ÇORUHLU1, Sibel ER NAS2, Bayram UZUN1, Okan YILDIZ1, Fatih ŞAHİN1
1Karadeniz Teknik Üniversitesi
2Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 238 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Ülkemiz, geçmişten gelen vakıflar ve taşınmazları açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Bu taşınmazların tamamının arazi yönetimi uygulamaları Vakıflar Genel Müdürlüğü (VGM) tarafından, buradaki harita mühendisleri aracılığıyla vakıf mevzuatı ve diğer arazi mevzuatları esasları dikkate alınarak yürütülmektedir. Harita Mühendisliği Bölümü Lisans müfredatında, vakıf taşınmazın ne olduğunu detaylı bir şekilde anlatan ve çeşitli arazi yönetimi uygulamalarıyla da pekiştiren bir dersin olmaması, mezuniyetten sonra vakıf taşınmazları ile ilişkili alanlarda çalışan Harita Mühendislerinin özellikle uygulama anlamında problemlerle karşılaşmasına, yanlış uygulamalar yapmasına ve kararlar almasına sebep olabilmektedir. Hiç şüphesiz VGM’de taşınmazlarla ilgili olarak bugüne kadar yapılan çeşitli uygulamaların dikkatli bir şekilde incelenmesi, değerlendirilmesi ve tartışılması ülkemiz açısından oldukça önemli olan ve devletimize önemli bir maddi kaynak sağlayan vakıf taşınmazların daha iyi yönetimi oldukça önemlidir. Yapılan alan taraması sonucunda öğrencilerin Vakıflar Kanununun 30. Maddesinin uygulanması konusunda bilgi eksikliklerinin ve kavram yanılgılarının bulunduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma ile harita mühendisliği öğrencilerinin Vakıflar Kanununun 30. Maddesinin uygulanması konusundaki bilgi eksikliklerinin ve kavram yanılgılarının giderilmesine yönelik rehber materyallerin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın amacı kapsamında kavramsal değişim metni, örnek olay ve drama etkinliklerini içeren materyaller hazırlanmıştır. Hazırlanan materyallerin harita mühendisliği öğrencilerinin Vakıflar Kanununun 30. Maddesinin uygulanması konusundaki bilgi eksikliklerinin ve kavram yanılgılarının giderilmesinde etkili olacağı düşünülmektedir.

*TÜBITAK tarafından desteklenen 117Y261 numaralı "Harita Mühendisliği Öğrencilerinin Vakıf ve Mülkiyet İlişkisi Hakkındaki Kavram Yanılgılarının Tespit Edilmesi ve Giderilmesi", başlıklı projeden üretilmiştir. 


An Exemplary Course Model For Effective Teaching Of Cell Division


Yeşim Yener1
1Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi


Abstract No: 323 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is how to teach and learn cell division meaningfully supported by analogies (congress, rummikub table, theatre play, basketball game, watching movies, hosting guests) analogical models (pasta model, cell and nucleus models) and electron microscopic views (cell, nucleus, nuclear membrane, centrosome and spindle structures). With this respect, cell division was lectured to 30 teacher candidates who are studying at an educational faculty, department of science teaching and who are attending to General Biology course. The teaching process took 10 course hours and supported by analogies, analogical models and electron microscopic views. Qualitative research model was used in the study and before lecture period, the prior knowledge of teacher candidates about cell division was determined with 10 open ended questions. After the teaching period had ended, same knowledge questions and semi-structured interview questions were applied to randomly selected 15 teacher candidates. As a result of content analysis, whether meaningful learning by teacher candidates was achieved and the strong and weak sides of teaching were evaluated. It was determined that as a result of the teaching teacher candidates answered some questions (such as Why so many events occur in the phase of interphase?, Is genetic material in the structure of chromosome in cell?, What does the structure of chromosome consist of during division?, How and why does epicyte melt?, How does nucleolus disappear?, Does one spindle apparatus attract each chromosome to axis? not basing on memorization but explicitly, clearly and correctly, which they answered before the teaching basing on memorization and to which they were not able explain logically.
A sample lesson model was designed in order to guide teachers of biology and science in present study. Providing meaningful learning by developing different teaching models for the abstract and elusive topics which include misconceptions is recommended
 
 

Hücre Bölünmesi Konusunun Etkili Öğretilmesine Yönelik Örnek Bir Ders Modeli


Yeşim Yener1
1Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi


Bildiri No: 323 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

“Yaşayan tüm canlıların temel yapı birimidir” şeklinde yapılan basit bir tariften çok daha kompleks olan hücrenin işleyişinin doğru bir şekilde öğrenilmesi, canlılığın anlaşılması açısından oldukça önemlidir. Bu çalışma ile özellikle kavram yanılgısına çok sık rastlanan hücre bölünmesi konusunun analojiler (kongre ya da sempozyum, okey masası, tiyatro oyunu, basket maçı, sinema izlenmesi, misafir ağırlanması), analojik modeller (makarna modeli, hücre ve çekirdek modelleri) ve elektron mikroskobik görüntüler (hücrenin, hücre zarının, çekirdeğin, çekirdek zarının, sentrozom ve iğ ipliklerinin (mikrotübüller) yapısı) ile desteklenerek anlamlı öğretilmesinin ve öğrenilmesinin nasıl sağlandığının gösterilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, bir üniversitenin Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği programında okuyan ve Genel Biyoloji dersi almakta olan 30 öğretmen adayına hücre bölünmesi konusu analojiler, analojik modeller ve elektron mikroskobik görüntüler ile desteklenerek 10 ders saati süresince anlatılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup, ders anlatımları başlamadan önce öğretmen adaylarının hücre bölünmesi konusuyla ilgili ön bilgileri 10 açık uçlu bilgi soruları ile tespit edilmiştir. Verilen öğretim sonunda rastgele seçilen 15 öğretmen adayına aynı bilgi soruları ve yarı yapılandırılmış görüşme soruları uygulanmıştır. Yapılan içerik analizi sonucunda, öğretmen adaylarında anlamlı öğrenmenin sağlanıp sağlanamadığı, yapılan öğretimin güçlü ve eksik yönleri değerlendirilmiştir. Çalışma öncesinde öğretmen adaylarının ezbere dayalı cevapladıkları ve mantıksal bir açıklama getiremedikleri soruların (örneğin; İnterfaz evresinde neden o kadar olay cereyan eder?, Genetik materyal hücre içerisinde kromozom yapısında mıdır?, Bölünme esnasında kromozom yapısı neden oluşur?, Hücre zarı neden ve nasıl erir?, Hücre çekirdeği nasıl ortadan kaybolur?, Her bir kromozomu kutuplara bir tane iğ ipliği mi çeker?), yapılan öğretim sonucunda ezbere dayalı olarak değil, açık, net ve doğru bir şekilde açıkladıkları belirlenmiştir.
Biyoloji ve fen bilimleri eğitimcilerine yol göstermesi açısından yapılan bu çalışma ile hücre bölünmesi konusu için örnek bir ders modeli tasarlanmıştır. Kavram yanılgıları fazla olan, anlaşılması güç ve soyut konular için farklı öğretim modelleri geliştirilerek anlamlı öğretimin sağlanması önerilmektedir. 
 
 


The Evaluation Of Environmental Education In The Primary School Curriculum According To Unesco And Unep Principles: The Case Of Turkey And Canada


Nesrin TÜRKMEN1, Büşra UZUN1
1RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 485 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

      The environmental problems that human beings inevitably face are increasing day by day using nature in accordance with  own claim. The prevention of environmental problems is possible with the development of knowledge, skills and attitudes of individuals. For development, a good environmental education is compulsory from basic education. The quality of environmental education to be given to children is of great importance for a livable world and sustainable development. Education programs, which are the most important component of education, guide teachers. Environmental issues are issues that concern all humanity .In this context, it was considered that it would be beneficial to study the programs related to environmental education at international level. The aim of the study is to determine the primary school curriculum in Turkey and Canada in what form given to environmental education programs are evaluated according to the principles of UNESCO and UNEP. In the research, document analysis was done within the frame of descriptive approach. As a result of the evaluation, it was found that both programs targeted the mentioned principles. With environmental education in Canada, it is aimed to raise children as individuals who observe, explain and investigate environmental problems. In addition, the environmental achievements of Canadian primary school curriculum, from primary school curriculum Turkey's place in the field of environmental gains to be made in more detail and it was determined that more emphasis on global issues.
      

İlkokul Öğretim Programlarında Yer Alan Çevre Eğitiminin Unesco Ve Unep İlkelerine Göre Değerlendirilmesi: Türkiye-Kanada Örneği


Nesrin TÜRKMEN1, Büşra UZUN1
1RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 485 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Doğayı kendi isteği doğrultusunda kullanan insanoğlunun kaçınılmaz olarak karşı karşıya kaldığı çevre sorunları gün geçtikçe artmaktadır. Çevre sorunlarının engellenebilmesi  bireylerin bilgi, beceri ve tutumlarının gelişmesi ile mümkündür. Gelişim için, temel eğitimden itibaren iyi bir çevre eğitimi zorunludur. Çocuklara verilecek çevre eğitiminin niteliği yaşanılabilir bir dünya ve sürdürülebilir kalkınma için büyük önem taşımaktadır. Eğitimin en önemli bileşeni olan öğretim programları,  öğretmenlere kılavuzluk etmektedir. Çevre konuları tüm insanlığı ilgilendiren konulardır. Bu bağlamda, çevre eğitimi ile ilgili programların uluslararası düzeyde incelenmesinin faydalı olacağı düşünülmüştür.  Araştırmanın amacı, Türkiye ve Kanada ilkokul öğretim programlarında çevre eğitimine ne şekilde yer verildiğini tespit ederek, UNESCO ve UNEP ilkelerine göre değerlendirmektir. Araştırmada betimsel yaklaşım çerçevesinde doküman incelemesi yapılmıştır. Yapılan değerlendirme sonucunda her iki programın,  adı geçen ilkeleri hedef aldıkları bulgusuna ulaşılmıştır. Kanada’da çevre eğitimi ile, çocukların  çevre sorunlarını  gözlemleyen, açıklayan ve araştıran bireyler olarak yetişmesi  hedeflenmektedir. Ayrıca Kanada ilkokul öğretim programı çevre kazanımlarının, Türkiye’nin ilkokul öğretim programında yer alan çevre kazanımlarından daha ayrıntılı olduğu ve küresel sorunlara daha çok vurgu yapıldığı  belirlenmiştir. 
 


A Model Proposal For Teacher Training: Stem Teacher Institutes Training Model


Bekir YILDIRIM1
1Muş Alparslan Üniversitesi


Abstract No: 206 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Changes occurring in science and technology have changed the perspective of societies on education as well as affecting all the areas of society. As a result of this change, the countries have emphasized the need to train individuals that are of skills and equipment to survive in business world at present. Therefore, they have focused on new educational approaches in order to enable these skills to be acquired by the individuals. One of these educational approaches is STEM education approach, which takes its basis from the progressive teaching philosophy movement. STEM education is an educational approach developing the 21st century skills by integrating the fields of Science, Technology, Engineering, and Mathematics with daily life. However, it is comprehended that there are deficiencies, problems, and misconceptions (STEM education refers to science experiments, STEM education consists of robotic, coding, and legos, or etc.). Because the teacher is primarily responsible for the educational process, it is fundamental for the teachers to have sufficient equipment and knowledge about STEM education. In this context, the purpose of this study is to propose a teaching model so as to enable the teachers to improve their knowledge and equipment related to STEM education. The STEM Teacher Training Model generated in the context of the study was named as “STEM Teacher Institutes Training Model (STITM)”. The research was designed in accordance with the special case study design among the qualitative research methods. The special case study is a research study in which some different qualitative data collection methods as interviews, observations, and document analysis are used together and the process for presenting the events in their own real environments through a holistic way is followed. In addition, it provides flexibility to the researcher during the design and execution of the research. Observation, interview, document analysis, and literature review were carried out to determine the steps in presenting the STITM model. In the light of the data obtained, STEM Teacher Institute Training Model was designed for the education to be provided to the teachers by taking the Village Institutes into consideration. The STEM Teacher Training Model that was put forward as a result of interviews, observations, document analysis, and literature review is aimed to be a guide for STEM trainers who desire to organize education for the teachers. It is also aimed to eliminate the misconceptions occurring during STEM education and the deficiencies related to the education. Furthermore, through this present model, it is purposed to establish a basis for the adoption of a common educational approach for STEM teacher training.
 

Öğretmen Yetiştirme Üzerine Bir Model Önerisi: Stem Öğretmen Enstitüleri Eğitim Modeli


Bekir YILDIRIM1
1Muş Alparslan Üniversitesi


Bildiri No: 206 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bilim ve teknolojide meydana gelen değişimler toplumun tüm alanlarını etkilediği gibi toplumların eğitime bakış açısını da değiştirmiştir. Bu değişim neticesinde, ülkeler günümüz iş dünyasında ayakta kalabilecek beceri ve donanıma sahip bireylerin yetiştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu becerilerin kazandırılmasında yeni eğitim yaklaşımları üzerinde durmuştur.  Bu eğitim yaklaşımlarından biri de temelini ilerlemeci eğitim felsefi akımından alan STEM eğitim yaklaşımıdır. STEM eğitimi, Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik alanlarının entegre bir şekilde günlük yaşamla ilişkilendirilerek 21. yy becerilerini geliştiren bir eğitim yaklaşımıdır.  Ancak STEM eğitim yaklaşımıyla verilen eğitimlerde eksiklerin, problemlerin ve kavram yanılgılarının (STEM eğitimi fen deneyleridir, STEM eğitimi robotik, kodlama ve legodan ibarettir vb) olduğu anlaşılmaktadır. Öğretmen öğretme-öğrenme sürecinde birinci derecende sorumlu olduğundan STEM eğitimi konusunda yeterli donanım ve bilgiye sahip olması önem arz etmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, öğretmenlerin STEM eğitimiyle ilgili bilgi ve donanımlarının gelişmesini sağlamak amacıyla bir öğretim modeli önerisinde bulunmaktır. Çalışma kapsamında, oluşturulan STEM eğitimi öğretmen modeline “STEM Öğretmen Enstitüleri Eğitim Modeli (SÖEEM)” adı verilmiştir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden özel durum çalışması desenine uygun olarak tasarlanmıştır. Özel durum çalışması, görüşme, gözlem, doküman analizi gibi farklı nitel veri toplama yöntemlerinin bir arada kullanıldığı ve olayların gerçek ortamı içinde bütüncül bir şekilde ortaya konulmasına yönelik sürecin takip edildiği araştırmadır. Özel durum çalışması, araştırmanın tasarlanması ve yürütülmesi boyunca araştırmacıya esneklik sağlamaktadır. SÖEEM modelinin ortaya konulma sürecinde adımlarının belirlenmesi için gözlem, görüşme, doküman analizi ve literatür taraması yapılmıştır. Elde edilen veriler ışığında, Köy enstitüleri dikkate alınarak öğretmenlere yönelik verilecek eğitimler için STEM Öğretmen Enstitü Eğitim Modeli tasarlanmıştır. Yapılan görüşmeler, gözlemler, doküman analizi ve literatür taraması sonucunda ortaya konulan STEM Öğretmen Enstitüleri Eğitim Modelinin, öğretmenlere yönelik eğitimler düzenlemek isteyen STEM eğitimciler için yol gösterici nitelik olması hedeflenmektedir. Ayrıca STEM eğitimleri sırasında yapılan kavram yanılgıları, eğitim ile ilgili eksikliklerin ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Dahası bu model ile STEM öğretmen eğitimleri için ortak bir eğitim yaklaşımın benimsenmesi için temel oluşturulması hedeflenmiştir.
 


Examination Of The Teacher Candidates’ Purposes Of Using Social Networking Sites In Terms Of Different Variables


Mehmet RAMAZANOĞLU1, Ali ÇETİN1
1Siirt Üniversitesi


Abstract No: 263 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Most of the social networking sites that have emerged today have generally focused on interaction and communication among people. Many individuals from all age groups join the social networks for different purposes and the number of online social network users is constantly increasing. Considering this incredibly heavy increase in social networks, purposes of teacher candidates for using the social networking sites vary. From this point of view, the aim of this study is to examine the teacher candidates’ purposes of using social networking sites in terms of different variables (gender, department, age). The study group of the research includes 454 volunteer teacher candidates who were are receiving education at the undergraduate level at Siirt University during 2018-2019 academic year. 293 (64,5%) of the teacher candidates were females while 161 (35.5%) of the teacher candidates were males. When the distribution of the teacher candidates with respect to departments is analysed, it is seen that 169 (37,2%) of the teacher candidates are in the department of Social Sciences Teaching, 71 (15,6%) of them are in the department of Computer and Technology Teaching, 38 (8,4%) of them are in the department of Elementary Mathematics Teaching, 61 (13,4%) of them are in the department of Science Teaching, 59 (13,0%) of them are in the department of Turkish Language Teaching and 56 (12,3%) of them are in the department of Classroom Teaching. In this study which was carried out with descriptive survey model which is one of the quantitative research methods, demographic features survey which was prepared by the researchers and ‘’Social Networking Usage Purposes Scale’’ which was developed by Karal and Kokoç (2010) and consists of ‘’usage for social interaction-communication purposes’’, ‘’usage for recognizing and being recognized purposes’’ and ‘’ usage for educational purposes’’ sub-dimension were used as the data collection tools.   Research data were analysed by using SPSS 21.0 program. Since the data did not have a normal distribution according to Kolmogorov-Smirnov test, non-parametric statistical methods were used in the study. Mann-Whitney U test was applied for mean comparisons with respect to gender variable and Kruskal Wallis Test was applied for mean comparisons with respect to department and age variables in the study. According to the data obtained through the research, purposes of teacher candidates for using social networking sites do not differ significantly in terms of department variable (in usage for social interaction-communication purposes, usage for recognizing and being recognized purposes and usage for educational purposes sub-dimensions), age variable (in usage for social interaction-communication purposes, usage for recognizing and being recognized purposes and usage for educational purposes sub-dimensions) and gender variable (in usage for social interaction-communication purposes sub-dimension). However, it was also observed that purposes of teacher candidates for using social networking sites significantly differ in terms of gender variable (in usage for recognizing and being recognized purposes and usage for educational purposes sub-dimensions).

Öğretmen Adaylarının Sosyal Ağ Siteleri Kullanım Amaçlarının Farklı Değişkenlere Göre İncelenmesi


Mehmet RAMAZANOĞLU1, Ali ÇETİN1
1Siirt Üniversitesi


Bildiri No: 263 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Günümüzde ortaya çıkan birçok sosyal ağ sitesi genel olarak insanlarda etkileşim ve iletişim odaklı olmuştur. Her yaş grubundan birçok birey sosyal ağlara farklı amaçlara yönelik olarak katılmakta ve online sosyal ağ kullanıcı sayıları sürekli artış göstermektedir. Sosyal ağlardaki bu inanılmaz hızlı artışlarda öğretmen adaylarının sosyal ağ siteleri kullanım amaçları da değişmektedir. Bundan hareketle bu çalışmanın amacı, öğretmen adaylarının sosyal ağ siteleri kullanım amaçlarını farklı değişkenlere (cinsiyet, bölüm, yaş) göre incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesi lisans düzeyinde öğrenim görmekte olan toplam 454 gönüllü öğretmen adayı oluşturmuştur. İlgili öğretmen adaylılarının 293’si (%64,5) kadın, 161’ü (%35,5) erkektir. Öğretmen adaylılarının bölümler göre dağılımlar ise; 169’si (%37,2) Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, 71’si (%15,6) Bilgisayar ve Teknolojileri Öğretmenliği, 38’si (%8,4) İlköğretim Matematik Öğretmenliği, 61’si (%13,4) Fen Bilgisi Öğretmenliği, 59’si (%13,0) Türkçe Öğretmenliği ve 56’ü (%12,3) Sınıf Öğretmenliğidir. Nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modelinde yürütülen bu çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan demografik özelikler formu ve Karal ve Kokoç (2010) tarafından geliştirilen ve “sosyal etkileşim-iletişim amaçlı kullanım, “tanıma ve tanınma amaçlı kullanım” ve “eğitim amaçlı kullanım” boyutlarından oluşan “Sosyal Ağ Sitelerinin Kullanım Amaçları Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma verileri SPSS 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin Kolmogorov-Smirnov testine göre normal dağılım göstermediği için araştırmada parametrik olmayan istatiksel yöntemler kullanılmıştır. Araştırmada; cinsiyete değişkenine göre ortalama karşılaştırmalarına ilişkin Mann-Whitney U testi, bölüm ve yaş değişkenlerine göre ortalama karşılaştırmalarına ilişkin Kruskal Wallis Testi uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilere göre, öğretmen adaylarının sosyal ağ sitelerinin kullanım amaçlarının bölüm (sosyal etkileşim-iletişim amaçlı kullanım, tanıma ve tanınma amaçlı kullanım ve eğitim amaçlı kullanım alt boyutlarında), yaş (sosyal etkileşim-iletişim amaçlı kullanım, tanıma ve tanınma amaçlı kullanım ve eğitim amaçlı kullanım alt boyutlarında) ve cinsiyet (sosyal etkileşim-iletişim amaçlı kullanım alt boyutunda) değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmamaktadır. Bunun yanı sıra öğretmen adaylarının sosyal ağ sitelerinin kullanım amaçlarının cinsiyet (tanıma ve tanınma amaçlı kullanım ve eğitim amaçlı kullanım alt boyutlarında) değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür.


The Effect Of Stem Applications On The Academic Achievement Of Middle And High School Students In Numerical Field


Gökçe Zerey1, Sevcan Terzi2, Sinem Karabulut2
1SAMSUN İLKADIM ATATÜRK ORTAOKULU
2SAMSUN CANİK KIZ ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ


Abstract No: 321 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Nowadays, the main problem of  education  is; efficient learning and practicing what you learnt. Because of both the lack of  materials, financial impossibilities and  the insufficiency of student’s  evolution and readiness levels, learning have diffuculties . Accordingly, the applications of  TIMSS and PISA which are made on international level, shows that it’s necessary to have different contents and methods for  improving the success  mathematics and science lesssons.
In our age, where technology has great importance in every field; it is inevitable to address different sensory organs in transferring the basic knowledge learned in science and mathematics lessons to students. As today's technology provides the convenience to human  in many areas, this advantage is  also offered to us in the field of education, too. Therefore, the problem-solving process is aimed to gain  a different perspective for students, by establishing a relationship between science, technology, engineering and mathematics with the method of STEM  is known on worldwide, as FETEMM in our country.
Education is not only for getting a job , but it is also a necessity of daily life. More than one discipline is used to solve problems that come in daily life. In spite of this, within the curriculum of education and training, a single discipline is shown to the individuals and the problems for them are resolved. FETEMM aims to break this cycle.
FETEMM education is based on developing the problem-solving skills of the students which means analytical thinking system. At this process; the student's vision, hearing, and sensation of touch play a major role with the continuation of learning.
In the implementation process of our study, two different samples were discussed.
The subjects chosen from mathematics, biology and physics lessons are taught in two different classes at the same level, which are equal to the average of secondary school and high school, based on classical lectures and also through FETEMM application methods.Then, it was detected by comparing the results of the pre-test and post-test to understand the subject how effective addressing to more sensory organ for student with this new practice by evaluating according to the same questions. While the comparisons have been made between 3 branches, results on secondary school and high school level have been compared within themselves as well. It is known that; during the lessons, the duration of consentration  in different  aged groups  is getting down by years go away,   the process of assessment and evaluation has  been also effected .
 
 
 
 
 

Sayısal Alanda Fetemm Uygulamalarının Ortaokul Ve Lise Öğrencilerinin Akademik Başarısı Üzerine Etkisi


Gökçe Zerey1, Sevcan Terzi2, Sinem Karabulut2
1SAMSUN İLKADIM ATATÜRK ORTAOKULU
2SAMSUN CANİK KIZ ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ


Bildiri No: 321 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Günümüz eğitim öğretiminin en temel sorunlarından biri; etkili öğrenme ve öğrendiğini uygulamadır. Gerek materyal eksikliği, gerek maddi imkansızlıklar, gerekse öğrencilerin kişisel gelişim ve hazırbulunuşluk düzeylerinin yetersizliğinden dolayı, öğrenmede güçlükler yaşanmaktadır. Bu doğrultuda, uluslararası düzeyde yapılan TIMSS ve PISA  uygulamaları fen ve matematik derslerindeki başarıyı artırmaya yönelik farklı içerik ve yöntemlerin elzem olduğunu göstermektedir.  
Teknolojinin her alanda büyük öneme sahip olduğu çağımızda; fen ve matematik  derslerinde öğrenilen temel bilgilerin öğrencilere aktarılmasında farklı duyu organlarına hitap etmek kaçınılmazdır. Günümüz teknolojisi insanoğluna bir çok alanda kolaylık sağladığı gibi eğitim-öğretim alanında da bu avantajı bizlere sunmaktadır. Bundan dolayı, dünya çapındaki adıyla STEM, ülkemizde FETEMM olarak adlandırılan bu yöntem ile
 Fen, Teknoloji, Mühendislik ve  Matematik alanlarında ilişki kurularak, öğrencilerin problem çözme sürecine farklı bir bakış açısı kazandırılması amaçlanmaktadır.
Eğitim, sadece  meslek edinmek amaçlı değil, aynı zamanda günlük hayatın da bir gerekliliğidir. Günlük hayatta karşılaşılan problemlerin çözümünde  birden çok disiplin alanı kullanılır. Buna rağmen,  eğitim ve öğretim müfredat programı içinde bireylere tek bir disiplin alanı gösterilmekte ve ona yönelik problemler çözümlenmektedir. FETEMM ile bu döngünün kırılması amaçlanmaktadır.
 FETEMM eğitiminde, öğrenciyi ezberci anlayıştan uzaklaştırarak, analitik düşünme sistemiyle öğrencinin problem çözme yeteneğinin geliştirilmesi esas alınmaktadır. Bu süreçte, öğrencinin görme, işitme, dokunma duyularıyla hareket etmesi öğrenmenin kalıcı olmasında büyük rol oynamaktadır.
 Çalışmamızın uygulama sürecinde, iki farklı örneklem ele alınmıştır. Matematik, biyoloji ve fizik derslerinden seçilen bir konu,  ortaokul ve lise kapsamında  not ortalamaları eşit olan aynı seviyedeki iki farklı sınıfa klasik ders anlatımına dayalı ve FETEMM uygulaması yöntemleriyle aktarıldı. Aynı sorularla ölçme değerlendirme yapılarak, bu yeni uygulamayla öğrencide daha çok duyuya hitap etmenin konuyu anlamalarında ne derece etkili olduğu ön test ve son test  sonuçlarına dayalı deneysel yöntemle karşılaştırılmıştır. Karşılaştırmalar 3 farklı branş arasında yapıldığı gibi, aynı zamanda ortaokul ve lise düzeyindeki sonuçlar da kendi aralarında kıyaslanmıştır. Bilindiği üzere, ders esnasında farklı yaş gruplarının dikkat toplama sürelerinin yaş ilerledikçe arttığı göz önünde bulundurulduğunda, bu durum ölçme-değerlendirme  sürecini etkilemiştir.
 


Teachers’ Pedagogical Content Knowledge And Subject Matter Content Knowledge: Its Relevance In Teaching And Learning


Olivia Neo Mafa-Theledi1, P Sepeng1, Mmushetji Petrus Rankhumise2
1Tshwane University of Technology
2Tshwane University Of Technology


Abstract No: 21 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This paper takes a sociocultural perspective on the relevancy of Pedagogical Content Knowledge and Subject Matter Content knowledge in teaching and learning of STEM subjects. To teach learners according to today’s standards, teachers’ need to understand Pedagogical content Knowledge and subject matter content knowledge deeply and flexibly so they can help students create useful cognitive maps, relate to see how ideas connect across disciplines and to everyday life. Effective teaching and teacher characteristics, endorse clearly the role played by adequacy of teachers’ Pedagogical Content Knowledge and Subject Matter Content Knowledge as applied in the classroom teaching and learning encounters. Most of the features of effective teachers and effective teaching as a process indicate the necessity of application of the theory of social constructivism, to enhance teachers’ knowledge about prior knowledge of students and their socioeconomic backgrounds. Quantitative and qualitative research methods using classroom observation were used to collect data. Population was made up of 10 teachers’ in the University of Technology in South Africa. The sample for this investigation was drawn using purposive sampling technique. Classroom observation was analysed using rubric. The overall findings indicates that Pedagogical Content Knowledge and Subject Matter Content Knowledge, enhanced educators’ professionalism and improved quality of teaching and learning outcomes, including motivational levels of both teachers and learners in the classroom. Specifically, Pedagogical Content Knowledge and Subject Matter Content Knowledge facilitate teaching effectiveness, and learning efficiency, in particular, in the teaching of STEM subjects in the University of Technology. It is therefore critical for the University of Technology that are engaged in the teacher programmes to visit how Pedagogical Content Knowledge and Subject Matter Content Knowledge are purposely incorporated into the training programmes. It showed that component of teacher Pedagogical Content Knowledge and Subject Matter Content Knowledge generally is beginning to enhance teaching, learning and assessment positively in the classroom.
 


Understanding Of Diffusion And Osmosis Among Form Four Biology Students


Irene Leh Ping LUE1, Lilia Binti HALIM1, Kamisah Binti OSMAN1
1National University of Malaysia, Malaysia


Abstract No: 42 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The concepts of diffusion, semi permeability, and osmosis are fundamental to mastering many topics in chemistry, physics and biology. Studies have shown inconsistent results in the understanding of both processes and high school students’ mastery concerning the mechanisms of diffusion and osmosis is very difficult to attain. Therefore, this study sought to determine rural school students’ understanding of the topic ‘Movement of Substances Across the Plasma Membrane’ that covers the concepts of diffusion and osmosis. The descriptive survey research design was adopted in this study and a total of two hundred and eighty-eight (288) Biology students Grade 10th who had completed their final year school examination in one of the districts in Sarawak, Malaysia were assessed. The instrument used is a test called the ‘Movement of Substances across the Plasma Membrane Test’ (MSPM) which is a two-tier multiple-choice question test that had been modified from the instrument developed by Lee and Daniel (2012). The test has high reliability based on Cronbach’s Alpha of 0.877 obtained using the KR20 formula. The results show that the majority of students i.e. 1554% of the students assessed in this study obtained average scores. Additionally, a large number of students, i.e. 39% students scored below average. Only 6% students scored above average, i.e. obtaining scores of 80 and above. The findings revealed that the overall performance of the rural school Biology students in terms of their understanding of the concepts of diffusion and osmosis in Biology was unsatisfactory. The MSPM test (Two-Tier Diagnostic Test) appears to provide a feasible approach for evaluating students’ understanding and for identifying students’ coherent understanding of the concepts of diffusion and osmosis in topic “Movement of Substances across the Plasma Membrane”. Biology teachers must find ways through practical work to eliminate or prevent misconceptions among students so as to promote meaningful learning of both concepts.
 


Comparing The Reliability Of Parallel And ($2,n-2$) Cold Standbys Systems Under Dependence


Hadi Jabbari Nooghabi1
1Ferdowsi University of Mashhad


Abstract No: 408 - Abstract Presentation Type: Oral Paper


Parallel systems are magnificently used in engineering due to availing a longer and more reliable lifetime of systems. Recently, employing standby units in systems has increased the reliability and finally benefits of the system. In application situations, the components of a system are related to them. So in these cases, the independence assumption is not hold true and we must evaluate the reliability of system under some kinds of dependence concepts.
In this paper, the two-unit parallel system with ($ n-2 $) cold standbys components is assumed where the units lifetimes are dependent. Some important formulas for computing the mean time to system failure are given according to the effects of dependence parameter on reliability of the system. Then, the mean time to failure of ($ 2,n-2 $) system is estimated based on some dependence estimators.
Finally, a simulation study are used to examine and evaluate the system lifetime and also compare the efficiencies of mean time to system failure estimators.


Technology Enhance Learningin Field Of Professional Education Of Pre-service Biology Teacher


Asya Asenova1
1Sofia University


Abstract No: 410 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The development of digital technologies transforms almost every aspect of our lives, including the educational environment in which future professionals studying at universities. Today the meaningful inclusion of technologies into learning offers new possibilities for supporting future teachers in the process of their professional development and establishing of professional knowledge, skills, and competencies.In the article is outline the main issues relevant to the implementation of technology-enhanced learning (TEL) in the field of teachers training – the link to overall educational aims, the relationship between innovation and pedagogy practice, the nature of TEL research, and the characteristics of the pedagogical context. In this article is present some projects and researches concerning whit TEL in field of biology teachers training which demonstrate successful ways of ensuring that the technology achieves its potential to enhance learning. In this article is present the pedagogical potential of 3D simulation, application of educational drama through technology and software for development of educational comics in field of pre-service biology teacher training.


Promoting In-service Physics Teachers Use Of Inquiry Based Teaching Through The Advance Use Of Geogebra


Erdat Çataloğlu1
1Bilkent Üniversitesi


Abstract No: 474 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This work will report on an intensive physics in-service teacher training program conducted during the summer of 2018 academic year. A total of 29 physics teachers from all over Turkey took part in this study. Clearly, teaching and learning approaches in physics education have moved from traditional teaching to a constructivist point of view. This move requires physics teachers to embrace the emphasize on conceptual understanding and inquiry based teaching approaches. In addition to that, in its the recent publication the Ministry of National Education of Turkey has now announced additional requirements. Accordingly, physics courses should encapsulate the development of computational, creative, algorithmic and mathematical thinking skills as well. Hence, besides conceptual teaching approaches, physics teachers are now required to plan and execute visual, interactive, and data driven teaching and learning classes. However, traditional lecturing seems to be the main teaching method physics teachers prefer. The main aim of this project was to train high school in-service physics teachers on advanced uses of GeoGebra within an inquiry based teaching and learning approach. The training topics were constrained to Newtonian mechanics. More specifically the outcome we were striving for were;
1. to be able to develop digital learning materials and lesson by utilizing interactive geometric software within the framework of mechanics
2. to be able to solve real life physics problems that need complex mathematical solutions
3. to pilot the developed lesson and develop them for real classroom teaching
4. to be able to apply computational methods in solving mechanics problems
5. to realize the ability to solve problems through fast trial and error methods
Examples of real teaching materials developed and used by in-service physics teachers will be shown. Challenges faced by in-service teachers during the implementation phase will be discussed and reported. 
This project was funded by 4005 TÜBİTAK.


An Evaluation Of Preservice Science Teachers' Perceptions Of Responsible Research And Innovation (rri) Regarding Science Education


Çağla Bulut1, Bülent Çavaş1
1Dokuz Eylül Üniversitesi


Abstract No: 494 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

European Union has been developing new policies in order to create a dynamic cooperation between science and society so that more scientifically literate individuals can be integrated to societies. Under the scope of these policies, a new approach called RRI was developed to lead sustainable and cross-cutting interactions between the relevant actors during science and innovation process. The fundamental step in this process is to make science attractive for young people and provide them to gain skills in STEM fields for future career choices. Since pre-service teachers are future leaders of the implementation of STEM based education in teaching and learning environment, it is important to assess their RRI perceptions about contexts and forms of science education. For this purpose, this study discusses the results of their perception about components of science education based on RRI covering formal-informal education, career choices, inquiry skills and science communication through a survey. According to data obtained by 270 participants, it can be asserted that pre-service science teachers’ perception level is high in terms of the components of science education. Although their perception level high, it is important to clarify and support these reasons using further qualitative research methods.


Examination Of Lesson Plans Of Science Teacher Candidates Designed According To React Strategy


Tufan İNALTEKİN1, Arzu KİRMAN BİLGİN1
1KAÜ


Abstract No: 144 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The main purpose of REACT strategy that is an application of context-based learning approach is to conduct the science course within the framework of the context of environment where the students maintain their lives, to increase students' motivation towards the course and provide improvement of academic achievement. Based on this characteristic of the REACT strategy, in present study, it is aimed to examine conformity of lesson plans they designed according to the REACT strategy of the Grade 3 science teacher candidates with steps of REACT. Therefore, the study was conducted with specific situation method. 28 science teacher candidates from the Grade 3 participated in study. Lesson plans designed according to the REACT strategy by teacher candidates participated in study were used as data collection tool.  The course plans designed by teacher candidates were analysed with the developed analytical evaluation scale. The analytical evaluation scale developed according to REACT's feature consists of four categories: unspecified, unsuccessful, partially successful and successful. The analytical evaluation scale developed according to REACT's characteristics consists of 4 categories: unspecified, unsuccessful, partially successful and successful. According to the data obtained from the lesson plans, it was found that science teachers were inadequate in finding the main context and conducting lesson through the main context during the lesson process, in establishing a relationship between the key concepts of the subject used in the implementation process of REACT and in designing the Transferring Step for its purpose. To develop professional skills of science teacher candidates towards the application of REACT, it is advisable to include lesson plans that will be designed within the scope of REACT in the process of conducting courses such as "Special Teaching Methods, Science Teaching Laboratory Practice II, Teaching Practice".
 

Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının React Stratejisine Göre Tasarladıkları Ders Planlarının İncelenmesi


Tufan İNALTEKİN1, Arzu KİRMAN BİLGİN1
1KAÜ


Bildiri No: 144 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bağlam temelli öğrenme yaklaşımının bir uygulaması olan REACT stratejisinin temel amacı; fen bilimleri dersinin, öğrencilerin yaşantıları sürdükleri çevrenin bağlamları çerçevesinde yürütülmesi ile öğrencilerin derse karşı motivasyonları artırmak ve akademik başarının yükselmesini sağlamaktır. REACT stratejisinin bu özelliğinden yola çıkılarak mevcut araştırma da üçüncü sınıf fen bilimleri öğretmen adaylarının REACT stratejisine göre tasarladıkları ders planlarının REACT'ın basamaklarına olan uygunluğunu incelemek amaçlanmaktadır. Bu nedenle araştırma özel durum yöntemi ile yürütülmüştür. Araştırmaya 3. sınıfta öğrenim gören 28 fen bilimleri öğretmen adayı katılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının REACT stratejisine göre tasarladıkları ders planları veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının tasarladıkları ders planları geliştirilen analitik değerlendirme ölçeği ile analiz edilmiştir. REACT'ın özelliklerine göre geliştirilen analitik değerlendirme ölçeği, belirtilmemiş, başarısız, kısmen başarılı ve başarılı olmak üzere 4 kategoriden oluşmaktadır. Değerlendirme ölçeğinde yer alan özelliklerden bazıları "Öğrencinin dikkati ilgili konuya ana bağlam üzerinden çekilir (ilişkilendirme basamağı) - bağlamsal öğrenme yolu ile bilgiye ulaşılır (tecrübe etme basamağı) - ilgili konunun mesleklerle olan ilişkisi tartışılır (Uygulama basamağı) - takım çalışmaları yoluyla bağlamlarla ilgili konunun kavramları arasındaki ilişki çözümlenir (iş birliği basamağı) - daha önceden karşılaşmadıkları bağlamlarla ilgili konunun kavramları arasındaki ilişki çözümlenir (transfer etme basamağı)" şeklindedir. Ders planlarından elde edilen verilere göre fen bilimleri öğretmen adaylarının ana bağlam bulmakta ve ders süreci boyunca ana bağlam üzerinden dersi yürütmekte, REACT'ın uygulama sürecinde kullanılan bağlamlarla ilgili konunun anahtar kavramları arasında ilişki kurmada, transfer etme basamağını amacına yönelik tasarlamada yetersiz oldukları tespit edilmiştir. Fen bilimleri öğretmen adaylarının REACT'ın uygulanmasına yönelik mesleki becerilerini geliştirebilmek adına "Özel Öğretim Yöntemleri, Fen Öğretimi Laboratuar Uygulamaları II, Öğretmenlik Uygulaması" gibi derslerin yürütülmesi süreçlerinde REACT kapsamında tasarlanacak ders planı etkinliklerine yer verilmesi önerilebilir.
 


Reflections Of Pre-service Science Teachers From Technological Project Design Lesson


Mustafa Ürey1, Maşide Güler1
1Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi


Abstract No: 149 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The students are expected to develop their skills such as design, entrepreneurship and innovation, to design projects, to create models, to introduce them and to perform these performances together with their teachers and peers.In this sense, the development of technological design skills of science teachers who are guiding the teaching process is inevitable. In this respect, the positive and negative situations experienced by pre-service science teachers in the process are important in terms of revealing new and original projects.The aim of this study is to reveal the situation of presevice science teachers about all aspects of Technological Project Design lesson. In the study conducted as acase study, data were collected by semi-structured interview and observation technique.In 2017-2018 academic year, 8 preservicescience teachers in Karadeniz Technical University Fatih Faculty of Education. It was conducted. Pre-interview at the beginning of the term, the last interview was conducted at the end of the termwith pre-service scince teachers and these 8 students were followed with an observation form during a term.The data obtained from the interviews were analyzed by the content analysis method, the observation form data were presented descriptively and the frequency values were given.As a result of the study, it was found out that the pre-service teachers who participated in the study had positive and negative opinions about the Technological Project Design lesson and they were satisfied with the fact that they thought that this lesson could improve their psychomotor skills and their cooperative working skills were improved.In addition to positive thoughts, they have negative thoughts and worries about the problems such as not meeting their expectations in the lesson process, experiencing material and spiritual problems, lack of time and lack of theoretical knowledge. Pre-service science teachers gave some suggestions to make the process more efficient.
 

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Teknolojik Proje Tasarım Dersinden Yansımalar


Mustafa Ürey1, Maşide Güler1
1Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 149 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı dikkate alındığında öğrenme ortamlarının öğrenciyi temel alan problem, proje, argümantasyon ve işbirliği gibi yöntemlerin kullanılarak derslerin yürütülmesine vurgu yapıldığı ve bu anlamda öğretim süreci keşfetme, sorgulama, argüman oluşturma ve ürün tasarlamayı kapsadığı görülmektedir. Öğrencilerin tasarım, girişimcilik ve inovasyon gibi becelerinin geliştirilerek onlardan proje tasarlama, model-ürün oluşturma,  tanıtma ve bu performanslarını da sınıf içinde öğretmenleri ve akranları ile birlikte yapmaları beklenmektedir. Bu anlamda ders sürecine rehberlik eden fen bilgisi öğretmenlerinin de teknolojik tasarım becerilerinin gelişmiş olması kaçınılmaz olmaktadır.Bu açıdan fen bilgisi öğretmen adaylarının süreç içerisinde yaşadıkları olumlu-olumsuz durumlar yeni ve özgün projelerin ortaya konulması noktasında önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı da fen bilgisi öğretmen adaylarının Teknolojik Proje Tasarım dersiyle ilgili süreç içerisinde yaşadıkları durumları tüm yönleriyle derinlemesine ortaya koymaktır. Özel durum çalışması olarak yürütülen çalışmada veriler yarı yapılandırılmış mülakat ve gözlem tekniği ile toplanmıştır. 2017-2018 eğitim öğretim yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi’nde 8 fen bilgisi öğretmen adayı ile çalışma yürütülmüştür. Öğretmen adaylarıyla dönem başında ön mülakat, dönem sonunda son mülakat yapılmış ve bu 8 öğrenci bir dönem boyunca bir gözlem formu ile izlenmiştir. Mülakatlardan elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiş, gözlem formu verileri ise betimsel olarak sunulmuş ve frekans değerleri verilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda araştırmaya katılan öğretmen adayların Teknolojik Proje Tasarım dersine yönelik olumlu ve olumsuz görüşlere sahip oldukları özellikle bu dersin psikomotor becerilerini geliştirebileceğini düşündükleri ve işbirlikçi çalışma becerilerinin ise geliştirmesinden dolayı memnun oldukları ortaya çıkmıştır. Olumlu düşüncelerin yanı sıra ders sürecinde beklentilerinin karşılanamaması, maddi ve manevi sorunlar yaşamak, zaman sıkıntısı ve teorik bilgi eksikliği gibi konularda olumsuz düşüncelere ve endişelere sahip oldukları da ortaya çıkmıştır. Öğretmen adayları sürecin daha verimli geçmesi adına bazı önerilere yer vermişlerdir.
 


Thematic Review Of Studies About Preschool Astronomy Education In Turkey


Ebru Ezberci Çevik1, Nagihan Tanık Önal2
1Erciyes Üniversitesi
2Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi


Abstract No: 205 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Considering that many concepts related to science begin to occur in preschool period, it will be inevitable for children to gain experience about astronomy concepts/subjects. The aim of this study is to examine thematically the articles and dissertations made in Turkey about the preschool astronomy education. In the research, a descriptive study was conducted and the survey model was used. The study covered researches of preschool astronomy education that can be accessed in the Google schoolar, ULAKBIM and CHC Thesis Center databases.  The studies were analyzed according to different themes. The studies were first coded separately by researchers, and then reliability of the coding was ensured by forming a common opinion. As a result, it has been determined that most of the studies examined are articles of the year 2015 and thereafter and these studies are generally published in ULAKBİM indexed journals. Most repetitive keywords in research; preschool, astronomy and mental model. The concept of astronomy, which focuses on studies, has been the Sun, Earth and Moon. The studies mostly aim to reveal the students' level of knowledge, misconceptions and mental models related to basic astronomy concepts. The most preferred research method in the studies is qualitative paradigm; the most preferred research designs were case study and survey model. The researches were mostly carried out with the children in preschool age and in the provinces of Balıkesir and Trabzon with samples smaller than 100 people. In most of the studies, interviews, drawings and observations were used as data collection tools and the content analysis technique was used in the analysis of the data. The general results of the studies show that the mental models of preschool children's about astronomy consist of concrete concepts and the participants lack knowledge on astronomy. In the studies, suggestions were made to researchers and practices.

Türkiye’de Okul Öncesi Astronomi Eğitimine İlişkin Yapılan Çalışmaların Tematik İncelenmesi


Ebru Ezberci Çevik1, Nagihan Tanık Önal2
1Erciyes Üniversitesi
2Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi


Bildiri No: 205 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fene ilişkin birçok kavramın okul öncesi dönemde oluşmaya başladığı düşünüldüğünde, astronomi kavram/konuları hakkında da çocukların tecrübe edinmeleri kaçınılmaz olacaktır. Buradan hareketle bu çalışmanın amacı, okul öncesinde astronomi eğitimiyle ilgili Türkiye’de yapılan makale ve tezleri tematik olarak incelemektir. Araştırmada betimsel nitelikte bir çalışma yürütülerek, tarama modeli esas alınmıştır. Araştırma; Google schoolar, ULAKBİM ve YÖK Tez Merkezi veri tabanlarından erişilebilen okul öncesinde astronomiye yönelik çalışmaları kapsamaktadır. Verilerin çözümlenmesinde çalışmalar farklı temalara göre incelenmiştir. Araştırmacılar tarafından çalışmalar öncelikle ayrı ayrı kodlanmış, daha sonra ortak görüş oluşturularak kodlamanın güvenirliği sağlanmıştır. Sonuçta, incelenen çalışmaların çoğunluğunun 2015 yılı ve sonrasına ait makale çalışmaları olduğu ve bu çalışmaların genellikle ULAKBİM tarafından indekslenen dergilerde yayımlandığı tespit edilmiştir. Araştırmalarda en çok yinelenen anahtar kelimeler; okul öncesi, astronomi ve zihinsel modeldir. Çalışmaların yoğunlaştığı astronomi kavramı/konusu ise Güneş, Dünya ve Ay olmuştur.  Yapılan çalışmalar çoğunlukla öğrencilerin temel astronomi kavramlarına ilişkin bilgi düzeylerini, kavram yanılgılarını ve zihinsel modellerini ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Çalışmalarda en fazla tercih edilen araştırma yöntemi nitel paradigma; en fazla tercih edilen araştırma desenleri ise durum çalışması ve tarama modeli olmuştur. Araştırmalar çoğunlukla Balıkesir ve Trabzon illerinde okul öncesi dönemdeki çocuklarla ve 100 kişiden küçük örneklemlerle çalışılarak gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen çalışmaların çoğunda veri toplama aracı olarak görüşme, çizim ve gözlemlerden yararlanılmış olup verilerin analizinde en çok içerik analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Çalışmaların genel sonuçları okul öncesi dönem çocuklarının astronomi zihinsel modellerinin somut kavramlardan oluştuğunu ve katılımcıların astronomi konusunda bilgi eksikliklerinin olduğunu göstermektedir. Çalışmalarda genellikle araştırmacılara ve uygulamalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.


The Effect Of Educational Games On The Development Of Scientific Process Skills Of Preschool Children


Selin YILDIZ1, Raşit ZENGİN1
1Fırat Üniversitesi


Abstract No: 315 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This research was conducted to determine the effect of science-based games on pre-school students' scientific process skills. The research was carried out with 60-72 months old children who were attending the presidency of the Vali Mehmet Lütfullah Bilgin Elementary School in Elazığ province at the first period of the academic year 2018-2019. Quasi-experimental design was used in the research. In the scope of the research, there are 3 groups including 2 experiments and 1 control group. In the research, the basic science subjects were applied to the experiment I group by the educational games, the experimental II group by the educational computer games and in the control group by the method of conventional lecturing without using the game. As a data collection tool;  Scientific Process Skill Test (SPST) consisting of 20 items developed by Sağırekmekçi (2016) was used. SPST which is the data collection tool before and after the applications, has been applied to each student individually by creating a suitable environment for three groups by the researcher. The data of the experimental and control groups were tested by ANOVA analysis. According to the results of ANOVA analysist test scores of the scientific process skill test of the groups; There was no significant difference between experiment I and experiment II, there was a significant difference between experiment I and control group, there was significant difference between experiment II and control group (p<.05). Accordingly, educational games and educational computer games have been shown to be effective in developing scientific process skills. Therefore, science-based games should be more involved in all stages of preschool education.

Okul Öncesi Çocukların Bilimsel Süreç Becerilerinin Geliştirilmesinde Eğitsel Oyunların Etkisi


Selin YILDIZ1, Raşit ZENGİN1
1Fırat Üniversitesi


Bildiri No: 315 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırma fen temelli oyunların okul öncesi öğrencilerinin bilimsel süreç becerilerine etkisini belirlemek amacı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma, 2018-2019 eğitim-öğretim yılının ilk döneminde Elazığ ilindeki Vali Mehmet Lütfullah Bilgin İlkokulu anasınıfına devam eden 60-72 aylık çocuklar ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma da yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma kapsamında 2 deney ve 1 kontrol grubu olmak üzere toplam 3 grup bulunmaktadır. Araştırmada temel fen konuları deney I grubuna eğitsel oyunlar, deney II grubuna eğitsel bilgisayar oyunları, kontrol grubunda ise oyun kullanılmadan anlatım yöntemi uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak; Sağırekmekçi (2016) tarafından geliştirilen 20 maddeden oluşan, “Bilimsel Süreç Beceri Testi (BSBT)” kullanılmıştır. Uygulamalar öncesinde ve sonrasında veri toplama aracı olan BSBT, araştırmacı tarafından üç gruba uygun ortam oluşturularak her bir öğrenciye bireysel olarak uygulanmıştır. Deney ve kontrol gruplarına ait veriler ANOVA analizi ile test edilmiştir. Grupların bilimsel süreç beceri testi son test puanlarına yapılan ANOVA analiz sonuçlarına göre, deney I ve deney II arasında anlamlı bir fark olmadığı, deney I ve kontrol grubu arasında anlamlı fark olduğu, deney II ve kontrol grubu arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür (p<.05). Bu bilgiler ışığında eğitsel oyunların ve eğitsel bilgisayar oyunlarının bilimsel süreç becerilerini geliştirmede etkili olduğu ortaya konmuştur. Bu bağlamda okul öncesi dönemde verilen eğitimin her aşamasında fen temelli oyunlara daha çok yer verilmelidir.
 


The Effects Of Poe Strategy On Secondary School Students' Conceptual Understanding Levels On Acids And Bases


Erdem Doğan1, Zehra Özdilek2
1T.C. MEB
2T. C. Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 437 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to investigate the effect of POE strategy on 8th grade students' conceptual understanding levels on acids and bases topic. The sample of the study consists of a total of 23 students in a public school in the spring term of 2018-2019 academic year. In this study, mix method research design was aplied using a single group pre-test-posttest experimental model and a case study method. Five questions in the Life-Based Achievement Test for the acid-base issue developed by İlhan and Hoşgören (2017), observation notes, semi structured interviews and document analysis methods were used as data collection tools. The data obtained from the pre-test and post-test achievement tests were analyzed with Wilcoxon T test since they did not conform to normal distribution. The students' responses on the observation and explanation stages and the data obtained from observations notes and interviews were analyzed with content analysis. Considering the responses of the students in the prediction stage, although they are generally aware of the concepts of acid-base and indicators, they stated when any indicator is added to the  acid and bases solutions, the color of the solution will turn red and blue respectively.  They also thoughtthat  when an indicator with acid or base is activated, the neutralization reaction will occur and gas will be released. Students also stated that when the indicator is added to various acid-base solutions, the same colors will be formed by ignoring the acid-base strength. The students performed 2 activities at the observation stage. In the explanation phase, it was observed that the initial misconceptions had been largely eliminated. The findings obtained from the Wilcoxon T test showed that there was a statistically significant and positive difference between the students' level of understanding of acid and bases.

Tahmin-Gözlem Açıklama Stratejisinin Ortaokul Öğrencilerinin Asit-Bazlar Konusunda Kavramsal Anlama Düzeylerine Etkisi


Erdem Doğan1, Zehra Özdilek2
1T.C. MEB
2T. C. Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 437 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, Ortaokul Fen Bilimleri dersi 8.sınıf ‘Asit ve Bazlar’ konusunda “Tahmin-Gözlem-Açıklama” (TGA) stratejisinin, öğrencilerin kavramsal anlama düzeylerine olan etkisini araştırmaktır. Çalışmanın örneklemini, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde, bir devlet okulunda öğrenim gören toplam 23 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada tek grup ön test-son test deneysel model ile durum çalışmasının birlikte uygulandığı karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak İlhan ve Hoşgören (2017) tarafından geliştirilen asit-baz konusuna yönelik “Yaşam Temelli Başarı Testi’nde bulunan beş soru, gözlem, görüşme ve doküman inceleme yöntemleri kullanılmıştır. Ön-test ve son-test olarak uygulanan Başarı testinden elde edilen veriler normal dağılıma uymadığı için Wilcoxon T testi, öğrencilerin Tahmin ve Açıklama aşamalarında verdikleri cevaplar ile gözlem ve görüşmelerden elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Öğrencilerin tahmin aşamasında verdikleri cevaplar göz önünde bulundurulduğunda asit-baz ve indikatör kavramlarının genellikle farkında olmalarına rağmen, asit üzerine herhangi bir indikatör eklendiğinde renginin kırmızı bazların ise mavi renge dönüşeceği, asit ya da baz ile bir indikatör etkileştirildiğinde nötrleşme tepkimesi meydana geleceği ve gaz çıkışı olacağı gibi yanılgılara sahip oldukları gözlenmiştir. Öğrenciler ayrıca çeşitli asit-baz çözetilerine indikatör eklendiğinde ise asit-baz kuvvetini göz ardı ederek aynı renklerin oluşacağını belirtmiştir.  Öğrenciler gözlem aşamasında 2 etkinlik gerçekleştirmişlerdir. Açıklama aşamasında ise başlangıçta sahip oldukları yanlış kavramların büyük ölçüde giderildiği görülmüştür. Wilcoxon T testinden elde edilen bulgular ise öğrencilerin asit-baz kavramlarını anlama seviyeleri üzerinde istatiksel olarak anlamlı ve olumlu yönde fark olduğunu ortaya koymuştur. 


Evaluation Of Activities Prepared For The Use Of Mathematics History As A Tool In Terms Of The Obstacles To The Use Of Mathematics History


Suphi Önder BÜTÜNER1
1Yozgat Bozok Üniversitesi


Abstract No: 7 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The use of mathematics history in mathematics courses has been supported by several researchers for many years, and it is stated that mathematics history may have positive effects on students' cognitive and affective development in mathematics courses. However, it is noted in the literature that there are a lot of obstacles that may be due to the misuse of mathematics history. These obstacles include the fact that history is indifferent to today's mathematics, students find mathematics history boring and lack of materials to use mathematics history. In this study, the teachers were asked to evaluate the activities prepared in accordance with the use of mathematics history as a tool in terms of the obstacles to the use of mathematics history. Ten activities which were prepared in accordance with the use of mathematics as a tool in the study. Mathematics subjects in the coursebooks and the attainments in the subjects were examined during the preparation of the activities. Next, ten activities prepared by the researcher were checked by two academics specialised in the field and a mathematics teacher for suitability of the use of mathematics history as a tool, subject contents and attainments. The study group consisted of 40 preservice teachers studying in the first year of a state university in Central Anatolia. The activities were carried out by an instructor who was teaching in the mathematics history course in the Elementary Mathematics Teaching program. The instructor divided the students into groups of five, and each group worked on activities in collaboration. It took four weeks for all activities to be introduced and implemented to the preservice teachers. A written opinion form was used as the data collection instrument, and interviews were conducted with six preservice teachers. Questions and interview questions in the written opinion form were created by taking into consideration the obstacles expressed in the literature about the use of mathematics history. While analysing the obtained data and interview data, firstly, the opinions of the preservice teachers about whether each obstacle to the use of mathematics history would come forth were identified, and then, the reasons behind their opinion that "an obstacle comes forth" or "an obstacle does not come forth" were encoded by two researchers.In the analysis, most of the preservice teachers stated that they would be loved by the students when the historical content would be used in the courses to teach the concepts and rules of modern mathematics. They also emphasised that different solution strategies and proof methods from mathematics history can increase students' motivation to learn mathematics. Based on the preservice teacher opinions, utilising such activities in the use of mathematics history may reduce the risk of encountering obstacles to the use of mathematics history.

Matematik Tarihinin Araç Olarak Kullanımına Yönelik Hazırlanan Etkinliklerin, Matematik Tarihinin Kullanımının Önündeki Engeller Açısından Değerlendirilmesi


Suphi Önder BÜTÜNER1
1Yozgat Bozok Üniversitesi


Bildiri No: 7 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Matematik tarihinin matematik derslerinde kullanımı uzun yıllardan beri birçok araştırmacı tarafından desteklenmekte ve matematik tarihinin öğrencilerin matematik derslerinde bilişsel ve duyuşsal yönden gelişimleri üzerinde olumlu etkilerinin olabileceği ifade edilmektedir. Bununla birlikte literatürde matematik tarihinin yanlış kullanımından kaynaklı ortaya çıkabilecek bir çok engelin varlığına da işaret edilmektedir. Tarihin günümüz matematiğiyle ilgisiz oluşu, öğrencilerin matematik tarihi sıkıcı bulmaları ve matematik tarihini kullanmak için materyal sıkıntısının olması bu engellerden birkaçıdır. Bu çalışmada öğretmen adaylarından matematik tarihinin araç olarak kullanımına uygun olarak hazırlanan etkinlikleri, matematik tarihinin kullanımının önündeki engeller açısından değerlendirmeleri istenmiştir. Çalışmada matematik tarihinin araç olarak kullanımına uygun olarak hazırlanan on adet etkinlik kullanılmıştır. Etkinliklerin hazırlanması aşamasında ders kitaplarında yer alan matematik konuları ve konular içerisinde yer alan kazanımlar incelenmiştir. Ardından araştırmacı tarafından hazırlanan on adet etkinlik, matematik tarihinin araç olarak kullanımına, konu içeriğine ve kazanıma uygunluğu açısından  iki alan uzmanı akademisyen ve bir matematik öğretmeni tarafından kontrol edilmiştir. Çalışma grubunu İç Anadolu bölgesinde bulunan bir devlet üniversitenin birinci sınıfında öğrenim gören 40 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Etkinlikler ilköğretim matematik öğretmenliği lisans programında yer alan matematik tarihi dersi kapsamında dersi veren öğretim elemanı tarafından uygulanmıştır. Öğretim elemanı öğrencileri beşerli gruplara ayırmış ve her bir grup işbirliği içerisinde etkinlikler üzerinde çalışmışlardır. Tüm etkinliklerin öğretmen adaylarına tanıtılması ve uygulanması dört hafta sürmüştür. Veri toplama aracı olarak yazılı görüş formu kullanılmış ve altı öğretmen adayı ile görüşmeler yapılmıştır. Yazılı görüş formunda yer alan sorular ve mülakat soruları, literatürde matematik tarihinin kullanımına yönelik ifade edilen engeller dikkate alınarak oluşturulmuştur. Elde edilen yazılı veriler ve görüşme verileri analiz edilirken, öncelikle öğretmen adaylarının matematik tarihinin kullanımının önündeki her bir engelin ortaya çıkıp çıkmayacağına yönelik görüşleri belirlenmiş, ardından öğretmen adaylarının “engel ortaya çıkar” veya “engel ortaya çıkmaz” şeklinde ifade ettikleri görüşün altında yatan nedenler iki araştırmacı tarafından kodlanmıştır. Yapılan analiz sonucunda çoğu öğretmen adayı, tarihsel içerik, günümüz matematik kavramlarının ve kurallarının öğretimi amacıyla derslerde kullanıldığında öğrenciler tarafından sevileceğini ifade etmişlerdir. Ayrıca matematiğin tarihinden alınan farklı çözüm stratejilerinin ve ispat yöntemlerinin öğrencilerin matematik öğrenmeye karşı motivasyonlarını arttırabileceğini vurgulamışlardır. Öğretmen adaylarının görüşüne dayalı olarak, matematik tarihinin kullanımında bu tarz etkinliklerden yararlanılması, matematik tarihinin kullanımının önündeki engellerle karşılaşma riskini azaltabilir.


Activities In Ms Paint Program For Factorization Of 2nd Degree Polynomials And Opinions Of Prospective Teachers In Mathematics


Alattin Ural1
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi


Abstract No: 49 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of the current research is to prepare activities in MS Paint program for the factorization of a second degreer polynomial and to get the opinions of prospective mathematics teachers about this teaching plan. The geometric meaning of the factorization process in polynomials has been tried to be given. Activities are based on algebra tiles. In this process, the desired part of a shape must be cut. This process is much easier in MS Paint program than other dynamic geometry software like GSP. This makes it more applicable to middle school or high school students in the MS Paint program. In the teaching process, the cases where the coefficients of polynomials are negative and also the leading coefficient is different from 1 can also be considered. Therefore, this study has been also carried out in order to show that it can be useful to use Paint program for the topic of factorization as a computer aided instruction. The prepared worksheet was introduced to the teacher candidates during the two course hours and they were asked to write their opinions about the activities. The data were analyzed by descriptive analysis method. In the analysis of teacher candidates' answers; in the process of coding, categorization and creation of theme, the researcher and a mathematics educator worked together. In the cases where there is no consensus, the majority is adopted by taking the opinion of another educator.

2. Dereceden Polinomların Çarpanlarına Ayrılmasına Yönelik Ms Paint Programında Etkinlikler Ve Matematik Öğretmen Adaylarının Görüşleri


Alattin Ural1
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi


Bildiri No: 49 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, 2. dereceden bir polinomun çarpanlarına ayrılmasına yönelik MS Paint programında etkinlikler hazırlamak ve bu öğretim planına yönelik ortaokul matematik öğretmen adaylarının görüşlerini almaktır. Çalışma yapraklarında polinomlarda çarpanlara ayırma işleminin geometrik anlamı verilmeye çalışılmıştır. Aktiviteler cebir karoları temelindedir. Bu süreçte bir şeklin istenilen parçasının kesilmesi gerekmektedir. Bu işlem MS Paint programında, GSP gibi diğer dinamik geometri yazılımlarına göre çok daha kolay olmaktadır. Bu durum, çarpanlara ayırma işlemi MS Paint programında ele almayı ortaokul veya lise öğrencileri açısından daha uygulanabilir kılmaktadır. Bu öğretim sürecinde, polinomun katsayılarının negatif olması durumları ve ayrıca başkatsayının da 1’ den farklı olması durumları da ele alınabilmektedir. Dolayısıyla, bu çalışmanın bir amacı da bu konunun MS Paint programında ele alınabileceğinin gösterilmesidir. Hazırlanan çalışma yaprağı iki ders saati boyunca öğretmen adaylarına tanıtılmış ve etkinliklere ilişkin görüşlerini yazmaları istenmiştir. Veriler betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Öğretmen adaylarının yanıtlarının analizinde; kodlama, kategori ve tema oluşturma işlemlerinde araştırmacı ve alan eğitimcisi bir kişi daha beraber çalışmıştır. Uzlaşının olmadığı durumlarda 3. bir alan eğitimcinin görüşü alınarak çoğunluk esası benimsenmiştir.


Model Of Mathematics Literacy Education For Mathematics Teachers


Burcu Nur Baştürk Şahin1, Murat Altun1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 116 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Mathematical literacy has been one of the prominent issues in our country especially in recent years. The results of the PISA, organized by the OECD for 15-year-old students, enable students to see basic mathematics, science and reading skills in the international order. Both Turkey’s target to enter the world's top 10 economies in 2023, and the unfortunate results obtained repeatedly in PISA, researchers which has led to studies in mathematics literacy field. When the literature on mathematical literacy is examined, it is seen that the majority of the studies do not go beyond the demographic studies on children and their families who participated in the PISA examinations (Akyüz & Pala, 2000). However, the current situation shows that the level of mathematical literacy depends on instructional values rather than demographic values.
Pugalee (1999), in his study of a model of mathematical literacy, mentioned three main elements that will improve mathematical literacy.These are; communication, technology and the sense of value against mathematics. Similar qualifications are stated by MoNE as the aims of mathematics education: (1) Developing problem solving, (2) using mathematics in communication, (3) developing reasoning skills, (4) creating a sense of value against mathematics (Altun, 2015; MEB, 2018). There is a need to prepare the learning environments that are necessary for the students to see the reflections of these goals. For this reason, it is aimed to create a training module to train prospective teachers as teachers who can provide mathematical literacy in accordance with the objectives of mathematics education.
The training module, which will be presented in the scope of the research, will be tried simultaneously and the module will be finalized according to the feedback received from the students. The final version of the module will be presented at the congress. 

Matemati̇k Öğretmeni̇ Adaylarina Yöneli̇k Matemati̇k Okuryazarliği Eği̇ti̇mi̇ Modeli̇


Burcu Nur Baştürk Şahin1, Murat Altun1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 116 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Matematik okuryazarlığı, ülkemizde özellikle son yıllarda öne çıkan konulardan biri olmuştur. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD’nin 15 yaş grubu öğrencilerine düzenlediği, öğrencilerin temel matematik, fen bilimleri ve okuma becerilerini uluslararası sıralamada görmelerine olanak veren PISA’da (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) alınan sonuçlar ülkemiz için alarm durumuna geçmeyi gerekli hale getirmektedir. Gerek Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın en iyi 10 ekonomisi arasına girme hedefi, gerekse de PISA’da art arda alınan talihsiz sonuçlar, araştırmacıları matematik okuryazarlığı alanında çalışmalar yapmaya sevk etmektedir. Literatürde matematik okuryazarlığı ile ilgili yapılan çalışmalar incelendiğinde çalışmaların büyük bir çoğunluğunun, PISA sınavlarına katılan çocuklar ve aileleri üzerinde yapılmış demografik çalışmalar olmaktan öteye gitmediği görülmektedir (Akyüz ve Pala (2010). Oysa, içinde bulunduğumuz durum, matematik okuryazarlığı seviyesinin demografik değerlerden çok, öğretimsel değerlere bağlı olduğunu göstermektedir. 
Pugalee (1999) matematik okuryazarlığının bir modelini ortaya koyduğu çalışmasında, matematik okuryazarlığını geliştirecek üç ana unsurdan bahsetmiştir. Bunlar; iletişim, teknoloji ve matematiğe değer verme duygusudur.  Benzer nitelikler matematik eğitiminin amaçları olarak MEB tarafından da belirtilmektedir: (1) Problem çözmeyi geliştirme, (2) matematiği iletişimde kullanma, (3) muhakeme becerisini geliştirme, (4) matematiğe karşı değer duygusu oluşturma (Altun, 2015; MEB, 2018). Bu amaçların yansımalarının öğrencilerde görülebilmesi için gerekli olan öğrenme ortamlarının hazırlanmasına ihtiyaç vardır. Bu nedenle çalışmada öğretmen adaylarını, matematik eğitiminin amaçlarına uygun şekilde matematik okuryazarlığını kazandırabilen öğretmenler olarak yetiştirmek üzere bir eğitim modülü oluşturulması amaçlanmaktadır. 
Araştırma kapsamında ortaya konulacak olan eğitim modülü eş zamanlı olarak denenecek ve deneme sonucunda öğrencilerden alınan dönütler doğrultusunda modüle son hali verilecektir. Elde edilen modülün son hali kongrede sunulacaktır. 


How Fifth Graders Are Assessed Through Central Exams In Turkey: A Comparison With Timss 2019 Assessment Framework


Ahmet DELİL1
1Manisa Celal Bayar Üniversitesi


Abstract No: 369 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, Turkish fifth-grade bursary examination mathematics items, all of which are of multiple choice, from years 1999 to 2018 are analyzed based on the cognitive and content domains of TIMSS 2019 assessment framework. According to document analysis of the data collected through official website of Ministry of National Education, the distribution of the cognitive demands of all items indicates that there is an emphasis on applying or reasoning domain with about 74%. This results in the conclusion that Turkish fifth-grade mathematics items require upper cognitive demands comparing with TIMSS target percentages. It is observed that there are dramatic changes in cognitive demands of the items from year to year which means that there is no framework followed for the bursary examinations. Examining the content domains of the bursary examination, it is seen that the majority of the items are in numbers (60%), which is followed by geometric shapes and measures (34%), and data display (6%), which are similar with the target percentages of TIMSS 2019 that are 50, 35, and 15 respectively. Finally, suggestions are given in the light of findings.

Beşinci Sınıf Öğrencileri Merkezi Sınavlarda Nasıl Değerlendirilmektedir? Timss 2019 Değerlendirme Çerçevesi Işığında Bir Karşılaştırma


Ahmet DELİL1
1Manisa Celal Bayar Üniversitesi


Bildiri No: 369 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada, 1999 ile 2018 yılları arasında sorulan 5. sınıf parasız yatılılık ve bursluluk sınavı matematik sorularının son TIMSS 2019 çerçevesine göre bir analizi yapılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığının resmi internet sayfasından alınan, tümü çoktan seçmeli madde tipindeki sorular doküman analizine tabi tutulmuş, bütün soruların %74’ünün uygulama veya akıl yürütme basamağında olduğu görülmüştür. Bu sonuca göre, 5. sınıf parasız yatılılık ve bursluluk sınavı matematik sorularının TIMSS 2019 hedef yüzdeliklerine göre daha üst bilişsel seviyede oldukları söylenebilir. Soruların gerektirdiği bilişsel seviyeler yıldan yıla dramatik değişiklikler gösterdiğinden dolayı bursluluk sınavı için takip edilen bir sınav çerçevesinin olmadığı söylenebilir. Bu nedenle bu tür merkezi sınavlar için bir sınav çerçevesinin olması gerektiğine vurgu yapılmıştır. Öğrenme alanları incelendiğinde, soruların büyük bir yüzdesinin sayılar (%60) olduğu ve bunu geometrik şekiller ve ölçme (%34) ile veri sunumu (%6) takip ettiği belirlenmiştir. Buna göre öğrenme alanlarına göre soruların dağılımının TIMSS 2019 hedef yüzdelikleri ile uyumlu olduğu söylenebilir.  Bulgulardan elde edilen sonuçlar tartışılmış ve bazı önerilerde bulunulmuştur.


Investigation Of Digital Stories Of The Primary School Teacher Candidates


Hafife BOZDEMİR1, İlkay AŞKIN TEKKOL1
1Kastamonu Üniversitesi


Abstract No: 152 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The teaching, which is defined as the guiding activity of learning, constitutes instruction process is a planned and controlled way. The teaching materials play a significant role in the effective and efficient implementation of the instruction process. These materials change and vary with the use of technology in the instruction process. The digital stories included in these materials contribute to the students' self-expression and learning ways of learning, and enable research and problem-solving skills to be improved. Digital stories, although not limited to the primary school level, are interesting for primary school students who are in the period of concrete operations and they can also work in cooperation and understand that they can achieve something. One of the ways in which primary school students get acquainted with digital stories is through the creation of digital stories by the primary school teachers. For this reason, it is important that primary school teachers have knowledge about creating digital story. In this context this research aimed to prepare the digital stories of the primary school teacher candidates and to investigate these stories. The study group of the research, which will use descriptive method, will be composed of second year students of the Faculty of Education of a university located in Western Black Sea. In the research, primary school teacher candidates will be informed about digital stories and their creation, and teacher candidates will be prepared to use digital stories in accordance with the third and fourth class attainments in the primary school science curriculum. The digital stories prepared by the students will be scored according to the principles of material development and digital story-building steps. Also an interview will be implemented with primary school teacher candidates about digital stories. The analysis of research data will be analyzed with descriptive analysis method.
 

Sinif Öğretmeni̇ Adaylarinin Oluşturduklari Di̇ji̇tal Hi̇kâyeleri̇n İncelenmesi̇


Hafife BOZDEMİR1, İlkay AŞKIN TEKKOL1
1Kastamonu Üniversitesi


Bildiri No: 152 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Öğrenmeyi kılavuzlama faaliyeti olarak tanımlanan öğretmenin planlı ve kontrollü şekilde gerçekleştirilmesi öğretim sürecini oluşturmaktadır. Öğretim sürecinin etkili ve verimli bir şekilde gerçekleştirilebilmesinde, öğretim materyallerinin rolü büyüktür. Bu materyaller, teknolojinin öğretim sürecinde kullanılması ile birlikte değişmekte ve çeşitlenmektedir. Bu materyaller arasında yer alan dijital hikâyeler, öğrencilerin kendilerini ifade etmelerine ve bilgi edinme yollarını öğrenmelerine katkı sağlamakta ve araştırma ve problem çözme becerilerinin geliştirilmesine imkân tanımaktadır. Dijital hikâyeler, ilkokul düzeyi ile sınırlı olmamakla birlikte, somut işlemler döneminde olan ilkokul öğrencileri için ilgi çekici olmasının yanı sıra, onların işbirliği içerisinde çalışmalarını ve bir şeyler başarabildiklerini görerek güdülenmelerini de sağlayabilmektedir. İlkokul öğrencilerinin dijital hikâyeler ile tanışmalarının yollardan biri sınıf öğretmenlerinin dijital hikâyeler oluşturmalarından geçmektedir. Bu nedenle sınıf öğretmenlerinin dijital hikâye oluşturma konusunda bilgi sahibi olmaları oldukça önemli görülmektedir. Bu kapsamda, bu araştırmada sınıf öğretmeni adaylarının dijital hikâyeler hazırlamaları ve oluşturulan bu hikâyelerin incelenmesi amaçlanmıştır. Betimsel yöntemin kullanılacağı araştırmanın çalışma grubunu Batı Karadeniz’de yer alan bir üniversitenin eğitim fakültesinin Sınıf Eğitimi Ana Bilim Dalı’nda öğrenim gören ikinci sınıf öğrencileri oluşturacaktır. Araştırmada, öğretmen adaylarına dijital hikâyeler ve oluşturulması hakkında bilgi verilecek ve öğretmen adaylarının ilkokul fen bilimleri dersi öğretim programında yer alan üçüncü ve dördüncü sınıf kazanımlarına uygun olarak dijital hikâyeler hazırlamaları ve öğretim sürecinde kullanmaları sağlanacaktır. Öğrencilerin hazırladıkları dijital hikâyeler öğretim materyali geliştirme ilkeleri ve dijital hikâye oluşturma adımları doğrultusunda incelenecek ve puanlanacaktır. Araştırmada ayrıca çalışma grubunda yer alan sınıf öğretmeni adayları arasından seçilen öğrenciler ile görüşme yürütülerek, dijital hikâyelere ilişkin görüşleri alınacaktır. Araştırmada veri toplama aracı olarak dereceli puanlama anahtarı ve görüşme formu kullanılacaktır. Araştırma verilerinin analizi betimsel analiz yöntemi ile analiz edilecektir.


Investigating The Views Of Science Teachers In Measurement And Assessment In Stem Education


Yılmaz KARA1, Berkay ŞAHİN1
1Bartın Üniversitesi


Abstract No: 371 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The measurement and evaluation dimension have an important place in the education process. In the process of measurement and assessment, a significant step will be taken in permanent learning if students will be active as much as the teacher actively manages the progress of the process in line with the targets. Also, the materials used in the measurement and evaluation process, the design of the activities and making lesson design is very important in this process. The aim of this study is to examine the views of junior science teacher candidates on measurement and assessment dimension of STEM education who experienced STEM education during a semester. The case study design was adopted in the study. The study group of the study consisted of the science teacher candidates who continue their education in Bartın University in the 2018-2019 academic year. 34 pre-service teachers participated in the study. 19 of the participants were female (55,88%) and 15 (44,12%) were male. The semi-structured interview form regarding measurement and assessment dimension in STEM education which was developed by the researchers was applied to each participant at the beginning of the fall semester of 2018-2019 and after STEM training. Their views on the measurement and assessment dimension in STEM education were analyzed by using content analysis. According to the results obtained from the analysis, most of the participants stated that it would be effective to make measurement and evaluation in STEM education based on the products developed for the problem situation. The other majority considered the evaluation of the information obtained from the work-sheets. As a result, it is recommended that the measurement and assessment of STEM education should be performed by taking into consideration the products developed in relation to the problem situation and the use of work-sheets in the process effectively.

Fen Öğretmeni̇ Adaylarinin Stem Eği̇ti̇mi̇nde Ölçme Ve Değerlendi̇rmeye İli̇şki̇n Görüşleri̇ni̇n İncelenmesi̇


Yılmaz KARA1, Berkay ŞAHİN1
1Bartın Üniversitesi


Bildiri No: 371 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Eğitim süreci içerisinde ölçme ve değerlendirme boyutu önemli bir yere sahiptir. Ölçme ve değerlendirme süreci içerisinde öğrenci ne kadar aktif olabilirse ve öğretmen de sürecin ilerleyişini hedefler doğrultusunda aktif bir şekilde yönetirse kalıcı öğrenme yolunda önemli bir adım atılmış olur. Aynı zamanda ölçme ve değerlendirme sürecinde kullanılan materyallerin, etkinliklerin tasarlanması, iyi kurgulanması bu süreçte çok önemlidir. Bu çalışmanın amacı, bir eğitim öğretim dönemi boyunca STEM eğitimi alan ve STEM etkinlikleri geliştiren 3. Sınıf Fen Bilgisi Öğretmeni adaylarının STEM eğitiminde ölçme ve değerlendirme boyutuna ilişkin görüşlerini incelemektir. Araştırmada durum çalışması deseni benimsenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılı içerisinde Bartın Üniversitesi’nde 3. sınıfta eğitim öğretimlerine devam eden Fen Bilgisi Öğretmeni adayları oluşturmaktadır. Araştırmaya 34 öğretmen adayı katılmıştır. Araştırmaya katılanların 19’u kadın (%55,88), 15’i erkek (%44,12) katılımcılardır. Araştırmacılar tarafından geliştirilen STEM eğitiminde Ölçme ve Değerlendirme boyutuna ilişkin yarı-yapılandırılmış görüşme formu katılımcılara 2018-2019 güz döneminde dönem başında ve STEM eğitimi aldıktan sonra ayrı ayrı uygulanmıştır. Verdikleri cevaplar karşılaştırılarak STEM eğitimindeki ölçme ve değerlendirme boyutuna ilişkin görüşleri içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucu elde edilen sonuçlara göre katılımcıların büyük çoğunluğu STEM eğitiminde ölçme ve değerlendirme yaparken problem durumuna ilişkin geliştirilen ürünleri baz alınarak değerlendirme yapılmasının etkili olacağını dile getirmişlerdir. Diğer çoğunluk çalışma yapraklarından elde edilen bilgilerin değerlendirilmesini uygun görmüşlerdir. Sonuç olarak, STEM eğitiminde ölçme ve değerlendirme sürecinde problem durumuna ilişkin geliştirilen ürünler dikkate alınarak değerlendirme yapılması ve süreç içerisinde çalışma yapraklarının etkin bir şekilde kullanılması önerilmektedir.


Opinions Of Science Teachers On Stem Applications


Naki ERDEMİR1, Jiyan ZENGİN2
1Üniversite
2Öğretmen


Abstract No: 380 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

SUMMARY
In recent years, practices and studies related to STEM have been made in the field of education in our country and studies have been gained on what kind of changes and developments have been made in STEM applications in education, students and teachers. In line with this, the new training program published by the Ministry of National Education in February 2018 constitutes the essence of the implementation of the STEM approach under the name of engineering practices.
Where are the teachers in this practice when they are doing this kind of practice in schools? It is an important and new issue to be investigated. For this purpose, it is necessary to take the opinions of science teachers about what they know about STEM, whether they have received training on STEM or that they can apply in their schools. Therefore, case-study was used in the study. The research lasted six weeks and participated in 30 science teachers. The data were collected through semi-structured interview and the content analyzes were performed and the findings were interpreted by creating codes and themes. As a result of the analysis, it was determined that the science teachers who are newly graduated according to the teachers in the profession get to know the STEM model better and use them more. However, teachers are hesitant to implement the model. It is determined that there are reasons such as lack of teacher qualifications, materials and cooperation.

Fen Bi̇li̇mleri̇ Öğretmenleri̇ni̇n Stem Uygulamalari Hakkinda Görüşleri̇


Naki ERDEMİR1, Jiyan ZENGİN2
1Üniversite
2Öğretmen


Bildiri No: 380 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

ÖZET
Ülkemizde son yıllarda eğitim öğretim alanında STEM le ilgili uygulamalar ve çalışmalar yapılmış, STEM uygulamalarının eğitimde, öğrencide ve öğretmende ne gibi değişim ve gelişmeler yaptığı konusunda çalışmalar ağırlık kazanmıştır. Bununla ilgili olarak Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2018 Şubat’ında yayınladığı yeni eğitim programı özünü de mühendislik uygulamaları adı altında STEM yaklaşımının uygulamaya geçirileceği oluşturmaktadır.
Okullarda bu tür uygulamalar yapılırken, gerçekten öğretmenler bu uygulamanın neresindedir? Araştırılması gereken önemli ve yeni sayılacak bir konudur. Bu amaçla araştırmamızda, fen bilimleri öğretmenlerinin STEM hakkında ne bildikleri, STEM le ilgili eğitim alıp almadıkları, okullarında uygulayabildikleri konusunda görüşlerinin alınması gerekli görülmüştür. Bu nedenle araştırmada, durum çalışma yöntemi (case-study) kullanılmıştır. Araştırma altı hafta sürmüş ve 30 fen bilimleri öğretmeni katılmıştır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla toplanmış ve içerik analizleri yapılarak betimlenmiş, kod ve temalar oluşturularak bulgular yorumlanmıştır. Analiz sonucunda Meslekte eski olan öğretmenlere oranla yeni mezun olan fen öğretmenlerinin STEM modelini daha iyi tanıdıkları ve daha çok kullandıkları tespit edilmiştir. Buna karşın öğretmenler modeli uygulamaktan çekinmektedirler. Bu çekincenin temelinde öğretmen yeterlilikleri, malzeme ve iş birliği eksikliği gibi nedenler olduğu belirlenmiştir.

 


Investigation Of The Relationship Between Science Teachers’epistemological Beliefs And Science, Technology, Engineering And Mathematics Awareness


Sema Nur DOĞAN1, Behiye AKÇAY1
1İstanbul Üniversitesi


Abstract No: 480 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to identify the relationships between science teachers’ epistemological beliefs and their STEM awareness with their point of views about STEM based science teaching. The study group was formed from 50 science teachers working in public schools across cities of Turkey generally in Bursa. In collecting data “Epistemological Beliefs Scale” which was developed by Schommer (1990) and adapted in Turkish by Deryakulu and Buyukozturk (2002) and STEM Awareness Scale developed by Buyruk and Korkmaz (2016) were used. Also, data was collected by a semi-structured interview form which composed of 12 questions related to epistemological beliefs and STEM awareness.In this study convergent mixed-methods parallel research design was used. Kruskal-Wallis H Test was employed to analyze the data obtained from the questionnaires according to experience and educational background vairables. Mann Whitney U-test was used to analyze how STEM awareness changes with taking STEM education training and effect of gender on beliefs and awareness. Moreover, the relationship between epistemological beliefs and STEM awareness was analyzed by using Linear Regression Analysis and semi-structured interview forms were analyzed with content analysis. As a result of the analysis, it was concluded that there was no significant difference in terms of gender and experience but there was significant relationship between faculty of art and science graduate teachers and “innate ability factor” of epistemological beliefs. Besides it was concluded that there was significant difference between STEM awareness and taking STEM education training and there was significant relationship between STEM awareness and epistemological beliefs.

Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Epistemolojik İnançları Ve Fen, Teknoloji, Mühendislik Ve Matematik Farkındalıkları Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi


Sema Nur DOĞAN1, Behiye AKÇAY1
1İstanbul Üniversitesi


Bildiri No: 480 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmada fen bilimleri öğretmenlerinin epistemolojik inançlarının; FeTeMM farkındalıklarını ve bu yaklaşım temelli fen öğretimine bakış açılarını nasıl etkilediğini belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Bursa ili ağırlıklı olmak üzere Türkiye’nin farklı illerinde görev yapmakta olan gönüllü 50 fen bilimleri öğretmeni ile görüşmeler yapılmış ve bu öğretmenlere anketler uygulanmıştır. Buyruk ve Korkmaz (2016) tarafından geliştirilen FeTeMM Farkındalık Ölçeği (FFÖ) ile Schommer (1990) tarafından geliştirilen, Deryakulu ve Büyüköztürk (2002) tarafından Türkçeye uyarlanan Epistemolojik İnançlar Ölçeği (EİÖ) öğretmenlere anket olarak uygulanmıştır. Görüşme formu olarak da öğretmenlerin FeTeMM farkındalıkları ve epistemolojik inançlarını ölçen ve 12 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış bir görüşme formu kullanılmıştır. Bu çalışma karma araştırma modeline dayalı paralel yöntem araştırması yönteminin kullanıldığı bir çalışmadır. Fen Bilimleri öğretmenlerinin FeTeMM farkındalıkları ve epistemolojik inançlarının deneyim ve eğitim durumuna göre nasıl değiştiği Kruskal Wallis H-testi ile; cinsiyete göre nasıl değiştiği ve FeTeMM Eğitimi alıp almama durumuna göre farkındalıklarının nasıl değiştiği Mann Whitney U-testi ile; FeTeMM farkındalıkları ve epistemolojik inançları arasındaki ilişki ise Basit Doğrusal Regresyon Analizi ile analiz edilmiştir.  Görüşme formlarının analizinde ise içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Fen Bilimleri öğretmenlerinin FeTeMM yaklaşımına yönelik farkındalıklarında ve epistemolojik inançlarında cinsiyet ve mesleki deneyimlere göre anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Fakat “Öğrenmenin Yeteneğe Bağlı Olduğuna İnanç” alt boyutuna ilişkin eğitim fakültesi mezunları ile fen edebiyat fakültesi mezunları arasında fen edebiyat fakültesi mezunları lehine anlamlılık olduğu; FeTeMM eğitimi alan öğretmenler ile eğitim almayan öğretmenler arasında eğitim alan öğretmenler lehine anlamlılık olduğu ve FeTeMM farkındalıklarının epistemolojik inançların alt boyutlarını anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür


Science Center Instructors' Views On Stem Workshop Programs


Salih ÇEPNİ1, Eyüp ARTVİNLİ2, Vildan BAYAR1
1Uludağ Üniversitesi
2Eskişehir Osmangazi Üniversitesi


Abstract No: 487 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the primary and secondary school age, it is easier for the students to attract interest of students and to benefit from extracurricular learning environments in order to attract students' interest and to develop a positive attitude towards the science course which is considered as difficult compared to other courses by many students. One of the most important informal learning environments that complement formal education in schools is the science centers that host science, technology and education. Science centers offer workshops at every grade level to students by following the innovations in science, technology and curricula as interactive, entertaining, exciting, intriguing and instructive training programs. In 2017, due to lack of skills in the curriculum dimension of the curriculum, the curriculum was changed and the orientation towards STEM was changed. In the 2018 Science Education Program, science, engineering and entrepreneurship practices were added at every grade level but no directives, explanations or examples were given for the applications. STEM Education Report in Turkey defined that all the cities in United States of America contain a science center and these science centers are very important part of STEM education. Science centers in Turkey are also conducting studies on the application found deficiencies in the curriculum workshops. In this study, the opinions of the science center educators who carry out STEM workshop trainings in science centers were examined. As it is aimed to question the experiences and thoughts of the science center trainers about STEM workshops, the study is designed with phenomenological method of qualitative research methods. Participants were selected with purposive sampling in accordance with the nature of the qualitative research and the study, and data were collected through content analysis for semi-structured interview questions conducted with 7 science center trainers and recommendations were presented.
 

Bilim Merkezi Eğitmenlerinin Stem Atölye Programları Hakkındaki Görüşleri


Salih ÇEPNİ1, Eyüp ARTVİNLİ2, Vildan BAYAR1
1Uludağ Üniversitesi
2Eskişehir Osmangazi Üniversitesi


Bildiri No: 487 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

İlkokul ve ortaokul çağında birçok öğrenci tarafından diğer derslere oranla zor olarak nitelendirilen fen bilimleri dersine yönelik öğrencilerin ilgilerini çekmek ve öğrencilerde derse yönelik merak uyandırmak, olumlu tutum geliştirmek açısından okul dışı öğrenme ortamlarından yararlanmak öğrenmeyi kolaylaştırmaktadır. Okullardaki formal öğretimi tamamlayan informal öğrenme ortamlarının en önemlilerinden birisi de fenni, teknolojiyi ve eğitimi bir arada barındıran bilim merkezleridir. Bilim merkezleri, her sınıf düzeyindeki öğrencilere bilim, teknoloji ve öğretim programlarındaki yenilikleri takip ederek etkileşimli, eğlenceli, heyecan verici, merak uyandırıcı ve öğretici eğitim programı olan atölye çalışmaları sunmaktadır. Öğretim programlarımızda yer alan beceri boyutunda uygulama eksikliklerinden dolayı 2017 yılında öğretim programlarında değişikliğe gidilmiş ve STEM’ e yönelim olmuştur. 2018 Fen Bilimleri Öğretim Programı’nda ise her sınıf düzeyinde yıl içinde fen, mühendislik ve girişimcilik uygulamaları eklenmiş fakat uygulamalara yönelik herhangi bir yönerge, açıklama, örneğe yer verilmemiştir. STEM Eğitimi Türkiye Raporu (2015)’nda Amerika Birleşik Devletleri’nin tüm şehirlerinde bilim merkezi bulunduğunu ve bilim merkezlerinin STEM eğitiminin çok önemli bir parçası olduğu belirtilmiştir. Türkiye’deki bilim merkezleri de atölye çalışmaları ile öğretim programlarında boşluğu bulunan uygulamalara yönelik çalışmalar yürütmektedir.  Bu çalışmada, bilim merkezlerinde STEM atölye eğitimlerini yürütmekte olan bilim merkezi eğitmenlerinin atölyeler hakkındaki görüşleri incelenmiştir. Bilim merkezi eğitmenlerinin STEM atölyeleri ile ilgili deneyim ve düşüncelerini derinlemesine sorgulamak amaçlandığından çalışma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji yöntemi ile desenlenmiştir. Katılımcılar nitel araştırmanın doğasına ve çalışma uygun olacak şekilde amaçlı örnekleme ile seçilmiş olup, veriler 7 bilim merkezi eğitmeni ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşme sorularına yönelik içerik analizi ile toplanarak,  öneriler sunulmuştur.  
 


Secondary School Students’ Understanding Levels Of The Mass-weight Concepts: A Developmental Study


Sibel Er Nas1, Şeyma Nur Bekar1, Şenem Alkan1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 185 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

It is known that there are some difficulties in teaching some of the certain concepts as mass and weight in science lesson. In this process, misconceptions occur among students if the problems are not dealt. The aim of this study is to determine the understanding levels related to the concepts of mass and weight of secondary school students and investigate the change according to class level. In this research the transversal type of developmental research method was employed. The transversal methods enable to study with similar groups in which the sampling can be observed, when it is not possible to study with the same sampling. The participants consisted of 6th (n=87), 7th (n=74) and 8th (n=74) secondary school students. Totally 235 students participated in the research within the basis of voluntariness. A questionnaire including open-ended questions was applied as the data collection tool. The frequency and percentage of the open-ended responses were calculated and presented in tables. At the end of the research, it was found that the concepts of mass and weight were not adequately understood by the students in three of the class levels. It was determined that, the students (especially in the 6th and 8th) used the mass and weight concepts interchangeably. In addition, it was noticed that the students also used the units of the mass and weight concepts interchangeably.

Ortaokul Öğrencilerinin Kütle-Ağırlık Kavramlarını Anlama Düzeyleri: Gelişimsel Bir Çalışma


Sibel Er Nas1, Şeyma Nur Bekar1, Şenem Alkan1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 185 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen bilimleri dersinde kütle ve ağırlık gibi bazı temel kavramların öğretimi sırasında bir takım sorunların olduğu bilinmektedir. Bu süreçte sorunların giderilmemesi durumunda öğrencilerde kavram yanılgıları oluşmaktadır. Bu çalışmanın amacı ortaokul öğrencilerinin kütle ve ağırlık kavramları ile ilgili anlama düzeylerini belirlemek ve sınıf düzeyine göre değişimini irdelemektir. Bu araştırmada, gelişimci araştırma yönteminin enlemesine türü kullanılmıştır. Enlemesine araştırmalar aynı örneklem grubu ile uzun süre çalışmanın mümkün olmadığı durumlarda, örneklemin takip edileceği eşdeğer gruplarla çalışmanın yürütülmesine imkân sağlamaktadır. Çalışmanın örneklemini ortaokulda öğrenim gören 6. (n=87), 7. (n=74) ve 8. (n=74) sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Gönüllülük esasına dayalı olarak toplamda 235 kişi çalışmaya katılım göstermiştir. Veri toplama aracı olarak açık uçlu sorulardan oluşan anketten yararlanılmıştır. Açık uçlu ankete verilen cevapların frekans ve yüzdeleri hesaplanarak tablolar şeklinde verilmiştir. Araştırma sonucunda kütle ve ağırlık kavramlarının her üç sınıf seviyede öğrenciler tarafından yeterince anlaşılmadığı görülmüştür. Öğrencilerin (özellikle 6. ve 8. sınıf) kütle ve ağırlık kavramlarını birbirinin yerine kullandıkları tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin kütle ve ağırlık kavramlarının birimlerini de birbirinin yerine kullandıkları belirlenmiştir. 


The Effect Of Traditional Learning Method On The Academic Achievement And Epistemological Beliefs Of Unified Cooperative Reading And Composition Method


Muhammet FIRAT1, Ümit ŞİMŞEK2
1MEB
2Atatürk Üniversitesi


Abstract No: 211 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

                                                                                         ABSTRACT
               The aim of this study is to determine the effect of ler Unified Collaborative Reading and Composition Strate method which is one of the methods of Cooperative Learning Model, which is one of the methods of Cooperative Learning Model, which is used and adopted by educators in recent years with the Traditional Learning Method. to determine the way. In addition, these two different methods applied to students, and their attitude towards the Science and Technology course to reveal the change in Epistemological beliefs.
 
                    The sample of the study consisted of 36 students studying in the 7th grade of a secondary school affiliated to the Ministry of National Education. As a data collection tool; Academic Achievement Test (ABT), Science and Technology Course Attitude Scale, and Epistemological Attitude Scale were used as pre and post tests. The study was carried out in two different groups. The first of these groups was the Unified Cooperative Reading and Composition Group (BİOKG) where the Unified Cooperative Reading and Composition method was applied and the second one was randomly determined as the Traditional Learning Group (GÖG) where the Traditional Learning method was applied. Descriptive statistics, independent t-test and ancova test were used for data analysis.
 
               As a result, it has been determined that there is a significant difference in favor of BIO in order to increase the academic success of students studying with BIO and GI method. In addition, when the pre-test and post-test results were examined in both groups, a significant difference was observed in terms of students' academic achievement.
 

Birleştirilmiş İşbirlikli Okuma Ve Kompozisyon Yöntemi Ile Geleneksel Öğrenme Yönteminin, Öğrencilerin Akademik Başarılarına Ve Epistemolojik İnançlarına Etkisi


Muhammet FIRAT1, Ümit ŞİMŞEK2
1MEB
2Atatürk Üniversitesi


Bildiri No: 211 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

                                                                              ÖZET
         Bu çalışmanın amacı, Geleneksel Öğrenme Yöntemi ile son yıllarda eğitimciler tarafından oldukça fazla benimsenen ve kullanılan, Aktif Öğrenme Stratejilerinden İşbirlikli Öğrenme Modelinin yöntemlerinden biri olan “Birleştirilmiş İşbirlikli Okuma ve Kompozisyon” yönteminin Ortaokul öğrencilerinin Fen ve Teknoloji dersindeki akademik başarılarına olan etkisini bilimsel yöntemlerle ve karşılaştırmalı bir şekilde belirlemektir. Ayrıca uygulanan bu iki farklı yöntemde öğrencilerin, Fen ve Teknoloji Dersine karşı tutumları ve Epistemolojik İnançlarındaki değişimi ortaya çıkarmaktır.
 
        Çalışmanın örneklemini, MEB’e bağlı bir Ortaokulun 7. Sınıfında öğrenim gören toplam 36 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Akademik Başarı Testi (ABT), Fen ve Teknoloji Dersi Tutum Ölçeği(FTTÖ), Epistemolojik Tutum Ölçeği(ETÖ) ön ve son test olarak uygulanmıştır. Çalışma, iki farklı grupta gerçekleştirilmiştir. Bu gruplardan ilki, Birleştirilmiş İşbirlikli Okuma ve Kompozisyon yönteminin uygulandığı Birleştirilmiş İşbirlikli Okuma ve Kompozisyon Grubu(BİOKG), ikincisi ise Geleneksel Öğrenme yönteminin uygulandığı Geleneksel Öğrenme Grubu(GÖG) olarak rastgele belirlenmiştir. Verilerin analizi için, tanımlayıcı istatistikler, bağımsız t testi ve ancova testi kullanılmıştır.
 
      Sonuç olarak, öğrencilerin BİOK ve GÖ yöntemiyle öğrenim görmesinin akademik başarılarını artırma açısından, BİOK lehine anlamlı bir fark oluştuğu belirlenmiştir. Ayrıca çalışmaya katılan her iki grubunda ön-test ve son-test sonuçlarına bakıldığında öğrencilerin akademik başarıları açısından anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır.

 
 


Based Content Analysis Of Thesis At The Secondary Levels Stem İn Turkey


Jülide Sarıgöl1, Erol Taş2
1Giresun Üniversitesi
2Ordu Üniversitesi


Abstract No: 298 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to analyze the theses based on STEM (Science, Technology, Engineering, Mathematics) based on content analysis method. In this study, the National Thesis Center of the Council of Higher Education was scanned for the purpose of examining STEM-based master's and doctoral theses conducted at secondary school level. As a keyword in scans; STEM, STEM applications, STEM education, FeTeMM, STEM approach, science education concepts were used. The master's and doctoral theses reached were evaluated within the framework of the limitations of the research. As a result of this evaluation, a total of 24 dissertations, 18 master's and 6 doctoral dissertations, were examined by content analysis method. Theses and dissertations included in the study are; year of publication, type of publication, research method, sample group, subject covered with STEM approach were examined within the framework of variables. The results of the study revealed that STEM-based theses conducted at secondary school level were published as of 2014 and have shown a significant increase especially in recent years. According to the results obtained; In the theses examined, it was determined that mixed pattern was more preferred and the highest sample group was 7th grade students. In addition, it was determined that physics subjects were given more place in chemistry and biology subjects in STEM based activities. As a result of the study, the tendency of STEM-based theses at secondary school level was revealed and suggestions were made to future researchers.

Türkiye’de Ortaokul Düzeyinde Yapılan Stem Temelli Tezlerin İçerik Analizi


Jülide Sarıgöl1, Erol Taş2
1Giresun Üniversitesi
2Ordu Üniversitesi


Bildiri No: 298 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, ülkemizde ortaokul düzeyinde yapılan STEM ( Science, Technology, Engineering, Mathematics) temelli tezlerin içerik analizi yöntemiyle incelenmesidir. Çalışmada, ortaokul düzeyinde yapılan STEM temelli yüksek lisans ve doktora tezlerini incelemek amacıyla YÖK Ulusal Tez Merkezi taranmıştır. Taramalarda anahtar kelime olarak; STEM, STEM uygulamaları, STEM eğitimi, FeTeMM, FeTeMM yaklaşımı fen eğitimi, kavramları kullanılmıştır. Ulaşılan yüksek lisans ve doktora tezleri, araştırmanın sınırlılıkları çerçevesinde değerlendirmeye alınmıştır. Bu değerlendirme sonucunda, 18 yüksek lisans ve 6 doktora tezi olmak üzere toplam 24 tez içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışma kapsamına alınan yüksek lisans ve doktora tezleri; yayın yılı, yayın türü, araştırma yöntemi, örneklem grubu, STEM yaklaşımıyla ele alınan konu, değişkenleri çerçevesinde incelenmiştir. Çalışmanın sonuçları, ortaokul düzeyinde yapılan STEM temelli tezlerin 2014 yılı itibari ile yayınlandığını ve özellikle son yıllarda ciddi bir artış gösterdiğini ortaya çıkarmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; incelenen tezlerde yöntem olarak karma desenin daha fazla tercih edildiği, en fazla örneklem grubunun 7. sınıf öğrencileri olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca STEM temelli etkinliklerde fizik konularına, kimya ve biyoloji konularından daha fazla yer verildiği belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda, ortaokul düzeyinde yapılan STEM temelli tezlerin eğilimi açığa çıkarılarak gelecek araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.


Preservice Teachers’ Usage Level Of Theoretical Knowledge About Importance Of Experiment In Teaching Practice


Ercan Tatli1
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi


Abstract No: 399 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, the level of knowledge of preservice science teachers about the importance of science experiments was determined and the level of use of this knowledge was measured in teaching practice. The main purpose of the study is to determine the level of preservice teachers’ use of theoretical knowledge in practice. 28 preservice science teachers studying at a public university are sample of this study. Qualitative research techniques were used in this research and data were analyzed by content analysis. The data of the study were collected in three stapes. In the first stape, two questions were asked to the individuals in the sample group by structured questionnaire and their ideas about the importance of doing experiments in science class were collected. In the second step, preservice science teaches in the sample group were asked to perform two science lessons in the way they planned. Observation data were obtained by the researcher during the lectures. In the data obtained, it was observed that 12 of the preservice science teachers did experiment in their lesson performance and 16 of them did not. In the third and final step, semi-structured interview was conducted with the preservice science teachers who did not do experiment and data were collected. In this study, it was observed that almost all of the preservice science teachers had sufficient knowledge about the importance of doing experiments in the science lesson, but did not apply this knowledge when they were teaching.
 

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Deneyin Önemine Dair Teorik Bilgilerini Uygulama Düzeyleri


Ercan Tatli1
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi


Bildiri No: 399 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada fen bilgisi öğretmen adaylarının fen deneylerinin önemine dair bilgi düzeyleri tespit edilerek kendilerine öğretmenlik uygulamasında bu bilgileri ne düzeyde kullandıkları ölçülmüştür. Çalışmanın temel amacı öğretmen adaylarının öğrendikleri teorik bilgileri uygulamada ne derece kullandıkları tespit etmektir. Bir devlet üniversitesinde fen bilgisi öğretmenliği 3.sınıf düzeyinde olan 28 öğretmen adayı bu çalışmanın çalışma grubunu oluşturmaktadır. Nitel araştırma tekniklerinin kullanıldığı bu çalışmada veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Çalışmanın verileri üç aşamada toplanmıştır. Birinci aşamada, çalışma grubundaki bireylere yapılandırılmış anketle iki soru sorulmuş ve fen bilgisi dersinde deney yapmanın önemine dair fikirleri alınmıştır. İkinci aşamada, çalışma grubundaki öğretmen adaylarının 2 fen konusunu kendi planladıkları şekilde anlatmaları istenmiştir. Konu anlatımları süresince araştırmacı tarafından gözlem yapılarak gözlem verileri toplanmıştır. Elde edilen verilerde, öğretmen adaylarının 12sinin konularını deney yaparak anlattıkları, 16sının ise deney yapmadıkları gözlenmiştir. Üçüncü ve son aşamasında sunumlarında deney yapmayan öğretmen adayları ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılarak veriler toplanmıştır. Bu çalışmada, öğretmen adaylarının neredeyse tamamının deney yapmanın önemine dair yeterli düzeyde bilgileri olduğu ancak öğretmenlik uygulaması yaparken bu bilgileri uygulamadıkları görülmüştür. 
 


Determination Of Science Teachers’ Opinions About System Thinking Skill


Ümmühan Ormancı1
1


Abstract No: 404 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Parallel to the developing technology and increasing knowledge, individuals are asked to learn the ways of accessing information rather than memorizing information. In this process, individuals are expected to have high-level skills such as problem solving, critical thinking, creativity, entrepreneurship and system thinking. It is seen that there are system-thinking skills among high-level thinking and 21st century skills. Although it has an important place in the international literature and researches have been carried out, it can be said that there is a skill that is being emphasized in our country. In this context, it is considered that it is important to determine whether the system thinking skills are known to the teachers and to what extent they are known. In this study, it is aimed to determine the opinions of science teachers about system thinking skills. In this study, phenomenological study which is qualitative research was used. 22 science teachers were reached in the study. However, as seven teachers stated that they knew the system thinking skills, they continued to study with these teachers. As a data collection tool, an opinion form consisting of seven open-ended questions was used. The data is in the analysis stage and the findings will be written in parallel with this situation. At the end of the research, the findings about the opinions of science teachers about system thinking skills will be obtained and suggestions will be made.

Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Sistem Düşünme Becerisine İlişkin Görüşlerinin Belirlenmesi


Ümmühan Ormancı1
1


Bildiri No: 404 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Gelişen teknoloji ve bilgi birikimine paralel olarak, bireylerin bilgiyi ezberlemelerinden ziyade bilgiye ulaşma yollarını öğrenmeleri istenmektedir. Bu süreçte de bireylerin problem çözme, eleştirel düşünme, yaratıcılık, girişimcilik, sistem düşünme gibi üst düzey becerilere sahip olmaları beklenmektedir. Üst düzey düşünme ve 21. yy. becerileri arasında sistem düşünme becerilerinin de yer aldığı görülmektedir. Uluslararası literatürde önemli bir yere sahip olmasına ve araştırmalar yapılmasına karşın ülkemizde yeni yeni üzerinde durulmaya başlanan bir beceri olduğu söylenebilir. Bu bağlamda sistem düşünme becerilerinin öğretmenler tarafından bilinip bilinmediği ve ne derece bilindiğinin belirlenmesinin alan yazın açısından önemli olacağı düşünülmektedir. Yapılan çalışmada fen bilimleri öğretmenlerinin sistem düşünme becerisine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırmalardan olgubilim deseni kullanılmıştır. Çalışmada 22 fen bilimleri öğretmene ulaşılmıştır. Ancak 7 öğretmen sistem düşünme becerilerini bildiğini/ duyduğunu belirttiğinden bu öğretmenlerle çalışmaya devam edilmiştir. Veri toplama aracı olarak, yedi açık uçlu sorudan oluşan görüş formu kullanılmıştır. Veriler analiz aşamasında olup bulgular bu duruma paralel olarak yazılacaktır. Araştırma sonunda fen bilimleri öğretmenlerinin sistem düşünme becerilerine ilişkin görüşlerine yönelik bulgular elde edilip, önerilerde bulunulacaktır.


Investigation Of Seventh Grade Students’ Self-esteem Perceptions Towards Science Courses


Rabia Nur Yanık1, Oktay Bektaş1
1Erciyes Üniversitesi


Abstract No: 59 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to determine the self-esteem levels of the seventh grade students in Kayseri Kocasinan district and examine their self-esteem scores in terms of various variables. In this study, the survey design of quantitative research patterns was used. Randomly selected sampling method was used to select participants. The sample of the study consisted of seventh grade students in three different secondary schools and in the ninth and tenth regions of Kayseri Kocasinan district. Self-esteem scales of Piers-Harris (1969), Coopersmith (1967) and Yayan (2010) were revised and adapted to the science courses. The scale was applied to 754 people. The Cronbach Alpha Reliability Coefficient of the scale was found as 0.94. The data collected after the application were analyzed by SPSS (22) package program and LISREL (8.2). The findings were presented by descriptive statistics and inferential statistics. As a result of the analysis, the self-esteem levels of the seventh grade students were found to be "good". The self-esteem scores of the girls were found to be statistically different from the self-esteem scores of males. There was no significant difference in self-esteem scores between schools. There was a significant difference between the mother's education levels in terms of self-esteem scores of the students; this difference was in favor of the self-esteem scores of the students who have a mother is a graduate of higher education. In addition, there was a significant difference between the levels of father education in terms of self-esteem scores of students. This difference was in favor of the self-esteem scores of the students who have a father is a graduate of higher education. When the behavior factor scores were controlled, a significant difference was found between the schools in terms of self-esteem scores. This difference was in favor of the self-esteem scores of the students studying in the tenth school region. As a result, sufficient self-esteem scores of the students showed that self-respect levels of students was sufficient too. Since self-esteem levels of female students are higher than males, it can be concluded that the self-respect of the girls was further improved. The fact that there are students sitting in similar areas in schools may be the reason why there is no difference between schools in terms of self-esteem levels. The higher self-esteem level of students with a parent of a higher education graduate can be explained by the increasing number of parents who are conscious and able to meet the needs of their children. When the self-esteem "behavior" scores of the students were taken under the control, the self-esteem levels of the students of the tenth region school were higher. This can be explained by the fact that when students' behaviors are controlled in each school, the school in the tenth region gives more positive contributions to the self-esteem levels of students in terms of happiness, intelligence, success and anxiety. In line with this result, the teachers were advised to have a very good level of self-esteem of secondary school students.

Yedinci Sınıf Öğrencilerinin Fen Bilimleri Dersine Karşı Öz-Benlik Algılarının İncelenmesi


Rabia Nur Yanık1, Oktay Bektaş1
1Erciyes Üniversitesi


Bildiri No: 59 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, Kayseri Kocasinan ilçesindeki yedinci sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersine karşı öz-benlik algı düzeylerini ve çeşitli değişkenler açısından öz-benlik puanlarının farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Bu çalışmada nicel araştırma desenlerinden tarama deseni kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini, 2018 yılında Kayseri Kocasinan ilçesinin dokuzuncu ve onuncu bölgelerinde bulunan, rastgele küme örnekleme yöntemi ile seçilen ve üç farklı ortaokulda okuyan yedinci sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Piers-Harris(1969), Coopersmith (1967) ve Yayan’ın (2010) yapmış oldukları çalışmalardan alınan öz-benlik ölçeklerinin revize edilmiş ve fen bilimlerine uyarlanmış hali ile “ Öz-Benlik Ölçeği” oluşturulmuştur. Oluşturulan ölçek 754 kişiye uygulanmıştır. Ölçeğin “Cronbach Alfa Güvenirlik Katsayısı” 0,94 olarak bulunmuştur. Uygulama sonrası toplanan veriler SPSS (22) paket programı ve LISREL (8.2) ile analiz edilmiş olup, çıkan bulgular betimsel istatistik ve çıkarıma dayalı istatistik yöntemiyle analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, yedinci sınıf öğrencilerinin öz-benlik düzeyleri “iyi” olarak bulunmuştur. Kızların öz-benlik puanlarının erkeklerin öz-benlik puanlarından istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Okullar arasında öz-benlik puanları açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anne eğitim düzeyleri arasında öğrencilerin öz-benlik puanları açısından anlamlı farklılık vardır; bu fark yükseköğrenim mezunu anneye sahip öğrencilerin öz-benlik puanları lehinedir. Ayrıca, baba eğitim düzeyleri arasında öğrencilerin öz-benlik puanları açısından anlamlı bir fark vardır; bu fark yükseköğrenim mezunu babaya sahip öğrencilerin öz-benlik puanları lehinedir. Davranış faktörü puanları kontrol altına alındığında okullar arasında öz-benlik puanları açısından anlamlı fark bulunmuştur. Bu fark onuncu bölge okulunda okuyan öğrencilerin öz-benlik puanları lehinedir. Sonuç olarak, öz-benlik puanlarının iyi düzeyde çıkması öğrencilerin benlik saygısının da iyi düzeyde olduğunu göstermiştir. Kız öğrencilerin öz-benlik düzeylerinin erkeklerden daha fazla olması, kızların öz-saygılarının daha fazla geliştiği sonucuyla açıklanmıştır. Okullarda birbirine benzeyen bölgelerde oturan öğrencilerin olması, okullar arasında öz-benlik düzeyleri açısından fark bulunamamasının gerekçesi olabilir. Yükseköğrenim mezunu velisi olan öğrencilerin öz-benlik düzeyinin daha fazla olması, öğrenim seviyesi arttıkça bilinçli ve çocuklarının gereksinimlerini daha olumlu bir şekilde karşılayan velilerin artmasıyla açıklanabilir. Öğrencilerin davranışa yönelik öz-benlik puanları kontrol altına alındığında, onuncu bölgede okuyan okulun öğrencilerinin öz-benlik düzeyleri daha yüksek çıkmıştır. Bu durum, öğrencilerin her okulda davranışları kontrol altına alındığı zaman, bahsedilen bölgedeki okulun, öğrencilerinin öz-benliklerine mutluluk, zeka, başarı ve kaygı açılarından daha olumlu katkılar verdiği sonucu ile açıklanabilir. Bu sonuç doğrultusunda, ortaokul öğrencilerinin öz-benlik düzeylerinin “çok iyi” düzeyde olması için öğretmenlere önerilerde bulunulmuştur.


Determination Of The Effect Of Science Teaching Based On Explicit Reflective Approach On Pre-service Teachers’ Views About The Nature Of Science


Emine Çil1, Meryem Görecek Baybars1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Abstract No: 148 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

One of the fundamental principles of scientific literacy is that individuals must understand the nature of science.  However, nature of science education must not be perceived as a condition which can be learned only in science courses or taught only by science teachers.    It is required that teachers in all branches must be trained as science literate and at the same time all teachers must understand the elements of the nature of science. The purpose of this study is to determine the effects of science education based on explicit reflective approach on pre-service teachers’ opinions about the nature of science.  The research was carried out with the students studying in their final year at the department of mathematics education in a state university located in the west of Turkey in 2017-2018 academic year and 15 pre-service mathematics teachers participated in the study. The study carried out with case study method was conducted within the context of an elective course “Basic Scientific Processes and Concepts”. The Views of Nature of Science Questionnaire-Form C (VNOS-C) was implemented in the first lesson in order to determine the pre-service teachers’ views about the nature of science. Then, the pre-service teachers were given education about the nature of science.  The instruction was designed to involve both theoretical and practical knowledge and the activities based on explicit reflective approach about the nature of science (New   Community Activity, Tricky Tracks Activity, Tangram Activity, Mystery Lines Activity) were carried out in the implementation part. At the end of the term, the VNOS-C questionnaire was implemented with the pre-service teachers again. The data obtained from the research is still in the analysis phase.
 

Doğrudan Yansıtıcı Yaklaşıma Dayalı Bilim Öğretiminin Matematik Öğretmen Adaylarının Bilimin Doğası İle İlgili Görüşlerine Etkisinin Belirlenmesi


Emine Çil1, Meryem Görecek Baybars1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Bildiri No: 148 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bilimsel okuryazarlığın temel şartlarından bir tanesi bireyler tarafından bilimin doğasının anlaşılması olarak görülmektedir. Ancak bilimin doğasının öğretimi sadece fen derslerinde öğrenilecek veya sadece fen bilgisi öğretmenleri tarafından öğretilebilecek bir durum olarak algılanmamalıdır.  Tüm branşlardaki öğretmenlerin bilimsel okuryazar olarak yetiştirilmesi ve aynı zamanda tüm öğretmenlerin bilimin doğası unsurlarını anlaması gerekmektedir.  Bu çalışmanın amacı, doğrudan yansıtıcı yaklaşıma dayalı bilim öğretiminin matematik öğretmen adaylarının bilimin doğası ile ilgili görüşlerine etkisinin belirlenmesidir. Çalışma 2017-2018 eğitim öğretim yılının bahar yarıyılında Türkiye’nin batı bölgesinde yer alan bir devlet üniversitesinde Matematik öğretmenliği son sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiş olup, çalışmaya 15 öğretmen adayı katılmıştır. Özel durum yöntemi ile yürütülen çalışma, “Temel Bilimsel Süreç ve Kavramlar” seçmeli dersi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Matematik öğretmen adaylarının bilimin doğası ile ilgili görüşlerini belirleyebilmek için ilk derste VNOS-C anketi uygulanmıştır. Daha sonra öğretmen adaylarına bilimin doğası hakkında öğretim yapılmıştır. Öğretim teorik ve uygulama şeklinde planlanmış olup, uygulama kısmında bilimin doğası ile ilgili doğrudan yansıtıcı yaklaşıma dayalı (Yeni Toplum Etkinliği, Hileli İzler Etkinliği, Tangram Etkinliği, Gizemli Doğrular Etkinliği) etkinlikler gerçekleştirilmiştir. Dönem sonunda VNOS-C anketi öğretmen adaylarına tekrar uygulanmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler analiz aşamasındadır.
 


The Effectiveness Of The Nature Of Science Activities Developed For The 7th Grade “pure Substance And Transformation” Unit


Gülsün Karslı1, Ayşegül Özaşkın Arslan1, Şafak Uluçınar Sağır1, Ahmet Bolat1
1Amasya Üniversitesi


Abstract No: 150 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Nature of science is an important factor in approaching to daily life problems from a scientific manner and in being more sensitive to scientific data.In this study, the nature of science activities for the 7. grade “Pure Substance and Transformation” unit were developed and the impact of these activities on students’ views of nature of science was examined.The research was designed in quasi-experimental design with pre-test/posttest control group. The sample of the study comprises 149 students who study in 7th grade of a secondary school in Ağrı province.VNOS-E questionnaire which was developed by Lederman and Ko (2004) and adapted into Turkish by Ereneoğlu (2010) was used as data collection tool.“Grouping with Grains Activity" and “Element Brochures Activity” have been developed for the corresponding unit. In addition, the “Concept Wheel Activity”, “Element Cards Activity” and “History of Atom Models”which were brought to literature before were used in this study and instruction was made by integrating the objectives of nature of science and the content of the course. The wrong responses were coded as "inadequate”, partially adequate responses were coded as "adequate" and responses given at a desired level were coded as "modern view" and scored as 0, 1 and 2, respectively.Data was analyzed by utilizing independent samples t-test and descriptive statistics in SPSS 22 program, and the results were evaluated at 0,05 significance level.The mean scores of pre-tests of control and experimental groups are 4,06 and 4,39; the mean scores of post-tests are 6,79 and 8,40, respectively.There was no significant difference between the pre-test scores of the groups (t=-1,091, p>0.05). But a significant difference was found between the post-test scores of experimental and control groups in favor of experimental group (t=-3,291, p<0,05). The greatest variance ....

7. Sınıf “saf Madde Ve Değişim” Ünitesine Yönelik Geliştirilen Bilimin Doğası Etkinliklerinin Etkililiği


Gülsün Karslı1, Ayşegül Özaşkın Arslan1, Şafak Uluçınar Sağır1, Ahmet Bolat1
1Amasya Üniversitesi


Bildiri No: 150 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bilimin doğası, günlük hayattaki problemlere bilimsel açıdan yaklaşmasında ve bilimsel verilere karşı daha duyarlı olmasında önemli bir faktördür. Bu araştırmada 7. sınıf “Saf Madde ve Değişim” ünitesine yönelik bilimin doğası etkinlikleri geliştirilmiş ve öğrencilerin bilimin doğası görüşlerine etkisi sınanmıştır. Araştırma ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desende tasarlanmıştır. Çalışma grubu, Ağrı il merkezinde bir ortaokulda 7. sınıfta okumakta olan toplam 149 öğrencidir. Çalışmada veri toplama aracı olarak Lederman ve Ko (2004) tarafından geliştirilmiş, Erenoğlu (2010)  tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan VNOS-E anketi uygulanmıştır. İlgili üniteye yönelik olarak “Tahıllarla gruplama etkinliği" ve “Element broşürleri etkinliği” geliştirilmiştir. Ayrıca literatürde var olan “Kavram çarkı etkinliği”, “Element kartları etkinliği” ve “Atom modellerinin tarihçesi” etkinlikleri de kullanılıp bilimin doğası kazanımları ve ders içeriği bütünleştirilerek öğretim yapılmıştır. Yanlış cevap, “yetersiz”; kısmen yeterli cevap, “uygun”; istenilen düzeydeki cevaplar “modern” görüş olarak kodlanmış ve sırası ile 0, 1 ve 2 şeklinde puanlandırılmıştır. Veriler SPSS 22 programında ilişkisiz örneklemler t testi ve betimsel istatistiklerden yararlanılarak analiz edilmiş, sonuçlar p=0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir.

                Kontrol ve deney grubu ön test ortalama puanları sırasıyla 4,06 ve 4,39; son test ortalama puanları 6,79 ve 8,40 olarak bulunmuştur. Grupların ön test puanlarının karşılaştırılmasında aralarında anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür (t=-1,091, p>0.05). Deney ve kontrol grubun son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı fark bulunmuştur (t=-3,291, p<0,05).
Deney grubunda, ölçekteki bilimin doğası boyutları içinde en çok değişimin “Bilimsel bilgi özneldir.” boyutu olmuştur. En az değişimin ise “Bilimsel bilgi güvenilirdir ama değişebilir.” boyutunda olduğu görülmüştür. Kontrol grubundaki çalışmalarda bilimin doğasının öğretimine vurgu yapılsa da, değişimin deney grubu kadar olmadığı açıktır. Dolayısıyla bilimin doğasına yönelik geliştirilen etkinliklerin kullanımının aradaki farka yol açtığı ileri sürülebilir. Araştırma sonunda ders kitaplarında bilimin doğasına yönelik etkinliklere daha fazla yer verilmesi, Fen Bilimleri öğretim programındaki konuların bilimin doğası temaları ile bütünleştirilerek etkinlikler geliştirilmesi gibi çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
 


5th To 8th Grade Middle School Students’ Perceptions With Regard To The “universe” Concept


Muhammet Nair Zengin1, İsa Deveci2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Kahramanmaraş Sütçü İmam üniversitesi


Abstract No: 156 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this research is determine the perceptions of 5th to 8th grade middle school students about the concept of the “universe” through their drawings. Consequently, this research was in the form of qualitative research. The research sample consisted of 80 students studying at 5th to 8th grade levels. In the research findings, it was seen that the 5th grade students drew attention to the existence of the Sun, stars and the Earth in their drawings illustrating the universe concept. In the drawings of the 6th graders, the existence of Sun, planets and the World were the most prominent. When the answers of the 7th grade students were examined, it was seen that they mostly emphasized the existence of planets, the Earth and space vehicles in their drawings. Finally, when the answers of the 8th grade students were examined, it was seen that the students tried to illustrate mostly the existence of planets, the Sun and the World in their drawings. As a result, it was seen that the students in the 5th grade stated in their answers that the Sun and stars were different, and that the Sun was not a star. In addition, it is determined that the 5th grade students drew stars which shapes close to the star seen in our Turkish flag. It is clear that 6th graders try to illustrate concepts such as planets and the Earth in the Solar System. It is thought that the reason why the 7th graders pay special attention to space vehicles is that they are taught as a separate subject in the curriculum. The reason for the 8th grade students responding with abstract concepts such as the speed of light, explosions and black holes is thought to be because they are in the Piagetian abstract process period.  
 
 

5-8. Sınıf Ortaokul Öğrencilerinin “evren” Kavramına İlişkin Algıları


Muhammet Nair Zengin1, İsa Deveci2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Kahramanmaraş Sütçü İmam üniversitesi


Bildiri No: 156 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmada 5-8. sınıfta öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin Fen Bilimleri dersinde ki “Dünya ve Evren” konu alanlarında geçen “Evren” kavramının öğrencilerin zihinlerinde nasıl karşılık bulduğu araştırılmıştır. Nitel bir araştırma olarak tasarlanan araştırmada, öğrencilere sorulan “Evren kelimesi sizin için ne ifade ediyor? Sorusuna çalışma yaprağına çizim yaparak cevap vermeleri istenmiştir. Araştırma örneklemini 5-8. sınıf kademelerinden öğrenim gören 80 öğrenci oluşturmaktadır. Elde edilen veriler betimsel ve içerik analizi tekniklerinden yararlanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularında, beşinci sınıf öğrencilerinin evren kavramına yönelik çizimlerinde sırasıyla en fazla Güneş, Yıldız, Dünya kavramlarına dikkat çektikleri görülmüştür. Altıncı sınıf öğrencilerinin evren kavramına yönelik çizimlerinde ise sırasıyla en fazla Güneş, Gezegen ve Dünya kavramlarını ön plana çıkardıkları görülmüştür. Yedinci sınıf öğrencilerinin verdikleri cevaplar incelendiğinde ise sırasıyla en fazla Gezegen, Dünya ve Uzay Araçları kavramlarını çizimleriyle ön plana çıkardıkları görülmüştür. Son olarak, sekizinci sınıf öğrencilerinin verdikleri cevaplar incelendiğinde ise sırasıyla öğrencilerin en fazla Gezegen, Güneş ve Dünya kavramlarını çizimleriyle göstermeye çalıştıkları görülmüştür. Sonuç olarak, beşinci sınıf kademsinde ki öğrencilerin Güneş ve Yıldız cevaplarını farklı bir kavrammış gibi ifade ettikleri, Güneş’in aynı zamanda yıldız olduğunu kavrayamadıkları görülmüştür. Ayrıca beşinci sınıf öğrencilerinin Yıldız kavramını çizerken çoğunlukla Türk bayrağımızda yer alan yıldıza yakın şekiller çizdikleri tespit edilmiştir. Altıncı sınıf öğrencilerinin daha çok Güneş Sistemi içerisinde yer alan Gezegen ve Dünya gibi kavramları çizimle göstermeye çalıştıkları belirlenmiştir. Yedinci sınıf öğrencilerinin çizimlerinde Uzay Araçlarına özellikle dikkat çekmelerinin nedeninin öğretim programında ünite içerisinde ayrı bir konu başlığı olarak verilmesinin etkili olduğu düşünülmektedir. Sekizinci sınıf öğrencilerini ise Işık hızı, Patlamalar, Karadelik gibi soyut kavramlarla cevap vermelerinin nedeni olarak soyut işlemler döneminde olmalarının  etkili olduğunu göstermektedir. Ortaokul kademelerinde “Evren” kavramının daha kapsamlı yer almasının, öğrencilerin zihinlerinde evren kavramına ilişkin algılarını zenginleştirebileceği düşünülmektedir. 
 


Opinions Of Students At Some Concepts Cardiovascular System In The Human


Ekrem Cengiz1, ikramettin Daşdemir2
1MEB
2Atatürk Üniversitesi


Abstract No: 449 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Biology course is very important in terms of subject content and terminology, but also includes many abstract concepts, which makes it difficult for students to understand biological concepts and terms (Sezen and Çimer, 2009). On the other hand, the content of the concepts of biology is complexity and abstract aspects that make difficult of biology teaching (Brown & Schwartz, 2009; Sesli & Kara, 2012). The circulatory system is one of the issues of biology that are difficult to understand and misunderstandings in the literature Studies (Tekkaya, Özkan and Sungur, 2001). Thus, the concept and structure Situated in the circulatory system of the students should be investigated an issue how they understand. The subject of circulatory system is firstly processed at the 6th grade level of secondary school in Turkey (MEB, 2018). In this study, it was investigated in  some  concepts of the circulatory system at the 6th grade students. This study is the case study that include in the qualitative research approach. The study was conducted in a secondary school in Erzurum. Four open-ended questions were asked to the students and they were asked to write answers to these questions. Students' answers were subjected to content analysis. The results are expressed as tables in frequency and percentage.
 

İnsanda Dolaşim Si̇stemi̇nde Yer Alan Bazi Kavramlara İli̇şki̇n Öğrenci̇ Düşünceleri̇


Ekrem Cengiz1, ikramettin Daşdemir2
1MEB
2Atatürk Üniversitesi


Bildiri No: 449 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Biyoloji dersi hem konu içeriği hem de terminoloji bakımından oldukça fazla olmakla birlikte birçok soyut kavramı içermekte olup, bu durum öğrencilerin biyolojik kavramların ve terimlerin anlamasını güçleştirmektedir (Sezen ve Çimer, 2009). Diğer taraftan biyoloji kavramlarının içeriğinin karmaşıklığı ile  soyut  yönleri, biyolojinin öğretilmesinin  zor bir konu olmasına neden olur (Brown ve Schwartz, 2009; Sesli ve Kara, 2012). Literatürde yapılan çalışmalar, insanda dolaşım sisteminin de anlamakta zorluk yaşanılan ve yanılgılı anlamaların olduğu biyoloji konuları arasında yer aldığını göstermektedir (Tekkaya, Özkan ve Sungur, 2001). Dolayısıyla öğrencilerin dolaşım sisteminde yer alan kavram ve yapıları nasıl anladıkları araştırılması gereken bir konudur. Türkiye’de dolaşım sistemi konusu ilk olarak ortaokul 6. sınıf düzeyinde işlenmektedir (MEB, 2018). Bu çalışmada ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin dolaşım sisteminde geçen bazı kavramalara ilişkin düşünceleri araştırılmıştır. Bu çalışma nitel araştırma yaklaşımı içerisinde yer alan durum çalışması ile yürütülmüştür. Çalışma Erzurum şehir merkezinde bulunan bir ortaokulda yürütülmüştür. Çalışma kapsamında öğrencilere dört adet açık uçlu soru sorulmuş ve onlardan bu sorulara cevaplar yazmaları istenmiştir. Öğrencilerin verdikleri cevaplar içerik analizine tabi tutulmuştur. Elde edilen sonuçlar tablolar halinde frekans ve yüzde olarak ifade edilmiştir.    
 


Effect Of Process Oriented Guided Inquiry Learning On Motivation And Logical Thinking Ability


Leman ALAKOYUN1, Özgecan TAŞTAN KIRIK1
1Çukurova Üniversitesi


Abstract No: 68 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to discover the impact of Process Oriented Guided Inquiry Learning (POGIL) approach on 7th grade students’ motivation to science course and logical thinking ability in the context of pure substances and mixtures. Non-equivalent control group design was employed. 54 seventh grade students were participated. Experimental group involved 28 and control group involved 26 students. They were selected by convenience sampling. Control group students were taught by whole-class discussion considering the textbook while POGIL was implemented in the experimental group. In POGIL classroom, materials including critical thinking questions designed based on learning cycle model were studied by the students in cooperative learning teams. Group Assessment of Logical Thinking (GALT) containing 21 items were used to measure formal thinking ability of the students. The developers reported the reliability (alpha) as 0.85. Participants’ motivation to science lesson was measured by motivation section of Motivated Strategies for Learning Questionnaire (MSLQ). GALT and MSLQ were administered as pre-test and as pos-test six weeks after the pre-test. Since pre-MSLQ and pre-GALT scores were not distributed normally, Mann-Whitney U Test was used to compare the groups. According to the results, there was no difference between the groups in terms of pre-GALT and pre-MSLQ scores, U= 290.5, z= -1.30, p=0.19 and U= 318.5, z = -0.79, p= 0.43, respectively. Independent samples t-test was used to compare the groups in terms of post-GALT and post-MSLQ. Results revealed that there was a significant difference between the groups in terms of both post-GALT and post-MSLQ, t(52)= 4.13, p = 0.00, η2=0.24 and t(52)= 1.40, p = 0.001, η2=0.19, respectively. To conclude, POGIL instruction improved 7th grade students’ motivation to science course and logical thinking ability with large effect sizes.

Süreç Odaklı Rehberli Sorgulamaya Dayalı Öğrenmenin Motivasyon Ve Mantıksal Düşünme Becerisine Etkisi


Leman ALAKOYUN1, Özgecan TAŞTAN KIRIK1
1Çukurova Üniversitesi


Bildiri No: 68 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı Süreç Odaklı Rehberli Sorgulamayla Öğrenme (SÖRSÖ) yönteminin 7. sınıf Saf Madde ve Karışımlar ünitesinin öğretiminde öğrencilerin Fen Bilimleri dersine yönelik motivasyonları ve mantıksal düşünme becerileri üzerine etkisini incelemektir. Çalışmada yarı-deneysel desenlerden eşitlenmemiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırmaya kontrol grubundan 26, deney grubundan 28 olmak üzere toplam 54 yedinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Katılımcılar uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Kontrol grubunda ders kitabındaki etkinlikler temel alınarak büyük sınıf tartışması uygulanmıştır. Deney grubunda ise dersleri öğretmek için SORSÖ yöntemi kullanılmıştır. Buna göre öğrenciler öğrenme döngüsüne uygun hazırlanmış, eleştirel düşünme soruları içeren çalışma yaprakları üzerinde, işbirlikli gruplar halinde çalışmışlardır. Çalışmada mantıksal düşünme becerisini ölçmek için 21 maddeden oluşan Mantıksal Düşünme Grup Testi (MDGT) kullanılmıştır. Testin güvenirliği, geliştiren araştırmacılar tarafından 0.85 olarak belirlenmiştir. Katılımcıların fen bilimleri dersine yönelik motivasyonlarını ölçmede ise Öğrenmede Güdüsel Stratejiler Ölçeği (ÖGSÖ)’nin motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Uygulama öncesi grupları kıyaslamak üzere MDGT ve ÖGSÖ ön test olarak uygulanmıştır. Yaklaşık 6 haftalık uygulama sonrasında gruplara aynı testler son test olarak verilmiştir. Ön-ÖGSÖ ve ön-MDGT puanları normal dağılım göstermediğinden, deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin öntest puanlarını kıyaslamada Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Sonuçlara göre deney ve kontrol grubu öğrencileri arasında ön-ÖGSÖ ve ön-MDGT puanları açısından anlamlı farklılık bulunmamaktadır, sırasıyla U= 290.5, z= -1.30, p=0.19 ve U= 318.5, z = -0.79, p= 0.43. Sontest ÖGSÖ ve MDGT puanlarının analizinde ise  bağımsız gruplar t-testi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre deney ve kontrol grubu öğrencileri arasında son-ÖGSÖ ve son-MDGT puanları açısından deney grubu lehine anlamlı farklılık bulunmuştur, sırasıyla t(52)= 4.13, p = .00, η2=0.24 ve t(52)= 1.40, p = .001, η2=0.19.  Sonuç olarak SORSÖ’nün 7. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik motivasyonları ve mantıksal düşünme becerilerini yüksek etki büyüklüğü ile arttırıcı yönde etkisi olduğu söylenebilir.


Thematic Content Analysis For Pre-school Science Education Research Areas In Turkey


Hatice Güler1, Erol Taş2
1Giresun Üniversitesi
2Ordu Üniversitesi


Abstract No: 134 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The pre-school is a period in which children are curious, investigative, and willing and open to learning. For this reason, they try to learn everything they encounter in everyday life and cannot understand through asking questions. The concepts of science are the ones they encounter and wonder most in daily life. Therefore, the first experiences of science begin in this period and form the basis for their progressing life (Cevher Kalburan, 2009; Babaroğlu ve Metwalley, 2018).
The science education programs applied in pre-school period should be prepared in accordance with the development and readiness levels of children and it should be paid attention to science. Therefore, scientific researches in the field of pre-school science education shed light on the preparation of these programs. The studies conducted help to determine which issues are missing and what new research should be done.
The purpose of this research is to examine the various variables in terms of doctoral dissertations and articles made in the field of science education in pre-school between the years 2014 and 2018 in Turkey. The present study is a qualitative research. In this study, the content analysis method (Thematic Content Analysis (Meta-Synthesis) was used. After the articles deriving from the dissertations were extracted, a total of 97 publications including 11 doctoral dissertations, 24 master thesis and 62 articles were reached.
When the distribution of the studies according to the aims of the studies is examined, it is seen that determination studies produced the highest effect while the quantitative studies were conducted at most, considering the research methods. While participant groups mostly involved the students, the scale and interviews were preferred as data collection tools. In accordance with these results, suggestions were made to the researchers who would work on this subject.
 

Türkiye’de Okul Öncesi Dönem Fen Eğitimi Alanındaki Araştırmalara Yönelik Tematik İçerik Analizi


Hatice Güler1, Erol Taş2
1Giresun Üniversitesi
2Ordu Üniversitesi


Bildiri No: 134 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Okul öncesi dönem, çocukların meraklı, araştırmacı, öğrenmeye açık ve istekli oldukları bir dönemdir. Bu nedenle günlük hayatta karşılaştıkları ve anlam veremedikleri her şeyi sorular sorarak öğrenmeye çalışırlar. Fen kavramları da günlük hayatta en çok karşılaştıkları ve merak ettikleri kavramlardır. Bu sebepledir ki fen ile ilgili ilk tecrübeler bu dönemde başlar ve ilerleyen hayatlarına temel oluşturur (Cevher Kalburan, 2009; Babaroğlu ve Metwalley, 2018).
            Okul öncesi dönemde verilen fen eğitimi, çocukların bu doğal keşfetme arzularını kullanarak, çevrelerinde merak ettiklerini anlamalarını, kavramalarını sağlarken bilimsel süreç becerilerini uygulamalarına da fırsat verir. Aynı zamanda bilim hakkında olumlu düşünceler geliştirmelerine de yardımcı olur (Elmas ve Kanmaz, 2015; Takaoğlu ve Demir, 2018). Okul öncesi dönemde uygulanan fen eğitim programları çocukların gelişim ve hazırbulunuşluk düzeylerine uygun olarak hazırlanmalı ve fen eğitimine gereken önem verilmelidir. Bu nedenle okul öncesi dönem fen eğitimi alanında yapılan bilimsel araştırmalar bu programların hazırlanmasına ışık tutmaktadır. Yapılan çalışmalar hangi konularda eksikler olduğunu belirlemede ve yeni araştırmaların ne konularda yapılması gerektiği konusunda yardımcı olmaktadır.
Bu araştırmanın amacı, Türkiye’de 2014-2018 yılları arasında okul öncesi fen eğitimi alanında yapılan yüksek lisans tezleri, doktora tezleri ve makalelerin çeşitli değişkenler açısından ayrıntılı bir şekilde incelenmesidir. Bu araştırma nitel bir araştırma olup bu araştırmada içerik analizi türlerinden tematik içerik analiz (Meta-Sentez) yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada tezlerden türetilen makaleler çıkarıldıktan sonra 11 doktora tezi, 24 yüksek lisans tezi, 62 makale olmak üzere toplam 97 yayına ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucunda en fazla lisans üstü tez çalışmasının Gazi Üniversitesinde, en fazla makalenin de The Journal Of International Social Research dergisinde yayınlandığı görülmektedir. İncelenen çalışmaların amaçlarına göre dağılımı incelendiğinde en fazla etki belirleme çalışmalarının, araştırma yöntemine bakıldığında ise en fazla nicel araştırmalardan tarama çalışmalarının yapıldığı görülmektedir. Katılımcı grup olarak en fazla öğrencilerle çalışılırken, veri toplama aracı olarak da ölçek ve görüşmeler tercih edilmiştir. Bütün bu sonuçlar doğrultusunda bu konuda çalışma yapacak araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
 


Perceptions Of Science Teachers About 21st Century Educational Understanding


Fatma Şaşmaz Ören1, Tuğba Demirer1
1Manisa Celal Bayar Üniversitesi


Abstract No: 326 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study aims at determining the perceptions of science teachers about 21st century educational understanding. Phenomenology pattern is used among qualitative research methods. The study group consisted of 25 science teachers working in Manisa, with 12 women and 13 male. Determining study group was made with purposive sampling, considering various criteria. These teachers are also diversified as working in village, town, city province and center. The 'Form of Perceived Perceptions of Science Teachers about 21st Century Educational Understanding' was used to collect data. The first part contains a survey with demographic information. In the second part, science teachers were asked to write a scenario reflecting their thoughts about how the science course reflecting the 21st century educational concept could be. Semi-structured interviews were also conducted with 4 teachers. It is also seen that a large part of the science teachers have emphasized the educational processes in which students are confronted with methods and techniques based on problem-based learning in inquiry and discussion based methods. The participants mainly said that the teacher’s role is to guide and the one of the students is to be responsible of their learning. But the teachers describe the teaching and learning environments with laboratories equipped with materials and technology. Teachers predict that effective learning will occur by providing visual and auditory richness although teachers draw attention to the fact that schools have their own application areas. In this context, botanical gardens are the most expressed area of application and to conclude, it is associated with the concept of allowing learning by living and doing. A more simplified and flexible science curriculum idea was also accepted by the majority of teachers.
 

Fen Bilimleri Öğretmenlerinin 21. Yüzyıl Eğitim-Öğretim Anlayışına İlişkin Algıları


Fatma Şaşmaz Ören1, Tuğba Demirer1
1Manisa Celal Bayar Üniversitesi


Bildiri No: 326 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı fen bilimleri öğretmenlerinin 21. yüzyıl eğitim-öğretim anlayışına ilişkin algılarını belirlemektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Manisa ilinde görev yapan 12’si bayan ve 13’ü bay olmak üzere toplam 25 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışma grubunun belirlenmesi çeşitli kriterler dikkate alınarak amaçlı örnekleme ile yapılmış olup farklı hizmet yılına sahip öğretmenler çalışmada yer almıştır. Ayrıca söz konusu öğretmenler köy, kasaba, ilçe ve il merkezinde görev yapanlar olarak da çeşitlenmektedir. Veri toplama aracı olarak ‘Fen Bilimleri Öğretmenlerinin 21. Yüzyıl Eğitim-Öğretim Anlayışına İlişkin Algılarını Belirleme Formu’ kullanılmıştır. Form iki bölümden oluşturulmuş olup ilk bölümde demografik bilgilerin bulunduğu bir anket yer almaktadır. İkinci bölümde ise, fen bilimleri öğretmenlerinden 21. yüzyıl eğitim-öğretim anlayışını yansıtan fen bilimleri dersinin nasıl olabileceğine ilişkin düşüncelerini yansıtan bir senaryo yazmaları istenmiştir. Ayrıca çalışma grubunda yer alan 4 öğretmenle de yarı yapılandırılmış mülakatlar yapılmıştır. İçerik analizi ile incelenen çalışmada; fen bilimleri öğretmenlerinin büyük bir kısmının işbirlikli çalışma ortamlarında, probleme dayalı öğrenmenin benimsendiği, araştırma-sorgulama ve tartışma temelli yöntem ve tekniklerle öğrencilerin karşı karşıya bırakıldığı eğitim-öğretim süreçlerine vurgu yaptığı görülmektedir. Öğretmenin öğrenme ortamında rehberlik yapması, öğrencilerin ise kendi öğrenmelerinden sorumlu olması da çoğunlukla ifade edilen öğretmen ve öğrenci rollerindendir. Bununla beraber öğretmenlerin öğrenme-öğretme ortamlarını malzeme ve teknoloji açısından donanımlı laboratuvarların özellikleriyle betimledikleri görülmektedir. Öğretmenler senaryolarında bu yolla görsel ve işitsel zenginlik sağlanarak etkili öğrenmelerin gerçekleşeceğini öngören düşünceler sunmuşlardır. Bununla beraber öğretmenlerin, okulların kendilerine ait uygulama alanları olmasına da dikkat çektikleri görülmektedir. Bu bağlamda botanik bahçeleri en çok ifade edilen uygulama alanı olup yaparak yaşayarak öğrenmeye imkan vermesi anlayışı ile ilişkilendirildiği sonucuna ulaşılmıştır. İçerik bakımından daha hafifletilmiş ve esnek bir fen öğretim programı düşüncesinin de öğretmenlerin çoğunluğu tarafından kabul edildiği görülmüştür.
 


The Determination Of Eighth Grade Students Images And Preferences For Actual And Ideal Science Learning Environment


Emine Çil1, Seda Şahin Akyüz 2
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
2Milli Eğitim


Abstract No: 328 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to determine the students' images for actual science learning environment and ideal science learning environment. Furthermore, students' preferences about actual science learning environment and ideal science learning environment have been determined. This study was carried out survey model. The study was made in 2014-2015 educational year. 343 students in 8th grade (181 female-162 male), who received education in schools in Muğla city centre, participated in the study. The images of the students were obtained through "Actual Science Learning Environment Drawing Test" and "Ideal Science Learning Environment Drawing Test", which were developed by the researchers. The data about the students' preferences intended for actual and ideal science learning environment was determined through seventeen items in the second part of the drawing tests. In the analysis of the data obtained through the drawings, content analysis,percent, frequency and McNemar Chi-Square test was used. In the analysis of the data obtained for learning preferences, frequency, percent and consistency was calculated. In the images of both actual and ideal science learning environment, it was confirmed that informal learning environments took little place, the teachers' teaching and guide role was dominant and teacher centred teaching methods were adapted. It was determined that smart board, experiment tables and visuals took more place in the images of ideal science learning environment than actual science learning environment. It has emerged that, in actual science learning environment, students preferred teaching method and techniques based on multiple intelligence theory, not being in a competition with their friends and learning in groups. It was confirmed that in ideal science lerning environment, students prefered learning environment, which was slient in terms of physcial environment, rich in teaching methods and in which they can feel themselves successful.
 

Sekizinci Sınıf Öğrencilerinin Gerçek Ve İdeal Fen Öğrenme Ortamına Yönelik İmajlarının Ve Tercihlerinin Tespiti


Emine Çil1, Seda Şahin Akyüz 2
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
2Milli Eğitim


Bildiri No: 328 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı öğrencilerin gerçek fen öğrenme ortamı ve ideal fen öğrenme ortamına yönelik imajlarını tespit etmektir. Ayrıca öğrencilerin gerçek fen öğrenme ortamı ve ideal fen öğrenme ortamına yönelik tercihleri belirlenmiştir. Çalışma tarama modeliyle yürütülmüştür. Çalışma 2014-2015 eğitim öğretim yılında yapılmıştır. Çalışmaya Muğla il merkezindeki ortaokullarda öğrenim görmekte olan 343 8. sınıf öğrencisi (181 Kız-162 Erkek) katılmıştır. Öğrencilerin imajları araştırmacılar tarafından geliştirilen "Gerçek Fen Öğrenme Ortamı Çizim Testi" ve "İdeal Fen Öğrenme Ortamı Çizim Testi" ile elde edilmiştir. Öğrencilerin gerçek ve ideal fen öğrenme ortamına yönelik tercihlerine ilişkin veriler çizim testlerinin ikinci bölümlerinde yer alan 17 maddeyle tespit edilmiştir. Çizimler yoluyla elde edilen verilerin analizinde içerik analizi, yüzde, frekans ve McNemar ki-kare testi kullanılmıştır. Öğrenme tercihleri için elde edilen verilerin analizinde frekans, yüzde ve tutarlılık hesaplanmıştır. Hem gerçek hem de ideal fen öğrenme ortamı imajlarında okul dışı öğrenme ortamlarının çok az yer aldığı, öğretmenin öğreten ve rehber rolünün baskın olduğu, öğretmen merkezli öğretim yöntemlerinin benimsendiği tespit edilmiştir. Öğrencilerin ideal fen öğrenme ortamı imajlarında etkileşimli tahta, deney masaları ve görsellerin gerçek fen öğrenme ortamı imajlarına göre daha fazla yer aldığı belirlenmiştir. Gerçek fen öğrenme ortamında öğrencilerin çoklu zeka kuramına dayalı öğretim yöntem ve tekniklerini, arkadaşlarıyla rekabet halinde olmamayı ve grupla öğrenmeyi tercih ettikleri ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin ideal fen öğrenme ortamında fiziksel olarak sessiz, öğretim yöntemi olarak zengin, kişisel gelişim olarak başarı hissini yaşayabilecekleri öğrenme ortamı tercih ettikleri tespit edilmiştir.
 


Determination Of Science Teachers’ Metaphoric Perceptions Of Stem


Yaren Aygün1, Sena Demet Yazıcı1, Hava İpek Akbulut1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 330 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The main purpose of STEM (Science-Technology-Mathematics-Engineering) education is; to provide a holistic approach of learning by establishing a relationship between disciplines of science, technology, engineering and mathematics. Through STEM education, teachers and students improve themselves in many areas. By this way, they had a critical perspective and solve the problems they face to more easily. Metaphor serves as a tool to reveal the perceptions of individuals about the key concept. The purpose of this study is to determine the metaphorical perceptions of the science teachers towards the STEM education. The sample of the study consists of 53 science teachers working in different schools in a city in the 2018-2019 academic year. In the study, a written form was used as a data collection tool which was requested to complete the sentences "STEM is like……................. Because……………………”. Content analysis was used in the analysis of the obtained data. When the data obtained from the study were analyzed, it was determined that the participants created 52 metaphors consisting of 11 categories related to STEM. As a result of the study, when the metaphors created by science teachers and the reasons for creating these metaphors were examined, the reasons were expressed as followings; “The disciplines in STEM education are like the rings intertwine in the Olympic flag.”, “STEM education provides a clear understanding of the subjects learned during the course of science and introduces new designs and inventions.”
 

Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Fetemm'e Yönelik Metaforik Algılarının Tespit Edilmesi


Yaren Aygün1, Sena Demet Yazıcı1, Hava İpek Akbulut1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 330 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

FeTeMM (Fen-Teknoloji- Matematik- Mühendislik) eğitiminin temel amacı; fen bilimleri, teknoloji, mühendislik ve matematik disiplinleri arasında ilişki kurarak öğrenmenin bütüncül bir yaklaşım ile gerçekleştirilmesini sağlamaktır. FeTeMM eğitimi sayesinde öğretmenler ve öğrenciler birçok alanda kendilerini geliştirmektedir. Bu sayede eleştirel bir bir bakış açısı kazanarak karşılaştıkları sorunları daha rahat çözebilmektedirler. Metafor bireylerin anahtar kavram hakkındaki algılarını ortaya çıkarmada bir araç görevi görmektedir. Bu çalışmanın amacı; fen bilimleri öğretmenlerinin ‘‘FeTeMM’’ eğitimine yönelik metaforik algılarını belirlemektir. Çalışmanın örneklemini 2018-2019 öğretim yılında bir ilin farklı okullarında görev yapan 53 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak  "FeTeMM …….  gibidir. Çünkü …………................… .’’ cümlesinin tamamlanmasının istendiği bir yazılı form kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler incelendiğinde katılımcıların FeTeMM'e ilişkin 11 kategoriden oluşan 52 metafor ürettikleri belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda fen bilimleri öğretmenlerinin oluşturdukları metaforlar ve bu metaforları oluşturma gerekçeleri incelendiğinde; “FeTeMM eğitimindeki disiplinler olimpiyat bayrağındaki halkalar gibi iç içedir. ”, “FeTeMM eğitimi, fen bilimleri dersinde öğrenilen konuların somut olarak ele alınması yeni tasarım ve icatların ortaya çıkarılmasını sağlar.” şeklinde gerekçeler ifade ettikleri belirlenmiştir.
 


Stem Thematic Analysis On Teacher Education; 2014-2018 Years Of Publications


Cem Özkan1, Salih Çepni1
1Uludağ Ünv.


Abstract No: 54 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The issue of STEM education has been more intense on the country's agenda with the 2017 MEB curriculum change. It is critical that teachers adopt this approach in the successful implementation of STEM education. It is determined that teachers are not familiar with the concepts of design, engineering and technology, and generally do not see themselves as adequate in teaching these concepts. Since MoNE STEM Training Centers are at the drafting stage, there is no program to provide teachers with widespread STEM training. Reaching a low level of publication in the literature review can be interpreted as an indication that STEM teacher education is not considered much. In this study, a thematic analysis was made by using Google Scholar in STEM Teacher Training in order to provide a reference to future model development research and to enrich the literature. Although it is known that Google Scholar can be used as an independent resource in scientific research as a controversial subject, it is thought that Google Scholar scans will give good results considering the relatively scarcity of gray literature in this field. In this context, 41 articles have been identified in 2014 and post-study studies; 8 studies from Turkish authors were selected from Ulakbim and 33 publications from Google Scholar. It was aimed to obtain a unique visual schema in which the problem situations in the literature can be represented with a pattern. Of the 23 publications, 56% are from the US. 41 research in this thematic content analysis study was published in 33 different publications. 7 of them are conference proceedings, others are magazines. Almost all of the studies are qualitative research.The variables of the research, problem situations, contexts were shown by creating an OPT and research question patterns which would facilitate the perception were wanted to create a unique structure. Three basic concepts in education definition; Behavior change, individual and experience are represented in the ACT. Behavior change In the table, cognitive, affective and dynamic themes are expressed. Experiences were evaluated as contexts of research and were grouped with 5 main themes. The most common theme of STEM with 42% is discussed. The sub-themes dealt with here were teaching profession with 14%, while STEM squares were the least processed by 2%. The second theme with 27% is trends and special themes. Then there are 19% of educational approaches and 12% of the subject contexts other than four disciplines, respectively. There are many evaluations made and the findings of these findings are taken into account. Teachers who will give STEM training are expected to know how to use a screwdriver, for example. However, there is no study on teachers' hand skills. Research should be done to show that there are deficiencies in this direction. According to Eckman et al.'s (2016) study, it was determined that STEM education courses showed more resistance to secondary school teachers compared to primary school teacher candidates. This result is important in terms of emphasizing the multidisciplinary structure of classroom teaching.

Stem Öğretmen Eğitimine Dair Tematik İnceleme; 2014-2018 Yıllar Arası Yayınlar


Cem Özkan1, Salih Çepni1
1Uludağ Ünv.


Bildiri No: 54 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

STEM eğitimi konusu 2017 MEB müfredat değişikliği ile ülke gündeminde daha yoğun şekilde yer almıştır. STEM eğitiminin başarı ile uygulanmasında öğretmenlerin bu yaklaşımı özümsemesi kritik bir öneme sahiptir. Öğretmenlerin tasarım, mühendislik ve teknoloji kavramlarına aşina olmadıkları, bu kavramları öğretme konusunda genel olarak kendilerini yeterli görmedikleri tespit edilmiştir. MEB STEM Eğitim Merkezleri tasarı aşamasında olduğundan henüz öğretmenlerin yaygın olarak STEM eğitimi ile yetişmesini sağlayacak bir program bulunmamaktadır. Literatür taramalarında az yayına ulaşılması STEM öğretmen eğitiminin fazla ele alınmadığının göstergesi olarak yorumlanabilir. Bu çalışmada, gelecekteki model geliştirme araştırmalarına referans sağlamak ve literatürü zenginleştirmek amacıyla STEM Öğretmen Eğitimi konusunda Google Akademik’den yararlanarak tematik inceleme yapılmıştır. Google Akademik’in bilimsel araştırmalarda bağımsız kaynak olarak tek başına kullanılabilmesi tartışmalı bir konu olduğu bilinmesine rağmen bu alandaki gri literatürün (telifli yayınlar) nispeten azlığı dikkate alınarak Google Akademik taramalarının iyi sonuç vereceği düşünülmüştür. Bu bağlamda 2014 yılı ve sonrası çalışmalar incelemeye tabi tutulmuş 41 makale belirlenmiştir; Türk yazarlara ait 8 çalışma Ulakbim’den diğer 33 yayın Google Akademik’ten, seçilmiştir. Çalışma kapsamında oluşturulan AÇT (Anlam Çözümleme Tablosu) ile literatürdeki problem durumlarının bir desenle temsil edilebileceği özgün bir görsel şema elde edilmek istenmiştir. 23 yayınla çalışmaların %56’sı ABD kaynaklıdır. Bu tematik içerik analizi çalışmasındaki 41 araştırma 33 farklı yayın kaynağında yayınlanmıştır. Bunların 7 tanesi konferans bildiri kitabıdır, diğerleri dergilerden oluşmaktadır. Çalışmaların hemen hemen tamamı nitel araştırmalardır. Durum çalışmaları sayıca etki değerlendirme çalışmalarından daha fazladır.  Çalışmalar irdelendiğinde kodların %31’ni alan STE’lerin (STEM Teacher Education) olumlu başarımlarına dair temanın en çok ulaşılan sonuç olduğu görülmüştür. Daha sonra %20 kod frekansı ile STE nin güçlü yönlerini belirleyen tema dikkati çekiyor. En az da (%3) STEM öğretmen eğitiminin gerekliliğine dair kodları içeren tema olduğu belirlenmiştir. ABD kaynaklı yayınlarda sosyal farklılıklara, dezavantajlı kesimlere odaklı çalışmalar %9 ağırlıkla sosyal bağlam olarak temalandırılmıştır. Araştırmaların değişkenleri, problem durumları, bağlamları bir AÇT oluşturularak gösterilmiş ve algıyı kolaylaştıracak araştırma soru desenleriyle de özgün bir yapı oluşturulmak istenmiştir. Eğitim tanımında geçen üç temel kavram; davranış değiştirme, birey ve yaşantısı AÇT de temsil edilmektedir. Davranış değiştirme Tabloda bilişsel, duyuşsal, devinişsel temalar ile ifade edilmiştir. Yaşantılar ise araştırmaların bağlamları olarak değerlendirilmiş ve 5 ana tema ile gruplanmıştır. %42 ile en çok STEM ana öğeleri teması ele alınmıştır. Burada işlenen alt temalar %14’le öğretmenlik mesleği iken %2’yle en az işlenen ise STEM kariyeleri olmuştur. %27 ile ikinci tema, eğilimler ve özel temalardır. Sonra sırası ile %19’la eğitim yaklaşımları ve %12’yle dört disiplin dışındaki konu bağlamları gelmektedir. Bulgular incelenerek birçok değerlendirme yapılmış ve bu özette 2 tanesine yer verilmiştir: AÇT incelendiğinde devinişsel değişkenleri ele alan araştırmaların az olduğu görünmektedir. STEM eğitimini verecek öğretmenlerin örneğin bir tornavida kullanmayı bilmeleri beklenir. Oysa öğretmenlerin el becerilerini inceleyen bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu yön eksiklerinin olduğunu ortaya koyan araştırmalar yapılmalıdır. Eckman ve ark.’nın (2016) araştırmasına göre STEM eğitim kurslarında ilkokul öğretmen adaylarına nazaran ortaokul aday öğretmenlerinin daha fazla direnç gösterdiği belirlenmiştir. Bu sonuç sınıf öğretmenliğinin çok disiplinli yapısına vurgu yapması açısından önemli bulunmuştur.  


Examination Of Teachers Views On Online Stem Education


Bekir YILDIRIM1, Emine ŞAHİN1, Mahmut SELVİ2
1Muş Alparslan Üniversitesi
2Gazi Üniversitesi


Abstract No: 207 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The views of teachers on online STEM education were tried to be determined in this study. The study was carried out during the three-month period in the fall semester of the 2018-2019 academic year. The study group consisted of 21 teachers, 4 of whom were in private schools and 17 were in state schools. These teachers were chosen from the teachers working in different fields of experience, level, and branch. The study was conducted in accordance with the case study design among the qualitative research methods. The case study is one of the qualitative research methods that allows an event or a phenomenon to be studied in depth and in all its dimensions. The study process of this research was conducted on STEM pedagogical content knowledge. STEM pedagogical content knowledge includes field, pedagogy, context, integration, and 21st century skills related to STEM education that teachers should have. In this education process, the data were collected through “Online STEM Education Interview Form” generated by the researchers. Content analysis method was used to analyse the qualitative data obtained from the interview form. As a result of content analysis, the teachers mentioned that they preferred online STEM education owing to cost, transportation, educator that gives the education, and time. The teachers expressed that they took their online STEM education so as to keep up with the technology, to make interdisciplinary studies, and to improve the creativity of the students. Moreover, the teachers explained that online STEM education improved the educational processes and that knowledge about assessment and evaluation methods used in STEM-integrated courses increased. As a result of the online education, they emphasized that there was a positive development in the integration information of the teachers. Besides, the teachers expressed that there was an increase in the field information related to Science, Technology, Engineering, and Mathematics as a result of online education. Accordingly, it was observed that online STEM education had a positive effect on improving teacher qualifications. In addition, the teachers said that online STEM education had a positive side in teaching the theoretical infrastructure of STEM education, however they stated that the practice dimension in online STEM education was incomplete. Based on these results, recommendations were made on online STEM education. Online STEM education can be used in STEM education aiming the STEM approach of the teachers with problems in terms of time and place who work in disadvantaged territories. The studies on different subjects aiming STEM pedagogical content knowledge can be carried out in the online STEM education that will be given to the teachers. Also, the deficiencies determined in the practice dimension can be eliminated through the practice videos that will be taken about STEM education.
 

Online Stem Eğitimine Yönelik Öğretmen Görüşlerinin İncelenmesi


Bekir YILDIRIM1, Emine ŞAHİN1, Mahmut SELVİ2
1Muş Alparslan Üniversitesi
2Gazi Üniversitesi


Bildiri No: 207 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu çalışmada, öğretmenlerin online STEM eğitimlerine yönelik görüşlerinin neler olduğunu tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma 2018-2019 eğitim öğretim yılı güz yarıyılından üç aylık süreç boyunca gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 4’ü özel okul ve 17’si devlet okullu olmak üzere toplamda 21 öğretmenden oluşturmaktadır. Bu öğretmenler farklı deneyim, düzey ve branşta görev yapan öğretmenlerden seçilmiştir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması desenine uygun olarak yürütülmüştür. Durum çalışması, bir olay ya da olgunun derinlemesine ve tüm boyutlarıyla incelemesine imkan veren nitel araştırma yöntemlerinden biridir. Araştırmanın çalışma süreci STEM pedagojik alan bilgisi üzerinden yürütülmüştür. STEM pedagojik alan bilgisi, öğretmenlerin sahip olması gereken STEM eğitimiyle ilgili alan, pedagoji, bağlam, entegrasyon ve 21. yy beceri bilgilerini içermektedir. Bu eğitim sürecinde veriler, araştırmacılar tarafından geliştirilen “Online STEM Eğitimi Görüşme Formu” aracılığıyla toplanmıştır. Görüşme formundan elde edilen nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İçerik analizi sonucunda, öğretmenler online STEM eğitimlerini maliyet, ulaşım, eğitimi veren eğitimci ve zaman açısında tercih ettiklerini ifade etmişlerdir. Öğretmenler online STEM eğitimlerini teknolojiye ayak uydurmak, disiplinler arası çalışma yapmak, öğrencilerin yaratıcılıklarını geliştirmek için aldıklarını dile getirmiştir. Bunun yanında, öğretmenler online STEM eğitimler sonrasında öğretme-öğrenme süreçlerinin geliştiğini, ölçme değerlendirme konusunda bilgilerinde artışın meydana geldiğini ifade etmiştir. Öğretmenler online eğitimler sonucunda entegrasyon bilgilerinde olumlu yönde gelişmeler meydana geldiğini vurgulamıştır. Dahası, öğretmenler online eğitimler sonucunda Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik alanlarıyla ilgili alan bilgilerinde bir artışın meydana geldiği dile getirmiştir. Buna bağlı olarak, online STEM eğitimlerinin öğretmen niteliklerini geliştirmede olumlu bir etkisinin olduğu da anlaşılmıştır. Bunun yanında, öğretmenler online STEM eğitimlerinin STEM eğitiminin teorik alt yapısını öğretmek açısından olumlu bir yanının olduğunu ancak online STEM eğitimlerinde uygulama boyutunun eksik olduğunu dile getirmişlerdir. Bu sonuçlar doğrultusunda, online STEM eğitimiyle ilgili önerilerde bulunulmuştur. Zaman, mekan ve dezavantajlı bölgelerde öğretmenlik yapan öğretmenlerin STEM eğitimlerini almaları için online STEM eğitimlerinden yararlanılabilir. Öğretmenlere verilecek STEM eğitimlerinde özellikle STEM pedagojik alan bilgisi üzerinden çalışmalar yürütülebilir. Bunun yanında uygulama boyutunda yaşanan eksiklikler STEM eğitimiyle ilgili çekilecek olan uygulama videoları ile ortadan kaldırılabilir.
 


Sifir Gün Ataklari Ve Kullanilan Edr Çözümleri̇


HAZAL AYŞEGÜL ŞENYÜZ1
1OKAN ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 379 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

In cyberspace, very valuable information for individuals, societies and countries has made the cyber environment a clear target for people, institutions and states. As the cyber threat environment changes, it must change in protection against threats. With the emergence of targeted attacks, a new approach to cyber security can always be developed. Zero-day attacks are attacks against an unknown vulnerability in your computer or mobile device software or hardware. Today's advanced zero-day attacks are new generation and complex attacks that can easily pass signature-based protections. In corporations, many companies are vulnerable to attacks known as zero-day attacks, regardless of the presence of various information security measures. The so-called zero-day attack is a dizzying sign of information security. It is known that millions of new attack models are produced every year. Zero-day attacks cannot be easily detected by a signature-based intrusion detection system (IDS), because new counter-attack measures and attack signatures are not easily known. Therefore, it is very difficult for companies to respond to every new attack and variations of known attacks. Recently, specific event response solutions have emerged, known as "endpoint detection and response" or "EDR" means. EDR is a tool that focuses on detecting, investigating and mitigating suspicious activities, problems in hosts and endpoints. This term, initially called End End Threat Detection and Response (ETDR), is more commonly referred to as Endpoint Detection and Response (EDR). EDR technologies embedded in a part of the IT hardware, including domain controllers, database servers, and workstations, provide acute exposure to all threats, not just malware. EDR solutions help to protect against threats and zero-day attacks by providing instantaneous total threat information and reducing the waiting time of targeted attacks. EDR tools pioneered the new cyber security zone. It is adapted to the more realistic and effective cyber security paradigm than prevention and detection. In this study, zero day attacks and EDR solutions, which are widely used in recent days, have been examined and information about their functions, usage areas, etc. are given.

Sifir Gün Ataklari Ve Kullanilan Edr Çözümleri̇


HAZAL AYŞEGÜL ŞENYÜZ1
1OKAN ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 379 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Siber ortamda gerek bireyler, gerek toplumlar, gerekse de ülkeler açısından çok değerli bilgilerin yer alması, siber ortamı kötü niyetli kişi, kurum ve devletler için açık bir hedef haline getirmiştir. Siber tehdit ortamı değiştikçe, tehditlere karşı korumada değişmek zorundadır. Hedefe yönelik atakların ortaya çıkmasıyla, siber güvenliğe yönelik yeni bir yaklaşım her zaman geliştirilebilir. Sıfır gün atakları, bilgisayarınızda veya mobil cihazınızın yazılımında veya donanımında bilinmeyen bir güvenlik açığına karşı yapılan ataktır. Bugünün gelişmiş sıfır gün atakları, imza tabanlı korumaları kolayca geçebilen, yeni nesil ve karmaşık ataklardır.Siber ortamlarda, çeşitli bilgi güvenliği önlemlerinin varlığına bakılmaksızın,  birçok şirket sıfır gün saldırısı olarak bilinen ataklara karşı savunmasız kalmaktadır. Sıfır günlük saldırı olarak adlandırılan ataklar bilgi güvenliği alanının baş döndürücü bir bulgusudur. Yeni saldırı modellerinin milyonlarcasının her yıl üretildiği bilinmektedir. Sıfır gün atakları, imza tabanlı bir saldırı tespit sistemi (IDS) ile kolaylıkla tespit edilememesidir, çünkü yeni saldırılara karşı önlemler ve saldırı imzaları kolayca bilinmemektedir. Bu nedenle, şirketler bilinen saldırıların her yeni saldırısına ve varyasyonlarına cevap vermesi çok zordur. Son zamanlarda, "uç nokta (endpoint) tespiti ve yanıtı" veya "EDR" araçları olarak bilinen özel olay yanıt çözümleri ortaya çıkmıştır. EDR, şüpheli faaliyetleri, ana bilgisayarlardaki ve uç noktalardaki sorunları saptamak, araştırmak ve hafifletmeye odaklanan bir araçtır. Başlangıçta Bitiş Sonu Tehdidi Algılama ve Yanıt (ETDR) olarak adlandırılan bu terim, daha yaygın olarak Son Nokta Algılama ve Yanıt (EDR) olarak adlandırılmaktadır. Etki alanı denetleyicileri, veritabanı sunucuları ve iş istasyonları da dahil olmak üzere IT donanımının bir parçası içine yerleştirilen EDR teknolojileri, yalnızca kötü amaçlı yazılımları değil,  tüm tehditlere akut görünürlük sağlar. EDR çözümleri, anlık toplam tehdit bilgisi sağlayarak ve hedeflenen saldırıların bekleme süresini azaltarak tehditlere ve sıfır gün ataklarına karşı korumaya yardımcı olmaktadır. EDR araçları yeni siber güvenlik kuşağına öncülük etmiştir. Önleme ve tespitten ziyade daha gerçekçi ve etkili olan siber güvenlik paradigmasına uyarlanmıştır. Bu çalışmada, son günlerde yaygın olarak kullanılan sıfır gün atakları ve EDR çözümleri incelenmiş ve bu çözümlerin işlevleri, kullanım alanları gibi özelikleri ile ilgili bilgi verilmiştir.


 


Deciding On The Oranginess: Seventh Grade Students' Proportional Reasoning Strategies


Rukiye Ayan1, Mine Işıksal-Bostan1
1Orta Doğu Teknik Üniversitesi


Abstract No: 235 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Ratio, proportion and proportional reasoning are the important fields of study in mathematics education. The importance of these concepts and the difficulties students experience in them have been reported in lots of studies. One of the most important studies on these topics belongs to Noelting (1980). In his study, given several mixtures with different amounts of orange juice and water, Noelting asked students aged between six and 16 to determine the mixture that had the most orange-y taste. In this research study, in order to examine proportional reasoning of students, we explored the different strategies used by seventh grade students while deciding on the mixtures that had the most and least orange-y taste among the mixtures including different amounts of water and orange juice. For this purpose, a written data collection tool was adapted from the study of Noelting, and 60 seventh grade students were asked to answer the questions in the task. In addition, 10 students were selected from these students in order to delve into their reasoning and used strategy. These students were selected based on their work in the written task who were more likely to suggest different strategies. The findings of the study have shown that students were able to suggest and use multiple strategies. The first strategy was constructing part-part ratios and comparing these ratios in which students formed a ratio between the amount of water (in glasses) and the amount of orange juice (in glasses) in the mixture. They suggested that if the numerator was the amount of orange juice then the mixture with the biggest ratio had the most orangey taste, and if the numerator was the amount of water then the mixture with the smallest ratio had the least orangey taste. The second strategy was constructing part-whole ratios and comparing these ratios in which students formed a ratio between the amount of water (in glasses) and the total amount of liquid (in glasses) in the mixture. They suggested that if the numerator was the amount of orange juice then the mixture with the biggest ratio had the most orangey taste and if the numerator was the amount of water then the mixture with the biggest ratio had the least orangey taste. In addition to these strategies, students were able to use rate language by stating the amount of water (in glasses) per a glass of orange juice in each mixture or vice versa. It is believed that documenting students’ reasoning process and strategy use would help teachers to understand their students’ thinking and to improve instruction on ratio and proportion. 
 

Portakal Tadı Yoğun Olan Karışımları Belirleme: Yedinci Sınıf Öğrencilerinin Orantısal Düşünme Stratejileri


Rukiye Ayan1, Mine Işıksal-Bostan1
1Orta Doğu Teknik Üniversitesi


Bildiri No: 235 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Oran, orantı ve orantısal düşünme matematik eğitiminde önemli çalışma alanlarındandır. Birçok çalışmada bu kavramların önemi ve öğrencilerin bu konularda yasadıkları zorluklardan bahsedilmektedir. Bu konudaki en önemli çalışmalardan birisi Noelting (1980)’in çalışmasıdır. Noelting, bu çalışma kapsamında altı ve 16 yaş aralığındaki öğrencilerden farklı miktarda portakal suyu ve su içeren karışımların hangisinin daha güçlü portakal tadına sahip olacağını belirlemelerini istemiştir. Öğrencilerin orantısal düşünme becerilerini belirlemek amacıyla, bu çalışmada yedinci sınıf öğrencilerinin farklı miktarda su ve portakal suyu içeren karışımlardan hangisinin en güçlü ve en az portakal tadına sahip olduğunu belirlerken kullandıkları stratejiler incelenmiştir. Bu amaca yönelik olarak, Noelting’in çalışmasından bir soru uyarlanmış ve 60 yedinci sınıf öğrencisinden bu soruya yazılı olarak cevap vermeleri istenmiştir. Buna ek olarak, bu öğrencilerden 10’u ile düşünme biçimleri ve strateji kullanımlarının derinlemesine incelenmesi için birebir görüşmeler yapılmıştır. Bu öğrenciler yazılı teste verdikleri cevaplar göz önünde bulundurulduğunda farklı strateji kullanımları ortaya koyabilecek potansiyele sahip öğrencilerdir. Çalışmanın bulguları öğrencilerin farklı stratejiler önerebildikleri ve kullanabildiklerini göstermiştir. İlk strateji her karışım için su miktarı (bardak sayısı) ve portakal suyu miktarı (bardak sayısı) arasında parça-parça oranı kurup bu oranların kıyaslanması ile ilgilidir. Öğrenciler, portakal suyu miktarının su miktarına oranının kurulması durumunda en büyük orana sahip karışımın en fazla portakal tadına sahip olacağını, su miktarının portakal suyu miktarına oranının kurulması durumunda ise en küçük orana sahip karışımın en güçlü portakal tadına sahip olacağını öne sürmüşlerdir. İkinci strateji her karışım için parça-bütün arasındaki oranların oluşturularak bu oranların kıyaslanmasını içermektedir. Öğrenciler portakal suyu miktarının tüm karışımdaki sıvı miktarına oranının oluşturulduğu durumlarda en büyük orana sahip karışımın en güçlü portakal tadına sahip olacağını, su miktarının tüm karışımdaki sıvı miktarına oranının kurulduğu durumlarda ise en küçük orana sahip karışımın en güçlü portakal tadına sahip olacağını iddia etmişlerdir. Bu stratejilere ek olarak, öğrenciler bir bardak portakal suyu başına düsen su miktarı ya da bir bardak su başına düşen portakal suyu miktarı hakkında çıkarımlarda bulunarak birimli oran dilini kullanabilmişlerdir. Öğrencilerin muhakeme biçimlerinin ve strateji kullanımlarının ortaya konulmasının öğretmenlerin öğrencilerinin düşünüş biçimlerini anlamaları ve oran ve orantı öğretimini geliştirmeleri açısından faydalı olduğu düşünülmektedir. 
 


Preliminary Steps In Proportional Reasoning: Seventh Grade Students’ Representations In Linking And Iterating Units


Seçil Yemen Karpuzcu1, Mine Işıksal Bostan2, Rukiye Ayan2
1Kütahya Dumlupınar Üniversitesi
2Orta Doğu Teknik Üniversitesi


Abstract No: 302 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Proportional reasoning lies at the heart of many mathematical structures, especially those included in the primary and middle school mathematics curricula. However, students in all grades experience difficulties in understanding those structures since proportional reasoning is conventionally referred to as solving missing value problems with procedural algorithms like cross multiplication. Indeed, the roots of proportional reasoning come from linking units and iterating composite units rather than repeated addition. The purpose of the present study was to explore students’ use of representations for linking units and iterating composite units. In this regard, we examined the extent that students used multiple representations and how they moved from informal representations to more formal ones while linking and iterating. In line with the purpose of the present study, which is a part of a long-term design based research project, a middle school mathematics teacher and her seventh grade classrooms in a public middle school in Ankara were purposefully sampled. The reasons for selecting this teacher were due to the fact that she was innovative, cooperative, and keen on supporting meaningful learning, and had seven years of experience in teaching the topic of ratio and proportion. The data of the present study were collected from 31 seventh grade students (15 girls, 16 boys) at the second-cycle of the project during the first and second semester of 2017-2018 academic year. The data collection tool was an achievement test implemented after the classroom teaching. The data were written answers to the test including extended short answer questions. The data were analyzed using document analysis method in terms of determining students’ ways of using representations in linking units and iterating linked composites. In addition, five students were involved in task-based interviews in order to delve into their representations and to examine the connection between their understanding of linking and iterating and their use of representations. The findings showed that students used pictorial, tabular and numerical representations for solving the problems related to linking and iterating. Furthermore, while utilizing those representations in their solutions they also used a combination of two representation types (i.e. pictorial/numerical, pictorial/tabular, and tabular/numerical). It is thought that determining representation types would be helpful for understanding students’ early schemes of proportional reasoning. Moreover, understanding representation types would be helpful for teachers to improve proportional reasoning instruction by an integration of anticipated student reasoning.

This research is part of the research project 217K430, funded by the Scientific and Technological Research Council of Turkey.

 

Orantısal Akıl Yürütmeye Ilk Adımlar: Yedinci Sınıf Öğrencilerinin Birimleri Birleştirme Ve Yinelemedeki Gösterimleri


Seçil Yemen Karpuzcu1, Mine Işıksal Bostan2, Rukiye Ayan2
1Kütahya Dumlupınar Üniversitesi
2Orta Doğu Teknik Üniversitesi


Bildiri No: 302 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Orantısal akıl yürütme, özellikle ilkokul ve ortaokul matematik öğretim programlarında yer alan birçok matematiksel kavramın merkezinde yer almaktadır. Bununla birlikte, tüm seviyelerdeki öğrenciler bu yapıları anlamada zorluklar yaşamakta; çünkü orantısal akıl yürütme geleneksel olarak üç değerin verildiği ve dördüncü değerin sorulduğu problemlerin içler dışlar çarpımı gibi işlemsel algoritmalar ile çözülmesi olarak anlaşılmaktadır. Aslında, orantısal akıl yürütmenin kökleri, tekrarlı toplamadan ziyade, birimleri birleştirmeye ve birleşik birimleri yinelemeye dayanmaktadır. Dolayısıyla, bu çalışmada öğrencilerin orantısal düşünmenin başlangıcında nasıl gösterimler kullandığı problemi üzerinde durulmuştur. Nitekim bu çalışmanın amacı ise öğrencilerin birimleri birleştirmek ve birleşik birimleri yinelemek için kullandıkları gösterimleri araştırmaktır. Bu kapsamda, birimleri birleştirirken ve birleşik birimleri yinelerken, öğrencilerin gösterimleri ne ölçüde kullandıkları ve informel gösterimlerden formel gösterimlere nasıl geçtikleri incelenmiştir. Uzun süreli bir tasarı tabanlı araştırma projesinin parçası olan bu çalışmada, Ankara’da bir devlet okulunda çalışan bir ortaokul matematik öğretmeni ve onun yedinci sınıf öğrencileri amaçlı olarak örneklenmiştir. Bu öğretmenin seçilmesinde aranan ölçütler şunlardı: öğretmenin yenilikçi ve iş birliğine açık olması, anlamlı öğrenmeye önem vermesi ve oran orantı konusunun öğretiminde deneyimli olması. Mevcut çalışmanın verileri, 2017-2018 akademik yılının birinci ve ikinci döneminde ve projenin ikinci döngüsü kapsamında 31 (15 kız, 16 erkek) yedinci sınıf öğrencisinden toplanmıştır. Veri toplama aracı öğretimden sonra uygulanan bir başarı testidir. Çalışmanın verileri, açık uçlu sorular içeren bu teste verilen yazılı cevaplardır. Bu veriler, öğrencilerin birimleri birleştirme ve birleşik birimleri yinelemede gösterimleri kullanma yollarının belirlenmesi açısından doküman analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, öğrencilerin birimleri birleştirme ve birleşik birimleri yineleme ile ilgili problemleri çözmek için resimsel, tablo ve sayısal gösterimler kullandıklarını göstermiştir. Dahası, öğrenciler bu gösterimleri kullanırken, iki gösterim türünün birleşimlerini de kullanmışlardır (örneğin resimsel/sayısal, resimsel/tablo ve tablo/sayısal). Böylece, gösterim türlerini belirlemenin, orantısal akıl yürütmenin başında olan öğrencileri anlamak için yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca, gösterim türlerini anlamanın, beklenen öğrenci akıl yürütme yöntemlerini orantısal akıl yürütme öğretimi ile bütünleştirerek, öğretimi geliştirmeleri için öğretmenlere yardımcı olabileceği düşünülmektedir. 

Bu araştırma, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu tarafından desteklenen 217K430 no’lu araştırma projesinden üretilmiştir.


Comparison Of 7th Grade Mathematics Curricula Programs Taught In Russia And Turkey


Güler ÇAVUŞOĞLU1
1ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 356 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The purpose of this study is to compare the up-to-date 7th Grade Mathematics curricula used in Russia and Turkey in terms of contents and measurement and evaluation methods. The study was designed with qualitative content. The data of the study were collected from the up-to-date 7th Grade Mathematics Curricula that was accepted in 2015 and is still used in Russia, and from the up-to-date 7th Grade mathematics curriculum that has been used as of 2018 - 2019 Academic Year in Turkey. 
In the light of the data that were collected in the study: It was determined that the mathematics classes taught in 7th grade in Russia were divided as Algebra and Geometry. Algebra classes were 105 class hours as 3 hours per week at basic level; and 140 class hours at advanced level as 4 hours per week. Geometry classes were taught as 70 class hours as 2 hours per week. It was also determined that the 7th grade mathematics classes that were taught in Turkey were 180 class hours on an annual basis as 5 hours per week. As a result of the analyses, the topics that were included in the 7th Grade mathematics curriculum in Turkey and Russia are given in the following table:
Table:1 the topics that were included in the 7th Grade mathematics curriculum in Turkey and Russia
 
Turkey Russia
Mathematics Algebra  Geometry 
Operations of Whole Numbers Solving problems with the help of Linear Equation with One Unknown.  Simple Geometric Shapes and Characteristics, Points and Lines, Line Segment and Length, Rays, Angles and Measurement of Angles, Adjacent Angle, Reverse Angle and 
Straight Angle, Axioms,
Rational Numbers
Operations with Rational Numbers 
Monomial, Multinomial, Identities, Coefficient of Monomial, Levels, Multinomial, Coefficient of Multinomial Expressions, Levels, Identities, Proof of Identities, Operations with Multinomials, Factorizing Multinomials, Common Multiple Bracketing, Groping Method, Proof of Identities, Different Methods in Factorizing Triangles, Congruent Angles, Height in Triangles, Median and Bisector, 1st and 2nd Similarity Theorems, Equilateral Angle Characteristics, Theorems, Parallel Lines and Characteristics, Right Triangle and Characteristics,
Algebraic Expressions
Concomitance and Equation
Functions, Graphics of Functions, Linear Characteristics of Functions and Graphics  Circle, Geometric Place of the Point, Some Characteristics of Circle, Tangent of Circle, Inner-Tangent Circle, Circle, Drawing Triangle
Ratio and Proportion
Percentages
Linear Equation System with Two Unknowns and Graphics, Placement of Equation Systems, Extermination, Solution with Graphic Method, Solution of Problems with Equation System  
Lines and Angles
Polygons
Circulus
   
Data Analysis
Notations of Objects from Different Angles
   

The biggest difference is that written examinations are applied after each section or between the topics in classes in Russia, and that individual class hours are allocated for the analysis of the mistakes of the students after the examinations to  discuss the reasons of the mistakes. In general, more than twelve examinations are applied in one semester. The number of the examinations is three in one semester in Turkey.
One of the biggest differences between the mathematics curricula was that the History of Mathematics classes are integrated to the curriculum in Russia.
 

Rusya Ve Türki̇ye’de Okutulan 7. Sinif Matemati̇k Dersi̇ Öğreti̇m Programlarinin Karşilaştirilmasi


Güler ÇAVUŞOĞLU1
1ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 356 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu çalışmanın amacı Rusya ve Türkiye’de okutulan güncel 7. Sınıf Matematik öğretim programlarının içerik ve ölçme değerlendirme yönünden karşılaştırılmasıdır. Araştırma nitel içerikli bir çalışmadır. Çalışmanın verileri Rusya’da 2015 yılında kabul edilen ve hala kullanılmakta olan örnek program, Türkiye’de ise 2018 – 2019 eğitim-öğretim yılından itibaren kullanılmakta olan güncel 7. Sınıf matematik öğretim programından elde edilmiştir.
Çalışma sonunda toplanan veriler doğrultusunda: Rusya’da 7. Sınıfta okutulan matematik dersinin Cebir ve Geometri olarak ayrıldığı tespit edilmiştir. Cebir dersi temel düzeyde haftada 3 ders saatinden yıllık 105 ders saati, ileri düzey seviyesinde haftada 4 ders saatinden toplam 140 ders saati olarak işlendiği tespit edilmiştir. Geometri dersi ise haftalık 2 ders saati olarak toplam 70 saat okutulmaktadır. Türkiye’de 7. Sınıf Matematik dersinin haftalık 5 ders saati, toplamda yıllık 180 ders saati olduğu belirlenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda Türkiye ve Rusya’da 7. Sınıf Matematik dersi öğretim programında yer alan konular aşağıdaki tabloda verilmiştir:
Tablo:1 Türkiye ve Rusya’da 7. Sınıf Matematik Dersi Öğretim Programında Yer Alan Konular
Türkiye Rusya
Matematik Cebir  Geometri 
Tam Sayılarla İşlemler Bir Bilinmeyenli Doğrusal Denklem Yardımı ile Problem Çözme,  Basit Geometrik Şekiller ve Özellikleri, Noktalar ve Doğrular, Doğru Parçası ve Uzunluğu, Işın, Açı ve Açıların Ölçülmesi, Komşu, Ters ve Dik Açılar, Aksiyomlar,
Rasyonel Sayılar
Rasyonel Sayılarla İşlemler
Tek Terimli, Çok Terimli, Özdeşlikler, Tek Terimlinin Katsayısı, Derecesi, Çok Terimli, Çok Terimli İfadelerim Katsayıları, Derecesi, Özdeşlikler, Özdeşliklerin İspatı, Çok Terimlilerle İlgili İşlemler, Çok Terimlilerin Çarpanlarına Ayrılması, Ortak Çarpan Parantezine Alma, Gruplandırma Metodu, Özdeşliklerin İspatı, Çarpanlara Ayırmada Değişik Yöntemler Üçgenler, Eş Üçgenler, Üçgende Yükseklik, Kenarortay ve Açıortay, 1. ve 2. Benzerlik Teoremleri, Eşkenar Üçgen ve Özellikleri, Teoremler, Paralel Doğrular ve Özellikleri, Dik Üçgen ve Özellikleri,
Cebirsel İfadeler
Eşlik ve Denklem
Fonksiyonlar, Fonksiyonların Grafikleri, Doğrusal Fonksiyonlar ve Grafiklerinin Özellikleri  Daire ve Çember, Noktanın Geometrik Yeri, Çemberin Bazı Özellikleri, Çemberin Teğeti, İç-teğet Çember, Çevrel Çember, Üçgen çizimi
Oran ve Orantı
Yüzdeler 
İki Bilinmeyenli Doğrusal Denklem Sistemleri ve Grafikleri, Denklem Sistemlerinin Yerine Koyma, Yök Etme, Grafik Yöntemi ile Çözümü, Problemlerin Denklem Sistemi ile Çözümü  
Doğrular ve Açılar
Çokgenler
Çember ve Daire
   
Veri Analizi
Cisimlerin Farklı Yönlerden Görünümleri
   

En büyük farklılık Rusya’da işlenen her bölümden sonra veya konu aralarında yazılı sınavların uygulanması ve bireysel olarak sınav kağıdında yapılan hatalar ve hataların analizinin tartışılarak değerlendirilmesi için programında ders saatleri ayrılmış olmasıdır. Genellikle bir yarıyılda on ikinin üzerinde yazılı sınavı uygulanmaktadır. Türkiye’de dönem içinde yapılan yazılı sınav sayısı üçtür. 
 Matematik öğretim programlarında en büyük farklılıklardan bir tanesi Rusya’da Matematik tarihinin programa entegre edilmiş olmasıdır. 
 


Activities In Gsp Program For Multiplication In Fractions And Opinions Of Prospective Teachers In Mathematics


Alattin Ural1
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi


Abstract No: 47 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to prepare worksheets in the GSP program for teaching multiplication in fractions and to get the opinions of prospective mathematics teachers about this teaching plan. The multiplication in fractions was handled in a way from simple to complex. In this process, gains in Primary and High School Mathematics Curriculum were taken as basis. In the worksheet, the questions that would guide the students to create new knowledge on the basis of their old knowledge and the notes about the knowledge that the teacher should construct on the students in this process were given. In this process, the most basic information was the information about the multiplication process they brought from primary school. While the meaning of “2x3” was “2 times 3”, the word “as much as” was used instead of the word  “times” while expanding this process to the fractions. For example, the meaning of (2/3) x (5/7) was “5/3 as much as 2/3”. The prepared worksheet was introduced to the teacher candidates during the two course hours and they were asked to write their opinions about the activities. The data were analyzed by descriptive analysis method.

Kesirlerde Çarpma İşlemine Yönelik Gsp Programında Etkinlikler Ve Matematik Öğretmen Adaylarının Görüşleri


Alattin Ural1
1Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi


Bildiri No: 47 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, kesirlerde çarpma işleminin öğretilmesine yönelik GSP programında çalışma yaprağı hazırlamak ve bu öğretim planına yönelik ortaokul matematik öğretmen adaylarının görüşlerini almaktır. Kesirlerde çarpma işlemi basitten karmaşığa doğru bir yol izlenerek ele alınmıştır. Bu süreçte İlköğretim ve Lise Matematik Öğretim Programındaki kazanımlar temel alınmıştır. Çalışma yaprağında, öğrencilerin yeni bilgiyi eski bilgileri temelinde oluşturabilmelerine rehberlik edecek sorulara ve bu süreçte öğretmenin öğrencilerde hangi bilgiyi oluşturmaları gerektiğine ilişkin notlara yer verilmiştir. Bu süreçte en temel bilgi ilkokuldan getirdikleri çarpma işlemine yönelik bilgileri olmuştur. “2x3” işleminin anlamı “2 defa 3” demek iken bu işlemi kesirlere genişletirken “defa” kelimesi yerine “kadar” kelimesi genişletilmesi yapılmıştır. Örneğin, (2/3) x (5/7) işleminin anlamı “(2/3) kadar (5/3)” şeklinde olmuştur. Bu süreçte öğrencilere “kez”, “defa”, “kadar” kelimelerinin benzeşik olduğu çalışması önem arz etmektedir. Hazırlanan çalışma yaprağı iki ders saati boyunca öğretmen adaylarına tanıtılmış ve etkinliklere ilişkin görüşlerini yazmaları istenmiştir. Veriler betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Öğretmen adaylarının yanıtlarının analizinde; kodlama, kategori ve tema oluşturma işlemlerinde araştırmacı ve alan eğitimcisi bir kişi daha beraber çalışmıştır. Uzlaşının olmadığı durumlarda 3. bir alan eğitimcinin görüşü alınarak çoğunluk esası benimsenmiştir.


Mathematics Course Planning Skills Of Prospective Teachers


Elif Kılıçoğlu1
1MKÜ


Abstract No: 125 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it was aimed to analyze mathematics course planning skills of prospective teachers. Another aim of this study was to investigate predictivity of prospective teachers’ planning skills towards their professional beliefs. The prospective teachers were asked to plan the micro-lesson to be taught to reveal this aim. The study was carried out with 135 prospective teachers studying as 3rd graders at a state university.  Lesson plan form was developed as a data collection tool by the researcher. This form consisted of three stages which were before lesson, during lesson and after lesson. The researcher participated in the process, and the lessons were video-recorded. Therefore, observations of the researcher and the video-recordings were used as data collection instruments in this study as well.  The data obtained were analyzed based on content analysis. Findings of the study revealed that the prospective teachers had insufficient and inconsistent planning skills. Furthermore, the prospective teachers were even not aware of their behaviors. Additionally, data related to subject matter knowledge of the prospective teachers were obtained in the research. It was observed that the prospective teachers did not pay enough attention to mathematical language, to mathematical skills and to mathematical expressions and their levels of awareness on this matter were quite low. Finally, some suggestions were made towards educational background, professional development and subject matter knowledge of the prospective teachers.
 

Öğretmen Adaylarının Matematik Dersi Planlama Becerileri


Elif Kılıçoğlu1
1MKÜ


Bildiri No: 125 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada sınıf öğretmen adaylarının matematik dersini planlama becerilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Öğretmen adaylarının planlama becerilerinin mesleki inançlarına yönelik fikir verip vermemesinin araştırılması da bu çalışmanın diğer bir amacıdır. Bu amacın ortaya çıkarılması için öğretmen adaylarından öğretimini gerçekleştirecekleri mikro dersin planını yapmaları istenmiştir. Çalışma bir devlet üniversitesinin 3. sınıfına devam etmekte olan 135 öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Araştırmacı tarafından veri toplama aracı olarak ders planı formu geliştirilmiştir.  Bu form ders öncesi, ders sırası ve ders sonrası olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır. Araştırmacı sürece katılımcı olarak dâhil olmuş olup dersler ayrıyeten video ile kayıt altına alınmıştır. Dolayısıyla araştırmacının gözlemleri ve video kayıtları da bu çalışma için veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizine dayalı olarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları; öğretmen adaylarının planlama becerilerinde yetersiz ve tutarsız davranışlar sergilediğini göstermektedir. Üstelik öğretmen adaylarının bu davranışlarının bilincinde bile olmadığı fark edilmiştir.  Ayrıca araştırmada öğretmen adaylarının alan bilgilerine dair veriler de elde edilmiştir. Öğretmen adaylarının matematiksel dile, matematiksel becerilere, matematiksel ifadelere yeterinde dikkat etmedikleri ve bu konudaki farkındalık düzeylerinin de oldukça düşük olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının eğitimlerine, mesleki gelişimlerine ve alan bilgilerine yönelik bazı öneriler de bulunulmuştur.


The Effects Of The Mathematics Literacy Education Of The Eighth Grade Students To Mathematics Literacy Achievement


Tahsin Karakaş1, Rıdvan Ezentaş1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 136 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Abstract
Mathematical literacy is defined as understanding and completing the role of mathematics in real life, constructing it in case of need, making decisions based on mathematics and making it a way of life. The purpose of this study is to investigate the effects of mathematics literacy education on secondary school eighth graders on the success of mathematics literacy and to examine the changes in attitudes and motivations towards mathematics. The study was on the 29eighth grade students who goes to the of a state secondary school in Harmancık district of Bursa. In this study, a mixed method is used which is a combination of qualitative and quantitative research. In this research, mathematical literacy training was given to the experimental group for 12 weeks, while the control group continued teaching according to the principles in the mathematics teaching program. Mathematics Literacy Test was applied to the students as pre-test and post-test. Later on, at the end of the training, the students were asked to write a letter to explain their feelings and thoughts about the educational process and these letters were subjected to content analysis.As a result of the findings, it has been observed that mathematics literacy training significantly increased the mathematical literacy achievements of eighth grade students. It was observed that mathematics literacy success was independent of gender and there was no difference in achievement between the student from the village and the student in the center.Moreover, as a result of the application, it has been detected that the attitudes of the eighth grade students towards mathematics change positively and increased motivation. The letter content from the students showed that they are positive developments in motivation towards emotional and learning.

Sekizinci Sınıf Öğrencilerine Verilen Matematik Okuryazarlığı Eğitiminin Öğrencilerin Matematik Okuryazarlığı Başarısına Etkisi


Tahsin Karakaş1, Rıdvan Ezentaş1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 136 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Özet
Matematik okuryazarlığı matematiğin gerçek yaşamdaki rolünü kavrama ve tamlama, ihtiyaç olması halinde yapılandırma, ilişkilendirici ve yansıtıcı yollarla matematik temelli karar verme ve bunu yaşam biçimi haline getirme şeklinde tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerine verilen matematik okuryazarlığı eğitiminin öğrencilerin matematik okuryazarlığı başarısına etkisini ortaya koymak ve matematiğe yönelik tutumlarındaki ve motivasyonlarındaki değişimleri değişimleri incelemektir. Çalışma, Bursa’nın Harmancık ilçesindeki bir devlet ortaokulunun sekizinci sınıfına giden 29 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada nitel ve nicel araştırmanın bir arada kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmada deney grubuna 12 hafta boyunca matematik okuryazarlığı eğitimi verilmiş, kontrol grubunda ise matematik öğretim programında yer alan ilkelere bağlı kalınarak öğretime devam edilmiştir. Öğrencilere Matematik Okuryazarlığı Testi ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Daha sonra eğitim sonunda öğrencilerden eğitim süreci ile ilgili duygu ve düşüncelerini anlatabilmeleri için birer mektup yazmaları istenmiş ve bu mektuplar içerik analizine tabi tutulmuşlardır.  Elde edilen bulgular sonucunda matematik okuryazarlığı eğitiminin, sekizinci sınıf öğrencilerinin matematik okuryazarlığı başarılarını anlamlı derecede arttırdığı görülmüştür. Matematik okuryazarlığı başarısının cinsiyetten bağımsız olduğu ve köyden taşımalı sistemle gelen öğrenci ile merkezdeki öğrenci arasında başarı farkı olmadığı görülmüştür. Ayrıca, uygulama sonucunda sekizinci sınıf öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumlarının olumlu yönde değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Öğrencilerden alınan mektup içerikleri duyuşsal ve öğrenmeye yönelik motivasyonla ilgili olumlu gelişmeler olduğunu göstermiştir.


Metaphors Of The High School Students About Infinity


Şerife Hanım Dev1, İbrahim Çetin2
1Necmettin Erbakan Ünv., Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2Necmettin Erbakan Ünv., Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi


Abstract No: 488 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to examine the feelings, thoughts and perceptions of the high school students about the concept of infinity by means of metaphor. Qualitative research methods were used in the study. A total of 111 (64 female / 47 male) students attending Karaman Anatolian High School participated in the study in 2018-2019 academic year. The students consist of 9, 10, 11 and 12th grade students. Data are like “eternity ir of high school students; because it was obtained by completing the sentence iştir edil çünkü. Data were evaluated according to content analysis. Students produced 79 valid metaphors. Metaphors are grouped under 8 categories. As a result of the research, 21.52% of the students have the concept of eternity with emotions, 8,86% with living things, 10,13% with astrological concepts, 27,85% with metaphysical concepts, 10,13% in nature and environment-related concepts, 3,80% with lessons, 13,92% with conscious actions, 3,80% with items used in daily life. As a result, the concept of infinity was expressed by metaphysical concepts (27,85%) and it was seen that students perceived infinity as abstract.

Li̇se Öğrenci̇leri̇ni̇n Sonsuzluk Kavramina İli̇şki̇n Metaforlari


Şerife Hanım Dev1, İbrahim Çetin2
1Necmettin Erbakan Ünv., Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2Necmettin Erbakan Ünv., Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 488 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinin sonsuzluk kavramı ile ilgili algılarını metaforaracılığı ile incelemektir. Çalışmada nitel araştırma yönteminden olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmaya 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Karaman Anadolu Lisesi’nde öğrenim görmekte olan 111 (64 kız / 47 erkek) öğrenci katılmıştır. Katılımcılar 9, 10, 11 ve 12.sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Veriler lise öğrencilerinin “sonsuzluk… gibidir; çünkü… ’’ cümlesini tamamlamalarıyla elde edilmiştir ve içerik analizine göre değerlendirilmiştir. Öğrenciler 79 adet geçerli metafor üretmişlerdir. Metaforlar 8 kategori altında toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda sonsuzluk kavramını öğrencilerin %21,52’si duygular ile %8,86’sı canlılar ile, %10,13’ü astrolojik kavramlar ile, %27,85’i metafizik kavramlar ile, %10,13’ü doğa ve çevre ile ilgili kavramlar ile, %3,80’i ders ile, %13,92’si bilinçli eylemler ile, %3,80’i günlük yaşamda kullanılan ögeler ile ifade etmiştir. Sonuç olarak sonsuzluk kavramı en çok (%27,85) metafizik kavramlarla ifade edilmiş ve öğrencilerin sonsuzluğu soyut algıladığı görülmüştür.


Pre-service Mathematics’ Teachers Opinions About Stem Education Based On Engineering Design


Meryem Görecek Baybars1, Emine Çil1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Abstract No: 80 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

STEM education has become a very popular approach in recent years.  Although many studies have been carried out intensively about STEM education, it is found when the literature is examined that most of the studies have been conducted with the pre-service Science, Physics, Chemistry and Biology teachers within the context of Science course.  The studies about STEM education intended for Mathematics teachers are quite limited in literature.  The purpose of this study is to determine the pre-service mathematics teachers’ opinions about STEM education process. This study was carried out with the students studying in their final year at the department of mathematics education in a state university located in the west of Turkey in 2017-2018 academic year and 15 pre-service mathematics teachers participated in the study. The study carried out with case study method was conducted within the context of an elective course “Basic Scientific Processes and Concepts”. The pre-service teachers were trained about STEM education within the context of this course.  The instruction was designed to involve both theoretical and practical knowledge and four STEM activities (spaghetti bridge, balloon car race, cardboard chair and musical instrument construction) were actualized in the implementation part.  After these practices, an opinion questionnaire consisting of six open-ended questions were implemented with the pre-service teachers. Descriptive and content analyses were used in data analysis.  
 

Matematik Öğretmen Adaylarının Mühendislik Tasarıma Dayalı Stem Eğitimi Sürecine Ilişkin Görüşleri


Meryem Görecek Baybars1, Emine Çil1
1Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi


Bildiri No: 80 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

STEM eğitimi son yıllarda oldukça popüler bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır. STEM eğitimi üzerine yoğun çalışmalar yapılmasına rağmen, alan yazın incelendiğinde çalışmaların daha çok Fen Bilimleri dersi kapsamında, Fen bilgisi, Fizik, Kimya, Biyoloji öğretmen adayları veya öğretmenleri ile gerçekleştirildiği görülmektedir. Matematik öğretmenlerine yönelik STEM eğitimi konulu çalışmalar alan yazında oldukça sınırlıdır. Bu çalışmanın amacı matematik öğretmen adaylarının, STEM eğitimi sürecine ilişkin görüşlerinin belirlenmesidir. Çalışma 2017-2018 eğitim öğretim yılının bahar yarıyılında Türkiye’nin batı bölgesinde yer alan bir devlet üniversitesinde Matematik öğretmenliği son sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiş olup, çalışmaya 15 öğretmen adayı katılmıştır. Özel durum yöntemi ile yürütülen çalışma, “Temel Bilimsel Süreç ve Kavramlar” seçmeli dersi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Bu ders kapsamında öğretmen adaylarına STEM eğitimi hakkında öğretim verilmiştir. Öğretim teorik ve uygulamalı olarak planlanmış olup, uygulama kısmında dört tane (Köprü Yapımı, Balonlu Araba Yarışı, Sandalye Yapımı, Müzik Aleti Yapımı) tasarıma dayalı STEM etkinliği gerçekleştirilmiştir. Bu uygulamalardan sonra matematik öğretmen adaylarına 6 adet açık uçlu sorudan oluşan görüş anketi uygulanmıştır.  Veri analizinde betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır.
 


Activity Development Study With App Inventor Application In The Teaching Of The Diagonal Concept Of The Middle School Students


Sibel TÜRK1, Aytaç KURTULUŞ1
1Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi


Abstract No: 146 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to develop the mobile application by designing catch the  corner game by using App Inventor for teaching the concept of diagonal within the aim of a project for middle school students. In the project, the development of the design of catch the corner game design activity which can be used in android mobile phones without any programming language is examined with drag-and-drop technique as a way of creating Android applications for the purpose of learning the concept of diagonal. Thanks to the App Inventor program, students are introduced to the algorithm logic and mobile application development platform. In this direction, they had the opportunity to develop their own projects and implement their original ideas. During the development phase of the application, they successfully linked the concepts of coding and mathematics, and at the end of the application they made suggestions to the game by revealing new ideas while playing the games.  During the application development, the students were found to be extremely active, productive and questioning. In this context, the students remembered the concepts of edge and corner, the concept of diagonal in the teaching of the concept of the App Inventor program developed in the traditional game of the game can be said to have attracted their attention and support their learning. By performing cathing the corner  game on mobile application, different interdisciplinary interaction like technology, design and mathematics has been provided.  In this sense, the project can also be associated with STEM education, which is defined as an educational approach involving the teaching of science, technology, engineering and mathematics in interaction with each other in this way from theoretical knowledge to product.

Ortaokul Öğrenci̇leri̇ni̇n Köşegen Kavraminin Öğreti̇mi̇nde App Inventor Uygulamasi İle Etki̇nli̇k Geli̇şti̇rme Çalişmasi


Sibel TÜRK1, Aytaç KURTULUŞ1
1Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 146 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışma da ortaokul öğrencilerinin bir proje kapsamında köşegen kavramının öğretimine yönelik App Inventor kullanarak köşe kapmaca oyunu tasarlayarak mobil uygulama geliştirmeleri amaçlanmıştır. Projede ortaokul öğrencilerinin, köşegen kavramının öğreniminde kullanılması amacıyla Android uygulamaları oluşturmanın bir yolu olarak sürükleyerek bırakma tekniği ile herhangi bir yazılım dili bilmeden android cep telefonlarında kullanılabilen köşe kapmaca oyunu tasarlama etkinliği geliştirme çalışmaları incelenmektedir. App Inventor programı sayesinde öğrenciler algoritma mantığı ve mobil uygulama geliştirme platformu ile tanışmışlardır. Bu doğrultuda kendi projelerini geliştirerek özgün fikirlerini uygulama fırsatı bulmuşlardır. Uygulama geliştirme aşamasında kodlama ile matematik kavramlarını başarılı bir şekilde ilişkilendirmişlerdir ve uygulama sonunda geliştirdikleri oyunları oynarken yeni fikirler ortaya çıkararak oyuna önerilerde bulunmuşlardır. Uygulama geliştirme süresince öğrencilerin fazlasıyla aktif, üretken ve sorgulama yaptıkları görülmüştür. Bu bağlamda araştırmada öğrenciler kenar, köşe kavramlarını hatırlayarak köşegen kavramının öğretiminde App Inventor programında geliştirdikleri geleneksel köşe kapmaca oyununu bilgisayar oyununa uyarlamaları onların ilgisini çektiği ve öğrenmelerini desteklediği söylenebilir. Köşe kapmaca oyununu mobil uygulama üzerinde gerçekleştirerek teknoloji, tasarım ve matematik gibi farklı disiplinlerarası etkileşim sağlanmıştır. Proje bu anlamda teorik bilgiden ürüne ulaşılan bu yolda fen, teknoloji, mühendislik ve matematiğin birbiriyle etkileşim içinde öğretilmesini içeren bir eğitim yaklaşımı olarak tanımlanan STEM eğitimi ile de ilişkilendirilebilir.


Investigation Of Hooke's Law With Arduino


Kadir Kaan Durmaz1, Kerem Özbey1, Meral Güngör Babaoğlu1
1Altındağ Şehit Hüseyin Gültekin Bilim ve Sanat Merkezi


Abstract No: 170 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, an alternative method for calculating the basic concepts of simple harmonic motion, which is one of the subjects of Physics, has been shown on Arduino. As an alternative to Physics, it is possible to use the Arduino Uno Microprocessor to experiment, take measurements and collect data. Arduino is a hardware and software open source microcontroller that interacts with the environment and it is very useful for gathering data. In this study, the motion of the mass suspended on the spring was measured with the ultrasonic distance sensor HC-SR04 programmed with Arduino Uno, depending upon the time. Time and location data was printed on Microsoft Excel with the Parallax Data Acquisition Tool (PLX-DAQ) software via Arduino. The position-time graphs of 3 different springs 40, 50, 60, 70, 100 g suspended simple harmonic motion were drawn and examined. It has been calculated the spring constant of the force from the data obtained. It was concluded that the period of the simple harmonic motion springs was proportional to the mass and that the springs are inversely proportional to the force constant. The force spring constants of the springs used in the research conducted were calculated respectively as 15,89- 35.85- 52,35 N/m k1, k2, k3 obtained from the slope of the graphs of the amount of the force-spring extension.
 

Ardui̇no İle Hooke Yasasinin İncelenmesi̇


Kadir Kaan Durmaz1, Kerem Özbey1, Meral Güngör Babaoğlu1
1Altındağ Şehit Hüseyin Gültekin Bilim ve Sanat Merkezi


Bildiri No: 170 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmada Fiziğin konularından biri olan basit harmonik harekete ait temel kavramların arduino üzerinden hesaplanmasına yönelik alternatif bir yöntem gösterilmeye çalışılmıştır. Fizikte deney yapmak, ölçüm alıp veri toplamak için arduino uno mikroişlemcisini kodlamak bir alternatif olarak kullanılabilir. Arduino çevresiyle etkileşen, veri toplamak için oldukça kullanışlı donanımı ve yazılımı açık kaynaklı bir mikrodenetleyicidir. Bu araştırmada yaya asılan kütlenin hareketi Arduino uno ile proglamlanan HC-SR04 ultrasonik mesafe sensörü ile zamana bağlı olarak ölçülmüştür. Arduino üzerinden Parallax Data Acquisition Tool (PLX-DAQ) yazılımıyla zaman ve konum verileri Microsoft Excel üzerine yazdırılmıştır. 3 farklı yaya 40,50,60,70,100 g lık kütleler asılmış basit harmonik hareket yapan sistemin konum-zaman grafikleri çizilmiş ve incelenmiştir. Elde edilen verilerden kuvvetin yay sabiti hesaplanmaya çalışılmıştır. Basit harmonik hareket yapan yayların periyodunun kütle ile doğru orantılı, yayların kuvvet sabiti ile ters orantılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan araştırmada kullanılan yaylarının kuvvet yay sabitleri  kuvvet-yayın uzama miktarı grafiklerin eğiminden elde edilen k1, k2, k3  sırasıyla 15,89- 35.85- 52,35 N/m olarak hesaplanmıştır. Periyodun yayın ucuna asılı kütle ile orantılı bir şekilde arttığı belirlenmiştir. 40,50,60,70,100 g kütleler asıldığında  kuvvet sabiti k1 olan yay için için periyotları (0,40-0,44-0,49-0,53-0,64 s), k2 olan yay için periyotları (0.30-0.33-0.35-0.40-0.47 s), k3 olan yay için periyotları (0,19-0,23-0,25-0,27-0,30-0,32 s)olarak hesaplanmıştır.
 
Hooke Yasası, Arduino, mesafe sensörü, periyot, yay sabiti
 


Investigation Of Science Teachers Views In Terms Of Anımation Usage In Science Education


Murat Durmuş1, Ali Çetin2, İbrahim Karaman1
1Atatürk Üniversitesi
2Siirt Üniversitesi


Abstract No: 201 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study was carried out in order to reveal the perceptions of the teachers who have science branches (physics, chemistry, biology, science) to support the lecture by animations in secondary education institutions. General screening model of qualitative research models was used in the study. The study was carried out with 104 teachers (45 female and 59 male) working in private education institutions or public schools affiliated to the Ministry of National Education in 2018 - 2019 academic year. The sample of the study consists of physics and science teachers who work in private or public schools operating in the province / district center in Siirt province center and in high schools belonging to the Ministry of National Education in different cities of Turkey.
Purpose of the research; The aim of this course is to examine the level of success of the science teachers who work in high schools and equivalent schools in the lecture presentations, in other words, to the idea of ​​making “virtual experiments” by taking advantage of technology in the course of the course. In the research, 8 questions were asked to the participants and they were asked to rate them as “strongly disagree ıy to katılıy strongly disagree katılıy level. The data were interpreted by using mean and standard deviation analysis. According to the teachers' perceptions in the research findings, the use of animations in the lessons revealed that the students had a positive effect on their success and time-efficient use levels, and on the other hand, they had a close perception of problem-solving skills and self-confidence. As a result of the research, teachers stated that supporting the presentations with animations caused positive effects on students.

 

Fen Öğreti̇mi̇ni̇n Ani̇masyonlar İle Desteklenmesi̇ne Yöneli̇k Öğretmen Görüşleri̇ni̇n Bazi Deği̇şkenler Açisindan İncelenmesi̇


Murat Durmuş1, Ali Çetin2, İbrahim Karaman1
1Atatürk Üniversitesi
2Siirt Üniversitesi


Bildiri No: 201 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

. Bu çalışmanın önemi akademik başarı ve problem çözme becerisi değişkenlerine ilave olarak animasyon kullanımının zamanı verimli kullanama ve özgüven değişkenlerine göre de öğretmen algıları ortaya çıkarmasıdır. 
Bu çalışma, ortaöğretim kurumlarında ders anlatımının animasyonlarla desteklenmesine ilişkin, fen branşlarına (fizik, kimya, biyoloji, fen bilgisi) sahip öğretmenlerin algılarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışmada nitel araştırma modellerinden genel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma 2018 - 2019 öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel öğretim kurumlarında ya da devlet okullarında görev yapan 45'i kadın 59'u erkek olmak üzere 104 öğretmenle yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, Siirt ili merkezinde ve ülkemizin değişik illerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Lise ve dengi okullarda, il/ilçe merkezinde faaliyetlerini sürdüren özel ya da devlet okullarında görev alan fizik ve fen bilgisi öğretmenleri oluşturmaktadır.
Araştırmanın amacı; lise ve dengi okullarda görev yapan fen bilimleri öğretmenlerinin, ders sunumlarında konuya dair animasyon kullanılması, bir başka ifadeyle ders içerisinde teknolojiden yararlanarak adeta “sanal deneylerin” yapılması fikrine yaklaşımlarının ne düzeyde olduğunun başarı, problem çözme becerileri, özgüven ve zaman kullanımı değişkenlerine göre incelenmesidir. Araştırmada katılımcılara 8 soru yöneltilmiş ve bu soruları “kesinlikle katılıyorum” seviyesinden “kesinlikle katılmıyorum” seviyesine kadar 5 li Likert tipinde olduğu gibi derecelendirmeleri istenmiştir.  Elde edilen veriler ortalama ve standart sapma analizi yapılarak yorumlanmıştır.
Araştırma bulgularındaki öğretmen algılarına göre derslerde animasyon kullanımı öğrencilerin başarı ve zamanı verimli kullanma düzeylerini olumlu yönde etkileyeceği, problem çözme becerilerinde ve özgüvenlerinde ise kararsıza yakın bir değerde algıya sahip oldukları ortaya çıkarılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenler ders sunumlarını animasyonlar ile desteklemelerinin öğrencilerde olumlu etkilere sebep olduğu belirtmiştir.
 


21st Century Foucault Pendulum


Mehmet Yükseksöylemez1, Aydan Tahan1, Sena Çelebi1
1Çetin Şen Bilim ve Sanat Merkezi


Abstract No: 215 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Leon Foucault conducted the experiment proving that the rotation of the earth in 1851 with his own invention. In this experiment, Foucault formed a pendulum by connecting 28kg massive iron sphere to 67m long steel wire. In the experiment, it was observed that the pendulum was released not in the same direction but in a rotating direction in time. The rotational speed of the swing direction is maximum at the poles and the period is 24 hours. Experiment must be watched for hours to realize that the earth is turning. The aim of this study is to introduce this experiment, which clearly demonstrates the effect of Coriolis force, with an observable time and with a model in portable, portable sizes. In this study, the pendulum mass and length were reduced by 1/100. The bottom of the pendulum is rotated by DC motor controlled by Arduino electronic card and programming platform. The circuit can be controlled by a potentiometer to adjust the speed of the motor. In addition, the position of the potentiometer can be calibrated and the behavior of the Foucault Pendulum from the north pole to the south pole can be observed at all latitudes. The rotational speed of the swing direction is reduced by 1/60 and is set at poles for 24 minutes. The fact that the direction of rotation is different in the northern and southern hemisphere is also adapted to the model. Foucault pendulum models or models can be found in science centers, universities or schools, but this study differs from other products in terms of observing the behavior on all latitudes of the world at the same time, size and period ratios. It is thought that the model produced within the scope of the study will be an important tool for demonstration of Coriolis force.

21. Yüzyıl Foucault Sarkacı


Mehmet Yükseksöylemez1, Aydan Tahan1, Sena Çelebi1
1Çetin Şen Bilim ve Sanat Merkezi


Bildiri No: 215 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fransız fizikçi Leon Foucault (1819-1868) kendi icadı olan Foucault Sarkacı ile 1851 yılında dünyanın döndüğünü kanıtlayan deneyini gerçekleştirmiştir.  Foucault bu deneyde 28kg kütleli demir küreyi 67m uzunluğunda çelik tele bağlayarak bir sarkaç oluşturmuştur. Deneyde, sarkacın sürekli aynı doğrultuda değil, zamanla dönen bir doğrultuda salındığı gözlenmiştir. Gerçekte sarkacın hareket düzlemi uzayda sabit olup dünya, salınan sarkacın altında dönmektedir. Salınım doğrultusunun dönüş hızı kutuplarda maksimum olup periyodu 24 saattir. Bu nedenle, Foucault Sarkacı ile dünyanın döndüğünün fark edilmesi için deneyin saatlerce izlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı Coriolis kuvvetinin etkisini açıkça gösteren ve dünyanın döndüğünü kanıtlayan bu deneyin gözlemlenebilir bir süre ve uygulanabilir, taşınabilir büyüklüklerde bir model ile tanıtılmasıdır. Bu çalışmada sarkacın kütlesi ve uzunluğu 1/100 oranında küçültülmüştür. Sarkacın altındaki tabla arduino elektronik kart ve programlama platformu kontrolündeki bir DC motor ile döndürülmektedir. Devre bir potasiyometre ile kontrol edilerek motorun hızı ayarlanabilmektedir. Ayrıca, potansiyometrenin konumu kalibre edilerek Foucault Sarkacının kuzey kutbundan güney kutbuna kadar bütün enlemlerdeki davranışı gözlenebilmektedir. Salınım doğrultusunun dönüş hızı 1/60 oranında küçültülmüş olup kutuplarda 24 dakika olarak ayarlanmıştır. Kuzey ve güney yarım kürede dönüş yönlerinin farklı olması da modele uyarlanmıştır. Foucault sarkacı maket veya modellerine bilim merkezlerinde, üniversitelerde veya okullarda rastlanabilir fakat, bu çalışma, aynı anda dünyanın bütün enlemleri üzerindeki davranışın gözlenmesi, boyut ve periyot oranları bakımından diğer ürünlerden ayrılmaktadır. Çalışma kapsamında üretilen modelin, Coriolis kuvvetinin gösterilmesi bakımından, önemli bir ders aracı olacağı düşünülmektedir.


Industry 3.5


Mustafa Şahin Bülbül1
1Kafkas Üniversitesi


Abstract No: 86 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Scientists have produced expressions such as Industry 3.0 in order to position the current time zone based on previous developments and possible future changes. Thanks to these statements, events can be given a general perspective. The aim of this study is to address some of the existing classifications and their theoretical backgrounds and to give information about a new classification. Cloud technologies, such as industry, which includes today and near future, will be reviewed in this study. These concepts will be evaluated in the context of science education and from a futuristic perspective. The study was carried out in the form of a field study.
What makes the study unique is the new classification proposal that will be shared after having a general opinion on the current situation. This proposal also includes the criticism of the previous classification. The most important criticism is that the scope of the classification is narrow. Recommended classification; It is an inclusive and simple classification that can be valid from the invention of the wheel until the disappearance of humanity. According to this classification, all developments should be defined through two concepts; peace and war. In this context, it represents 3.5 war technologies, and 4.0 represents peace technologies. As the previous classification envisages the number to increase as the time progresses, our proposed classification will remain two alternatives.
In this study, some concepts such as 21st century skills will be also criticized. It will be noted that it is not right to talk about a time period that we have not yet completed in a quarter and the 19th century without identifying its skills. The same skills are needed in the invention of the mobile phone. 

Endüstri 3,5


Mustafa Şahin Bülbül1
1Kafkas Üniversitesi


Bildiri No: 86 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bilim insanları içinde bulunduğumuz zaman dilimini daha önceki gelişmeler ve gelecekteki olası değişmelere göre konumlandırmak amacıyla Endüstri 3.0 gibi ifadeler üretmişlerdir. Bu ifadeler sayesinde olaylara genel bir bakış açısı kazandırılabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, mevcut bazı sınıflamalara ve onların teorik alt yapılarına değinmek ve yeni bir sınıflandırma hakkında bilgi vermektir.  Endüstri 4.0 olarak nitelendirilen günümüzü ve yakın geleceği kapsayan çalışmalar arasındaki bulut teknolojileri, nesnelerin interneti, büyük veri, yapay zekâ, üç boyutlu yazıcılar, 21. Yüzyıl becerileri, sanayi ve bilgi toplumu, Blok-Chain teknolojisi ve robotlar bu çalışmada gözden geçirilecektir. Bahsedilen bu kavramlar fen eğitimi bağlamında ve fütüristtik bir bakış açısı ile değerlendirilecektir.  Çalışma bir derleme çalışması olup alan taraması biçiminde gerçekleştirilmiştir.
Çalışmayı özgün kılan taraf, mevcut durum hakkında genel bir görüş sahibi olunduktan sonra paylaşılacak olan yeni sınıflandırma önerisidir. Bu öneri aynı zamanda bir önceki sınıflandırmanın eleştirisini de içermektedir. Eleştirilerden en önemlisi, sınıflandırmanın kapsamının dar olduğu ile ilgilidir. Önerilecek olan sınıflandırma; tekerleğin icadından insanlığın yok oluşuna kadar geçerli olabilecek kapsayıcı ve basit bir sınıflandırmadır. Bu sınıflandırmaya göre tüm gelişmeler iki kavram üzerinden tanımlanmalıdır; barış ve savaş. Bu bağlamda 3,5 savaş teknolojilerini, 4.0’da barış teknolojilerini temsil etmektedir. Önceki sınıflandırma zaman ilerledikçe sayının artmasını öngörürken bizim önerdiğimiz sınıflandırma iki alternatifli olarak kalacaktır.
Bu çalışmada ayrıca 21. Yüzyıl becerileri gibi bazı kavramlara da eleştiri getirilecektir. Henüz daha çeyreğini tamamlamadığımız bir zaman dilimi hakkında konuşmak ve 19. 20. yüzyıl becerilerini tanımlamadan ele almanın doğru olmayacağı belirtilecektir. Tekerleğin icadında gereken beceriler neler ise cep telefonun icadında da aynı becerilere ihtiyaç duyulmaktadır. Peki o zaman bu durumu bütüncül biçimde nasıl ele alıp göstermeliyiz? Tabi ki insan beyninin yapısını ele alarak yapmalıyız. İnsan beyni yaratıcı ve eleştirel olmak üzere iki ayrı temel beceriyi farklı yapılarda kullanarak problem çözmektedir. Bu beceriler ve insan beyninin diğer özellikleri mevcut bilim çalışmalarını daha iyi anlamlandırmak için gereklidir.
 


Accreditation Process For Undergraduate Education On The Geomatics Engineering


Yakup Emre ÇORUHLU1, Bayram UZUN1
1Karadeniz Teknik Üniversitesi


Abstract No: 239 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Our country Turkey, where nearly 200 universities are located, is one of the most important countries in the world, within the G20. It is also be expected to graduates from accredited departments from Turkish universities should be not only in their country Turkey but also in the qualifications with the ability to work on the world scale. In this context, this study, which is specifically addressed in engineering sciences, is a case study. This study focused on the preparation of the accreditation applications for undergraduate programs of the Department of Geomatics Engineering at Karadeniz Technical University. Thus, a sample accreditation application experience will be discussed and shared by taking the preparatory work for the accreditation application. With this study these departments, which were accredited in the field of engineering, can also guide the other programs that want to be included in this process. One of the most important results obtained from the study that accreditation is a process that will always continue, accreditation is not a thing which can done once. It is crucial that the work to be done and the processes to be implemented in this accreditation should be firstly discussed and then accepted by the program's authorized commissions and then finally the academic committee together with the involvement and views of the program's internal and external stakeholders. Thanks to this accreditation process which is independent of individuals, geomatics engineering students, who are in an important place in engineering education, can remain ahead of the game against both national and international competitors. It will be very useful for the non-accredited 17 geomatics engineering departments to take their undergraduate programs in accreditation process. It is also suggested that 16 geomatics engineering departments that have not started teaching-training have already been prepared for accreditation for the near future.
 

Harita Mühendisliği Lisans Eğitiminde Akreditasyon Süreci


Yakup Emre ÇORUHLU1, Bayram UZUN1
1Karadeniz Teknik Üniversitesi


Bildiri No: 239 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Ülkemizde üniversite eğitiminden sorumlu olan Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK), Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği olarak bilinen MÜDEK’in Kalite Değerlendirme ve Tescil Belgesi'ni 31 Ocak 2023 tarihine kadar yeniden uzatmıştır. Avrupa Mühendislik Eğitimi Akreditasyon Ağı’na (ENAEE) üye olan ve akredite edeceği mühendislik eğitimi programlarına EUR-ACE Label verebilen MÜDEK, IEA -Washington Accord’a da üye olmuştur. 2007 yılında dernekleşen MÜDEK sürecine kadar ülkemizin önde gelen bazı yükseköğretim kurumları farklı akreditasyon kuruluşlarınca değerlendirilmiştir. Ancak, ülkemizdeki mühendislik programları için günümüzdeki genel eğilim hâlihazırda, MÜDEK akreditasyonudur. 200’e yakın üniversitenin yer aldığı ülkemiz G20 ülkeleri içinde olan, dünyadaki önemli ülkelerden biri durumundadır. Buna paralel olarak ülkede gelişim gösteren üniversitelerden mezun olanlar sadece ülke ölçeğinde değil dünya ölçeğinde işgücü olabilecek niteliklerde olmalıdırlar. Bu bağlamda özellikle mühendislik bilimleri özelinde ele alınan bu çalışma bir özel durum çalışması niteliğindedir. Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Harita Mühendisliği Bölümü Normal ve İkinci Öğretim Lisans programlarının ara dönem akreditasyon başvurusu için yapılan çalışmalar ele alınarak örnek bir akreditasyon başvuru deneyimi bu çalışma ile irdelenecektir. Bu çalışma ile mühendislik alanında akreditasyon sürecinde yapılanlar, bundan sonra bu sürece dâhil olmak isteyen programlara da kılavuzluk edebilir. Çalışmadan elde edilen en önemli sonuçlardan biri, akreditasyonun bir defaya mahsus yapılmadığı, her zaman sürdürülebilir bir döngü olduğudur. Bu süreçte yapılacak olan işlemlerin, yetkili komisyon ve kurullardan geçerek iç ve dış paydaş görüşleri ile şekillenmesi ve böylece döngünün sürdürülebilirliği sağlanmalıdır. Kişilerden bağımsız olan bu akreditasyon süreci sayesinde mühendislik eğitiminde önemli bir yerde olan harita mühendisliği disiplini öğrencileri, gerek ulusal ve gerekse de uluslararası alanda diğer öğrencilere göre bir adım önde olurlar. Akredite olmayan 17 harita mühendisliği bölümünün lisans programlarının da bu süreçte yerini alması, bu eğitimin verileceği öğrenciler açısından son derece faydalı olacaktır. Ayrıca eğitim-öğretime başlamamış 16 harita mühendisliği bölümünün de akreditasyona şimdiden hazırlıklı olması önerilmektedir.
 


Geleceği̇n Siniflari:i̇novasyon Odakli Okullar


ASUMAN FIRAT1
1ADANA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ


Abstract No: 301 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Bilgi çağı olan dünyamız; toplumun tüm fertlerinin, düşünen, araştıran, sorgulayan, problem çözebilme becerilerine sahip ve üretici bireyler olmalarını hedeflemektedir. Değişen bu şartlara uyum sağlayarak Ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi, yüksek teknolojili katma değerli ürünler üretebilmesi ve gelişmiş ülkeleri ekonomik olarak yakalayabilmesi, inovasyon (yenilikçilik) becerisine sahip bireylerle mümkün olacaktır.
Bu kapsamda 4 ortaokul ve 1 lisemiz olmak üzere toplam 5 okulumuzda yapmış olduğumuz pilot çalışmada; teknolojik yeterlilikler ile donatılmış, esnek öğrenme ortamları oluşturularak öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin gelişimlerine destek olunmuştur. Böylelikle 21.yüzyıl becerilerine sahip girişimci bireyler olabilmeleri amacıyla geleceğin sınıfı modeli oluşturulmaya çalışılmıştır.
Pilot okullarımızdaki öğretmenlerimiz 21.yüzyıl ihtiyaçları doğrultusunda kendi öğrenme ortamlarını tasarlayarak, diğer disiplinlerdeki öğretmen arkadaşları ile birlikte bütünleşik ve disiplinler arası ders içeriklerini hazırlamış, uygulamış ve paylaşmışlardır. Öğretmenin öğrenmesinin hiç durmaması gerektiği bilinciyle değişime ve inovasyona açık eğitimciler olmalarına katkı sağlanmıştır. 
Bu çalışmaya dâhil olan öğrencilerimizle yapılan görüşmelerde gerek atölye çalışması yaptıkları derslerde gerekse kulüp çalışmaları sırasında proje odaklı çalışmalar yaptıklarını ve bu çalışmaların onlarda öğrendikleri bilgileri günlük yaşamda uygulayabilme olanağı verdiği için derslere olan katılımlarını arttırdığı ve motivasyonlarını yükselttiği belirlenmiştir.
Geleceğin sınıf ortamlarında yapılan bu çalışmaların öğrencilerimizin bilişimi ve teknolojiyi günlük hayatlarında karşılaştıkları sorunlara çözüm bulmak için kullanmalarının yanı sıra üretim becerisi kazanmaları da sağlanmıştır. Bu becerileri girişimcilik ruhu ile desteklenerek, elde ettikleri kazançların bir kısmını okullarında ihtiyaç sahibi olan arkadaşları ile paylaşmışlardır.Böylelikle manevi değerlerimizden olan yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel örneklerini  vermişlerdir.
 

Geleceği̇n Siniflari İçi̇n İnovasyon Odakli Okullar


ASUMAN FIRAT1
1ADANA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ


Bildiri No: 301 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bilgi çağı olan dünyamız; toplumun tüm fertlerinin, düşünen, araştıran, sorgulayan, problem çözebilme becerilerine sahip ve üretici bireyler olmalarını hedeflemektedir. Değişen bu şartlara uyum sağlayarak Ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi, yüksek teknolojili katma değerli ürünler üretebilmesi ve gelişmiş ülkeleri ekonomik olarak yakalayabilmesi, inovasyon (yenilikçilik) becerisine sahip bireylerle mümkün olacaktır.
Bu kapsamda 4 ortaokul ve 1 lisemiz olmak üzere toplam 5 okulumuzda yapmış olduğumuz pilot çalışmada; teknolojik yeterlilikler ile donatılmış, esnek öğrenme ortamları oluşturularak öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin gelişimlerine destek olunmuştur. Böylelikle 21.yüzyıl becerilerine sahip girişimci bireyler olabilmeleri amacıyla geleceğin sınıfı modeli oluşturulmaya çalışılmıştır.
Pilot okullarımızdaki öğretmenlerimiz 21.yüzyıl ihtiyaçları doğrultusunda kendi öğrenme ortamlarını tasarlayarak, diğer disiplinlerdeki öğretmen arkadaşları ile birlikte bütünleşik ve disiplinler arası ders içeriklerini hazırlamış, uygulamış ve paylaşmışlardır. Öğretmenin öğrenmesinin hiç durmaması gerektiği bilinciyle değişime ve inovasyona açık eğitimciler olmalarına katkı sağlanmıştır. 
Bu çalışmaya dâhil olan öğrencilerimizle yapılan görüşmelerde gerek atölye çalışması yaptıkları derslerde gerekse kulüp çalışmaları sırasında proje odaklı çalışmalar yaptıklarını ve bu çalışmaların onlarda öğrendikleri bilgileri günlük yaşamda uygulayabilme olanağı verdiği için derslere olan katılımlarını arttırdığı ve motivasyonlarını yükselttiği belirlenmiştir.
Geleceğin sınıf ortamlarında yapılan bu çalışmaların öğrencilerimizin bilişimi ve teknolojiyi günlük hayatlarında karşılaştıkları sorunlara çözüm bulmak için kullanmalarının yanı sıra üretim becerisi kazanmaları da sağlanmıştır. Bu becerileri girişimcilik ruhu ile desteklenerek,elde ettikleri kazançların bir kısmını okullarında ihtiyaç sahibi olan arkadaşları ile paylaşmışlardır.Böylelikle manevi değerlerimizden olan yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel örneklerini  vermişlerdir.

 


The Effect Of Electrical Topics Teaching According To 4mat Teaching Method On Achievements And Attitudes Of Students


Yasemin Durgut1, Hatice Güzel1
1Necmettin Erbakan Üniversitesi


Abstract No: 388 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to investigate the effect of 4MAT (4 Mode Application Techniques) teaching method in high school students' success in electrical subjects and attitudes.
The study group consisted of 64, whom are 10th grade students studying in two different classes in an Anatolian high school in the city center of Konya. One of these classes was chosen as the experimental group and the other as the control group. The application was carried out for three weeks in the second semester of 2016-2017. The experimental group was taught by the researcher according to the 4MAT teaching method, and the control group was taught according to the traditional teaching methods.
The quasi-experimental model with pre-test-post-test control group was used in the study. In order to collect data in the study, the achievement test, the Kolb Learning Styles Scale (KLSC) and Attitude Scale, which were adapted to Turkish by Askar and Akkoyunlu (1993) were used. In order to determine the equivalence of the experimental and control groups before the application, the achievement test and to figure out the students’ attitudes toward physics, attitude scale were applied as pre-test.  Also, the Kolb Learning Styles Scale (KLSS) was applied to determine the learning styles of the students. After the application, the Attitude Scale and the Achievement Test were re-applied to both groups as a post-test. SPSS 21.0 program was used to analyze the data.
According to the findings of the research, it was found that the students mostly have analytical learning style with 50%. According to the results of the research, it was observed that 4MAT teaching method significantly increased the students' achievement. However, there was not found a significant difference between the groups according to the attitude scale (p> 0.05).
 

Elektrik Konularının 4 Mat Öğretim Yöntemine Göre Öğretiminin Öğrencilerin Akademik Başarılarına Ve Tutumlarına Etkisi


Yasemin Durgut1, Hatice Güzel1
1Necmettin Erbakan Üniversitesi


Bildiri No: 388 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmanın amacı, fizik eğitiminde 4MAT (4 Mode Application Techniques)  öğretim yönteminin farklı öğrenme stillerine sahip lise öğrencilerinin elektrik konularındaki başarılarına ve tutumlarına etkisini incelemektir.
Araştırmanın çalışma grubunu Konya il merkezindeki bir Anadolu lisesinde iki farklı sınıfta öğrenim gören 64, 10.sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Bu sınıflardan birisi deney diğeri kontrol grubu olarak seçilmiştir. Uygulama, 2016-2017 yılı 2. yarıyılında, üç hafta süreyle gerçekleştirilmiştir. Deney grubuna araştırmacı tarafından 4MAT öğretim yöntemine göre, kontrol grubuna ise düz anlatım ve soru-cevap yöntemine göre ders anlatılmıştır.
 Araştırmada, ön-test – son-test kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Başarı Testi, Aşkar ve Akkoyunlu (1993)  tarafından Türkçe’ ye uyarlanan Kolb Öğrenme Stilleri Ölçeği (KÖSÖ) ve Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Uygulama öncesinde deney ve kontrol gruplarının denkliğini belirlemek amacıyla Başarı Testi ve öğrencilerin fizik dersine yönelik tutumlarını ölçmek için Tutum Ölçeği ön-test olarak uygulanmıştır. Ayrıca öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemek amacıyla Kolb Öğrenme Stilleri Ölçeği (KÖSÖ) uygulanmıştır. Uygulamadan sonra, her iki gruba da Tutum Ölçeği ve Başarı Testi son test olarak tekrar uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21.0 programı kullanılmıştır.
Araştırma bulgularına göre, öğrencilerin %50’lik oranla en fazla analitik öğrenme stiline sahip olduğu tespit edilmiştir. Deney ve kontrol grubunda yer alan öğrencilerin Başarı testi son test puanlarına göre deney grubu lehine anlamlı bir fark gözlenmiştir (p<0.05). Araştırma sonuçlarına göre 4MAT öğretim yönteminin öğrencilerin başarılarını anlamlı derecede arttırdığı görülmüştür. Ancak, tutum ölçeği sonuçlarına göre gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05).
 


Reduction Of Learning To One Student For Physics Learning: Checking And Identifying Every Stage Of Learning


Mehmet Gümüş1, Salih Çepni2
1Fizik Ofisi
2Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 463 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Physics education continues with test questions by giving formula definitions for the class. In some schools, the lesson is taught using short-term experimental tools. The designs of many tools used today are based on 300 years ago as an experimental tool. These tools are easy to use for the teacher, but not to the student. They never meet their transition. The teacher's activity in the lecture is also continued during the experiment. The student remains passive. As a result, physics education created a difficult and unpopular structure for both students and teachers. This situation is not very different in other countries in the world. As a problem, we identified the mismatch between student and tools in the implementation. How can this problem be solved with the new technology material, the personal tools that come together with the developing technology? 
In result, the automotive industry infrastructure in Bursa became a working area for us. The software was also available with its technological and precise machine park. A literature review was conducted to define a learning environment that students and teachers would accept as philosophy. Physics teacher and students were interviewed. In order to find the answer the question, How does the world teach the physics lesson, physics books and publications of different countries were examined as well. In this study, the design of tools and materials for physics education; Modularly arranged to cover the pattern. Optical, Mirror and Refraction sets are prepared in a modular structure with a focus on gain. Two new products have been created with the gain applications. Field studies were conducted with students. In this process, the student determined the actions to be made within the unit. Some of these actions are determined by the teacher and the group. The students made the design, graphics and editing work by using a camera, mobile phone, other tools, and software products (such as Word file, PowerPoint, Photoshop). In this process, the students prepared visual products on the smart board and recorded what the student did in the unit. In this way, the student's learning trail was detected. This was previously done through the student's book, and the data collected and the data collected by the students were kept out of consideration because they were weak. In this process, the main task of the teacher, interdisciplinary transitions, graphs, event narratives, exercises, sample solutions, learning for students with learning differences and learning patterns are skipped in the course. determine. As a result: Student Modular Learning Kits teach practical gains to students. Event-change-measurement-graphical narration-mathematics transition-discussion-measurement-measuring-electronic monitoring and control-sensor regulation are organized. These sets and their effects developed in this study will be introduced in detail.
 

Fi̇zi̇k Öğreni̇mi̇ İçi̇n Öğrenmeyi̇ Bi̇r Öğrenci̇ye İndi̇rgenmesi̇: Öğrenmeni̇n Her Aşamasini Kontrol Ve Kayit Etmek


Mehmet Gümüş1, Salih Çepni2
1Fizik Ofisi
2Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 463 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fizik öğrenimi bugün sınıfa yönelik formül tanımları verilerek test soruları çözümü ile devam etmektedir. Bazı okullarda kısa zamanlı deney araçları kullanarak ders işlenmektedir. 
Bugün kullanılan bir çok aracın tasarımları 300 yıl önceye dayanıyor. Gösteri deney aracı şeklinde tasarlanmış. Öğretmenin kolay kullandığı, Öğrencinin kullanamadığı deney araçlarıdır. Kazanım geçişlerini hiç karşılamıyor. Öğretmenin ders anlatımındaki aktifligi deney esnasında da devam etmektedir. Öğrenci hep pasif durumda kalmaktadır. Sonuçta Fizik öğrenimi hem öğrenci hem de öğretmen için zor ve sevilmeyen yapı oluşturdu. Bu durum diğer dünya ülkeleri içinde çok farklı değil.Uygulama içinde öğrencinin araçlar ile uyumsuzluğunu tesbit ettik. Gelişen teknoloji ile birlikte oluşan kişisel araçlar, yeni teknoloji materyal ile bu sorun nasıl çözülür?
Sonuçta Bursa'daki  otomotiv sanayi alt yapısı bize çalışma alanı oldu. Teknolojik ve hassas makina parkı ile birlikte yazılım da mevcuttu. Felsefe olarak hem öğrencinin hem de öğretmenin kabul edeceği bir öğrenme ortamı tanımlanması için Literatür taraması yapıldı. Fizik öğretmeni ve öğrenciler ile görüşüldü. Dünya Fizik dersini nasıl öğretiyor? Sorusunun karşılığını bulmak için farklı ülkelerin Fizik kitap ve yayınları incelendi. "Beyin ve Öğrenme" araştırma çalışmaları öğrenmeyi bilginin işlevinin görüntülemesi ile açıklamaktadır. Bu çalışmada Fizik  öğrenimi için oluşan araç ve malzemede tasarım; Örüntüyü kapsayacak şekilde modüler olarak düzenledi. Optik, Ayna ve Kırılma setleri kazanım odaklı modüler yapıda hazırlandı. Kazanım uygulamaları ile iki yeni ürün oluştu. Öğrencilerle alan çalışmaları yürütüldü. Bu süreçte,öğrencinin ünite içinde yapacağı eylemleri belirledi. Bu eylemlerin bazılarını önceden öğretmen ve zümre belirler. Öğrenci alan çalışmasına fotoğraf makinesi, cep telefonu, diğer araçlar ile yazılım ürünleri kullanarak ( World dosyası, PowerPoint, Photoshop gibi) tasarım, grafik, düzenleme çalışmaları yaptı. Bu süreçte, öğrenciler akıllı tahtaya görsel ürün hazırladı ve öğrencinin ne yaptığının ünite içinde kayıt altına alınması gerçekleştirildi. Bu yolla öğrencinin öğrenme izi tespit edildi. Bu durum, daha önceleri öğrenci defteri üzerinden yapılıyor ve öğrencilerin topladığı veriler ve oluşturduğu izler zayıf oluştuğu için değerlendirme dışı tutuluyordu. Bu süreçte öğretmenin temel görevi, disiplinler arası geçişler, grafikler, olay anlatımları, alıştırmalar, örnek çözümler, öğrenme farkı olan öğrenciler için yapılan planlama ile öğrenmede atlanmış örüntüleri gibi konularını belirlemektir. belirler. Sonuç olarak: Öğrenci Modüler Öğrenme Setleri kazanımları öğrenciye uygulamalı öğretmektedir. Olay- değişim- ölçme- grafik anlatım- matematik geçişi - tartışma- ölçmeyi elektronik ortama taşıma- yazılım ile izlenme ve kontrol-sensör düzenlenmesi örgütleme yaptırmaktadır. Bu çalışmada geliştirilen bu setler ve etkileri etraflıca tanıtılacaktır.
 


Analysis Of The Studies On Laboratories In Turkey


Dündar Yener1, Niğmet Köklü2, Ramazan Ziya Yamaç3, Seher Yalçın4
1Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi
2Konya Teknik Üniversitesi
3Bolu Bilim Koleji
4Bolu Karacasu Ortaokulu


Abstract No: 180 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

It is observed that studies are carried out in order to make the concepts taught in laboratory environments concrete for giving the students scientific process skills and evaluating the performance of the students in these learning environments. However, it can be said that these studies remain at a certain level. For this reason, it is aimed to determine the tendency of the studies carried out on laboratories in our country and to present the current situation.
In this study, the case study research method was used. The data group of consists of thesis studies made on the laboratories of the Higher Education Council thesis center between 1999-2017. Studies on physics, chemistry, biology and science laboratories were determined. For the theses that do not have a keywords, the identities such as the participant, the research method and the data collection tools have been formed. Keywords and tags were classified by two researchers. According to this categorized, codes and themes are created.
Obtained data, it is generally emphasized that laboratory-supported education is emphasized under the theme of teaching methods, techniques and strategies in the studies. In these studies, it is seen that the traditional laboratory approach and the research-inquiry based laboratory approaches are compared. In terms of the skill learning area, it is seen that the keywords of scientific process skills are generally repeated. Studies have generally done on physical events within the area of information learning.
Consequently, it has been determined that laboratory applications are mostly based on the comparison of two different methods or techniques. It was seen that the subjects covered in the courses were on physics subjects. In addition, it has been determined that laboratory assessment techniques are used to measure students' performance limited. Moreover the keywords did not provide enough information about the studies.
 

Ülkemizde Laboratuvarlar Üzerine Yapılan Çalışmaların Analizi


Dündar Yener1, Niğmet Köklü2, Ramazan Ziya Yamaç3, Seher Yalçın4
1Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi
2Konya Teknik Üniversitesi
3Bolu Bilim Koleji
4Bolu Karacasu Ortaokulu


Bildiri No: 180 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Laboratuvar ortamlarında öğretilen konulardaki kavramların soyuttan somut hale getirilmesi, bilimsel süreç becerilerinin öğrencilere kazandırılması ve bu öğrenme ortamlarında öğrencilerin performanslarının değerlendirilmesi amacıyla çalışmalar yapıldığı görülmektedir. Ancak bu çalışmaların belirli bir düzeyde kaldığı söylenebilir. Bu sebeple ülkemizde laboratuvarlar üzerine yapılan çalışmaların eğilimini belirlemek ve mevcut durumu ortaya koymak amaçlanmıştır.
Bu çalışmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Bu araştırmanın veri grubunu 1999-2017 yılları arasında Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) tez merkezinde laboratuvarlar üzerinde yapılan ve erişime açık olan tez çalışmaları oluşturmaktadır. Ulaşılan tezlerden fizik, kimya, biyoloji ve fen laboratuvarları üzerine yapılan çalışmalar belirlenmiştir. Anahtar kelimesi olmayan tezler için katılımcı, çalışma ortamı, araştırma yöntemi, veri toplama araçları gibi tezlerle ilgili künyeler oluşturulmuştur. Anahtar kelimeler ve künyeler iki araştırmacılar tarafından sınıflandırılmıştır. Yapılan bu sınıflandırmaya göre kod ve temalar oluşturulmuştur.
Elde edilen verilerin analizine göre yapılan çalışmalardaki öğretim yöntem, teknik ve stratejileri teması altında genellikle laboratuvar destekli eğitim vurgusu yapılmaktadır. Bu vurgunun yapıldığı çalışmalarda geleneksel laboratuvar yaklaşımı ile araştırma- sorgulamaya dayalı laboratuvar yaklaşımlarının karşılaştırıldığı görülmektedir. Beceri öğrenme alanında genel olarak bilimsel süreç becerileri anahtar kelimesinin tekrarlandığı görülmüştür. Çalışmaların genellikle bilgi öğrenme alanı içerisinde yer alan fiziksel olaylar üzerinde yapıldığı belirlenmiş, performans değerlendirme amacıyla yapılan tamamlayıcı ölçme değerlendirme çalışmalarının kullanıldığı ancak sayısının az miktarda olduğu görülmüştür.
Sonuç olarak laboratuvar uygulamalarının çoğunlukla iki farklı yöntem veya tekniğin karşılaştırılması üzerine olduğu belirlenmiştir. Derslerde işlenen konuların fizik konularında olduğu görülmüştür. Buna ek olarak laboratuvarlarda öğrencilerin performanslarını ölçmeye yönelik tamamlayıcı ölçme değerlendirme tekniklerinin çok fazla kullanılmadığı belirlenmiştir. Ayrıca anahtar kelimelerin çalışmalar hakkında yeterince bilgi vermedikleri görülmüştür.
 


Pisa And The Assessment Questions Of Teachers


Merve Ünal1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 197 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

PISA  is one of the international tests. It is held for every three years in order to assess reading, mathematics and science levels of 15-year-old students and to compare education systems with each other. Turkey participated PISA tests in 2003 for the first time. Although science literacy scores of Turkey have steadily increased, there is no significant change in Turkey’s position in ranking. In 2015, Turkey came 54th among 72 countries. There was a serious decline in Turkey’s score (424) in 2015, and Turkey returned its score (424) in 2006.
This paper aims to understand why Turkey is performing low in PISA tests. There are many studies on this issue. Even though they discuss many reasons, they do not include whether science teachers teach according to the natüre of PISA or their examinations include PISA-like questions.
In this respect, six voluntary and reachable science teachers out of twenty who have participated in-service training courses aimed at “creating PISA culture” were chosen.
The first sub-problem of this paper is “what are the opinions of science teachers who participated in in-service training courses?”. To analyze this question, semi-structured interviews were conducted to six voluntary teachers, and these interviews were analyzed with content analysis. Teachers assessed that they could identify PISA-like questions and important changes have been occurred in their views on prepared questions after the course. They indicated that they would like to participate in in-service training courses, which they have already taken, if these courses are held again. However, they have some suggestions fort he future courses. They evaluate that the second course should be at the basic level, its content should be broader, and it should be more inclined to practice and question preparation technique. From this analysis, in this paper, a model for a new in-service training courses.
 

Pisa İle Öğretmenlerin Derste Kullandığı Değerlendirme Soruları Ne Kadar Uyumlu


Merve Ünal1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 197 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Uluslararası testlerden birisi ise Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA)’dır. PISA testi 15 yaşındaki öğrencilerin okuma ile beraber matematik ve fen okuryazarlıkları seviyelerini ölçmek ve böylece dünyadaki eğitim sistemlerini kıyaslamak amacıyla üç yılda bir düzenlenir. Türkiye PISA testlerine ilk defa 2003 yılında dâhil olmuştur. 2006’dan 2012’ye kadar Türkiye’nin fen okuryazarlık puanı düzenli bir şekilde artmıştır, buna rağmen sıralamadaki yerinde önemli bir değişim görülmemiştir. 2015’te ise Türkiye 72 ülkenin katıldığı sınavda 54. sırada yer almıştır. 2006’da aldığı 424 puana 2015’te 425 puan ile geriye dönen Türkiye’de ciddi bir gerileme görülmüştür.
Bu araştırmanın çıkış kaynağı elbette ki ülkemizin PISA sınavlarında geri sıralarda yer almasından olmuştur. PISA sınavında fen bilimleri alanında neden geri sıralarda olduğumuza dair pek çok araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalar sonucunda birçok sebep ortaya çıkmasına rağmen fen bilimleri öğretmenlerinin PISA’nın doğasına uygun ders işleyip işlemedikleri ya da sınavlarının PISA tipi sorular içerip içermediğine değinilmemiştir
Bu amaçla daha önce Bursa ilinde “PISA kültürü oluşturma” amacıyla fen bilimleri öğretmenlerine düzenlenen hizmet içi eğitim kursuna katılmış yirmi öğretmenden gönüllü ve ulaşılabilir olan altı fen bilimleri öğretmeni ile bu çalışma yürütülmüştür.
Bu çalışmanın birinci alt problemi olan “hizmet içi eğitim kursuna katılmış fen bilimleri öğretmenlerinin kurs hakkındaki görüşleri nelerdir? için daha önce “PISA Kültürü Oluşturma” kursunu almış gönüllü olarak belirlenen altı öğretmenle yarı yapılandırılmış mülakat görüşmeleri yapılmış ve bu görüşmeler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Mülakata katılan öğretmenler PISA imajı taşıyan soruları tanıyabildiklerini ve kursu aldıktan sonra hazırladıkları sorulara bakış açılarında önemli değişimler meydana geldiğini belirtmişlerdir.Öğretmenler daha önce aldıkları hizmet içi seminer kursunun tekrar yapılması halinde gene katılmak istediklerini belirtmişlerdir. Ancak tekrar yapılacak kursla ilgili bazı önerileri olmuştur. Yapılacak ikinci bir kursun basit düzey ile başlaması gerektiğini, içeriğinin daha kapsamlı olmasını, uygulamaya ve soru hazırlama tekniğine ağırlık verilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Bunlardan yola çıkılarak ikinci bir hizmet içi eğitim kursu için yeni bir model ortaya konmuştur.



 


Historical Development Of Pedagodical Content Knowledge Discipline (science Education) In Turkey And Barriers Encountured For Its Development


Salih Çepni1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 199 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, historical development of science education discipline was examined for last 30 years. In this process, steps according to years taken for science education development and in what extent have been reached the defined purposes for science education disciplines were investigated.  Historical development of science education process and what types of difficulties and barriers were encountered and what were the reasons behind these barriers were researched in detail. The main reasons are; although the field education to our country exceeds 30 years, the developments in the field education have not reached a sufficient level; and it is considered that one of the most important results of these situations that academic staffs still do not focus on the aims and scopes of the faculties of education, and that faculties of education continue to be structured as a second faculty of science and literature and that these situations cannot be prevented. Therefore, it is believed that the education faculties, not like other countries in the world, have moved away from a position that gives field education. Data were collected based on the researcher’s own experiences, dairies and meetings the researcher has been participated during his academic carrier. In this way, historically how science education discipline has been perceived and what should we do to develop science education disciplines are discussed in detail.
 

Ülkemi̇zdeki̇ Alan Eği̇ti̇mi̇ni̇n (Fen Bi̇li̇meri̇ Eği̇ti̇mi̇ni̇n) Tari̇hsel Geli̇şi̇mi̇ Ve Önündeki̇ Engeller Prof. Dr. Salih Çepni̇


Salih Çepni1
1Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 199 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu makalede ülkemizde alan eğitiminin (Fen Bilgisi, Fizik, Kimya, Biyoloji, Türkçe Eğitimi) tarihsel gelişiminin yıllara göre nasıl bir süreci kapsadığı; alan eğitiminde hangi adımların atıldığı ve atılan adımların amaca ulaşma düzeyi hususu etraflıca irdelenmiştir. Bu bağlamda ülkemizde ilk defa tanınır hale gelmesi için 1990lı yıllarda başlayan alan eğitim disiplininin serüveninde karşılaşılan olumlu ve olumsuz gelişmeler, bariyerler, dirençler ve bunların arkasında yatan gerekçeler ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Buradaki temel gerekçeler; alan eğitiminin ülkemize gelme serüveninin 30 yıl gibi bir süreyi aşmasına rağmen, alan eğitimi ile ilgili gelişmelerin yeterli düzeye ulaşamadığı, eğitim fakültelerindeki akademik çalışmaların ve akademik kadroların hala eğitim fakültelerinin amaçlarına yönelmediği, tüm bu süreçlerde eğitim fakülteltelerinin ikinci bir fen-edebiyat fakültesi gibi yapılanmaları devam ettiği ve bu durumların engelenemediği, bunun en önemli sonuçlarından biri olarak özellikle lisansüstü çalışmaların alan eğitiminde dünya standartlarına ulaşılamadığı düşünülmektedir. Bundan dolayı da eğitim fakültelerinin diğer dünya ülkeleri gibi eğitim çalışılan ve eğitime yön veren bir konumdan uzaklaştığı inancı bu çalışmanın temel gerekçesini oluşturmaktadır. Veriler, bu süreci yaşayan araştırmacının uzun yıllardan beri Eğitim Fakültelerinde yaşadığı durum ve olayları kayıt etmek için tuttuğu günlüklerden, ulusal çapta katıldığı formal ve informal toplantılarda elde ettiği alan notlarından ve bu konuda hazırlanan dokümanların elde edilen bilgilerin analizlerinden ve analizlere dayalı yorumlardan elde edilmiştir. Bu yolla akademik olarak 1990lı yılların başlarında başlayan Alan Eğitiminin nasıl algılandığını ve algılanmaya devam edildiğini ve alan eğitimcileri olarak alanın gelişimi için neler yapmamız gerektiği konusuna açıklık getirmeye çalışılmıştır.

 


Investigating Science And Special Education Teachers’ Teaching Processes On The Development Of Science Process Skills*


Tülay Şenel Çoruhlu 1, Sibel Er Nas1, Muammer Çalık 1, Cevriye Ergül2, Salih Çepni3, Murat Pehlevan4
1Trabzon Üniversitesi
2Ankara Üniversitesi
3Uludağ Üniversitesi
4Erzurum Yakutiye Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü


Abstract No: 248 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study was to examine science and special education teachers’ teaching processes on the development of science process skills. Through a case study research method, 20 teachers (10 science teachers and 10 special education teachers) participated in semi-structured interview protocols. In preparing the interview questions, informal interviews were conducted with two special education teachers (3 and 8-year teaching experiences), and two science teachers (7 and 11-year teaching experiences), whose classes included mainstreamed students with mild intellectual learning disability. Volunteerism was adhered to in the interview process. The data were exposed to content analysis. The results of the research indicated that majority of science and special education teachers focused on developing their students’ basic skills and found the development of causal and experimental skills difficult for students with mild intellectual learning disability. Furthermore, while selecting experiments developing science process skills, most of the teachers paid more attention to student level, concrete and daily life relations.

*This study was funded by the TÜBİTAK (Grant number: 118R017). The authors would like to thank the institution for their kind financial supports.
 
 

Fen Bilimleri Ve Özel Eğitim Öğretmenlerinin Bilimsel Süreç Becerilerinin Gelişimine Yönelik Öğretim Süreçlerinin İncelenmesi*


Tülay Şenel Çoruhlu 1, Sibel Er Nas1, Muammer Çalık 1, Cevriye Ergül2, Salih Çepni3, Murat Pehlevan4
1Trabzon Üniversitesi
2Ankara Üniversitesi
3Uludağ Üniversitesi
4Erzurum Yakutiye Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü


Bildiri No: 248 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada; fen bilimleri ve özel eğitim öğretmenlerinin bilimsel süreç beceri gelişimlerine yönelik fen bilimleri/fen-doğa etkinlikleri kapsamında izledikleri öğretim süreçlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Özel durum yönteminin kullanıldığı bu çalışmada, 20 öğretmenle (10 fen bilimleri ve 10 özel eğitim) yarı yapılandırılmış mülakatlar yürütülmüştür. Mülakat sorularının hazırlanmasında öncelikle özel eğitim öğretmenliği yapan iki öğretmenle (mesleki deneyimleri 3 ve 8 yıl olan) ve hafif düzeyde zihinsel yetersizliğe sahip kaynaştırma öğrencisi olan iki fen bilimleri öğretmeniyle (mesleki deneyimleri 7 ve 11 yıl olan) informal görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Mülakata katılımda gönüllülük ilkesine bağlı kalınmıştır. Veri analiz sürecinde içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda; fen bilimleri ve özel eğitim öğretmenlerinin büyük çoğunluğunun hafif düzeyde zihinsel yetersizliğe sahip öğrencilerin bilimsel süreç becerilerinin gelişimlerinde temel beceriler üzerine odaklandıkları ve nedensel ile deneysel becerilerin geliştirilmesinin zor olduğunu düşündükleri sonucuna varılmıştır. Öğretmenler,  bilimsel süreç becerilerinin gelişimini sağlamaya yönelik deneyleri seçerken; çoğunlukla öğrenci seviyesine uygunluğa, somut ve günlük hayatla ilişkili etkinlikler olmasına özen göstermektedirler.

*118R017 numaralı TÜBİTAK projesinden üretilmiştir. Yazarlar desteğinden dolayı ilgili kuruma teşekkür eder.


The Effect Of Stem Practıces On Teacher Candıdates 'entrepreneurshıp Skılls


Havva Yamak1, Nusret Kavak2, Gülbin Kıyıcı3
1Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü Fen Bilgisi Eğitimi ABD
2Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü Kimya Eğitimi ABD
3Manisa Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen bilimleri Eğitimi Bölümü Fen Bilgisi Eğitimi ABD


Abstract No: 262 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

STEM education includes the teaching of basic sciences such as science and mathematics by integrating them with the application possibilities of engineering and technology and an educational approach covering all levels from pre-school to higher education.
In the 21st century, STEM education is one of the most important paradigms in the world. One of the reasons for its emergence is to gain the 21st century Skills which has high level thinking skills for individuals who can take part in Globalization, Industry 4.0, Education 4.0 and Industry 4,0.
STEM training; doesn’t allow knowledge to remain in theory, It aims to be transformed into applications, products and innovative inventions.
Entrepreneurship from 21st century skills, it is a process of taking action to start a business, take risks, or develop and manage business in the Developing competitive global market. The entrepreneur; pioneer, innovative and leader.
Bolaji stated in 2012 that the development of entrepreneurship can be realized through the education of science and that it can contribute to the national development
Universities are effective in the development of entrepreneurial and students can be directed to new initiatives through the trainings they take.
 
Our study group was formed by the faculty of education’ the students and  the activities that were prepared in accordance with STEM approach were applied in the Science Teaching Laboratory Practices-1. “Entrepreneurship Scale for Teacher Candidates” was applied. The data obtained are dependent on the design of the subject and the dependent groups t-test were analyzed.  There was a significant difference between the pre-test and post-test total scores of the research group according to the t-test results. A significant difference was found on “Being Innovative” sub-dimension. Research results showed that STEM applications in Science Education contribute to the development of Entrepreneurship skills of individuals.

Stem Uygulamalari’ Nın Öğretmen Adaylarinin Gi̇ri̇şi̇mci̇li̇k Beceri̇si̇ Üzeri̇ne Etki̇si̇


Havva Yamak1, Nusret Kavak2, Gülbin Kıyıcı3
1Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü Fen Bilgisi Eğitimi ABD
2Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü Kimya Eğitimi ABD
3Manisa Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen bilimleri Eğitimi Bölümü Fen Bilgisi Eğitimi ABD


Bildiri No: 262 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

STEM eğitimi fen ve matematik gibi temel bilimlerin, mühendislik ve teknolojinin sağladığı uygulama olanaklarıyla entegre edilerek öğretilmesini içeren ve okul öncesinden yüksek öğretime kadar tüm seviyeleri kapsayan bir eğitim yaklaşımıdır. 21. yüzyılda dünyadaki en önemli paradigmalardan birisi olan STEM eğitiminin ortaya çıkma sebeplerinden en önemlileri Küreselleşme, Endüstri 4.0, Eğitim 4.0 ve Endüstri 4,0 çağında görev alabilecek bireylere üst düzey düşünme becerileri olan 21. yy. becerilerinin kazandırılması gerçeğidir. STEM eğitimi; bilginin teoride kalmasına müsaade etmeyip uygulama, ürün ve yenilikçi buluşlara dönüştürülmesini hedeflemektedir (MEB 2016).
21. yüzyıl becerilerinden olan girişimcilik, gelişen rekabetçi küresel pazarda, iş kurmak, risk almak veya iş geliştirip düzenlemek ve yönetmek için harekete geçme sürecidir. Girişimci ise; öncü, yenilikçi ve liderdir.
Girişimciliğin geliştirilmesinin fen bilimleri eğitimi aracılığıyla gerçekleştirilebileceği ve bu sayede ulusal gelişime katkı sağlanabileceğini Bolaji 2012 de belirtmiştir (Bolaji 2012). Üniversiteler de girişimci özelliklerin geliştirilmesinde etkilidir ve öğrenciler aldıkları eğitimler aracılığıyla yeni girişimlere yöneltilebilir (Rasmussen ve Sorheim 2006).
Güncel hayatta ticari işlerle ilgili zannedilen girişimciliğin toplum mühendisi olan öğretmenler için önemine dikkat çekmek gerekmektedir. Girişimcilik becerisinin incelendiği ve örneklemi tıp, eğitim, iktisadi idari bilimler ve mühendislik fakültesi öğrencilerinin oluşturduğu araştırmada Avşar (2007) öğretmen adaylarının girişimci özelliklerinin diğer fakültelerin öğrencilerinin ortalamasından dikkat çekici düzeyde daha düşük olduğunu tespit etmiştir (Avşar 2007).
Bu araştırma da eğitim fakültesi öğrencilerinin oluşturduğu çalışma gurubuna, Fen Öğretimi Laboratuvar Uygulamaları-1 dersinde STEM yaklaşımına uygun hazırlanmış etkinlikler uygulanmıştır. Uygulama öncesi ve sonrasında “Öğretmen Adaylarına Yönelik Girişimcilik Ölçeği” uygulanmıştır (Deveci ve Çepni 2015). Elde edilen veriler denek içi tasarıma uygun olduğundan bağımlı guruplar t-testi ile analiz edilmiştir. 
Araştırma gurubunun öntest-sontest toplam puanları arasında bağımlı guruplar t-testi sonuçlarına göre girişimcilik düzeylerinde anlamlı bir farklılık görülmüştür. Ölçeğin “Yenilikçi Olma” alt boyutunda anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları Fen Bilimleri Eğitiminde STEM Uygulamalarının, bireylerin Girişimcilik becerilerini geliştirmeye katkı sağladığını göstermiştir. 


Investigation Of Pre-service Primary And Science Teachers’ Discrimination Levels Of Science-pseudoscience


Aslı Saylan Kırmızıgül1
1Erciyes Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Abstract No: 270 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The phenomena obtained from unreliable sources; although they seem to be scientific at first sight, are actually far from scientific qualifications and called as pseudoscientific phenomena. In order to raise scientifically-literate individuals, which is the main objective of science curriculums in the world; first of all, the teachers who teach science should be able to distinguish scientific phenomena from the pseudoscientific phenomena. Therefore, the aim of this study is to investigate the pre-service primary and science teachers’ discrimination levels of science-pseudoscience according to different variables. In accordance with this purpose, comparative research design was used in this study. Data were collected from 128 pre-service teachers (63 primary, 65 science) using 23-item ‘Science-Pseudoscience Distinction Scale’ developed by Oothoudt (2008) and adapted into Turkish by Kirman Çetinkaya, Laçin Şimşek, and Çalışkan (2013). The scale has four sub-dimensions: Pseudoscience, scientific merhod, science/pseudoscience distinction, pseudoscientific beliefs. The data were analyzed with independent samples t-test using SPSS statistical program. According to the findings of the analyses, a statistically significant difference was found between the scores of the pre-service teachers in favor of pre-service science teachers. In other words, pre-service science teachers are more successful than the pre-service primary teachers in distinguishing scientific phenomena from pseudoscientific phenomena.

Sınıf Ve Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Bilim-Sözde Bilim Ayrım Düzeylerinin İncelenmesi


Aslı Saylan Kırmızıgül1
1Erciyes Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 270 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Güvenilir olmayan kaynaklardan elde edilen, ilk bakışta bilimsel gibi görünmesine rağmen gerçekte bilimsel nitelikten uzak olan olgular sözde bilimsel olgular olarak adlandırılmaktadır. Ülkelerin fen bilimleri dersi öğretim programlarının temel amacı olan bilim okuryazarı bireyler yetiştirilmesi için öncelikle bu dersi yürüten öğretmenlerin bilimsel ve bilimsel olmayan olguların ayrımını iyi yapmaları gerekmektedir. Buradan hareketle, bu çalışmanın amacı sınıf ve fen bilgisi öğretmen adaylarının bilim-sözde bilim ayrımına yönelik anlayışlarının farklı değişkenlere göre karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, nicel araştırma desenlerinden karşılaştırma yönteminin tercih edildiği çalışmaya dördüncü sınıfta öğrenim görmekte olan 128 öğretmen adayı (63 sınıf öğretmenliği, 65 fen bilgisi ögretmenliği) katılmıştır. Veriler Oothoudt (2008) tarafından geliştirilen ve Kirman Çetinkaya, Laçin Şimşek ve Çalışkan (2013) tarafından Türkçe’ye uyarlanmış olan 23 maddelik ‘Bilim-Sözde Bilim Ayrımı Ölçeği’ kullanılarak toplanmıştır. Ölçeğin dört alt boyutu bulunmaktadır: Sözde bilim, bilimsel yöntem, bilim-sözde bilim ayrımı, sözde bilimsel inanışlar. Verilerin analizinde SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Elde edilen verilere bağımsız örneklemler t-testi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre, öğretmen adaylarının bilim-sozde bilim ayrımı ölçeğinden aldıkları ortalama puanlar arasında fen bilgisi öğretmen adayları lehine anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Buna göre, fen bilgisi öğretmen adayları bilimsel olguları sözde bilimsel olgulardan ayırt etmede sınıf öğretmeni adaylarından daha başarılıdırlar. 


Investigation Of The Relationship Between Science And The Process Of Licorice Shrup Used Regionally In Southeastern Anatolia


Nilüfer Mutlu1, Salih Çepni1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 273 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of the study is to translate the language of the licorice syrup, which is a regional product about nutrition in southeastern Anatolia, into scientific language and to examine the relationship between science and the production of licorice syrup. In this context, the aim of the study is to strengthen local culture based science education in schools.Among qualitative research methods, case study was preferred in the study. Study group consists of  three people who are widely famous for  the production of licorice syrup in Şanlıurfa,southeastern of Anatolia. Observation and semi-structured interviews were used as data collection tools. In this scope, interviews were conducted with the individuals producing licorice syrup. The process of preparing local products was photographed and archived. The interview and observation process continued for 3 to 4 days for each individual. The data were analyzed by using the content analysis method. According to the findings obtained from the study; a number of science concepts were encountered in the evaluation of licorice sherbet production process. In the process of cultivation of licorice plants, producers make use of the factors that affect the development of plants and grow the plants. In the process of syrup making, there are many science related concepts such as filtration, dissolution, mixture, convection and acids. With these findings, it was ensured that the subjects were better understood because both our culture was better recognized and the science would be associated with daily life. In accordance with the results obtained in this context, when the local science is moved to the science classes, the students will learn the subject in more concrete way.
 

Güney Doğu Anadolu Bölgesi̇nde Yöresel Olarak Kullanilan Meyan Şerbeti̇ Yapim Süreci̇ni̇n Fen İle İli̇şki̇si̇ni̇n İncelenmesi̇


Nilüfer Mutlu1, Salih Çepni1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 273 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, Güney Doğu Anadolu bölgesinde beslenmeyle ilgili yöresel bir ürün olan meyan şerbetinin üretiminde kullanılan dilin bilimsel dile dönüştürülmesi ve fen ile ilişkisinin incelenmesidir. Bu bağlamda yapılan çalışma ile okullarda yöresel kültür temelli fen eğitiminin güçlendirilmesi hedeflenmektedir.  Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması tercih edilmiştir. Çalışma grubunu; Güney Doğu Anadolu Bölgesinde bulunan Şanlıurfa ilinde yöresel bir ürün olan meyan şerbeti yapımı ile ilgili ün yapmış 3 birey oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak gözlem ve yarı yapılandırılmış görüşme kullanılmıştır. Bu kapsamda meyan şerbetini üreten bireylerle ard arda mülakatlar yürütülmüştür. Yöresel ürün geliştirilme süreci fotoğraflanıp arşivlenmiştir. Mülakat ve gözlem süreci yaklaşık her birey için 3- 4 gün devam etmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi metodu kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre; meyan şerbeti üretim süreci değerlendirilirken birçok fen kavramına rastlanılmıştır. Örneğin; meyan bitkisinin yetiştirilme sürecinde bitkilerin gelişimini etkileyen faktörlerden yararlanarak üreticiler bitkiyi yetiştirmektedirler. Şerbet yapım sürecinde süzme, çözünme, karışım, konveksiyon ,asitler gibi bir çok bilimle ilgili kavram yer almaktadır. Bu bulgularla birlikte hem kültürümüzün daha iyi tanınması hem de fenin günlük yaşamla ilişkilendirileceği için konuların daha iyi anlaşılması sağlanmıştır. Bu bağlamda elde edilen sonuçlar doğrultusunda yerel bilim fen sınıflarına taşındığında, öğrenciler konuyu daha somut bir şekilde öğrenmiş olacaklardır.
 


The Attitude Of The Science Teachers To Social Robots


Sinan Çınar1, Nurullah Kereci2
1Recep Tayyip Erdoğan Üni. Eğitim Fak.
2Recep Tayyip Erdoğan Üni. Sosyal Bil. Enst.


Abstract No: 465 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Social interactive robots are robots that can interact with people in social life with their physically similar appearance and abilities. These robots are designed to communicate with people and become part of human society. Social interactive robots are used to communicate, to understand emotions and perceptions, to maintain social relationships and to improve social competencies. These features are used in different fields of education such as humanoid robots, teacher, assistant teacher, instructor peer or instructional material. In the literature, it is suggested that teacher attitudes are a strong predictor of the use of technology in classrooms, so teachers' desire to interact with social robots will in practice influence the practice. In this study, it has been tried to determine the opinions of science teachers about using robots in schools. In this study, scanning method was adopted as a research method and Social Robot Attitude Survey-SRTA was used as a measurement tool. Science teachers (N=50) in different provinces of Turkey survey was conducted. The Social Robot Attitude Survey-SRTA questionnaire was developed by Kennedy, Lemaignan and Tony (2016). The questionnaire was translated into Turkish with the collaboration of an assessment expert and a science education specialist. A pilot study was carried out with 30 science teachers working in Rize and necessary corrections were made in the questionnaire items. According to the findings obtained from the survey, science teachers think that the use of social robots in schools and classrooms will contribute to the students in terms of education and training and that robots have a potential in this direction. However, despite their positive attitude, they have some concerns and concerns both in moral and practical use in the classroom.
 

Fen Bi̇lgi̇si̇ Öğretmenleri̇ni̇n Sosyal Robotlara Karşi Tutumu


Sinan Çınar1, Nurullah Kereci2
1Recep Tayyip Erdoğan Üni. Eğitim Fak.
2Recep Tayyip Erdoğan Üni. Sosyal Bil. Enst.


Bildiri No: 465 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Sosyal etkileşimli robotlar, fiziksel olarak insana benzer görünüşleri ve yetenekleri ile sosyal yaşamda insanlarla etkileşim kurabilen robotlardır. Bu robotlar, insanlarla iletişim kurmaları ve insan toplumunun bir parçaları olmaları için tasarlanmıştır. Sosyal etkileşimli robotlar iletişimde, duyguları ve algıları anlamada, sosyal ilişkileri sürdürmede ve sosyal yetkinlikleri geliştirmede kullanılmaktadır. Bu özellikleri nedeniyle insansı robotlar, öğretmen, yardımcı öğretmen, öğretici akran veya öğretici materyal olarak, özel eğitim ve yabancı dil eğitimi gibi eğitimin farklı alanlarında kullanılmaktadır. Alan yazında, öğretmen tutumlarının sınıflarda teknoloji kullanımının güçlü bir öngörücüsü olduğunu öne sürmektedir, bu nedenle öğretmenlerin sosyal robotlarla etkileşime girme isteği pratikte uygulamayı etkileyecektir. Bu çalışmada okullarda robot kullanımına yönelik fen bilgisi öğretmenlerinin görüşleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada araştırma yöntemi olarak Tarama yöntemi benimsenmiş ve ölçme aracı olarak Sosyal Robot Tutum Anketi-SRTA kullanılmıştır. Türkiye’nin farklı illerinde çalışan 50 (32 kadın, 18 erkek) fen bilgisi öğretmeni  ile anket çalışması yürütülmüştür. Sosyal Robot Tutum Anketi-SRTA anketi Kennedy, Lemaignan ve Tony (2016) tarafından geliştirilmiş bir ankettir.  Anket bir ölçme değerlendirme uzmanı ve fen bilgisi eğitimi uzmanının ortak çalışması ile Türkçeye çevrilmiş ve Rize ilinde görev yapan 30 kişilik bir fen bilgisi öğretmeni ile pilot çalışması yürütülmüş ve anket maddelerinde gerekli düzeltmeler yapılmıştır.  Anketten elde edilen bulgulara göre fen bilgisi öğretmenleri okullarda ve sınıflarda sosyal robotların kullanımının eğitim ve öğretim açısından öğrencilere katkı sağlayacağını bu yönde robotların bir potansiyele sahip olduğu düşünmektedir. Fakat  bu pozitif tutuma rağmen sınıfta kullanımında hem ahlaki olarak hem de pratikte  bir takım kaygı ve endişeler sahiptir. 
 


Investigation Of Eight Grade Students’ Attitudes Towards Socio- Scientific Issues


Aynur ÇEVİK1, Ebru EZBERCİ ÇEVİK1, Aslı SAYLAN KIRMIZIGÜL2, Hasan KAYA1
1
2Erciyes Üniversitesi


Abstract No: 483 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to determine the attitude level of eighth grade students towards socio-scientific issues. In this study, survey design, being one of the quantitative research designs, was used. The sample of the study consisted of 180 eighth grade students from a middle school in Kütahya. Data were collected through Attitude towards Socio-scientific Issues Scale, which is a 5-point Likert-type scale including 25 questions. Some of the questions in the scale were obtained from the literature and some of them were prepared by the researchers. The content validity of the questions was provided before the implementation, while criterion and construct validities were examined after the implementation. Cronbach’s Alpha reliability coefficient was found as 0.89, and item difficulty and discrimination indices were found to be at good levels. The data were analyzed through SPSS 22 statistical program. As a result of the analyses, it was determined that students had positive attitudes towards socio-scientific issues but they were concerned about some subjects. In addition, there was no significant difference among the attitude scores with respect to gender and parents' education levels, whereas in terms of income levels, there was a significant difference between medium-income and high-income levels in favor of high-income students. It was concluded that students’ positive attitudes may be due to the fact that science education give weight to socio-scientific issues in Turkey in recent years. Finally, some suggestions were made to improve students' attitude levels towards socio- scientific issues and to eliminate their concerns.

Seki̇zi̇nci̇ Sinif Öğrenci̇leri̇ni̇n Sosyobi̇li̇msel Konulara Yöneli̇k Tutumlarinin İncelenmesi̇


Aynur ÇEVİK1, Ebru EZBERCİ ÇEVİK1, Aslı SAYLAN KIRMIZIGÜL2, Hasan KAYA1
1
2Erciyes Üniversitesi


Bildiri No: 483 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, sekizinci sınıf öğrencilerinin sosyobilimsel konulara ilişkin tutumlarının hangi düzeyde olduğunun belirlenmesidir. Çalışmada nicel araştırma desenlerinden tarama deseni kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi uygun örnekleme ile belirlenen ve Kütahya ili merkezine bağlı bir devlet okulunda öğrenim görmekte olan 180 sekizinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak beşli likert tipindeki 25 sorudan oluşan Sosyobilimsel Konulara Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekte bulunan soruların bir kısmı literatürden hazır alınmış, bir kısmı ise araştırmacılar tarafından oluşturulmuştur. Uygulama öncesinde soruların kapsam geçerliği sağlanmış, uygulama sonrasında ölçüt ve yapı geçerliği çalışmaları yapılmıştır. Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı 0.89, soruların güçlük ve ayırt edicilik indeksleri ise iyi düzeyde bulunmuştur. Veriler SPSS 22 istatistik programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda öğrencilerin sosyobilimsel konulara yönelik tutumlarının olumlu olduğu ancak bazı konulara ilişkin kaygı duydukları tespit edilmiştir. Ayrıca tutum puanları arasında cinsiyet ile anne-baba eğitim düzeyleri açısından anlamlı farklılık olmadığı, gelir düzeyleri açısından ise orta seviyede gelir düzeyi ile iyi seviyede gelir düzeyine sahip öğrenciler arasında gelir düzeyi iyi olanların lehine anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Tutum puanlarının iyi seviyede olmasının Türkiye’de son yıllarda sosyobilimsel konulara fen eğitiminde ağırlık verilmesindenkaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Son olarak, öğrencilerin sosyobilimsel konulara yönelik tutum düzeylerinin daha da yükselmesi ve kaygılarının giderilmesi için bazı önerilerde bulunulmuştur.


Evaluation Of Classroom Practices Of Teachers For Development Of Analytical Thinking Skills Of Primary School Students In Science Lesson


Elif ÖZATA YÜCEL1, Büşra Melis KANYILMAZ2
1Kocaeli Üniversitesi
2Özel Düş Bahçesi Okulları


Abstract No: 213 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, classroom practices of teachers for development of analytical thinking skills of students in science lesson are examined. Holistic multiple case design from qualitative research patterns is utilized in the study. The data are collected by means of analytical thinking skills observation form created by the researchers through in-class observations. Observations are made in the classrooms of a third and fourth grade teachers who were volunteers in the province of Kocaeli, at both classroom level through same units which was related to electricity.
In the results; it was determined that third grade teacher often used teacher-centered practices throughout the observations made in the classroom as in the examples of defining/describing a concept/circumstance/problem only him/herself or separate a concept/circumstance/problem to analysis units him/herself. It was observed that the practices where students are active were the lesson for subject review and answering questions in the form of gap-filling, multi-choice, true-false. As for the fourth grade teacher, it was determined that he/she often used teacher-student interaction practices as in the examples of providing the students to describe/define the characteristics of analysis units of concept/circumstance/problem and ensuring the students to describe/define the relationship between the analysis units of the concept/circumstance/problem. In addition to using the question-answer method in the teaching process such as multiple-choice, true-false, it was observed that he/she created a discussion environment with open-ended questions that will direct students to think. It was understood that both teachers asked less about the questions that would lead the students to analytical and higher-level thinking, and used questions for lower-level mental skills questions such as knowledge and comprehension. Results indicate that teachers need pedagogical support for developing analytical thinking skills. In-service trainings focused on developing higher-level thinking skills may be useful for the applying higher-level cognitive skills more, such as analytical thinking skills.

Öğretmenlerin Fen Bilimleri Dersinde İlkokul Öğrencilerinin Analitik Düşünme Becerilerinin Geliştirilmesine Yönelik Sınıf İçi Uygulamalarının Değerlendirilmesi


Elif ÖZATA YÜCEL1, Büşra Melis KANYILMAZ2
1Kocaeli Üniversitesi
2Özel Düş Bahçesi Okulları


Bildiri No: 213 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersinde, öğrencilerin analitik düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik gerçekleştirdikleri sınıf içi uygulamaları incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden bütüncül çoklu durum deseninden faydalanılmıştır. Veriler; araştırmacılar tarafından hazırlanan, analitik düşünme becerileri gözlem formu aracılığıyla, sınıf içi gözlemler gerçekleştirilerek toplanmıştır.  Gözlemler; Kocaeli ilinde gönüllü olan bir üçüncü, bir dördüncü sınıf öğretmenlerinin sınıflarında, üçüncü sınıfta “Yaşamımızdaki Elektrikli Araçlar”, dördüncü sınıfta ise “Basit Elektrik Devreleri” üniteleri boyunca gerçekleştirilmiştir.
Araştırma sonuçlarında; üçüncü sınıf öğretmeninin, sınıfta gerçekleştirilen gözlemler boyunca bir kavramı/durumu/problemi sadece kendisinin tanımlaması/açıklaması veya bir kavramı/ durumu/ problemi analiz birimlerine kendisinin ayırması örneklerinde olduğu gibi sıklıkla öğretmen merkezli uygulamaları kullandığı belirlenmiştir. Öğrencilerin aktif olduğu uygulamaların sadece konu tekrarının yapıldığı derste ve boşluk doldurma, çoktan seçmeli, doğru-yanlış şeklindeki soruların cevaplanması şeklinde olduğu görülmüştür. Dördüncü sınıf öğretmeninin ise ağırlıklı olarak öğrencilerin kavramın/ durumun/ problemin analiz birimlerinin özelliklerini açıklamalarını/tanımlamalarını sağlaması ve öğrencilerin kavramın/ durumun/ problemin analiz birimleri arasındaki ilişkiyi açıklamalarını sağlaması örneklerinde olduğu gibi öğretmen- öğrenci etkileşimli uygulamaları kullandığı belirlenmiştir. Öğretim sürecinde çoktan seçmeli, doğru-yanlış gibi soru-cevap yöntemini kullanmasının yanında, öğrencileri düşünmeye yönlendirecek açık uçlu sorularla tartışma ortamı oluşturduğu görülmüştür. Her iki öğretmenin de öğrencileri analitik ve üst düzey düşünmeye itecek soruları daha az sorduğu, daha çok bilgi, kavrama gibi daha alt düzey zihinsel becerilere yönelik soruları kullandıkları anlaşılmıştır. Araştırma sonuçları öğretmenlerin analitik düşünme becerisinin geliştirilmesine yönelik pedagojik desteğe ihtiyaç duyduklarına işaret etmektedir. Analitik düşünme becerisi gibi üst düzey bilişsel becerileri geliştirmeye yönelik soru ve etkinliklerin sınıf içinde daha çok uygulanabilmesi için üst düzey düşünme becerilerinin geliştirilmesine odaklanmış hizmet içi eğitimler faydalı olabilir.


Investigation Of Science Teacher Candidates' Views On Personal Protection In Laboratory


Nail Şahin1, Bekir Güler1
1Bartın Üniversitesi


Abstract No: 299 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study was to investigate the views of science teacher candidates towards personal protection in science laboratory. The study was conducted in fall semester of 2018-2019. The participants were 56 undergraduate students from science education department of a public university. A questionnaire with open-ended questions was developed by the researcher. The questions in the questionnaire questioned how pre-service teachers perceived personal protection practices and what they did in this context. The answers given to the questionnaire were examined via descriptive analysis. The findings show that teacher candidates’ mentioned the status of personal protection practices in an experiment, but they put only some of those into practices. It was seen that a significant number of teacher candidates stated that the necessary protection could be achieved with the use of goggles, gowns and gloves. However, some pre-service teachers also mentioned other different applications. It is thought that it is important for pre-service teachers to fully control and implement personal protection measures in order to ensure that the experimentation process is safe. At this point, it is thought that the results obtained from the research will be useful in increasing the awareness of teacher candidates about personal protection in science laboratory.
 

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Laboratuvarda Kişisel Korunmaya Yönelik Görüşlerinin İncelenmesi


Nail Şahin1, Bekir Güler1
1Bartın Üniversitesi


Bildiri No: 299 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının fen laboratuvarında kişisel korunma uygulamalarına ilişkin görüşlerini incelemektir. Çalışma 2018-2019 güz yarıyılında gerçekleştirilmiş olup, katılımcılar bir devlet üniversitesinin fen bilgisi öğretmenliği lisans programında öğrenim görmekte olan 56 öğretmen adayından oluşmaktadır. Öğretmen adaylarının laboratuvarda kişisel korunma uygulamalarına yönelik görüşlerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından açık uçlu sorulardan oluşan bir anket geliştirilmiştir. Ankette yer alan sorular öğretmen adaylarının kişisel korunma uygulamalarından ne anladıklarını ve bu kapsamda neler yaptıklarını sorgulamıştır. Ankete verilen cevaplar betimsel analize tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgular, öğretmen adaylarının kişisel korunma uygulamalarının deney yapma sürecinin neresinde yer aldığına değindiklerini, ancak uygulama boyutunda yalnızca bazı uygulamalara yer verdiklerini göstermektedir. Öğretmen adaylarının önemli bir bölümünün gözlük, önlük ve eldiven kullanımı ile gereken korunmanın tam anlamıyla sağlanabildiğini belirttikleri görülmüştür. Bununla birlikte bazı öğretmen adayları diğer farklı uygulamalara da değinmişlerdir. Deney yapma sürecinin güvenli olmasını sağlayabilmeleri için öğretmen adaylarının kişisel korunma tedbirlerine tam anlamıyla hâkim olmaları ve bu bilgilerini uygulamaya geçirmelerinin önemli olduğu düşünülmektedir. Bu noktada araştırmadan elde edilen sonuçların öğretmen adaylarının fen laboratuvarında kişisel korunmaya yönelik farkındalıklarının arttırılması noktasında faydalı olacağı düşünülmektedir.
 


The Effect Of Science Instruction Supported By Educational Games On The Motivation Of Secondary School Students Within The Scope Of Light Spread Unit


İsmail Kılıç1, Özkan Gürbüz2
1Trakya Üniversitesi
2Metin Seçkin Ortaokulu


Abstract No: 332 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Objective: The aim of this study was to investigate the effect of the courses supported by educational game activities within the scope of the 5th grade science course Light Spread unit on student motivation.
Method: The study was carried out with the participation of 71 students in a secondary school in Çerkezköy district of Tekirdağ. In this study, experimental and control groups were determined randomly by using pretest-posttest control group quasi-experimental design. In the experimental group, the lessons were enriched with educational game activities and in the control group, the lessons were conducted only according to the normal curriculum based on the science textbook. The motivation scale for science learning was applied to experimental and control groups before and after the application.
Results: The data were analyzed with t-test by using SPSS program. As a result of the statistical analysis, there was no significant difference between the groups in terms of pre-test results, while the post-test results showed that the experimental group was significantly motivated from the control group.
Conclusion: It is concluded that the teachers will contribute to the motivation of the students when they effectively play the games in the classroom without changing the program.

“işığın Yayılması” Ünitesi Kapsamında Eğitsel Oyunlar İle Desteklenmiş Fen Öğretiminin Ortaokul Öğrencilerinin Motivasyonu Üzerine Etkisi


İsmail Kılıç1, Özkan Gürbüz2
1Trakya Üniversitesi
2Metin Seçkin Ortaokulu


Bildiri No: 332 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Amaç: Bu çalışma, 5. sınıf fen bilimleri dersi “Işığın Yayılması” ünitesi kapsamında derslerin eğitsel oyun etkinlikleriyle desteklenerek işlenilmesinin öğrenci motivasyonu üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır.
Yöntem: Çalışma Tekirdağ ili Çerkezköy ilçesine bağlı bir ortaokulda 71 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırma yöntemlerinden ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel deseninin kullanıldığı çalışmada seçkisiz (yansız) bir şekilde deney ve kontrol grubu belirlenmiştir. Deney grubunda eğitsel oyun etkinlikleri ile dersler zenginleştirilmiş, kontrol grubunda ise dersler sadece fen bilimleri ders kitabına bağlı kalınarak normal müfredata göre gerçekleştirilmiştir. Deney ve kontrol gruplarına uygulama öncesi ve sonrası fen öğrenmeye yönelik motivasyon ölçeği uygulanmıştır.
Bulgular: Veriler SPSS programı kullanılarak, t-testi ile analiz edilmiştir. İstatistiksel analizler sonucunda, ön-test sonuçları açısından gruplar arasında anlamlı bir fark çıkmazken, son-test sonuçları deney grubunun kontrol grubundan anlamlı derecede motive olduğunu göstermiştir.
Sonuç: Öğretmenlerin programda fazla değişikliğe gitmeden sınıf içinde oyunları etkili bir biçimde uyguladıklarında öğrencilerin fene yönelik motivasyonuna katkı sağlayacağı sonucuna varılmıştır.
 


Physics And Chemistry Prospective Teachers’ Views On Stem Education


Zehra Özdilek1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 338 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study was to determine the views of physics and chemistry prospective teachers about STEM education and their opinions about the application at high school level. This study was carried out with 47 prospective teachers (14 physics and 33 chemistry) who took special teaching method courses within the scope of Pedagogical Formation Education Certificate Program in Fall semester of 2018-2019 Academic Year. At the beginning of the study, prospective teachers were asked preliminary knowledge about STEM education. A STEAM activity was then performed in the class setting. The study was conducted as an qualitative action research. The data were collected through open-ended questions, semi-structured interviews and observations. The data were analyzed by using content analysis. At the end of the study, participants were asked about STEM dimensions, science concepts in the activity, characteristics of good STEM education at high school level and opinions about teaching methods and techniques that could be used in a STEM activity. The vast majority of prospective teachers stated that they had no previous knowledge of STEM / STEAM education At the end of the study, it was determined that they could define the dimensions of science and mathematics related to the activity, partially explain the engineering dimension, and the difficulty in explaining the technology and art dimensions. Teacher candidates stated that many physics, chemistry and biology concepts can be realized by recycling paper activity. From this point of view, prospective teachers suggested that the activity should be interesting for a good STEM / STEAM application at high school level, to be realized in school environment with easy-to-find materials and to integrate the disciplines of science, and to implement teaching methods such as Predict-Observe-Explain, argumentation and case study.
 
 

Fizik Ve Kimya Öğretmen Adaylarının Gözünden Stem Eğitimi


Zehra Özdilek1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 338 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı fizik ve kimya öğretmen adaylarının STEM eğitimi hakkındaki algılarını ve lise düzeyinde uygulama konusu ile ilgili görüşlerini belirlemektir. Bu çalışma 2018-2019 Eğitim Öğretim yılı güz döneminde Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı kapsamında özel öğretim yöntemleri dersini alan 47 fizik (n=14)  ve kimya (n=33) öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma başında öğretmen adaylarına STEM eğitimi ile ilgili ön bilgileri sorulmuş,   ardından bir STEAM etkinliği sınıfta gerçekleştirilmiştir. Çalışma nitel odaklı olup bir eylem araştırması şeklinde yürütülmüştür. Çalışmanın verileri açık uçlu sorular, yarı yapılandırılmış görüşmeler ve gözlemler aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Çalışma sonunda katılımcılara yaptıkları etkinlikte STEM boyutları, etkinlikteki fen kavramları, lise düzeyinde iyi bir STEM eğitiminin özellikleri ve bir STEM etkinliğinde kullanılabilecek öğretim yöntem ve teknikleri ile ilgili görüşleri sorulmuştur. Öğretmen adaylarının büyük çoğunluğu daha önce STEM/STEAM eğitimi ile ilgili bilgileri olmadığını belirtmiştir. Çalışma sonunda etkinlik ile ilgili fen ve matematik boyutlarını tanımlayabildikleri, mühendislik boyutunu kısmen açıklayabildikleri, teknoloji ve sanat boyutunu açıklamada ise zorlandıkları tespit edilmiştir. Öğretmen adayları geri dönüşüm kağıt etkinliği ile pek çok fizik, kimya, biyoloji kavramının öğretiminin gerçekleştirilebileceğini belirtmişlerdir. Buradan hareketle lise düzeyinde iyi bir STEM/STEAM uygulaması için etkinliğin ilgi çekici olması, her ortamda ve kolay bulunabilen malzemeler ile okul ortamında gerçekleştirilmesi, fen bilimlerinin disiplinlerini bütünleştirmesi, etkinliklerde Tahmin-Gözlem-Açıklama, argümantasyon, örnek olay gibi öğretim yöntemlerinin uygulanması gerektiğini önermişlerdir.


The Effects Of Micro Teaching Practices On Pre-service Chemistry Teachers’ Pedagogical Content Knowledge Development


Faik Özgür Karataş1, Elif Selcan Kutucu2, Pelin Yılmaz1
1Trabzon Üniversitesi
2Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi


Abstract No: 350 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Pedagogical content knowledge (PCK) is defined as combination of content and pedagogical knowledge that is necessary for a chemistry teacher to teach effectively. A teacher who competent in PCK should be proficient in chemistry content, high school chemistry curriculum, assessment and evaluation, teaching chemistry methods, pedagogical knowledge, etc. In order to develop these skills and knowledge base, micro-teaching has been used for many years as micro-teaching practice might allow prospective teachers and their instructors to identify flaws as well as elements of good practice in teaching. The purpose of this study is to evaluate effectiveness of microteaching practice on pre-service chemistry teachers’ PCK. For this purpose, 14 male and 3 female pre-service chemistry teachers who enrolled Chemistry Teaching II class were examined. During the micro teaching process the participants worked as pairs to plan and execute two one-hour clas in accord with assigned objectives from High School Chemistry Curriculum developed by MoNE. The pre-service teachers were asked to prepare their content representation (CoRe), which is a comprehensive lesson plan for a 40-minute lesson. The process was completed in two one-class-hour rounds where one of the members of the group performed microteaching in each. An observation form developed by the researchers was used to collect data. It is found that the participants’ performance in micro teaching practice were more advanced in the second round when compare to first round in terms of PCK. A noteworthy improvement between the rounds was observed in curriculum familiarity, assessment and evaluation awareness, teaching methods comprehension and diagnosing student background dimensions. However, the participants’ progress in pedagogical knowledge remained limited.

Kimya Öğretmen Adaylarının Mikro Öğretim Uygulamalarının Pedagojik Alan Bilgilerinin Gelişimi Üzerine Etkisi


Faik Özgür Karataş1, Elif Selcan Kutucu2, Pelin Yılmaz1
1Trabzon Üniversitesi
2Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi


Bildiri No: 350 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Pedagojik alan bilgisi bir kimya öğretmenin dersini etkili işleyebilmesi için gerekli olan alan bilgisi ve pedagojik bilginin bileşkesi olarak tanımlanmaktadır. Pedagojik alan bilgisi bakımından donanımlı bir öğretmenin program bilgisi, değerlendirme bilgisi, alan bilgisi, yöntem/strateji bilgisi, pedagoji bilgisi gibi birçok açıdan gelişmiş olması ve öğrencilerini tanıyarak dersini planlama ve uygulama aşamasında tüm bu bilgileri işe koşması gerekmektedir. Bu amaç doğrultusunda öğretmen adaylarının eğitiminde uzun yıllardır mikro öğretim uygulaması kullanılmaktadır. Mikro öğretim uygulaması sayesinde öğretmen adaylarının eksik ve geliştirilmesi gereken yönleri kolayca tespit edilebilmekte ve gerekli dönütler sayesinde öğretmen adaylarının kendilerini geliştirmesi sağlanmaktadır. Bu çalışma ile birlikte de “Kimya öğretmen adaylarının mikro öğretim uygulamalarının pedagojik alan bilgilerinin gelişimi üzerine etkisinin değerlendirilmesi.” amaçlanmıştır. Amaç doğrultusunda bir eğitim fakültesinin kimya öğretmenliği programına kayıtlı olan ve “Kimya Öğretimi II” dersini alan 3’ü erkek 11’i kız olmak üzere toplam 14 3. sınıf kimya öğretmen adayı ile çalışılmıştır. Mikro öğretim süresince Milli Eğitim Bakanlığı 2018 Kimya Dersi Öğretim Programından seçilen üniteler öğretmen adaylarına ikişerli gruplar halinde dağıtılmıştır. Adaylardan ünitelerinden kazanımlarını belirleyerek bu kazanımlarına yönelik ikişerli grup olarak 40 dakikalık bir ders için kapsamlı bir ders planı olan içerik gösterimi (Content Representation [CoRe]) hazırlamaları istenmiştir. Toplam iki turda tamamlanan sürecin birinci turunda her bir gruptan birer kişi, ikinci turunda ise kalan diğer kişiler mikro öğretim uygulamalarını gerçekleştirmişlerdir. Verilerin toplanması aşamasında araştırmacılar tarafından geliştirilen gözlem formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler incelendiğinde ikinci turda mikro öğretim uygulamasını gerçekleştiren kimya öğretmen adaylarının birinci turdaki adaylara göre pedagojik alan bilgisi bakımından daha ileri düzeyde oldukları sonucuna varılmıştır. İkinci turda gözlemlenen bu gelişim, program, değerlendirme ve yöntem bilgisi ile öğrenciyi tanıma becerisi gibi boyutlarda daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştır. Ancak, pedagojik bilgi yönünden öğretmen adaylarının gelişimi sınırlı kalmıştır.
 


Statistical Literacy Self-efficacy Scale Development Study


Aslıhan BATUR1, Nevzat YİĞİT2, Adnan BAKİ2
1Artvin Çoruh Üniversitesi
2Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 117 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In the information society, statistical literacy is  important capability to understand the world correctly and making effective decisions. Thus, statistical literacy is a key topic in mathematics education research. Although the cognitive dimension of statistics literacy is prominent in the literature, there are not enough studies on emotional dimension of statistical literacy. While mathematics curriculum development studies trying to integrate statistical literacy, they should consider the statistics literacy self-efficacy as well. In order to understand how much successful to achieve the objectives of statistical literacy and its self-efficacy, we need to have  valid and reliable scale for measuring students' self-efficacy in statistical literacy. Thus, the aim of this study is to develop validity and reliability measurement tool for high school students to measure statistical literacy self-efficacy. Self-efficacy encompasses the perception and belief of individuals about their abilities. In order to complete the scale development steps, firstly pool of items was created by taking the literature and the experts' (three mathematics educators) suggestions regarding the statistical literacy self-efficacy were taken into account. Finally, draft scale consisted of 51 items were used to make item analysis. The draft scale was conducted to 404 high school students. Validity and reliability analyzes were performed. As a result of the exploratory factor analysis, 3-factor structure with variance of 41,521% was obtained. The factors are named regarding the components of statistical literacy model of Özmen (2015). These factors are “the confidence level related to the statistical process”, “the belief about the statistical reasoning”, and ” the qualification related to basic statistical concepts”. Factor load values range from 0,463 to 0,693. As a result of reliability studies, Cronbach-Alpha coefficient of scale was found to be 0.934. Considering psychometric properties of scale, it is assumed that scale is valid and reliable for high school students.


 

İstatistiksel Okuryazarlık Öz Yeterlilik Ölçek Geliştirme Çalışması


Aslıhan BATUR1, Nevzat YİĞİT2, Adnan BAKİ2
1Artvin Çoruh Üniversitesi
2Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 117 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bilgi toplumunda istatistiksel okuryazarlık bireyin dünyayı doğru anlamasına imkân sağlaması ve etkili kararlar alması açısından önemli bir yeterlik olarak karşımıza çıkmaktadır.  Bu durum, istatistik okuryazarlığını matematik eğitimi araştırmalarında odak noktası haline getirmiştir. İlgili alan yazında istatistik okuryazarlığının bilişsel boyutu ön plana çıkmasına rağmen duyuşsal boyutu ile ilgili yeterince çalışma bulunmamaktadır. Bir taraftan öğretim programları istatistiksel okuryazarlığı programa dahil etmeye  çalışırken, diğer taraftan istatistik okuryazarlık öz yeterliğini de dikkate almalıdır. Bu konuda ne kadar başarılı olduğumuzu anlamak açısından öğrencilerin istatistik okuryazarlık öz yeterliklerine bakılması gerekir. Bu çalışmanın amacı lise öğrencilerinin istatistiksel okuryazarlık öz yeterliklerini ölçebilecek geçerliği ve güvenirliği yüksek bir ölçme aracı geliştirmektir. Öz yeterlik kişilerin kendi yetenekleriyle ilgili algısını ve inancını kapsamaktadır. Bir ölçek geliştirme çalışmasının aşamalarını sırasıyla tamamlamak amacıyla ilk önce istatistiksel okuryazarlık öz yeterliği ile ilgili alan yazın ve uzmanların (üç matematik eğitimcisi) önerileri dikkate alınarak bir madde havuzu oluşturuldu. Taslak ölçeğin 51 maddesi dört farklı lise türünden toplamda 404 öğrencinin oluşturduğu örnekleme uygulandı. Yapılan açımlayıcı faktör analizi sonucunda varyansın %41,521 olduğu 3 faktörlü bir yapı elde edilmiştir. Faktörlerin isimlendirilmesi yapılırken Özmen’in (2015) istatistiksel okuryazarlık modelinin bileşenleri dikkate alınmıştır. Faktörler “istatistiksel süreçle ilgili güven duygusu”, “istatistiksel muhakeme ile ilgili inanç” ve “temel istatistiksel kavramlarla ilgili yeterlik” olarak isimlendirilmiştir. Faktör yük değerleri 0,463 ile 0,693 arasında değişmektedir. Güvenirlik çalışmaları sonucunda ölçeğin Cronbach-Alpha katsayısı .934 olarak bulunmuştur. Ölçeğin psikometrik özellikleri dikkate alındığında lise seviyesinde öğrenim gören öğrencilerin istatistiksel okuryazarlıklarına dair öz yeterliliklerinin geçerli ve güvenilir bir şekilde ölçülmesinde kullanılabilecek bir ölçme aracı olduğu varsayılmaktadır.
 


Examination Of The Role Of 8th Grade Students’ Epistemological Beliefs İn Explaining Their Approaches To Mathematical Modelling


Elif Akıllı1, Murat Altun1
1ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 203 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The goal of this study is to examine the epistemological beliefs that students in 8th grade have in describing their approach to mathematical modeling. Includes qualitative understanding in the basis, quantitative data were collected from 194 students from two state middle schools in Osmangazi province of Bursa and qualitative data were collected from 6 students that were chosen according to the diversity of the purposeful sampling. While data that's been collected from Epistemological Beliefs Scale was used along with the descriptive statistics and correlation analysis in the quantitative dimension, case study pattern was used in the qualitative part of the study. Student’s solutions in which mathematical modelling were examined were subjected to contetn analysis.  Students’ solutions for ten different mathematical modelling problems were used as data collection tool. After the analysis process, comparisons were made among the results and it has been seen that there is a weak relationship between students' epistemological beliefs and their approach to mathematical modeling and their epistemological beliefs interpret the process with weak or moderate approaches. When the averages of epistemological belief scale were examined, it was observed that the “Belief to That There is Only One Truth” subscale was higher than the average and it is concluded that the assumptions obtained from the qualitative data are in parallel with the high average of “Not thinking about different suppositions but selecting the assumptions for a single supposition”. In addition, it has been determined that the students have significant deficiencies in the steps of ‘Explaining the Problem, Establishing an Effective Problem Strategy and Creating a Proper Mathematical Model’.

8.sınıf Öğrencilerinin Matematiksel Modelleme Süreçlerini Açıklamada Epistemolojik İnançlarının Rolünün İncelenmesi


Elif Akıllı1, Murat Altun1
1ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 203 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

 Öğrencinin matematiksel modelleme sürecini algılayışı, matematiğe karşı ilgi ve tutumu, matematiğin doğasına karşı geliştirdiği inanç türü ve değeri,  kullandığı matematiksel araçlar, yaptığı  bireysel yada grup çalışmalarından etkilenir. Bu çalışmanın amacı, 8.sınıf öğrencilerinin matematiksel modellemedeki yaklaşımlarını açıklamada sahip oldukları epistemolojik inançlarının etkisinin incelenmesidir. Temel olarak nitel bir anlayışın olduğu çalışmada nicel ve nitel veriler Bursa’da  iki devlet okulunun 194 öğrencisinden nitel veriler ise amaçlı örneklemin maksimum çeşitliliğine göre seçilen 6  öğrenciden elde edilmiştir. Çalışmanın nicel verileri Epistemolojik İnanç Ölçeğinden elde edilmiş olup bu verileri tanımak amacı ile  betimsel istatistik ve korelasyon analizine başvurulmuştur. Nitel boyutunda ise durum çalışması deseni kullanılmıştır. Matematiksel modelleme süreçlerinin incelendiği  öğrenci çözümleri ise içerik analizine tabi tutulmuştur. Veri toplama aracı olarak ise on adet matematiksel modelleme problemi kullanılmıştır. Analiz sürecinin ardından bulgular birleştirilmiş ve karşılaştırmalar yapılmıştır. Öğrencilerin epistemolojik inançları ile matematiksel modellemedeki yaklaşımları arasında zayıf bir ilişki olduğu ve epistemolojik inançlarının süreçteki yaklaşımları zayıf veya orta düzeyde yordadığı görülmüştür. Epistemolojik inanç ölçeği ortalamalarına bakıldığında ise "Tek Bir Doğrunun Var Olduğuna İnanç " alt boyut ortalamasının genel ortalamanın  üstünde olduğu  ve bunun nitel verilerden elde edilen "Varsayimlari Tek Bir Durum İçin  Seçerek  Farklı  Durumları  Düşünmeme " ortalamasının yüksek çıkmasıyla paralellik gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin ‘Problemi Anlamlandırma, Etkili Bir Problem Stratejisi Ortaya Koyma ve Matematiksel Sembolleri Uygun Bir Şekilde Kullanma’ adımlarında önemli eksikliklerinin olduğu saptanmıştır.


Examination Of Teachers ' Views On The Use Of Aesthetic Concept In Mathematics


Büşra Hamzaçebi1, Taner Altun1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 230 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The mathematics course is usually taught to students in a very abstract way, independent of everyday life. For this reason, students always face the cold face of mathematics, as a result of this mathematics is not liked and found to be difficult by the students. In order to make students love mathematics, introducing and emphasizing the aesthetic concept is important as it may lead students to love mathematics and to find studying it valuable. The aim of this study is to investigate the views of mathematics teachers regarding the concept of aesthetic. In this way, teachers’ views about the meaning of aesthetic, how they relate it with other topics and how they emphasize the aesthetic in their classes will be determined. This study was conducted within the framework of qualitative approach and case study method was utilized. The study was conducted with 6 math teachers working in different schools in Trabzon. The data were obtained with semi-structured interview technique. The data were analyzed using the “constant comparison analysis” technique within the content analysis methods in qualitative research. Results of the study show that, although mathematics teachers expressed different views on the definition and meaning of the aesthetic concept, they have positive thoughts in general. In mathematics, however, it was concluded that they did not concentrate enough on the aesthetic concept, and they did not design any activity for this concept during their teaching. It is thought that teachers will be able to increase the positive attitudes towards the lesson by emphasizing the aesthetic dimension of mathematics and thus the student academic success of mathematics can be increased. It is suggested that studies should be carried out by associating the aesthetic concept with the mathematics curriculum at both secondary and high school levels.
 

Matematikte Estetik Kavramının Kullanılması Hakkında Öğretmen Görüşlerinin İncelenmesi


Büşra Hamzaçebi1, Taner Altun1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 230 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

     Matematik dersi genellikle öğrencilere, gündelik hayattan bağımsız ve çok soyut bir şekilde anlatılmaktadır. Bu sebeple öğrenciler, matematiğin hep soğuk yüzüyle karşılaşmakta, sonucunda da matematik dersini sevmemekte ve zorlanmaktadırlar. Bu durumdan yola çıkılarak öğrencilere matematiği sevdirebilmek adına, matematiğin farklı bir yüzü olan,estetik kavramının üzerinde durulması, öğrencilerin matematiğin estetik yüzüyle tanıştırılması; matematiği sevmeleri ve çalışmaya değer bulmaları açısından önem arz etmektedir.Bu kapsamda bu çalışmanın amacı, matematik öğretmenlerinin estetik kavramı hakkında görüş ve düşüncelerini incelemektir. Böylece öğretmenlerin matematikte estetik kavramının anlamı hakkındaki görüşleri, estetik kavramını derslerinde hangi konularla ilişkilendirdiklerini, hangi noktalara dikkat çektikleri tespit edilmiş olacaktır. Bu araştırma nitel yaklaşım çerçevesinde yürütülmüş olup çalışmada özel durum yöntemi kullanılmıştır. Çalışma Trabzon ilindeki farklı okullarda çalışan 6 ortaokul matematik öğretmeniyle yürütülmüştür. Araştırmada veriler yarı yapılandırılmış mülakat tekniğiyle elde edilmiştir. Elde edilen veriler nitel araştırmada sıkça kullanılan ve içerik analizi yöntemlerinden biri olan “sürekli karşılaştırmalı analiz”  metodu ile çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre matematik öğretmenlerinin estetik kavramının tanımı ve anlamına yönelik birbirlerinden farklı görüşler belirtmelerine karşın genel olarak olumlu düşüncelere sahip oldukları tespit edilmiştir. Buna rağmen matematik derslerinde estetik kavramı üzerinde yeterince durmadıkları, bu kavrama yönelik herhangi bir etkinlik tasarlamadıkları sonucuna ulaşılmıştır.Öğretmenlerin,dersin işlenişinde matematiğin estetik boyutunu öne çıkararak, öğrencilerin derse yönelik olumlu tutum geliştirebileceklerini ve bu sayede ders başarılarının arttırılabileceği düşünülmektedir. Estetik kavramının hem ortaokul hem lise düzeyinde matematik derslerinin uygun kazanımlarıyla ilişkilendirilmesine yönelik çalışmalar yapılması önerilmektedir.
 


Mathematical Literacy Levels Of Fifth Grade Students


Hatice Yeğit1, Murat Altun1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 237 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Mathematics literacy is related to how an individual apply the knowledge acquired in mathematical study to the daily life. In this context, mathematics literacy has become a skill which needs to be acquired from newly developed in structure schedules. When the studies in the field of mathematics literacy are examined, it is seen that it’s directed to senior classes of first and second stages of primary education. The lack of studies which directed to the other stages of primary education is the starting point of this study. The main purpose of this study is to determine the mathematics literacy levels of elementary school fifth grade students. The study is conducted on twenty fifth grade elementary school students. Consisting of twelve questions mathematics literacy test was applied to the participants by the researcher. In this study, qualitative research method was used and the data were analyzed by content analysis. As a result of the content analysis, the questions in the mathematics literacy test were grouped and divided into three themes. These themes include (1) space and shape, (2) uncertainty, and (3) quantitative themes. According to the findings of the study, it has been found that students mostly have difficulty with quantitative questions. It has been determined that the theme that the students have been successful the most is the uncertainty theme. When the students have been evaluated one by one in the direction of the findings of these three determined topics, 95% of the participants remained at the middle or lower level of mathematics literacy.

Beşinci Sınıf Öğrencilerinin Matematik Okuryazarlık Başarı Düzeylerinin İncelenmesi


Hatice Yeğit1, Murat Altun1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 237 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Matematik okuryazarlığı, bireyin matematik öğretimi sonucunda edindiği bilgiyi günlük yaşantısında kullanabilmesiyle ilgilenir. Bu bağlamda matematik okuryazarlığı geliştirilen yeni öğretim programlarında kazanılması gereken bir beceri yerini almıştır. Literatürde matematik okuryazarlığı alanında yapılan çalışmalar incelendiğinde, yürütülen çalışmaların ilköğretimin birinci ve ikinci kademelerinin son sınıflarına yönelik olduğu görülmektedir. Diğer sınıf kademelerine yönelik çalışmaların bulunmayışı bu araştırmanın çıkış noktası olmuştur. Bu çalışmanın amacı, ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin matematik okuryazarlık düzeylerini belirlemektir. Araştırma 20 ilköğretim beşinci sınıf öğrencisi üzerinde yürütülmüştür. Katılımcılara, araştırmacı tarafından oluşturulan 12 sorudan oluşan matematik okuryazarlık testi uygulanmıştır. Matematik okuryazarlık testinde bulunan sorular  (1)uzay ve şekil, (2)belirsizlik, (3)nicelik olmak üzere üç temel öğrenme alanı ile ilgilidir. Öğrencilerin cevapları nicel ve nitel analizlere tabi tutulmuştur.  Araştırmanın bulgularına göre, öğrencilerin en fazla nicelik alanına ait sorularda güçlük çektikleri tespit edilmiştir. Öğrencilerin en çok başarı gösterdikleri soruların ise belirsizlik alanına ait olduğu sonucuna ulaşılmıştır.  Öğrencilerin %95’inin orta veya düşük seviyeli matematik okuryazarı olduklarını ortaya koymuştur.
 


A Cross-national Comparison Of Statistics Curricula


Kemal Akoğlu1, Aslıhan Batur2, Beyda Topan3, Zeynep Medine Özmen4, Bülent Güven4
1NC State University
2Artvin Çoruh Üniversitesi
3Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi
4Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 319 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Recently, the importance of teaching statistics has increased and thus, several countries revised their national mathematics curricula according to their statistical content. Nevertheless, statistics is still underestimated in Turkey’s national mathematics curriculum. This fact triggers the question of how Turkey stands among other countries in terms of the quality of teaching statistics. The purpose of this study is to compare Turkey to several other countries such as Singapore, Korea, United States and New Zealand according to the statistics content in curriculum. GAISE (Guidelines for Assessment and Instruction in Statistics Education) framework suggests using the phases of statistical investigation cycle (pose a question, collect data, analyze data, interpret results) and developmental levels of statistics (Levels A, B, and C) in such comparisons. It is found that in Turkey, statistical learning is mostly condensed around Level A, and partly reached Level B. On the other hand, other countries in the study included more Level B and C standards. Also, it is found that Turkey’s curriculum mostly includes statistical basics, where others deal with more advanced statistical content. Teaching statistics in Turkey is found limited to descriptive statistics subjects, which could be a possible reason to explain why the curriculum mainly deals with Level A. In contrast, a broader range of statistics is addressed in other counties’ curricula. For example, in Singapore and New Zealand, teaching statistics also starts with teaching descriptive statistics, but these countries' curricula also include inferential statistics subjects. Thus, Level C standards are particularly observed in those two countries’ curricula. Considering the importance of statistics and other countries’ high-quality standards and applications for statistics, Turkey’s national mathematics curriculum needs improvements about its statistical content. This study suggests designing and developing new standards for teaching statistics that deal with higher developmental levels of statistical process.

 

Farklı Ülkelerin Matematik Öğretim Programlarının İstatistik Öğrenme Alanı Açısından Karşılaştırılması


Kemal Akoğlu1, Aslıhan Batur2, Beyda Topan3, Zeynep Medine Özmen4, Bülent Güven4
1NC State University
2Artvin Çoruh Üniversitesi
3Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi
4Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 319 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Son yıllarda istatistik eğitimine verilen önem giderek artmakta ve ülkeler de bu doğrultuda matematik öğretim programlarını düzenlemektedir. Buna karşın ülkemizde matematik öğretim programında istatistik öğrenme alanının sınırlı bir kapsamda yer aldığı düşünülmektedir. Bu durum ise Türkiye ile istatistik eğitimi alanında ön planda olan ülkeler arasında istatistik öğrenme alanı açısından ne tür benzerlik veya farklılıklar olduğu sorusunu akla getirmektedir. Bu çalışmada Türkiye ile Singapur, Kore, Amerika, Yeni Zelenda ülkelerinin matematik öğretim programlarının istatistik öğrenme alanı açısından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu karşılaştırmalarda GAISE (İstatistik Eğitiminde Öğretim ve Değerlendirme için İlkeler) raporunda istatistik öğretimine yönelik tavsiye edilen istatistiksel süreç aşamaları (problem kurma, veri toplama, veri analizi ve veri yorumlama) ve bu aşamalar için tanımlanan, temelden gelişmişe doğru olarak belirlenen üç seviye (A, B ve C seviyeleri) dikkate alınmıştır. Ayrıca ülkeler, matematik öğretim programlarında yer verdikleri istatistik konu ve kazanımları açısından da incelenmiştir.  Çalışma sonucunda, Türkiye’de öğretim programında istatistik öğrenme alanının ağırlıklı olarak temel seviyede (A seviyesi) yoğunlaştığı, sadece sınırlı sayıda kazanımın B seviyesinde yer aldığı görülmektedir. Diğer ülkelerde ise daha çok B ve C seviyesine odaklanan kazanımlar yer almaktadır. İstatistiğin öğretim programındaki kapsamı açısından incelendiğinde, Tükiye’de daha temel düzeydeki konulara yer verildiği görülmektedir. Başka bir deyişle Türkiye’de istatistik öğretimi betimleyici istatistik konuları ile sınırlandırılmıştır. Bu durumun, Türkiye’de istatistik öğretiminin istatistiksel süreç açısından genel olarak A seviyesinde yoğunlaşması üzerinde de etkili olduğu düşünülmektedir. Buna karşın diğer ülkelerin öğretim programlarında istatistik daha geniş bir yelpazede ele alınmaktadır. Özellikle Singapur ve Yeni Zelenda öğretim programları betimsel istatistik ile başlamakta ve çıkarımsal istatistik konularına da yer vermektedir.  Bu anlamda C seviyesine yönelik kazanımlara bu ülkelerde daha çok rastlanmaktadır. İstatistik öğretiminin önemi göz önüne alındığında, ülkemizde matematik öğretim programında istatistik öğrenme alanına ait kazanımların hem artırılması hem de bu kazanımların daha yüksek seviyelerle ilişkili olarak ele alınması önerilmektedir.
 


Perceptions Of Primary School Fourth Graders About The Effects Of Heat On Matter


Handan Ürek1
1Balıkesir Üniversitesi


Abstract No: 101 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Science course shows spiral form as science subjects are being taught with the addition of new subjects beginning from the third grade. At this respect, the concepts of heat and matter constitute a basis for both learning in the future physics and chemistry courses. Also, those concepts have a number of application areas in daily life. They are given to the students under the unit The Properties of Matter in primary school level. Despite the fact that there are a limited number of objectives related to those concepts in the third and fourth grades of primary level, it is known that students might come into the classroom with various pre-knowledge and misconceptions. Hence, it is significant to comprehend how students structure those concepts in their minds as a result of the teaching-learning process. In order to achieve the objectives, teachers should be aware of learning difficulties and utilize appropriate techniques and materials. However, it is considerable that the research conducted with the students at those grade levels is limited in terms of science concepts. Thus, it is aimed to investigate the perceptions of fourth grade level primary school students about the effects of heat on matter. The research is expected to contribute to the literature by presenting important points which should be considered by the educators. Study group was comprised of 100 fourth graders studying in a primary school in the west of Turkey. Data was collected with the help of drawings. Also, the participants were asked to make explanations about their drawings at the back of their paper. Collected data will be analyzed via content analysis and presented under related categories. The findings will show the perceptions of the students. Besides, misconceptions will be found out if present. The results will be discussed by relating to the literature.  

İlkokul Dördüncü Sınıf Öğrencilerinin Isının Maddeye Yönelik Etkileriyle İlgili Algıları


Handan Ürek1
1Balıkesir Üniversitesi


Bildiri No: 101 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen Bilimleri dersi, sarmal yapıda olup fen konuları ilkokul üçüncü sınıf seviyesinden itibaren birbiriyle bağlantılı olarak yeni konuların ilave edilmesiyle öğretilmektedir. Bu kapsamda, ısı ve madde kavramları, ilerleyen öğrenim düzeyleri için hem fizik hem de kimya dersi konularına temel oluşturmaktadır. Ayrıca bu kavramlar, günlük yaşamda birçok uygulama alanına sahiptir. Bu kavramlar, ilkokul düzeyinde Maddenin Özellikleri ünitesi kapsamında verilmektedir. Üçüncü ve dördüncü sınıf düzeylerinde, bu kavramlar ile ilgili kazanımlar sınırlı olsa da öğrencilerin fen derslerine bazı ön bilgiler ve kavram yanılgıları ile gelebildikleri bilinmektedir. Bu nedenlerle, öğrencilerin öğretim süreci sonunda kavramları zihinlerinde nasıl yapılandırdıklarının bilinmesi önem taşımaktadır. Kazanımların başarılı bir şekilde yerine getirilmesi için öğretmenlerin olası öğrenme güçlüklerine karşı hazırlıklı olmaları ve konuların öğretimini uygun teknik ve materyaller ile gerçekleştirmeleri gerekmektedir. Ancak alanyazın incelendiğinde; bu yaş grubundaki öğrenciler ile fen kavramlarının anlaşılması kapsamında gerçekleştirilmiş çalışmaların sınırlı olması dikkati çekmektedir. Dolayısıyla, bu çalışmada, dördüncü sınıf seviyesindeki ilkokul öğrencilerinin ısının maddeye yönelik etkileri ile ilgili algılarını araştırmak amaçlanmıştır. Çalışmanın, bu kavramların öğretimi esnasında eğitimcilerin göz önünde bulundurmaları gereken noktaları öne çıkarması açısından alana katkılarda bulunması beklenmektedir. Çalışma, Türkiye’nin batısında bulunan bir ilkokulda, dördüncü sınıf seviyesinde öğrenim görmekte olan 100 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın verileri, bir ders saati içinde öğrencilere yaptırılan çizimler yardımıyla toplanmıştır. Öğrencilerden, kendilerine çizim yapmaları için verilen veri toplama araçlarının arkasına yaptıkları çizimle ilgili fikirlerini de yazmaları istenmiştir. Elde edilen veriler, nitel yöntemler ile analiz edilecek olup ilgili kategoriler altında toplanarak sunulacaktır. Çalışma sonuçları, öğrencilerin madde ve ısı kavramları ile ilgili algılarını ortaya çıkaracaktır. Bunun yanında, var ise yanılgılı düşünceler tespit edilecektir. Sonuçlar, alanyazın ile ilişkilendirilerek tartışılacaktır.


Determination Of Science Student Teachers' Misconceptions About Solubility Topic


Zeliha Gazioğlu1, Melek Bıyıklı1, Sefanur Keskin1, Sibel Er Nas1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 139 - Abstract Presentation Type: Oral Paper


Chemical topics have a lot of abstract concepts. Because of this reason, students have problems when they learn the chemical concepts. One of these topics is the subject of solubility. The relevant literature has shown that students and student teachers hold misconceptions of solubility topic. The aim of this study was to determine student teachers' misconceptions about solubility topic. Survey research design was used in this study. The aim of the survey research study is to determine the current situation. The sample of the study consists of 161 science student teachers.The questionnaire consisting of open-ended question was used to collect data. Student teachers were asked "How could you reflect your ideas about solubility with benefitting one of concept map, poem, story, drawing, concept web, meaning solution chart or mind maps?" in the question. In the analysis of the data, sound understanding, partial understanding, alternative understanding and no understanding categories were used. At the end of the study it has seen that student teachers use concepts as extinction, reduction of particles number and  missing instead of dissolution.
 

Fen Bi̇lgi̇si̇ Öğretmen Adaylarinin “çözünürlük” Konusundaki̇ Kavram Yanilgilarinin Beli̇rlenmesi̇


Zeliha Gazioğlu1, Melek Bıyıklı1, Sefanur Keskin1, Sibel Er Nas1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 139 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri



Kimya konuları birçok soyut kavram içerdiği için öğrencilerin kimyayı öğrenmede sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Kimya konularından olan “Çözünürlük” konusu da öğrencilerin öğrenme sorunlar yaşadığı konulardan biridir. İlgili literatür, öğrenci ve öğretmen adaylarının çözünürlük konusuna yönelik kavram yanılgılarının olduğunu göstermektedir. Bu çalışmanın amacı fen bilgisi öğretmen adaylarının çözünürlük konusundaki kavram yanılgılarını belirlemektir. Bu çalışmada alan taraması (survey) yöntemi kullanılmıştır. Alan taraması çalışmalarının amacı mevcut durumu tespit etmektir.  Çalışmanın örneklemini 161 fen bilgisi öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı açık uçlu sorudan oluşan anket kullanılmıştır. Açık uçlu soruda öğretmen adaylarına “Çözünürlük kavramı ile ilgili kavram haritası, şiir, hikaye, çizim, kavram ağı, anlam çözümleme tablosu, zihin haritalarının herhangi birinden yararlanarak konu hakkında bildiklerinizi bize nasıl yansıtırsınız?” sorusu yöneltilmiştir. Verilerin analizinde tam anlama, kısmi anlama, kavram yanılgısı ve anlamama kategorileri kullanılmıştır. Çalışma sonucunda öğretmen adaylarının çözünme kavramını yok olma, tanecik sayısında azalma ve kaybolma gibi kavram yanılgıları içeren açıklamalarla ifade etmeye çalıştıkları tespit edilmiştir.
 


Misconceptions Of Fifth Grade Students About The “let’s Travel And Learn About The Living World” Unit


Dr.Evşen AYMEN PEKER1, Erol TAŞ2
1Tevfik ileri İmam Hatip Ortaokulu
2Ordu Üniversitesi


Abstract No: 166 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to determine the misconceptions of 5th grade middle school students about the Let’s Travel and Learn About The Living World unit. In the 2014-2015 academic year, 226 fifth grade students from four different schools located in Samsun participated in study. Qualitative and quantitative research methods were used together in this study. Qualitative data were obtained through semi-structured interviews, while the 23-item three-tired concept achievement test was used to obtain quantitative data. By using the program prepared in Microsoft Excel, the data obtained from the three-tired concept achievement test is evaluated and it is determined that the students have misconceptions and the students had incomplete knowledge.
As a result of the research, it was determined that the students had a total of forty-one misconceptions related to the twelve questions in the concept achievement test consisting of twenty-three questions. In semi-structured interviews with twenty-six students who participated in the study, it was observed that students had misconceptions as a result of achievement test evaluation. While some of the misconceptions identified are in parallel with the misconceptions determined in the studies in the literature; In this study, the misconceptions that were not revealed in the “Recognition of Living Things” and “Human and Environmental Relations” subjects were also determined. Considering these misconceptions when designing courses; It will help the fifth grade students to learn the concepts of “Recognition of Living Things” and “Human and Environmental Relations” subjects correctly in their minds.

5.sınıf Öğrencilerinin “canlılar Dünyasını Gezelim Tanıyalım” Ünitesi İle İlgili Kavram Yanılgıları


Dr.Evşen AYMEN PEKER1, Erol TAŞ2
1Tevfik ileri İmam Hatip Ortaokulu
2Ordu Üniversitesi


Bildiri No: 166 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı ortaokul 5.sınıf öğrencilerinin “Canlılar Dünyasını Gezelim ve Tanıyalım” ünitesi ile ilgili kavram yanılgılarını tespit etmektir. 2014-2015 eğitim öğretim yılında Samsun’da yürütülen çalışmaya dört farklı okulda öğrenim gören iki yüz yirmi altı 5. sınıf öğrencisi katılmıştır. Bu araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Nicel verilerin elde edilmesinde, 23 maddelik üç aşamalı kavram başarı testinden yararlanılırken, nitel veriler yarı yapılandırılmış mülakatlar ile elde edilmiştir. Microsoft Excel’de hazırlanan program aracılığıyla üç aşamalı kavram başarı testinden elde edilen veriler değerlendirilerek, öğrencilerin sahip oldukları kavram yanılgıları ile hangi konularda eksik bilgiye sahip oldukları tespit edilmiştir.
Araştırma sonucunda öğrencilerin, kavram başarı testinde yer alan yirmi üç sorudan on ikisi ile ilişkili toplam kırk bir kavram yanılgısına sahip oldukları belirlenmiştir. Araştırmaya katılan yirmi altı öğrenci ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerde de öğrencilerin başarı testi değerlendirmesi sonucunda elde edilen kavram yanılgılarına sahip oldukları gözlenmiştir. Belirlenen kavram yanılgılarının bir bölümü literatürde yer alan çalışmalarda belirlenen kavram yanılgıları ile paralel olmakla birlikte; daha önce “Canlıları Tanıyalım” ve “İnsan ve Çevre İlişkileri” konularında ortaya konulmayan kavram yanılgıları da bu çalışma ile tespit edilmiştir. Ders tasarımları yapılırken, elde edilen bu kavram yanılgılarının dikkate alınması, “Canlıları Tanıyalım” ve “İnsan ve Çevre İlişkileri” konularını öğrenecek beşinci sınıf öğrencilerinin kavramları zihinlerinde doğru şekilde yapılandırmalarına katkı sağlayacaktır.


Determination Of Students’ Tendency To Pursue Argumentation


YURDAGÜL BOĞAR1
1Hakkari Universitesi


Abstract No: 31 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In order to determine the students’ tendency to pursue argumentation, which was the aim of this study, a research question was determined in the study. The research question was this: is there any difference between pretest scores and posttests scores about the students’ tendency to pursue argumentation? The participants of the research study consisted of 28 students in the 6th grade in a public middle school located in the city center of Ankara. In order to determine the students’ tendency to pursue argumentation, classroom teaching experiment method was employed. Argumentativeness Scale toward Argumentation (ASTA), which was developed by Infante and Rancer (1982) and translated and adapted to Turkish by Kaya and Kılıç (2008) and which is a likert type instrument consisting of 20 items, was used in data collection. “Absolutely disagree”, “disagree”, “undecided”, “agree”, and “absolutely agree” constituted the response categories. This scale included both positive and negative statements. Cronbach Alpha was .70 for positive statements and .83 for negative statements. First, ASTA was applied as a pretest at the beginning of the study.  In the 16 weeks following the pretests, scientific argumentation was practiced in science lessons, which were held for four hours each week. Then, ASTA was applied as a posttest and both descriptive statistics and inferential statistics were employed in the analysis of the obtained data. Percentages, mean, range, standard deviation, minimum, maximum, skewness and kurtosis were the tools used in presenting the descriptive statistics. Paired-sample t-test, which was used to investigate the mean differences between pretests and posttests, constituted the inferential statistics of the analysis. The results pertaining to the descriptive statistics of the argumentation pretest mean score was (M=70.35, SD=19.64) and the argumentation posttest mean score was (M=75.08, SD=19.75). The mean scores for argumentation pretest and argumentation posttest displayed a statistically significant difference. The mean of argumentation posttest scores exceeded the mean of argumentation pretest scores significantly t (25) =-2.10, and p=.047 is less than 0.05. The results revealed a statistically significant difference between the mean scores for argumentation pretest and posttest. 
 


Determination Of Writing Criteria For Context-based Question In Science-related Studies


Ülke Nursaç KABUKLU1, Mustafa Kemal YÜZBAŞIOĞLU2, Mehmet Altan KURNAZ3
1Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
2MEB, Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
3Kastamonu Üniversitesi


Abstract No: 105 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Since context-based teaching facilitates students to understand concepts with examples from daily life, they are important. It is also important to use context-based questions in the courses. Context-based questions provide the relevant topic with an appropriate context and allow the student to respond based on the information they have. Context-based questions, distracts students from the memorization and formula, and encourages reasoning. The quality of the questions includes many things that need to be considered at different angles. However, no relevant criterion has been found on how to prepare context-based questions.
 
The purpose of this study is to determine the criteria by which 'context-based questions' are prepared in terms of the studies done in Turkey. The research was conducted with content analysis. 7 studies conducted between 2010-2018 were given information about preparing a context-based question. In these studies, the stages mostly followed were as follows: ‘determining a context’, ‘combining the context with the subject and creating questions’, ‘problem associated with real life’, ‘the case of including a scenario, event or story in which the student will be involved to each questions’, ‘the case of using the student's mental skills to solve the questions’, and ‘termination of the problem with a qualitative question’. In the studies, it was found that the common criterion for establishing context-based questions was context determination. It has been found that there were suggestions in the related studies that the gender of the students should be taken into account when determining the context and that the problem should not be solved in a single step. Finally, it is suggested that the context-based question should be prepared as follows: (i) determining the context, (ii) writing a problem with context-related scenario, and (iii) a qualitative question-sentence likely to be encountered in real life that requires a quantitative proof when necessary.
 

Fen Eğitimiyle Alakalı Araştırmalarda Bağlam Temelli Soru Yazma Ölçütlerinin Belirlenmesi


Ülke Nursaç KABUKLU1, Mustafa Kemal YÜZBAŞIOĞLU2, Mehmet Altan KURNAZ3
1Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
2MEB, Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
3Kastamonu Üniversitesi


Bildiri No: 105 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bağlam temelli ders ortamları soyut ve karmaşık konuları günlük hayattan örneklerle somutlaştırarak öğrencilerin kavramları anlamalarını kolaylaştırdığı için önemlidir. Bağlam temelli yaklaşıma uygun stratejilerle işlenen derslerin değerlendirilmesinde bağlam temelli soruların kullanılması da önemlidir. Bağlam temelli sorular ilgili konuyu veya kavramları uygun bir bağlam yardımıyla sunup öğrencinin sahip olduğu bilgilerden hareketle bağlama dayalı cevap vermesini sağlayan sorulardır. Öğrencilere bağlam temelli soruların sorulması, öğrenciyi ezbere ve formüle dayanarak cevap vermeden uzaklaştırır ve akıl yürütmeye teşvik eder. Bağlam temelli sorunun kaliteli, anlaşılır ve nitelikli yazımı, pek çok süreci kapsayan ve farklı açılarda dikkat edilmesi gereken birçok husus içerir. Öncül incelemelerde, ilgili literatürde bağlam temelli soruların nasıl hazırlanması gerektiğiyle ilgili ortak bir ölçüt belirlenememiştir.
 
Bu çalışmada Türkiye’de yapılan çalışmalarda bağlam temelli soruların hangi ölçütler dâhilinde hazırlandığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma içerik analiziyle gerçekleştirilmiştir. İlgili çalışmalar incelendiğinde, 2010-2018 yılları arasında yapılan 7 çalışmada bağlam temelli soru hazırlama hakkında bilgi verildiği tespit edilmiştir. Bu çalışmalar incelendiğinde (1) Bağlam belirleme (2) İlgili konuyla bağlamı birleştirip problem kurma (3) Problemin gerçek hayatla bağlantılı olması (4) Her problemin öğrencinin içinde yer alacağı bir senaryo, olay ya da hikâye içer­mesi (5) Problemi çözmek için öğrencinin zihinsel becerilerini kullanması (6) Problemin nitel bir soru cümlesiyle sonlanması’, aşamalarının çoğunlukla izlendiği belirlenmiştir. Bazı çalışmalarda belirtilen aşamaların dışında alt ölçütler belirtildiği ve soruların hazırlanmasıyla ilgili öneriler verildiği tespit edilmiştir. Çalışmalarda bağlam temelli problem kurmada en belirgin ortak ölçütün bağlam belirleme olduğu bulunmuştur. İlgili çalışmalarda, bağlam belirlenirken öğrencilerin cinsiyetlerinin dikkate alınması ve problemin tek bir adımda çözülmemesi gerektiği şeklinde önerilerin olduğu tespit edilmiştir. İncelenen çalışmalardan hareketle, bağlam temelli soru hazırlanırken (i) bağlamın belirlenmesi (ii) bağlamla ilişkili senaryosu olan bir problemin yazılması (iii) gerektiğinde nicel bir ispatı gerektiren gerçek hayatta karşılaşılması olası nitel bir soru cümlesi yazılması önerilmiştir.
 


School Improvement And Evaluation Reflection Tool Analysis Of Project “from Papyrus To Stone Paper And Beyond”


Ali Günay Balım1, Ursula Ondratschek2, Erkan Özcan3, Sevinç Kaçar3
1Dokuz Eylül Üni.
2Grundschule im Beerwinkel
3Dokuz Eylül Üniversitesi


Abstract No: 414 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Science course introduces students to themselves, their environment and provide fundamental living and thinking skills. In this connection science course encounters students with problems related to their daily life, helps them to realize and inquire these problems, provides possibilities for solution of these problems and supports them in synchronization with the environment. Therefore, general aims of science education curriculums are training self confident, cooperative, decisive students who have problem solving skills, inquiry learning skills, effective communication skills and sustainable development awareness. One of the important goals of science education is to encourage students to relate their knowledge with daily life. In addition, students need to materialize and improve their project skills. Therefore, science based Erasmus+ projects would be effective on students’ progress about science education. Therefore,the aim of this study is to analyze school improvement and reflection tool datas of the Erasmus+ project “From Papyrus to Stone Paper and Beyond”.
The Qualitative method is used in this research. Qualitative data gathered in the project will be analyzed with content analysis. Findings of gathered data and results will be presented,  discussed and implications will be given.
 


Investigation Of The Effects Of The Use Of Mathematic Literacy Questions On The Mathematic Achievement In The Teaching Of Elementary School Mathematics


Sebil Var1, Aynur Oksal2, Murat Altun3
1MEB
2BURSA ULUDAĞ ÜNİVETSİTESİ
3BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 202 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to apply the concept of mathematical literacy in all mathematics programs comprehensively in a manner consistent with the general objectives of the elementary school mathematics program. In this context, since the main purpose of mathematics teaching is to prepare the individuals for life, school mathematics, in this sense, should meet the need. The mathematics needed in real life should be started from the lower grades in compliance with the class level with the questions that can be used in the daily life of the students. In the present study, the effects of mathematical literacy instruction on the student achievement and the mathematical competences of students during the formal teaching were investigated. The experimental group and the control group were given a pre-posttest, and the mixed research design in which the mathematical competences of the experimental group that was given experimental research and mathematical literacy education. The data for evaluating the instruction was obtained from the pretests and posttests, the data for mathematical competences was obtained from the sounds recordings ve observation recordings of the classes during the application process. As a result of the findings obtained from the research, the changes in mathematical qualifications in the modeling, presentation and presentation of the students are examined through the use of mathematical literacy questions.

İlkokul Matematik Öğretiminde Matematik Okuryazarlığı Sorularının Kullanılmasının Matematik Başarısı Üzerine Etkilerinin İncelenmesi


Sebil Var1, Aynur Oksal2, Murat Altun3
1MEB
2BURSA ULUDAĞ ÜNİVETSİTESİ
3BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 202 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

İlköğretim matematik programının genel amaçları ile tutarlı olacak şekilde matematik okuryazarlığı anlayışının tüm matematik programlarında etkin bir şekilde uygulanması beklenmektedir. Bu bağlamda matematik öğretimin temel amacı, bireyi hayata hazırlamak olduğuna göre, okul matematiği de bu anlamda ihtiyacı karşılamalıdır. Bu çalışmada matematik okuryazarlığı öğretiminin öğrenci başarısına etkisi ve öğretim sırasında öğrencilerde açığa çıkan matematiksel yeterliklerinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın deseni, deney grubu ve kontrol grubuna ön-son test ve kalıcılık testi uygulanarak deneysel araştırma, matematik okuryazarlığı öğretiminin verildiği deney grubunun matematiksel yeterliklerinin incelendiği betimsel araştırmadan oluşan karma yöntemdir. Öğretimin değerlendirilmesine ilişkin veriler, ön ve son testlerden oluşan başarı testlerinden, matematiksel yeterliklere ilişkin veriler uygulama sürecinde yapılan derslerde alınan ses ve gözlem kayıtları ile öğrenci cevap kağıtlarından oluşmaktadır. Çalışmadan elde edilen bulgular sonucunda matematik okuryazarlığı sorularının kullanılması ile yapılacak eğitimin öğrenci başarısına etkisi ve matematiksel yeterliklerde özellikle modelleme, temsil ile gösterim ve argüman üretmede değişimin incelenmesi beklenmektedir.


The Effect Of Computer Assisted Mathematics Instruction Using Geometer’s Sketchpad Software And Worksheets On Students' Academic Achievement


Fırat Hayyam SABUNCU1, Jale İPEK2
1Atatürk Ortaokulu
2Ege Üniversitesi


Abstract No: 382 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In this study, it is aimed to reveal the effects of subjects in the “Transformation Geometry” sub-learning area in the 8th grade mathematics curriculum by computer assisted instruction using dynamic geometry software Geometer’s Sketchpad (GSP) and worksheets on students’ academic achievement in mathematics. A total of 25 GSP activities and 36 pages of worksheets were developed by the researcher for use with computers. GSP activities are intended to contribute to the achievement of the objectives of the course with geometric shapes such as point, line segment and polygon by reflecting, rotating and translating by students. The worksheets are designed with the constructivist theory principles in mind to be used with the GSP software in a way that supports the course and also parallel with transformation geometry sub-learning area in the textbook. The research is designed with the embedded design of mixed methods. In 2016-2017 academic year, one of the two classes in a public school was determined as the experiment (n=24) and the other was the control (n=24) group. The research data were collected with grade point average of the previous years, transformation geometry achievement test and Geometer's Sketchpad activities and worksheets developed by the researcher. There was no statistically significant difference between the academic achievements of the control and experimental groups as a result of the quantitative analysis of the data obtained for 3 weeks during the fall semester (p<0.05).

Geometer’s Sketchpad Yazılımı Ve Çalışma Yaprakları Kullanılarak Bilgisayar Destekli Matematik Öğretiminin Öğrencilerin Akademik Başarısına Etkisi


Fırat Hayyam SABUNCU1, Jale İPEK2
1Atatürk Ortaokulu
2Ege Üniversitesi


Bildiri No: 382 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmada; ortaokul 8. sınıf matematik dersi programında yer alan “Dönüşüm Geometrisi” alt öğrenme alanına ait konuların, dinamik geometri yazılımı olan Geometer’s Sketchpad (GSP) ve çalışma yaprakları kullanılarak bilgisayar destekli öğretilmesinin, öğrencilerin matematik dersindeki akademik başarıları üzerindeki etkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmacı tarafından bilgisayar ile kullanılmak üzere 25 adet GSP aktivitesi ve 36 sayfadan oluşan çalışma yaprağı geliştirilmiştir. GSP aktivitelerinin; nokta, doğru parçası ve çokgen gibi geometrik şekillerin öğrenciler tarafından yansıtılarak, döndürülerek ve ötelenerek dersin hedeflerine ulaşılmasında katkı sağlaması amaçlanmıştır. Çalışma yaprakları; GSP yazılımı ile birlikte kullanılmak üzere yapılandırmacı kuram ilkeleri göz önünde bulundurularak tasarlanmış olup, ders kitabındaki dönüşüm geometrisi alt öğrenme alanına paralel ve dersi destekleyen bir yapıda hazırlanmıştır. Araştırma, karma yöntem desenlerinden iç içe desen ile tasarlanmıştır. 2016-2017 eğitim-öğretim yılında bir devlet okulunda öğrenim gören iki sınıftan biri deney (n=24), diğeri de kontrol (n=24) grubu olarak belirlenmiştir. Araştırma verileri; geçmiş yıllara ait not ortalamaları, dönüşüm geometrisi başarı testi ile araştırmacı tarafından geliştirilen Geometer’s Sketchpad aktiviteleri ve çalışma yapraklarıyla toplanmıştır. Güz döneminde 3 hafta süren uygulamada elde edilen verilerin nicel analizi sonucu, kontrol ve deney gruplarının akademik başarıları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p<0.05).


What Strategies Do Mathematics Teachers And Preservice Mathematics Teachers Use While Making Computational Estimation?


Burçin GÖKKURT ÖZDEMİR1
1Bartın Üniversitesi


Abstract No: 384 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Being one of the primary purposes of mathematics; the skill of estimation does not come to the forefront in applications although it was included in former curriculum. It is seen that the 2018 Mathematics Lesson Curriculum focuses on the effective use of the skills of estimation and mental arithmetic and gives weight to applications concerning the development of the skill of estimation in students. Although calculators and computers are used frequently today, many researchers stress the importance of the skill of estimation and the necessity for individuals to have that skill. In this context, the study examined the estimation strategies used by mathematics teachers and preservice mathematics teachers while making computational estimations. The study was carried out using case study method, which is among qualitative research methods. The study was implemented in the fall term of the school year of 2018-2019. The study group consists of 6 mathematics teachers working in different secondary schools in a province located in the Western Black Sea region of Turkey and 6 senior preservice mathematics teachers studying in a public university. The participants were determined using convenience sampling method, which is among purposeful sampling methods. The data were collected using an interview form consisting of 16 open-ended questions that include various estimation strategies in the study by Sulak (2008). The data were collected with semi-structured interview technique. In the data analysis, qualitative data analysis techniques were used. At the end of the study, it was determined that majority of both teachers and preservice teachers often used rounding strategy while making estimations and there were too few participants using different strategies.  
 

Matematik Öğretmenleri Ve Öğretmen Adayları Hesapsal Tahmin Yaparken Hangi Stratejileri Kullanıyorlar?


Burçin GÖKKURT ÖZDEMİR1
1Bartın Üniversitesi


Bildiri No: 384 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Matematiğin temel amaçlarından biri olan tahmin becerisi,  önceki öğretim programlarında yer almasına rağmen uygulamalarda kendini hissettirmemiştir. 2018 Matematik Dersi Öğretim Programında tahmin etme ve zihinden işlem yapma becerilerinin etkin bir şekilde kullanılmasına odaklanılmış ve öğrencilerde tahmin etme becerisinin geliştirilmesiyle ilgili uygulamalara ağırlıklı olarak yer verildiği görülmektedir. Günümüzde hesap makineleri ve bilgisayarlar çok sık kullanılsa da birçok araştırmacı,  tahmin becerisinin önemli olduğunu ve bireylerin bu beceriye sahip olmaları gerektiğini vurgulamaktadır. Bu kapsamda, araştırmada matematik öğretmenlerinin ve öğretmen adaylarının işlemsel tahmin yaparken hangi tahmin stratejilerini kullandıkları incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim güz yarıyılında gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubunu, Türkiye’nin Batı Karadeniz Bölgesi’nde yer alan bir ilde farklı ortaokullarda çalışan 6 matematik öğretmeni ile bir devlet üniversitesinin son sınıfında öğrenim gören 6 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Sulak’ın (2008) çalışmasında farklı tahmin stratejilerini içeren 16 açık uçlu sorudan oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Veriler,  yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde nitel veri analizi teknikleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonunda,  hem öğretmenlerin hem de adayların çoğunun tahmin yaparken sıklıkla yuvarlama stratejisini kullandıkları,  farklı stratejileri kullanan katılımcıların sayısının oldukça az olduğu ortaya çıkmıştır.
 


Conceptual Perceptions Of Preservice Teachers Towards Formulas And Properties Related To Polygons


Burçin GÖKKURT ÖZDEMİR1
1Bartın Üniversitesi


Abstract No: 385 - Abstract Presentation Type: Oral Paper


Geometry functions as a bridge for individual to perceive the world and view other mathematics subjects. Developing students’ reasonal and spatial skills is one of the reasons for including geometry in the mathematics curriculum. There are many concepts, formulas and properties in geometry subjects. There are many formulas especially in the learning domain of geometry, students sometimes memorize these formulas instead of making sense of them. However, mathematics teaching focuses on conceptual knowledge besides operational knowledge. Thus, it is required for students and teachers to understand these formulas and properties. Teaching of mathematical rules and formulas in mathematics lessons focuses on knowing the origin of these formulas rather than knowing the statements. Considering the role of teachers which is an important factor in this process; it is undoubtedly believed to be necessary to investigate how equipped the preservice teachers are concerning this subject. The purpose of this study is to examine conceptual perceptions of preservice teachers towards mathematical formulas and properties related to polygons. The study was implemented with 10  preservice teachers studying in a public university. In the study which is considered a case study; an interview form consisting of six  questions about mathematical formulas and properties being frequently used in convex polygons in the learning domain of geometry was prepared as data collection tool. The data which were collected with clinical interview technique were analyzed with qualitative research techniques. At the end of the study, it was seen that while some of the preservice teachers were able to express logical reasons beneath the formulas and properties related to polygons; some of them knew the formulas by heart. It was determined that all of the preservice teachers had a hard time explaining at least how many elements they needed to know to draw a convex polygon with n sides.
 

Öğretmen Adaylarının Çokgenler Konusundaki Formüller Ve Özelliklere İlişkin Kavramsal Anlamaları


Burçin GÖKKURT ÖZDEMİR1
1Bartın Üniversitesi


Bildiri No: 385 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

 
Geometri, bireyin yaşadığı dünyayı algılamasında ve diğer matematik konularına bakış açısında bir köprü rolü oynamaktadır. Öğrencilerin akıl yürütme, uzamsal becerilerinin geliştirilmesi,  geometrinin matematik dersinin öğretim programına dâhil edilmesinin nedenlerinden biridir. Geometri konularında kavramlar, formüller ve özellikler oldukça fazladır. Geometri öğrenme alanında çok sayıda formül olduğu için öğrenciler bazen bu formülleri anlamlandırmak yerine ezberlemektedir. Oysa matematik öğretiminde işlemsel bilginin yanında kavramsal bilginin üzerinde durulmaktadır. Dolayısıyla bu formüllerin ve özelliklerin öğrenciler ve öğretmenler tarafından anlaşılması gerekmektedir. Matematik derslerinde matematiksel kurallar ve formüller öğretilirken, bu ifadeleri bilmenin ötesinde bu formüllerin nereden geldiği üzerine odaklanılmalıdır.  Bu süreçte önemli bir etken olan öğretmenlerin rolü göz önüne alınırsa, hiç şüphesiz ki hizmet öncesi eğitim alan öğretmen adaylarının bu konuda ne kadar donanımlı olduklarının araştırılmasının gerekli olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı,  öğretmen adaylarının çokgenler konusunda yer alan matematiksel formüller ve özelliklere ilişkin kavramsal anlamalarını incelemektir. Araştırma, bir devlet üniversitesinin son sınıfında öğrenim gören 10  öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Durum çalışması niteliğinde olan bu araştırmada, veri toplama aracı olarak, geometri öğrenme alanında dışbükey çokgenlerde sıklıkla kullanılan matematiksel formüller ve özelliklere ilişkin altı  sorudan oluşan görüşme formu hazırlanmıştır. Klinik görüşme tekniği ile toplanan veriler, nitel araştırma teknikleri ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonunda, adayların bazılarının çokgenlerle ilgili formüllerin ve özelliklerin altında yatan mantıksal gerekçeyi ifade edebildikleri, bazılarının ise formülleri ezbere bildikleri görülmüştür.  n kenarlı konveks bir çokgenin çizilebilmesi için en az kaç elemanın bilinmesi gerektiği konusunda adayların tamamının açıklama yapmakta zorlandıkları tespit edilmiştir.
 


Investigation Of Science Teachers' Attitudes Towards Renewable Energy Sources In Terms Of Some Variables


Mustafa Kemal YÜZBAŞIOĞLU1, Ülke Nursaç KABUKLU2, Mehmet Altan KURNAZ3
1MEB, Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
2Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
3Kastamonu Üniversitesi


Abstract No: 28 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Teachers' awareness of renewable energy sources is very important for transferring knowledge to future generations. The aim of this study is to determine the attitudes of science teacher candidates towards renewable energy sources. This study was carried out with the participation of a total of 55 teacher candidates. 5-point likert-type scale was used as the data collection tool. The attitude scale consists of 4 factors. These are 'request for application', 'importance of education', 'country interests' and 'environmental awareness and investments'.
 
The data were analyzed by using descriptive statistics. The Cronbach's alpha reliability coefficient was found 0.86. In addition, the data obtained from teacher candidates were analyzed by their interaction with some variables such as ‘taking renewable energy courses, watching related documentaries, reading books and magazines, attending an event on the subject and finding a renewable energy facility’. Prospective science teachers were determined in the 'agree' range for all sub-dimensions of the scale. There were significant differences in favor of science teachers who gave positive answers to some questions which were 'Do you read books, journal, etc. about renewable energy sources?' and 'Have you been in any facility that produces energy with Renewable Energy Resources?'. It was determined that prospective teachers who read books and journals about renewable energy sources and go to facilities that produce energy with renewable energy sources had positive attitudes towards renewable energy sources. Conclusively, the attitudes of prospective science teachers towards renewable energy sources were close to the positive level. It is suggested that books and journals about renewable energy sources should be included in the education of prospective teachers. In addition, prospective science teachers visiting a facility that produces renewable energy can contribute positively to their attitudes. Finally, it is recommended that the subject be kept up-to-date in course and extracurricular settings for prospective teachers.

Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının Yenilenebilir Enerji Kaynaklarıyla İlgili Tutumlarının Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi


Mustafa Kemal YÜZBAŞIOĞLU1, Ülke Nursaç KABUKLU2, Mehmet Altan KURNAZ3
1MEB, Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
2Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
3Kastamonu Üniversitesi


Bildiri No: 28 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Öğretmenlerin yenilenebilir enerji kaynakları konusunda bilinçli olması, gelecek nesillere bilgilerin aktarılması konusunda oldukça önemlidir. Bu çalışma ile fen bilimleri öğretmen adaylarının yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan çalışma, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Türkiye’nin Karadeniz bölgesinde yer alan bir üniversitenin Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Anabilim Dalının son sınıfında öğrenim görmekte olan toplam 55 fen bilgisi öğretmen adayının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak ilgili literatürde yer alan 5’li likert tipi bir ölçek kullanılmıştır. Kullanılan tutum ölçeği 'uygulama isteği', 'eğitimin önemi'‚ 'ülke çıkarları' ve 'çevre bilinci ve yatırımlar' şeklinde 4 faktörden oluşmaktadır.
 
Veriler, betimsel istatistikler kullanılarak analiz edilmiştir. Cronbach alfa güvenirlilik katsayısı değeri 0,86 olarak tespit edilmiştir. Çalışmada öğretmen adaylarının ‘yenilenebilir enerji kaynakları dersi almaları, ilgili belgeseller izlemeleri, kitap ve dergi gibi yayınlar okumaları, konuyla ilgili bir etkinliğe katılmaları ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla enerji üreten bir tesiste bulunmaları’ gibi değişkenlerle olan etkileşimleri analiz edilmiştir. Fen Bilimleri öğretmen adaylarının yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik tutum ölçeğinin tüm alt boyutları 'Katılıyorum' aralığında tespit edilmiştir. 'Yenilenebilir Enerji Kaynakları ile ilgili kitap, dergi gibi yayınlar okur musunuz?' ve 'Yenilenebilir Enerji Kaynakları ile enerji üreten herhangi bir tesiste bulundunuz mu?' sorularına olumlu cevap veren fen bilimleri öğretmen adayları lehine anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Buradan hareketle yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili kitap ve dergi gibi yayınlar okuyan ve yenilenebilir enerji kaynağıyla enerji üretimi yapan tesislere giden öğretmen adaylarının yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin olumlu tutumlara sahip oldukları tespit edilmiştir. Katılımcı fen bilgisi öğretmen adaylarının yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik tutumlarının olumlu düzeye yakın olduğu sonucuna varılmıştır. Öğretmen adaylarının eğitiminde yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili kitap ve dergilere daha fazla yer verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Ayrıca fen bilimleri öğretmen adaylarının yenilenebilir enerji üreten bir tesisi ziyaret etmeleri onların tutumlarına olumlu katkı sağlayabilir. Bütün bu durumlardan yola çıkılarak konunun öğretmen adayları için ders ve ders dışı ortamlarda güncel tutulması önerilmektedir.


Effect Of 5e Teaching Model Supported By Drama Activity On Attitude Towards Science: Granular Structure Of Matter And Mixtures


Yusuf İslam Şahin1, Şerif Ali Değirmençay2
1MEB
2Giresun Üniversitesi


Abstract No: 161 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

           The aim of the study was to determine the effects of the drama activities to be carried out in the "deepening" phase of the constructivist teaching theory 5E teaching model on the attitudes of the 7th grade students towards science and technology course. Since it is especially hard to teach abstract concepts in the science education the "granular structure of the matter and mixtures" concepts were selected.  The study was carried out in the 2014-2015 academic year with 40 7th grade students receiving education in Fevzi Çakmak Secondary School located in Ünye district of Ordu province. An experimental method was employed in the research. 2 groups were formed; one control (20 people) group and one experimental group (20 people). During the teaching process, the control group followed the guide book with the plan of Ministry of Education and the experimental group followed the course where drama activities are added to the deepening step of the 5E model. The Science and Technology Attitude Scale developed by Nuhoğlu (2008) was applied as a pre-post test to control and experimental groups and the quantitative data obtained from the research were determined with the non-parametric analysis method.
In the research, there was no significant difference in the attitude scores of the control group when the Science and Technology Attitude Scale pre-test and post-test applied to the 7th grades are compared, whereas there was a significant difference in the attitude scores of the experimental group. This situation shows that the courses supported by drama activities are effective in increasing students' attitudes towards science. Affecting positively can be described as especially materializing the abstract concepts, helping the students to learn by doing and experiencing with individual experiences, developing self-confidence of the students, enabling them to express themselves, and contributing to their creativity and social skills.
 

Drama Etki̇nli̇ği̇ İle Desteklenen 5e Öğreti̇m Modeli̇ni̇n Fene Yöneli̇k Tutuma Etki̇si̇: Maddeni̇n Taneci̇kli̇ Yapisi Ve Karişimlar


Yusuf İslam Şahin1, Şerif Ali Değirmençay2
1MEB
2Giresun Üniversitesi


Bildiri No: 161 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

           Araştırmanın amacı, yapılandırmacı öğretim kuramı 5E öğretim modelinin “derinleştirme” aşamasında yapılacak olan drama etkinliklerinin, ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin fen ve teknoloji dersine yönelik tutumlarına olan etkisinin saptanması olarak belirlenmiştir. Fen eğitiminde özellikle soyut kavramların öğretimini zor olmasında dolayı ‘‘maddenin tanecikli yapısı ve karışımlar’’ kavramları seçilmiştir.  Araştırma 2014-2015 Eğitim-öğretim yılında Ordu ilinin Ünye ilçesinde bulunan Fevzi Çakmak Ortaokulu 7. sınıfında okuyan 40 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada deneysel yöntem kullanılmıştır. Kontrol (20 kişi) ve deney grubu (20) olmak üzere 2 grup oluşturulmuştur. Öğretim sırasında, kontrol grubuna MEB’in belirlediği plan ile klavuz kitabı takip edilmiş, deney grubuna ise 5E modelinin “derinleştirme” basamağına “drama” etkinlikleri eklenerek işlenmiştir. Araştırmada elde edilen nicel veriler, Nuhoğlu (2008) tarafından geliştirilen Fen ve Teknoloji Tutum Ölçeği, kontrol ve deney gruplarına ön-son test olarak uygulanarak SPSS 16.00 paket programı non-parametrik analiz yöntemi ile tespit edilmiştir.
Araştırmada 7. Sınıflara uygulanan FTTÖ ön test ve son testler karşılaştırıldığında kontrol grubunun tutum puanlarında anlamlı bir farklılık olmazken, deney grubunun tutum puanlarında anlamlı bir farklılık oluşmuştur. Bu durum drama etkinlikleriyle desteklenen derslerin, öğrencilerin fen bilimlerine yönelik tutumlarını artırmada etkili olduğu sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Olumlu yönde etkilemesi; özellikle soyut kavramların somutlaştırılması, bireysel deneyimler ile yaparak yaşayarak öğrenmesi ile öğrenci üzerinde özgüven duygusunu geliştirmesi, kendilerini ifade etmelerini sağlaması, yaratıcılığına ve sosyal becerilerine katkı sağlaması olarak ifade edilebilir.
 


Examination Of Visual Images: 2018 New Classroom Fifth Grade Science Course Book


Güler TULUK1, Adem YILMAZ1
1Kastamonu Üniversitesi


Abstract No: 118 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

There are different perspectives in the literature on the study of visual images used in textbooks. Therefore, the classifications used in the literature on visual images were examined and summarized. The Science Textbook is the first material that many students encounter in understanding the content of the course and transferring the culture of science. In this study, the visual images in the textbook used in the science class were analyzed by the 5th grade students in the secondary school by the Ministry of National Education in 2018 according to the new program change. The type of research is document analysis and visual images are examined from qualitative and quantitative perspectives. In qualitative analysis, a conceptual framework was used which included components with accuracy, connectivity, contextuality and concisenes. This study aims to contribute to the conceptualization of visual elements in science education, and to the effects of textbook analysis and program development

Görsel İmgelerin Incelenmesi: 2018 Yeni Öğretim Programına Uygun 5. Sınıf Fen Bilgisi Ders Kitabı


Güler TULUK1, Adem YILMAZ1
1Kastamonu Üniversitesi


Bildiri No: 118 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen Bilgisi Ders Kitabı birçok öğrenci için ders içeriklerinin anlaşılması ve fen bilgisi kültürünün aktarılmasında karşılaştıkları ilk materyaldir. Ders kitaplarında kullanılan görsel imgelerin incelenmesi ile ilgili literatürde farklı bakış açıları vardır. Bu nedenle çalışmada önce görsel imgelerle ilgili literatürde kullanılan sınıflandırmalar incelenmiş ve özetlenmiştir. Bu incelemeye göre de fen bilgisi ders kitabında kullanılan görsel öğeler  belirlenmiş, sınıflandırılmış ve tablolar oluşturulmuştur. Bu çalışmada, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2018 yılı yeni program değişikliğine göre yayınlanan, ortaokul 5. sınıf öğrencileri tarafından Fen Bilgisi dersinde kullanılan ders kitabındaki görsel imgeler analiz edilmiştir. Araştırmanın tipi doküman analizidir ve görsel imgeler nitel ve nicel açılardan irdelenmiştir. Nitel incelemede bileşenleri doğruluk, bağlantı, bağlamsallık ve açıklık içeren kavramsal bir çerçeve kullanılmıştır. Bu şekilde çalışma, fen bilgisi eğitimindeki görsel öğelerin kavramsal anlamada önemli bir bileşen olduğunu ortaya çıkarmıştır. Çalışma bir ders kitabındaki görsel ögelerin analizi ile kavramsal anlamaya bir katkı vermeyi ve bu katkıda öğretmenlerin ders kitabında kullanılan görsel imgelerle ilgili bir  anlayış geliştirmenin gerekliliğini ifade etmektedir.
 


Preservice Science Teachers' Argumentation Skills And Argumentation Self-efficacy Perceptions


Bahadır Namdar1, Hüseyin Harun Keçeli1
1Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi


Abstract No: 131 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

technologies in argumentation and create high-quality arguments. In this respect, science teachers should have pedagogical competencies to support argumentation practices with educational technologies. However, there has been a limited number of research on supporting preservice teachers’ argumentation practices with technology. The purpose of this study is to identify how a technology-supported argumentation workshop affects preservice teachers’ argument construction and argumentation self-efficacy perceptions. One group pre-test post-test design was used. To identify preservice teachers’ argumentation self-efficacy perceptions and skills, a 29-item Likert scale with three sub-dimensions and two questionnaires with four open-ended questions asked about nuclear energy and genetically modified organisms were used. Data collection tools were administered as pre and post-test. The participants were 22 female and 7 male preservice science teachers in junior level from different universities. Pretest and post-test data gained from the data collection tools were checked for normality and it was seen that the data were normally distributed. Then, paired samples t-test was conducted. A significant difference was found for preparation (t(28)= 6.53, p<.05), application (t(28)= 9.33, p<.05), and evaluation (t(28)= 7.09, p<.05) subscales for the Likert scale. A significant difference was also found for total scores in genetically modified organism questionnaire (t(28)=2.48, p<.05) and nuclear energy questionnaire (t(28)=5.21, p<.05).  Based on the results of this research, it was seen that the technology-supported argumentation workshop improved preservice science teachers’ argumentation skills and self-efficacy perceptions.

 
 

Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının Argümantasyon Becerileri Ve Argümantasyon Özyeterlilik Algıları


Bahadır Namdar1, Hüseyin Harun Keçeli1
1Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi


Bildiri No: 131 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bilgi iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, argümantasyon süreçlerine dahil olan öğrencilerin bu teknolojileri kullanmalarını ve yüksek kalitede argümanlar üretmelerine olanak sağlamaktadır. Bu doğrultuda fen bilimleri öğretmenlerinin de argümantasyon süreçlerini teknoloji ile destekleyecek pedagojik yeterliliklere sahip olmalarını gerekli kılar. Ancak alan yazında öğretmen adaylarının argümantasyon becerilerinin teknoloji ile destekleyen çalışmaların az sayıda olduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışmanın amacı fen bilimleri öğretmen adaylarının teknoloji destekli argümantasyon eğitimi sonucu argüman oluşturma, argümantasyona yönelik öz yeterlilik algılarının gelişiminin nasıl etkilendiğini incelemektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tek gruplu ön test son test deseni kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının argümantasyon becerilerini gözlemlemek adına hazırlık, uygulama ve değerlendirme olmak üzere üç alt bileşenden oluşan 29 soruluk Likert bir ölçek ile genetiği değiştirilmiş organizmalar ve nükleer enerji konusunda hazırlanmış olan dörder soruluk iki farklı açık uçlu cevap formu kullanılmıştır. Veri toplama araçları ön test ve son test olmak üzere uygulanmıştır. Araştırmanın katılımcılarını farklı üniversitelerin 3. sınıflarında öğrenim gören 22 kadın, 7 erkek olmak üzere 29 fen bilimleri öğretmen adayı oluşturmaktadır.  Elde edilen veriler veri analiz programı ile analiz edilmiştir. Her bir ölçme aracı ve bileşeninden elde edilen ön test ve son test verilerinin normallik analizi yapılmıştır ve verilerin normal dağıldığı görülmüştür. Ardından veriler bağımlı örneklemler t-testi ile analiz edilmiştir. Likert ölçeğin hazırlık (t(28)= 6.53, p<.05), uygulama (t(28)= 9.33, p<.05), değerlendirme (t(28)= 7.09, p<.05  bileşeninde uygulama sonrasında anlamlı fark bulunmuştur. Açık uçlu formlar incelendiğinde ise genetiği değiştirilmiş organizmalara yönelik verilen cevapların toplam puanında (t(28)=2.48, p<.05) ve nükleer enerjiye yönelik verilen cevapların toplam puanında (t(28)=5.21, p<.05) anlamlı fark bulunmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre teknoloji destekli argümantasyon uygulamalarının öğretmen adaylarının argümantasyona yönelik özyeterlik algıları ve argümantasyon becerilerini geliştirdiği görülmüştür.


Evaluation Of The Noise Level And Acoustic Environment In A Public School In Bursa


Cemile Sinem AKYÜN1, Mızrap BULUNUZ2
1Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 491 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In contrast to visual stimuli, the large number of auditory stimuli in the classroom adversely affects learning. The purposes of this study were to determine the noise level of a public primary school in Bursa and to evaluate the noise level. Sound measurement tool and observation form were used as data collection tools. The data were transfered to the program called Brüel & Kjaer BZ5503. Descriptive research method was used in data analysis. Findings indicated that the noise level increased to an average of 80,31 dB (A) during the break hours, while it was found to be at the level of 68 dB (A) during the school hours. These values are even higher than 39 dB (A) of the lowest acceptable C class acoustic performance. In this auditory setting, students and teachers are not only able to make efficient lessons, but they also threaten their auditory and mental health. Almost no part of the school uses sound-absorbing acoustic material. In the observations made in terms of acoustic design and construction materials, it was seen that the floors were covered with plain ceramic or plaster over the walls. Although the school is on the main road, the windows consist of single glass frames. In addition to the lack of acoustic measures, it was observed that noisy behaviors were quite common in students. Especially during the break, students' behaviors such as hustle and bustle play, door knock, and shouting. Long-term melodic ringtones create significant noise. As a result, one of the important reasons of noise in school is there is not any pracaution for acoustic measures and there is no common consciousness and culture. To create a healthy learning environment, projects to improve the quality of the auditory environment in the schools should be encouraged by the Ministry of National Education.

Bursa’da Bi̇r Devlet Okulunda Gürültü Düzeyi̇ Ve İşi̇tsel Ortamin Değerlendi̇ri̇lmesi̇


Cemile Sinem AKYÜN1, Mızrap BULUNUZ2
1Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2Bursa Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 491 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Görsel uyarıların tersine, sınıfta işitsel uyaranların çok fazla olması öğrenmeyi olumsuz etkilemektedir. Bu araştırmanın amacı Bursa ili Osmangazi ilçesinde bir ilkokulunun gürültü düzeyi tespit edilerek, gürültü düzeyini yönetmelikte belirlenen sınır değerlere çekmeye yönelik yapılan çalışmaları değerlendirmektir. Çalışmada veri toplama aracı olarak ses ölçüm aracı ve gözlem formu kullanılmıştır. Gürültü ve çınlanım ölçümleri Brüel & Kjaer BZ5503 Measurement Partner Suite programına aktarıldıktan sonra analizler yapılmıştır. Elde edilen veriler betimsel araştırma yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Okulda gürültü ölçüm sonuçları özellikle teneffüs saatlerinde gürültü düzeyinin ortalama 80,31 dB(A) düzeyine çıktığını, ders saatlerinde ise 68 dB(A) seviyesinde olduğu saptanmıştır. Ölçülen bu değerler, yönetmelikte kabul edilebilir en düşük C sınıfı akustik performans sınır değerinin 39 dB(A) bile çok üzerindedir. Bu işitsel ortamda öğrenci ve öğretmenlerin verimli ders yapması oldukça güç olmasının yanı sıra, onların işitsel ve ruhsal sağlığını tehdit edici boyutlardadır. Okulun hemen hemen hiçbir bölümünde ses emici akustik malzeme kullanılmamıştır. Akustik tasarım ve inşaatında kullanılan malzemeler açısından yapılan gözlemlerde yerlerin karo, duvarların düz seramik veya sıva üstü boya ile kaplı olduğu görülmüştür. Okul anayol üzerinde olmasına rağmen pencereler tek cam çerçevelerden oluşmaktadır. Okulda akustik tedbir olmamasının yanı sıra, öğrencilerde gürültücü davranışların oldukça yaygın olduğu gözlemlenmiştir. Özellikle teneffüs esnasında öğrencilerin bina içinde koşuşturma, oyun oynama, kapı çarpma, bağrışma gibi davranışları yaygındır. Uzun süreli melodik zil sesleri okul içinde önemli ölçüde gürültü oluşturmaktadır. Bütün bunlar okulda gürültü düzeyini dayanılmaz noktalara taşıdığı görülmüştür. Sonuç olarak okulda gürültünün önemli nedenlerinden birisi de akustik tedbirin bulunup bulunmaması, diğeri ise okuldaki paydaşların kapalı mekanı gürültü kirliliği oluşturmadan kullanma konusunda ortak bir bilinç ve kültürün gelişmemiş olmasıdır. Sağlıklı bir öğrenme ortamı ve okul iklimi yaratmak için Milli Eğitim Bakanlığı önderliğinde il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin okuldaki işitsel ortam kalitesinin iyileştirilmesine yönelik projeler yapılması teşvik edilmelidir.

* Bu sözlü bildiri TUBİTAK tarafından desteklenen 114K738 nolu "Okulda Gürültü Kirliliği: Nedenleri, Etkileri ve Kontrol Edilmesi" adlı projeden üretilmiştir.


For The Power Of Water


Duygu Seymen1
1Teknoloji Fen Okulları


Abstract No: 258 - Abstract Presentation Type: Poster Paper

Science that examines the mechanical properties, behavior of the fluid under pressure, its use in force transmission, and the movement and control of the fluid is called hydraulic or pneumatic. In fluid, it is the fluid type used in pneumatics while conducting the energy transmission more intense fluids such as oil and water. While the fluids are considered incompressible, the air is a compressible fluid.
If we make definition of hydraulics; It is called the work of using fluid fluid to produce force and motion and to convey this force. Hydraulic is the field of science that examines the mechanical movements of fluids. It is derived from the merging of the words aulis, meaning hydro and pipe in ancient Greek. They are systems in which the incompressible fluids are used and various movements and forces are produced with the pressurized fluid obtained. In hydraulic systems, water and oil are usually used as fluid.
The hydraulic force is supplied by the pressure energy supplied to the fluid. The pressure energy is converted into force and action by suitable receivers. Pressure energy is transported on the fluid. The pressure energy is loaded with some mechanical devices on the fluid. So pressure is created. The fluid under pressure creates force and motion by means of mechanical devices where it is conveyed. For example, it is a very common hydraulic application to create a pressure with a pump and a piston on the other end of the mineral oil and to obtain a pushing force with the help of a cylinder and piston. it is possible to make hydraulic systems by means of a syringe and cut cardboard.
The working principle of the systems to be performed is to move the system by using the pressure force obtained by pushing the liquid (water, etc.) in the syringe with the syringe arm (piston). Students are expected to develop various systems as a project task with the mentioned materials and are evaluated in different categories as a result.

Suyun Gücü Adına


Duygu Seymen1
1Teknoloji Fen Okulları


Bildiri No: 258 - Bildiri Sunum Şekli: Poster Bildiri

Basınç altındaki akışkanın, mekanik özelliklerini, davranışlarını, kuvvet iletiminde kullanılmasını, akışkanın hareket ve kontrolünü inceleyen bilime hidrolik ya da pnömatik denir. Hidrolikte enerji iletimini yağ ve su gibi daha yoğun akışkanlar gerçekleştirirken, pnömatikte kullanılan akışkan cinsi havadır. Sıvılar sıkıştırılamaz kabul edilirken, hava sıkıştırılabilir bir akışkandır.
Hidroliğin tanımını yaparsak; kuvvet ve hareket üretmek ve bu kuvveti iletmek için sıvı akışkan kullanma işine denir. Hidrolik, akışkanların mekanik hareketlerini inceleyen bilim alanıdır. Eski Yunancada su anlamına gelen hydro ile boru anlamına gelen aulis kelimelerinin birleştirilmesinden türetilmiştir. Sıkıştırılamaz özellikteki akışkanların kullanıldığı ve elde edilen basınçlı akışkanla çeşitli hareketlerin ve kuvvetlerin üretildiği sistemlerdir. Hidrolik sistemlerde genellikle akışkan olarak su ve yağ kullanılır.
Hidrolikte kuvvet iletimi akışkana verilen basınç enerjisi yardımıyla sağlanır. Basınç enerjisi uygun alıcılar tarafından kuvvet ve harekete dönüştürülür. Basınç enerjisi akışkan üzerinde taşınarak iletilir. Akışkan üzerine bazı mekanik düzeneklerle basınç enerjisi yüklenir. Yani basınç oluşturulur. Basınç altındaki akışkan iletildiği yerde tekrar mekanik düzenekler yardımıyla kuvvet ve hareket oluşturur. Örneğin bir pompa ile madeni yağ üzerinde basınç oluşturup bir boru içerisinde taşıyıp diğer uçta bir silindir ve piston yardımıyla itme kuvveti elde edilmesi çok yaygın bir hidrolik uygulamadır.
Hidrolik sistemler günümüzde hemen hemen her endüstri dalında kullanılmaktadır. Elektrik ve elektronik uygulamalarının özellikle de kumanda sistemlerinde hidroliğe eşlik etmesi ile basınçlı akışkanı enerji ve iletim elemanı olarak kullanmak oldukça geniş tatbik alanı bulmuştur. Ayrıca hidroliğin hem hareketli hem de sabit sistemlerde rahatça kullanılabilir olması hidroliğe olan talebi arttırmıştır.
Hidrolik sistemlerin uygulama alanı olarak taşıtların fren ve direksiyonları, yağlama istasyonları, hidrolik kaldıraçlar, damperli kamyonlar ve iş makineleri örnek gösterilebilir. Hidrolik sistemler, pek çok endüstriyel tesiste yaygın olarak kullanılmaktadır. Krikolar, asansörler, vinçler, takım tezgahları, vites kutuları, test cihazları, sanayi tipi robotlar gibi pek çok uygulama alanı vardır. Son dönemde elektroniğin hızla gelişmesine paralel olarak uygulama alanları çok hızlı bir şekilde genişlemiştir ve buna bağlı olarak yeni makineler geliştirilmiştir.
Metal endüstrisinde tüm makinelerde hidrolik sistemler uygulanmaya başlanmıştır. Hidrolik sistemlerde, güç iletimi kolaylaştığından tercih nedeni olmuştur. Hidrolik kontrollü makineler düzgün ve titreşimsiz çalışmakta olup kontrol edilmesi çok kolaydır. Dairesel, doğrusal hareketler ile otomatik ve mekanik hareketler hidrolik sistemle kolay bir şekilde elde edilmektedir. Hidrolik sistemler kolay kontrol Edilmesi, ekonomik olması ve az yer kaplaması nedeniyle geniş bir uygulama alanı bulmuştur.
Tabii böyle bir açıklama, hidrolik sistemi epey teferruatlı, yapılması zor bir şey olarak göstermiş olsa da, birkaç şırınga ve doğru şekilde kesilip biçilmiş karton ile hidrolik sistemler yapmak mümkün.
Yapılacak sistemlerin çalışma prensibi şırınga içerisinde yer alan sıvının (su vb.) şırınga kolu (piston) ile itilerek elde edilen basınç kuvvetini kullanarak sistemin hareket etmesini sağlamaktır. Belirtilen malzemelerle proje görevi olarak öğrencilerden çeşitli sistemler geliştirmeleri beklenir ve sonucunda farklı kategorilerde değerlendirmeye alınır. 


Flying Eggs


Ceyda İşken1
1Özel Teknoloji Fen Okulları


Abstract No: 289 - Abstract Presentation Type: Poster Paper

It is a project in which students can strengthen their imagination with problem solving skills in order to comprehend and consolidate the issue of Friction Force and Air Resistance more easily. The project was started by arousing curiosity at the beginning of the unit. It is aimed to provide students with different perspectives and gain different perspectives. It is intended to calculate Air Resistance with "Longest Weather". "The most environmental design" is intended to understand the importance of recycling. "Aesthetic Design" also aims to make aerodynamic design with imagination. In the project process, gains were also achieved in terms of STEM education. STEM; maktad STEM ı is the ın curiosity ılıp in children, using the araştırma creativity esi that we have at an early age, supporting, supporting, triggering and supporting the araştırma creativity ın. is a system that focuses on finding solutions based on emotion. With this system, we have made sure to turn Science into a way of life that will enable it to apply its acquired knowledge in life.
In this way, we used the method of learning by touching the students to make the Science lesson more enjoyable. In addition, students have the opportunity to prepare a project on their own, to learn by experiencing science, and to allow students to experience the feelings of achievement. In the process, it was informed that the Friction Force is a force applied in the opposite direction to the movement. Generally it was informed that it had negative effects but could be created with positive designs with appropriate designs. Weather Resistance can be used safely to land on the ground was explained. Within the scope of the project, our students were asked to make designs in this direction. Scientists of the future using the lifting force of the air and friction force of about 10 m. By releasing it from the height, it was aimed to create different projects that would enable an egg to land undamaged. Although the target is the 5th grade, the 5-14 age range was selected as the participation and the process was made enjoyable for all school students. Flammable-explosive and electronic materials, except for the restriction of our students' dreams are not restricted. Apart from individual participation, group participation was allowed. In this way, it was aimed to make the students work in unity together by team work. As a result, our students developed the creativity of STEM as an individual and as a team in an exciting adventure.

Uçan Yumurta


Ceyda İşken1
1Özel Teknoloji Fen Okulları


Bildiri No: 289 - Bildiri Sunum Şekli: Poster Bildiri

Öğrencilerin zorlandıkları Sürtünme Kuvveti ve Hava Direnci konusunu daha rahat kavrayabilmeleri ve pekiştirmeleri için hayal güçlerini, problem çözme becerileri ile pekiştirebilecekleri bir projedir. Projeye ünite başında merak uyandırılarak başlanmıştır. Farklı katagoriler ile öğrencilerin farklı bakış açıları kazanmaları sağlamak amaçlanmıştır. "En Uzun Süre Havada Kalan" ile Hava Direncini hesaplamaları amaçlanmkıştır. "En Çevreci Tasarım" ile geri dönüşümün öneminin kavranması amaçlanmıştır. "Estetik Tasarım" ile de hayal güçleri ile aerodinamik tasarım yapmaları hedeflenmiştir. Proje sürecinde STEM eğitimi açısından da kazanımlar sağlanmıştır. STEM; derslerin ezber sisteminden çıkartılıp, bilgilerin gerçek yaşamda uygulanabilirliği ve problem çözme tekniklerinin geliştirilmesi, merak, araştırma ve yaratıcılık özelliklerinin öne çıkartılmasını hedef alınmaktadır.“STEM” aslında küçük yaşlarda sahip olduğumuz “yaratıcılığı” kullanarak, destekleyerek, tetikleyerek problem odaklı çalışmaya, çocuklardaki “merak” duygusundan yola çıkarak çözümler bulmaya odaklı bir sistemdir. Bu sistemle Fen’i ders olarak değil edindiği bilgileri hayatında uygulamasını olanak sağlayacak bir yaşam şekline dönüştürmeyi sağladık.
Bu sayede öğrencilere Fen dersini daha zevkli hale getirmek ve yaşayarak, dokunarak öğrenme metodunu kullandık. Ayrıca öğrencilerin kendi başlarına proje hazırlayıp, bilimi yaşayarak öğrenmelerinin sağlanması ve öğrencilerin başarma duygularını tatmalarına fırsat tanıdık.  Süreç içersinde Sürtünme Kuvvetinin harekete ters yönde uygulanan bir kuvvet olduğu bilgisi verildi.Genel olarak olumsuz etkilerinin olduğu fakat uygun tasarımlarla olumlu etkilerde yaratılabileceği bilgisi verildi. Hava Direncinin güvenli bir şekilde yere iniş yapılacak sistemlerde kullanabileceği anlatıldı. Proje kapsamında öğrencilerimizin bu yönde tasarımlar yapması istendi. Geleceğin Bilim insanlarının havanın kaldırma kuvveti ve sürtünme kuvvetini kullanarak yaklaşık 10 m. Yükseklikten serbest bırakarak bir yumurtanın hasarsız bir şekilde  iniş yapmasını sağlayacak birbirinden farklı projeler oluşturması amaçlandı. Hedefimiz 5. sınıflar olsada katılım olarak 5-14 yaş aralığı seçilerek süreç tüm okul öğrencileri için keyifli hale getirildi. Yanıcı-Patlayıcı ve elektronik malzemeler dışında kısıtlama yapılmayarak öğrencilerimizin hayal güçleri sınırlandırılmadı. Bireysel katılım dışında grup katılımınada izin verildi. Bu sayede öğrencilerin takım çalışmasıda yaparak birlik beraberlik içinde ürün çıkartması hedeflenildi. Sonuç olarak Öğrencilerimiz bu süreçte gerek bireysel gerek takım olarak STEM’in aşamalarını gerçekleştirerek yaratıcılıklarını heyecanlı bir serüvenle keyifle geliştirdiler.


Investigation Of Student Opinions On Plant Biodiversity And Sustainable Environment


Betül Özenli1, Gözde Uysal1
1MEB


Abstract No: 472 - Abstract Presentation Type: Poster Paper

Turkey is one of the world’s richest and most interesting countries in terms of herbal resources, such as other natural resources. Turkey’s geographical location, that is in transition between the European flora and South West Asia flora, positioning at the intersection of Euro- Siberian, Iranian-Turanian and Mediterranean floristic regions, presence of different climate types, differences in topographic and geological structure, in the case of a large number of genus gene centre and a high rate of endemism are the main causes of the richness of the flora of Turkey. Genetic, species, ecosystems and ecosystem functions of every element known as biodiversity is important for the sustainable development of Turkey. Turkey, which is one of the world’s important gene center also has a large number wild relatives of cultivated plants. For our country’s economy and its future, biodiversity must be protected for that’s all that matters in the form of joint agriculture, forestry, animal husbandry, fishery, pharmaceutical industry, tourism, products for recreation using, raw materials and natural habitats. In addition to direct economic values, biodiversity conservation provides a variety of natural, ecological and health services. Sustainable use of nature and natural resources constitutes the infrastructure of environmental education. The place and importance of this subject in education is gaining more value as time passes. One of the most important components of sustainable development is biodiversity. In this study, it is aimed to determine the students’ opinions about plant biodiversity, endemic plants and endangered plants, ecosystem diversity and conservation measures in our neighborhood and in our country. The other objectives of the study are to be able to benefit from the relevant research, to contribute to the elimination of deficiencies related to the subject and to draw attention to the importance of plant biodiversity in our country its place in education. In this study, the opinions of students on plant biodiversity and sustainable environment were examined in terms of various demographic variables was carried out within the framework of descriptive survey model. The sample of the study consisted of 138 students who were studying in 9th and 10th grade in 2017-2018 academic year. In this research, the survey technique was used to collect data. A personal information form was used to obtain information on the demographic characteristics of the participants. The data were analyzed in SPSS 17 program. According to the results of the study, it is thought that in general biodiversity and sustainable environmental subjects should be given more comprehensive courses in an interdisciplinary approach. It is necessary to emphasize that the subject is not only limited to Systematic area study approach, which is one of the sub-disciplines of the science of Biology, but also its scope and its social and cultural aspects are also important. In environmental education, it is thought that importance should be given to finding activities in which biodiversity and sustainable environment subjects can provide active experiences with nature. The development of knowledge, attitude and protection behavior of individuals on biodiversity should be supported by educational activities. Students should be made aware of the biodiversity in their region where they live.

Bitki Biyoçeşitliliği Ve Sürdürülebilir Çevre Konusuna İlişkin Öğrenci Görüşlerinin İncelenmesi


Betül Özenli1, Gözde Uysal1
1MEB


Bildiri No: 472 - Bildiri Sunum Şekli: Poster Bildiri

Türkiye diğer doğal kaynaklarda olduğu gibi bitkisel kaynaklar bakımından da dünyada en zengin ve ilginç ülkelerin başında gelmektedir. Dünya üzerindeki coğrafik konumu, Avrupa ve Güney Batı Asya floraları arasında köprü durumunda olması, Avrupa-Sibirya, İran-Turan ve Akdeniz floristik bölgelerinin karşılaştığı yerde bulunması yanında çeşitli iklimlerin hüküm sürmesi, topoğrafik, jeolojik yapısındaki farklılıklar ile çok sayıda cinsin gen merkezi  olması ve endemizm oranının yüksek olması, bu flora zenginliğini sağlayan başlıca önemli nedenlerdir. Genetik, tür, ekosistem ve ekosistem işlevi olarak bilinen biyoçeşitliliğin her elemanı Türkiye’nin sürdürülebilir gelişiminin devamı için önemlidir. Dünyada önemli gen merkezlerinden birini oluşturan Türkiye, aynı zamanda çok sayıda kültür bitkilerinin yabani akrabalarını bulundurmaktadır. Ülkemiz ekonomisi ve geleceği için hepsi müşterek biçimde hayati olan tarım, ormancılık, hayvancılık, balıkçılık, ilaç endüstrisi, turizm, kullanım ve dinlenme için ürün, hammadde ve doğal habitatlar için biyoçeşitliliğin korunması gerekmektedir. Doğrudan ekonomik değerlere ek olarak, biyoçeşitliliğin korunması doğal, ekolojik ve sağlık hizmetlerinin çeşitliliğini sağlamaktadır. Çevre eğitiminin alt yapısını doğanın ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı oluşturmaktadır. Bu konunun eğitim alanındaki yeri ve önemi zaman geçtikçe daha da değer kazanmaktadır.  Sürdürülebilir kalkınmanın en önemli bileşenlerinden birisi biyoçeşitliliktir. Bu çalışma ile; ülkemizde ve yakın çevremizde bitki biyoçeşitliliği, endemik bitkiler ve tehlike altında bulunan bitkiler, ekosistem çeşitliliği, koruma önlemleri hakkında öğrenci görüşlerinin saptanması amaçlanmıştır. Yapılacak olan ilgili araştırmalara fayda sağlayabilmek, konu ile ilgili eksikliklerin giderilmesine katkıda bulunmak ve ülkemizin bitki biyoçeşitliliğinin ve eğitimdeki yerinin önemine dikkati çekmek çalışmanın diğer hedefleri arasında bulunmaktadır. Bitki biyoçeşitliliği ve sürdürülebilir çevre konularına yönelik öğrenci görüşlerinin çeşitli demografik değişkenler açısından incelendiği bu araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2017- 2018 eğitim öğretim yılında, 9. ve 10. sınıfta öğrenim görmekte olan toplam 138 öğrenci oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak anket tekniğinden faydalanılmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerine ilişkin bilgilere ulaşmak için de kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 17 programında analiz edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre genel olarak bitki biyoçeşitliliği ve sürdürülebilir çevre konularına derslerde disiplinlerarası bir yaklaşımla daha kapsamlı yer verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Konunun sadece Biyoloji biliminin alt dallarından biri olan Sistematik alanı ile sınırlı kalmayıp kapsamının genişletilerek ele alınması, sosyal ve kültürel boyutunun da bir o kadar önemli olduğunun vurgulanması gerekmektedir. Çevre eğitiminde biyoçeşitlilik ve sürdürülebilir çevre konularında öğrencilere aktif olarak doğa ile içi içe yaşantılar sağlayabilecek etkinliklerin bulunmasına önem verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Bireylerde biyoçeşitlilik konusundaki bilgi, tutum ve koruma davranışının gelişmesi eğitim alanındaki faaliyetler ile desteklenmelidir. Öğrencilerin kendi yaşadıkları bölgenin biyoçeşitliliğinin farkına varmaları sağlanmalıdır.


A Study On The Status Of Stem Education Research In Turkey


Pınar ÇAVAŞ1, Aslıhan AYAR2, Selin BULA2, Gizem GÜRCAN2
1Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü


Abstract No: 155 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

               Science and technology have been changed very rapidly in the 21st century. This change in science and technology has made it necessary for people to gain different skills (Akgündüz et al., 2015).  These skills can be listed as creativity, critical thinking, problem solving, and effective usage of technology, information management, cooperation and communication. Some teaching models are needed to enable students to acquire and develop these skills.
 
STEM is an acronym for the fields of Science, Technology, Engineering and Math; and includes effective integration of them (Akgündüz et al., 2015, Bybee, 2013).STEM education, which aims to enable students to transfer the theoretical knowledge that they learn in school to daily life, to handle different disciplines as a whole and to gain skills along with knowledge, has started to become popular recently.
STEM education has taken an important place in today's world where globalization and new technological developments are taking place and has become a preferred approach in recent years. This has led to many studies in national and international literature, and different studies have been conducted by researchers.
 
In this study, it is aimed to examine the articles and graduate theses in national literature about STEM education since 2010. Within the scope of this aim of the study, 45 master and doctoral theses and 54 journal articles which are reached from the national academic data base (ULAKBİM) and Higher Education Institution National Thesis Centre (YÖK) were selected for analysis. The studies were analyzed in terms of publication year, the language of publication, research method, sampling, data collection tools, data analysis methods, and findings. With the findings of this research, it is expected to give an overview of the studies on STEM education in our country and to shed light on the new studies.
 

Türki̇ye’ De Stem Eği̇ti̇mi̇ Üzeri̇ne Yapilan Araştirmalarin Durumu Üzeri̇ne Bi̇r Çalişma


Pınar ÇAVAŞ1, Aslıhan AYAR2, Selin BULA2, Gizem GÜRCAN2
1Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü


Bildiri No: 155 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda bilim ve teknoloji çok hızlı bir şekilde ilerlemektedir. Bilim ve teknolojideki bu değişim, çağımız insanlarının da farklı becerilere sahip olmasını zorunluluk haline getirmiştir (Akgündüz ve diğerleri, 2015).  Bu beceriler yaratıcılık, eleştirel düşünme, problem çözme, teknolojinin etkili kullanımı, bilgi yönetimi, işbirliği ve iletişim olarak sıralanabilir. Bu becerilerin öğrencilere kazandırılabilmesi ve geliştirilebilmesi için bazı öğretim modellerine ihtiyaç vardır.
Öğrencilerin okulda öğrendikleri teorik bilgileri günlük hayata aktarabilmeleri, farklı disiplinleri bir bütün olarak ele alabilmeleri, bilginin yanında beceri kazanmayı da hedefleyen STEM eğitimi günümüzde yaygınlaşmaya başlamıştır.
FeTeMM, özgün adı STEM olan Science(Fen bilimleri), Technology(Teknoloji), Engineeringy(Mühendislik) ve Mathematics(Matematik) alanlarının baş harflerinden oluşturularak, bunların birbirlerine entegre edilmesi anlamına gelmektedir (Akgündüz ve diğerleri, 2015; Bybee, 2013).
Küreselleşen ve yeni teknolojik gelişmelerin yaşandığı günümüz dünyasında STEM eğitiminin önemi anlaşılmış ve son yıllarda tercih edilen bir yaklaşım haline gelmiştir. Bu durum ulusal ve uluslararası alanyazında birçok araştırma yapılmasını beraberinde getirmiş, araştırmacılar tarafından farklı çalışmalar ortaya konmuştur.
Bu araştırmada 2010 yılından günümüze, STEM eğitimiyle ilgili ulusal literatürde  yapılmış makale ve lisansüstü tezlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın bu amacı kapsamında lisansüstü tezlerin taranmasında YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanında bulunan, 2010-2018 yıllarına ait ve anahtar kelimelerinde “STEM, STEM eğitimi, FeTeMM, entegre STEM öğretimi” terimlerini içeren toplam 45 lisansüstü tez incelenmiştir. Makalelerin seçiminde ise TÜBİTAK ULAKBİM-DergiPark veri tabanında bulunan eğitimle ilgili 64 dergi listelenmiş ve bu dergilerde 2010-2018 yılları arasında yayınlanan, yine aynı anahtar kelimeleri içeren 54 makale araştırma kapsamına alınmıştır.
 Çalışmalar, yayınlandıkları yıl, yayın dili, çalışılan bağımlı değişkenler, kullanılan yöntemler, veri toplama araçları, örneklem grupları, veri analizi yöntemleri ve bulguları bakımından incelenmiştir. Bu araştırmadan elde edilen bulgularla, ülkemizde STEM eğitimiyle ilgili yapılan çalışmalara genel bir bakış kazandırılması ve yapılacak yeni çalışmalara ışık tutması beklenmektedir. Araştırmanın veri analiz süreci devam etmekte olup en kısa zamanda tamamlanacaktır.


The Effect Of Science Education With Innovative Learning Approach On The Views Of Pre Service Science Teachers Towards Stem Teaching


Nagihan İmer Çetin1, Betül Timur1
1çomü


Abstract No: 311 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

STEM provides holistic approach to disciplines in the education systems and it is a teaching system that emphasizes the relationship between disciplines.The aim of STEM education is to combine basic disciplines such as science, technology, mathematics and engineering (Akgündüz, 2015). Thus, students will be able to relate what they learn in one lesson to other courses. They will be able to produce more comprehensive solutions to the problems which they face in their environment with a holistic view. Because one of the biggest problems in today's education system is that the students cannot establish the relationship between what they have learned in a lesson and what they have learned in the other lesson. It is planned to be prevented with STEM education. Because today’s age needs such individuals to increase the level of development, to reach the level of prosperity of other countries. In this study, it was investigated the effect of science education via innovative learning approach on the views of science teacher candidates towards STEM teaching. The data of the study was gathered within the scope of TÜBİTAK 2237-A project titled “Science education with innovative learning approach for pre-service science teachers”, which lasted for a week. The study sample consists of 21 pre-service science teachers who were participated from different universities in Turkey. Mixed research method was used in the study. The quantitative data were collected by “Integrated FETEMM Teaching Orientation Scale“. The scale was applied to the participants as pre-test and post-test.  The qualitative data of the study were obtained through semi structured interviews with 7 pre-service teachers. As a result of the analysis of the data, it has been concluded that science education with innovative learning approach positively affects the views of pre-service science teachers towards STEM teaching.
 

Yenilikçi Öğrenme Yaklaşimi İle Fen Eğitiminin Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarinin Fetemm Öğretimine Yönelik Görüşlerine Etkisi


Nagihan İmer Çetin1, Betül Timur1
1çomü


Bildiri No: 311 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

FETEMM eğitim sisteminde disiplinlere bütüncül bir bakış açısı getiren ve disiplinlerin birbiriyle ilişkisine vurgu yapan öğretim sistemidir.  FETEMM eğitiminde Fen, Teknoloji,  Matematik ve Mühendislik gibi temel disiplinlinlerin bir araya gelerek bütünleşmesi amaçlanmaktadır ( Akgündüz, 2015). Böylece öğrenciler bir derste öğrendiklerini diğer derslerle ilişkilendirebileceklerdir. Çevrelerinde olup biten karşılaştıkları problemlere bütüncül gözle bakarak olay ve olgular karşısında daha kapsamlı çözümler üretebileceklerdir. Çünkü günümüz eğitim sisteminde yaşanan en büyük sıkıntılardan biri öğrecilerin bir derste öğrendikleriyle diğer derste öğrendikleri arasındaki ilişkiyi kuramamalarıdır. FETEMM eğitimiyle bunun önüne geçilmesi planlanmaktadır. Çünkü günümüz çağı gelişmişlik seviyesini artırabilmek, diğer ülkelerin refah seviyesine yetişebilmek için bu tür bireylere ihtiyaç duymaktadır. Bu çalışmada yenilikçi öğrenme yaklaşımı ile fen eğitiminin fen bilgisi öğretmen adaylarının fetemm öğretimine yönelik görüşlerine etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın verileri bir hafta boyunca süren “Fen bilgisi öğretmen adaylarına yenilikçi öğrenme yaklaşımı ile fen eğitimi-YÖYFE” konulu TÜBİTAK 2237-A projesi kapsamında toplanmıştır. Çalışmanın örneklem gurubunu Türkiye’nin farklı üniversitelerinden katılan 2. Sınıftan 3. sınfa geçmiş toplam 21 fen bilgisi öğretmen adayı oluşturmuştur. Çalışmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Nicel veriler,  Hacıömeroğlu ve Bulut (2016) tarafından Türkçe’ye uyarlanan “Entegre FETEMM Öğretimi Yönelim Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır. Ölçek katılımcılara ön-test ve son-test olarak uygulanmıştır. Çalışmanın nitel verileri ise katılımcılar arasından seçilen 7 öğretmen adayı ile yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda proje kapsamında yapılan yenilikçi öğrenme yaklaşımı ile fen eğitiminin öğretmen adaylarının fetemm öğretimine yönelik görüşlerine olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
 


Science Teachers' Views On Life-based Question Preparation Course


Mehmet Emir AR1, Salih ÇEPNİ1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 316 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The failure of our country in international examinations such as PISA and TIMSS has led to new research in education. Many studies have been conducted in this context. For example, life-based question types in the transition to the new high school have created an unusual situation for students and parents. Teacher training is important for students to get used to such questions. In this respect, 10-week life-based question preparation course was given to science teachers. In this study, the opinions of teachers at the end of education were evaluated. The study was modeled with a qualitative approach. Special case study method was used in the study. Participants are 13 science teachers. Data collection tools are teacher forms and interviews. Descriptive analysis was used to analyze the data. According to the findings of the study, the teachers' statements were examined in four categories. These are the ones learned at the end of the training, those who have difficulty in the training process, the deficiencies in training and the suggestions. At the end of the training, the most common statements about what is learned are to prepare a life-based question and to learn about the PISA exams. In the category of difficulties in training, forgotten / inadequate theoretical information at university times, access to the training center and expressions of individual intensity. Individual deficiencies in the category of deficiencies in the training process have been mentioned. Teachers have often suggested the continuity of studies and dissemination of the study. In summary, when the views of teachers on education are examined, it is understood that positive expressions have emerged. In this context, such trainings should be deepened by considering the shortcomings of the teachers. More applications should be added to the trainings. In addition, it is recommended to ensure the continuity of education.

Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Almış Oldukları Yaşam Temelli Soru Hazırlama Eğitimi Hakkındaki Görüşleri


Mehmet Emir AR1, Salih ÇEPNİ1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 316 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

PISA ve TIMSS gibi uluslararası sınavlardaki ülkemizin başarısızlığı eğitimde yeni arayışlara yol açmıştır. Bu bağlamda müfredatların yenilenmesi, liseye geçiş sisteminin ve soru içeriklerinin değişmesi, milli eğitim müdürlükleri ve üniversiteler arası işbirliği ile öğretmen eğitimleri bu arayışların başında gelmektedir. Yenilenen liseye geçiş sistemi sınavında görülebileceği gibi soruların yaşam temelli olması ve eskiye göre nispeten üst düzey düşünme becerilerini gerektirmesi öğrenci ve velilerde alışılmadık bir durum yaratmıştır. Öğrencilerin bu tarz sorulara alışması için öncelikle öğretmenlerin eğitim sürecinde bu tarz soruları öğrencilerle karşılaştırması gerekmektedir. Bu da ancak öğretmen eğitimleri ile olabilecek bir durumdur. Tüm bunlar düşünüldüğünde üniversite-milli eğitim müdürlüğü işbirliğine dayalı 10 haftalık yaşam temelli soru hazırlama kursu fen bilimleri öğretmenlerine verilmiştir. Bu çalışmada eğitimi alan öğretmenlerin eğitim sonundaki düşünceleri değerlendirilmiştir. Buna yönelik çalışma nitel bir yaklaşıma dayalı olarak modellenmiştir. Araştırmada yöntem olarak yorumlayıcı araştırmalar içerisinde sınıflandırılabilen özel durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını Bursa’nın çeşitli devlet okullarında görev yapan 13 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama araçları katılımcı öğretmen formları ve mülakatlardır. Verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularında öğretmenlerin ifadeleri dört kategoride (eğitim sonu öğrenilenler, eğitim sürecinde zorluk çekilenler, eksik hissedilenler ve eğitim hakkındaki öneriler/eklenmek istenenler) incelenmiştir. Eğitim sonu öğrenilenlerle ilgili en sık rastlanan ifadeler yaşam temelli soru hazırlamayı öğrenme ve PISA sınavı/soruları hakkında bilgiler öğrenme ifadeleridir. Eğitimde zorluk çekilenler kategorisinde üniversite zamanlarındaki teorik bilgilerin unutulduğu/yetersiz kalması, eğitim merkezine ulaşım ve bireysel yoğunluk ifadeleri görülmüştür. Eğitimle ilgili eksik hissedilenler kategorisinde bireysel yetersizliğe değinilmiştir. Eğitim hakkındaki öneriler/eklenmek istenenler kategorisi ile ilgili ise öğretmenler çoğunlukla çalışmaların süreklilik kazanmasını ve yaygınlaşmasını önermiştir. Özetle öğretmenlerin eğitimle ilgili görüşlerine genel olarak bakıldığında olumlu yönde ifadeler ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Bu açıdan bu tarz eğitimlerin öğretmenlerin eksiklikleri konusunda genişletilip özellikle bol uygulama ile sürekliliği sağlanması olumlu görülmekte ve önerilmektedir.
 


The Effect Of Virtual Reality Use On Secondary School 6th Grade Students’ Anxiety Levels For Science Course


Serhan Sarıoğlu1, Sönmez Girgin2
1MEB
2Gazi Üniversitesi


Abstract No: 453 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Science education aims for individuals to recognize problems in their environment, make observations, establish hypotheses, conduct experiments, draw conclusions, generalize with the help of analyzes and apply the acquired skills. The success of the science education given to educate science literate individuals is closely related to affective field behaviors such as attitude towards students, attitude, self-efficacy, self-image, personality and value judgments, as well as teaching processes that improve students cognitively. As a concept, anxiety is one of the most important factors in the process of learning and teaching. The science anxiety that can be developed for the science course is defined as the fear of science concepts, science-related activities or scientists. From this point of view, it is important to reduce the levels of anxiety that the students can show towards the course and to make learning healthier. Virtual reality technology can be considered as a material that students can learn by having fun as it offers the viewer a real-life experience. In this study, the effect of the use of virtual reality technology in the 6th grade science course on the anxiety levels of students was investigated. The study group consisted of 30 6th grade students studying in Bursa in 2018-2019 academic year. Within the scope of the study, anxiety levels of students were measured with “an anxiety scale for science and technology class” developed by Kağıtçı and Kurbanoğlu (2013) and then virtual reality technology was used. After virtual reality technology supported lessons, the students' anxiety levels were measured with the same scale and compared. As a result of the application, it was found that the use of virtual reality significantly decreased the anxiety levels (p = 0, p <.05).
 

Sanal Gerçekli̇k Kullaniminin Ortaokul 6. Sinif Öğrenci̇leri̇ni̇n Fen Dersi̇ne Yöneli̇k Kaygi Düzeyleri̇ne Etki̇si̇


Serhan Sarıoğlu1, Sönmez Girgin2
1MEB
2Gazi Üniversitesi


Bildiri No: 453 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Fen eğitimi, bireylerin çevrelerindeki problemleri tanıması, gözlem yapması, hipotez kurması, deney yapması, sonuç çıkarması, analizler yardımıyla genellemeler yapması ve elde ettiği becerileri uygulaması amaçlarını taşımaktadır. Fen okur yazarı bireyler yetiştirmek amacıyla verilen fen eğitiminin başarısı, öğrencileri bilişsel açıdan geliştiren öğretim süreçlerinin yanı sıra, derse karşı tutum, güdü, kaygı, öz yeterlilik algısı, benlik, kişilik ve değer yargıları gibi duyuşsal alan davranışlarıyla da yakından ilişkilidir. Bir kavram olarak kaygı, öğrenme ve öğretme sürecinde en önemli faktörlerden biridir. Fen dersine yönelik geliştirilebilecek olan fen kaygısı ise fen kavramlarından, fen ile ilgili faaliyetlerden ya da bilim insanlarından korkma olarak tanımlanmaktadır. Bu kaygı, düzeye bağlı olarak öğrencilerde panik, gerilim, çaresizlik, korku, sıkıntı, mahcubiyet, başarısızlık, terleme, mide kasılması, nefes almada zorlanma ve konsantrasyon kaybı gibi rahatsızlıklara neden olabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, öğrencilerin derse yönelik gösterebilecekleri kaygı düzeylerini azaltmak, öğrenmenin daha sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi için önem taşımaktadır. Sanal gerçeklik teknolojisi ise, izleyiciye yaşattıkları gerçeğe yakın deneyim ile öğrencilerin eğlenerek öğrenebileceği bir materyal olarak düşünülebilir. Bu çalışmada, 6. sınıf fen bilimleri dersinde sanal gerçeklik teknolojisi kullanımının öğrencilerin derse yönelik kaygı düzeylerine etkisi incelenmiştir. Çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Bursa ili Osmangazi ilçesinde öğrenim görmekte olan 30 adet 6. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında öğrencilerin fen dersine yönelik kaygı düzeyleri Kağıtçı ve Kurbanoğlu (2013) tarafından geliştirilen “fen ve teknoloji dersine yönelik kaygı ölçeği” ile ölçülmüş, daha sonra derslerde sanal gerçeklik teknolojisi kullanılmaya başlanmıştır. Sanal gerçeklik teknolojisi desteğiyle işlenen ders sürecinin ardından, öğrencilerin derse yönelik kaygı düzeyleri aynı kaygı ölçeği  kullanılarak ölçülmüş ve bu düzeyler karşılaştırılmıştır. Uygulama sonucunda bağımlı gruplar t testi sonucuna göre sanal gerçeklik kullanımının derse yönelik kaygıyı anlamlı düzeyde azalttığı (p=0, p<.05) ortaya çıkmıştır.
 


Preparing A Science Experiments Guidebook For Students With Mild Intellectual Disability: A Case Of “matter And Its Nature”*


Tülay Şenel Çoruhlu 1, Sibel Er Nas 1, Muammer Çalık 1, Cevriye Ergül 2, Salih Çepni3, Ayşegül Aslan 1
1Trabzon Üniversitesi
2Ankara Üniversitesi
3Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 249 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study was to introduce a science experiments guidebook for inclusion students with mild intellectual disabilities towards ​​“Matter and its Nature” learning area. The science experiments in the guidebook were determined after conducting interviews with special education (N = 10) and science (N = 10) teachers. In this context, prediction-observation-explanation (POE) embedded worksheets were designed for the topics “melting point, freezing point, and boiling point”, “expansion, and contradiction” and “heat, temperature, heat exchange”. The POE worksheets consisted of attention-engagement and evaluation. The POE worksheet also involved active learning (buzz 22-learning-card display-snowball) and mobile-learning (QR code application) techniques. The first phase of the POE worksheet contained buzz 22, while its second phase (observation) covered experimental process and QR application. The third phase of the POE worksheet (explanation phase) used such active learning techniques as learning gallery, card display and snowball.  Further, it was purposed that each student's own avatar, which was embedded within the POE worksheets, would activate their engagement with the learning processes and increase their learning motivation. Overall, it is expected that prepared materials will act as a guide for special education and science teachers.

*This study was funded by the TÜBİTAK (Grant number: 118R017). The authors would like to thank the institution for their kind financial supports.
 

Hafif Düzeyde Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrencilere Yönelik Fen Deneyleri Kılavuzunun Hazırlanması: “madde Ve Doğası” Örneği*


Tülay Şenel Çoruhlu 1, Sibel Er Nas 1, Muammer Çalık 1, Cevriye Ergül 2, Salih Çepni3, Ayşegül Aslan 1
1Trabzon Üniversitesi
2Ankara Üniversitesi
3Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 249 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı; hafif düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği bulunan kaynaştırma öğrencileri için “Madde ve doğası” öğrenme alanına yönelik hazırlanan fen deneyleri kılavuzunu tanıtmaktır. Kılavuzda yer alan fen deneyleri, özel eğitim (N=10) ve fen bilimleri (N=10) öğretmenleri ile yürütülen mülakatlar sonucu belirlenmiştir. Bu bağlamda, “Erime noktası, donma noktası ve kaynama noktası”, “genleşme ve büzülme” ve “ısı, sıcaklık, ısı alışverişi” konularına yönelik aktif öğrenme teknikleriyle zenginleştirilmiş tahmin-gözlem-açıklama (TGA) çalışma yaprakları geliştirilmiştir. TGA çalışma yaprakları; dikkat çekme-etkin uğraşı ve değerlendirme bölümlerinden oluşmakta olup aktif (Vızıltı 22-öğrenme galerisi-kart gösterme-kartopu) ve mobil öğrenme (karekod uygulaması) tekniklerini içermektedir. TGA çalışma yapraklarının tahmin aşamasında; vızıltı 22, gözlem aşamasında deney süreci ve karekod uygulamasından yararlanılmıştır. Açıklama aşamasında ise aktif öğrenme tekniklerinden; öğrenme galerisi, kart gösterme ve kartopu tekniklerinden faydalanılmıştır. Ayrıca, TGA çalışma yaprakları her bir öğrencinin kendi avatarını içermekte olup öğrencilerin sürece aktif katılımlarını sağlaması ve ders motivasyonlarını artırması amaçlanmıştır. Hazırlanan materyallerin özel eğitim ve fen bilimleri öğretmenleri için rehber niteliği taşıyacağı düşünülmektedir.

*118R017 numaralı TÜBİTAK projesinden üretilmiştir. Yazarlar desteğinden dolayı ilgili kuruma teşekkür eder.
 


Investigating Opinions Of The 4th Grade Students On “natural And Artificial Light Sources” By Drawing Techniques


Tülay Şenel Çoruhlu 1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 250 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study was to examine the opinions of 4th grade students about natural and artificial light sources by using drawing technique. Survey method was used in the study. The sample group of the study consisted of two hundred 4th grade students at a primary school in  Trabzon. In this study, drawing test was used as data collection tool. Two questions were asked to the students. In the first question, students were told to draw natural light sources, and in the second question, two sample to artificial light sources. Students' drawings were examined in detail and it was determined in which categories the drawings were made. Tables of frequencies and percentages containing categories are created. A sample of students from each category is presented. In the study; it was found that the majority of the students draw stars to natural light sources and light bulbs to artificial light sources. It can be concluded from the some students’ drawings that students have misconceptions about natural and artificial light sources. This may be an example of how some students reflect the Moon as a light source to their drawings. In the textbooks, the conceptual change texts that emphasize that the Moon is not a light source can be presented as a suggestion.

İlkokul 4. Sınıf Öğrencilerinin “doğal Ve Yapay Işık Kaynakları” Konusunda Sahip Oldukları Düşüncelerinin Çizim Tekniği Kullanılarak İncelenmesi


Tülay Şenel Çoruhlu 1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 250 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmada ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin doğal ve yapay ışık kaynakları konularında sahip oldukları düşüncelerinin çizim tekniği kullanılarak incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada alan taraması yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklem grubunu Trabzon ilinde bir okulda öğrenim görmekte olan toplam 200 ilkokul 4. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak çizim testinden yararlanılmıştır. Çizim testinde öğrencilere iki adet soru yöneltilmiştir. Birinci soruda öğrencilerden doğal ışık kaynaklarına, ikinci soruda yapay ışık kaynaklarına iki örnek çizmeleri istenmiştir. Öğrenci çizimleri ayrıntılı incelenerek kategoriler belirlenmiştir. Kategoriler frekans ve yüzde değerlerinin bulunduğu tablolarda sunulmuştur. Her kategoriden bir örnek öğrenci çizimine bulgularda yer verilmiştir. Araştırmada; öğrencilerin büyük çoğunluğunun doğal ışık kaynaklarına yıldız, yapay ışık kaynaklarına ise ampul çizdikleri tespit edilmiştir. Öğrencilerin yapmış oldukları çizimlerden bazı öğrencilerin kavram yanılgılarına sahip oldukları sonucuna ulaşılabilir. Bazı öğrencilerin Ay’ı ışık kaynağı olarak çizimlerine yansıtmaları bu duruma örnek verilebilir. Ders kitaplarında Ay’ın bir ışık kaynağı olmadığına vurgu yapacak kavramsal değişim metinlerine yer verilmesi önerisi sunulabilir.   
 


Classroom Teachers 'opinions On The Career Development Of Primary School Students


sinan çınar1, Nurullah Kereci2
1Recep Tayyip Erdoğan Eğt. Fak.
2ecep Tayyip Erdoğan Ün. Sosyal Bil. Enst.


Abstract No: 467 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

It was revealed that career development was neglected in childhood, and career discovery and identity formation began to emerge in primary and secondary school years, and this period was critical for individual career development. A rich career development in childhood enables the individual to solve social problems more successfully and make a healthy decision. Many studies emphasize that primary and secondary school years are critical for career planning. Science curriculum updated in 2018 emphasized that an individual in science and technology literacy should be cultivated as individuals who have career awareness and entrepreneurial skills related to science. In this context; The aim of this course is to investigate the thoughts of the primary school teachers about the development of career awareness about natural sciences which is one of the special aims of the science curriculum. For this purpose, special case method has been adopted as a research method.  A semi-formal interview tool was used as a data collection tool and the interview data descriptive analysis method was analyzed.  The sample of the study consists of 30 volunteer classroom teachers working in different schools. According to the findings; The vast majority of classroom teachers stated that informing students about professions in primary school age is very important for their future careers. In addition, the teachers stated that the activities that will help to shape the future career plans of the students are not sufficiently included in the science curriculum and that the program should be revised or supported with ancillary materials.
 

Sinif Öğretmenleri̇ni̇n İlkokul Öğrenci̇leri̇ni̇n Kari̇yer Geli̇şi̇mleri̇ Hakkinda Görüşleri̇


sinan çınar1, Nurullah Kereci2
1Recep Tayyip Erdoğan Eğt. Fak.
2ecep Tayyip Erdoğan Ün. Sosyal Bil. Enst.


Bildiri No: 467 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Çocukluk döneminde kariyer gelişiminin ihmal edildiği ve özellikle kariyer keşfi ve kimlik oluşturma esas olarak ilk ve ortaokul yıllarında ortaya çıkmaya başladığını bu dönemin bireysel kariyer gelişimi için kritik bir dönem sahip olduğu açıklanmaktadır. Çocukluk dönemindeki kariyer gelişimini zenginleştirmenin bireyin sonraki dönemlerdeki kariyer gelişimine temel oluşturduğunu, sosyal problemleri daha başarılı bir şekilde çözebileceklerini ve sağlıklı karar verebilme bilgi ve becerilerine sahip olabileceklerini belirtmektedir. Bir çok çalışmada özellikle ilkokul ve orta okul yıllarının kariyer planlaması için kritik öneme sahip olduğunu vurgulamaktadır. 2018 yılında güncellenen Fen bilimleri öğretim programı ile; fen ve teknoloji okuryazarı bir bireyin; Fen bilimleri ile ilgili kariyer bilinci ve girişimcilik becerilerine sahip bireyler olarak yetiştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda çalışmada; sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri öğretim programının özel amaçlarından biri olan fen bilimleri ile ilgili kariyer bilinci geliştirme konusuna yönelik düşüncelerinin neler olduğunun araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada araştırma yöntemi olarak özel durum yöntemi benimsenmiştir. Veri toplam aracı olarak yarı-formal mülakat aracı kullanılmış ve mülakat  verileri  betimsel analiz yöntemi analiz edilmiştir Araştırmanın örneklemini farklı okullarda görev yapmakta olan 30 gönüllü sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Elde edilen bulgulara göre; sınıf öğretmenlerinin büyük bir çoğunluğu ilkokul çağında öğrencilerin meslekler hakkında  bilgilendirilmesinin öğrencilerin gelecekteki kariyerleri açısından çok önemli olduğunu belirtmiştir. Ayrıca öğretmenler öğrencilerin gelecekteki kariyer planlarının şekillenmesine yardımcı olacak etkinliklerin fen bilgisi öğretim programında yeteri kadar yer almadığını ve bu yönde programın revize edilmesi gerektiğini yada yardımcı materyallerle desteklenmesi gerektiğini belirtmişlerdir.  
 


Comparison Of The Pre-knowledge Of Mathematics Pre-service Teachers About The Concept Of Derivative With The Information In The Undergraduate Education


Gülcan Şenol1
1Gazi Üniversitesi


Abstract No: 260 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

Although the concept of derivative is one of the most important subjects of analysis, it cannot be understood very well by the students. Students generally perceive the derivative as processing with symbols. It is the responsibility of the teacher to be aware of the learning deficiencies in a certain mathematical subject and to take measures to correct the determined deficiencies. One of the primary factors in the teacher's ability to perform this task is the teacher's knowledge (Shulman, 1986). The basic function of the faculties of education is to prepare students, who have different interests and pre-knowledge, in the most appropriate way to the teaching profession (Gürses, Bayrak, Yalçın, Açıkyıldız & Doğar, 2005). According to Feiman-Nemser and Remillard (1996), prior knowledge of teachers affects how they teach (Özdem, 2013).
 
In this study, it is aimed to examine how the pre-knowledge of mathematics of pre-service teachers about the concept of derivative, affects the learning of the concept of derivative in the analysis courses in undergraduate education. Inspiration of the study; is a study of the effects of the pre-knowledge on the process of learning the concept of function of mathematics teachers prepared by the Özdem(2013) and Duru (2006) is a study of the difficulties encountered in understanding the relationship between a function and its derivative.
 The study was carried out with a total of 30 prospective teachers who received undergraduate education in the 1st and 2nd grades of the Mathematics Education Department of a public university in Ankara. Interview questions were given to mathematics teacher candidates who participated in the study and they were asked to answer. As the pattern of the study a case study research method used from the qualitative research methods and the content analysis was used in the analysis of the data.

REFERENCES

Duru, A. (2006). Bir Fonksiyon Ve Onun Türevi Arasındaki İlişkiyi Anlamada Karşılaşılan Zorluklar. Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Erzurum.
Gürses, A., Bayrak, R., Yalçın, M., Açıkyıldız, M. & Doğar, Ç. (2005). Öğretmenlik Uygulamalarında Mikro Öğretim Yönteminin Etkililiğinin İncelenmesi. Education   Journal, 13(1).
Özdem, Ş. (2013). Matematik öğretmen adaylarının sahip oldukları ön bilgilerin fonksiyon kavramını öğrenmeleri sürecindeki etkisinin incelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Gazi   Üniversitesi, Ankara.
Shulman, L. S. (1986). Those who understand: Knowledge growth in teaching. Educational Researcher, 15(2), 4-14.

Matematik Öğretmen Adaylarının Türev Kavramına İlişkin Ön Bilgilerinin Lisans Eğitimlerindeki Bilgileri İle Karşılaştırılması


Gülcan Şenol1
1Gazi Üniversitesi


Bildiri No: 260 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Türev kavramı analizin en önemli konularından birisi olmasına rağmen öğrenciler tarafından çok iyi anlaşılamaz. Öğrenciler türevi genellikle sembollerle işlem yapma olarak algılarlar. Öğrencilerin belli bir matematiksel konuda öğrenme eksikliklerinin farkında olması ve belirlenen eksikleri düzeltecek yönde önlemler alması görevi öğretmene aittir. Öğretmenin bu görevi yerine getirebilmesindeki öncelikli faktörlerden biri öğretmenin bilgisidir (Shulman, 1986). Eğitim fakültelerinin temel işlevi, farklı ilgi ve ön bilgilere sahip öğrencileri öğretmenlik mesleğine en uygun biçimde hazırlamaktır (Gürses, Bayrak, Yalçın, Açıkyıldız & Doğar, 2005). Feiman-Nemser ve Remillard’a (1996) göre öğretmenlerin önceden sahip oldukları bilgiler, onların nasıl öğrettiğini de etkilemektedir (Özdem, 2013).
            Bu çalışmada matematik öğretmen adaylarının türev kavramına ilişkin ön bilgilerinin lisans eğitimlerindeki analiz derslerinde işlenen türev kavramının öğrenilmesini nasıl etkilediğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın esin kaynağı; Özdem (2013) tarafından hazırlanan matematik öğretmen adaylarının sahip oldukları ön bilgilerin fonksiyon kavramını öğrenmeleri sürecine etkisinin analizinin yapıldığı çalışma ve Duru (2006) tarafından hazırlanan bir fonksiyon ve onun türevi arasındaki ilişkiyi anlamada karşılaşılan zorlukların araştırıldığı çalışmadır.
            Çalışma Ankara ilindeki bir devlet üniversitesinin Matematik Eğitimi Anabilim Dalının 1. ve 2. sınıflarında lisans eğitimi alan toplam 30 öğretmen adayıyla yürütülmüştür. Çalışmaya katılmış olan matematik öğretmen adaylarına görüşme soruları verilmiş ve içtenlikle cevaplandırmaları istenmiştir. Çalışmanın deseni olarak nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması araştırma yöntemi kullanılmıştır ve verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır.
 
 
 
 
 
 
 
 
KAYNAKÇA
 
 
Duru, A. (2006). Bir Fonksiyon Ve Onun Türevi Arasındaki İlişkiyi Anlamada Karşılaşılan Zorluklar. Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Erzurum.
Gürses, A., Bayrak, R., Yalçın, M., Açıkyıldız, M. & Doğar, Ç. (2005). Öğretmenlik Uygulamalarında Mikro Öğretim Yönteminin Etkililiğinin İncelenmesi. Education   Journal, 13(1).
Özdem, Ş. (2013). Matematik öğretmen adaylarının sahip oldukları ön bilgilerin fonksiyon kavramını öğrenmeleri sürecindeki etkisinin incelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Gazi   Üniversitesi, Ankara.
Shulman, L. S. (1986). Those who understand: Knowledge growth in teaching. Educational Researcher, 15(2), 4-14.
 


Comparison Of 6th Grade Mathematics Curricula Programs Taught In Russia And Turkey


Güler ÇAVUŞOĞLU1
1ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 355 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

The purpose of this study is to compare the up-to-date 6th Grade Mathematics curricula used in Russia and Turkey in terms of contents and measurement and evaluation methods. The study was designed with qualitative content. The data of the study were collected from the up-to-date 6th Grade Mathematics Curricula that was accepted in 2015 and is still used in Russia, and from the up-to-date 6th Grade mathematics curriculum that has been used as of 2018 - 2019 Academic Year in Turkey. 
In the light of the data that were collected in the study: It was determined that the mathematics classes taught in Russia were 170 class hours as 5 hours per week at basic level; and 210 class hours at advanced level as 6 hours per week. It was also determined that the mathematics classes that were taught in Turkey were 180 class hours on an annual basis as 5 hours per week. As a result of the analyses, the topics that were included in the 6th Grade mathematics curriculum in Turkey and Russia are given in the following table:
Table:1 the topics that were included in the 6th Grade mathematics curriculum in Turkey and Russia
Turkey Russia
Operation in Natural Numbers
Multipliers and Folds
Sets
Divisibility in Natural Numbers
Divisibility Rules with 2, 3, 5, 9 and 10 
LCM, GCD, Prime Numbers, Multipliers and Folds.
Whole Numbers
Operations with Fractions 
Simple Fractions, Operations in Fractions, Comparison of Fractions.
Decimal Notation
Proportions
Ratio and Proportion, Notation of Numbers in Percentages, Inverse and Direct Proportion, Circumference of the Circle, Area of the Circle, Cylinder, Cone, Sphere, Graphics, Event, Probability of Events to Happen. 
Algebraic expressions
Data Collection and Evaluation
Data Analysis
Operations in Rational Numbers, Coordinate System, Notation of Fractions as Decimals, Operations with Simple and Combined Fractions, Repeating Decimals, Round-down of Simple Fractions to Decimal Numbers, Module, Characteristics of Rational Numbers, Operational Characteristics of Rational Numbers, Equation Solutions, Solution of Problems with the Help of Equations.   
Angles
Area Measurement
Perpendicular Lines, Symmetry according to Axes and origin, Parallel Lines, Planar Coordinate System, Graphics
Circle
Geometric Objects
Measuring Fluids
 


The biggest difference is that written examinations are applied after each section or between the topics in classes in Russia, and that individual class hours are allocated for the analysis of the mistakes of the students after the examinations to  discuss the reasons of the mistakes. In general, more than twelve examinations are applied in one semester. The number of the examinations is three in one semester in Turkey.
One of the biggest differences between the mathematics curricula was that the History of Mathematics classes are integrated to the curriculum in Russia.
 

Rusya Ve Türki̇ye’de Okutulan 6. Sinif Matemati̇k Dersi̇ Öğreti̇m Programlarinin Karşilaştirilmasi


Güler ÇAVUŞOĞLU1
1ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 355 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu çalışmanın amacı Rusya ve Türkiye’de okutulan güncel 6. Sınıf Matematik dersi öğretim programlarının içerik ve ölçme değerlendirme yönünden karşılaştırılmasıdır. Araştırma nitel içerikli bir çalışmadır. Çalışmanın verileri Rusya’da 2015 yılında kabul edilen ve hala kullanılmakta olan örnek program, Türkiye’de ise 2018 – 2019 eğitim-öğretim yılından itibaren kullanılmakta olan güncel 6. Sınıf matematik öğretim programından elde edilmiştir.
Çalışma sonunda toplanan veriler doğrultusunda: Rusya’da 6. Sınıfta okutulan matematik dersinin temel düzeyde haftada 5 ders saatinden yıllık 170 ders saati, ileri düzey seviyesinde haftada 6 ders saatinden toplam 210 ders saati olarak işlendiği tespit edilmiştir.  Türkiye’de 6. Sınıf Matematik dersinin haftalık 5 ders saati, toplamda yıllık 180 ders saati olduğu belirlenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda Türkiye ve Rusya’da 6. Sınıf öğretim programında yer alan konular aşağıdaki tabloda verilmiştir:
Tablo:1 Türkiye ve Rusya’da 6. Sınıf Matematik Dersi Öğretim Programında Yer Alan Konular
 
Türkiye Rusya
Doğal Sayılarla İşlemler
Çarpanlar ve Katlar
Kümeler
Doğal Sayılarda Bölünebilme
2,3,5,9 ve 10 ile Bölünebilme Kuralları
EKOK, EBOB, Asal Sayılar, Çarpanlar ve Katlar
Tam Sayılar
Kesirlerle İşlemler
Basit Kesirler, Kesirlerle İşlemler, Kesirlerin Karşılaştırılması,
Ondalık Gösterim
Oran
Oran ve Orantı, Sayıların Yüzdelik Olarak Gösterilmesi, Ters ve Doğru Orantı, Çemberin Çevresi, Dairenin Alanı, Silindir, Koni, Küre, Grafikler, Olay, Basit Olayların Olma Olasılığı, 
Cebirsel İfadeler
Veri Toplama ve Değerlendirme
Veri Analizi
Rasyonel Sayılarda İşlemler, Koordinat Sistemi, Kesirlerin Ondalık Sayı Olarak Gösterilmesi, Basit ve Bileşik Kesir ile İlgili İşlemler, Devirli Ondalık Sayılar, Basit Kesirlerin Ondalıklı Sayılara Yuvarlanması, Modül, Rasyonel Sayıların Özellikleri, Rasyonel Sayıların İşlem Özellikleri, Denklem Çözümleri, Problemlerin Denklem Yardımıyla Çözümü,   
Açılar
Alan Ölçme
Dik Doğrular, Eksenlere ve Orijine Göre Simetri, Paralel Doğrular, Düzlemsel Koordinat Sistemi, Grafikler
Çember
Geometrik Cisimler
Sıvı Ölçme
 
En büyük farklılık Rusya’da işlenen her bölümden sonra veya konu aralarında yazılı sınavların uygulanması ve bireysel olarak sınav kağıdında yapılan hatalar ve hataların analizinin tartışılarak değerlendirilmesi için programında ders saatleri ayrılmış olmasıdır. Genellikle bir yarıyılda on ikinin üzerinde yazılı sınavı uygulanmaktadır. Türkiye’de dönem içinde yapılan yazılı sınav sayısı üçtür. 
 Matematik öğretim programlarında en büyük farklılıklardan bir tanesi Rusya’da Matematik tarihinin programa entegre edilmiş olmasıdır. 
 


Investigation Of The Opinions Of The Teachers Of Vocational And Technical Anatolian High Schools About Ninth Class Mathematics Curriculum


Fatih BİÇER1, Tuba ADA2
1Millî Eğitim Bakanlığı
2Anadolu Üniversitesi


Abstract No: 386 - Abstract Presentation Type: Academic Paper

In this study, it was aimed to get opinions of Vocational and Technical Anatolian High Schools’ mathematics teachers about mathematics curriculum which was started in 2017-2018 academic year. In this respect, it has been benefited from case study from qualitative research methods and maximum variation sampling from purposeful sampling methods.
The study group consisted of 14 mathematics teachers working in the Eskisehir city center and a semi-structured interview form was used as data collection tool.  
In the interviews, it has been tried to reach the teacher evaluations about mathematics curriculum’s from forming process to implementation process and the physical - hardware status of the Vocational and Technical Anatolian High Schools’ with the student profile, which are the variables of the implementation process. After the interview records are written, the sub-themes are created and the codes are assigned by creating sub-themes under the theme determined in the resolution stage together with expert opinions.
 Some of the results obtained the study are the followings: Teachers evaluated positively getting opinions of stakeholders for updating curriculum. Teachers do not have sufficient knowledge about the curriculum. Curriculum aims and content simplifications were made. Teachers need in-service training about curriculum experience and curriculum evaluation components.
In the findings obtained for the implementation phase of the program, the teachers; It is seen that students have problems due to lack of knowledge, find the program to be applied at the same time in all grade levels, use the interactive board and EBA intensively as material, find the textbooks insufficient, prepare EBA contents according to the student level and prepare a guide book for teachers. Teachers have problems due to student readiness in the implementation of the annual plan of unit. Teachers generally use the interactive board and EBA as material.
In the findings of the school structure and student profile; schools cleaning, material, material, layout etc. from the point of view of the physical and hardware status, find the class is crowded, they recommend the establishment of mathematics labs, students behave respectful to their teachers, but the school has a problem of compliance, the students 'readiness due to the low mathematics achievement, students' negative attitudes towards the mathematics course, the reason for these attitudes It is seen that the behaviors of the environment such as teachers, family and friends are effective and that mathematical skills will contribute positively to the success of students in their fields or professions.
As a result of the findings of the study, it was found that the mathematics teachers of Vocational and Technical Anatolian High School; Since they would like to participate more in the process of preparing the curriculum, they should provide information to the teachers through communication channels; providing flexibility to teachers that students' learning deficiencies and needs are eliminated in the preparation of a united annual plan, the establishment of mathematics laboratories will contribute to the achievement of the objectives of the program, the expectations for the students to adapt to the school and the motivation of learning.

Dokuzuncu Sinif Düzeyi̇nde Matemati̇k Dersi̇ Öğreti̇m Programi Hakkinda Meslekî Ve Tekni̇k Anadolu Li̇sesi̇ Matemati̇k Öğretmenleri̇ni̇n Görüşleri̇ni̇n İncelenmesi̇


Fatih BİÇER1, Tuba ADA2
1Millî Eğitim Bakanlığı
2Anadolu Üniversitesi


Bildiri No: 386 - Bildiri Sunum Şekli: Akademik Bildiri

Bu araştırmada Meslekî ve Teknik Anadolu Lisesi matematik öğretmenlerinin 2017-2018 eğitim-öğretim yılında uygulanmaya başlanan Ortaöğretim Matematik Dersi Öğretim Programı hakkında görüşlerinin incelenmesi alınması amaçlanmıştır.
Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması ve amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesinden yararlanılmıştır. Çalışma grubu Eskişehir il merkezinde görev yapan 14 matematik öğretmeninden oluşturulmuş ve veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır.
Görüşmelerde,  öğretim programının oluşturulması sürecinden uygulanması sürecine, dolayısıyla uygulanma sürecinin değişkenlerinden olan okulların fiziki - donanımsal durumu ve öğrenci profili hakkında öğretmen değerlendirmelerine ulaşılmaya çalışılmıştır. Görüşme kayıtları yazıya döküldükten sonra çözümlenmesi aşamasında uzman görüşleriyle birlikte belirlenen tema altında alt temalar oluşturularak veriler düzenlenip kodlar atanmıştır.
Araştırmada öğretim programına yönelik elde edilen bulgularda öğretmenlerin; program geliştirme süreci çalışmalarında paydaşlardan görüş alınmasını olumlu değerlendirdiği ve bu uygulamaya devam edilmesini önerdiği, programın tanıtımı için yapılan çalışmayı yeterli bulmadığı, kazanımların ve içeriğin sadeleştiği düşüncesinde olduğu, programda “değerler eğitimi”ne yer verilmesini olumlu bulduğu, “geometri”nin ayrı bir ders olarak verilmesi gerektiği, öğrenme-öğretme sürecine yönelik eğitimlere ihtiyaç olduğu, programın ölçme-değerlendirme önerilerinin uygulanabilir olmadığı görüşlerine sahip oldukları elde edilmiştir. Programın uygulanması aşamasına yönelik elde edilen bulgularda öğretmenlerin; öğrencilerin bilgi eksikliklerinden kaynaklı sorun yaşadıkları, programın tüm sınıf seviyelerinde aynı anda uygulanmaya başlamasını olumsuz buldukları, materyal olarak etkileşimli tahta ve EBA’yı yoğun olarak kullandıkları, ders kitaplarını yetersiz buldukları, EBA içeriklerinin öğrenci seviyesine göre düzenlenmesini ve öğretmenler için kılavuz kitap hazırlanmasını önerdikleri görülmektedir. Okulun yapısı ve öğrenci profiline yönelik elde edilen bulgularda ise öğretmenlerin; okulları temizlik, malzeme, materyal, düzen vb. açılardan fizikî ve donanımsal durumunu yeterli buldukları, sınıf mevcutlarını kalabalık buldukları, matematik laboratuarlarının kurulmasını önerdikleri, öğrencilerin öğretmenlerine karşı saygılı davrandıkları ancak okula uyum sorunu yaşadıkları, öğrencilerin hazırbulunuşluklarının düşük olmasından dolayı matematik başarısının düşük olduğu, öğrencilerin matematik dersine karşı olumsuz tutum sergiledikleri, bu tutumların sebebi olarak öğretmen, aile, arkadaş gibi çevrenin davranışlarının etkili olduğu, matematiksel becerilerin öğrencilerin alanlarında veya mesleklerinde başarısına olumlu olarak katkı sağlayacağı düşüncesinde oldukları görülmektedir.
Araştırmada elde edilen bulgular neticesinde Meslekî ve Teknik Anadolu Lisesi matematik öğretmenlerinin; öğretim programının hazırlanması sürecine daha fazla katılmak istedikleri için sürecin tüm aşamalarında çeşitli iletişim kanallarıyla öğretmenlere bilgi verilmesi ve öğretmenlerden görüş alınması, öğretim programının tanıtımında yapılan çalışmaların öğretmenler üzerinde yeterli etkiyi oluşturmadığı ve öğretmenlerin bu tür çalışmalara önyargılı yaklaştıkları, bu yüzden tanıtım çalışmalarında değişikliklerin gerekçeli olarak açıklanması ve öğretmen ihtiyaçlarının dikkate alınması, programda yer alan “değerler eğitimi” kapsamında öğretmenlerin rollerinin belirginleştirilmesine, onların bu süreçte somut ve iyi örneklerle desteklenmesine ve pedagojik açıdan güçlendirilmesine ihtiyaç olduğu, öğretim programının içeriğinin ve kazanımlarının okul türlerine ve öğrenci seviyelerine göre farklı farklı hazırlanması gerektiği, öğrenme-öğretmen ve ölçme-değerlendirme sürecine yönelik öğretmenlerin hizmetiçi eğitimlerle bilgi ve becerilerinin güncellenmesi gerektiği, ünitelendirilmiş yıllık plan hazırlanmasında öğrencilerin öğrenme eksikliklerinin ve ihtiyaçlarının giderileceği şekilde öğretmenlere esneklik sağlanması gerektiği, matematik laboratuarlarının kurulmasının programın amaçlarına ulaşılmasında katkı sağlayacağı, öğrencilerin okula uyum sorunlarının aşılması ve öğrenme motivasyonlarının sağlanması için beklentilerin yüksek tutulması ve onlara bu beklentilerin okul-aile işbirliğinde anlatılması gerektiği, sınavların eğitim-öğretim sürecinin odağında kabul gördüğü ve ancak öğrencileri için matematik dersinin alanlarıyla ve hayatlarıyla bütünleştirilmesinin sağlanması gerektiği bu sayede anlamlı öğrenmenin gerçekleşeceği, matematik bilgi ve becerilerinin bireyin tüm yaşamını olumlu olarak etkileyeceği sonuçlarına ulaşılmıştır.


Perceptions, Knowledge Levels And Attitudes Of Science Teacher Candidates On Genetically Modified Organisms


Mustafa Ürey1, Kübra Sezer2, Faik Özgür Karataş3
1Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi
2Trabzon Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü
3Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 90 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Humanity has sought to develop its own living standards since its creation and has succeeded some of these in biotechnological fields. Especially in the second half of the 1900s, with the developments in the industrial revolution, traditional biotechnology was replaced by modern biotechnology. With the modern biotechnology, the genetic structure of living creatures has been interfered and new features have been gained to living creatures that cannot be achieved by natural reproduction processes. These creatures, which have the advantage of new features, are called Genetically Modified Organisms (GMOs). The advantages and disadvantages of genetically modified organisms emerge as one of the most discussed sociological issues in today's society. The aim of this study is to determine the perceptions, knowledge levels and attitudes of science teacher candidates on genetically modified organisms. The research was carried out with 102 teacher candidates in the Department of Science Education, Fatih Education Faculty at Trabzon University in the academic year of 2018-2019. In this study, field scanning method was used. As data collection, a questionnaire was developed by the researchers to evaluate the perceptions, knowledge levels and attitudes of teacher candidates to genetically modified organisms (GMOs). The questionnaire consists of 3 parts; open-ended questions and drawings in which the perceptions of science teacher candidates are evaluated; the 12-item attitude scale and achievement test with 10 question were evaluated. While analyzing the qualitative data obtained from the questionnaire, a descriptive analysis was performed; While analyzing the quantitative data, frequency and percentage values ​​were used from descriptive statistical data. At the end of the research, it was determined that teacher candidates had a negative perception and attitude about genetically modified organisms and their knowledge levels were insufficient.
 

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar Konusundaki Algıları, Bilgi Düzeyleri Ve Tutumları


Mustafa Ürey1, Kübra Sezer2, Faik Özgür Karataş3
1Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi
2Trabzon Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü
3Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 90 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

İnsanoğlu, yaradılışından bugüne değin kendi yaşam standartlarını geliştirmenin yollarını aramış ve bunlardan bir kısmını biyoteknolojik alanlarda gerçekleştirmeyi başarmıştır. Özellikle 1900’lü yılların ikinci yarısında sanayi devrimindeki gelişmelerle birlikte geleneksel biyoteknolojinin yerini almaya başlayan modern biyoteknoloji ile canlıların genetik yapısına müdahale edilmiş ve canlılara doğal üreme-çoğalma süreçleriyle elde edilemeyen yeni özellikler kazandırılmıştır. Yeni özelliklerle kendisine avantaj sağlayan bu canlılara Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) adı verilmiştir. Genetiği değiştirilmiş organizmaların getirmiş olduğu yarar ve zararlar günümüz toplumunun tartıştığı önemli sosyabilimsel konulardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılan çalışmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının genetiği değiştirilmiş organizmalar konusundaki algılarını, bilgi düzeylerini ve tutumlarını belirleyebilmektir. Araştırma, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümünde öğrenim gören 102 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada alan taraması yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak öğretmen adaylarının genetiği değiştirilmiş organizmalara (GDO) yönelik algılarını, bilgi düzeylerini ve tutumlarını değerlendirmek üzere araştırmacılar tarafından bir anket formu geliştirilmiştir. Anket formu 3 bölümden oluşmakta olup, formda öğretmen adaylarının algılarının değerlendirildiği açık uçlu soru ve çizim; bilgi düzeylerinin değerlendirildiği 10 soruluk bir başarı testi ve tutumlarının değerlendirildiği 12 maddelik bir tutum ölçeğine yer verilmiştir. Anketten elde edilen nitel verilerin analizinde betimsel analiz gerçekleştirilirken, nicel verilerin analizinde tanımlayıcı istatistik verilerinden frekans ve yüzde değerleri kullanılmıştır. Araştırma sonunda, öğretmen adaylarının genetiği değiştirilmiş organizmalar konusunda olumsuz bir algıya ve tutuma sahip oldukları tespit edilirken, bilgi düzeylerinin ise yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır.
 


The Effect Of Virtual Reality Supported Science Education On Students ' Academic Achievements


HACI MEHMET yeşiltaş1, erol taş2
1ordu üniversitesi
2ordu üniversaitesi


Abstract No: 102 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The main aim of this study is to investigate the effect of virtual reality supported science education on 6th-year students' academic success for the unit of the circulatory system. The sample of this study, which is carried out with a semi-experimental research approach, consists of 101 students studying at a public school in Altınordu district of Ordu province. Two experiments (n = 35, n = 34) and one control group (n = 32) were assigned randomly. The study was conducted with pre-test-posttest control pattern and one of the experimental groups was supported with virtual reality material, the other experimental group was supported with animation material and the control group was supported with traditional teaching method. The data collection tool of the study is an academic achievement test and it consists of 28 questions. The data collection tool was applied as a pre- and post-test to the experimental and control groups at the beginning and end of the study. Dependent samples t-test and independent samples t-test were applied to the obtained data with the help of SPPS 22 package program. The preliminary tests of the experimental and control groups were compared. There was no significant difference between those three groups in terms of academic achievement scores. This result shows homogeneity among the groups. There is a statistically significant difference between the control and the virtual reality experiment groups in favor of a virtual reality experiment group. When the post-tests are examined, there is no statistically significant difference between the control and animation of experimental groups. When the post-tests are examined, when the post-tests of the virtual reality experiment group and animation experimental groups are examined, there is a statistically significant difference between them in the direction of the virtual reality group.

Sanal Gerçekli̇k Destekli̇ Fen Eği̇ti̇mi̇ni̇n Öğrenci̇leri̇n Akademi̇k Başarilarina Etki̇si̇


HACI MEHMET yeşiltaş1, erol taş2
1ordu üniversitesi
2ordu üniversaitesi


Bildiri No: 102 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın temel amacı sanal gerçeklik destekli fen bilimleri eğitiminin 6. Sınıf öğrencilerinin dolaşım sistemi konusundaki akademik başarılarına olan etkisini araştırmaktır. Yarı deneysel bir araştırma yaklaşımıyla yürütülen bu çalışmanın örneklemi Ordu ili, Altınordu ilçesinde bir devlet okulunda öğrenim gören 101 öğrenciden oluşmaktadır. İki deney (n=35, n=34) ve bir kontrol grubu (n=32) yansız olarak atanmıştır. Ön test-son test kontrol desenli yürütülen çalışmada, deney gruplarından bir tanesinde sanal gerçeklik destekli, diğer deney grubundan animasyon destekli ve kontrol grubunda ise alışılagelmiş öğretim yaklaşımı ile dersler işlenmiştir. Çalışmanın veri toplama aracı akademik başarı testidir ve 28 sorudan oluşmaktadır. Veri toplama aracı, araştırmanın başında ve sonunda deney ve kontrol gruplarına ön ve son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen verilere SPPS 22 paket programı yardımıyla bağımlı örneklemler t testi ve bağımsız örneklemler t testi uygulanmıştır. Yapılan analizler de ilk olarak deney ve kontrol gruplarının ön testleri karşılaştırılmıştır. Bulgular incelendiğinde üç grup arasında ön test akademik başarı puanları açısında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu sonuç gruplar arasında homojenliği göstermektedir. Daha sonra yapılan analizlerde son testlerde kontrol ve sanal gerçeklik deney grubu arasında sanal gerçeklik deney grubu yönünde anlamlı istatistiki olarak anlamlı bir fark vardır. Yine son testler incelendiğinde kontrol ve animasyon deney grubu arasında istatistiki olarak anlamlı bir fark yoktur. Yine son testler incelendiğinde sanal gerçeklik deney grubu ve animasyon deney gruplarının son testleri incelendiğinde sanal gerçeklik grubu yönünde aralarında istatistiki açıdan anlamlı bir fark vardır. Akademik başarı üzerinde sanal gerçeklik grubu diğer iki grup ile karşılaştırıldığında daha fazla etki ettiği sonucuna varılmıştır.
 


The Effect Of Computer And Modeling Supported Science Education On Students’ Scientific Creative Thinking Skill


sedanur tombul1, erol taş2
1ordu üniversitesi
2ordu üniversaitesi


Abstract No: 103 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The main aim of this study is to explore the effect of computer-aided and modeling-assisted teaching on 7th-grade students' scientific creativity skills. The sample of this study, which is carried out with a semi-experimental research approach, consists of 65 students studying at a public school in Altınordu district of Ordu province. One experiment (n = 33) and one control group (n = 33) were assigned randomly. In the study which was conducted with pre-test-posttest control pattern, the lessons were taught by computer-assisted instruction group and modeling-supported instruction in the experimental group, while the lessons were taught with the conventional teaching approach in the control group. The data collection tool is a scientific creativity scale. These tools were applied to the experimental and control groups at the beginning and the end of the study as pre and post-tests. Dependent samples t-test and independent samples t-test were applied to the obtained data with the help of SPPS 22 package program. There is a statistically significant difference between the experimental and control groups' post tests on scientific creativity. This difference is in the experimental group direction. In the study, the results obtained in the findings section were interpreted appropriately. No significant difference was found between the experimental and control groups when pre-tests were performed. There is no significant difference between the two groups, so homogeneity and equality can be mentioned among the groups that make up the study. The scientific creativity levels of the two groups were similar. When the post tests of the study were compared, there was a significant difference between the control and experimental groups. This difference is in the direction of the experimental group. The experimental group's score on the scientific creativity scale was higher than the control group.

Bi̇lgi̇sayar Ve Modelleme Destekli̇ Fen Eği̇ti̇mi̇ni̇n Öğrenci̇leri̇n Bi̇li̇msel Yaratici Düşünme Beceri̇si̇ Üzeri̇ndeki̇ Etki̇si̇


sedanur tombul1, erol taş2
1ordu üniversitesi
2ordu üniversaitesi


Bildiri No: 103 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın temel amacı bilgisayar destekli ve modelleme destekli öğretimin 7. Sınıf öğrencilerinin bilimsel yaratıcılık becerisi üzerine olan etkisini amaçlamaktadır Yarı deneysel bir araştırma yaklaşımıyla yürütülen bu çalışmanın örneklemi Ordu ili, Altınordu ilçesinde bir devlet okulunda öğrenim gören 66 öğrenciden oluşmaktadır. Bir deney (n=33) ve bir kontrol grubu (n=33) yansız olarak atanmıştır. Ön test-son test kontrol desenli yürütülen çalışmada, deney grubunda bilgisayar destekli öğretim ve modelleme destekli öğretim ile dersler işlenirken, kontrol grubunda alışılagelmiş öğretim yaklaşımı ile dersler işlenmiştir. Çalışmanın veri toplama araçlarını bilimsel yaratıcılık ölçeği oluşmaktadır. Bu araçlar araştırmanın başında ve sonunda deney ve kontrol gruplarına ön ve son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen verilere SPPS 22 paket programı yardımıyla bağımlı örneklemler t testi ve bağımsız örneklemler t testi uygulanmıştır. Bilimsel yaratıcılık konusundaki deney ve kontrol grupları son testleri arasına istatistiki açından anlamlı bir fark vardır. Bu fark deney grubu yönündedir. Yapılan çalışmada bulgular kısmında elde edilen sonuçlar uygun olarak yorumlanmıştır. Çalışma öncesinde yapılan ön testler incelendiğinde deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. İki grup arasında anlamlı olarak bir fark olmaması çalışmayı oluşturan gruplar arasında homojenlikten ve eşitlikten bahsedilebilir. İki grubun bilimsel yaratıcılık düzeyleri benzerdir. Çalışmanın son testleri karşılaştırıldığında kontrol ve deney grupları arasında anmalı bir fark bulunmaktadır. Bulunan bu fark deney grubu yönündedir. Deney grubunun bilimsel yaratıcılık ölçeğinden almış olduğu puan kontrol grubuna göre daha fazladır. Yapılan çalışmanın sonucunda elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Bunun sonucunda deney grubunun kontrol grubu üzerinde bilimsel yaratıcılık ölçeğinden alınan puanlar açısından üstünlüğü bulunmaktadır. Bilgisayar ve modelleme destekli fen öğretimi bilimsel yaratıcılık üzerinde geleneksel yönteme kıyas ile daha fazla etkisi bulunmaktadır. Öğrencilerin sahip olmuş olduğu bilimsel yaratıcılık seviyelerinin artmasında ve gelişiminde katkı sağlamaktadır. 
 


Investigation Of Chemistry Undergraduate Students' Problem Solving Processes In An Organic Chemistry Course


Faik Özgür Karataş1, Ayşe Taşçı1, Duygu Esen1, Pelin Yılmaz1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 351 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Problem solving requires higher order cognitive skills and help individuals in their both daily and professional lives. However, many are known are not good problem solvers.  This is also true for the field of organic chemistry which plays a key role in the development of many products in our modern life. This study examines how undergraduate chemistry students solve organic chemistry synthesis as well as what specific strategies and metacognitive ways they use in this process. The case study research was employed to investigate 8 chemistry and 4 chemistry teaching students’ problem solving strategies. Two different semi-structured interview forms were developed by the researchers. The participants were given three different organic chemistry problems to solve easy, moderate, and hard. The data were subjected to content analysis. The participants followed similar paths to solve first and second type of problems. Namely, they usually used various sources, gathered information about the problem, made sense of the problem to better identify it and then and devised a solution. Around half of the students correctly solved the problems.  For the third problem, the students employed similar heuristics they tried for the other problems, but they did not pay attention to the problem not they correctly identified it. For this reason, no student correctly solved the third type of the problem. It is recommended that students should be confronted with more organic synthesis problems. This might lead to improve their problem solving skills and heuristics they employ in this process.

Kimya Lisans Öğrencilerinin Organik Kimya Dersi Kapsamında Karşılaştıkları Problemlerin Çözüm Süreçlerinin İncelenmesi


Faik Özgür Karataş1, Ayşe Taşçı1, Duygu Esen1, Pelin Yılmaz1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 351 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Problem çözme, yüksek seviyede bir bilişsel beceri gerektiren ve bireylerin hem günlük yaşamlarının kolaylaşmasına olanak sağlayan hem de kariyer yaşamlarındaki üretkenliklerine katkı sağlayan bir beceridir. Bu nedenle, özellikle 21. yüzyılın dünyasında her bireyin üst düzeyde sahip olması gereken bir beceridir. Fakat bireylerin bir problem durumu ile karşılaştıklarında problemi çözme sürecinde zorlandıkları bilinmektedir. Bu durum, her alan için geçerli olmakla birlikte kimya alanı kapsamında incelendiğinde, genellikle petrol ve ilaç sanayi olmak üzere modern hayatın parçası olan ve pek çok ürünün geliştirilmesinde kilit rol oynayan organik kimya anabilim dalında karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, kimya öğrencilerinin, kimyanın önemli anabilim dallarından biri olan organik kimyada karşılaştıkları sentez problemlerini nasıl çözdüklerini, uyguladıkları özel stratejilerin ve üst bilişsel yöntemlerin ve karşılaştıkları sorunların neler olduğunu incelemektir. Çalışmada özel durum yönteminden faydalanılmıştır. Beş erkek ve yedi kadın olmak üzere toplamda 8 kimya ve 4 kimya öğretmenliği olmak üzere toplamda 12 öğrenci ile yürütülen çalışmada araştırmacılar tarafından hazırlanan iki farklı yarı-yapılandırılmış mülakat formu kullanılmıştır.  Süreçte öğrencilere üç farklı tipte kolay, orta, zor problem durumları verilmiş ve problem çözme sürecinde uyguladıkları strateji, yöntem ve teknikler hakkında detaylı bilgi elde edilmeye çalışılmıştır. Süreç sonunda elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur.  Birinci tip problemleri katılımcıların yarısı çözmüş ve çözerken genellikle çeşitli kaynaklardan yararlanma, problem hakkında bilgi toplama, problemi anlama ve çözüm yollarını belirleme süreçlerini takip etmişlerdir. İkinci soru tipinin çözümünde genellikle çeşitli kaynaklardan yararlanma, problemi yorumlama, çözüm yolları üretme ve problemi anlama gibi aşamaları takip etmişlerdir ve katılımcıların yarıdan fazlası soruyu doğru çözmüştür. Üçüncü (zor) soru tipinde ise öğrenciler kaynaklardan yararlanma, problemi yorumlama ve çözüm yolunu planlama gibi süreçleri işe koşmaya çalışmışlardır fakat problemi tam anlayamadıkları için hiçbir öğrenci soruyu doğru olarak çözememiştir. Organik kimya dersi çerçevesinde sentez problemlerine daha fazla yer verilmelidir. Böylece organik kimya problemleri çözüm becerileri geliştirilebilir.


The Evaluation Of The Graphics Of The Science Teachers Candidates For The Transportation Of The Items In The Cell


Büşra Aydan1, Güldem Dönel Akgül1
1Erzincan Üniversitesi


Abstract No: 14 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study was to determine the level of reading and interpretation of science teacher candidates' passages in the cell. A total of 38 pre-service teachers from Erzincan Binali Yıldırım University Faculty of Education Department of Science Teaching attended the study. A success test consisting of two different sections was used as data collection tool. In the first part of the test, students were asked to form a graph. In the second part, a graph was given and students were asked to interpret the graph and to answer open-ended questions about the graph. After determining the frequencies of the answers given, the percentage is calculated. The findings obtained from the analysis of the research data are collected under six headings. In the first part, 8% of the pre-service teachers were able to draw the graphs correctly, 58 were partially correct and 50 were incorrect. In the second part of the study, the teacher candidates were asked to interpret the questions mentioned according to a graph. In the first question, ‘‘What is the density and density of the cells in the first environment?’’ 21% of the pre-service teachers responded correctly and 73% of them answered incorrectly. The response rate is 5%. In the second question, “Why did the osmatic pressure increase in the first environment?’’ 13% of the students answered the correct question and 84% answered the question incorrectly. There has never been any question left by the candidates. In the third question, ‘‘How did the cell density change in the third environment?’’ students answered the correct answer by 66% and 33% answered the question incorrectly. The response rate is 5%.  In the fourth question, ‘‘Why is the graph fixed in the second environment?’’ 39% of the students answered the correct question and% grafik59 answered the question incorrectly. The number of people who leave this question blank is 5%. In the fifth question ‘‘ What way is the cell placed in the third environment?’’ 53% of the students answered the question correctly, 48% answered the question incorrectly. The number of people leaving this question blank is 8%. As a result;  in the first part of the questionnaire, it was seen that the students were forced to pass from the word to the graphic drawing. The second part of the questionnaire is the graphical interpretation; better results were obtained compared to the first section, but the result was not as desired. In summary, although it is concluded that students are more successful in graphical interpretation than graphing, it has been concluded that there are failures in graphing and interpretation in general.
 

Fen Bi̇lgi̇si̇ Öğretmen Adaylarinin Hücrede Madde Taşinimi İçi̇n Çi̇zdi̇kleri̇ Grafi̇kleri̇n Değerlendi̇ri̇lmesi̇


Büşra Aydan1, Güldem Dönel Akgül1
1Erzincan Üniversitesi


Bildiri No: 14 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışma; Fen Bilgisi öğretmen adaylarının hücrede madde geçişleri konusunda grafik okuma ve yorumlama düzeyleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Anabilim Dalında öğrenim gören toplam 38 öğretmen adayı katılmıştır. Veri toplama aracı olarak iki farklı bölümden oluşan başarı testi kullanılmıştır. Testin birinci bölümünde, öğrencilere grafik oluşturmaları için bir soru yöneltilmiştir. İkinci bölümde bir grafik verilmiş ve öğrencilerden bu grafiği yorumlayıp, grafikle ilgili verilen açık uçlu soruları cevaplamaları istenmiştir. Verilen cevaplara ait frekanslar belirlendikten sonra yüzde hesabı yapılmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda elde edilen bulgular altı başlık altında toplanmıştır. Birinci bölümde öğretmen adaylarının sözel bir ifade olarak belirtilen hücrede madde geçişi sorusuna %66’sınının grafiği doğru çizdiği, 44’ünün ise grafiği yanlış çizdiği belirlenmiştir.  Çalışmanın ikinci bölümünde öğretmen adaylarına verilen bir grafiği göre belirtilen soruları yorumlamaları istenmiştir. İlk soruda ‘‘Birinci ortamda hücre yoğunluğu ve ortam yoğunluğu nasıldır?’’ sorusuna öğretmen adaylarının %21’si doğru cevap , %73’ü yanlış cevap vermiştir. Boş bırakılan cevaplama oranı ise %5’dir. İkinci soruda “Birinci ortamda osmatik basınç neden artmıştır?” sorusuna öğrencilerin %13’ü doğru cevap, %84’ ü soruya yanlış cevap vermişleridir. Adaylardan bu soruyu boş bırakan hiç olmamıştır. Üçüncü soruda  “Üçüncü ortamda hücre yoğunluğu nasıl değişmiştir?” sorusuna öğrenciler %66 oranında doğru cevap,  %33’ü soruya yanlış cevap vermişlerdir. Boş bırakılan cevaplama oranı ise %5’dir. Dördüncü soruda  “İkinci ortamda grafik neden sabitlenmiştir?” sorusuna öğrencilerin %39’u doğru cevap, %’59 u soruya yanlış cevap vermiştir. Bu soruyu boş bırakanların sayısı%5’ dir. Beşinci soruda  ‘‘Üçüncü ortamda hücre nasıl bir ortama konulmuştur? sorusuna öğrencilerin% 53’ü doğru cevap , %48’i soruya yanlış cevap vermiştir. Bu soruyu boş bırakanların sayısı%8’dir.Sonuç olarak; soru formunun ilk kısmında öğrencilerin söze ifadeden grafik çizimine geçiş konusunda zorlandığı görülmüştür. Soru formunun ikinci kısmı olan grafik yorumlamada ise; ilk bölüme göre daha iyi sonuçlar elde edilmiş fakat yine de sonuç istenilen gibi olmamıştır. Özetle öğrencilerin grafik yorumlamada, grafik çizmeye göre daha başarılı oldukları sonucuna varılmış olsa da genel olarak grafik çizme ve yorumlamada başarısızlıklar olduğu sonucuna varılmıştır.
 


Evaluation Of Analytics Of Teachers Of Science Teachers For Some Anatomical Structures From Visual Images


Nurgül ÇOLAK1, Güldem Dönel Akgül1
1Erzincan Üniversitesi


Abstract No: 15 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The aim of this study is to evaluate the analogies of science teacher candidates for some anatomical structures over visual images. In the study, it has been tried to determine analogies which are frequently used in biology teaching through visual images given. While analogies are used in teaching, the similarities between easy-to-understand, well-known examples from everyday life and abstract concepts that are difficult to understand are highlighted. The familiar grip analogue is defined as the target concept for the concept to be taught. The data collection process of the research was conducted in the fall semester of 2018-2019 academic year. A total of 32 pre-service teachers from Erzincan Binali Yıldırım University Faculty of Education Department of Science Teaching attended the study. In order to determine the participants of the study, purposive sampling was made. This is the sampling criterion for the volunteering of the students. A form consisting of ten open-ended questions was used as data collection tool. Two biology educators who are experts in field training have checked the data collection tools in scope, thus ensuring the validity of the data collection tool. Content analysis was used for data analysis. The data collected from the open-ended form was encoded and categories were created. After calculating the frequencies of the categories, the percentage is calculated. The findings obtained from the analysis of the research data were gathered under ten headings and tabulated.
These; pre-service teachers are in the form of analogies they form for red blood cells, heart, pancreas, long bone, spine, joints, kidney, stomach, brain, liver. The tables include analogy-analogy-figure-task-evaluation-percentage-frequencies for each of the ten concepts. As a result, teacher candidates simulated the structures given in their immediate surroundings as elements and their simulations were not at the desired level. When the percentage and frequency values ​​are taken into consideration in the tables,% 35 pump due to pumping blood hearts due to their duties, due to filling the hinges and bones by 58% due to providing the movement of the bones in the joints they thought.
In addition, 27% of the red cell cell repressed state of play dough, 10% of the heart of the human hand, fist, 46% of the pancreas corn, long bone 12% cane-column-long piece of wood, 25% of the spine snake, joint 4% bean in the rate of 61%, beans in the kidneys, beans in 21% of the kidney, 83% in walnuts and 30% in the liver were found in hat simulations.
 

Fen Bi̇lgi̇si̇ Öğretmen Adaylarinin Görsel İmajlar Üzeri̇nden Bazi Anatomi̇k Yapilar İçi̇n Beli̇rledi̇kleri̇ Analoji̇leri̇n Değerlendi̇ri̇lmesi̇


Nurgül ÇOLAK1, Güldem Dönel Akgül1
1Erzincan Üniversitesi


Bildiri No: 15 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu çalışmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının görsel imajlar üzerinden bazı anatomik yapılar için belirledikleri analojileri değerlendirmektir. Araştırmada biyoloji öğretiminde sıklıkla yer verilen analojilerin verilen görsel imajlar üzerinden belirlenmesine çalışılmıştır. Analojiler öğretimde kullanılırken günlük hayattan alınan anlaşılması kolay, herkesçe bilinen örneklerle, anlaşılması zor soyut kavramlar arasındaki benzerlikler vurgulanır. Herkesçe bilinen kavrama analog, öğretilmeye çalışılan kavramına ise hedef kavram olarak tanımlanır.  Araştırmanın veri toplama süreci 2018-2019 eğitim öğretim yılı güz döneminde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Anabilim Dalında öğrenim gören toplam 32 öğretmen adayı katılmıştır. Araştırmanın katılımcılarının belirlenmesinde amaçlı örneklemeye gidilmiştir. Araştırmanın yürütüldüğü öğrencilerin gönüllü olması amaçlı örnekleme kriteridir. Veri toplama aracı olarak on açık uçlu sorudan oluşan form kullanılmıştır. Alan eğitiminde uzman iki biyoloji eğitimcisi veri toplama araçlarını kapsam bakımından kontrol etmiş, bu sayede veri toplama aracının geçerliliği sağlanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Açık uçlu formdan toplanan veriler kodlanmış ve kategoriler oluşturulmuştur. Kategorilere ait frekanslar belirlendikten sonra yüzde hesabı yapılmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda elde edilen bulgular on başlık altında toplanıp tablolaştırılmıştır.  Bunlar; öğretmen adaylarının alyuvar hücresi, kalp, pankreas, uzun kemik, omurga, eklem, böbrek, mide, beyin, karaciğer için oluşturdukları analojiler biçimindedir. Tablolarda on kavramın her biriyle ilgili analoji-benzetilen-şekil-görev-değerlendirme-yüzde-frekanslar yer almaktadır. Sonuç olarak öğretmen adayları verilen yapıları şekil olarak yakın çevrelerindeki, unsurlara benzetirken, görev olarak benzetimleri istenilen düzeyde olmamıştır. Tablolarda yüzde ve frekans değerleri göz önünde bulundurulduğunda görevleri bakımından en fazla kalbi kanı pompalamasından dolayı%35 oranında pompa, eklemi kemiklerin hareketini sağlamasından dolayı %58 oranında menteşe ve kemiklerin arasını doldurmasından dolayı %8 oranında vida, böbreği kanı süzüp temizlemesinden dolayı %12 oranında süzgeç olarak düşünmüşlerdir. Ayrıca, alyuvar hücresini %27 oranında oyun hamurun bastırılmış hali, kalbi% 10 oranında insanın elini yumruk yapmış hali, pankreası %46 oranında mısır, uzun kemiği %12 oranında baston-kolon-uzun odun parçası, omurgayı%25 oranında yılan, eklemi%4 oranında dolap kapağı, böbreği% 61 oranında fasulye, mideyi %21 oranında fasulye, beyini %83 oranında ceviz ve karaciğeri %30 oranında şapka benzetimlerinde bulunmuşlardır.
 


Comparative Examination Of The Changes Of Subject / Learning Areas Of The Curriculum Of Science Course


Ömer Volkan YAZ1, Mustafa Kemal YÜZBAŞIOĞLU1, Mehmet Altan Kurnaz2
1Kastamonu Üniveristesi Fen Bilimleri Enstitüsü
2Kastamonu Üniversitesi


Abstract No: 33 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Countries competing with each other on a global scale in terms of education are constantly reviewing the education systems and exhibiting continuous improvement activities. In order to fulfill the requirements of the age in our country and not to be left behind in the education race, configurations have been made in the teaching curricula. For this purpose, the curriculum was revised five times in 2000, 2005, 2013, 2017 and 2018 in science curricula. In these curricula, it is reported that it is aimed to educate individuals who are self-prepared, who can use the information they have functionally in their daily life, who can think critically and solve the problems they face in daily life. In order to achieve these objectives, the relevant outcomes are presented to students in specific learning/subject areas within the curriculum.
In this study, it is aimed to compare the 3 - 8th grade subject areas of the curriculum of the Science Courses in 2000, 2005, 2013, 2017 and 2018 and to determine the changes. The research was carried out using the method of document analysis. A total of 2506 gainings in the curriculum, have been analyzed in terms of their learning areas named as "Living and Life, Earth and Universe, Physical Events, Matter and Change", and class levels they belong to. The results are presented in tables and graphs comparatively.
It has been observed that the gainings of the curriculum of science courses have been significantly simplified. Reductions in new curricula have been identified in the gainings of the learning areas. In the year 2000 curriculum, it was determined that the number of gainings in the "Earth and Universe, Physical Events, Matter and Nature" were increased in the transition to the 2005 curriculum. However, in the 2013 curriculum the number of gainings in the same learning areas were decreased significantly. In the transition to the 2017 and 2018 curricula after 2013, it was determined that the number of objectives did not change in the same learning areas considerably. In the learning area of Living and Life, it was found that the number of gainings decreased in all programs starting from the 2000 curriculum as distinct from other learning areas. In addition, it was determined that the Science and Engineering Applications learning area was added to only the 2017 curriculum as the 5th learning area. Based on the findings obtained, it can be stated that there are efforts to give self-knowledge and skills in the final curricula. It would be appropriate to emphasize that the reduction in the number of objectives in the learning area of Living and Life takes place in a systematic way. In the light of all of these, it is concluded that there are efforts to simplify the curricula of science courses. It can be investigated in different perspectives why there is a continuous and more decrease in the 'Living and Life' learning area compared to other subject areas.

Fen Bilimleri Dersi 2000 Yılı Ve Sonrası Öğretim Programlarının Konu/öğrenme Alanlarının Değişimlerinin Karşılaştırmalı İncelenmesi


Ömer Volkan YAZ1, Mustafa Kemal YÜZBAŞIOĞLU1, Mehmet Altan Kurnaz2
1Kastamonu Üniveristesi Fen Bilimleri Enstitüsü
2Kastamonu Üniversitesi


Bildiri No: 33 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bilginin sürekli katlanarak artıyor olması, bilim ve teknoloji alanında hızlı değişimler olmasına sebep olmaktadır. Sürekli olarak gerçekleşen bilimsel gelişmeler bireylerin ve toplumun ihtiyaçlarını ve beklentilerini de etkilemektedir. Gerçekleşen bilimsel ilerlemeler küreselleşme olgusu sonucunda ülkeleri rekabete itmektedir. Oluşan bu bilim ve teknoloji alanındaki rekabet ortamında ülkeler başarılı olabilmek için bireylerini daha da iyi eğitmeye çalışmaktadırlar. Eğitim anlamında küresel boyutta birbirleriyle rekabette bulunan ve bu rekabette yer almaya çalışan ülkeler eğitim sistemlerini tekrar tekrar gözden geçirmekte ve devamlı iyileştirme faaliyetleri sergilemektedirler. Eğitim sistemleri ülkelerin sosyal, kültürel, politik ve ekonomik açıdan ilerlemesinde önemli bir rol almakta, bireylerin kendilerini gerçekleştirmelerine olanak sağlamaktadır. İyileştirme kapsamında eğitim sistemlerinde çeşitli zamanlarda düzenlemeler yapılmakta ve yapılan düzenlemeler programlara da yansıtılarak anlamlaştırılmaktadır.
 
Ülkemizde çağın gerekliliklerini yerine getirebilmek ve eğitim yarışında geri kalmamak için öğretim programlarında yapılandırmalara gitmiş ve fen bilgisi öğretim programlarında 2000, 2005, 2013, 2017 ve 2018 yıllarında olmak üzere beş defa öğretim programını revize etmiştir. Oluşturulan bu öğretim programlarında, bilgilerin hazır olarak almayan kendisi üreten, oluşturduğu bilgiyi günlük hayatında işlevsel olarak kullanabilen, eleştirel düşünüp günlük hayatta karşılaştığı problemleri çözebilen nitelikteki bireylerin yetiştirilmesinin hedeflendiği bildirilmektedir. Bu hedeflere ulaşmak içinse ilgili kazanımlar, öğrencilere öğretim programı içerisinde yer alan belirli öğrenme/konu alanlarında sunulmaktadır.  
 
Yürütülen bu çalışmada 2000, 2005, 2013, 2017 ve 2018 yılları Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programlarının 3–8. sınıf konu alanlarının karşılaştırılması ve değişimlerin saptanması amaçlanmıştır. Araştırma analitik araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Programlarda yer alan toplam 2506 adet kazanım 'Canlılar ve Hayat/Yaşam', 'Dünya ve Evren', 'Fiziksel Olaylar', 'Madde ve Değişim/Doğası' konu alanlarına göre ve ait oldukları sınıf seviyeleri bakımından analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular tablo ve grafikler halinde karşılaştırmalı olarak sunulmuştur.
 
Fen bilimleri dersi öğretim programı kazanımlarında önemli ölçüde sadeleştirilmeye gidildiği ve öğrenme alanlarının kazanımlarında yeni programlarda azalmalar olduğu tespit edilmiştir. 2000 yılı öğretim programından 2005 yılı öğretim programına geçişte kazanım sayılarının 'Dünya ve Evren', 'Fiziksel Olaylar', 'Madde ve Doğası' konu alanlarında arttığı ve 2013 yılı öğretim programındaysa aynı konu alanlarında belirgin şekilde azaldığı belirlenmiştir. 2013 yılı sonrası 2017 ve 2018 yılları öğretim programlarına geçişte ise aynı konu alanlarında kazanım sayılarının belirgin bir değişim göstermediği tespit edilmiştir. 'Canlılar ve Yaşam' konu alanında ise diğer konu alanlarından farklı olarak 2000 yılı öğretim programından itibaren tüm programlarda kazanım sayısının giderek azaldığı saptanmıştır. Ayrıca, sadece 2017 öğretim programına 5. konu alanı olarak 'Fen ve Mühendislik Uygulamaları' eklendiği tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulardan hareketle, son programlarda öz bilgi ve beceri verme gayretlerinin olduğu ifade edilebilir. Konu alanlarındaki kazanım sayısı indirgemesinin özellikle sistematik bir şekilde 'Canlılar ve Yaşam' konu alanında gerçekleştiğini vurgulamak yerinde olacaktır. Tüm bunların ışığında, fen bilimleri dersi öğretim programlarında sadeleştirme gayretlerinin olduğu sonucuna varılmıştır. İleri araştırmalarla fen bilimleri dersi öğretim programlarında niçin 'Canlılar ve Yaşam' konu alanında diğer konu alanlarına göre sürekli ve daha fazla azalma olduğu farklı bakış açılarında araştırılabilir.


Sample Lesson Plan And Teaching Activities For Stem Application


Çağrı GÜVEN1, Mahmut SELVİ2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Gazi Üniversitesi


Abstract No: 38 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In recent years, almost all countries have been addressing education to develop higher thinking skills rather than a memorization based education system. At the same time, countries have been focusing on providing an interdisciplinary approach to education rather than education with a single discipline; because in this way, they think that they will reach the qualified manpower. Studies show that STEM education, which is an interdisciplinary approach, is very important for our country. The aim of this study is to develop an sample lesson plan and teaching activities for STEM education which is one of the approaches in the center of science education research in our country. In the lesson plan and teaching activities, the outcomes in the 5th grade curriculum were used for the four disciplines of STEM. In addition, the lesson plan and activities were prepared according to the knowledge dimension and cognitive process dimension of the Revised Bloom's Taxonomy [YBT]. For this purpose, the study consists of four parts. The first part of the study, STEM education; second part, engineering design process for secondary school students; the third part, the steps of the 7E Learning Model and the adaptation of the engineering design process to these steps; the fourth part, the classification of the outcomes according to the RBT; the last part, consists of an sample lesson plan and teaching activities developed in line with the information in the first four parts. It is believed that this review will contribute to the development of different lesson plans and teaching activities for the 7E Learning Model, which includes the engineering design process.

Stem Uygulamalarına Yönelik Örnek Ders Planı Ve Öğretim Etkinlikleri


Çağrı GÜVEN1, Mahmut SELVİ2
1Milli Eğitim Bakanlığı
2Gazi Üniversitesi


Bildiri No: 38 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Son zamanlarda, neredeyse tüm ülkeler, içeriği ezberletmeye dayalı eğitim sistemi yerine üst düzey düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik eğitimlere kafa yormaktadır. Bununla beraber, ülkeler, tek bir disiplinden ziyade, disiplinler arası bir yaklaşım aracılığıyla, yaparak yaşayarak öğrenmeye odaklanan bir eğitim sistemi üzerinde yoğunlaşmaktadır; zira bu şekilde, hedefledikleri yetişmiş insan gücüne ulaşacaklarını düşünmektedirler. Yapılan çalışmalar, disiplinler arası bir yaklaşım olan STEM eğitiminin, ülkemiz için çok önemli olduğunu göstermektedir. Bu çalışmanın amacı, ülkemizde fen eğitimi araştırmalarının merkezinde yer alan yaklaşımlardan biri olan STEM eğitimine yönelik örnek ders planı ve öğretim etkinlikleri geliştirmektir. Ders planı ve öğretim etkinliklerinde, STEM'e ait dört disiplin için 5. sınıf öğretim programlarında yer alan kazanımlar kullanılmıştır; ayrıca ders planı ve etkinlikler, kazanımların Yenilenmiş Bloom Taksonomisi'nin [YBT] bilgi boyutu ve bilişsel süreç boyutu basamaklarına göre hazırlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, çalışma dört kısımdan oluşmaktadır. Çalışmanın birinci kısmını, STEM eğitimi; ikinci kısmını, ortaokul öğrencilerine yönelik mühendislik tasarım süreci; üçüncü kısmını, 7E Öğrenme Modeli'nin basamakları ve mühendislik tasarım sürecinin bu basamaklara uyarlanması; dördüncü kısmını, YBT'ye göre kazanımların sınıflandırılması; son kısmını ise, ilk dört kısımdaki bilgiler doğrultusunda geliştirilmiş örnek bir ders planı ve öğretim etkinlikleri oluşturmaktadır. Bu derleme çalışmasının, mühendislik tasarım sürecini içeren 7E Öğrenme Modeli'ne yönelik farklı ders planlarının ve öğretim etkinliklerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.


Content Analysis Of Studies On Prospective Teachers In Stem Fields In Turkey


Elif Kendaloğlu1, Salih Çepni1
1bursa uludağ üniversitesi


Abstract No: 50 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

 In today's world, the need for qualified manpower of societies increases due to rapid development in science and technology. This situation necessitates us to educate individuals who adapt to today's conditions, have the ability to solve problems and produce products by producing original ideas. This requires interdisciplinary cooperation. This approach, called holistic science, has entered our country as STEM in recent years. STEM; Science, technology, engineering and mathematics come together to create an interdisciplinary approach to identify problems and at the same time to create practical and accurate solutions to problems, from pre-school to higher education is an educational approach. With this approach, individuals are expected to transform their feelings of curiosity into products by producing original ideas based on the information they learn (Altunel, 2017). The way to solve the problems encountered in daily life generally includes science, technology, mathematics and engineering skills (National Research Council, 2005; 2011). In this context, as in the rest of the world, STEM activities, which are interdisciplinary approaches in which students are active in our country, are being developed and adapted. Teachers- prospective teachers have great responsibilities in the development and implementation of STEM activities. Young teachers, who will be newly appointed to the system, are believed to be more inclined to use new approaches and technologies in their lessons, especially prospective teachers should be educated in this regard and they should be made aware of their great responsibilities in their advanced lives. In this study, the purpose of the STEM field of prospective teachers and the issues they explored the relevant articles published concept in Turkey to detect what was going on, on a prospective basis in this field is to decide to be worked out which issues. For this purpose, content analysis technique was used among qualitative research methods. The studies published in our country were analyzed by searching the Google academy, Ebsco and Dergipark databases. The articles were examined in terms of the purpose of the study, the study group, the data collection tools and the result of the research. The results vary according to the majority of the study group as science , mathematics, classroom, chemistry and computer  prospective teachers. As data collection tools, scales were used to measure STEM awareness, attitude and orientation and also semi-structured interviews and questionnaires were used. In the studies, it was found that the scales developed for STEM were valid and reliable, and there was a significant difference in favor of prospective teachers who received STEM education. Most of the studies on the engineering-design step of the STEM approach was found to be more abundant. Many themes have emerged from the content analysis of the results and recommendations section of the studies.
 

Türkiye‘de Stem Alanında Öğretmen Adayları Üzerine Yapılan Çalışmaların İçerik Analizi


Elif Kendaloğlu1, Salih Çepni1
1bursa uludağ üniversitesi


Bildiri No: 50 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Günümüz dünyasında bilim ve teknoloji alanında hızlı gelişmeye bağlı olarak toplumların nitelikli insan gücüne olan ihtiyaç artmaktadır. Bu durum günümüz şartlarına uyum sağlayan, problem çözebilme yeteneğine sahip olan ve özgün fikirler üreterek ortaya ürün çıkarabilen bireyler yetiştirmemizi zorunlu kılmaktadır. Bu da disiplinler arası iş birliğinin olmasını zorunlu kılmaktadır. Bütüncül bilim olarak adlandırılan bu yaklaşım son yıllarda ülkemize STEM olarak girmiştir. STEM; bilim/fen, teknoloji, mühendislik ve matematiğin bir araya gelerek oluşturduğu disiplinler arası yaklaşımla bireylerin problemleri tespit edip aynı zamanda problemlere pratik ve isabetli çözümler üretmesini hedefleyen okul öncesinden yüksek eğitime kadar devam eden bir eğitim yaklaşımıdır. Bu yaklaşım ile bireylerin merak duygularını canlandırarak öğrendikleri bilgilere dayalı özgün fikirler üreterek ürüne dönüştürmeleri beklenmektedir (Altunel, 2017). Günlük hayatta karşılaşılan problemlerin çözümünde izlenenecek yol genellikle fen, teknoloji, matematik ve mühendislik becerilerini içermektedir (National Research Council, 2005; 2011). Bu bağlamda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de öğrencilerin aktif olduğu disiplinler arası yaklaşım olan STEM etkinlikleri geliştirilmeye ve uyarlanmaya başlanmıştır. STEM etkinliklerinin geliştirmesinde ve uygulanmasında öğretmenlere-öğretmen adaylarına büyük sorumluluklar düşmektedir. Sisteme yeni atanacak olan genç öğretmenlerin yeni yaklaşımları ve teknolojileri derslerinde kullanmaya daha yatkın olduklarına inanıldığından dolayı özellikle öğretmen adayları bu konuda eğitilmeli ve ileri yaşamlarında alacakları büyük sorumlulukların farkına varılması sağlanmalıdır. Bu çalışmanın amacı Türkiye’de STEM alanında öğretmen adayları ile ilgili yayımlanmış makalelerin araştırdıkları konu ve kavramların neler olduğunu tespit edip, bu alanda ileriye dönük olarak hangi konuların çalışılması gerektiğine karar vermektir. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmada ülkemizde yayımlanan çalışmalar Google akademi, Ebsco ve Dergipark veri tabanları taranarak belirlenen çalışmaların içerik analizleri yapılmıştır. Belirlenen makaleler “araştırmanın amacı, çalışma grubu, veri toplama araçları ve araştırmanın sonucu” bakımından incelenmiştir. Sonuçlar araştırmaların çalışma grubu bakımından çoğunluk sırasına göre fen bilgisi öğretmenliği, matematik öğretmenliği, sınıf öğretmenliği, kimya ve bilgisayar öğretmenliği aday öğretmenleri olarak değişiklik göstermektedir. Araştırmalarda veri toplama aracı olarak genelde STEM farkındalığını, tutumunu, yönelimini ölçmeyi amaçlayan ölçekler, yarı yapılandırılmış mülakatlar ve anketler kullanılmıştır. Çalışmalarda genelde STEM’e yönelik geliştirilen ölçeklerin geçerli ve güvenilir yapısı olduğu, STEM eğitimi alan öğretmen adaylarının lehine anlamlı fark bulunduğunu saptanmıştır. Daha çok STEM yaklaşımının mühendislik-tasarım basamağıyla ilgili çalışmalara rastlanmıştır. Çalışmaların özellikle sonuç ve öneriler bölümünün içerik analizlerinden birçok tema ortaya çıkmıştır.
 


Step By Step To Be An Engineer; A Case Study With Children's Houses


GANİME AYDIN1, MEHPARE SAKA2, JALE ÇAKIROĞLU3, EZGİ İBİŞ ERCİHAN 4, YEŞİM OZANSAK TOPCU4, VİLDAN SARUHAN4, NEFİSE ÖZOK BULUT1, İMRAN YÖRÜKOĞLU ÖZBEY1, DEVRAN KORKMAZ4
1İSTANBUL GEDİK ÜNİVERSİTESİ
2TRAKYA üNİVERSİTESİ
3ODTÜ
4İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 285 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Innovative, entrepreneurial, sustainability, creativity, information society, technology, social media, digitalization are the concepts that stand out in economic competition of the 21st century. Particularly in the dimension of reflection of innovations in the technological field to the economy, especially the far eastern countries became a factor that forced other countries to make some innovations in their education systems. In this context, STEM (Science, Technology, Engineering, and Mathematics) education model, which aims to educate students having the skills of creativity, innovation, problem-solving, critical thinking, technology literate, team work and communication has come forward. It is stated by researchers that the popular occupations of the future will be occupations in the STEM field, which can provide for a country's economic growth, global competition, innovative characteristic and increasing life standards. Therefore the aim of this study is to observe the effects of practices on 60 students from the 4th, 5th, 6th, 7th and 8th grades who are living in children’s houses being disadvantaged group on their STEM attitudes, skills of engineering design processes and their future carrier choices. This study is the part of project supported by The Scientific and Technological Research Council of Turkey (TUBITAK). The study is a quasi-experimental case study using qualitative and quantitative data. The applications took place in the last 4 months of 2018 by instructors from different universities in the fields of science education and engineering. The civil engineering, space, chemistry, software, electrical-electronics, biomedical, textile, agriculture, machinery, and environmental engineering and architecture practices were applied with inquiry based learning and group works through the 8 weekend at the out of school. In the research, STEM attitude ( Aydın, Saka Guzey,2017) and engineering knowledge (Aydın, Saka Guzey, 2018) scales were used as pre-test and post-test and also project evaluation forms and student’s stories were used as data sources.

Mühendi̇s Olmaya Adim Adim; Çocuk Evleri̇ Örneklemi̇


GANİME AYDIN1, MEHPARE SAKA2, JALE ÇAKIROĞLU3, EZGİ İBİŞ ERCİHAN 4, YEŞİM OZANSAK TOPCU4, VİLDAN SARUHAN4, NEFİSE ÖZOK BULUT1, İMRAN YÖRÜKOĞLU ÖZBEY1, DEVRAN KORKMAZ4
1İSTANBUL GEDİK ÜNİVERSİTESİ
2TRAKYA üNİVERSİTESİ
3ODTÜ
4İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 285 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Yenilikçi, girişimci, sürdürülebilirlik, yaratıcılık, bilgi toplumu, teknoloji, sosyal medya, dijitalleşme 21. yüzyılın ülkeler arası ekonomik rekabette öne çıkan kavramlardır. Özellikle teknolojik alandaki yeniliklerin ekonomiye yansıması boyutunda özellikle uzak doğu ülkelerinin öne çıkması ülkelerin eğitim sistemlerinde bir takım yeniliklere gitmesini zorlayan bir faktör olmuştur. Bu bağlamda, öğrencilerin erken yaştan itibaren yaratıcı, yenilikçi, problem çözen, eleştirel düşünen, teknoloji okuryazarı, takım çalışmasına yatkın ve iletişim becerileri gelişmiş olarak yetiştirilmesini amaçlayan STEM (Fen, Teknoloji, Mühendislik, Matematik)  eğitim modeli öne çıkmıştır. Bir ülkenin ekonomik büyümesini, küresel rekabetini, yenilikçi özelliğini ve yaşam standartlarının artmasını sağlayabilecek geleceğin popüler mesleklerinin STEM alanındaki mesleklerin olacağı araştırmacılar tarafından ifade edilmektedir. STEM alanlarındaki mesleklere sahip bireylerinde sosyo– ekonomik düzeyi yüksek yaşam standardına sahip oldukları da dünya çapında bilinen bir gerçektir. Bu nedenle bu araştırmada, dezavantajlı grupta bulunan çocuk evlerinde kalan ilkokul 4 ve ortaokul 5, 6, 7, 8. sınıfa devam 60 öğrenciyle gerçekleşen STEM (Fen, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) pratiklerinin öğrencilerin mühendislik tasarım süreçlerine, STEM tutumlarına ve gelecekteki meslek tercihlerine olan etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, TÜBİTAK tarafından desteklenen “Mühendis Olmaya Adım Adım” projesi kapsamında gerçekleşmiştir.  Uygulamalar okul dışı ortamlarda fen ve mühendislik alanlarında uzman eğitmenler tarafından gerçekleşmiştir.  8 hafta sonunu içeren araştırma sorgulamaya dayalı ve grup çalışması şeklinde gerçekleşen uygulamalarda inşaat, uzay, kimya, yazılım, elektrik-elektronik, biyomedikal, tekstil, ziraat, makine, çevre mühendisliği ve mimarlık etkinlikleri gerçekleştirilmiştir.  Araştırma da veri kaynağı olarak ön test ve son test olarak kullanılan STEM tutum ölçeği ( Aydın, Saka, Guzey, 2017) , mühendislik bilgi ölçeği (Aydın, Saka, Guzey, 2018) ve öğrenci hikâyeleri, proje değerlendirme formları kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçları değerlendirme aşamasındadır.  
 


Preparing Classroom Worksheets For Outcome Oriented Stem Studies


İbrahim Enes Tosun1, Salih Çepni1
1Uludağ Üniversitesi


Abstract No: 452 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Uniting different disciplines under a roof, thanks to multi-disciplinary approach, provides an authentic teaching of 21st century skills including the ability to have various perspectives, analytical thinking and critical thinking. STEM education, which is one of the instruments mentioned above, has just been recently introduced to Turkey’s educational curriculum and aims to create a unique environment where all students can think like an engineer towards any given condition. However, in Turkey, it is a known fact that there are only a limited number of classroom worksheets concerning the “robotics” branch of STEM education. In this study, several classroom worksheets, which are to be applied by the teachers who do not necessarily have the technical information, are developed in parallel with the “Arduino” platform. Furthermore, teacher opinions and suggestions on the functionality of the worksheets are also noted. Under the scope of this study, classroom worksheets are developed, which contain a total of 3 learning outcomes; one from the unit “sound” in 6 th grade and two from the unit “electricity” in 7 th grade. While preparing the worksheets, Demirci and Atasoy’s (2006) model has been used as a backbone. Finally; it is the goal that student motivation and interest towards science will be increased and they will gain different viewpoints which will result in a meaningful learning of the 21 st century skills. In addition, with the help of these classroom worksheets, teachers will have an insight on how to adapt and implement the Arduino platforms which are the basic “electronic” aspect of STEM education into school curriculums.

Kazanim Odakli Stem Etki̇nli̇kleri̇ İçi̇n Çalişma Kâğidi Hazirlama


İbrahim Enes Tosun1, Salih Çepni1
1Uludağ Üniversitesi


Bildiri No: 452 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Multi-disipliner yaklaşımla birlikte farklı alanların bir bütünün içerisine alınması okullarda öğrencilere özellikle farklı bakış açıları kazandırmak, analitik düşünmek, eleştirel düşünme gibi 21.yüzyıl becerilerinin kazandırılması daha olanaklı hale gelmiştir. Bu yaklaşımlardan birisi olan STEM eğitimi ise ülkemiz müfredatına yakın zamanda girmiş olup öğrencilerin bakış açılarını ve bir mühendis gibi durumlara bakması hedeflenmiştir. Ülkemizde STEM eğitiminin robotik uygulamalarına uygun müfredat odaklı çalışma yapraklarının çok sınırlı sayıda olduğu bilenmektedir. Bu çalışmada detaylı teknik bilgiye sahip olmayan öğretmenlerin de sınıflarında kolayca uygulayabilecekleri Arduino destekli çalışma yaprakları geliştirilmiş ve çalışma yapraklarının işlevselliği konusunda öğretmenlerin görüş ve düşünceleri elde edilmiştir. Bu kapsamda 6 sınıftan ses ünitesinden bir ve 7 sınıftan elektrik ünitesinden 2 kazanımı kapsayan çalışma yaprakları geliştirilmiştir. Çalışma yaprakları hazırlanırken Demirci ve Atasoy’un (2006) MEB hedef ve kavramlara yönelik olarak geliştirdikleri model temel alınmıştır. Bu sayede öğrencilerin fen dersine karşı ilgi ve merak düzeylerinin artacağı ve 21.Yüzyıl becerilerini daha anlamlı bir şekilde geliştireceği ve öğrencilere farklı bakış açıları kazandıracağı düşünülmektedir. Ayrıca hazırlanan bu çalışma yaprakları ile STEM eğitimininim elektronik boyutu olan Ardinio paketlerinin müfredatlara nasıl adapte edilebileceği konusunda öğretmenlerimiz teorik-pratik bilgiler ve deneyimler kazanacaktır.
 


The Evaluation Of The Techniques And Strategies Of The Pre-service Teacher Candidates During The Teaching Of Science


Ayşegül Kınık Topalsan1
1İstanbul Aydın Üniversitesi


Abstract No: 36 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of this study is to determine the teaching methods, strategies and techniques which use to realize the determined subject gains by pre-service teacher candidates and the frequency at which the selected methods, strategies and techniques are used in the daily plans designed according to the 5-E model in the process of teaching the 4th Grade Science course. Also reasons to choose methods, techniques and strategies by teacher candidates were tried to be revealed.
The participants of the study consisted of 85 preservice teachers who have taken the Science and Technology Teaching II in the spring term of 2017-2018 academic year. Innovative methods, techniques and strategy training were given to teacher candidates that could be used in the process of teaching in the science education in the fall semester for 14 weeks. After the trainings, the candidates were given lectures in accordance with the gains in science. Their course designs were released in accordance with the selected science subjects for 14 weeks during the spring. Content analysis method was used in the research. The daily plans of the teacher candidates during the lecture were examined and the methods of implementation of the teaching methods, strategies and techniques chosen during the course presentations were evaluated in terms of their suitability. In addition, semi-structured interviews were conducted with 30 teacher candidates who selected randomly. In this way, data diversification has been made. It was determined that prospective teachers used Concept Cartoon at the introduction stage to determine readiness levels, they preferred the laboratory method which was prepared by open-ended experimental reports during the discovery phase, they preferred the teaching strategy through presentation during the explanation phase, they preferred active learning techniques such as “Card Display” and “Heck” in deepening phase and they preferred educational games such as a”What’s wrong?” and the Web 2.0 tool such as Kahoot in the evaluation stage, moving away from traditional measurement and evaluation tools. Six themes have been identified as a result of the qualitative data analysis of the interview results. These are, ”From teacher candidate“,”Required knowledge and experience for the application”, “Compliance with the subject”, “Method and technique” and “Time and applicability”

Sınıf Öğretmenliği Öğretmen Adaylarının Yenilikçi Öğretim Uygulamaları Sonrası Fen Bilimleri Dersi Öğretimi Sırasında Tercih Ettikleri Yöntem Teknik Ve Stratejilerin Değerlendirilmesi


Ayşegül Kınık Topalsan1
1İstanbul Aydın Üniversitesi


Bildiri No: 36 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Bu araştırmada, sınıf öğretmenliği bölümünde okuyan öğretmen adaylarının, 4. sınıf Fen Bilimleri dersi öğrenme öğretme sürecinde, belirlenen konu kazanımlarını gerçekleştirmek için kullandıkları öğretme yöntem, strateji ve tekniklerini; seçilen yöntem, strateji ve tekniklerin 5-E modeline göre tasarlanan günlük planlarının hangi aşamasında hangi sıklıkla kullanıldığını belirlemek amaçlanmaktadır. Ayrıca öğretmen adayları tarafından tasarlanan planlarda seçilen bu yöntem, teknik ve stratejileri tercih etme nedenleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın öğretmen adayı örneklemini 2017-2018 öğretim yılı bahar döneminde İstanbul Aydın Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği programı üçüncü sınıfında öğrenim gören ve Fen ve Teknoloji Öğretimi II dersini alan toplam 85 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Öğretmen adaylarına, güz döneminde 14 hafta boyunca Fen Bilimleri öğretimi sürecinde kullanılabilecek yenilikçi yöntem, teknik ve strateji eğitimi verilmiştir. Adayların aldıkları eğitimler sonrası uygulama yapabilmeleri için bahar döneminde 14 hafta boyunca seçilen Fen Bilimleri konularına uygun olarak ders tasarımları serbest bırakılmış ve Fen Bilimleri kazanımlarına uygun olarak ders anlatımları yapmaları sağlanmıştır. Araştırmada, içerik analizi yöntemi kullanılarak, öğretmen adaylarının ders anlatımı sırasında oluşturdukları günlük planlar incelenmiş ve yaptıkları ders sunumları sırasında, seçilen öğretme yöntem, strateji ve tekniklerinin uygulama biçimleri kendi içinde uygunluk bakımından değerlendirilmiştir. Ayrıca random olarak seçilen 30 öğretmen adayı ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerle veri çeşitlemesi yoluna gidilmiştir. Öğretmen adaylarının giriş aşamasında “Kavram Karikatürü” kullanarak, öğrencilerin hazırbulunuşluk seviyelerini tespit ettiklerini; keşif aşamasında açık uçlu deneysel raporlarla hazırlanmış, “Laboratuvar” yöntemini, açıklama aşamasında “Sunuş yoluyla” öğretim stratejisini, derinleştirme aşmasında “Kart Gösterme” ve ”Köşeleme” gibi aktif öğrenme tekniklerini ve değerlendirme aşamasında geleneksel ölçme ve değerlendirme araçlarından uzaklaşarak, “Nesi var?” gibi eğitsel oyunları ve “Kahoot” gibi Web 2.0 aracını sıklıkla tercih ettikleri görülmüştür. Sınıf öğretmenliği programı öğretmen adaylarının tercih ettikleri öğretme yöntem, teknik ve stratejilerinin nedenleri ile ilgili yapılan görüşme sonuçlarının nitel veri analizi sonucu “Öğretmen adayı kaynaklı”, “Uygulamaya yönelik gerekli bilgi ve tecrübe”, “Anlatılacak konuya uygunluk”, “Yöntem ve tekniğin özelliği” ve “Zaman ve uygulanabilirlik” isimli altı tema tespit edilmiştir.


The Opinions Of Pre-school Teacher Candidates On Science Technology And Community Interactions


Pelin Aksüt1
1Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi


Abstract No: 188 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

With the rapidly changing and evolving knowledge, technology and production methods,the need for thinking, researching,producing,questioning and creative individuals is increasing day by day. Considering this rapid change and development worldwide, the need for individuals who can catch up with the age, closely follow developments, solve problems and have a critical perspective has increased. In line with this need, national and international education teaching objectives are constantly updated and new learning-teaching approaches are being tried. The importance of educating qualified teachers emerges. In this context, the aim of this research is to reveal the thoughts of pre-school teacher candidates on science technology and community interactions.Data were collected from 10 teacher candidates enrolled in Science-Technology and Community Interactions which is an elective course of 4th year students of primary education department of primary education department of a public university.The study group was formed by criterion sampling from purposeful sampling methods.In this report, they evaluated the inventions/discoveries of the relevant scientist in the context of science-technology and society interactions. These reports were analyzed by using descriptive statistical methods as a result of content analysis. A few examples of teacher candidates' reports are".. Marie Curie has been exposed to intense radiation and the cause of death has been caused by radiation-related cancer..,"..Leonardo Da Vinci has recorded the diar drawings in her notebook one by one, and these drawings have survived to the present day, and her drawings and inventions can be used with today's technology.“;”Pasteur carried out studies on the treatment of infectious diseases such as anthrax, chicken cholera and rabies, and his rabies vaccine was groundbreaking for society bon." In the light of what is stated as a general evaluation in the reports, it has been found out that the view that the interaction between science-technology and society is dynamic, cumulative and variable.

Okul Öncesi Eğitimi Öğretmen Adaylarının Bilim Teknoloji Ve Toplum Etkileşimlerine Yönelik Görüşleri


Pelin Aksüt1
1Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi


Bildiri No: 188 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Hızla değişen ve gelişen bilgi, teknoloji ve üretim yöntemleriyle birlikte düşünen, araştıran, üreten, sorgulayan ve yaratıcı bireylere olan ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. Dünya çapındaki bu hızlı değişme ve gelişme göz önüne alındığında özellikle bu alanda çağı yakalayabilen, gelişmeleri yakından takip edebilen, problem çözebilen ve eleştirel bakış açısına sahip bireylere olan ihtiyaç artmıştır. Bu ihtiyaç doğrultusunda ulusal ve uluslararası alanda eğitim öğretim hedefleri sürekli güncellenmekte ve yeni öğrenme-öğretme yaklaşımları denenmektedir. Eğitim öğretim hedeflerinin uygulayıcıları olarak öğretmenleri sacayağının biri olarak düşündüğümüzde nitelikli öğretmenlerin yetişmesinin önemi ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı okul öncesi eğitimi öğretmen adaylarının bilim teknoloji ve toplum etkileşimlerine yönelik düşüncelerini ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesi temel eğitim bölümü okul öncesi eğitimi 4. sınıf öğrencilerinden seçmeli bir ders olan Bilim-Teknoloji ve Toplum Etkileşimleri dersine kayıtlı 10 öğretmen adayından veri toplanmıştır. Çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklemeyle oluşturulmuştur. Araştırmada ölçüt olarak bu seçmeli derse kayıtlanan öğretmen adayları çalışma grubunu luşturmuştur.Veriler dersin içeriğinde her bir öğretmen adayı kendi belirleyeceği bir bilim insanı ile ilişkili bir rapor hazırlamıştır. Bu raporda ilgili bilim insanının icatları/buluşları/keşifleri ile bilim-teknoloji ve toplum etkileşimleri bağlamında değerlendirmişlerdir. Hazırlanan bu raporlar içerik analizi sonucunda betimsel istatistik yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Öğretmen adaylarının raporlarından birkaç örnek vermek gerekirse; “..Marie Curie çok yoğun miktarda radyasyona maruz kalmış ve ölüm sebebi de radyasyona bağlı kanserden olmuştur, bu yüzden ‘bilim için ölen kadın’ unvanı almıştır….”.; “….Leonardo Da Vinci buluşlarına diar çizimleri not defterine tek tek kaydettiği için bu çizimler günümüze kadar ulaşmış ve günümüz teknolojisi ile onun çizimlerinden, buluşlarından yararlanılabilir..”; “…Pasteur şarbon, tavuk kolerası ve kuduz gibi bulaşıcı hastalıkların tedavisine ilişkin çalışmalar yaptı ve yaptığı kuduz aşısı toplum için çığır açtı..” şeklindedir. Ayrıca raporlarda genel değerlendirme olarak belirtilenlerin ışığında öğretmen adaylarının bilim-teknoloji ve toplumun etkileşiminin tek yönlü olmadığı dinamik, birikimli ve değişken olduğu görüşüne sahip olduğu ortaya çıkmıştır.
 


Methodorical Perceptions Of Class Teachers: Life-long Learning, Stem + A And Related Concepts


Gülbin KIYICI1, Gülenaz SELÇUK2, Zafer IŞILDAR3
1Manisa Celal BAyar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü
2Manisa Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü
3Manisa Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü


Abstract No: 317 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

In recent years, metaphors highlighted in educational studies; It is used as a tool for analyzing concepts, identifying perceptions about a real object or phenomenon, connecting it with life, sharing feelings and thoughts (Aykaç ve Çelik, 2014). 
İt is quite important that Different perspectives of Teachers who have a major role in social change are find out through metaphor applications, also referred to as mental maps. The aim of this study is to examine the metaphorical perceptions of the class teachers about the concepts of met Lifelong Learning, STEM, STEM + Art (Art), Music, Entrepreneurship, Technology, Science, Engineer and Mathematics. In the study which is designed according to the phenomenon pattern of qualitative research methods, content analysis was used in the analysis of data. The phenomenology pattern is a research pattern that allows people to interpret their experiences, transfer them to their minds, and make interpretations by creating rich discourses (Yıldırım & Şimşek, 2013).
The study group consisted of 36 classroom teachers working in Manisa province who are participated in the study voluntarily. Data, by Primary Teachers “Lifelong Learning/STEM/STEM+A/Music/Technology/Science/Enginering/Mathmatics is similar to …………. Because……………" separately  were obtained through completing. Research results will be shared in the presentation of congress after data analysis. Considering the Ministry of National Education's 2023 Vision Document, it is believed that the determination of metaphorical perceptions of the concepts under study will benefit Class Teachers who are effective and efficient education-practitioners.

Sinif Öğretmenleri̇ni̇n Metafori̇k Algilari: Yaşam Boyu Öğrenme, Stem+a Ve İlgili Kavramlar


Gülbin KIYICI1, Gülenaz SELÇUK2, Zafer IŞILDAR3
1Manisa Celal BAyar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü
2Manisa Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü
3Manisa Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü


Bildiri No: 317 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Son yıllarda eğitim çalışmalarında ön plana çıkan metaforlar; kavramların analiz edilmesinde, gerçek bir nesneye ya da olguya ilişkin algıların belirlenmesinde, yaşantıyla ilişkilendirilmesinde, duygu ve düşüncelerin paylaşılmasında bir araç olarak kullanılmaktadır (Aykaç ve Çelik, 2014). Toplumsal değişimi sağlamada büyük bir role sahip olan öğretmenlerin farklı bakış açılarını zihinsel harita olarak da ifade edilen metafor uygulamaları aracılığıyla ortaya çıkarmak bu nedenle oldukça önemlidir. 
Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin “Yaşam Boyu Öğrenme, STEM, STEM+ Art (Sanat), Müzik, Girişimilik, Teknoloji, Bilim, Mühendis ve Matematik”kavramlarına ilişkin metaforik algılarını incelemektir. Nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim desenine göre tasarlanan çalışmada, verilerin analizinde içerik analizinden yararlanılmıştır.  Olgu bilim deseni, insanların yaşadıkları deneyimleri nasıl anlamlandırdıklarını, zihinlerine nasıl transfer ettiklerini ve zengin söylemler oluşturarak yorumlamalarda bulunma olanağı veren bir araştırma desenidir (Yıldırım ve Şimşek, 2013). 
Araştırmanın çalışma grubunu Manisa ilinde görev yapan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 36 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler, sınıf öğretmenlerinin   “Yaşam Boyu Öğrenme / STEM / STEM+ Art (Sanat) / Müzik / Girişimilik / Teknoloji / Bilim / Mühendis / Matematik” ......gibidir. Çünkü ......”ifadelerini  ayrı ayrı tamamlamaları yoluyla elde edilmiştir. Araştırma sonuçları veri analizleri tamamlandıktan sonra kongrede sunumda paylaşılacaktır. Çalışma kapsamında ele alınan kavramlara ilişkin metaforik algıların ortaya çıkarılması,  Milli Eğitim Bakanlığının 2023 Vizyon belgesi içeriği doğrultusunda etkili ve verimli bir eğitim-öğretim sürecinin uygulayıcıları olan sınıf öğretmenlerine yarar sağlayacağı düşünülmektedir.
 


Determination Of Infograpic Developed Trends And Levels By Pre-service Science Teachers


Sevcan Candan-Helvacı1, Haydar Şahin Kuzukıran1
1KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 318 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Visuals can assist students in an age in which the establishment of effective communication has become a necessity (Metros, 2008; Haşlaman, 2018). The visualization of knowledge means its adoption into a form that becomes more accessible and useable by students (Eppler & Burkhard, 2004). One of the ways of providing visualization is infographics.Infographics enable the learn of complex information and to be effectively presented information through visualization (Nuhoğlu-Kibar & Akkoyunlu, 2018; Smiciklas, 2012; Yıldırım, 2014). The ability to prepare the infographic can increase the quality of the teachers’ teaching process. The purpose of this study is to determine infographic design skills levels and subject selection trends of preservice teachers.  The study is based on the case study of qualitative study. This study was conducted in 2018-2019 academic year. Study group consists of 20 3rd year students studying in the faculty of education department of science education of a university located in the Western Black Sea Region of Turkey. 12 of the students are female while 8 are male. This study completed in five weeks. In first two weeks participants are given infographics and infographics information. During last three weeks preservice teachers developed infographics with online infographic instrument. Infographic design process,  the reached infographic design levels and  subject selection trends of preservice teachersare evaluated using the rubric, Data analysis is still in progress. The results will be presented in the full text of the study.

 

Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının İnfografik Geliştirme Yönelimlerinin Ve Düzeylerinin Belirlenmesi


Sevcan Candan-Helvacı1, Haydar Şahin Kuzukıran1
1KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 318 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Etkili iletişim kurmanın önemli haline geldiği çağımızda, görsellerin ve bilgiyi görselleştirmenin eğitime katkı sağlayabileceği düşünülmektedir (Metros, 2008; Haşlaman, 2018). Bilginin görselleştirilerek dikkat çeker olması, bilginin anlaşılabilir ve bireylerce kullanılabilirliğini sağlayabilir (Davidson, 2004). Görselleştirmeyi sağlamanın yollarından biri de infografiklerdir. İnfografik, kompleks bir bilginin öğrenilebilmesini ve kazandırılmak istenen bilginin etkili şekilde sunulmasını sağlar  (Nuhoğlu-Kibar & Akkoyunlu, 2018; Smiciklas, 2012; Yıldırım, Yıldırım, Çelik & Aydın, 2014). İnfografikler  bir eğitimcinin verdiği eğitimin kalitesi artırabilir yapıdadır. Bu amaçla çalışmada fen bilgisi öğretmen adaylarının infografik oluşturma düzeyleri ve infografik geliştirmede seçtikleri konu yönelimlerini belirlemek amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması modelinin kullanıldığı araştırmanın katılımcılarını, Batı Karadeniz bölgesinde bir devlet üniversitesinde eğitim gören fen bilgisi öğretmenliği 3.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma 2018-2019 Eğitim Öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada 20 katılımcı ile çalışılmıştır. Katılımcıların 12’si kız, 8’i ise erkektir. Çalışma 5 haftada tamamlanmıştır. Çalışmanın ilk iki haftasında infografikler  ve infografik hazırlama konusunda bilgilendirme yapılmış, devam eden 3 hafta boyunca da öğretmen adayları bir online araç ile infografik hazırlama süreci gerçekleştirmişlerdir. Öğretmen adaylarının infografik hazırlamada konu seçme yönelimleri belirlenmiş ve hazırladıkları infografikler bir puanlama anahtarı ile değerlendirilmiştir. Araştırma verilerinin analizlerine devam edilmekte olup, sonuçlar çalışmanın tam metninde yer alacaktır.
 


The Level Of Understanding The Physical And Chemical Change Concepts Of Science Student Teachers


Müberra YILDIZ1, Ceren YILDIRIM1, Beyza BAKİ1, Sibel ER NAS1
1Trabzon Üniversitesi


Abstract No: 142 - Abstract Presentation Type: Oral Paper


It is known that students experience difficulties in understanding /explaining the basic concepts of science and chemistry. One of the most important reasons for this is that the topic/concepts are abstract. One of these topic/concepts is the subject of physical change and chemical change. The aim of this study is to determine how science student teachers perceive the concepts of physical and chemical change. Survey research design was used in this study. The aim of the survey research study is to determine the current situation. The sample of the study consists of 174 science student teachers. Questionnaire was used for data collection. In the questionnaire, students were given examples of physical and chemical changes they encountered in daily life. Students have been asked to explain what exchange they included and the reason for the given example. As a result of the study, it was seen that most of the science student teachers named the physical or chemical change correctly. However, it was determined that student teachers had difficulties in explaining the reason with the physical or chemical change. In addition, it was found out that student teachers generally defined chemical change as “change in the internal structure of matter” and physical change as “change in the external structure of matter”.
 

Fen Bi̇lgi̇si̇ Öğretmen Adaylarinin Fi̇zi̇ksel Ve Ki̇myasal Deği̇şi̇m Kavramlarini Anlama Düzeyleri̇


Müberra YILDIZ1, Ceren YILDIRIM1, Beyza BAKİ1, Sibel ER NAS1
1Trabzon Üniversitesi


Bildiri No: 142 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

 

Öğrencilerin temel fen ve kimya kavramlarını anlamada/açıklamada sıkıntılar yaşadıkları bilinmektedir. Bunun en önemli nedenlerinden biri de konu/kavramların soyut özellikte olmalarıdır. Bu konu/kavramlardan biri de fiziksel değişim ve kimyasal değişimdir. Bu çalışmanın amacı fen bilgisi öğretmen adaylarının fiziksel ve kimyasal değişim kavramlarını nasıl algıladıklarını belirlemektir. Bu çalışmada alan taraması (survey) yöntemi kullanılmıştır. Alan taraması çalışmaları mevcut durumu tespit etmek için yürütülen bir araştırma türüdür. Çalışmanın örneklemi 174 fen bilgisi öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak anketten yararlanılmıştır. Ankette öğrencilere günlük yaşamda karşılaştıkları fiziksel ve kimyasal değişim örnekleri verilmiştir. Öğrencilerden verilen örneğin hangi değişimi içerdiği ve nedenini açıklamaları istenmiştir. Çalışma sonucunda fen bilgisi öğretmen adaylarının birçoğunun fiziksel veya kimyasal değişimi doğru olarak adlandırdığı görülmüştür. Fakat öğretmen adaylarının verilen örneğin nedenini açıklamada sıkıntı yaşadıkları belirlenmiştir. Bunun yanında öğretmen adaylarının genel olarak kimyasal değişimi “maddenin iç yapısında meydana gelen değişim”, fiziksel değişimi ise “maddenin dış yapısında meydana gelen değişim”  olarak tanımladıkları tespit edilmiştir.
 


Science Teachers 'views On The Development Of Biology Games


Büşra Aydan1, Güldem Dönel Akgül2
1Erzincan Üniveristesi
2ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ


Abstract No: 254 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The game exists in every period of life; entertain, teach, and support the development. The fact that the teachers who give education to the children of the age of play contribute to the development of this field they need in their students is a factor that should reflect the games to the educational environments.

In this study, science teacher candidates were asked to evaluate the processes they encountered during the development process for the biology games they designed. The study group consisted of 35 pre-service teachers studying in the department of Science Education in the spring semester of 2016-2017. Games and science education practice examples were shared with pre-service teachers before the implementation process. Prospective teachers were divided into groups of 4-6. Each group is given biology topics to be created by their designs and applications. Teacher candidates made preliminary research for the given topics. The prospective teachers who completed the literature review have started to design the biology games for the subjects, learning levels and achievements. At the end of the application, prospective teachers were given a semi-structured interview form consisting of 6 questions. The data were evaluated with content analysis method. The answers of the trainee teachers were examined separately by each researcher and the data similar to each other were brought together within the framework of certain concepts and themes.

In the game design process, pre-service teachers were found to have difficulty in determining the rules of the game, creating game steps, determining the appropriate game level, preparing the game questions for the game.
 
 
 

Bi̇yoloji̇ Oyunlarinin Geli̇şti̇ri̇lme Süreci̇ne Ai̇t Fen Bi̇lgi̇si̇ Öğretmen Adaylarinin Görüşleri̇


Büşra Aydan1, Güldem Dönel Akgül2
1Erzincan Üniveristesi
2ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ


Bildiri No: 254 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Oyun yaşamın her döneminde var olan; eğlendiren, öğreten, gelişimi destekleyen unsurlardan biridir. Oyun çağındaki çocuklara eğitim veren öğretmenlerin, öğrencilerinde ihtiyaç duydukları bu alanın gelişimin katkı sağlamaları, eğitim ortamlarına oyunları yansıtmaları gereken bir faktördür. 
Bu çalışmada fen bilgisi öğretmen adaylarının, tasarladıkları biyoloji oyunları için, gelişim sürecinde karşılaştıkları süreçleri değerlendirmeleri istenmiştir. Çalışma grubunu, 2016-2017 yılı bahar döneminde Fen Bilgisi Eğitimi Bölümünde öğrenim gören 35 öğretmen adayı oluşturmuştur. Uygulama sürecine geçilmeden önce oyunlar ve fen eğitimi uygulama örnekleri öğretmen adayları ile paylaşılmıştır. Öğretmen adayları 4-6 kişilik gruplara ayrılmıştır. Her gruba tasarımları ve uygulamaları kendileri tarafından oluşturulacak biyoloji konuları verilmiştir. Belirlenen konu başlıkları; protein sentezi, hücre bölünmeleri, hücre, fotosentez, hücre solunumu şeklindedir. Öğretmen adayları için dört haftalık bir süre verilmiştir. Öğretmen adayları öncelikle verilen konu başlıkları için ön araştırma yapmışlardır. Kaynak taramasını tamamlayan öğretmen adayları konu içeriklerine, öğrenme seviyelerine ve kazanımlara yönelik biyoloji oyunlarını tasarlama aşamasına geçmişlerdir. Uygulama sonunda öğretmen adaylarına 6 sorudan oluşan yarı-yapılandırılmış görüşme formu verilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Öğretmen adaylarının verdiği cevaplar her bir araştırmacı tarafından ayrı ayrı incelenmiş, birbirine benzeyen veriler belli kavram ve temalar çerçevesinde bir araya getirilmiştir.
Öğretmen adaylarının oyun tasarım sürecinde, oyunun kurallarını belirlemede, oyun basamaklarını oluşturmada, öğrenci seviyesine uygun oyun belirlemede, oyun için dönüt soruları hazırlamakta zorlandıkları belirlenmiştir.
 


The Effect Of Innovative Learning Approach In Science Education On The Beliefs Of Pre Service Science Teachers’ Nature Of Science And The Views Of Science And Pseudoscience Distinction


Nagihan İmer Çetin1, Betül Timur1
1ÇOMÜ


Abstract No: 320 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Scientific developments are the basic factor in the change of societies over time. The acceleration of scientific developments in a society is also associated with the scientific literacy of individuals in that society. In the education system, it is aimed to educate students as scientific literate especially with science education. Scientific literacy is expressed as looking events with scientific thinking skills, having an understanding of the nature of science and using scientific knowledge in the face of a problem (Norris ve Philips, 2003). In other words, scientific literacy can be defined as the ability to distinguish between a scientific and a non-scientific (Ayvacı ve Bağ, 2016). Non-scientific claims that the scientific method is not used are called pseudo-science ( Swanson, 2016). Scientific literate individuals are expected to distinguish between science and pseudo-science. In this study, it was examined the effect of science education with innovative learning approach on the beliefs of pre service science teachers’ nature of science and the views of their science and pseudoscience distinction. Pre-service science teachers were trained for one week within the scope of 2237- A Tubitak Project titled as “Science education with innovative learning approach for pre-service science teachers”. The study sample consists of 21 pre-service science teachers who were participated from different universities in Turkey. Participants beliefs towards nature of science were determined by “Nature of Science Beliefs Scale” and their pseudo-scientific beliefs were determined by “ The science – pseudoscience distinction scale” which was adapted to Turkish by Kirman Çetinkaya, Laçin Şimşek and Çalışkan (2013). The results of the study showed that science education with innovative learning approach affected positively pre-service science teachers’views on the nature of science and their views on science pseudo-science distinction.

Yenilikçi Öğrenme Yaklaşımı İle Fen Eğitiminin Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Bilimin Doğası İnanışlarına Ve Bilim Sözde-Bilim Ayrımına İlişkin Görüşlerine Etkisi


Nagihan İmer Çetin1, Betül Timur1
1ÇOMÜ


Bildiri No: 320 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Toplumların zamanla değişimlerindeki temel etken bilimsel gelişmelerdir. Bir toplumdaki bilimsel gelişimlerin ivmesi de o toplumdaki bireylerin bilimsel okuryazarlıkları ile ilişkilidir. Eğitim sisteminde özellikle fen eğitimi ile öğrencilerin bilimsel okuryazar olarak yetiştirilmesi hedeflenmiştir. Bilimsel okuryazarlık olaylara bilimsel düşünme becerisi ile bakmak, bilimin doğası hakkında bir anlayışa sahip olmak, bir problem karşısında bilimsel bilgileri kullanabilmek şeklinde ifade edilmiştir (Norris ve Philips, 2003). Diğer bir deyişle bilimsel okuryazarlık kişilerin bilimsel olanla olmayanı ayırt edebilmesi olarak da tanımlanabilir (Ayvacı ve Bağ, 2016).  Bilimsel yöntemin kullanılmadığı bilimsel olmayan iddialara sözde-bilim denmektedir (Swanson, 2016). Bilimsel okuryazar bireylerin bilim ile sözde-bilimi ayırt etmeleri beklenir. Bu çalışmada da yenilikçi öğrenme yaklaşımı ile fen eğitiminin fen bilgisi öğretmen adaylarının bilimin doğası inanışlarına ve bilim sözde-bilim ayrımına ilişkin görüşlerine etkisi incelenmiştir. Öğretmen adaylarına bir hafta süresince 2237- A Tübitak Projesi kapsamında yenilikçi öğrenme yaklaşımı kapsamında eğitim verilmiştir. Projeye farklı üniversitelerin fen bilgisi öğretmenliği bölümü 2. sınıfından 3. sınıfına geçmiş 21 öğretmen adayı oluşturmuştur. Katılımcıların bilimin doğası inanışları “Bilimin Doğası İnanışları Ölçeği” ile, sözde-bilimsel inanışları ise Kirman Çetinkaya, Laçin Şimşek ve Çalışkan (2013) tarafından Türkçe’ye uyarlanan “ Bilim, Sözde-Bilim Ayrımı Ölçeği” ile tespit edilmiştir. Çalışma sonuçları yenilikçi öğrenme yaklaşımı ile fen eğitiminin fen bilgisi öğretmen adaylarının bilimin doğası inanışlarına ve bilim sözde-bilim ayrımına ilişkin görüşlerine pozitif yönde etkilediğini göstermiştir.
 


The Concept Of Global Warming From The Viewpoint Of Secondary School Students


Süleyman SONKAYA1
1Karedeniz Teknik Üniversitesi


Abstract No: 363 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

ABSTRACT: Global warming is that the earth gets unusually warmer  as a result of the fact that the beams from the sun are confined to the atmosphere, with increase of the intensity in the atmosphere of greenhouse gases. Global warming affects every part of the world differently. While it causes various fires and droughts in a region, it may leads to excessive rain, floods and erosion in another region. Directed to the concept of Global warming that comes to existence in assosciation with environmental problems, determination of the students’ knowledge level will set example for concrete steps to be taken. The purpose of this study carried out in line with these data is to assess the students point of view concerning the concept of Global warming. In this study was used type of cross-sectional study of innovative research method. In the situations where it is not possible to work with the same sample group for long, cross-sectional studies make it possible to carry on works with equivalent groups that the sample will be followed in. 200 students studying in a secondary school constitutes the sample of study. As a data collection tool, the questionnaire consisting of open ended questions was made use of. Frequency and percentage of the answers given to the open ended questionnaire were calculated and given in table. At the end of the study, it was concluded that secondary school students don’t have enough knowledge concerning the concept of Global warming.

Ortaokul Öğrenci̇leri̇ni̇n Bakiş Açisindan Küresel Isinma Kavrami


Süleyman SONKAYA1
1Karedeniz Teknik Üniversitesi


Bildiri No: 363 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Özet: Küresel ısınma; sera gazlarının atmosferdeki yoğunluğunun artmasıyla, güneşten gelen ışınların atmosfere hapsolması sonucu dünyanın olması gerekenden daha fazla ısınmasıdır. Küresel ısınma dünyanın her yerini farklı etkiler. Bir bölgede çeşitli yangınlara ve kuraklıklara sebep olurken, başka bir bölgede aşırı yağmur, sel ve erozyon gibi doğal afetlere neden olabilir. Çevre sorunlarıyla bağlantılı olarak ortaya çıkan küresel ısınma kavramına yönelik öğrencilerin bilgi düzeylerinin belirlenmesi atılacak somut adımlara örnek teşkil edecektir. Bu bilgiler doğrultusunda yapılan çalışmanın amacı; ortaokul öğrencilerinin küresel ısınma kavramına yönelik bakış açılarını değerlendirmektir. Bu araştırmada, gelişimci araştırma yönteminin enlemesine türü kullanılmıştır. Enlemesine araştırmalar aynı örneklem grubu ile uzun süre çalışmanın mümkün olmadığı durumlarda, örneklemin takip edileceği eşdeğer gruplarla çalışmanın yürütülmesine imkân sağlamaktadır. Çalışmanın örneklemini ortaokulda öğrenim gören 200 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak açık uçlu sorulardan oluşan anketten yararlanılmıştır. Açık uçlu ankete verilen cevapların frekans ve yüzdeleri hesaplanarak tablolar şeklinde verilmiştir. Çalışma sonucunda ortaokul öğrencilerinin küresel ısınma kavramına yönelik yeterli bilgiye sahip olmadıkları sonucuna varılmıştır.
 


Exploring The Alignment Of Science Teachers’ Beliefs About Measurement And Evaluation And Their Measurement And Evaluation Practices With The National Science Curriculum


Yavuz Saka1, Feyza Öztürk Çetinkaya1
1Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi


Abstract No: 470 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of existing science education curriculum is to that every student is promote scientific inquiry - through inquiry - based instructional practices. Scientific literacy is included foundational content knowledge, knowledge of nature of science and scientific process skills and ability to use this set of knowledge in daily-life through defining and solving a problem. Science literate individuals, science field knowledge, as well as knowledge of the nature of science and scientific processes, as well as scientific process skills, as well as high-level thinking skills acquired and acquired in the context of science knowledge and skills in the daily life to identify and solve problems in the use of cognitive, affective and individuals with psychomotor skills (Çepni et al., 2012) In order to assess the effectiveness of science teaching and learning, measurement and evaluation process should capture the individual differences and different levels of learning through multiple and alternative measurement practices with effective feedback provided with teachers and students also. In this regard, science education teachers’ measurement and evaluation practices are significant facet to understand if the classroom practices that they use promote the scientific literacy and objectives outlined by the benchmarks. The purpose of this research was to understand science teachers ’ beliefs about assessment as well as their assessment practices and if they are aligned with national science curriculum. Phenomenological research methodology was informed the multiple case studies in this research to understand 3 public school science education teachers’ beliefs about assessment and their assessment practices during 2018-2019 school year. The data were collected through structured and semi - structured interviews, classroom observations and documents related to measurement and evaluation processes of these teachers used in their classroom. The data were analyzed through descriptive data analysis method and the preliminary findings indicated that the participating science teachers mainly held traditional and transitional beliefs about assessment in science teaching. Findings also illustrated that participating science teachers’ assessment practices heavily relied on traditional assessment techniques and inconsistencies were observed between the benchmarks outlined by the national science education benchmarks and the assessment tools that they used. 
 

Fen Bilgisi Öğretmenlerinin Ölçme Ve Değerlendirme Süreçlerine Dair İnançlarının Ve Uygulamalarının Fen Bilimleri Öğretim Programı Açısından Değerlendirilmesi


Yavuz Saka1, Feyza Öztürk Çetinkaya1
1Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi


Bildiri No: 470 - Bildiri Sunum Şekli: Sözlü Bildiri

Mevcut Fen Bilimleri Öğretim Programının amacı her öğrencinin fen okuryazarı bireyler olarak yetiştirilmesi şeklinde ifade edilmiştir. Fen okuryazarı bireyler, fen alan bilgilerinin yanı sıra bilimin doğası ve bilimsel süreçler konunda bilgi sahibi olan, bilimsel süreç becerilerinin yanı sıra üst düzey düşünme becerilerini kazanmış ve fen dersi kapsamında elde ettiği bu bilgi ve becerileri günlük hayatında karşılaşacakları problemlerin belirlenmesi ve çözümünde kullanabilecek bilişsel, duyuşsal ve psikomotor becerilere sahip bireyler olarak ifade edilmektedir (Çepni ve diğ., 2012). Bu kapsamda fen öğretim süreçlerinin fen okuryazarı bireyler yetiştirme ve öğretim programında ifade edilen hedef kazanımların öğrencilere kazandırılması sürecindeki yeterliklerin ortaya konulması önemli bir nokta olarak değerlendirilebilir. Bireyselleştirilmiş, çoklu öğrenme seviyelerine hitap eden, alternatif ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarını kullanan, sonucun yanı sıra süreç değerlendirmesini de önemseyen ve geri bildirim esasına göre uygulanan ölçme ve değerlendirme yöntemleri öğretmenlere öğretim programında ifade edilen bazı önemli unsurlar olarak sunulmaktadır.  Ulusal ve uluslar arası rekabetin yansımasının açıkça hissedildiği günümüz sınıflarında fen bilgisi öğretmenlerinin kullandıkları ölçme ve değerlendirme çalışmalarının programda hedeflenen kazanımların öğrencilere kazandırılması ve fen okuryazarı bireylerin yetiştirilmesi amacına uygunluğunun ortaya konulması önemli bir çalışma alanı olarak değerlendirilebilir. Bu noktada bu çalışmanın amacı fen bilgisi öğretmenlerinin ölçme ve değerlendirme süreçlerine dair inançlarını ve sınıflarında uyguladıkları ölçme ve değerlendirme uygulamalarının neler olduğunu belirleyerek, bu uygulamalarının fen bilgisi öğretim programında ifade edilen kazanım ve amaçlara uygunluğunun ortaya konulmasıdır. Fenomenoloji metodolojisi kullanılarak yürütülen bu çalışma çoklu durum deseni kapsamında, 2018-2019 öğretim yılında bir devlet ortaokulunda görev yapan ve çeşitli demografik özellikleri bakımından farklılık gösteren üç fen bilgisi öğretmeni ile yürütülmüştür. Yapılandırılmış ve yarı yapılandırılmış görüşmelerin yanı sıra, gözlem ve öğretmenlerin dersleri esnasında kullandıkları materyallerin doküman olarak incelenmesi ile toplanan veriler, betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir.  Verilerin analizi ile elde edilen bulgulara göre, katılımcı öğretmenlerin ölçme ve değerlendirmeye dair inançlarının geleneksel ve geçiş düzeyinde olduğu, kullandıkları yöntemlerin ise geleneksel ölçme değerlendirme süreçlerini temsil edecek araçları kapsadığı bu yönü ile fen bilimleri öğretim programında ifade edilen kazanımları ve fen okuryazarlığı geliştirme süreçlerini sınırlı düzeyde değerlendirebilecekleri anlaşılmıştır.
 


Exploring 6th Grade Students’ Scientific Epistemological Beliefs Regarding Achievement Level


YURDAGÜL BOĞAR1
1Hakkari Universitesi


Abstract No: 26 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The purpose of the study was to detect scientific epistemological beliefs of 6th grade students with different achievement levels. The present study has been carried out with basic qualitative research method. The participants of this study consisted of 15 6th grade students who were in a public school in the city center of Ankara. In determining the participants of the study, purposive sampling method, which is a non-random sampling method, has been used. One of the purposive sampling methods is the “criterion sampling” method which was employed in choosing the participants for this study. In this context, some criteria were taken into consideration for selecting the participants in the present study. The first of these criteria was the grade level. It was considered that it would be beneficial to work with 6th grade students in this study and they were included in the scope of the research. The second criterion was to choose the 6th grade students from the students of the same school and same class. The third and last of the criteria were the achievement level of the students. The semi-structured interviews constituted the data collection tools of the study. In the study, the semi-structured interview protocol developed by the researcher were used in the collection of data. When preparing the interview questions, the survey questions related to scientific epistemological beliefs, which were originally developed by Conley and colleagues (2004) and translated to Turkish by Kurt (2009) were employed. By the researcher, 16 open-ended questions in total were prepared. After the interview questions were prepared, expert opinion was taken to determine if there was something that could not be understood about the questions or if the questions were clear enough. Thematic analysis method was used to analyze the data. Findings related to students’ scientific epistemological beliefs; it shows us two themes as nature of knowledge and the nature of knowing, and four categories as certainty of knowledge, development of knowledge, source of knowledge, and justification for knowing appeared. 
 


Exploring The Perception Of Students About Student-centered Learning Approach In Uum


Abderrahim Benlahcene1, Sana Anwar Lashari1, Tahira Anwar Lashari2
1UUM
2OUL


Abstract No: 55 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study investigated students’ perception towards language courses using a student-centered learning approach at University Utara Malaysia (UUM). Student’s perception was measured through a model termed as environmental, cognitive, affective, and metacognitive mediation (ECAM) which is a common teaching and learning technique used in a classroom activity. To assess the implementation of environmental, cognitive, affective, and metacognitive mediation (ECAM) the present study utilized qualitative research approach using observation technique, Data was analyzed using Thematic Analysis on the observations of students’ activities which were recorded in two language courses. The findings of the study indicated that the students were strongly piloted the techniques of environmental, cognitive, affective, and metacognitive mediation (ECAM) model. However, the cognitive mediation learning technique was extensively used by the students.The findings of the study indicated that the students were strongly piloted the techniques of ECAM model. However, the cognitive mediation learning technique was extensively used by the students.


Requirements In The Implementation Of A Cmmi-based Maturity Model For Philippine Higher Education


Cecilia Mercado 1, Randy Domantay1
1Saint Louis University


Abstract No: 220 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

One of the well-known tools for process improvement is the adoption of maturity models.  In the Philippines, the use of Maturity Models to improve the different processes involved in the conduct of higher education is still in its infancy stage. Several maturity models currently exist that can be used to assess and evaluate different aspects of an organization’s processes.  Some of these maturity models can also be used to evaluate higher education administration and learning.  A Capability Maturity Model Implementation (CMMI)-Based ICT Adoption Maturity Model for Philippine Higher Education Institutions, a specialized maturity model solely for making an assessment of ICT adoption was recently developed in order to assess the process of ICT adoption among higher education institutions in the Philippines. This model contained some of the important process areas as defined in the CMMI documentation. CMMI is a process level improvement training and appraisal program developed at Carneggie Mellon University. However, the implementation of this maturity model will still have to be realized. This paper will present several technological requirements and environmental requirements for the maturity model to be effectively implemented. 
 


Analyzing A Newly Developed Science Curriculum: What Kind Of Environmentally Literate Citizen


Dilek ÖZALP1, Mehmet C. AYAR1
1İstanbul Aydın Üniversitesi


Abstract No: 291 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

This study aimed to analyse a newly developed science curriculum through environmental literacy and environmental citizenship. Data collection sources were curriculum goals and objectives, 5th grade science textbook, and class observations. Findings indicated that the curriculum had some objectives associated with functional, cultural, and critical environmental literacy. Within the context of environmental citizenship, there were less objectives related to personally responsible and justice-oriented citizenship. Our content analysis revealed that functional environmental literacy existed more in the human-environment unit compared to cultural and critical environmental literacy. In addition, justice-oriented environmental citizenship appeared more in the same unit compared to personally responsible and participatory citizenship. We concluded that the official curriculum has the potential to cultivate environmental literacy citizens, but operational curriculum did lack such perspectives. Our suggestion is to move beyond conventional teaching in environmental contexts in way that changes teachers’ beliefs toward environmental education and values human-environment relations in a society.
 


Learning Resources Centers Specialist: A Paradigm For Pre Service Preparation


Ali Sharaf Al Musawi1
1Sultan Qaboos University


Abstract No: 367 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

The Paradigm for Pre Service Preparation of LRC specialist should include the development of the following skills:

A. Use/maintain of computers and the Internet
B. Deliver training and learning support,
C. Conduct educational research and write reports
D. Teach learning and information skills
E. Maintain an appropriate student/teacher relationship with professional behavior, condentiality, and professional ethics.
F. Work with teachers on curriculum design to provide the best in available materials.
G. Enhance their skill and expertise in conventional and e-library associated services and operations
H. Provide leadership and guidance to the students and faculty on how these technologies work

The Pre-service Preparation needs, thus, to follow:

A. The International Society for Technology in Education-ISTE developed technology standards and indicators for specialists (coaches) to inform prospects for the required skills of digital society.
B. TPACK model constituents of content knowledge (CK), pedagogical knowledge (PK), and the technological knowledge (TK)


The Role Of Business Intelligence Systems In Risk Management


shadi habis abualoush1
1INU


Abstract No: 455 - Abstract Presentation Type: Oral Paper

Information technology contributes to the development and success of organizations, which drives these organizations to develop a clear vision of benefiting from the development of the world of ICTs, because of the technology of accuracy in performance, and the speed of the completion of tasks, so the employment of business technology properly serves The objectives of the organization in development and survival, The use of business intelligence and information technology as a means of supporting administrative science is a means of communication within the organization and the surrounding environment. The organization needs to develop an appropriate information technology structure for its activities, whether marketing, financing or human resources activities.
The importance of this research is to show the role of the business intelligence system for risk management, where the system is trying to take advantage of the latest technology and technological developments in the process of risk management, the data warehouse in which the collection and storage of huge amounts of data can be used in the process of analysis and exit knowledge and information through Ensuring timely access to these data, utilizing competitive intelligence technology, as well as advanced analytical tools that have become an important part of the data analysis process, and the most intelligent tools are data mining that tries to analyze the Data to arrive at a new knowledge or prediction of future risk